İnşaat Sektörü
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarFatiha Nur TERLEMEZ13 Temmuz 2026 13:50

ORCID ID

0000-0002-2502-4530

Filistin topraklarında inşaat sektörü, ekonomik bir faaliyet alanının ötesinde sömürgeci mekân politikalarının sürekliliğini sağlayan araçlardan biri olarak da işlemektedir. İsrail, inşaat faaliyetlerini sadece barınma ve altyapı gibi temel ihtiyaçların karşılanması için değil【1】 aynı zamanda toprak üzerindeki tahakkümün kalıcılaşmasını hedefleyen ideolojik bir aygıta dönüştürmüştür (Weizman, 2016). Bu çerçevede en dikkat çekici sembollerden biri Kudüs taşıdır. 1912 yılında İngiliz mandası döneminde şehrin dokusunu tanımlamak üzere kullanılan bu taş, 1968’de İsrail tarafından zorunlu inşaat malzemesi haline getirilmiştir. Böylece Kudüs taşı, kentsel dokuya egemen bir imge olarak yerleşmiş olup farklı sosyal ve kültürel grupları temsil eden mekânsal çeşitliliği de ortadan kaldırmıştır【2】. Kudüs taşı kullanımı, zamanla Filistin’in özgün mimari pratiğinden kopartılmış ve İsrail tarafından hem estetik hem de ideolojik anlamda tekilleştirilmiş bir kimliğin taşıyıcısı haline getirilmiştir. Taş üzerinden kurulan birlik görüntüsü, aslında bir tür mimari kamuflajdır: Kentin yüzeyine yayılmış, birbirinden kopuk katmanları örtmeye çalışan bir estetik manipülasyondur. Kudüs, uzaktan bakıldığında yekpare bir anıt gibi görünse de daha yakından bakıldığında toz ve molozlarla karışmış taş yığınlarının içinden parçalanmış bir şehir silueti haline getirilmiştir (Abusaada, 2022).Bugün, küresel ölçekte rekabet eden yapı teknolojileri ve ithal inşaat malzemeleri Filistin’e ulaşmış olsa da taş işçiliği bilgisi -taş ocağı işletmeciliğinden kesime, duvar örme tekniklerinden ince işçiliğe kadar- halen yerel inşaat sektörünün en dirençli ve sürdürülebilir yapı taşını oluşturmaktadır (Abusaada, 2022). Bu bilgi birikimi, sadece teknik beceri değil, aynı zamanda toplumsal belleğin ve kültürel sürekliliğin bir taşıyıcısıdır. İnşaat sektörü, İsrail tarafından yeni gasp birimlerinin kurulması, boş alanların ormanlaştırılması, yapay peyzajların üretilmesi ve yer isimlerinin değiştirilmesi【3】 gibi stratejilerle de desteklenmektedir. Bu tür müdahaleler, halkın yaşadığı çevreyle olan maddi ve manevi bağını koparmakta ve yapılı çevrenin tanıdık olma, aidiyet durumunu silikleştirmektedir【4】 (Davis, 2015).Mimari estetik, malzeme kullanımı ve bina tipolojileri aracılığıyla inşa edilen her yapı, kimin için ve ne amaçla üretildiğini gösterecek biçimde şekillendirilmiştir. Gasp birimleri için inşa edilen yapılar genellikle güvenlikli, duvarlarla çevrili ve yüksek standartlara sahipken; Filistinliler için ayrılan alanlar çoğunlukla altyapıdan yoksun, geçici ve yıkıma açık bir mekânsal kısıtlılık içinde konumlandırılmaktadır. Bu karşıtlık, inşaat sürecinin mekânsal ayrımcılığın yeniden üretimindeki rolünü açıkça göstermektedir (Hanafi, 2013).Tarihsel olarak bakıldığında da inşaat faaliyetleri sıklıkla uluslararası hukuka aykırı gasp alanları projeleriyle örtüşmektedir. Bu projeler, yeni yaşam alanları inşa etmekten çok sömürgeci yayılmayı ve bu sömürgeyi mekânsal olarak kalıcılaştırmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle inşaat sektörü, siyasal bir mühendislik pratiği, gücü yöneten bir araç olarak değerlendirilmelidir.

İnşaat Sektörü

Filistin topraklarında inşaat sektörü, ekonomik bir faaliyet alanının ötesinde sömürgeci mekân politikalarının sürekliliğini sağlayan araçlardan biri olarak da işlemektedir. İsrail, inşaat faaliyetlerini sadece barınma ve altyapı gibi temel ihtiyaçların karşılanması için değil【1】 aynı zamanda toprak üzerindeki tahakkümün kalıcılaşmasını hedefleyen ideolojik bir aygıta dönüştürmüştür (Weizman, 2016). Bu çerçevede en dikkat çekici sembollerden biri Kudüs taşıdır. 1912 yılında İngiliz mandası döneminde şehrin dokusunu tanımlamak üzere kullanılan bu taş, 1968’de İsrail tarafından zorunlu inşaat malzemesi haline getirilmiştir. Böylece Kudüs taşı, kentsel dokuya egemen bir imge olarak yerleşmiş olup farklı sosyal ve kültürel grupları temsil eden mekânsal çeşitliliği de ortadan kaldırmıştır【2】. Kudüs taşı kullanımı, zamanla Filistin’in özgün mimari pratiğinden kopartılmış ve İsrail tarafından hem estetik hem de ideolojik anlamda tekilleştirilmiş bir kimliğin taşıyıcısı haline getirilmiştir. Taş üzerinden kurulan birlik görüntüsü, aslında bir tür mimari kamuflajdır: Kentin yüzeyine yayılmış, birbirinden kopuk katmanları örtmeye çalışan bir estetik manipülasyondur. Kudüs, uzaktan bakıldığında yekpare bir anıt gibi görünse de daha yakından bakıldığında toz ve molozlarla karışmış taş yığınlarının içinden parçalanmış bir şehir silueti haline getirilmiştir (Abusaada, 2022).


Bugün, küresel ölçekte rekabet eden yapı teknolojileri ve ithal inşaat malzemeleri Filistin’e ulaşmış olsa da taş işçiliği bilgisi -taş ocağı işletmeciliğinden kesime, duvar örme tekniklerinden ince işçiliğe kadar- halen yerel inşaat sektörünün en dirençli ve sürdürülebilir yapı taşını oluşturmaktadır (Abusaada, 2022). Bu bilgi birikimi, sadece teknik beceri değil, aynı zamanda toplumsal belleğin ve kültürel sürekliliğin bir taşıyıcısıdır. İnşaat sektörü, İsrail tarafından yeni gasp birimlerinin kurulması, boş alanların ormanlaştırılması, yapay peyzajların üretilmesi ve yer isimlerinin değiştirilmesi【3】 gibi stratejilerle de desteklenmektedir. Bu tür müdahaleler, halkın yaşadığı çevreyle olan maddi ve manevi bağını koparmakta ve yapılı çevrenin tanıdık olma, aidiyet durumunu silikleştirmektedir【4】 (Davis, 2015).


Mimari estetik, malzeme kullanımı ve bina tipolojileri aracılığıyla inşa edilen her yapı, kimin için ve ne amaçla üretildiğini gösterecek biçimde şekillendirilmiştir. Gasp birimleri için inşa edilen yapılar genellikle güvenlikli, duvarlarla çevrili ve yüksek standartlara sahipken; Filistinliler için ayrılan alanlar çoğunlukla altyapıdan yoksun, geçici ve yıkıma açık bir mekânsal kısıtlılık içinde konumlandırılmaktadır. Bu karşıtlık, inşaat sürecinin mekânsal ayrımcılığın yeniden üretimindeki rolünü açıkça göstermektedir (Hanafi, 2013).


Tarihsel olarak bakıldığında da inşaat faaliyetleri sıklıkla uluslararası hukuka aykırı gasp alanları projeleriyle örtüşmektedir. Bu projeler, yeni yaşam alanları inşa etmekten çok sömürgeci yayılmayı ve bu sömürgeyi mekânsal olarak kalıcılaştırmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle inşaat sektörü, siyasal bir mühendislik pratiği, gücü yöneten bir araç olarak değerlendirilmelidir.

Kaynakça

Abusaada, N. (2022). “Jerusalem Stone: The History and Identity of Palestinian Stereotomy”.Architectural Review, (1490), 30-37. Davis, R. (2015). Yerinden Edilenlerin Coğrafyaları: Filistin Köy Tarihleri, çev.: H. Doğan. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları. Hanafi, S. (2009). “Spacio-cide: Colonial Politics, Invisibility and Rezoning in Palestinian Territory”. Contemporary Arab Affairs, 2 (1), 106-121. Weizman, E. (2016). Oyuk Topraklar: İsrail’in İşgal Mimarisi, çev.: Emre Can Ercan. İstanbul: Açılım Kitap.

Dipnotlar

  • [1]

    Ayrıca bkz. Belediyesizleştirme

  • [2]

    Bkz. Kültürel Çeşitlilik ; Kültürel Miras ; Kültürel Mirasın Korunması

  • [3]

    Bkz. Negev İsimlendirme Komitesi

  • [4]

    Bkz. Gaspçı Sömürgecilik ; İsraillemek ; Kültür Hırsızlığı ; Siyonlama ; Siyonist Gaspçı; Tahrip Edilen Camiler; Tahrip Edilen Kütüphaneler

Atıf İçin

apaTerlemez, F. N. (2026). İnşaat Sektörü. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 799-800) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadTerlemez, Fatiha Nur. “İnşaat Sektörü”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 799-800. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"İnşaat Sektörü" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor