Kore Savaşı

Alıntıla
kure star outline

Ad

Kore Savaşı (한국전쟁)

Tarih

25 Haziran 1950 – 27 Temmuz 1953

Yer

Kore Yarımadası ve çevresindeki deniz-hava sahası

Güney Kore Tarafı

Kore Cumhuriyeti (Güney Kore)

Birleşmiş Milletler Komutanlığı

BM Muhrip Katılımcıları

Amerika Birleşik Devletleri

Birleşik Krallık

Türkiye

Kanada

Avustralya

Fransa

Yunanistan

Hollanda

Belçika

Lüksemburg

Yeni Zelanda

Filipinler

Tayland

Kolombiya

Etiyopya

Güney Afrika Birliği

Kuzey Kore Tarafı

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore)

Çin Halk Gönüllüleri

Sovyetler Birliği (Resmi müttefik değildir, askeri destek vermiştir)

Başlangıç Sebebi

Kuzey Kore'nin Saldırısı

Savaşın Seyri

Çin’in savaşa girişi

Kuzey Kore’nin saldırısı

Seul'ün düşüşü

BM müdahalesi

Statik cephe savaşları

Panmunjom ateşkes görüşmeleri

Panmunjom Ateşkesi

Sonuç

Panmunjom Ateşkesi imzalandı

Barış anlaşması yapılamadı

Kore Savaşı, 20. yüzyılın ortasında meydana gelen ve etkileri Kore Yarımadası’nın sınırlarını aşarak Soğuk Savaş’ın uluslararası siyasal ve askerî dengelerini doğrudan etkileyen silahlı bir çatışmadır. 25 Haziran 1950’de Kuzey Kore kuvvetlerinin Güney Kore’ye yönelik geniş çaplı taarruzuyla başlayan savaşın ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 82 sayılı kararla Kuzey Kore kuvvetlerinin 38. paralelin kuzeyine çekilmesini istedi. Bu çağrıya uyulmaması üzerine 27 Haziran tarihli 83 sayılı kararla üye devletlere Güney Kore’ye gerekli yardımın sağlanması tavsiye edildi; 7 Temmuz tarihli 84 sayılı kararla da Güney Kore’ye askerî yardım sağlayan kuvvetlerin ABD komutasındaki birleşik bir komuta altında toplanmasının önü açıldı.【1】 Böylece başlangıçta Kore Yarımadası’nın bölünmüş siyasal yapısından kaynaklanan silahlı çatışma kısa sürede uluslararası bir nitelik kazandı. Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin Kuzey Kore içlerine ilerlemesinin ardından Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı birliklerin “Çin Halk Gönüllüleri” adı altında Ekim 1950’den itibaren savaşa dâhil olması, çatışmanın kapsamını daha da genişletti. Sovyetler Birliği’nin Kuzey Kore ve Çin’e sağladığı askerî ve lojistik destek ile ABD’nin Birleşmiş Milletler Komutanlığı içerisindeki belirleyici rolü birlikte değerlendirildiğinde Kore Savaşı, Soğuk Savaş’ın ilk büyük sıcak çatışmalarından ve ABD-Sovyet rekabetinin en önemli askerî cephelerinden biri hâline geldi.【2】

Kore Savaşı'na Dair Bir Karikatür (Oylum Bülbül Beşler)


Savaş boyunca cephe hattı, özellikle 1950 ve 1951 yıllarında Kore Yarımadası üzerinde kuzey-güney doğrultusunda büyük ölçüde yer değiştirdi; çatışmalar çok yüksek askerî ve sivil kayıplara, geniş çaplı yıkıma ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı. Savaşın sonuçları yalnızca iki Kore devletiyle sınırlı kalmadı; çatışmaya doğrudan veya dolaylı biçimde katılan devletlerin güvenlik politikalarını, ittifak ilişkilerini ve iç siyasal tartışmalarını da etkiledi.【3】 Türkiye de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yardım çağrısına olumlu cevap veren ilk devletlerden biri oldu ve 25 Temmuz 1950’de Kore’de görev yapmak üzere kara kuvveti gönderme kararını açıkladı. Türk birlikleri savaş boyunca değişimli olarak görev yaptı. 4. Türk Tugayı’nın ilk kafilesi 6 Temmuz 1953’te Pusan’a ulaşırken, 3. Türk Tugayı 7 Temmuz’dan itibaren cephe sorumluluğunu kademeli biçimde devretmeye başladı; sonraki kafilelerin gelişi nedeniyle bu değişim süreci 27 Temmuz 1953’te imzalanan ateşkesin sonrasına kadar devam etti.【4】 Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında zaten belirginleşmiş olan Batı eksenli güvenlik politikasını askerî bir taahhütle güçlendiren gelişmelerden biri oldu. Bununla birlikte, bu kararın Türkiye’nin NATO üyeliğini tek başına sağlayan veya Batı Bloku’na yönelişini başlatan temel etken olarak değerlendirilmesi isabetli değildir; üyelik süreci Türkiye’nin stratejik konumu, Sovyetler Birliği’ne ilişkin güvenlik kaygıları ve daha geniş diplomatik gelişmelerle birlikte şekillenmiştir.【5】

Kore Savaşı’nın Uluslararası Arka Planı

İkinci Dünya Savaşı’nın 1945’te sona ermesi, uluslararası güç dengelerinde köklü bir dönüşüme yol açtı. Almanya ve Japonya’nın yenilgisinin ardından Avrupa’nın geleneksel büyük güçleri ekonomik ve askerî bakımdan önemli ölçüde zayıflarken, Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği savaş sonrasının iki başlıca küresel gücü olarak öne çıktı. Savaş yıllarında Mihver Devletleri’ne karşı sürdürülen zorunlu iş birliği, ortak düşmanın ortadan kalkmasının ardından hızla yerini Avrupa’nın siyasal düzeni, güvenlik anlayışı ve nüfuz alanları üzerinde yoğunlaşan bir rekabete bıraktı. Bu süreç, sonraki yıllarda “Soğuk Savaş” olarak adlandırılacak iki kutuplu uluslararası sistemin temelini oluşturdu.【6】

İkinci Dünya Savaşı Sonrası Küresel Güç Dengesi

Amerika Birleşik Devletleri, savaş sonrasında Batı Avrupa’nın ekonomik ve siyasal istikrarının korunmasını kendi güvenlik politikasının temel unsurlarından biri olarak değerlendirdi. 1947’de ilan edilen Truman Doktrini, başta Yunanistan ve Türkiye olmak üzere Sovyet baskısı veya komünist hareketlerin güçlenmesi karşısında tehdit altında olduğu düşünülen devletlere Amerikan desteğinin genişletilmesini öngörüyordu. 1948’de uygulamaya konulan Marshall Planı Batı Avrupa’nın ekonomik yeniden yapılanmasını desteklerken, 4 Nisan 1949’da Kuzey Atlantik Antlaşması’nın imzalanmasıyla Batılı devletler arasındaki güvenlik iş birliği askerî bir ittifak biçimine dönüştü. Aynı dönemde Sovyetler Birliği’nin askerî ve siyasal etkisinin bulunduğu Doğu Avrupa ülkelerinde Moskova ile yakın ilişkili sosyalist yönetimlerin yerleşmesi, Avrupa’daki bölünmeyi daha belirgin hâle getirdi.【7】


Rusya'ya Dönemin Bakışını Gösteren Bir Karikatür (Oylum Bülbül Beşler)  

Bu kutuplaşma yalnızca Avrupa ile sınırlı kalmadı. Çin İç Savaşı’nın Komünist Parti lehine sonuçlanmasının ardından Mao Zedong 1 Ekim 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti. Çin’deki iktidar değişimi, Asya’daki stratejik dengeleri önemli ölçüde etkilerken ABD açısından Japonya’nın ekonomik ve siyasal bakımdan yeniden yapılandırılması ile bölgede Amerikan güvenlik sisteminin güçlendirilmesinin önemini artırdı. Böylece Doğu Asya, Avrupa ile birlikte Soğuk Savaş rekabetinin başlıca sahalarından biri hâline geldi; 1945’ten beri bölünmüş durumda bulunan Kore Yarımadası ise bu rekabetin yerel siyasal mücadelelerle kesiştiği en hassas bölgelerden birini oluşturdu.【8】


Kore’deki gelişmeleri yalnızca ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki rekabetin sonucu olarak değerlendirmek ise yarımadadaki iç siyasal dinamikleri göz ardı etme tehlikesi taşımaktadır. Savaş öncesinde kuzey ve güneyde farklı siyasal rejimlerin oluşması, her iki yönetimin de Kore’nin tamamı üzerinde egemenlik iddiasında bulunması ve 38. paralel çevresindeki silahlı çatışmalar, uluslararası rekabetin yanı sıra Kore’nin kendi içindeki bölünmenin de belirleyici olduğunu göstermektedir. Nitekim Birleşmiş Milletler Kore Komisyonu 1949’da iki taraf arasındaki ilişkilerin düşmanca propaganda ve sürekli sınır çatışmalarıyla karakterize edildiğini, bu durumun açık bir askerî çatışmaya dönüşme tehlikesi taşıdığını bildirmişti.【9】

Kore Yarımadası’nın Bölünmesi ve Siyasal Yapılanması

Kore'nin Bölünmüş Yapısını Gösteren Bir Harita (Ulviye Ulviya Mammadova)  

1910’da Japonya tarafından ilhak edilen Kore, 1945’e kadar Japon sömürge yönetimi altında kaldı. Japonya’nın Ağustos 1945’te teslim olmayı kabul etmesi üzerine Kore’de bulunan Japon kuvvetlerinin silahsızlandırılması ve teslim alınmasının nasıl gerçekleştirileceği gündeme geldi. Amerikan askerî ve diplomatik makamlarının yaptığı değerlendirmeler sonucunda 38. paralel, Japon birliklerinin teslim alınacağı Sovyet ve Amerikan sorumluluk bölgelerini ayıran hat olarak önerildi ve Sovyetler Birliği bu düzenlemeyi kabul etti. Buna göre hattın kuzeyindeki Japon birlikleri Sovyet kuvvetlerine, güneyindekiler ise Amerikan kuvvetlerine teslim olacaktı. 38. paralel bu aşamada kalıcı bir uluslararası sınır oluşturmak amacıyla değil, Japon teslimiyetinin idaresini kolaylaştıracak askerî bir düzenleme olarak belirlenmişti.【10】


Başlangıçta geçici olması düşünülen bu askerî bölünme kısa sürede siyasal bir nitelik kazandı. Aralık 1945’te Moskova’da Kore için geçici bir hükûmet oluşturulması ve ülkenin geleceğinin ortak bir Amerikan-Sovyet komisyonu aracılığıyla belirlenmesi kararlaştırıldı; ancak 1946 ve 1947’de yapılan görüşmelerden sonuç alınamadı. Kore meselesinin Birleşmiş Milletlere taşınmasının ardından kurulan Birleşmiş Milletler Kore Geçici Komisyonunun yarımadanın tamamında seçimleri gözlemlemesi öngörüldü. Sovyet makamlarının komisyonun kuzeyde faaliyet göstermesine izin vermemesi üzerine seçimlerin yalnızca komisyonun erişebildiği bölgelerde yapılması kararlaştırıldı ve 10 Mayıs 1948’de Güney Kore’de seçimler gerçekleştirildi.【11】


Kore'nin Durumunu Gösteren Harita (Seher Kömürcü)  

Seçimlerin ardından oluşturulan anayasal düzen çerçevesinde Syngman Rhee devlet başkanlığına seçildi ve Kore Cumhuriyeti hükûmeti 15 Ağustos 1948’de resmen faaliyete geçti. Kuzeyde ise Sovyet desteği altında gelişen ayrı siyasal yapılanma sonucunda Kim Il Sung’un başbakanlığındaki Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti 9 Eylül 1948’de ilan edildi. Böylece 38. paralelin iki tarafında yalnızca farklı idari bölgeler değil, birbirinden ayrı siyasal ve ekonomik sistemlere sahip iki devlet ortaya çıktı. Her iki hükûmet de kendi yönetimini Kore’nin tamamını temsil eden meşru siyasal otorite olarak görüyordu; dolayısıyla bölünme kalıcı bir sınırın kabulünden ziyade yarımadanın hangi yönetim altında birleşeceği konusundaki rekabeti derinleştirdi.【12】


İki devletin uluslararası destek yapıları da giderek birbirinden ayrıştı. Amerika Birleşik Devletleri Kore Cumhuriyeti’ni desteklerken Sovyetler Birliği kuzeydeki rejimin askerî ve siyasal yapılanmasında önemli rol oynadı. Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1949’da kurulmasıyla Kuzey Kore, Sovyetler Birliği’nin yanı sıra yeni Çin yönetimiyle de giderek daha yakın ilişkiler geliştirdi. Bununla birlikte, bu dönemde iki Kore’yi yalnızca büyük güçlerin edilgen uzantıları olarak değerlendirmek yeterli değildir; hem Pyongyang hem de Seul, yarımadanın kendi yönetimleri altında birleştirilmesini bağımsız bir siyasal hedef olarak sürdürüyordu.【13】


1948’den sonra 38. paralel çevresindeki askerî gerilim giderek arttı. Amerikan ve Sovyet işgal kuvvetlerinin büyük ölçüde yarımadadan çekilmesinin ardından sınırın güvenliği iki Kore devletinin askerî ve güvenlik kuvvetlerine kaldı. Özellikle 1949 boyunca sınır hattında karşılıklı baskınlar, mevzi çatışmaları ve silahlı ihlaller meydana geldi. Bu çatışmalar henüz topyekûn savaş niteliğinde değildi; ancak iki hükûmet arasındaki düşmanlığın askerî boyutunu belirginleştiriyor ve 1950 yazındaki geniş çaplı savaşın gerçekleşebileceği bir ortam oluşturuyordu.【14】

Savaşın Başlaması ve Gelişimi (1950–1953)

25 Haziran 1950 sabahı Kuzey Kore Halk Ordusu, 38. paralelin farklı kesimlerinden Güney Kore topraklarına yönelik geniş çaplı bir taarruz başlattı. Savaş öncesinde sınır hattında karşılıklı çatışmalar yaşanmış olmakla birlikte, 25 Haziran harekâtı düzenli Kuzey Kore birliklerinin önceden hazırlanmış eş zamanlı ilerleyişiyle çatışmayı topyekûn savaşa dönüştürdü. Kuzey Kore kuvvetleri ilk günlerde hızla güneye ilerledi ve Güney Kore’nin başkenti Seul 28 Haziran’da Kuzey Kore birliklerinin eline geçti.【15】

Kuzey Kore’nin Güney’e Saldırısı ve Seul’ün Düşüşü

Kuzey Kore taarruzu başladığı gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olağanüstü toplandı. 25 Haziran 1950 tarihli 82 sayılı kararda Kuzey Kore kuvvetlerinin saldırısının “barışın ihlali” oluşturduğu tespit edilerek çatışmaların derhâl durdurulması ve Kuzey Kore kuvvetlerinin 38. paralelin gerisine çekilmesi istendi. Kuzey Kore’nin bu çağrıya uymaması üzerine 27 Haziran tarihli 83 sayılı kararla Birleşmiş Milletler üyelerine, Kore Cumhuriyeti’nin saldırıyı püskürtmesine ve bölgede uluslararası barış ve güvenliğin yeniden sağlanmasına yardımcı olmaları tavsiye edildi.【16】

Kore'de Seul'ün Düşüşünden Hemen Önce (Şehlem Kaçar)  


Savaşın başlangıcında iki Kore ordusu arasında özellikle ağır silahlar bakımından belirgin bir dengesizlik bulunuyordu. Kore Cumhuriyeti kuvvetlerinin tank ve ağır silah kapasitesi son derece sınırlıyken, Kuzey Kore Halk Ordusu Sovyet yapımı tanklar, topçu sistemleri ve diğer ağır silahlarla donatılmıştı.


Kuzey Kore kuvvetlerinin hem sayısal hem de ateş gücü bakımından sahip olduğu üstünlük, Güney Kore birliklerinin savaşın ilk haftalarında hızla geri çekilmesinde önemli rol oynadı. Amerikan kara birliklerinin kademeli biçimde cepheye sevk edilmesine rağmen Kuzey Kore ilerleyişi Temmuz boyunca sürdü ve Ağustos başlarında Amerikan ve Güney Kore kuvvetleri yarımadanın güneydoğusunda Naktong Nehri ile Pusan çevresinde oluşturulan savunma bölgesine çekildi.【17】


Pusan çevresindeki savunmanın tutulması savaşın ilk safhasında belirleyici oldu. Kuzey Kore kuvvetleri Ağustos ve Eylül aylarında bu hattı aşmak amacıyla art arda taarruzlar gerçekleştirdi; ancak Amerikan ve Güney Kore kuvvetlerinin savunmayı koruması, deniz yoluyla sürekli ikmal yapılabilmesi ve Birleşmiş Milletler kuvvetlerine yeni birliklerin katılması sonucunda Kuzey Kore ordusu Pusan bölgesinde kesin sonuç elde edemedi. Böylece Birleşmiş Milletler Komutanlığı, yalnızca savunmada kalmak yerine karşı taarruza geçebileceği askerî gücü toplamaya başladı.【18】

Birleşmiş Milletler’in Müdahale Kararı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 82 ve 83 sayılı kararlarını, 7 Temmuz 1950 tarihli 84 sayılı karar izledi. Bu kararla Güney Kore’ye askerî kuvvet veya başka türde yardım sağlayan devletlerin katkılarını Amerika Birleşik Devletleri yönetimindeki birleşik bir komutaya vermeleri tavsiye edildi. ABD’den bu komutanın belirlenmesi istendi ve birleşik komutanlığa Birleşmiş Milletler bayrağını kullanma yetkisi tanındı. Böylece savaşta kullanılan çok uluslu kuvvet BM’nin doğrudan askerî komutası altında değil, Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda oluşturulan ve ABD tarafından yönetilen Birleşmiş Milletler Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösterdi.【19】

Birleşmiş Milletlerin Müdahalesine Dair Karikatür (Oylum Bülbül Beşler)  


Bu kararların alınabilmesinde Sovyetler Birliği’nin Güvenlik Konseyi çalışmalarına katılmaması önemli bir etkendi. Sovyet yönetimi, Çin’in Birleşmiş Milletlerdeki koltuğunun Mao Zedong yönetimindeki Çin Halk Cumhuriyeti yerine Tayvan’daki Çin Cumhuriyeti tarafından temsil edilmesini protesto ediyor ve bu nedenle Konsey toplantılarını boykot ediyordu. Sovyet temsilcisinin 25 ve 27 Haziran’daki toplantılarda bulunmaması, Moskova’nın veto yetkisini kullanmasını engelledi. Sovyetler Birliği daha sonra bu kararların hukukî geçerliliğine itiraz ettiyse de kararlar yürürlüğünü korudu.【20】


Savaş boyunca on altı devlet Birleşmiş Milletler Komutanlığı bünyesinde muharip kara, hava veya deniz birlikleriyle görev yaptı. Muharip katkıda bulunan devletlere ek olarak sağlık birlikleri gönderen ülkelerle birlikte Güney Kore’yi destekleyen uluslararası askerî ve tıbbî katkı yirmi iki ülkeye ulaştı. General Douglas MacArthur Birleşmiş Milletler Komutanlığının ilk başkomutanı olarak görevlendirildi. Bu yapı, Birleşmiş Milletler sistemi çerçevesinde kolektif güvenlik anlayışının askerî olarak uygulanmasının ilk büyük örneğini oluşturdu.【21】


Türkiye de Güvenlik Konseyinin çağrısına olumlu yanıt veren devletler arasında yer aldı. Demokrat Parti hükûmeti, 25 Temmuz 1950’de Kore’de görev yapmak üzere kara kuvveti göndereceğini açıkladı. Türkiye böylece ABD’nin ardından Birleşmiş Milletlere kara kuvveti tahsis edeceğini bildiren ilk devletlerden biri oldu. Daha sonra oluşturulan Türk Tugayı, Birleşmiş Milletler Komutanlığı bünyesinde Amerikan birlikleriyle birlikte görev yapmak üzere Kore’ye sevk edildi.【22】

Çin’in Savaşa Girişi ve Dönüm Noktaları

Pusan çevresinde Kuzey Kore ilerleyişinin durdurulmasının ardından Birleşmiş Milletler Komutanlığı savaşın seyrini değiştirecek karşı taarruzu başlattı. General MacArthur tarafından planlanan Inchon Çıkarması, 15 Eylül 1950’de Seul’ün batısındaki Inchon kıyılarında gerçekleştirildi. Aynı dönemde Sekizinci Ordu Pusan çevresindeki savunma hattından kuzeye doğru harekete geçti. İki harekâtın birleşmesi Kuzey Kore ordusunun Güney Kore’deki ikmal ve geri çekilme hatlarını ciddi biçimde bozdu. Eylül ayının son haftasında Seul yeniden Birleşmiş Milletler ve Güney Kore kuvvetlerinin kontrolüne geçti; 29 Eylül’de kentte yönetimin Syngman Rhee hükûmetine devredildiği bir tören yapıldı.【23】

Savaş Süresince Kore Haritasının Değişimi (Shi Woon Choi)  


Taarruzun başarısından sonra harekât 38. paralelde durmadı. Birleşmiş Milletler kuvvetleri Kuzey Kore topraklarına girdi, Pyongyang ele geçirildi ve bazı birlikler Çin sınırındaki Yalu Nehri yönünde ilerlemeye başladı. Böylece savaşın başlangıcındaki hedef olan Güney Kore’nin savunulmasının ötesine geçilerek Kore Yarımadası’nın askerî yöntemlerle birleştirilmesi ihtimali ortaya çıktı. Bu gelişme, Çin Halk Cumhuriyeti yönetiminin güvenlik kaygılarını artırdı.


Çin yönetimi, Amerikan öncülüğündeki kuvvetlerin Yalu Nehri’ne ulaşmasını kendi sınır güvenliği açısından kabul edilemez bir gelişme olarak değerlendirdi. Çin birlikleri, doğrudan Çin Halk Kurtuluş Ordusu adıyla değil, Çin Halk Gönüllüleri adı altında Kore’ye gönderildi. Çin kuvvetlerinin Yalu Nehri’ni geçişi Ekim 1950’de başladı; ilk ciddi çatışmalar ayın son günleri ile Kasım başında meydana geldi. Çin kuvvetleri bir süre sonra yeniden geri çekilerek varlıklarının boyutunu gizledi ve Birleşmiş Milletler Komutanlığının kuzeye yönelik genel taarruzunu bekledi.【24】


Kasım 1950’nin sonlarında başlayan geniş çaplı Çin taarruzu savaşın seyrini yeniden değiştirdi. Birleşmiş Milletler kuvvetleri Chongchon Nehri bölgesinde ve kuzeydoğudaki Chosin/Changjin Rezervuarı çevresinde ağır baskı altında kaldı. Sekizinci Ordu kuzeye doğru sürdürdüğü harekâtı durdurarak geri çekilmeye başladı; Pyongyang terk edildi ve kuzeydoğudaki birlikler Hungnam üzerinden tahliye edildi. Çin ve Kuzey Kore kuvvetlerinin ilerleyişi 1951 başında devam etti ve Seul 4 Ocak 1951’de yeniden onların eline geçti.【25】


Bununla birlikte Çin müdahalesi Birleşmiş Milletler kuvvetlerini Kore’den tamamen çıkaramadı. General Matthew Ridgway komutasında yeniden düzenlenen Sekizinci Ordu 1951’in ilk aylarında karşı taarruza geçti ve Seul Mart ayında yeniden Güney Kore ve Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin kontrolüne girdi. İlkbahardaki karşılıklı taarruzların ardından cephe yeniden 38. paralel çevresine yaklaştı. Böylece savaşın ilk dokuz ayında görülen büyük çaplı kuzey-güney hareketlerinin yerini giderek daha sınırlı toprak kazanımlarının hedeflendiği muharebeler almaya başladı.【26】


Çin’in müdahalesi, ABD yönetimi içinde savaşın hangi coğrafi ve askerî sınırlar içinde tutulacağı konusunda da önemli bir anlaşmazlığa yol açtı. General MacArthur, Çin’in savaştaki rolünün artmasının ardından çatışmanın Çin topraklarına doğru genişletilmesini savunan açıklamalarda bulundu ve yönetimin sınırlı savaş politikasını açık biçimde eleştirdi. Başkan Harry S. Truman ise Kore’deki savaşın Çin ile daha geniş, hatta Sovyetler Birliği’ni de içine çekebilecek bir çatışmaya dönüşmesini önlemeyi amaçlıyordu. MacArthur ile hükûmet arasındaki dış politika ve askerî strateji anlaşmazlıklarının giderek derinleşmesi üzerine Truman, 11 Nisan 1951’de MacArthur’u görevden alarak yerine Matthew Ridgway’i atadı.【27】


Bu nedenle MacArthur’un görevden alınmasını yalnızca “Çin’e saldırmayı önerdiği için görevden uzaklaştırılması” şeklinde açıklamak yeterli değildir. Sorun, Çin’e karşı uygulanacak askerî yöntemlerin yanı sıra savaşın genişletilip genişletilmeyeceği, Amerikan dış politikasının kim tarafından belirleneceği ve askerî komutanların sivil otoritenin belirlediği siyasete bağlılığı gibi daha geniş bir sivil-asker ilişkileri tartışmasını içeriyordu.【28】

Panmunjom Öncesi Cephe Hattı ve Statik Savaş Dönemi

Kore Savaşı’nda cephe, 1951’in ilk aylarında henüz tamamen durağan değildi. Çin ve Kuzey Kore kuvvetlerinin yılbaşındaki taarruzu, Seul’ün kaybedilmesi, ardından Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin karşı taarruzları ve ilkbahardaki yeni Çin saldırıları önemli cephe hareketlerine yol açtı. Ancak 1951 ilkbaharının sonlarından itibaren iki tarafın da karşı tarafı askerî yöntemlerle tamamen yenilgiye uğratamayacağı giderek belirginleşti. Mayıs-Haziran döneminden itibaren cephe 38. paralel çevresinde istikrar kazanmaya başladı.【29】


Bu aşamadan sonra savaşın askerî niteliği değişti. 1950’deki gibi yüzlerce kilometrelik hızlı ilerlemeler yerine hâkim tepeler, ileri karakollar ve savunma hatları için yapılan daha sınırlı muharebeler öne çıktı. Taraflar topçu ateşi, keşif faaliyetleri, devriyeler, baskınlar ve sınırlı piyade taarruzlarıyla karşı tarafın mevzilerini yıpratmaya çalıştı. Özellikle ateşkes görüşmelerinin başlamasından sonra büyük ölçekli harekâtların siyasî ve askerî maliyeti daha fazla önem kazandı; buna rağmen cephedeki çatışmalar ateşkes imzalanıncaya kadar devam etti.【30】


Askerî dengenin giderek belirginleşmesi diplomatik girişimleri hızlandırdı. Sovyet diplomat Yakov Malik’in Haziran 1951’de yaptığı ve ateşkes görüşmelerine açık kapı bırakan açıklamanın ardından taraflar müzakere hazırlıklarına başladı. 10 Temmuz 1951’de Kaesong’da Birleşmiş Milletler Komutanlığı ile Kuzey Kore ve Çin tarafının temsilcileri arasında resmî ateşkes görüşmeleri başladı. Görüşmeler Ağustos ayında kesintiye uğradı; 25 Ekim 1951’de Panmunjom’da yeniden başlatıldı.【31】


Müzakereler sürerken savaş sona ermedi. Taraflar cephede sahip oldukları mevzileri korumaya ve gerektiğinde daha elverişli bir ateşkes hattı elde etmek için sınırlı taarruzlar gerçekleştirmeye devam etti. Kasım 1951’de temas hattının gelecekteki askerî sınır hattına esas olması konusunda önemli ölçüde uzlaşmaya varılmasının ardından muharebeler daha çok ileri karakollar ve hâkim arazi parçaları çevresinde yoğunlaştı. Böylece 1951 sonlarından 1953 yazına kadar savaşın büyük kısmı, müzakere masası ile cephedeki sınırlı fakat zaman zaman son derece kanlı mevzi muharebelerinin eş zamanlı sürdüğü bir döneme dönüştü.【32】

Panmunjom Görüşmeleri ve Ateşkes Antlaşması (27 Temmuz 1953)

Ateşkes görüşmelerinin amacı bir barış antlaşması hazırlamak değil, askerî çatışmaları durduracak şartları belirlemekti. Müzakerelerde askerî sınır hattı, askerden arındırılmış bölgenin oluşturulması, ateşkesin denetlenmesi ve yabancı askerî takviyelerin sınırlandırılması gibi konular ele alındı. Bununla birlikte görüşmelerin yaklaşık iki yıl sürmesinin en önemli nedenlerinden biri savaş esirlerinin geri gönderilmesi meselesiydi.【33】

Savaşın Başladığına Dair Haber (Fatih Set)  


Kuzey Kore ve Çin tarafı savaş esirlerinin kendi ülkelerine geri gönderilmesi ilkesini savunurken, Birleşmiş Milletler Komutanlığı geri dönmek istemeyen esirlerin zorla iade edilmemesi gerektiğini ileri sürdü. Bu anlaşmazlık müzakereleri uzun süre tıkadı ve görüşmeler Ekim 1952’de kesintiye uğradı. Esirler meselesindeki uzlaşma girişimlerinin ardından resmî görüşmeler Nisan 1953’te yeniden başladı. Haziran 1953’te Güney Kore Cumhurbaşkanı Syngman Rhee’nin geri dönmek istemeyen binlerce Kuzey Koreli savaş esirini tek taraflı biçimde serbest bırakması ise anlaşmanın sonuçlandırılmasını yeniden geciktirdi.【34】


Bütün anlaşmazlıklara rağmen taraflar Temmuz 1953’te son maddeler üzerinde uzlaşmaya vardı. 27 Temmuz 1953 saat 10.00’da Panmunjom’da Kore Ateşkes Anlaşması imzalandı. Anlaşmanın imzalanmasından on iki saat sonra cephede silahlar sustu. Ateşkes, Birleşmiş Milletler Komutanlığı adına ABD’li askerî yetkililer ile Kore Halk Ordusu ve Çin Halk Gönüllüleri komutanlıkları arasında imzalandı; Kore Cumhuriyeti hükûmeti anlaşmanın imzacılarından biri olmadı.【35】


Anlaşmayla son temas hattını esas alan bir Askerî Sınır Hattı belirlendi. Tarafların bu hattın iki tarafından ikişer kilometre geri çekilmesiyle yaklaşık 241 kilometre uzunluğunda ve 4 kilometre genişliğinde Askerden Arındırılmış Bölge (DMZ) oluşturuldu. Ayrıca ateşkesin uygulanmasını denetlemek ve ihlal iddialarını değerlendirmek amacıyla askerî ve tarafsız denetim mekanizmaları kuruldu.【36】


27 Temmuz 1953 tarihli belge bir barış antlaşması değil, askerî bir ateşkes düzenlemesiydi. Ateşkesi kalıcı bir siyasî çözüme dönüştürmek amacıyla 1954’te Cenevre’de görüşmeler yapıldıysa da taraflar bir barış antlaşması üzerinde anlaşamadı. Bu nedenle Kore Savaşı’nın geniş çaplı muharebeleri 1953’te sona ermiş olmakla birlikte, savaşın ardından iki Kore arasındaki ilişkileri kesin biçimde düzenleyen bir barış antlaşması imzalanmadı. Ateşkes rejimi ve DMZ, Kore Yarımadası’ndaki askerî-siyasî düzenin temel çerçevesini oluşturmaya devam etti.【37】

Türkiye’nin Kore Savaşı’na Katılım Süreci

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye’nin dış politikası, savaş yıllarında izlenen savaş dışı kalma siyasetinden farklı olarak Batılı devletlerle güvenlik ilişkilerinin güçlendirilmesine yöneldi. Bu değişimde Sovyetler Birliği ile yaşanan güvenlik sorunları belirleyici unsurlardan biriydi. Sovyet tarafının 1945’te Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması’nı yenilememe kararı alması, ardından Boğazların statüsü ile Kars ve Ardahan sınırında değişiklik yapılmasına ilişkin taleplerin gündeme gelmesi Ankara’da ciddi bir güvenlik kaygısı yarattı. Türkiye bu ortamda ABD ile ilişkilerini geliştirmeye, Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesinde Batı sistemiyle daha yakın bağlar kurmaya ve nihayetinde NATO içinde güvenlik güvencesi elde etmeye yöneldi.【38】

Dış Politika Bağlamında Türkiye’nin Karar Süreci

Kore Savaşı’nın başlaması, Türkiye’nin mevcut dış politika yöneliminin askerî bir taahhütle görünür hâle gelmesine imkân sağladı. Bununla birlikte Kore’ye asker gönderme kararını yalnızca NATO üyeliği hedefiyle açıklamak yeterli değildir. Dönemin resmî yazışmalarında Birleşmiş Milletler üyeliğinden doğan yükümlülükler ve kolektif güvenlik anlayışı açık biçimde öne çıkarılmış; aynı zamanda karar, Sovyet tehdidi karşısında Batılı devletlerle askerî ve diplomatik iş birliğini güçlendirme arayışıyla da örtüşmüştür. Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü daha savaşın ilk günlerinde Türkiye’nin Birleşmiş Milletler üyeliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeye hazır olduğunu bildirmişti. 15 Temmuz’da BM Genel Sekreteri Trygve Lie’nin askerî yardım talebini içeren telgrafının ardından konu hükûmet tarafından yeniden değerlendirildi.【39】

Türkiye'nin Savaşa Katılımına Dair Karikatiür (Muhammed Cihad Kubat)  


25 Temmuz 1950’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Türkiye, Kore’de görev yapmak üzere 4.500 kişilik silahlı bir kuvveti Birleşmiş Milletler emrine vermeye karar verdiğini açıkladı. Karar öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir görüşme veya oylama yapılmadı. Bu nedenle asker gönderme kararının yalnızca dış politika yönü değil, hangi anayasal ve parlamenter usulle alınması gerektiği de kısa sürede iç siyasetin başlıca tartışmalarından biri hâline geldi. Muhalefet, yürütmenin Meclis kararı olmaksızın Türk askerini fiilî bir savaşa göndermesini eleştirirken, hükûmet çevreleri ise Türkiye’nin BM çerçevesindeki yükümlülüklerine dayanarak ayrıca bir savaş ilanı kararı alınmasının gerekmediğini savundu.【40】


Kore’ye asker gönderilmesinin Türkiye’nin NATO üyeliği üzerindeki etkisi de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Türkiye’nin Batı savunma sistemi içine girme çabası Kore Savaşı’ndan önce başlamıştı ve Ankara’nın güvenlik arayışı Sovyet tehdidi, Türkiye’nin stratejik konumu, ABD ile ilişkileri ve Avrupa güvenlik sistemine katılma isteği gibi birden fazla etkene dayanıyordu. Kore’de üstlenilen askerî sorumluluk, özellikle ABD’de Türkiye’ye ilişkin olumlu değerlendirmeleri güçlendiren ve üyelik sürecini destekleyen unsurlardan biri oldu; ancak mevcut belgeler bunun NATO üyeliğini tek başına belirleyen neden olmadığını göstermektedir. Türkiye ile Yunanistan’ın Kuzey Atlantik Antlaşması’na katılımı 18 Şubat 1952’de, Kore Savaşı henüz devam ederken gerçekleşti.【41】

Hükûmetin Kararı ve İç Politika Yansımaları

Asker gönderme kararının TBMM’de önceden görüşülmemesi, 1924 Anayasası’nın savaş ilanına ilişkin hükümleri üzerinden yoğun bir hukuk tartışmasına yol açtı. Cumhuriyet Halk Partisi ve Millet Partisi çevreleri, askerî birliğin aktif çatışma bölgesine gönderilmesinin Meclisin yetkisine giren bir mesele olduğunu savundular. Dönemin hukukçuları arasında da görüş birliği yoktu: hükûmetin izlediği usulü hukukî açıdan savunanlar bulunduğu gibi, Meclis kararı alınmamasını Anayasa’ya aykırı değerlendiren hukukçular da vardı. Dolayısıyla mesele, dönemin kendisinde de tek taraflı biçimde çözülmüş bir anayasa hukuku konusu değil, farklı biçimlerde yorumlanan bir yetki tartışmasıydı.【42】

Kore'deki Türk Askerlerine Kanlarıyla Çizdikleri Bayrakla Destek Olan Gençler (Şehlem Kaçar)  


Hükûmet ise kararını öncelikle Birleşmiş Milletler sistemi ve uluslararası barışın korunması üzerinden gerekçelendirdi. 25 Temmuz tarihli Dışişleri Bakanlığı cevabında, Birleşmiş Milletler Antlaşması’ndan doğan taahhütlere ve Güvenlik Konseyinin kararlarına bağlılık özellikle vurgulanıyordu. Buna karşılık muhalefetin eleştirileri kararın yalnızca içeriğine değil, karar alma usulüne yönelmişti. Bu nedenle Kore meselesi, Demokrat Parti iktidarının ilk aylarında yürütmenin dış politika alanındaki yetkilerinin sınırları ve parlamentonun rolü konusunda belirgin bir siyasal tartışma yarattı.【43】


Kararın kısa sürede alınması, hükûmetin Batı ile ilişkiler konusunda izlediği aktif dış politika çizgisinin de göstergesiydi. Bununla birlikte asker gönderme kararının hemen ardından NATO üyeliğinin garanti altına alındığı biçiminde doğrusal bir ilişki kurmak doğru değildir. Kore’ye katılım, Ankara’nın Batılı müttefiklere askerî katkıda bulunabileceğini göstermesi açısından önemliydi; fakat NATO üyeliği Türkiye’nin jeostratejik konumu, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu savunması, Sovyetler Birliği’ne karşı oluşturulan güvenlik düzeni ve Türkiye’nin daha önceki diplomatik girişimleriyle birlikte şekillendi.

Türk Kamuoyunun ve Basınının Tepkileri

Kore’ye asker gönderme kararının basındaki karşılığı tek yönlü değildi. Dönemin ana akım gazetelerinin önemli bir bölümü kararı destekleyen bir yayın çizgisi izledi ve Türkiye’nin Birleşmiş Milletler sistemindeki yükümlülüklerini yerine getirmesi, Batı dünyasıyla dayanışması ve Sovyet tehdidi karşısında güvenlik sistemine dâhil olması gibi gerekçeleri öne çıkardı. Bununla birlikte kararın ölçüsü, 4.500 kişilik muharip bir kuvvet gönderilmesinin gerekliliği ve TBMM’nin devre dışı bırakılması konusunda çekinceli veya eleştirel yayınlar da yapıldı. Özellikle sosyalist yayınlarda asker gönderme kararına çok daha belirgin bir muhalefet görülüyordu.【44】


Bu muhalefetin en görünür örneklerinden biri Türk Barışseverler Cemiyetiydi. Cemiyet, hükûmetin Kore kararına karşı çıktı ve kararın geri alınmasını isteyen faaliyetlerde bulundu. Cemiyet çevresiyle ilişkili Barış dergisinin 1 Ağustos 1950 tarihli sayısında “Kore Nere?” başlığının kullanılması, savaş karşıtı söylemin en bilinen ifadelerinden biri hâline geldi. Cemiyetin yaklaşımı, hükûmetin ve hükûmeti destekleyen basının Kore Savaşı’nı kolektif güvenlik ve komünizme karşı mücadele çerçevesinde açıklayan söyleminden belirgin biçimde ayrılıyordu.【45】


Öte yandan askerî birliğin hazırlanması ve sevki sırasında Ankara’dan İskenderun’a uzanan güzergâhta düzenlenen uğurlama törenleri geniş katılıma sahne oldu. İstasyonlarda ve İskenderun Limanı çevresinde toplanan kalabalıklar, birliğin sevkini takip etti; bu görüntüler dönemin basınında da geniş biçimde yer aldı. Ancak bu törenleri bütün toplumun Kore politikasını aynı ölçüde desteklediğinin göstergesi olarak değerlendirmek doğru değildir. Dönemin basın ve siyaset tartışmaları, askerlerin uğurlanmasına yönelik toplumsal ilgi ile hükûmet kararına ilişkin siyasal ve hukukî eleştirilerin aynı anda var olabildiğini göstermektedir.【46】


Savaşın Türkiye’de algılanışı cepheden gelen haberlerle de değişti. İlk muharebelerden itibaren ölüm, yaralanma, kayıp ve esaret haberlerinin ulaşması, Kore’ye asker gönderme kararının maliyetini kamuoyu açısından daha görünür hâle getirdi. Kasım 1950’den itibaren Türk birliğinin askerî durumuna ilişkin Mecliste sorular gündeme gelirken, özellikle Kunu-ri Muharebeleri sonrasında yüksek şehit haberleri savaşın gerekliliğine ilişkin tartışmaların yeniden yoğunlaşmasına yol açtı. Bu nedenle savaş boyunca Türk kamuoyunun tutumunu başlangıçtan sona değişmeyen tek bir “coşku” veya “muhalefet” çizgisiyle açıklamak mümkün değildir.【47】

Türk Tugayının Kuruluşu, Eğitimi ve Sefer Hazırlıkları

25 Temmuz kararında 4.500 kişilik bir kuvvet öngörülmüş olmakla birlikte, Genelkurmay Başkanlığının yaptığı teşkilatlandırma sonucunda Kore’ye gönderilecek birlik tugay niteliğinde karma bir kuvvet hâline getirildi. Birliğin ilk resmî adlandırması Genelkurmay emirlerinde “Birleşmiş Milletler Türk Silahlı Kuvvetler Komutanlığı” şeklindeydi. Uzun adın haberleşmede güçlük yaratması nedeniyle 17 Ağustos 1950’de kelimelerin ilk harflerinden oluşturulan “BİRAT K.lığı” kısaltması kabul edildi; 9 Eylül’de ise Genelkurmay emriyle “Kore Türk K.lığı” kısaltmasının kullanılmasına geçildi. Kore’de tutulan kayıtlarda “1’inci Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı” adı da kullanıldı. Dolayısıyla birliğin resmî adının “Türk Muharip Tugayı” olduğu yönündeki genel ifade kaynaklarla uyuşmamaktadır. Günlük kullanımda ise birlik yaygın biçimde “Türk Tugayı” olarak anıldı.【48】


Birliğin muharip omurgasını üç piyade taburundan oluşan 241. Piyade Alayı meydana getiriyordu. Buna motorlu topçu taburu, nakliye, uçaksavar, sıhhiye, istihkâm, muhabere ve diğer destek unsurları eklendi. Son teşkilatlanma sonucunda birliğin kadrosu 259 subay, 18 askerî memur, 4 sivil memur, 395 astsubay ve 4.414 er olmak üzere toplam 5.090 kişi olarak belirlendi. Erbaş ve erlerin seçiminde gönüllülük esasına öncelik verildi ve esas olarak 1929 doğumlu askerler arasından seçim yapıldı. Bu nedenle erbaş ve erlerin “ağırlıklı olarak yedek subay adaylarından” oluştuğu yönündeki iddialar doğru değildir; birliğin subay kadrosu esas olarak muvazzaf subaylardan, erbaş ve er kadrosu ise askerlik hizmetini yapmakta olan ve gönüllülük esasına göre seçilen personelden meydana getirildi.【49】

Amerikalı Senatör Cain Fuat Köprülü İle Birlikte (Burcu Yener)  


Birliğin ana toplanma ve eğitim merkezi Ankara’daki Etimesgut Garnizonu oldu. 241. Piyade Alayının çekirdek unsurları önce Ankara’ya getirildi, ardından 14 Ağustos’ta Etimesgut’taki 2. Zırhlı Tugay bölgesine intikal ettirildi. Tugay personelinin tamamı yalnızca tek bir merkezde eğitilmedi; sınıf ve uzmanlıklarına göre farklı askerî okullardan yararlanıldı. Piyade unsurları için Çankırı Piyade Okulu, topçu unsurları için Topçu Okulu, ayrıca Uçaksavar, İstihkâm, Mamak Muharebe, Sıhhiye Teknisyen, Ordonatım ve Motorlu Birlikler okulları eğitim programına dâhil edildi. Topçu Taburunun bir bölümü atış eğitimi amacıyla Polatlı’daki Topçu Okuluna gönderildi.【50】


Hazırlık süresinin kısalığı tugayın başlıca sorunlarından biriydi. Personelin farklı birliklerden toplanması devam ederken eğitimlerin de eş zamanlı yürütülmesi, birlikte müşterek eğitim için ayrılabilecek zamanı daralttı. Eğitim gemi yolculuğu sırasında ve Kore’ye ulaşıldıktan sonra da devam etmek zorunda kaldı. Buna ek olarak Amerikan birlikleriyle haberleşmede ciddi bir dil ve irtibat problemi ortaya çıktı. Komuta kademesinde İngilizce bilen personel sayısı sınırlıydı. Nitekim Kasım 1950’de IX. Kolordu karargâhına irtibat subayı gönderilmesi gerektiğinde Tugay karargâhında İngilizce konuşabilen tek kurmay subay olarak Kurmay Yüzbaşı Hakkı İnceoğlu’nun görevlendirildiği kaydedilmektedir. Amerikan ve Türk birlikleri arasındaki dil sorunu sonraki dönemde tercümanlar, çevrilmiş kılavuzlar ve irtibat personeli yoluyla giderilmeye çalışıldı.【51】


Silah ve teçhizat konusu da hazırlık sürecinin önemli meselelerinden biriydi. Tugay Türkiye’den ayrılmadan önce bütünüyle Amerikan silahlarıyla donatılmış değildi. Amerikan ordusunda kullanılan silahlara intibak amacıyla Almanya’daki Amerikan birliklerinden sınırlı miktarda silah temin edildi; bunlar arasında 300 M1 piyade tüfeği, 50 Amerikan tabancası ve 7 adet 3,5 inçlik roketatar bulunuyordu. Ancak bu malzemenin bir kısmı hareket tarihinden yaklaşık on gün önce ulaştığından kapsamlı eğitim için yeterli zaman kalmadı. M1 tüfekleri ve diğer Amerikan silahlarıyla atış eğitimleri deniz yolculuğu sırasında da sürdürüldü.【52】


Tugayın tamamının Amerikan standartlarındaki silah, araç ve teçhizatla donatılması esas olarak Kore’ye ulaştıktan sonra gerçekleştirildi. Pusan’dan Taegu’ya geçen birliklere burada Amerikan silahları dağıtıldı ve Türk yapımı veya İngiliz sistemine dayalı bazı silahlar Amerikan sistemleriyle değiştirildi. Aynı durum lojistik destek için de geçerliydi. Tugay kendi sıhhiye, nakliye, ikmal ve bakım unsurlarını bünyesinde bulundurmakla birlikte Kore’de bağımsız bir lojistik sistemle hareket etmiyordu; nakliye, iaşe, iskân, silah ve önemli miktarda malzeme desteği Amerikan makamlarının lojistik ağı üzerinden sağlanıyordu. Bu nedenle tugayın Kore’de “kendi imkânlarıyla bağımsız hareket ettiği” yönündeki değerlendirmeler askerî lojistiğin gerçek yapısını yansıtmamaktadır.【53】


Birliğin deniz yoluyla sevkine ilişkin olarak bazı ikincil kaynaklarda geçen 17 Eylül 1950 tarihi de doğru değildir. Personeli taşıyan üç ana kafilenin İskenderun’dan ayrılışı 25, 26 ve 29 Eylül 1950 tarihlerinde gerçekleşti. İlk kafile General J. H. McRae, ikinci kafile General W. G. Haan, üçüncü kafile ise Private Elden H. Johnson adlı Amerikan nakliye gemileriyle yola çıktı. Araç, mühimmat ve diğer malzemelerin bir kısmı ayrıca yük gemileriyle taşındı.【54】


Yaklaşık üç haftalık deniz yolculuğunun ardından personel taşıyan gemiler 17–20 Ekim 1950 arasında Pusan Limanı’na ulaştı. Birliklerin Kore’ye çıkarılmasının ardından Personel önce istasyona taşındı, ardından demir yoluyla Taegu’ya sevk edildi. Taegu, yeni gelen BM birliklerinin hazırlanması bakımından önemli bir merkezdi; Türk birliği burada Amerikan silah ve teçhizatına intibakını sürdürdü, teşkilatında bazı düzenlemeler yaptı ve eğitimine devam etti. Pusan’dan itibaren nakliye, iskân ve iaşe düzenlemelerinin önemli bölümü Amerikan makamlarınca gerçekleştirildi. Bu süreç, Türk Silahlı Kuvvetlerine yalnızca muharebe bakımından değil; uzun mesafeli denizaşırı nakliye, yabancı silah sistemlerine intibak, farklı bir lojistik sistem içinde çalışma ve çok uluslu bir komuta yapısıyla koordinasyon alanlarında da yeni bir askerî tecrübe kazandırdı.【55】

Türk Tugaylarının Muharebeleri ve Görevleri

Birinci Türk Tugayı, Kore’ye ulaştıktan sonra Taegu’daki intibak ve eğitim döneminin ardından Amerikan 25. Piyade Tümeni emrinde görevlendirildi. Birliğin ilk görevleri, cephe gerisinin güvenliğinin sağlanması, ikmal yollarının korunması ve Kuzey Koreli gerillalara karşı yürütülen faaliyetlerden oluşuyordu. Kasım 1950’nin ikinci yarısında Çin Halk Gönüllülerinin geniş çaplı taarruzunun başlaması ise Türk Tugayının görev niteliğini değiştirdi. Birlik, cephe gerisi güvenlik görevlerinden çıkarak Sekizinci Ordu’nun genel geri çekilme harekâtının bir parçası hâline gelecek ve ilk büyük konvansiyonel muharebelerini bu sırada yaşayacaktı.【56】

Birinci Türk Tugayı: Wawon, Sinnim-ni, Kunu-ri ve Kumyangjang-ni Muharebeleri

Çin kuvvetlerinin Kasım 1950 sonunda başlattığı taarruz sırasında Amerikan IX. Kolordusunun sağ kanadında ortaya çıkan tehdit üzerine Türk Tugayına 26 Kasım saat 16.00 sıralarında Kunu-ri’den Tokchon yönüne hareket etmesi ve geri çekilen Güney Kore birliklerinin bıraktığı boşluğu kapatması emredildi. Tugay, bu emir doğrultusunda önce Kunu-ri’nin yaklaşık 25 kilometre doğusundaki Wawon bölgesine ilerledi ve Wawon Boğazı’nı kapatacak şekilde tertiplendi. Ancak cephedeki durum son derece hızlı değişiyordu; kolordu emirlerinin yenilenmesi, muhabere güçlükleri, tugayın büyük bölümünün motorlu olmaması ve dar yollar birliklerin hareketini önemli ölçüde zorlaştırdı.【57】

Kunuri'de 2. Piyade Tümeni'nin Durumu (Muhammed Cihat Kubat)  


Türk Tugayının ilk büyük konvansiyonel muharebesi 28 Kasım 1950’de Wawon’da meydana geldi. Gece saatlerinde ileri unsurların baskına uğramasının ardından sabah saatlerinde Çin ve Kuzey Kore birliklerinin taarruzu genişledi. Özellikle 10. Bölüğün bulunduğu kesimde başlayan çatışmalar diğer birliklerin de muharebeye katılmasıyla gün boyunca devam etti. Karşı taraf, Türk mevzilerini cepheden baskı altında tutarken yanlardan kuşatmaya çalıştı. Türk birlikleri ise mevzilerini korumaya ve kuşatma hareketini engellemeye çalıştı. Muharebenin ilerleyen saatlerinde artan baskı, birliklerin birbirleriyle ve üst komutanlıkla irtibatında yaşanan sorunlar ve geri çekilme yollarının kesilebileceği endişesi üzerine Wawon’da kalınmasından vazgeçildi.【58】


Dolayısıyla Kunu-ri muharebelerini, Türk Tugayının 25–27 Kasım arasında tek bir mevzide yaptığı kesintisiz bir savunma savaşı şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Birliğin Kasım sonundaki harekâtı, birbirini izleyen Wawon–Sinnim-ni–Pongmyong-ni/Kaechon–Kunu-ri–Sunchon safhalarından oluşan geri çekilme ve geciktirme muharebeleri biçiminde gelişti. Wawon’daki çatışmanın ardından 28 Kasım akşamı birliklere yaklaşık 5 kilometre gerideki Sinnim-ni bölgesine çekilme emri verildi. Çekilme sırasında artçı birlikler karşı tarafı oyalarken tugayın ana unsurları yeni savunma mevzilerine yöneldi.【59】

Wawon Muharebesi (İrfan Tunç)  


Sinnim-ni’deki durum kısa sürede yeniden ağırlaştı. 28 Kasım’ı 29 Kasım’a bağlayan gece Çin ve Kuzey Kore birlikleri Türk kuvvetlerinin yanlarına ve gerisine sızarak taarruzlarını sürdürdü. Bazı Türk birliklerinin birbirleriyle bağlantısı kesildi; topçu, havan ve piyade unsurlarının bir bölümü ağır baskı altında kaldı. 29 Kasım sabahı ve öğle saatlerine kadar devam eden muharebelerde bazı birlikler emir üzerine geri çekilirken, bazı alt kademe komutanları kuşatılmamak ve personelini imhadan kurtarmak amacıyla kendi inisiyatifleriyle hareket etti.【60】


Sinnim-ni’den çekilen birliklerin bir bölümü Pongmyong-ni (Kaechon) çevresinde yeniden toplandı. Burada Türk birliklerinin yanı sıra bir Amerikan piyade taburu ve tank unsurları da savunmaya katıldı. Ancak Amerikan taburunun daha sonra bölgeden çekilmesiyle Türk birliklerinin kanatlarından biri yeniden açık hâle geldi ve kuşatılma tehlikesi ortaya çıktı. Tugay Komutanlığı bunun üzerine geri çekilme kararı verdi. Wawon’dan başlayan ve Sinnim-ni ile Kaechon’da devam eden bu hareket, birliğin belirli bir savunma hattına bağlı kalmasından çok, değişen taktik durum karşısında art arda yeni mevziler tutarak karşı tarafın ilerlemesini yavaşlatması şeklinde gelişti.【61】

Kunuri Muharebesini Gösterir Harita (Muhammed Cihad Kubat)  


29 Kasım akşamından 30 Kasım sabahına kadar olan safhada Türk birlikleri Pongmyong-ni–Kunu-ri yolundaki boğazdan geri çekilmeye çalıştı. Yaklaşık dört kilometrelik dar geçidin hâkim tepeleri Çin kuvvetlerinin kontrolüne girmişti. Özellikle geride kalan yaya birlikleri, boğaza giriş ve geçiş sırasında makineli tüfek, havan ve roketatar ateşi altında ilerlemek zorunda kaldı. Türk ve Amerikan birlikleri küçük gruplar hâlinde çatışarak geçidi açmaya çalışırken Amerikan topçusu, tankları ve hava unsurları da geri çekilmeyi destekledi. Bu süreçte birlikler zaman zaman birbirlerinden ayrıldı; personel, araç ve ağır silah kayıpları arttı.【62】


Kunu-ri’ye ulaşabilen birliklerin geri çekilmesi burada da sona ermedi. Sekizinci Ordu’nun genel geri çekilmesi doğrultusunda Türk birliklerinin bir bölümü Sunchon Boğazı üzerinden Pyongyang yönüne hareket etti. Ancak bu geçit de Çin kuvvetleri tarafından kesilmişti. Türk birlikleri ile Amerikan 2. Piyade Tümeninin bazı unsurları, geçitten çıkabilmek amacıyla küçük gruplar hâlinde çatışmak zorunda kaldı. Tugay karargâhının bir bölümü, Topçu Taburu ve batıdaki Anju yoluna yönelen bazı birlikler ise daha az dirençle karşılaşarak Pyongyang’a ulaşabildi. Birliğin dağılmış unsurları 1 Aralık’tan itibaren burada yeniden toplanmaya başladı.【63】

Kuzey Kore Taarruzu (Alper İşçimen)  


Bu muharebeler Türk Tugayının savaş boyunca tek bir harekât dizisi içinde verdiği en ağır kayıplardan birine yol açtı. 26 Kasım–6 Aralık 1950 dönemine ilişkin kayıtlarda 218 kişinin hayatını kaybettiği, 455 kişinin yaralandığı ve 94 kişinin kayıp olduğu, toplam personel kaybının böylece 767’ye ulaştığı belirtilmektedir. Ağır silah ve araç kayıpları da önemli düzeydeydi. Bu rakamlar, Wawon’dan başlayarak Kunu-ri ve geri çekilme güzergâhlarında devam eden muharebelerin Türk Tugayı açısından yalnızca bir başarı anlatısıyla değil, ağır personel ve teçhizat kayıplarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.【64】


Kunu-ri muharebelerinin askerî sonuçları konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Amerikan resmî tarih yazımında Türk Tugayının emir-komuta, muhabere ve harekât koordinasyonunda yaşadığı sorunlara ve bazı komuta kararlarına yönelik eleştiriler öne çıkarken, Türk ve Güney Kore kaynaklarında tugayın Çin kuvvetlerinin ilerlemesini geciktiren işlevine daha fazla vurgu yapılmaktadır. Güney Kore askerî tarih yazımında özellikle Wawon-ni, Sinnim-ni ve Bongmyeong-ni muharebelerinin Sekizinci Ordu’nun geri çekilmesi için zaman kazanılmasına katkıda bulunduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla Türk Tugayının Kunu-ri’deki rolünü ne yalnızca kusursuz bir savunma başarısı ne de bütünüyle başarısız bir harekât olarak tanımlamak yeterlidir; birliğin geciktirme işlevi ile ağır kayıpları, irtibat sorunları ve tartışmalı komuta kararları birlikte ele alınmalıdır.【65】


Kunu-ri sonrasında yeniden teşkilatlandırılan Birinci Türk Tugayı, Ocak 1951’de Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin karşı taarruzlarına katıldı. 25–27 Ocak 1951’de Kumyangjang-ni ile 185 ve 156 rakımlı tepeler çevresinde yürütülen muharebeler, tugayın Kunu-ri’den sonraki ilk önemli taarruz harekâtı oldu. 25 Ocak’ta 185 rakımlı tepe çevresindeki çatışmalar başladı; 26 Ocak’ta 2. Tabur Kumyangjang-ni kasabasına ve çevresindeki tahkimli mevzilere taarruz etti. Topçu, havan ve hava desteğinin ardından gerçekleştirilen piyade hücumlarında kasaba ele geçirildi. 27 Ocak’ta ilerleme sürdürüldüğünde karşı birliklerin bazı mevzileri boşaltmış olduğu görüldü. Kunu-ri’deki ağır geri çekilmenin ardından bu taarruzların başarılı sonuçlanması, birliğin yeniden teşkilatlanması ve moralinin toparlanması bakımından da önem taşıdı.【66】


Bu muharebeler sonrasında verilen nişanların birbirinden ayrılması gerekir. Kunu-ri muharebelerinin ardından 15 Türk tugay personeline Silver Star ve Bronze Star madalyaları verildi. Buna karşılık Kumyangjang-ni ile 185 ve 156 rakımlı tepelerde 25–27 Ocak 1951’de gerçekleştirilen harekât nedeniyle Amerikan makamlarınca Türk Tugayına birlik düzeyinde Üstün/Mümtaz Birlik Nişanı verilmesi kararlaştırıldı; nişan 6 Temmuz 1951’de 241. Piyade Alayı sancağına takıldı. Ayrıca aynı harekâttaki başarılar dolayısıyla Güney Kore Cumhurbaşkanı Syngman Rhee tarafından verilen Cumhurbaşkanlığı Birlik Nişanı 17 Eylül 1952’de Türk Tugayına sunuldu. Bu nedenle Kumyangjang-ni sonrasında verilen birlik nişanlarıyla Türk komutanlarına verilen şahsî madalyaların birbirine karıştırılmaması gerekir.【67】

İkinci ve Üçüncü Türk Tugayları: Mevzi ve İleri Karakol Muharebeleri

Birinci Türk Tugayının personeli 1951 boyunca kademeli olarak değiştirilirken cephe sorumluluğu 16 Kasım 1951’de İkinci Türk Tugayına devredildi. Tuğgeneral Namık Argüç komutasındaki birlik, savaşın ilk yılındaki hızlı ileri ve geri hareketlerden farklı bir cephe ortamıyla karşılaştı. Ateşkes görüşmeleri başlamış olmakla birlikte muharebeler sona ermemişti. İkinci Tugay görevi devraldığı ilk dönemde yoğun keşif faaliyetleri yürüttü ve bu faaliyetler sırasında dahi ölü ve yaralı verdi. Dolayısıyla İkinci Tugayın görev dönemini çatışmasız veya yalnızca pasif savunmayla geçen bir dönem olarak değerlendirmek mümkün değildir.【68】

Birleşmiş Milletler Ordusunun Taarruzu (İrfan Tunç)  


1952’de cephe giderek mevzi savaşı niteliği kazanırken İkinci Tugay da farklı savunma hatlarında görev yaptı. 24 Şubat 1952’de Amerikan X. Kolordusu bölgesine alınan birlik, Amerikan 7. Tümeninin 32. Alayından devraldığı mevzilerde uzun süre kaldı. Karşılıklı keşif harekâtları, sızmalar, topçu ve havan ateşleri ile sınırlı hedeflere yönelik taarruzlar bu dönemin temel muharebe biçimini oluşturdu. Örneğin 20 Şubat–20 Haziran 1952 dönemine ilişkin harekât raporlarında Türk birliklerinin 38 ölü ve 162 yaralı verdiği kaydedilmektedir. Bu veriler, ateşkes müzakereleri sürerken dahi cephedeki askerî faaliyetin önemli kayıplar doğurabildiğini göstermektedir.【69】


İkinci Tugayın değiştirilmesi 1952 yazında kademeli biçimde gerçekleştirildi ve 24 Ağustos 1952’de cephe sorumluluğu Üçüncü Türk Tugayına geçti. Yeni birlik ilk dönemde 25. Amerikan Tümeninin ihtiyatında eğitim, tahkimat ve muharebe hazırlıklarıyla meşgul oldu; ardından Kasım 1952’de birinci hat savunma görevine geçti. Ocak 1953 sonunda yeniden ihtiyata alınan tugay, bahar aylarında cepheye döndüğünde ateşkes görüşmelerinin son safhasındaki ileri karakol mücadelelerinin içine girdi.【70】


Üçüncü Türk Tugayının 1953’teki başlıca muharebeleri, Vegas, Doğu Berlin, Batı Berlin, Elko ve Karsan adı verilen ileri karakolların bulunduğu bölgede gerçekleşti. 14 Mayıs’ı 15 Mayıs’a bağlayan gece Vegas çevresindeki Türk mevzileri yoğun topçu ve havan hazırlığının ardından taarruza uğradı. İleri karakolların savunulması, ana savunma hattının önünde bulunmaları nedeniyle özellikle güçtü; bu küçük mevziler çevrelenmeye açık olduklarından topçu ve havan desteği büyük önem taşıyordu. Mayıs ortasındaki taarruzlar püskürtülmekle birlikte bölgedeki baskı sona ermedi.【71】


Daha geniş çaplı çatışmalar 27–29 Mayıs 1953 arasında meydana geldi. Çin birlikleri Vegas, Elko, Karsan ile Doğu ve Batı Berlin ileri karakollarına yoğun topçu ve havan ateşi altında taarruz etti. Vegas ve çevresindeki tepeler birkaç kez el değiştirdi; Türk birlikleri bazı safhalarda ileri mevzilerden Küçük Vegas’a çekildi, daha sonra karşı taarruzlarla kaybedilen arazinin bir bölümünü yeniden ele geçirdi. Bu muharebeler, savaşın son aylarında cephe hattı büyük ölçüde sabit görünse bile sınırlı arazi parçaları için son derece şiddetli çatışmaların sürdüğünü göstermektedir.【72】


Türk birliklerinin Kore’deki faaliyetleri yalnızca cephe hizmetleriyle sınırlı değildi. Bu bağlamda Ankara Okulu 1951’de, Birinci Türk Tugayının görev dönemi sırasında Suwon’da Türk askerlerinin girişimleriyle oluşturuldu. İlk aşamada savaş nedeniyle kimsesiz kalan çocukların barınması amacıyla kullanılan bir alanın düzenlenmesiyle başlayan faaliyet, daha sonra Koreli öğretmenlerin de görev yaptığı bir okula dönüştü. Okul savaş sonrasında da bir süre faaliyetini sürdürdü.【73】

Birleşmiş Milletler Komutası Altında Türk Tugaylarının Değerlendirilmesi

Türk birlikleri savaş boyunca Birleşmiş Milletler Komutanlığının askerî hiyerarşisi içinde, çoğunlukla Amerikan Sekizinci Ordusuna bağlı kolordu ve tümenlerin emrinde görev yaptı. Bununla birlikte Türk Tugayının muharebe performansına ilişkin tarih yazımında tek tip bir değerlendirme bulunmamaktadır. Özellikle Kunu-ri konusunda Amerikan resmî askerî tarihi, emir-komuta ve koordinasyon sorunlarını eleştirirken Türk ve Güney Kore kaynaklarında birliğin geri çekilen kuvvetlere zaman kazandıran muharebeleri daha fazla vurgulanmıştır. Komutanların bazı kararları da tartışmalıdır: Tahsin Yazıcı’nın sahadaki gelişmelere göre üst komutanlıktan yeni bir emir beklemeden yaptığı bazı düzenlemeler Amerikan anlatılarında eleştirilmiş, Güney Kore anlatılarında ise geri çekilme yolunun kapanması tehlikesi karşısında belirli ölçüde anlaşılabilir görülmüştür.【74】


Bu değerlendirmelerde tugayın karşılaştığı yapısal sorunların da dikkate alınması gerekir. İngilizce bilen personel sayısının sınırlı olması, Amerikan üst karargâhlarıyla irtibatın belirli sayıdaki subay ve irtibat personeline bağımlı kalmasına yol açtı. Kunu-ri öncesinde IX. Kolordu karargâhına irtibat subayı gönderilmesi gerektiğinde Tugay karargâhında İngilizce konuşabilen tek kurmay subay olarak Kurmay Yüzbaşı Hakkı İnceoğlu’nun görevlendirilmesi bu sorunun boyutunu göstermektedir. Amerikan ve Türk birlikleri arasındaki dil farkı, emirlerin aktarılması, kılavuzların kullanılması ve müşterek harekâtın koordinasyonunda güçlükler yarattı. Buna nakliye aracı eksiklikleri, Amerikan lojistik sistemine bağımlılık ve değişken istihbarat akışı da eklendiğinde Türk Tugayının harekâtının yalnızca personelin bireysel savaşma özellikleri üzerinden değerlendirilmesi yetersiz kalmaktadır.【75】


Birinci Tugayın Kunu-ri’de ağır kayıp vermesine rağmen sonraki aylarda yeniden teşkil edilerek taarruz görevlerine katılması; İkinci Tugayın mevzi savaşlarında uzun süre cephe sorumluluğu üstlenmesi ve Üçüncü Tugayın 1953 ileri karakol muharebelerine katılması, Türk askerî varlığının savaşın farklı safhalarında değişen görevler üstlendiğini göstermektedir. Bu nedenle Kore’deki Türk birliklerini yalnızca Kunu-ri ile özdeşleştirmek, 1951–1953 arasındaki mevzi, keşif, savunma ve ileri karakol faaliyetlerini göz ardı etme tehlikesine yol açmaktadır.

Ateşkes Sonrası Görevler ve Türkiye’nin Kore’deki Askerî Varlığı (1953–1971)

Dördüncü Türk Tugayının Kore’ye intikali savaşın son haftalarına rastladı. Birinci kafile 6 Temmuz 1953’te Pusan’a ulaştı ve ertesi gün demir yoluyla Uijongbu çevresindeki bölgeye sevk edildi. İkinci kafile ise 26 Temmuz’da, ateşkesin imzalanmasından yalnızca bir gün önce Pusan’a çıktı. Üçüncü Türk Tugayı 7 Temmuz’dan itibaren cephe sorumluluğunu devretmeye başlamış olsa da değiştirme işlemleri 27 Temmuz’daki ateşkesin sonrasına kadar devam etti; Üçüncü Tugayın son kafilesi 10 Ağustos’ta Kore’den ayrıldı. Bu nedenle Dördüncü Tugayın görevi esas itibarıyla ateşkesin uygulanmaya başladığı döneme rastladı ve birlik büyük çaplı bir muharebeye girmedi.【76】

Kore Savaşı'nda Şakalaşan Türk-Kore Askerleri (Şehlem Kaçar) 


Ateşkes, Türkiye’nin Kore’deki askerî varlığının sona ermesi anlamına gelmedi. Dördüncü Tugay 1954 yazında Türkiye’ye dönerken yerini Beşinci Tugaya bıraktı. Ardından 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. Türk tugayları yıllık rotasyonlarla Kore’de görev yaptı. Böylece tugay seviyesindeki Türk askerî varlığı 1960 yılına kadar devam etti. Bu birliklerin görevi savaş dönemindeki büyük çaplı muharebelerden farklı olarak ateşkes rejimi çerçevesindeki askerî hazırlığın sürdürülmesi, belirlenen bölgelerde güvenlik ve savunma görevlerinin yürütülmesi ve Birleşmiş Milletler Komutanlığı bünyesindeki Türk askerî temsilinin devam ettirilmesiydi.【77】


1960’tan sonra Kore’deki Türk askerî birliğinin mevcudu kademeli olarak azaltıldı. 1960–1966 arasında “Kore Birliği” adıyla yaklaşık 100–150 kişilik bölük seviyesindeki birlikler, Amerikan tugayları bünyesinde görev yaptı. 1966’dan itibaren temsil daha da küçültülerek Amerikan Sekizinci Ordusunun Şeref Bölüğü içinde yaklaşık on kişilik “Şeref Kıtası” seviyesine indirildi. Bu sistemle beş ayrı Şeref Kıtası görev yaptı; son birlik 30 Haziran 1971’de görevini tamamladı. Böylece Türkiye’nin 1950’de tugay seviyesinde başlayan Kore’deki kesintisiz askerî temsili, yaklaşık yirmi bir yıl sonra sona ermiş oldu.【78】

Esaret ve Esir Kamplarında Türk Askerleri

Kore Savaşı sırasında Türk birliklerinden esir düşen askerlerin toplam sayısı konusunda farklı resmî rakamlar bulunmaktadır. Genelkurmay Başkanlığının 1975’te yayımlanan verilerinde 234, 2012’de kullanılan resmî rakamlarda ise 244 Türk askerinin esir düştüğü belirtilmektedir. Esirler üzerine yapılan ayrıntılı çalışmalarda, resmî kayıtlara girmeyen, esir alındıktan sonra hayatını kaybeden veya kısa süreli esaretin ardından kaçmayı başaran askerler nedeniyle gerçek sayının daha yüksek olabileceği ileri sürülmüşse de kesin olarak doğrulanabilen bir toplam sayı bulunmamaktadır. Bu nedenle 234 ve 244 rakamlarının, farklı tarihlerde açıklanmış resmî sayılar olarak birbirinden ayrılması daha uygundur.【79】

Savaşın Bitişine Dair Haber (Meltem Demir)  


Türk askerlerinin esir düşmesi yalnızca Kunu-ri muharebeleriyle sınırlı değildir. Kasım 1950’de Wawon, Sinnim-ni, Kaechon ve Kunu-ri çevresindeki geri çekilme muharebeleri sırasında birliklerin parçalanması, bazı unsurların kuşatılması ve gece şartlarında dost-düşman ayrımının güçleşmesi sonucunda çok sayıda asker birliklerinden koptu. Resmî kayıtlarda bu muharebeler sırasında 94 Türk askerinin esir düştüğü belirtilmektedir.【80】 Buna karşılık Nisan 1951’de Çin kuvvetlerinin Bahar Taarruzu sırasında yaşanan muharebelerde esir sayısı daha yüksek oldu. Bu safhada 4 subay ile 100’den fazla er ve erbaşın esir düştüğü, farklı resmî kayıtlarda esir veya kayıp sayısının 105–108 arasında verildiği görülmektedir. İkinci Türk Tugayı döneminde esir kaydı bulunmazken, Üçüncü Türk Tugayından da resmî verilere göre 10 asker esir düştü.【81】


Esir alınan askerler, cepheden doğrudan düzenli kamplara götürülmedi. Özellikle 1950 sonunda ele geçirilenler için esaretin ilk safhasını, cephe gerisinden Kuzey Kore’nin iç bölgelerine doğru gerçekleştirilen uzun yürüyüşler ve geçici toplama alanları oluşturdu. Kunu-ri çevresinde esir alınan bazı Türk askerlerinin ana kamplara ulaşmaları birkaç ay sürdü. Soğuk hava, yetersiz beslenme, yaralanmalar ve uzun yürüyüşler bu dönemin başlıca güçlükleriydi. Bazı esirler köy evlerinde, terk edilmiş yapılarda, mağaralarda veya geçici barakalarda tutuldu; ağır yaralıların naklinde ise kimi zaman basit taşıma araçları kullanıldı. Kunu-ri’de esir edilen ilk gruplardan bazılarının kalıcı kamplara ulaşması üç-dört ayı buldu.【82】

Esir Kamplarındaki Yaşam Koşulları

Türk esirlerin önemli bir bölümü zaman içerisinde Yalu Nehri çevresindeki daimi kamplara sevk edildi. Kızılay kayıtlarında Çongsong, Pyongçong-ri, Çonçong, Wiwon ve Pyoktong başlıca daimi kamplar arasında gösterilmektedir. Türk askerlerinin özellikle Pyoktong’daki 5 No.lu Kamp ile subay ve çavuşların ayrıldığı diğer kamplarda tutulduğu anlaşılmaktadır. Kamplarda milliyet ve rütbe esasına göre çeşitli gruplandırmalar yapılmış; Türk esirler Amerikalı, İngiliz, Filipinli ve diğer BM personeliyle aynı kamp sistemi içinde, ancak çoğu zaman kendilerine ayrılan barakalarda yaşamıştır.【83】


Barınma şartları özellikle esaretin ilk döneminde yetersizdi. Pyoktong’a ulaşan Türk askerleri küçük köy evleri ve barakalarda kalabalık gruplar hâlinde tutuldu. Battaniye ve yatak yetersizliği nedeniyle askerler soğuktan korunmak amacıyla birbirlerine sokularak uyuduklarını aktarmışlardır. Bazı barakalarda yirmi beş-otuz kişinin aynı mekânda kaldığı, sert zemin üzerinde yatıldığı ve kış aylarında yeterli ısıtma imkânının bulunmadığı görülmektedir. Kamp sisteminin ilerleyen dönemlerinde barakalardaki kişi sayısı kısmen azaltılmış olsa da yaşam şartları bütün kamplarda aynı düzeyde değildi.【84】


Beslenme, Türk esirlerin tanıklıklarında en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Pyoktong’a ulaşılmasının ardından dahi yiyecek miktarında başlangıçta belirgin bir iyileşme meydana gelmemiştir. Esirler çoğunlukla darı, mısır kırması, süpürge tohumu, fasulye ve sınırlı miktarda ekmekle beslenmiş; et son derece seyrek verilmiştir. Bazı dönemlerde gıda yetersizliği nedeniyle çevreden yenilebilir ot, kök ve bitkiler toplanmıştır. Bu şartlar kilo kaybı, fiziksel güçsüzlük ve hastalıklara karşı direncin azalmasına yol açtı. Sağlık ve hijyen imkânlarının sınırlılığı da bitlenme, enfeksiyonlar ve çeşitli hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdı.【85】


Kamplardaki şartlar savaş boyunca tamamen değişmeden kalmadı. Çin kuvvetlerinin kamp yönetimini daha düzenli hâle getirmesi, esir değişimi ihtimalinin ortaya çıkması ve savaşın mevzi safhasına geçmesiyle bazı alanlarda barınma ve iaşe koşullarında kısmi iyileşmeler görüldü. Buna karşılık esirlerin gıda, sağlık, kıyafet ve haberleşme imkânları uzun süre sınırlı kaldı. Bu nedenle Türk savaş esirlerinin kamp deneyimini, bütün esaret süresince aynı yoğunlukta kötüleşen veya değişmeyen tek tip bir sistem olarak değerlendirmek yerine, kamp, dönem ve esirin statüsüne göre farklılaşan bir süreç olarak ele almak gerekir.【86】

Psikolojik Savaş, Propaganda ve Sorgulamalar

Kore Savaşı’ndaki esir kampları aynı zamanda psikolojik savaş faaliyetlerinin yürütüldüğü alanlardı. Özellikle Pyoktong’daki 5 No.lu Kamp ile subayların bulunduğu kamplarda 1951’den itibaren belirli bir program çerçevesinde siyasi eğitim ve propaganda faaliyetleri düzenlendi. Derslerde kapitalizm ve emperyalizm eleştirileri, sosyalist sistemin üstünlüğü, Kore Savaşı’nın nedenleri ve BM askerlerinin savaşa neden katıldıkları gibi konular işlendi. Bazı kamplarda bu eğitimlere katılım zorunluydu ve dersler günün önemli bir bölümünü kapsayabiliyordu.【87】

Kuzey Kore'de Bir Esir Kampı (Burçin Erlevent)  


Türk esirler açısından propaganda faaliyetlerinin uygulanmasındaki başlıca sorunlardan biri dil meselesiydi. İlk dönemde Türkçe bilen personel yetersiz olduğundan bazı derslerde İngilizce bilen Türk subayları aracılığıyla tercüme yapıldı. Daha sonra Türkçe konuşabilen tercümanlar görevlendirildi ve propaganda programı daha sistemli hâle getirildi. Türk esirlerin tanıklıklarında, derslerin içeriklerinin özellikle Türkiye’nin savaşa katılmasının sorgulanması ve Türk askerlerinin ABD çıkarları doğrultusunda savaştıkları iddiası üzerine yoğunlaştığı görülmektedir.【88】


Bu faaliyetlere Türk esirlerin tamamının aynı biçimde karşılık verdiğini söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte tanıklıklarda dersleri aksatmak için gürültü çıkarma, tercümanların söylediklerini anlamadıklarını ileri sürme, eğitmenlerle tartışma veya propaganda içeriklerine açıkça itiraz etme gibi toplu ve bireysel davranışlara rastlanmaktadır. Subay ve astsubayların erlerle birlikte bulunmasının kamp yönetimi tarafından propaganda faaliyetlerinin etkisini azalttığı düşünülmüş ve bazı dönemlerde rütbeli personel ile erlerin birbirinden ayrılması yoluna gidilmiştir. Dolayısıyla Türk esirlerin propaganda karşısındaki tavrını tamamen etkilenmez bir grup olarak tanımlamaktan ziyade, örgütlü askerî hiyerarşilerini ve grup dayanışmalarını mümkün olduğu ölçüde korumaya çalıştıkları şeklinde ifade etmek daha isabetlidir.【89】


Sorgulamalar propaganda faaliyetlerinden ayrı fakat onunla ilişkili bir uygulamaydı. Esirlere birlikleri, Türk ordusunun teşkilatı, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal durumu ile savaşa katılma gerekçeleri hakkında sorular yöneltildi. Yüzbaşı Hamid Yüksel’in yaklaşık on gün süren sorgusunda Türk ordusunun yapısından Türkiye’deki işsizlik ve sağlık koşullarına kadar farklı konularda tekrar tekrar sorular sorulduğu aktarılmaktadır. Erlerin sorgularında ise daha genel biçimde neden Kore’ye geldikleri ve kim tarafından gönderildikleri üzerinde duruldu. Bununla birlikte mevcut Türk tanıklıkları, Türk esirlerin sorgulanmasında sistematik fiziksel işkencenin yaygın biçimde kullanıldığını kesin olarak ortaya koymamaktadır. Türk esirler açısından belgelenebilen yöntemler daha çok uzun sorgular, tekrar, psikolojik baskı, propaganda ve disiplin cezalarıdır; diğer BM esirlerine ilişkin kaynaklarda ise daha ağır fiziksel sorgulama yöntemlerinin örnekleri bulunmaktadır.【90】


Kamplarda propaganda ile disiplin sistemi arasında da yakın bir ilişki bulunuyordu. Kamp yönetiminin talimatlarına karşı çıkmak, propaganda faaliyetlerini aksatmak, kaçmaya teşebbüs etmek veya yasaklanan davranışlarda bulunmak hapis, yiyecek kısıtlaması ve çeşitli fiziksel cezalara yol açabiliyordu. Türk esirlerin topluca tepki gösterdiği bazı olaylarda cezalandırılan askerlerin bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle esir kamplarındaki psikolojik savaş yalnızca siyasi içerikli derslerden oluşmamış; gündelik hayatın düzenlenmesi, askerî hiyerarşinin zayıflatılması, ödül ve ceza mekanizmalarının kullanılması ve esirlerin birbirleriyle ilişkilerinin kontrol edilmesi de bu sürecin parçaları olmuştur.【91】

Esir Değişimi ve Türkiye’ye Dönüş Süreci

Savaş esirlerinin iadesi, ateşkes görüşmelerinin en uzun süren anlaşmazlıklarından biri oldu. Taraflar özellikle esirlerin zorunlu olarak mı yoksa kendi tercihleri doğrultusunda mı ülkelerine gönderileceği konusunda uzlaşmakta güçlük çekti. Genel esir değişiminden önce, hasta ve yaralı esirlerin karşılıklı olarak serbest bırakılması kararlaştırıldı. 20 Nisan 1953’te başlayan bu ilk değişim kapsamında aynı gün dört Türk askeri, takip eden günlerde ise başka hasta ve yaralı Türk esirler serbest bırakıldı. 26 Nisan’a gelindiğinde bu safhada iade edilen Türk esirlerin sayısı 15’e ulaşmıştı.【92】


Türk Kızılayı da esirlerin durumunun takip edilmesi ve mübadele hazırlıklarında görev aldı. Kızılay, 1952’den itibaren Birleşmiş Milletler Karma Kızılhaç heyetleriyle temas kurdu; 1953’te Fikri Akurgal ile Ahmet İhsan Gürsoy Kore’ye gönderildi. Akurgal’ın yer aldığı heyet Ağustos 1953’te Kuzey Kore’deki bazı esir kamplarını ziyaret etti; ancak kamp yönetiminin sınırlamaları nedeniyle bütün kamplara girilemedi ve Türk esirlerin bulunduğu bazı yerler heyetin gelişinden önce boşaltılmıştı. Kızılay, savaş sonrasında da kayıp Türk askerlerinin durumunun Kızılhaç kanalıyla araştırılmasını sürdürdü.【93】

Kore Savaşı'nda Denize Giren Türk Askerleri (Şehlem Kaçar)   


27 Temmuz 1953 tarihli ateşkesin ardından genel esir değişimi Ağustos başında başladı. Türk esirlerin ilk büyük grubu 4 Ağustos 1953’te serbest bırakıldı ve bu ilk kafilede 23 Türk askeri bulunuyordu. Ağustos boyunca farklı günlerde yeni kafileler teslim edildi; 29 ve 30 Ağustos’ta Türk subay, astsubay ve erlerinden oluşan gruplar serbest bırakıldı. 1 Eylül’de 20 Türk askeri daha iade edildi. Ana mübadele 6 Eylül’de sona erdi; ancak Onbaşı Cavit Kepkebir 19 Eylül’de 12 Güney Koreli askerle birlikte ayrıca teslim edildi. Böylece Türk esirlerinin serbest bırakılması tek bir günde değil, haftalara yayılan kafileler hâlinde gerçekleştirildi.【94】


Serbest bırakılan askerler doğrudan Türkiye’ye gönderilmedi. Esirlerin önemli bir bölümü önce Birleşmiş Milletler denetimindeki sağlık ve kabul merkezlerinden geçirilerek Tokyo’daki askerî hastanelere sevk edildi. Burada sağlık kontrolleri, tedavi ve yeniden intibak işlemleri yapıldı. Nisan ayında serbest bırakılan hasta ve yaralı Türk askerlerinin bir bölümü daha sonra İnchon’dan gemiyle Türkiye’ye hareket ederken, Ağustos-Eylül döneminde serbest bırakılan bazı subay ve erbaşlar Tokyo’dan uçakla Filipinler, Bangkok, Karaçi, Yeni Delhi, Suudi Arabistan ve Kıbrıs üzerinden İstanbul’a getirildi. Dolayısıyla bütün Türk esirlerinin Busan üzerinden tek bir güzergâhla Türkiye’ye döndüğü yönündeki iddialar doğru değildir.【95】


En kalabalık dönüş kafilesi ise deniz yoluyla geldi. 193 Türk savaş esiri, 29 Ağustos 1953’te Tokyo’dan hareket eden Danimarka bandıralı Jutlandia hastane gemisiyle 29 Eylül’de İstanbul’daki Galata Rıhtımı’na ulaştı. Bunların 23’ü hasta veya yaralıydı ve karaya çıktıktan sonra ambulanslarla askerî hastanelere sevk edildi. Diğer küçük kafileler de Eylül ayı içinde hava yoluyla İstanbul’a getirildi. Böylece esirlerin yurda dönüşü, sağlık durumlarına ve serbest bırakılma tarihlerine bağlı olarak farklı taşıma araçları ve güzergâhlarla gerçekleştirildi.【96】

Kore Savaşı’nın Türkiye İçin Sonuçları ve Etkileri

Türkiye’nin Kore Savaşı’na katılımı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında belirginleşen Batı eksenli güvenlik politikasının askerî alanda somutlaştığı gelişmelerden biri oldu. Bununla birlikte savaşın Türkiye açısından sonuçları yalnızca NATO üyeliğiyle sınırlı kalmadı. Kore’de edinilen muharebe ve lojistik tecrübe Türk Silahlı Kuvvetlerinin Amerikan askerî sistemiyle doğrudan temasını artırırken, savaş Türk kamuoyunda, gazilerin kişisel hafızalarında ve Türkiye ile Kore Cumhuriyeti arasında sonraki yıllarda geliştirilen ilişkilerde de kalıcı izler bıraktı.【97】

NATO’ya Üyelik ve Batı İttifakıyla Bütünleşme

Türkiye’nin NATO’ya katılma arayışı Kore Savaşı’ndan önce başlamıştı. Ankara, Sovyetler Birliği’nden algılanan güvenlik tehdidi ve Batı güvenlik sistemi içinde kurumsal bir güvence elde etme isteği doğrultusunda NATO’nun kuruluş yıllarından itibaren üyelik için diplomatik girişimlerde bulunmuştu. Dolayısıyla Kore’ye asker gönderme kararını Türkiye’nin Batı’ya yönelişinin başlangıcı veya NATO üyeliğinin tek nedeni olarak değerlendirmek doğru değildir. Kore Savaşı’na katılım, daha önce başlamış olan bu süreci destekleyen unsurlardan biri oldu.【98】


Kore’ye asker gönderilmesi ve Türk birliğinin savaş alanındaki faaliyetleri özellikle ABD’de Türkiye’ye ilişkin değerlendirmeler üzerinde olumlu etki yarattı. Amerikan tarafındaki değerlendirmelerde Türkiye’nin asker gönderme kararı ve Kore’deki askerî performansının, Amerikan kamuoyu ile Kongresinde Türkiye’ye yönelik olumlu yaklaşımı güçlendirdiği belirtiliyordu. Bununla birlikte Türkiye’nin stratejik konumu, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’nun savunulmasına ilişkin Amerikan planlamaları, Sovyetler Birliği’ne yönelik güvenlik kaygıları ve Ankara’nın uzun süredir devam eden diplomatik girişimleri NATO üyeliğinin diğer temel unsurlarını oluşturuyordu. Bu nedenle Kore Savaşı’na katılım, üyelik sürecinde belirleyici olmaktan çok destekleyici bir faktör olarak değerlendirilmelidir.【99】


Türkiye ile Yunanistan, Kore Savaşı henüz devam ederken 18 Şubat 1952’de Kuzey Atlantik Antlaşması’na katıldı. Böylece Türkiye’nin savaş öncesinde başlayan Batı güvenlik sistemiyle bütünleşme arayışı kurumsal bir ittifak üyeliğine dönüştü. NATO üyeliğinin ardından Türk kara ve hava kuvvetlerinin ittifakın Avrupa komuta yapısı içerisindeki konumu belirlendi ve Türkiye, NATO’nun askerî planlama, komuta ve standardizasyon mekanizmalarının parçası hâline geldi.【100】


Kore Savaşı bu bakımdan Türkiye’nin dış politika yöneliminde tek başına yeni bir eksen yaratan bir gelişme olmaktan ziyade, 1940’ların ikinci yarısından itibaren devam eden Batı ile yakınlaşmayı güçlendiren bir aşama niteliği taşıdı. Türkiye’nin savaşa fiilen askerî birlik göndermesi, daha önce diplomatik ve güvenlik yardımları düzeyinde gelişen Türk-Amerikan ilişkilerine savaş alanında ortak hareket etme boyutu ekledi.

Askerî Tecrübe ve Türk Silahlı Kuvvetlerine Etkileri

Kore Savaşı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Cumhuriyet döneminde doğrudan katıldığı ilk savaş olması bakımından askerî tecrübe açısından ayrı bir öneme sahiptir. Türk birlikleri burada yalnızca yeni bir muharebe ortamıyla değil, Amerikan ordusunun teşkilat, ikmal, ulaştırma, hava-kara iş birliği ve ateş desteği sistemleriyle de doğrudan karşılaştı. Türk ordusunda uzun süre etkili olmuş Alman-Prusya askerî geleneğinin ardından Amerikan askerî modelinin sahadaki işleyişinin görülmesi, özellikle subay kadrosu bakımından yeni bir tecrübe alanı oluşturdu.【101】


Birinci Türk Tugayının Kore’de karşılaştığı sorunlar, mevcut birlik yapısının modern ve hareketli bir savaş ortamındaki bazı sınırlılıklarını da ortaya çıkardı. Tugayın muharebe destek ve lojistik unsurlarının önemli bölümü motorlu olduğu hâlde piyade alayının esas olarak yaya teşkil edilmiş olması, Amerikan birlikleriyle birlikte gerçekleştirilen hızlı intikaller sırasında hareket kabiliyeti bakımından güçlük yarattı. Benzer biçimde tugay ve alay komuta kademelerinin görev alanları, yabancı dil yetersizliği, irtibat düzeni ve farklı silah sistemlerinin kullanılması müşterek harekâtın ilk dönemlerinde sorunlara neden oldu.【102】


Kore tecrübesinin savaş sonrasındaki başlıca etkilerinden biri, Amerikan askerî sistemiyle uyumluluğun öneminin daha belirgin biçimde görülmesi oldu. Ortak silah ve teçhizat kullanımı, lojistik altyapının standardizasyonu, motorlu birliklerin önemi, haberleşme sistemleri ve kara-hava iş birliği gibi konularda edinilen tecrübeler sonraki yıllarda Türk ordusundaki değerlendirmelere aktarıldı. Türkiye’nin NATO üyeliğiyle birlikte Amerikan askerî yardımının ve eğitim ilişkilerinin kurumsallaşması da bu dönüşümü hızlandırdı. Bununla birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinin savaş sonrasındaki bütün modernizasyonunu yalnızca Kore deneyimine bağlamak mümkün değildir; Kore, daha geniş kapsamlı NATO standardizasyonu ve Amerikan askerî yardımlarıyla birlikte bu dönüşümün tecrübe alanlarından birini oluşturdu.【103】


Savaş ayrıca birliklerin muharebeye hazırlanma süresi, gece taarruzlarına karşı savunma, gerilla faaliyetleri, keşif ve emniyet, uzun mesafeli ikmal ve çok uluslu kuvvetlerle koordinasyon konularında uygulamalı deneyim sağladı. Birinci Tugayın Kore’ye ulaştıktan kısa süre sonra ağır muharebelere girmek zorunda kalması ile daha sonraki tugayların önceki birliklerin tecrübelerinden yararlanarak hazırlanabilmesi arasındaki fark, rotasyon sisteminde tecrübe aktarımının önemini de ortaya koydu.

Toplum, Kamuoyu ve Kore Gazilerinin Konumu

Kore Savaşı’nın Türkiye’deki toplumsal karşılığı savaş boyunca tek biçimli olmadı. Asker gönderme kararına yönelik anayasal ve siyasal itirazlarla askerlerin uğurlanması sırasında görülen geniş toplumsal katılım aynı dönemde birlikte var oldu. Cepheden gelen haberlerde ise Türk askerlerinin muharebeleri, kayıpları, yaralanmaları ve esir düşmeleri geniş yer tuttu. Böylece Kore, Türkiye’de yalnızca uzak bir dış politika meselesi olarak değil, binlerce askerin ve ailelerinin doğrudan dâhil olduğu toplumsal bir deneyim olarak da gündemde kaldı.

