bir kuşum; kurşun ve kafeslerden azat,
dünya esaretinden göğün hürriyete sığınmış.
bir kalemim; dağların dahi yüklenemediği acıların şahidi,
zamanın ödünç verdiği en tatlı meyvesi çalınmış çocukların tanığı.
bir ezgiyim, yürekten süzülüp gönüllere dolanan,
teslim olmuşa aynayım, buyrulduğu üzere.
hakikatte bir karıncayım,
çelimsiz bedenimde koca bir damla.
ateşi görüyorum; yol uzun, üzerimde çağın ağırlığı.
çabuk yorulmaya meyyalim yine de durmaya hakkım yok; belki su boğar, ateş yakar,
yolda olmamak acısından iyidir.
ne haddime bunca iltifat!
bir avuntu işte...
madem çağın yolcusuyum, menzile giden bu sızı, şifa durağına varmış olsun.