+2 Daha
Konum | Mavikent Mahallesi Kumluca Antalya Türkiye | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Bölge | Likya | ||||||||
Kuruluş | Erken Tunç Çağı II | ||||||||
Antik Bölge | Güneydoğu Likya | ||||||||
Gagai (bir Klasik Dönem sikkesinde Gaχe/Gaxe olarak geçer), Likya’nın güneydoğusunda, Antalya'nın Kumluca ilçesine bağlı Mavikent yerleşimi yakınlarında bulunan antik kenttir. Kalıntılar, yörede Asartepe ve Aktaş Harabeleri adlarıyla bilinen sahaya yayılmıştır. Yerleşim; kıyının gerisindeki yükseltiyi, bu yükseltinin yamaçlarını ve batı-kuzeybatı yönündeki düz araziyi kapsar. Akropolisin konumu, deniz ulaşımının yanı sıra iç kesimlere yönelen kara yollarının da izlenmesine elverişlidir. Bu yerleşimin adı Pseudo-Skylaks adlı antik kaynakta "Palaion, Teikhos" veya "Eski Kale" adıyla geçmektedir.【1】
Gagai adının nasıl ortaya çıktığını açıklayan birden fazla görüş vardır. Orta Çağ’da derlenen Etymologicum Magnum’da aktarılan ilk anlatıya göre Rodoslular, Likyalılardan yerleşebilecekleri toprakları isterken Dor lehçesinde “ga ga” diye seslenmiş ve kent bu sözle adlandırılmıştır. Diğer anlatıda ise Rodoslu komutan Nemios’un gemisi fırtınaya yakalanmış; gemidekiler kıyıyı gördüklerinde yine “ga ga” diye bağırmış ve kurtuldukları yerde kurulan yerleşime Gagai adı verilmiştir. Bu rivayetler, kentin gerçek kuruluş sürecini belgeleyen tarihsel kayıtlar değil, adın kökenini açıklamak amacıyla oluşturulmuş anlatılardır.【2】
Carruba ve Vismara tarafından geliştirilen başka bir yaklaşım, M.Ö. 430–420 yıllarına tarihlenen bir sikke üzerindeki Gaχe/Gaxe yazımına dayanır. Bu görüşe göre kent adı Dorca ga sözcüğünden değil, eski Anadolu dillerindeki hahha biçiminden türemiş olabilir.【3】 Bununla birlikte sözcüğün anlamı ve adın geçirdiği dilsel dönüşüm kesinleşmiş değildir.
Gagai’de şimdiye kadar belirlenen en eski insan faaliyeti, 2007 yılı yüzey araştırmasında fay hattı içindeki bir mağarada bulunan iki kulplu seramik kapla temsil edilmektedir. Elle biçimlendirilmiş olan kap, Erken Tunç Çağı II’ye tarihlendirilmiştir. Büyük bir kaya parçasının altında korunmuş biçimde bulunması, parçanın başka bir yerden taşınmadığını ve mağaradaki erken kullanımla bağlantılı olduğunu düşündürmektedir. Bu buluntu, Gagai sahasında yaşamın Rodosluların bölgeye gelişiyle başlamadığını göstermektedir. Ancak Erken Tunç Çağı’ndaki yerleşimin bir köy, kıyı topluluğu, geçici barınak veya daha örgütlü bir merkez olup olmadığı bilinmemektedir. Kentte kazı yapılmadığından bu erken evreye ait mimari düzen, nüfus ve geçim biçimi hakkında kesin bir değerlendirme yapılamaz.【4】
Antik edebî gelenek, Gagai’yi Rodoslularla ilişkilendirse de ilk kapsamlı yüzey araştırmalarında Rodos kolonizasyon dönemine doğrudan bağlanabilecek açık bir mimari tabaka belirlenmemiştir. Buna karşılık kentin yaklaşık 3,5 kilometre kuzeydoğusundaki Andızlıtaş Tepesi’nde bulunan Dor lehçeli mezar yazıtları, yörede Rodos kültür çevresiyle bağlantılı bir topluluğun bulunduğunu ortaya koymaktadır.【5】 M.Ö. 4. yüzyılın sonları ile M.Ö. 3. yüzyıla tarihlenen bu yazıtlar, Rodos etkisinin tarihsel bir karşılığı olduğunu gösterse de Gagai’nin doğrudan Rodoslular tarafından kurulduğunu tek başına kanıtlamaz.【6】
Kent adının bilinen en erken yazılı örneği, M.Ö. 430–420 arasına tarihlenen sikkede görülür. Gagai’de Klasik Dönem’e ait mimari buluntular sınırlıdır. Bununla birlikte sikke verileri, kentin bir süre Limyra’nın siyasal veya ekonomik etki alanı içinde bulunmuş olabileceğini düşündürmektedir.【7】
