+1 Daha
Hastalık Kaygısı Bozukluğu, bedensel belirtilerin yanlış yorumlanması sonucunda bireyin ciddi bir hastalığı olduğuna veya yakalanacağına dair kontrol edilemeyen düzeyde inanç ve yoğun kaygı duyması durumudur. Bu kavram ilk olarak Salkovskis ve Warwick tarafından tanımlanmış olup hastalık inancı ve hastalık fobisi olmak üzere iki temel yapıdan oluşmaktadır. 【1】Hastalık inancı, bireyin hâlihazırda bir hastalığı olduğu yönündeki güçlü kanaatini ifade ederken hastalık fobisi ise gelecekte bir hastalığı yakalanma korkusunu içermektedir.
Geçmiş ruhsal tanı kılavuzlarında hipokondriyazis olarak isimlendirilen bu psikiyatrik bozukluk, güncel tanı sistemlerinde Bedensel Belirti Bozuklukları ve İlişkili Bozukluklar kategorisi altında değerlendirilmektedir. Sağlık kaygısı genel olarak yabancılaşma, güvence arayışı, emilim ve kaygı olmak üzere dört temel boyutta incelenmektedir:
Hastalık Kaygısı Bozukluğunun genel popülasyonda yaşam boyu görülme sıklığı yüzde bir ile yüzde beş oranları arasında değişmektedir. Kardiyoloji, nöroloji ve dahiliye gibi tıbbi kliniklere çeşitli bedensel yakınmalarla başvuran hastalar arasında bu rahatsızlığın yaygınlığı genel topluma kıyasla çok daha yüksek oranlara ulaşmaktadır.

Hastalık Kaygısı Bozukluğunu Temsil Eden Görsel (Yapay Zeka İle Oluşturulmuştur)
Hastalığın her yaş grubunda ortaya çıkabilme ihtimali bulunmasına karşın, klinik belirtiler en yoğun şekilde yirmili ve otuzlu yaşlarda başlamaktadır. Görülme sıklığı açısından cinsiyetler arasında istatistiksel olarak belirgin bir farklılık saptanmamış olmakla birlikte, bazı akademik araştırmalarda kadınlarda sağlık kaygısı düzeylerinin erkeklere oranla daha yüksek olabildiği rapor edilmektedir. Eğitim durumu yüksek olan bireylerde daha sık görüldüğünü bildiren yayınların yanı sıra medeni durum açısından farklılıkları inceleyen çalışmalar da mevcuttur.
Hastalık Kaygısı Bozukluğunun gelişiminde tek bir nedenden ziyade biyolojik, çevresel ve psikolojik etkenlerin karmaşık bir etkileşimi söz konusudur. Etiyolojide öne çıkan kuramlar ve faktörler şu şekilde detaylandırılmaktadır:
İkizler üzerinde yapılan çalışmalar; aşırı fiziksel meşguliyet ve abartılı bedensel duyum hissetme davranışları üzerinde genetik ve kalıtımsal bir etkinin düşük düzeyde de olsa var olduğunu göstermektedir. Ayrıca frontal korteks ve hipofiz bezi ağırlıklarında azalma, talamus ağırlığında artış gibi nöroanatomik farklılıkların bu rahatsızlıkla ilişkili olabileceği belirtilmektedir.
Bireylerin bedensel duyumlarını aşırı büyütme eğiliminde olması ve zararsız fiziksel değişimleri ciddi bir hastalığın habercisi olarak felaketleştirerek yorumlamaları en temel mekanizmalardan biridir. Sıradan bedensel duyumların bilişsel düzeyde hatalı algılanması somatosensory amplification, yani bedensel duyumları aşırı büyütme eğilimi olarak isimlendirilir. Yüksek anksiyete duyarlılığı da bu sürecin gelişmesinde kritik bir rol oynar.
Bireylerin erken gelişim dönemlerinde aile üyelerinin hastalıklarına ve bedensel yakınmalarına aşırı odaklandığı ortamlarda yetişmesi, hastalık davranışının model alınarak öğrenilmesine zemin hazırlamaktadır. Hastalık rolü üstlenilerek çevreden ilgi ve sevgi görülmesi, bu davranışın sosyal öğrenme mekanizmaları ile pekiştirilmesine neden olur.
