
ORCID ID
0000-0002-7596-8951
Emanname, Arapça emn/güven kökünden gelen “eman” kavramına dayanmaktadır ve İslâm ülkesine girmek veya Müslümanlara teslim olmak isteyen gayrimüslimlere can ve mal güvencesi sağlayan bir taahhüdü ifade etmektedir. Kökeni İslam öncesi Arap geleneklerine ve Kâbe’nin güvenli bölge ilan edilmesine dayanmaktadır. Hz. Peygamber’in Mekke fethi sırasındaki uygulaması ilk yazılı örnektir. Emannameler, İslam fetihleri döneminde yaygınlaşmıştır (Bozkurt, 1995: 76). Hz. Ömer’in Kudüs Emannamesi, bunun tipik örneklerindendir.Kudüs (fetihten önceki adıyla İlyâ), İslam ordularının Suriye fetihleri esnasında savaşmadan ele geçirdiği bir şehirdir. Ebû Ubeyde b. Cerrâh’ın komutanlığındaki ordu önce şehri kuşatmış sonra da Antakya bölgesine yönelip orayı fethederek geri dönmüştür. Şehrin etrafının yeniden sarılmasının üzerinden iki ya da üç gün geçince surların içindeki halk kendilerine güvence verilmesi şartıyla teslim olmuştur (el-Belâzûrî, 140). Bu arada Hristiyan yöneticilerin şehri terk ettikleri, Kudüs’te en üst yetkinin Patrik Sophronius’ta olduğu bilinmektedir (Yiğitoğlu, 2017: 138). Sophronius, şehrin anahtarını bizzat Halife Ömer’e teslim edeceğini söyleyince Hz. Ömer önce Şam bölgesinin ordugâhı olarak bilinen Câbiye’ye, oradan İlyâ’ya gelmiştir (el-Belâzûrî, 140). Burada dikkat çeken husus halifenin Kudüs’ün önemine binaen kendisini bekleyen halkın ve patriğin talebini yerine getirmesi, şehrin anahtarını bizzat teslim almasıdır. Şehir teslim alındıktan sonra namaz vakti girince Hz. Ömer namaz kılmak istemiş ve Hristiyanlar kendisine Kıyâme Kilisesi’nde namaz kılmasını teklif etmiştir. Ancak Hz. Ömer, Müslümanların kendisinin burada namaz kıldığını gerekçe göstererek kiliseyi mescide çevirebileceğini söylemiş ve teklifi reddetmiştir (Aydınlı, 2020: 624). Böylece Müslümanların gayrimüslimlere karşı hoşgörüsünün bir örneğini ortaya koymuştur.Emanname, Hz. Ömer tarafından şehir halkına verilen bir güvenlik belgesidir. Bu belgeyle şehirde yaşayanların can ve mal emniyetlerinin yanı sıra hangi dine mensup olursa olsunlar cizye ödemek karşılığında diledikleri gibi ibadet edebileceklerinin garantisi verilmiştir. Onlardan beklenen sorumluluklar oldukça sınırlıdır. Bizans askerlerini ve hırsızları barındırmaları yasaklanmıştır. Şehri terk edip başka yerlerde yaşamak isteyenler gidecekleri yere güven içinde gidebileceklerdir. Hasat elde edinceye kadar onlardan bir şey istenmeyecektir (et-Taberi, 1967: 3/609). Cizye ödedikleri sürece kendilerine verilen bu haklar geri alınmayacaktır. Belgede geçen “Bu Allah’ın, Resulünün, halifelerin ve müminlerin ahdidir” ifadesi de bunun garantisidir.Emanname yazılırken sahabîlerden Muaviye b. Ebi Süfyan, Abdurrahman b. Avf, Amr b. el-As, Halid b. Velid şahitlik etmişlerdir. Tek taraflı bu şahitlik, belgenin bir anlaşma değil eman olduğunun delilidir. Metnin yazılış tarihinin ise hicri 15 (et-Taberi, 1967: 3/609) ya da 16 (İbnü’l-Esîr, 2/329) yılları olduğu düşünülmektedir.Bazı kaynaklarda Emanname’nin Yahudilerin Kudüs’te yaşamasına yasak getirdiği bilgisi yer almaktadır. Oysa Hz. Ömer, çevre bölgelerde yaşayan Yahudilere karşı böyle bir yaptırım uygulamamıştır. Onun Kudüs’te Hristiyanların bu talebiyle karşılaşmış olması mümkündür. Ancak buna itibar etmediği, Yahudilere yılda bir kez tanınan ibadet hakkını sınırsız hâle çevirmesinden anlaşılmaktadır (Aydınlı, 2020: 621). Halifenin önce izin verip sonra bunu iptal ettiğini düşünmek doğru değildir. Zaten Yahudi kaynaklarında bile Hz. Ömer’in Yahudilerin Kudüs’e yerleşmesine izin verdiği yazmaktadır (Mert, 2019: 206).Emanname’nin kim tarafından kaleme alındığı hakkında farklı görüşler vardır. Kaynaklarda Hz. Ömer’in bizzat yazdığını söyleyenlerin yanı sıra Übey b. Ka’b, Muaviye b. Ebi Süfyan gibi sahabîlerin katipliğinden söz edilmektedir. Yazarının kim olduğundan daha önemlisi Kudüs’te huzursuzluğun olduğu her zaman, İslam’ın ve Müslümanların şehri Medinetü’s-Selam/Selamet yurdu adına layık hâle dönüştürme çabalarının ilk adımının Hz. Ömer’in emannamesiyle atılmış olmasıdır.Okuma ÖnerileriErul, Bünyamin (2023). Kudüs ve Aksa. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
Emanname, Arapça emn/güven kökünden gelen “eman” kavramına dayanmaktadır ve İslâm ülkesine girmek veya Müslümanlara teslim olmak isteyen gayrimüslimlere can ve mal güvencesi sağlayan bir taahhüdü ifade etmektedir. Kökeni İslam öncesi Arap geleneklerine ve Kâbe’nin güvenli bölge ilan edilmesine dayanmaktadır. Hz. Peygamber’in Mekke fethi sırasındaki uygulaması ilk yazılı örnektir. Emannameler, İslam fetihleri döneminde yaygınlaşmıştır (Bozkurt, 1995: 76). Hz. Ömer’in Kudüs Emannamesi, bunun tipik örneklerindendir.
Kudüs (fetihten önceki adıyla İlyâ), İslam ordularının Suriye fetihleri esnasında savaşmadan ele geçirdiği bir şehirdir. Ebû Ubeyde b. Cerrâh’ın komutanlığındaki ordu önce şehri kuşatmış sonra da Antakya bölgesine yönelip orayı fethederek geri dönmüştür. Şehrin etrafının yeniden sarılmasının üzerinden iki ya da üç gün geçince surların içindeki halk kendilerine güvence verilmesi şartıyla teslim olmuştur (el-Belâzûrî, 140). Bu arada Hristiyan yöneticilerin şehri terk ettikleri, Kudüs’te en üst yetkinin Patrik Sophronius’ta olduğu bilinmektedir (Yiğitoğlu, 2017: 138). Sophronius, şehrin anahtarını bizzat Halife Ömer’e teslim edeceğini söyleyince Hz. Ömer önce Şam bölgesinin ordugâhı olarak bilinen Câbiye’ye, oradan İlyâ’ya gelmiştir (el-Belâzûrî, 140). Burada dikkat çeken husus halifenin Kudüs’ün önemine binaen kendisini bekleyen halkın ve patriğin talebini yerine getirmesi, şehrin anahtarını bizzat teslim almasıdır. Şehir teslim alındıktan sonra namaz vakti girince Hz. Ömer namaz kılmak istemiş ve Hristiyanlar kendisine Kıyâme Kilisesi’nde namaz kılmasını teklif etmiştir. Ancak Hz. Ömer, Müslümanların kendisinin burada namaz kıldığını gerekçe göstererek kiliseyi mescide çevirebileceğini söylemiş ve teklifi reddetmiştir (Aydınlı, 2020: 624). Böylece Müslümanların gayrimüslimlere karşı hoşgörüsünün bir örneğini ortaya koymuştur.
Emanname, Hz. Ömer tarafından şehir halkına verilen bir güvenlik belgesidir. Bu belgeyle şehirde yaşayanların can ve mal emniyetlerinin yanı sıra hangi dine mensup olursa olsunlar cizye ödemek karşılığında diledikleri gibi ibadet edebileceklerinin garantisi verilmiştir. Onlardan beklenen sorumluluklar oldukça sınırlıdır. Bizans askerlerini ve hırsızları barındırmaları yasaklanmıştır. Şehri terk edip başka yerlerde yaşamak isteyenler gidecekleri yere güven içinde gidebileceklerdir. Hasat elde edinceye kadar onlardan bir şey istenmeyecektir (et-Taberi, 1967: 3/609). Cizye ödedikleri sürece kendilerine verilen bu haklar geri alınmayacaktır. Belgede geçen “Bu Allah’ın, Resulünün, halifelerin ve müminlerin ahdidir” ifadesi de bunun garantisidir.
Emanname yazılırken sahabîlerden Muaviye b. Ebi Süfyan, Abdurrahman b. Avf, Amr b. el-As, Halid b. Velid şahitlik etmişlerdir. Tek taraflı bu şahitlik, belgenin bir anlaşma değil eman olduğunun delilidir. Metnin yazılış tarihinin ise hicri 15 (et-Taberi, 1967: 3/609) ya da 16 (İbnü’l-Esîr, 2/329) yılları olduğu düşünülmektedir.
Bazı kaynaklarda Emanname’nin Yahudilerin Kudüs’te yaşamasına yasak getirdiği bilgisi yer almaktadır. Oysa Hz. Ömer, çevre bölgelerde yaşayan Yahudilere karşı böyle bir yaptırım uygulamamıştır. Onun Kudüs’te Hristiyanların bu talebiyle karşılaşmış olması mümkündür. Ancak buna itibar etmediği, Yahudilere yılda bir kez tanınan ibadet hakkını sınırsız hâle çevirmesinden anlaşılmaktadır (Aydınlı, 2020: 621). Halifenin önce izin verip sonra bunu iptal ettiğini düşünmek doğru değildir. Zaten Yahudi kaynaklarında bile Hz. Ömer’in Yahudilerin Kudüs’e yerleşmesine izin verdiği yazmaktadır (Mert, 2019: 206).
Emanname’nin kim tarafından kaleme alındığı hakkında farklı görüşler vardır. Kaynaklarda Hz. Ömer’in bizzat yazdığını söyleyenlerin yanı sıra Übey b. Ka’b, Muaviye b. Ebi Süfyan gibi sahabîlerin katipliğinden söz edilmektedir. Yazarının kim olduğundan daha önemlisi Kudüs’te huzursuzluğun olduğu her zaman, İslam’ın ve Müslümanların şehri Medinetü’s-Selam/Selamet yurdu adına layık hâle dönüştürme çabalarının ilk adımının Hz. Ömer’in emannamesiyle atılmış olmasıdır.
Erul, Bünyamin (2023). Kudüs ve Aksa. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
Aydınlı, Osman (2020). “Kudüs’ün Fethi ve Hz. Ömer Emânnamesi”. Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 7 (1), 608-630. Bozkurt, Nebi (1995). “Eman”, DİA, 11, 75-77. İstanbul: TDV Yayınları. el- Belâzûrî, Ahmet b. Yahya (1988). Fütûhu’l-Büldân. Beyrut: Mektebetü’l-Hilal. İbnü’l-Esir, İzzettin (1997). el-Kâmil fi’t-Tarih. Beyrut: Darü’l-Kütübi’l-Arabi. Mert, Rabia (2019). “Bir Arada Yaşama Bağlamında Hz. Ömer Döneminde Kudüs”. Milel ve Nihal, 16 (1), 199-215. et-Taberi, Ebû Cafer Muhammed b. Cerir (1967). Tarihu’t-Taberî. Mısır: Darul Maarif. Yiğitoğlu, Mustafa (2017). “Hz. Ömer’in Kudüs’ü Fethinden Sonra İzlediği Tapınak Dağı Politikası”. Türkiye İlahiyat Araştırmaları Dergisi, 1 (2), 135-142.
| apa | Çelem, S. (2026). Emanname. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 481-482) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Çelem, Sema. “Emanname”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 481-482. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Emanname" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri