İzlenim yönetimi, bir bireyin diğer bireylerin kendisi hakkında oluşturduğu izlenimleri, algıları ve değerlendirmeleri bilinçli veya bilinçsiz olarak etkileme, yönlendirme ve kontrol etme süreci olarak tanımlanır. Sosyal bir varlık olan insanın çevresiyle etkileşiminin doğal bir parçası olan bu süreç, bireylerarası ilişkilerin yanı sıra özellikle örgütsel ortamlarda belirgin bir şekilde gözlemlenir. Bireyler, bu süreci sosyal ve maddi kazanımları artırmak, kişisel saygı ve sosyal onay elde etmek, arzu edilen bir kimlik oluşturmak, kendilerini doğrulamak veya olumsuz değerlendirmelerden kaçınmak gibi çeşitli amaçlarla kullanırlar.

Seçilmiş Yüzler, Yönetilen Algıları Temsil Eden Bir Görsel (Yapay Zeka İle Oluşturulmuştur))
İzlenim yönetimi kavramı, farklı araştırmacılar tarafından çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Bu tanımların ortak noktası, sürecin sosyal bir etkileşim, imaj oluşturma çabası ve başkalarını etkilemeye yönelik amaçlı bir girişim olmasıdır. Literatürdeki bazı tanımlar şunlardır:
Bu davranışlar, kişiliğin tarif edilmesi, rapor verme, özür dileme, yağcılık yapma gibi sözlü eylemleri ve giyim tarzı, vücut dili, yüz ifadeleri, göz teması gibi sözsüz iletişim unsurlarını içerebilir. Süreç, temelde bireyin kendi kazanımlarını hedeflese de her zaman olumlu bir imaj yaratma amacı taşımaz. Bazı durumlarda bireyler, gözdağı verme gibi taktiklerle bilinçli olarak olumsuz bir izlenim de oluşturabilirler.
İzlenim yönetimi kavramına yönelik çalışmalar, 1950'li ve 1960'lı yıllarda sosyoloji ve psikoloji alanlarında eş zamanlı fakat birbirinden bağımsız olarak başlamıştır.
Kavramın teorik temelleri, sosyolog Erving Goffman'ın 1959 tarihli "Gündelik Yaşamda Benliğin Sunumu" (The Presentation of Self in Everyday Life) adlı eseriyle atılmıştır. Goffman, sosyal yaşamı bir tiyatro sahnesine benzeterek, bireylerin diğerleri üzerinde belirli izlenimler bırakmak için sürekli olarak bir "performans" sergileyen aktörler olduğunu öne sürmüştür. Goffman'a göre bireyler, başkalarının kendileri hakkındaki değerlendirmelerini etkileyebilecek izlenimler oluşturmaya çalışırlar.
Psikoloji alanında ise Edward Jones, 1964 yılında bireylerin birbirlerine ilişkin algılarını anlamak için izlenim yönetimi dinamiklerinin anlaşılmasının gerekliliğine dikkat çekmiştir.
1970'li yıllarda laboratuvar merkezli deneysel sosyal psikoloji çalışmalarında yaygın olarak araştırılan kavram, 1980'lerin ortalarından itibaren örgütler ve örgütsel davranış alanındaki araştırmalarda ele alınmaya başlanmıştır. Günümüzde izlenim yönetimi, örgütsel yaşamda yaygın olarak kullanılan doğal bir davranış ve etkili örgütsel iletişimin temel bir unsuru olarak kabul edilmektedir.
İzlenim yönetimi teorisinin kurucusu olarak kabul edilir. Dramaturjik (tiyatro sanatı) yaklaşımıyla, sosyal etkileşimlerdeki benlik sunumunu sistematik olarak analiz eden ilk kişidir. Bireylerin sosyal durumlarda nasıl bir kimlik sunduklarını ve bu sunumu nasıl yönettiklerini incelemiştir.
Psikoloji alanında konunun öncülerindendir. Thane S. Pittman ile birlikte, daha sonraki birçok çalışmaya temel teşkil eden izlenim yönetimi taktikleri sınıflandırmasını (kendini sevdirme, gözdağı verme, örnek olma, yardım isteme ve niteliklerini övme) geliştirmiştir.
İzlenim yönetimi, literatürde bir süreç olarak ele alınmış ve bu süreci açıklamak için çeşitli modeller geliştirilmiştir.
Bu model, süreci "izlenim oluşturmaya güdülenme" (impression motivation) ve "izlenim oluşturma" (impression construction) olmak üzere iki temel öğeye ayırır. Güdülenme, izlenimlerin amaçlara uygunluğu ve mevcut imajla arzulanan imaj arasındaki fark gibi faktörlerden etkilenirken; izlenim oluşturma, benlik kavramı, rolün gerektirdikleri ve sosyal imaj gibi unsurları içerir.
Leary ve Kowalsky'nin modeline "izlenimleri izleme" (impression monitoring) bileşenini ekler. Bu model, bireyin diğerlerinin kendisine ilişkin izlenimlerinin farkında olmasını ayrı bir aşama olarak ele alır.
Bu model, izlenim yönetimini altı aşamalı bir süreç olarak tanımlar: (1) Durumun incelenmesi, (2) Amaç ve önceliklerin belirlenmesi, (3) Taktiklerin seçilmesi, (4) Davranışların sergilenmesi, (5) Hedefin tepkilerinin ve sonuçların değerlendirilmesi, (6) Amacın veya taktiklerin sürdürülmesi ya da değiştirilmesi.
Bu model, Goffman'ın dramaturjik bakış açısını yansıtır ve süreci aktör, izleyici (hedef) ve çevresel ortam arasındaki karmaşık bir etkileşim olarak ele alır. Aktörün ve hedefin kişilik özellikleri, motivasyonları, kavrama süreçleri ile örgüt kültürü, işin özellikleri gibi çevresel faktörler, hangi taktiklerin kullanılacağını ve sürecin başarısını belirler.
Bu model, süreci bir geribildirim döngüsü olarak açıklar. Birey (aktör), arzu ettiği sosyal kimlik ile hedeften aldığı geribildirimler arasındaki farkı algıladığında izlenim yönetimine güdülenir. Aktör, mevcut ve arzu ettiği imajı karşılaştırır; bir farklılık varsa yeni taktikler geliştirir ve uygular, ardından hedeften gelen tepkiyi değerlendirerek süreci yeniden ayarlar.
Bireylerin arzu ettikleri izlenimleri oluşturmak için kullandıkları davranışlar "izlenim yönetimi taktikleri" olarak adlandırılır. Bu taktikler genellikle iki ana kategoride sınıflandırılır:
Bu taktikler proaktif nitelikte olup, bireyin olumlu bir kimlik oluşturma veya mevcut kimliğini geliştirme amacıyla kullanılır. Temel amaç, sempatik, yetenekli, adanmış veya tehlikeli gibi algılanmaktır. Başlıca saldırgan taktikler şunlardır:
Bireyin sevimli görünmek ve başkalarının takdirini kazanmak amacıyla övgü, iltifat, görüşlere katılma ve iyilik yapma gibi davranışlarda bulunmasıdır. Özellikle astların üstlerini etkilemek için sıklıkla kullandığı bir taktiktir. Ancak bu taktiğin samimiyetsiz olarak algılanma riski "yağcının çıkmazı" olarak adlandırılır.
Bireyin yetenekli, bilgili ve becerikli olarak algılanmak amacıyla kendi başarılarını, yeteneklerini ve olumlu niteliklerini ön plana çıkarmasıdır. Amaç sevilmekten çok saygı görmektir. Bu taktiğin abartılı kullanılması, bireyin kibirli veya kendini beğenmiş olarak görülmesine neden olabilir.
Bireyin ahlaki değerlere bağlı, dürüst, özverili, disiplinli ve işine adanmış bir kişi olduğu izlenimini yaratma çabasıdır. İşe erken gelme, geç ayrılma gibi davranışlar bu taktiğe örnek verilebilir. Bu taktiği kullananlar bazen "ikiyüzlü" olarak algılanma riski taşır.
Bireyin tehlikeli, sert ve korkutucu görünerek başkalarını etkilemeye ve istediği şekilde davranmalarını sağlamaya çalışmasıdır. Genellikle gücü elinde bulunduran tarafça kullanılır ve örgüt içinde korku ve güvensizliğe neden olabilir.
Bireyin yardıma muhtaç ve zayıf görünerek başkalarının acıma ve şefkat duygularından faydalanarak yardım veya destek elde etme girişimidir. Kısa vadede kazanım sağlasa da uzun vadede saygınlık kaybına yol açabilir.
Bu taktikler reaktif nitelikte olup, bireyin sosyal imajını tehdit eden olumsuz bir olayın ardından zarar gören imajını korumak, onarmak veya sorumluluktan kaçmak için kullanılır. Başlıca savunmacı taktikler şunlardır:
Bireyin olumsuz bir durumla ilgili sorumluluğunu azaltmak veya ortadan kaldırmak için gerekçeler sunmasıdır. Masum olduğunu iddia etme, bahane bulma veya eylemini haklı göstermeye çalışma gibi biçimleri vardır.
Bireyin olumsuz durumdaki sorumluluğunu kabul etmesi, pişmanlık belirtmesi ve durumu düzeltmeye çalışmasıdır.
Olumsuz olayın gerçekleştiğini veya kendisinin olayla bir ilgisi olduğunu reddetmektir.
Bireyin olası bir başarısızlığa karşı, önceden performansını olumsuz etkileyebilecek engeller yaratarak veya iddia ederek kendini korumasıdır.
İzlenim yönetimi, özellikle örgütsel yaşamda geniş bir uygulama alanına sahiptir. Başlıca uygulama alanları şunlardır:
Sürecin sonuçları, kullanılan taktiğe, duruma ve bireysel özelliklere bağlı olarak değişir. Olumlu sonuçlar arasında iş tatmini, daha yüksek performans notları, terfi, ücret artışı gibi maddi ve sosyal kazanımlar yer alırken; olumsuz sonuçlar arasında samimiyetsiz, kibirli veya yalancı olarak algılanma, güven kaybı ve iş arkadaşlarıyla ilişkilerin bozulması sayılabilir.
Bireylerin hangi izlenim yönetimi taktiğini seçeceği çeşitli faktörlere bağlıdır. Bu faktörler şunlardır:
Bireyin kişilik yapısı, taktik seçiminde belirleyicidir. Kendini ayarlama (self-monitoring) yeteneği yüksek bireylerin duruma uygun taktikleri daha başarılı kullandığı, kendine saygısı yüksek bireylerin niteliklerini tanıtma gibi iddialı taktikleri, düşük olanların ise yardım isteme veya engel koyma gibi savunmacı taktikleri tercih edebildiği saptanmıştır. Öz yeterlilik algısı yüksek kişilerin ise işine sahip çıkma ve niteliklerini tanıtma gibi girişken taktikleri daha çok kullandığı, kendini acındırma gibi taktiklerden kaçındığı görülmüştür.
Örgütün değerleri, normları ve politikaları, hangi taktiklerin kabul edilebilir veya etkili olacağını belirler. Örneğin, yaratıcılığın ön planda olduğu örgütlerde saldırgan taktikler, formalitenin yüksek olduğu örgütlerde ise yağcılık taktiği daha sık görülebilir.
Hedefin statüsü, gücü, aktöre olan aşinalığı ve beklentileri, kullanılacak taktiği doğrudan etkiler.
Görevin rutin veya belirsiz olması da taktik seçimini etkiler. Görev belirsizliği arttıkça çalışanların yağcılık davranışına daha fazla başvurduğu gözlemlenmiştir.
Araştırmalar, taktik kullanımında cinsiyete dayalı farklılıklar olabileceğini göstermektedir. Bazı bulgulara göre erkek öğretmenlerin niteliklerini tanıtma ve yıldırma gibi taktikleri kadınlara oranla daha çok tercih ettiği görülmüştür.
Mesleğe yeni başlayan çalışanların uyum sağlamak ve olumlu izlenimler bırakmak için, kariyerlerinin son evresindeki deneyimli çalışanların ise sosyal bağlarını güçlendirmek ve gençlere örnek olmak için farklı taktikler kullandığı saptanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"İzlenim Yönetimi" maddesi için tartışma başlatın
Tanım
Tarihsel Gelişim
Sosyolojik Temeller
Psikolojik Temeller
Örgütsel Alana Geçiş
Önemli Kişiler
Erving Goffman
Edward Jones
Kuramsal Yaklaşımlar ve Modeller
Leary ve Kowalsky'nin İki Öğeli Modeli
Rosenfeld, Giacolone ve Riordan'ın Üç Bileşenli Modeli
Martinko'nun Süreç Modeli
Gardner ve Martinko'nun Etkileşimsel Modeli
Bozeman ve Kacmar'ın Sibernetik Modeli
İzlenim Yönetimi Taktikleri
Saldırgan (Kendini Tanıtmaya Yönelik) Taktikler
Yağcılık (Ingratiation / Kendini Sevdirme)
Bireysel Reklam (Self-Promotion / Niteliklerini Tanıtma)
Örnek Olma (Exemplification)
Gözdağı Verme (Intimidation / Tehdit Etme)
Yalvarma (Supplication / Kendini Acındırma)
Savunmacı Taktikler
Açıklama Yapma (Accounts / Mazeret Bildirme)
Özür Dileme (Apologies)
Yadsıma (Denials)
Engel Koyma (Self-Handicapping)
Uygulama Alanları ve Sonuçları
Taktik Seçimini Etkileyen Faktörler
Bireysel Faktörler
Kişilik Özellikleri
Durumsal ve Çevresel Faktörler
Örgüt Kültürü ve İklimi
Hedefin (İzleyicinin) Özellikleri
Görevin Özelliği
Demografik Faktörler
Cinsiyet
Mesleki Deneyim
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.