Kopuz Üretimi ve Çalma Sanatı (UNESCO)
Kopuz, Türk topluluklarının tarihî ve kültürel mirası içinde önemli bir yere sahip ve sözlü anlatım geleneğiyle doğrudan ilişkili olan bir müzik aletidir. Destan anlatımı, ozanlık, baksılık ve şamanlık pratikleriyle birlikte anılarak kültürel bir araç olarak kullanılmıştır. Kopuz, Özbekistan’ın Karakalpakistan bölgesinde sürdürülen yapım ve icra geleneğiyle 2025 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alınmıştır.
Tarihî Süreç
![]()
Geleneksel Türk Çalgıları (Anadolu Ajansı)
Kopuzun tarihine ilişkin ilk ayrıntılı değerlendirmeler Türk edebiyatı ve kültür tarihi araştırmaları içinde ele alınmıştır. Fuad Köprülü, Türk Edebiyatı’nın Menşei adlı eserinde kopuzu, Türk şiiri ve musikisinin oluşum süreci içinde değerlendirmiş; Hunlar döneminden itibaren musıkinin toplumsal hayat içindeki yerine dikkat çekmiştir. Hun Türklerinde musıki aletlerinin hükümdarlara ve saray erkânına hediye edilmesi, kopuz ve benzeri çalgıların erken dönemden itibaren kültürel değer taşıdığını göstermektedir.
V. yüzyılda Hunlara dair bilgiler veren Periskes Rheter, Hunların kahramanlık destanları ve türkülerinin bulunduğunu; Attila’nın hükûmet merkezine girişinde Hun kızlarının şarkılar söylediklerini ve akşam şölenlerinde ozanların kopuz eşliğinde hükümdarın savaş başarılarını öven ezgiler icra ettiklerini aktarmaktadır.【1】 Bu bilgiler, kopuzun yalnızca bir çalgı değil sözlü tarih aktarımının da temel unsurlarından biri olduğunu ortaya koymaktadır.
Çin kaynaklarında Köktürklerin (Tukiyu) musıkiye önem verdikleri ve erkeklerin “hyupu” adlı bir çalgı çaldıkları belirtilmekte ve bu çalgının kopuzla özdeşleştirildiği ifade edilmektedir. Uygur Türklerine ait metinlerde ise kopuzdan açık biçimde söz edilmekte, Uygur hükümdarı Bökü Kağan’ın kopuz çaldığı ve şehzadelerin kopuz eşliğinde icralar gerçekleştirdiği kaydedilmektedir.【2】
Baksı, Ozan ve Şamanlık Geleneği İçinde Kopuz

Kopuz (Yapay Zekâ ile Oluşturulmuştur)
Kopuz, destan dönemi Türk kültüründe baksı ve ozan geleneğiyle birlikte değerlendirilmiştir. Radloff, baksıyı kopuz aracılığıyla şamanlık yapan Kırgız şamanı olarak tanımlamaktadır. Kırgız baksılarının kopuz çalarken cinleri ve ruhları etkilediklerine inandıkları; düğünlerde, toplu törenlerde ve hastalıkların sağaltılmasında kopuz eşliğinde icra yaptıkları belirtilmiştir.【3】
Ozanların icralarında kopuz, anlatının ritmini düzenleyen ve sözlü anlatımı destekleyen bir araçtır. Ozanlar, kahramanlık destanlarını ve anonim ürünleri kopuz eşliğinde seslendirmiş; doğaçlama olarak icra edilen ve “obon” adı verilen türlerle repertuarlarını zenginleştirmiştir. Bu bağlamda kopuz, sözlü kültürün aktarımında ezgi, söz ve icranın birleştiği bir unsur olarak işlev görmüştür.
Adlandırma
Kopuz kelimesi, tarihî ve sözlü kaynaklarda farklı biçimlerde yer almaktadır. Kaşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti’t-Türk’te kopuzu Arapların uduna benzetmiş; “kobzamak” ve “kobuzlug” gibi aynı kökten türeyen kelimeleri kaydetmiştir. XIII. yüzyıla ait İbn Mühenna Lügati'nde “kobur” adlı bir çalgıdan söz edilmekte; bu adın Altay Türkleri arasında “kopur” ve “kuur” biçimlerinde kullanıldığı belirtilmektedir.【4】
Codex Cumanicus’ta kopuz çalan kişi anlamında “cobuhçi” kelimesine rastlanmakta; kelimenin fiil ve isim türevleri yer almaktadır. Houtsma ve Nemeth Gyula, kelimenin Türk lehçelerindeki farklı biçimlerini tespit etmişlerdir. Gazimihal ise kopuz kelimesinin günümüzde kullanılan “boğaz” sözcüğüyle anlam bakımından yakınlık taşıdığına dikkat çekmiştir.【5】
Yapısal Özellikler ve Türler
İlk Türk kopuzunun göğüs kısmı deriyle kaplıdır; telleri at kılından yapılmıştır ve sapında perdeler bulunmaktadır. Tarihçi Hammer, ahşap göğüslü kopuzun XVI. yüzyılda Anadolu Türkleri tarafından yapılmaya başlandığını belirtmiştir. Ataman’a göre kopuz; uzun saplı, armudi ya da üç kenarlı gövdeli bir çalgıdır. Anadolu’ya geliş sürecinde telleri metal tele dönüşmüş ve sapına bağlanan perdelerle yeni bir yapı kazanmıştır.【6】
Kopuzun icra biçimi konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Reinhard, kolca kopuzun yaylı bir saz olduğunu belirtirken bazı kaynaklarda mızrapla çalınan kopuz türlerinden söz edilmektedir. Abdülkadir Merâgî, kopuzu küçük ud biçiminde tarif etmiş; yüzünün deriyle kaplı olduğunu ve beş çift tel taşıdığını kaydetmiştir.【7】
Kırgız ve Kazak sahasında kopuz, içi oyuk, iki telli, at kılından yapılmış telleri bulunan ve dizler arasında tutularak çalınan bir çalgı olarak tanımlanmaktadır. Kafkas Nogaylarının kullandıkları kopuzun da iki telli ve yayla icra edilen bir yapıya sahip olduğu belirtilmiştir. Özbeklerde kopuz; kuyruk, çanak, sap ve başlıktan oluşan bir gövdeye sahiptir ve telleri at kuyruğu kılından yapılmaktadır.
Ağız Kopuzu

Ağız Kopuzu (Yapay Zekâ ile Oluşturulmuştur)
Kopuz ailesinin bir türü olan ağız kopuzu, dilli kopuz olarak da adlandırılmaktadır. Bu çalgı, titreşen metal ya da bambu bir dilin ağız boşluğu ve nefes yardımıyla yönlendirilmesi esasına dayanır. Orta Asya ve Sibirya sahasında yaygın olarak kullanılan ağız kopuzu; Türk topluluklarında awız kopuz, demir kopuz, domboi, şankopız gibi adlarla bilinmektedir.
Ağız kopuzu, şamanlık inancı bağlamında davul ve tef ile birlikte trans hâline geçişi destekleyen bir araç olarak kullanılmıştır. Altay, Hakas, Tuva ve Yakut Türkleri arasında av törenlerinde, toy ve sağaltma uygulamalarında ağız kopuzuna yer verilmiştir. Bazı bölgelerde bu çalgının doğaüstü varlıkları etkilediğine inanıldığı için belirli mekânlarda çalınması yasaklanmıştır.
Anadolu Sahasında Kopuz
Kopuz, Anadolu Türk kültüründe de varlığını sürdürmüştür. Fuad Köprülü, Dede Korkut Hikâyeleri’nden itibaren pek çok âşık ve şairin eserlerinde kopuzdan söz edildiğini belirtmiştir. Hikâyelerde kopuz, ozanlık geleneğiyle doğrudan ilişkilendirilmiş; Korkut Ata kopuzun ve ozanlığın pîri olarak kabul edilmiştir. Metinlerde kopuzdan on dokuz kez söz edilmesi, çalgının anlatı geleneği içindeki yerini göstermektedir. Anadolu sahasında kopuz, “yelteme” ve “şeştâr” adlarıyla da bilinmiştir. Evliya Çelebi, yeltemenin Korkut Ata’nın çaldığı kopuz olduğunu ve çok telli bir yapıya sahip bulunduğunu kaydetmiştir. Şeştâr ise altı telli bir kopuz türü olarak İran ve Azerbaycan sahalarında tanınmıştır.【8】
UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Kapsamında Kopuz
Kopuz, Özbekistan’ın Karakalpakstan Özerk Cumhuriyeti’nde yapımı ve icrası sürdürülen bir gelenek olarak 2025 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne kaydedilmiştir.【9】 Deri kaplı gövdeye, at kılından tellere ve yaya sahip bir çalgıdır. Zhyrau olarak adlandırılan destan anlatıcıları tarafından ritüellerde, düğünlerde, festivallerde ve topluluk buluşmalarında kullanılmaktadır. Geleneğin aktarımı, aile içi öğrenme, usta-çırak ilişkisi, küçük gruplar hâlinde eğitim ve kültürel etkinlikler yoluyla sağlanmaktadır. UNESCO kapsamında yayımlanan adaylık dosyaları ve komite kararları, bu bilgilere kurumsal çerçeve içinde yer vermektedir.