Bireylerin çevrelerine yönelik ifade edemedikleri öfke ve saldırganlık dürtülerini içselleştirip yer değiştirme ve bastırma savunma mekanizmaları yoluyla fiziksel semptomlara dönüştürmesi durumu etiyolojide önemli bir yer tutar. Bu durum hastanın ikincil kazançlar elde etmesini sağlar.
Çocukluk çağında maruz kalınan fiziksel ve cinsel istismar gibi travmatik deneyimlerin, yetişkinlikte hastalık kaygısı gelişim riskini ciddi oranda artırdığı kanıtlanmıştır.
Hastalığın klinik görünümü, hastanın zihinsel süreçlerini ve davranışlarını bütünüyle etkileyen çeşitli boyutlardan oluşmaktadır:

Hastalık Kaygısı Bozukluğunu Temsil Eden Görsel (Yapay Zeka İle Oluşturulmuştur)
Bilişsel Belirtiler: Hastalar, tıbbi muayeneler sonucunda sağlıklı oldukları ispatlansa dahi, hastalık inancından vazgeçmezler ve hekimlerin hatalı teşhis koyduğunu düşünürler. Zihinleri sürekli olarak ölümcül bir hastalığa sahip olma fikriyle meşguldür.
Fiziksel Belirtiler: Çoğunlukla somut bir fiziksel belirti yoktur veya mevcut olan belirtiler gaz, şişkinlik, çarpıntı, halsizlik gibi tıbbi bir tehlike arz etmeyen, günlük yaşamın olağan duyumlarıdır. Ancak hastalar bu duyumların kanser veya kalp krizi gibi ciddi hastalıklerin habercisi olduğuna inanırlar.
Davranışsal Belirtiler: Temel olarak iki alt tip bulunmaktadır:
Güncel psikiyatrik tanı standartlarına göre Hastalık Kaygısı Bozukluğu teşhisi konulabilmesi için belirli ölçütlerin karşılanması gerekmektedir:【2】
Doğru teşhis konulabilmesi için organik kökenli hastalıkların, özellikle nörolojik ve endokrinolojik rahatsızlıkların detaylı tıbbi tetkiklerle dışlanması zorunludur. Hastalık Kaygısı Bozukluğu klinik pratikte genellikle tek başına görülmez, komorbid durumlar yaygındır.
Bireyin şikâyetleri bedensel belirti bozukluğu ile karıştırılmamalıdır; çünkü bedensel belirti bozukluğunda hasta somut ağrı ve acıdan yakınırken hastalık kaygısında asıl sorun hastalığın kendisine duyulan korkudur. Panik bozukluk ile hastalık kaygısı arasında çok güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Panik atak sırasında hastalar o an kalp krizi geçirip öleceklerinden korkarken, hastalık kaygısında kanser gibi daha uzun sürece yayılan hastalık senaryoları ağırlıktadır. Ayrıca depresyon, yaygın anksiyete bozukluğu ve çeşitli kişilik bozuklukları da bu rahatsızlığa sıklıkla eşlik eden diğer psikiyatrik durumlardır.
Hastalık genellikle kronik, süreğen ve dalgalı bir seyir izler. Yaşam içerisindeki yeni stres faktörleri belirtilerin alevlenmesine neden olabilir. Hastalığın prognozunda fiziksel semptomların bilişsel olarak çarpıtılması ve ikincil kazançların varlığı süreci olumsuz etkilemektedir.
Bilişsel Davranışçı Terapi en etkili birinci basamak tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Bu tedavi süreci; hastaların fiziksel duyumları felaketleştirme eğilimlerinin tespit edilip düzeltilmesini, hastanın uyumsuz davranışsal kalıplarının değiştirilmesini ve güvence arayışının sonlandırılmasını hedefler. Grup terapisi ve psikoeğitim uygulamaları da destekleyici psikoterapötik yaklaşımlardır.
Özellikle anksiyete veya depresyon gibi eş tanıların bulunduğu durumlarda psikofarmakolojik ilaçlar tedavi planına dahil edilmektedir. Seçici serotonin geri alım inhibitörleri ve serotonin nöroadrenalin geri alım inhibitörleri grubundaki antidepresanlar bu alanda etkinliği kanıtlanmış ajanlardır.
