BlogGeçmiş
Blog
Avatar
YazarAhsen Karakaş16 Mayıs 2026 11:32

ArtıKüme2025: Kültürel Bellek Karaköy Palas’ta "Mümkün"

fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline

İstanbul’un son yıllarda dönüşen sanat rotaları içinde Karaköy, yalnızca galerilerin yoğunlaştığı bir bölge değil; aynı zamanda farklı üretim biçimlerinin birbirine temas ettiği bir alan haline geldi. Karaköy Palas’ta gerçekleşen ArtıKÜME 2025 seçkisi de bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Çağdaş ve geleneksel sanat pratiklerini aynı çatı altında buluşturan sergi, yalnızca eserleri bir araya getirmeyi değil; kültürel belleğin güncel sanat diliyle nasıl yeniden kurulabileceğini tartışmaya açıyor. Yirmi beş sanatçı ve öğrencinin üretimlerinden oluşan seçki, disiplinlerarası bir yapı kurarken aynı zamanda ortak bir hafıza hissi yaratıyor. Resimden yerleştirmeye, tekstilden kolaja kadar farklı üretim biçimleri sergi boyunca birbirine temas ediyor.

Bir Eser Görseli (Fotoğraf: Ahsen Karakaş)

Karaköy Palas: Hafızası Olan Bir Mekân

Serginin en dikkat çekici taraflarından biri yalnızca eserler değil, aynı zamanda mekanın ta' kendisi. Uzun yıllar farklı işlevlerle kullanılan Karaköy Palas’ın yeniden kültür-sanat alanına kazandırılması, serginin temel yaklaşımıyla örtüştüğü söylenebilir. Yüksek tavanlar, eski kapılar, ahşap detaylar ve yapının tarih hissi; sergideki birçok eser ile doğal bir ilişki içerisindeymiş hissini ziyaretçilere yaşatıyor. Özellikle yerleştirme çalışmalarında bu mimari yapı yalnızca bir fon olarak değil, üretimin aktif bir parçası gibi de kullanılmış. Bu durum sergiyi steril bir galeri deneyiminden çıkarıp daha yaşayan bir atmosfer haline dönüştürmüş. Sanat ile bütünleşen bir semt haline gelen Karaköy'ün merkezinde yer alan bu tarihi mimari, serginin temel objesi haline konumlanmış vaziyette. Toplu taşıma ve özel araçlar ile mekana erişmek oldukça kolay. Konumu itibariyle sergi sonrası Pera ve Asmalımescit sokaklarında nostajiye uzanan bir gezintiye çıkmak da "mümkün".

Disiplinlerarası Üretim: Ortak Bir Dil Arayışı

ArtıKÜME 2025’in temel omurgası “üç eksen, tek seçki” yaklaşımı üzerine kurulmuş. Sanat destekleri, disiplinlerarası üretim ve kültürel miras başlıkları serginin genel akışında hissediliyor. Bazı işlerde geleneksel figüratif anlatım öne çıkarken, bazı üretimlerde çağdaş kolaj estetiği ve parçalı yüzeyler dikkat çekiyor. Özellikle Barış Manço referansları taşıyan kolaj çalışmalarında popüler kültür, müzik tarihi ve kolektif hafıza aynı yüzey üzerinde bir araya geliyor. Katmanlı yapı, serginin genelinde hissedilen “birikmiş izler” fikrini güçlendiriyor. Bunun yanında tekstil tabanlı işler ve el üretimini merkeze alan yüzeyler, geleneksel zanaat pratiğinin çağdaş sanat içinde nasıl yeniden konumlandığını gözler önüne seriyor.

Bir Eser Görseli (Fotoğraf: Ahsen Karakaş)

Bir Eser Görseli (Fotoğraf: Ahsen Karakaş)

Kültürel Mirasın Güncel Yorumu

Sergideki birçok üretim doğrudan geçmişe bakıyor; ancak bunu nostaljik bir tavırla yapmıyor. Daha çok kültürel belleğin bugünkü karşılığını sorgulayan bir yaklaşım hissediliyor. Özellikle Anadolu insanını merkeze alan figüratif resimler bu anlamda dikkat çekici. Geleneksel kıyafetler, gündelik yaşam sahneleri ve kırsal hafızayı taşıyan kompozisyonlar; romantize edilmeden, oldukça doğrudan bir anlatımla ziyaretçilere sunulmuş. Fırça darbelerindeki sertlik ve yüz ifadelerindeki yorgunluk hissi, bu işlerin yalnızca estetik değil aynı zamanda sosyolojik bir katman taşıdığını da ziyaretçilere yansıtıyor. Bazı portrelerde ise bireysel hikayeler üzerinden daha sessiz ama yoğun bir anlatım kuruluyor. Özellikle iç mekân kompozisyonlarında yalnızlık, üretim ve gündelik yaşam ilişkisi ön plana çıkıyor. Bu sergi, Karaköy Palas'ın her odasında farklı bir serüvene çıkmayı "mümkün" kılıyor.

