
Çete Ayşe, asıl adıyla Emire Ayşe Aliye, 1894 yılında Aydın'ın İmamköy köyünde doğdu. Babası adı Mustafa idi. 1910 yılında Kayacık Köyü’nden Mustafa adında bir kişiyle evlendi. Bu evlilikten iki kız çocuğu dünyaya geldi. Eşi, 1915 yılında Çanakkale Cephesi’nde şehit düştü. Eşinin vefatıyla, babası ve çocuklarıyla birlikte köy yaşamına devam etti; keçi, inek, tavuk ve bir devesiyle tarım ve hayvancılık işleriyle uğraştı.
Çete Ayşe Türküsü (Arda Kaynak-Youtube)
15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edildiği haberi Aydın’a ulaştığında, bölge halkı gibi İmamköylüler de büyük tedirginlik yaşadı. Köy halkı, Menderes Nehri’ni geçerek İtalyan işgali altındaki güvenli bölgelere gitmeye çalıştı. Ayşe, arkadaşı Asiye ve Asiye’nin kız kardeşiyle birlikte nehri geçmeye teşebbüs etti ancak Asiye’nin kız kardeşi boğularak hayatını kaybetti, Asiye de onu kurtarmaya çalışırken boğuldu. Bu olayın ardından Ayşe köyüne geri döndü.
Vatan savunmasına katılmaya karar veren Ayşe, şehit eşinden kalan küpelerini satarak bir asker kaçağından mavzer tüfek ve fişek satın aldı. Mühimmatın görünmemesi için buğday torbasına boşalttı; tüfek mekanizmasını çıplak koynuna saklayarak evine getirdi ve bacada sakladı. Komşusundan tüfek kullanmayı öğrendi.
Yunanlıların köye girmesi üzerine, çocuklarını komşularına emanet etti ve dağa çıkarak direnişe geçti. İmamköy’ün Yunanlılardan temizlenmesi sonrası Salavatlı’dan Halil İbrahim Efe ve Sancaktarın Ali Efe’nin grubuna katıldı. Cesareti ve nişancılıktaki başarısıyla tanınan Ayşe, efeler tarafından on kızan ile birlikte komutan olarak görevlendirildi ve “Çete Ayşe” olarak anılmaya başladı. Bu özelliğiyle Kuva-yı Milliye tarihinde efe elbisesi giyen ve “Efe” ünvanını alan ilk kadın oldu.
Çiftlikli Kübra ve Ayşe Çavuş ile birlikte Kepez sırtlarında düşmanla çarpıştı. Ardından Aydın’a girerek şehrin Yunan işgalinden kurtarılmasına katkı sağladı. Bu sırada bir mahzende mahsur kalan 30-40 kişilik bir Türk ailesini kurtardı. Aile üyelerinden biri, kendilerini kurtaranın bir kadın olduğunu görünce şaşkınlık ve sevinç içinde hayatını kaybetti.
3 Temmuz 1919’da Yunanlılar Aydın’ı tekrar işgal etti. Bunun üzerine Menderes’i geçerek Dalama’daki Yörük Ali Efe grubuna katıldı. Köşk (Umurlu) Cephesi’nde görev aldı. Üçyol Savaşı’nda (Köşk Cephesi’nin kuzeyi) parmağından yaralandı. Sıtma hastalığına yakalanınca cephe gerisi görevine alındı ancak efelerin koruması ve saygısı sürmeye devam etti.
Çete Ayşe cesareti, atıcılık yeteneği, inisiyatif alabilme gücü ve liderlik vasıflarıyla tanındı. Zeybekler arasında “yaman” ve “iyi nişancı” olarak ün yaptı.
Millî Mücadele’deki üstün hizmetleri nedeniyle, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın teklifiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.
1933 yılında Aydın İstasyon Meydanı’nda düzenlenen törende madalyası bizzat Atatürk tarafından göğsüne takıldı. Bu anı, “O günlerden iki hatıram kaldı: Biri kadınlığımla yaptığım savaş, öteki de rahmetli Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyasıdır.” sözleriyle dile getirdi.【1】 Bu söz mezar taşında da yer almaktadır.

Çete Ayşe'nin Kabri (Kuşadası Anadolu Lisesi)
Çete Ayşe, özellikle Aydın ve çevresinde, hem kadınların Millî Mücadele’deki rolünü hem de kadınların liderlik kapasitesini simgeleyen öncü bir isim olarak anılmaktadır. Onun hayatı, halk kahramanlığına ulaşan bir direniş öyküsüdür. 2012 yılında yönetmen Ercüment Çavluer tarafından çekilen “Çete Ayşe” filmi, bu kahramanlık hikâyesini sinemaya taşımıştır.
[1]
Turan Akkoyun, “Medya Ürünü Bağlamında Puslu Yolculuk Belgeseli,” Journal of Humanities and Tourism Research 13, no. 1 (2023): 24.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Çete Ayşe " maddesi için tartışma başlatın
İzmir’in İşgali ve Silahlanma Kararı
Kuvâ-yi Milliye’ye Katılışı
Cephelerdeki Mücadeleleri
Kepez Sırtları ve Aydın’ın Kurtuluşu
Aydın’ın İkinci İşgali ve Köşk Cephesi
Kişilik Özellikleri
İstiklal Madalyası ve Sonraki Yıllar
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.