Hem bilişsel davranışçı terapi hem de farmakolojik tedavinin birlikte uygulandığı kombine yaklaşımlar hastaların belirtilerini en yüksek oranda hafifletmekte ve yaşam kalitelerini artırmaktadır. Hastaların tıbbi sistem içerisinde gereksiz tetkiklerle yıpranmasını engellemek adına yapılandırılmış tek hekim takibi de yönetim sürecinin kritik bir parçasıdır.
Uyarı: Bu maddede yer alan içerik, yalnızca genel ansiklopedik bilgi amacı taşımaktadır. Buradaki bilgiler tanı koyma, tedavi etme ya da tıbbi yönlendirme amacıyla kullanılmamalıdır. Sağlıkla ilgili konularda karar vermeden önce mutlaka bir hekime veya uzman sağlık personeline danışmanız gerekmektedir. Bu bilgilerin tanı veya tedavi amacıyla kullanılması sonucunda doğabilecek durumlardan madde yazarı ve KÜRE Ansiklopedi herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Durak Batıgün, Ayşegül. “Kaygı Bozuklukları.” TÜBİTAK Ansiklopedi. Erişim Tarihi: 18 Haziran 2026. https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/kaygi_bozukluklari
French, Jennifer H. ve Sajid Hameed. “Illness Anxiety Disorder.” İçinde StatPearls. StatPearls Publishing, 2024. Erişim Tarihi: 18 Haziran 2026. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK554399/
Güz, Hatice ve Nesrin Dilbaz. “Sosyal Kaygı Bozukluğu ile Panik Bozukluğu Olgularının Demografik ve Bazı Klinik Özellikler Açısından Karşılaştırılması.” Klinik Psikiyatri Dergisi . Erişim Tarihi: 18 Haziran 2026. syf 32-38 https://pdf.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_6_1_32_38.pdf
Ilıcak, Aslı. “Hastalık Kaygısı Bozukluğu ile Panik Bozukluk Arasındaki İlişkinin İncelenmesi.” Yüksek Lisans Projesi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, 2020. Erişim Tarihi: 18 Haziran 2026. https://acikerisim.fsm.edu.tr/server/api/core/bitstreams/b2d0dd4d-ccc5-404f-945a-8e7b37b3104a/content
Karaçadır, Vahap ve Rukiye Çelik. “Üniversite Öğrencilerinin Sağlık Kaygı Düzeylerini Belirlemeye Yönelik Bir Çalışma.” Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi . Erişim Tarihi: 18 Haziran 2026. syf 225-238 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/677910
Yılmaz, Özlem. “Yetişkinlerde Anormal Hastalık Davranışları ve Yaşam Kalitesi ile İlişkili Faktörler: Sağlık Kaygısı, Kaygı Duyarlılığı, Sağlıkla İlgili İşlevsel Olmayan İnançlar ve Aleksitimi.” Yüksek Lisans Tezi. Dokuz Eylül Üniversitesi. Erişim Tarihi: 18 Haziran 2026. https://www.proquest.com/openview/b493089135fb1107be04b3aa27a06d22/1.
[1]
Vahap Karaçadır ve Rukiye Çelik, “Üniversite Öğrencilerinin Sağlık Kaygı Düzeylerini Belirlemeye Yönelik Bir Çalışma,” Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi 7, Erişim Tarihi: 18 Haziran 2026, syf 225 , https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/677910
[2]
Aslı Ilıcak, “Hastalık Kaygısı Bozukluğu ile Panik Bozukluk Arasındaki İlişkinin İncelenmesi”Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi syf 24 , Erişim Tarihi: 18 Haziran 2026, https://acikerisim.fsm.edu.tr/server/api/core/bitstreams/b2d0dd4d-ccc5-404f-945a-8e7b37b3104a/content.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Hastalık Kaygısı Bozukluğu" maddesi için tartışma başlatın
Epidemiyoloji ve Görülme Sıklığı
Etiyoloji ve Gelişimsel Faktörler
Biyolojik Faktörler
Bilişsel Faktörler
Sosyal Öğrenme Kuramı
Psikodinamik Faktörler
Travmatik Yaşantılar
Klinik Özellikler ve Semptom Boyutları
Tanı Ölçütleri
Ayırıcı Tanı ve Eşlik Eden Bozukluklar
Tedavi Yöntemleri
Psikoterapi
Farmakolojik Tedavi
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.