“Kayıp”: Dağınık Verinin İçindeki Hafıza

Serginin en güçlü bölümlerinden biri “Kayıp” isimli yerleştirme çalışmasıydı. Kitaplar, mikrofonlar, plaklar, çerçeveler ve farklı nesnelerin üst üste yığıldığı bu iş; ilk bakışta kontrollü bir kaos hissi yaratıyor. Yerleştirmenin yanında bulunan metin ise işi daha farklı bir yere taşıyor: kültür-sanat üretiminin sürekli çoğalan ama aynı zamanda kaybolan yapısına nacizane dikkat çekiyor. Biriken verinin görünür olmasına rağmen ilişkilerin silikleşmesi fikri, günümüz kültürel üretim biçimlerine dair güçlü bir yorum sunuyor. Özellikle analog nesnelerin kullanımı burada nostaljik bir dekor olarak değil, hafızanın fiziksel izleri olarak değerlendirilmiş. Bu da işi yalnızca görsel değil düşünsel olarak da etkili hale getiriyor.

Bir Eser Görseli (Fotoğraf: Ahsen Karakaş)

Malzeme Kullanımı ve Yüzey Arayışları

Sergi boyunca farklı malzeme kullanımlarının öne çıktığı görülüyor. Kumaş, seramik, kağıt, kolaj, ahşap ve heykelsi yüzeyler arasında belirgin bir geçiş var. Parçalanmış beden formlarını kullanan bazı heykel çalışmaları insan psikolojisi ve kimlik meselesine farklı bir perspektiften yaklaşırken; seramik işleri daha kırılgan ve sessiz bir anlatım kuruyor. Puzzle formu üzerinde konumlandırılan çocuk figürü ise eksiklik, tamamlanamama ve aidiyet hissi üzerine oldukça sade ama etkili bir metafor oluşturduğu değerlendirilebilir. Bu çeşitlilik serginin dağılmasına neden olmuyor; aksine ortak tema sayesinde işler arasında görünmez bir bağ kurduğunu hissetmek "mümkün".

Bir Eser Görseli (Fotoğraf: Ahsen Karakaş)

ODAK 2025 ve Arşiv Mantığı

Sergiyle paralel ilerleyen ODAK 2025 projesi de etkinliğin önemli parçalarından biri. Türkiye genelindeki kültür-sanat etkinliklerini sistematik biçimde kayıt altına alma fikri, serginin hafıza ve veri temasını destekliyor. Bu yaklaşım yalnızca sanat üretimini sergilemekle kalmıyor; aynı zamanda belgelemek, sınıflandırmak ve kültürel bir arşiv oluşturmak gibi daha uzun vadeli bir düşünce öneriyor. Bugünün hızla tüketilen sanat ortamında bu tür kayıt pratikleri giderek daha da hayati bir değer kazanıyor. Dijitalleşen dünyada kadim geleneğimizin motifleri, geçmişte kalmayıp somut eserler ile tekrar vücut bularak kültürel belleğimizi zengişletiriyor.

ArtıKÜME 2025 Üzerine Genel Bir İzlenim

ArtıKÜME 2025, tek bir estetik anlayışa yaslanmayan; farklı üretim biçimlerini ortak bir düşünce etrafında buluşturmaya çalışan bir sergi. Serginin en güçlü tarafı da tam olarak burada ortaya çıkıyor. Bazı işler teknik olarak daha güçlü, bazıları ise fikir düzeyinde daha etkileyici olsa da genel seçki kendi içinde tutarlı bir atmosfer kurmayı başarıyor. Özellikle kültürel miras, kolektif hafıza ve çağdaş üretim arasındaki ilişkiyi erişilebilir bir dille tartışması sergiyi daha geniş bir izleyici kitlesi için de ilgi çekici hale getiriyor. Karaköy Palas’ın tarihsel dokusu içinde dolaşırken hissedilen şey yalnızca bir sergi gezmek değil; geçmişten bugüne taşınan izlerin farklı sanat dilleriyle yeniden görünür hale gelişine tanıklık etmek oluyor. 17 Haziran 2026 tarihine kadar açık olan bu sergi, sanatseverleri Karaköy Palas'ta buluşturmayı "mümkün" kılıyor.

Barış Manço Referansları Taşıyan Kolaj Çalışmaları (Fotoğraf: Ahsen Karakaş)

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Blog İşlemleri

İçindekiler

  • Karaköy Palas: Hafızası Olan Bir Mekân

  • Disiplinlerarası Üretim: Ortak Bir Dil Arayışı

  • Kültürel Mirasın Güncel Yorumu

  • “Kayıp”: Dağınık Verinin İçindeki Hafıza

  • Malzeme Kullanımı ve Yüzey Arayışları

  • ODAK 2025 ve Arşiv Mantığı

  • ArtıKÜME 2025 Üzerine Genel Bir İzlenim

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor