Han Yeraltı Şehri, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesi’nde, Eskişehir iline bağlı Han ilçesi sınırları içerisinde yer alan, doğal kayalık zemin oyularak oluşturulmuş antik bir yeraltı yerleşimidir. Yerleşim, Anadolu’nun batı–doğu ve kuzey–güney yönlü ulaşım güzergâhları üzerinde stratejik bir konumda bulunmaktadır. Arkeolojik bulgular ve tarihsel veriler, Han Yeraltı Şehri’nin Roma ve Bizans dönemlerinden itibaren kullanıldığını, Osmanlı döneminde ise bölgenin menzil niteliği kazanmasıyla işlevini sürdürdüğünü göstermektedir. Yeraltına doğru genişleyen çok katmanlı yapısı, savunma ve barınma amaçlı planlandığını ortaya koymaktadır.【1】
Han Yeraltı Şehri, ana kaya oyularak oluşturulmuş galeriler, odalar, geçitler ve koridorlardan meydana gelen karmaşık bir mimari düzene sahiptir. Yerleşimin yaklaşık 1,5 km²’lik bir alana yayıldığı belirtilmektedir. Giriş, ana kaya üzerine açılmış dikdörtgen planlı bir açıklık aracılığıyla sağlanmaktadır. Yapı, birbirine bağlanan çok katlı mekânlardan oluşmakta olup dar koridorlar ve kontrollü geçişlerle savunma amaçlı bir mimari anlayış sergilemektedir.
Yeraltı sisteminin en alt seviyesinde, kuzey yönünden gelen temiz bir su kanalına bağlantı bulunduğu tespit edilmiştir. Mekânlar arasında gömü odaları önemli bir yer tutmaktadır. Bu odaların duvar ve tavan yüzeylerinde rozet, baklava dilimi, fiyonk, yaprak ve fırıldak motiflerinden oluşan bezemeler yer almaktadır. Ayrıca yerleşim alanı içerisinde, erzak depolamaya yönelik tahıl ambarlarına ait izler tespit edilmiş olup, bu birimler yeraltı şehrinin kuşatma veya tehlike durumlarında kendi kendine yetebilen bir sığınak olarak tasarlandığını düşündürmektedir.
Han Yeraltı Şehri’nin mekânsal kurgusu, birbirine koridorlarla bağlanan çok katlı alanlardan oluşmaktadır. Yeraltı sistemi, dar geçitler ve kontrollü bağlantılar aracılığıyla planlanmış olup, bu düzenleme savunma ve gizlenme amaçlı bir kullanım anlayışını yansıtmaktadır. Yapının alt seviyelerinde, kuzey yönünden gelen temiz bir su kanalına bağlantı bulunduğu tespit edilmiştir. Bu unsur, yerleşimin uzun süreli kullanım için planlandığını ve su ihtiyacının yeraltı sistemi aracılığıyla karşılandığını göstermektedir.
Yerleşim içerisindeki mekânlar arasında gömü odaları önemli bir yer tutmaktadır. Bu odaların duvar ve tavan yüzeylerinde rozet, baklava dilimi, fiyonk, yaprak ve fırıldak motiflerinden oluşan süslemeler yer almaktadır.
Han Yeraltı Şehri içerisinde, yaşam alanlarının yanı sıra erzak depolamaya yönelik olarak kullanıldığı değerlendirilen çok sayıda birim tespit edilmiştir. Bu birimler arasında özellikle tahıl ambarlarına ait izler dikkat çekmektedir. Depolama alanlarının yerleşim sistemi içerisinde düzenli bir şekilde konumlandırıldığı ve yeraltı şehrinin genel mimari kurgusuyla bütünlük oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Bu yapıların varlığı, Han Yeraltı Şehri’nin olası tehlike veya kuşatma durumlarında uzun süreli barınmaya elverişli bir sığınak olarak tasarlandığını göstermektedir. Depolama birimleri, yerleşimin kendi kendine yetebilen bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyan önemli mimari unsurlar arasında yer almaktadır.
Han Yeraltı Şehri ve çevresinde tespit edilen yerleşim izleri, yüzey buluntuları ve nekropol alanına ait arkeolojik veriler, bölgenin Roma ve Bizans dönemlerinde yoğun olarak kullanıldığını göstermektedir.
Bölgenin Anadolu’daki batı–doğu ve kuzey–güney doğrultulu ulaşım güzergâhları üzerinde yer alması, tarih boyunca askeri ve ticari hareketlilik açısından önem taşımasını sağlamıştır. Bu stratejik konum, Han Yeraltı Şehri’nin farklı dönemlerde kullanılmaya devam etmesinde belirleyici bir etken olmuştur.
Han Yeraltı Şehri’nin çevresinde, özellikle ilçenin güney kesiminde yer alan kayalık yamaçlarda bir nekropol alanı tespit edilmiştir. Bu alanda tekli mezarlar ile oda tipi mezarlardan oluşan 100’ün üzerinde gömü yapısı belirlenmiştir. Arkeolojik bulgular, söz konusu mezarların MS 1. yüzyıldan MS 6. yüzyıla kadar uzanan bir zaman diliminde aktif olarak kullanıldığını göstermektedir.
Nekropol alanı, Han Yeraltı Şehri ve çevresindeki yerleşimin sürekliliğini ve nüfus yapısını ortaya koyması açısından önemli veriler sunmaktadır. Mezar tipleri ve dağılımları, bölgenin Roma ve Bizans dönemlerindeki yerleşim düzeniyle ilişkilendirilmektedir.
Han yerleşimi, antik dönemlerde sahip olduğu stratejik konumunu Osmanlı döneminde de korumuştur. Osmanlı Devleti döneminde bölge, hac güzergâhı üzerinde yer alan önemli bir menzil ve konaklama noktası olarak işlev görmüştür. Bu süreçte Han, ticari kervanların ve hac yolculuğuna çıkanların mola verdiği bir merkez niteliği kazanmıştır.
Osmanlı döneminde menzil işlevi kazanan yerleşim, lojistik destek sağlanan ve yol güvenliği açısından önem taşıyan duraklardan biri olarak değerlendirilmiştir.
Han Yeraltı Şehri’nde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, 1992–1993 yıllarında Eskişehir Müze Müdürlüğü tarafından başlatılmıştır. Daha sonraki dönemlerde yürütülen araştırmalarda, yeraltı galerileri, geçit sistemleri ve nekropol alanına ilişkin önemli arkeolojik veriler elde edilmiştir. Çalışmalar, Anadolu Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nün katkılarıyla sürdürülmüştür.
Elde edilen bulgular doğrultusunda Han Yeraltı Şehri ve çevresi sit alanı olarak tescil edilmiştir. Alan, koruma amaçlı imar planları kapsamına alınarak kültürel mirasın korunmasına yönelik yasal koruma altına alınmıştır.
[1]
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Han Yeraltı Şehri ve Çevresi - Eskişehir,” Türkiye Kültür Portalı, Erişim 13 Ocak 2026, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/eskisehir/gezilecekyer/han-yeralti-sehri-ve-cevresi
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Han Yeraltı Şehri" maddesi için tartışma başlatın
Mimari Özellikler
Mekânsal Kurgu ve Süslemeler
Depolama Birimleri
Tarihsel ve Arkeolojik Bağlam
Nekropol Alanı
Osmanlı Dönemi ve Menzil Niteliği
Arkeolojik Çalışmalar ve Koruma Durumu
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.