Geç Klasik veya Erken Helenistik Dönem’de akropolisin yüksek kesimine geniş çevreyi gözetleyebilen bir kule yapılmıştır. Bu yapı, denizden Gelidonya Burnu’na, karadan ise Rhodiapolis ve Finike yönüne uzanan alanın denetlenmesini sağlamıştır. Kentin Melanippe-Karaöz ve Finike limanlarıyla bağlantısı, Gagai’nin yalnızca kıyı yerleşimi değil, deniz ve kara ulaşımını birlikte izleyen bir merkez olduğunu göstermektedir. Gagai ayrıca Patara Yol Anıtı’nda kaydedilen Limyra–Korydalla–Gagai–Korykos güzergâhı üzerinde bulunuyordu.【8】
Roma Dönemi’nde kent, tepe üzerindeki savunmalı çekirdeğin dışına taşarak batı ve kuzeybatıdaki düzlüklere doğru büyümüştür. Hamam, su kemeri ve anıtsal çeşme gibi yapılar bu kesimde toplanmıştır. M.S. 43 tarihli bir adak yazıtında Gagai konsüllerinin anılması, kentte Roma yönetimi altında yerel kurumların işlediğini göstermektedir.【9】
Rhodiapolisli hayırsever Opramoas’ın Gagai’de yapılacak hamam için bağış yaptığı bilinmektedir. Bu bağışın ardından hamamın M.S. 2. yüzyılın ortalarında inşa edildiği değerlendirilmektedir. Kentte ayrıca Asklepios kültüyle ilişkili Asklepeia adlı bir şenlik düzenlenmiş; bu etkinlik kapsamında güreş ve boks karşılaşmaları yapılmıştır.【10】
Gagai kalıntıları dört temel kesimde incelenmektedir:
Kente doğudan yaklaşan antik yol, alt akropolis yakınında kollara ayrılmaktadır. Kollardan biri alt akropolise, diğeri ise nekropolis vadisi üzerinden üst akropolis kapısına ulaşır. Nekropolis güzergâhında taş bloklarla güçlendirilmiş yol kesimleri ve yaklaşık 11,82 × 1,80 metre ölçülerinde bir köprü kalıntısı belirlenmiştir.【11】
Üst akropolis, tepenin doğal biçimine göre düzenlenmiş, yaklaşık dikdörtgen bir alan oluşturur. Kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan bölümün en büyük uzunluğu yaklaşık 120 metredir. Doğudaki genişlik 56, batıdaki genişlik ise 34 metre dolayındadır. Akropolisi çevreleyen sur hattı 400 metreyi aşmakta ve bazı noktalarda yaklaşık 6 metre yüksekliğe ulaşmaktadır. Duvarların inşa tekniği, görülebilen büyük bölümün Erken Bizans Dönemi’nde yapıldığını göstermektedir. Ana giriş kuzeydoğu tarafındadır. Akropolisin en yüksek noktası ise kuzeybatıda bulunur. Buradaki iki odalı kule yaklaşık 8,10 × 18 metre ölçülerindedir ve Geç Klasik-Erken Helenistik Dönem’e tarihlendirilmektedir. Ana kulenin doğusunda daha küçük ikinci bir kule kalıntısı bulunmaktadır.【12】
Eski kulelerin arasına M.S. 5. yüzyılda bazilikal planlı bir kilise yapılmıştır. Yaklaşık 20 metre uzunluğundaki yapıda ana nef, yan nefler, apsis ve ana kayaya işlenmiş basamaklı bir din adamları oturma bölümü bulunmaktadır. Akropolisin içinde kilisenin yanı sıra konut, depo ve sarnıç olarak kullanıldığı düşünülen çeşitli mekânlar yer alır. Bazı bölümlerin zaman içinde farklı işlevler kazanmış olması mümkündür.【13】
Alt akropolis, kıyıdan yükselen ilk tepenin üzerinde kurulmuştur. Buradaki surlar, doğal kaya kütleleriyle birlikte kapalı bir savunma alanı oluşturur. Sur duvarlarının önemli bir bölümü M.S. 6–7. yüzyıllara, yuvarlak kule ise M.S. 10–12. yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Bu nedenle alt akropolisteki bütün savunma kalıntılarının aynı inşa evresine ait olduğu söylenemez.【14】
Kaya yüzeylerindeki hatıl yuvaları, drenaj kanalları ve döşeme izleri, bu alanda bir veya iki katlı karma yapıların bulunduğuna işaret eder. Bu yapıların alt bölümleri kayaya oyulmuştur. İki tepe arasındaki fay hattı boyunca uzanan mağaralarda depolama kaplarına, günlük kullanım seramiklerine, pithos parçalarına, basamaklara ve ahşap taşıyıcılara ait yuvalara rastlanmıştır. Galerilerdeki düşük sıcaklık ve depolama kapları, mağaraların bir bölümünün doğal soğuk depo olarak değerlendirilmiş olabileceğini düşündürmektedir. Ancak bu kullanımın bütün mağaralar için geçerli olduğu veya kesintisiz biçimde sürdüğü söylenemez. Bazı mağaraların daha erken dönemlerde barınma amacıyla kullanılmış olması da mümkündür.【15】
Akropolisin batı ve kuzeybatısındaki düz alan, Roma Dönemi’nde kentin kamusal merkezi hâline gelmiştir. Günümüzde bahçeler ve seralar arasında kalan bu bölgede hamam, su kemeri, muhtemel nymphaeum, olası tiyatro ve agora alanı belirlenmiştir. Tarımsal faaliyetler, taşların başka yapılarda kullanılması ve kaçak kazılar nedeniyle kalıntıların önemli bölümü zarar görmüştür.【16】
Hamam, üç ana mekândan oluşan küçük ölçekli bir yapıdır. Soyunma-soğukluk bölümü, ılıklık ve sıcaklık mekânları ayırt edilebilmektedir. Yapının bir bölümünde mozaik döşeme, hypocaust sistemi, ısıtma dikmeleri ve fırın açıklığı korunmuştur. Opramoas’ın bağışıyla ilişkilendirilen hamamın M.S. 145–150 dolaylarında tamamlanmış olması muhtemeldir.【17】
Hamamın doğusunda bulunan yarım daire planlı kalıntı, su kemeriyle doğrudan bağlantısı nedeniyle nymphaeum olarak yorumlanmıştır. Hamamın güneyindeki doğal çukur ise küçük bir tiyatronun oturma bölümüne uygun bir biçime sahiptir. Ancak tiyatroya ait yapı taşlarının büyük ölçüde sökülmüş olması nedeniyle planı kesin olarak oluşturulamamıştır. Hamam ile muhtemel tiyatro arasındaki düzlüğün agora olarak kullanıldığı düşünülmektedir.【18】
Kentin su kemerinin yaklaşık 250 metrelik bölümü izlenebilmektedir. Yirmi üç taşıyıcı ayağı korunmuş, bunlar arasındaki kemer açıklıkları ise yıkılmıştır. Kullanılan yapı tekniğinin hamamla benzer olması, iki yapının aynı imar faaliyetinin parçaları olabileceğini göstermektedir.【19】
Gagai nekropolisi, üst akropolisin kuzeyindeki yamaçlar ile antik yolun çevresine yayılmıştır. Alanda kayaya oyulmuş mezarlar, yeraltı oda mezarları, tonozlu yapı mezarları, arcosoliumlar, bir lahit ve ana kayaya açılmış khamosorion örnekleri tespit edilmiştir. Nekropolis güzergâhında on yeraltı oda mezarı, yaklaşık 50 metrelik kaya sırası üzerinde ise on üç kaya mezarı kayda geçirilmiştir. Gerçek mezar sayısının yüzey araştırmasında görülebilen örneklerden daha fazla olduğu düşünülmektedir.【20】
Kaya mezarlarının cephelerinde, Likya mezar geleneğinde görülen ahşap yapı taklidi bezemeler bulunmamaktadır. Bu nedenle mezarlar ağırlıklı olarak Roma Dönemi kaya mezarı geleneği içinde değerlendirilmektedir. Kent çevresinde ele geçirilen silindirik mezar sunakları ise M.S. 1–3. yüzyıllar arasına tarihlenmektedir. Yazıtlar, mezar sahipleri, aile bağları ve Gagai ile çevre kentler arasındaki nüfus hareketleri hakkında bilgiler sağlamaktadır.【21】
Andızlıtaş Tepesi’ndeki mezarlar, ana kent nekropolisinden daha farklı bir tarihsel bağlama sahiptir. Burada bulunan üç mezar epigramında Timodamos, muhtemelen Hagesagathos ve Philodora adları geçmektedir. Dor lehçesi ve şiir ölçüsü kullanılan yazıtlar, M.Ö. 4. yüzyıl sonları ile M.Ö. 3. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Metinlerde bir rahibin anılması ve edebî bir dil kullanılması,【22】bölgede yalnızca geçici bir yerleşimci grubun değil, toplumsal ve dinsel kurumları gelişmiş bir topluluğun bulunduğuna işaret etmektedir.【23】
Gagai’nin bilinen en eski sikkesi M.Ö. 430–420 yıllarına aittir. Ön yüzde miğferli Athena başı, arka yüzde ise ahtapot ve Gaχe/Gaxe yazısı yer alır.
Likya Birliği döneminde basılan gümüş sikkelerin ön yüzünde Apollon başı; arka yüzünde kithara, ΛΥΚΙΩΝ ibaresi ve Gagai’yi gösteren ΓΑ kısaltması bulunmaktadır. Bronz örneklerde Apollon Patroos tasviri görülür. Roma İmparatorluk Dönemi’nde Caracalla, III. Gordianus ve Tranquillina portrelerini taşıyan sikkeler basılmıştır. Bunların arka yüzlerinde Artemis, Nemesis, griffon ve tapınak tasvirleri yer alır.【24】
Yüzey araştırmasında alt akropoliste bulunan ve M.S. 2. yüzyıla tarihlendirilen opal kameoda Athena Parthenos betimlenmiştir. Araştırmacılar, sikke ve kameo tasvirlerinden hareketle kentte Apollon, Athena, Artemis ve Nemesis’le ilişkili inançların varlığını değerlendirmiştir. Kült yapılarıyla bağlantılı olabilecek bazı mimari kalıntılar görülmekle birlikte, nymphaeum dışında kesin olarak tanımlanabilen bir tapınak belirlenmemiştir.【25】
Antik metinlerde Gagai yakınlarında Gages adlı bir akarsudan ve bu akarsuyun denize ulaştığı çevrede çıkarıldığı söylenen gagates taşından söz edilmektedir. Taş; siyah, hafif, tabakalı, kırılgan ve parlatılabilir özellikleriyle tarif edilir. 【26】Antik Çağ’da süs eşyası üretiminde kullanılmış; ayrıca çeşitli hastalıkların tedavisi, kehanet uygulamaları ve zararlı hayvanlardan korunma gibi işlevlere sahip olduğuna inanılmıştır. Modern araştırmalarda bunun oltu, jet veya karakehribar taşı olduğu belirtilir.【27】
Gagates taşının Gagai yakınlarında gerçekten çıkarıldığı henüz arkeolojik veya jeolojik bulgularla kanıtlanmamıştır. Hekim Galenos, taşı ve ona adını verdiği söylenen nehri bulabilmek için Likya kıyılarını dolaştığını, ancak söz konusu akarsuya rastlamadığını aktarmıştır.【28】 Modern araştırmacılar Gages’in Alakır Çayı veya Gagai’nin doğusundaki Gavur Çayı ile olabileceğini düşünmüştür. Buna karşın Gagai’de yapılan yüzey araştırmalarında ne gagates yatağına ne de taşı kesin olarak temsil eden bir örneğe rastlanmıştır. Gagates taşının Gagai çevresindeki yatağı henüz belirlenemediğinden, taşın kentin siyasal veya ekonomik tarihinde oynadığı role ilişkin görüşler kesinlik taşımamaktadır.【29】
Onur, Fatih. "Gagates: θαυμάσιος λίθος Antikçağ’da Meşhur bir Taşın Kullanım Alanları ve Yataklarının Yeriyle İlgili Bir Değerlendirme." ADALYA 14. (2011): 103-118. Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2026. https://www.academia.edu/49012689/Gagates_%CE%B8%CE%B1%CF%85%CE%BC%CE%AC%CF%83%CE%B9%CE%BF%CF%82_%CE%BB%CE%AF%CE%B8%CE%BF%CF%82_Antik%C3%A7a%C4%9Fda_Me%C5%9Fhur_bir_Ta%C5%9F%C4%B1n_Kullan%C4%B1m_Alanlar%C4%B1_ve_Yataklar%C4%B1n%C4%B1n_Yeriyle_%C4%B0lgili_Bir_De%C4%9Ferlendirme
Onur, Fatih. "Rhodian Funerary Epigrams at Gagai (Lycia)." Greek, Roman, and Byzantine Studies 65 (2025): 1-14. Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2026. https://www.academia.edu/127239047/Rhodian_Funerary_Epigrams_at_Gagai_Lycia_
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Likya Yolu. "Pafta 20: Mavikent - Gagai." T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim Tarihi: 11 Ekim 2025. https://likyayolu.ktb.gov.tr/TR-236441/pafta-20-mavikent---gagai.html
Çevik, Nevzat ve Süleyman Bulut. "The Rediscovery of GAGAE / ‘GAXE’ in the South-East Corner of Lycia. New Finds from the Total Surface Surveys." ADALYA 11 (2008): 63-98. Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2026. https://www.researchgate.net/publication/298951968_The_rediscovery_of_GAGAE'GAXE'_in_the_south-east_corner_of_Lycia_New_finds_from_the_total_surface_surveys
[1]
N. Çevik ve S. Bulut, "The Rediscovery of GAGAE / ‘GAXE’ in the South-East Corner of Lycia. New Finds from the Total Surface Survey," ADALYA 11 (2008): s. 19, Erişim Tarihi: 11 Ekim 2025. s. 19. https://www.researchgate.net/publication/298951968_The_rediscovery_of_GAGAE'GAXE'_in_the_south-east_corner_of_Lycia_New_finds_from_the_total_surface_surveys
[2]
Fatih Onur, "Rhodian Funerary Epigrams at Gagai (Lycia)," Greek, Roman, and Byzantine Studies 65 (2025): s. 10, Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2026. https://www.academia.edu/127239047/Rhodian_Funerary_Epigrams_at_Gagai_Lycia_
[3]
Onur, a.e., s. 13.
[4]
Çevik ve Bulut, s. 20.
[5]
Onur, a.e., s. 1.
[6]
Onur, a.e., s. 7-9.
[7]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 20.
[8]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 4.
[9]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 15.
[10]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 8.
[11]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 5.
[12]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 5.
[13]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 6.
[14]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 6.
[15]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 7.
[16]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 10.
[17]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 11.
[18]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 10-11.
[19]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 11.
[20]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 12.
[21]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 14.
[22]
Onur, a.e., s. 4.
[23]
Onur, a.e., s. 14.
[24]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 16.
[25]
Çevik ve Bulut, a.e., s. 17.
[26]
Fatih Onur, "Gagates: θαυμάσιος λίθος Antikçağ’da Meşhur bir Taşın Kullanım Alanları ve Yataklarının Yeriyle İlgili Bir Değerlendirme," ADALYA 14, (2011): s. 104, Erişim Tarihi: 5 Ağustos 2026. https://www.academia.edu/49012689/Gagates_%CE%B8%CE%B1%CF%85%CE%BC%CE%AC%CF%83%CE%B9%CE%BF%CF%82_%CE%BB%CE%AF%CE%B8%CE%BF%CF%82_Antik%C3%A7a%C4%9Fda_Me%C5%9Fhur_bir_Ta%C5%9F%C4%B1n_Kullan%C4%B1m_Alanlar%C4%B1_ve_Yataklar%C4%B1n%C4%B1n_Yeriyle_%C4%B0lgili_Bir_De%C4%9Ferlendirme
[27]
Onur, a.e., s. 105-106.
[28]
Onur, a.e., s. 107.
[29]
Onur, a.e., 108-109.

Konum | Mavikent Mahallesi Kumluca Antalya Türkiye | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Bölge | Likya | ||||||||
Kuruluş | Erken Tunç Çağı II | ||||||||
Antik Bölge | Güneydoğu Likya | ||||||||
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Gagai Antik Kenti" maddesi için tartışma başlatın
Etimoloji
Tarihi
Erken Dönem
Klasik, Helenistik ve Roma Dönemleri
Kent Yapısı ve Mimari Unsurlar
Üst Akropolis
Alt Akropolis ve Mağara Sistemi
Roma Dönemi Kamusal Merkezi
Nekropolis
Sikkeler ve Buluntular
Gagates Taşı ve Gages Nehri
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.