Ayla Kendisine Sahip Çıkan Süleyaman Dilbirliği İle Buluşuyor (춘천MBC 프로그램)


Savaşa katılan askerlerin yurda dönüşlerinden sonraki konumları ise zaman içerisinde değişiklik gösterdi. İstanbul’da yaşayan yirmi Kore gazisiyle gerçekleştirilen sözlü tarih çalışması, savaş sonrasındaki ilk yıllarda gazilik statüsünün günlük yaşamlarında belirgin bir ayrıcalık yaratmadığını, buna karşılık özellikle 1980’lerden itibaren gazilere yönelik toplumsal ilginin arttığının katılımcılar tarafından ifade edildiğini göstermektedir. Bu bulguların yalnızca araştırmaya katılan sınırlı sayıdaki İstanbul gazisini temsil ettiği ve bütün Kore gazilerine genellenemeyeceği de dikkate alınmalıdır.【104】


Gazilerin devlet tarafından gördükleri ilgi ve maddi haklar konusundaki değerlendirmeleri de birbirinden farklıydı. Aynı sözlü tarih araştırmasında bazı gaziler mevcut maaş ve sosyal hakları yeterli bulurken, özellikle daha düşük gelir grubundaki bazı katılımcılar sağlanan maddi desteği yetersiz değerlendirmiş; görüşülen gazilerin yaklaşık yarısı devletten daha fazla ilgi beklediğini ifade etmiştir. Dolayısıyla Kore gazilerinin savaş sonrası deneyimini bütünüyle “unutulmuşluk” veya bütünüyle “yüksek toplumsal prestij” kavramlarından biriyle açıklamak yerine, dönemlere ve kişilerin sosyal-ekonomik koşullarına göre değişen bir süreç olarak ele almak daha uygundur.【105】


Türkiye ile Güney Kore arasındaki savaş hafızasının canlı tutulmasında gaziler sonraki yıllarda da önemli bir rol oynadı. Güney Kore’den Türkiye’ye gerçekleştirilen gazi ziyaretleri, anma programları, yemekler ve çeşitli buluşmalar ile Türk gazilerin Güney Kore’ye davet edilmeleri, savaş tecrübesinin iki ülke arasındaki toplumsal ilişkilerde korunmasına katkı sağladı. Görüşülen gazilerin önemli bir bölümü de Güney Kore ile ilişkilerini bu ziyaretler ve kişisel temaslar üzerinden değerlendirdi.【106】

Ankara Okulu ve Ayla’nın Kültürel Hafızadaki Yeri

Ayla Onu Himaye Eden Türk Tugayıyla Beraber (Nihat Erdem)  

Türk birliklerinin Kore’deki faaliyetlerinin askerî olmayan yönlerinden biri, savaş sırasında kimsesiz kalan çocuklara yönelik yardım çalışmalarıydı. 1951’de Suwon’da oluşturulan Ankara Okulu ve Yetimhanesi, Türk askerlerinin himayesine alınan çocukların barınma, beslenme ve temel eğitim ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla geliştirildi. İlk aşamada sınırlı sayıdaki çocuğun barındırıldığı yapı zaman içerisinde genişledi; Koreli öğretmenlerin de görevlendirilmesiyle düzenli eğitim faaliyetleri yürütüldü. Okul, savaşın sona ermesinden sonra da faaliyetlerini bir süre sürdürdü.【107】


Ankara Okuluyla ilişkilendirilen çocuklardan biri, Türkiye’de daha sonra Ayla adıyla tanınan Koreli kız çocuğuydu. Kaynaklarda Ayla’nın Astsubay Süleyman Dilbirliği tarafından koruma altına alındığı belirtilmektedir. Bu ayrıntı önemlidir; döneme ilişkin bazı anlatılarda farklı Türk askerlerinin himayesine aldığı Koreli kız çocuklarının hikâyeleri zaman zaman birbirleriyle karıştırılmıştır. Örneğin Yüzbaşı Süleyman Pulat’ın korumasına aldığı çocuğun adı Seul olarak kaydedilirken, Ayla ile ilişkilendirilen asker Süleyman Dilbirliği’dir.【108】


Bu bireysel hikâye, savaşın üzerinden geçen yıllarda Türkiye–Güney Kore ilişkilerinin kültürel hafızasında giderek daha görünür hâle geldi. Can Ulkay’ın yönettiği 2017 yapımı Türk-Güney Kore ortak yapımı Ayla filmi, Süleyman Dilbirliği ile Ayla arasındaki ilişkiyi merkezine alarak hikâyenin daha geniş bir kamuoyuna ulaşmasını sağladı. Film aynı zamanda savaşın popüler kültürde nasıl hatırlandığına ilişkin bir örnek oluşturdu; dolayısıyla tarihsel olayların belgelenmesinden ayrı olarak, Kore Savaşı’nın sonraki kuşaklara aktarılan kültürel temsilinin de bir parçası hâline geldi.【109】

Türkiye–Kore Cumhuriyeti İlişkilerine Etkileri

Ayla, Yüzbaşı Süleyman Pulat'la Beraber (Nihat Erdem)  

Türkiye ile Kore Cumhuriyeti arasındaki resmî ilişkinin başlangıcını doğrudan Kore Savaşı’na bağlamak kronolojik olarak doğru değildir. Türkiye, Kore Cumhuriyeti’ni 11 Ağustos 1949’da, savaşın başlamasından yaklaşık on ay önce resmen tanıdı. Bununla birlikte Türkiye’nin 1950’de Birleşmiş Milletler Komutanlığı bünyesinde savaşa katılması, iki ülke arasındaki ilişkilerin sonraki dönemlerde üzerinde önemle durulan tarihsel referanslarından biri oldu. İki devlet arasında büyükelçilik düzeyindeki diplomatik ilişkiler ise 8 Mart 1957’de kuruldu.【110】


Savaş sonrasında askerî tecrübenin hatırlanması, Ankara Okulu gibi faaliyetler ve gaziler arasındaki temaslar ikili ilişkilerin toplumsal ve kültürel boyutuna da yansıdı. Güney Kore’de Türkiye için kullanılan “kardeş ülke” ve iki ülke arasındaki ilişkiyi tanımlamak üzere kullanılan “kan kardeşliği” söylemleri, özellikle Kore Savaşı hafızasıyla ilişkilendirildi. Bu söylemler tarihsel veya etnik bir akrabalığın kanıtı olarak değil, savaş sonrasında gelişen diplomatik ve toplumsal yakınlığı ifade eden bir hafıza ve diplomasi dili olarak değerlendirilmelidir.【111】


Türkiye–Güney Kore ilişkileri sonraki on yıllarda askerî hafızanın ötesine geçerek siyasal, ekonomik ve kültürel alanlara yayıldı. İki ülke arasındaki ilişkiler 2012’de stratejik ortaklık düzeyine yükseltildi; Birleşmiş Milletler ve G20 gibi çok taraflı kuruluşların yanı sıra 2013’te oluşturulan MIKTA çerçevesinde de iş birliği geliştirildi. Bu bakımdan Kore Savaşı, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin başlangıcı olmamakla birlikte, ilişkinin sonraki dönemlerde nasıl anlamlandırıldığını ve kamuoylarına nasıl sunulduğunu etkileyen başlıca tarihsel referanslardan biri olmayı sürdürdü.【112】

Kore Savaşı’nın Küresel Sonuçları ve Mirası

Kore Savaşı, Soğuk Savaş’ın erken dönemindeki ilk büyük uluslararası silahlı çatışmalardan biri olarak, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan siyasal ve askerî kutuplaşmanın savaş alanında belirginleştiği başlıca gelişmelerden biri olmuştur. Bununla birlikte savaşın yalnızca ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki rekabetin bir uzantısı olarak değerlendirilmesi yeterli değildir. Kore Yarımadası’nın bölünmesinden kaynaklanan yerel siyasal ve askerî çatışmalar, Kuzey ve Güney Kore yönetimlerinin birleşme hedefleri ve Kore toplumunun kendi içindeki ideolojik ayrışmalar savaşın yerel boyutunu oluştururken; ABD öncülüğündeki Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin müdahalesi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin savaşa katılması ve Sovyetler Birliği’nin Kuzey Kore ile Çin’e sağladığı destek çatışmayı uluslararası bir nitelik kazandırmıştır. Savaşın etkileri bu nedenle Kore Yarımadası’nın sınırlarının ötesine geçmiş; Soğuk Savaş’ın güvenlik yapılanmalarından Birleşmiş Milletler sistemine, Doğu Asya’daki güç dengelerinden Kore toplumlarının kolektif hafızalarına kadar uzanan geniş bir alanda hissedilmiştir.【113】

Soğuk Savaş Dinamikleri ve Güvenlik Mimarisi

Kore Savaşı, Soğuk Savaş’ın askerî boyutunun özellikle Asya’da belirginleşmesine katkıda bulundu. ABD’nin Güney Kore lehine doğrudan askerî müdahalede bulunması ve çatışmanın Birleşmiş Milletler Komutanlığı altında uluslararasılaşması, Washington yönetiminin çevreleme politikasının Asya’daki askerî uygulamalarından birini oluşturdu. Savaş aynı zamanda ABD’nin hem Avrupa’daki hem de Asya-Pasifik bölgesindeki güvenlik taahhütlerine verdiği önemin artmasına eşlik etti. Avrupa’da NATO’nun askerî kapasitesinin geliştirilmesi yönündeki çalışmalar hız kazanırken, Asya’da ABD-Japonya güvenlik ilişkileri, ANZUS, Kore-ABD Karşılıklı Savunma Antlaşması ve daha sonra Güneydoğu Asya Antlaşması Teşkilatı (SEATO) gibi farklı güvenlik düzenlemelerinden oluşan bir ağ ortaya çıktı. Bu yapılanmaların her birini doğrudan Kore Savaşı’nın sonucu olarak değerlendirmek yerine, savaşın Batılı devletlerin güvenlik kaygılarını ağırlaştıran ve mevcut ittifaklaşma eğilimlerini hızlandıran etkenlerden biri olduğunu belirtmek daha uygundur.【114】

Kore Savaşı'nda Sivil Kayıplar (Şehlem Kaçar)  


Çin Halk Cumhuriyeti’nin savaşa müdahalesi de Doğu Asya’daki güç dengesini önemli ölçüde etkiledi. Çin birlikleri Ekim 1950’den itibaren “Çin Halk Gönüllüleri” adı altında Kore’ye girmeye başladı ve Kasım ayındaki geniş çaplı taarruzlarla Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin kuzeye doğru ilerleyişini durdurdu. Böylece henüz 1949’da kurulmuş olan Çin Halk Cumhuriyeti, ABD öncülüğündeki kuvvetlerle doğrudan askerî çatışmaya girdi. Çin’in müdahalesi Kuzey Kore yönetiminin ortadan kalkmasını önlediği gibi savaşın kısa sürede sonuçlanması ihtimalini de ortadan kaldırdı. Bu gelişme, Çin’in Doğu Asya’daki askerî ve siyasal ağırlığının uluslararası düzeyde daha görünür hâle gelmesine yol açtı.【115】


Savaşın uluslararasılaşmasında Birleşmiş Milletlerin rolü de belirleyici oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin aldığı kararların ardından Güney Kore’ye yardım sağlayan devletlerin askerî birlikleri ABD yönetimindeki birleşik komuta altında toplandı. Kara, deniz veya hava muharip unsurları gönderen 16 devletin kuvvetleri bu yapı içerisinde görev yaptı. Böylece Kore Savaşı, Soğuk Savaş’ın iki kutuplu rekabetinin yanı sıra çok uluslu askerî müdahale, ittifak koordinasyonu ve müşterek harekât bakımından da önemli bir tecrübe alanı hâline geldi.【116】

Birleşmiş Milletler, Uluslararası Hukuk ve Savaşın Hukuki Boyutu

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından Haziran ve Temmuz 1950’de kabul edilen kararlar, Güney Kore’ye yapılan askerî yardımın siyasi ve hukuki çerçevesini oluşturdu. 25 Haziran 1950 tarihli 82 sayılı karar, Kuzey Kore kuvvetlerinin Güney Kore’ye yönelik silahlı saldırısını barışın bozulması olarak değerlendirdi ve birliklerin 38. paralelin kuzeyine çekilmesini istedi. 27 Haziran tarihli 83 sayılı karar, üye devletlere silahlı saldırıyı geri püskürtmek ve bölgede uluslararası barış ve güvenliği yeniden tesis etmek üzere Güney Kore’ye gerekli yardımı sağlamalarını tavsiye etti. 7 Temmuz tarihli 84 sayılı karar ise askerî yardım sağlayan devletlerin kuvvetlerinin ABD yönetimindeki birleşik komutanlığın emrine verilmesini tavsiye ederek savaş boyunca kullanılacak komuta yapısını oluşturdu.【117】

Savaş Sonrası Kayıp Aileleriyle Buluşmayı Bekleyen Güney Koreliler (Ulviye Ulviya Mammadova)  


Bu kararların kabul edilme süreci aynı zamanda hukuki ve siyasi tartışmalara yol açtı. Sovyetler Birliği, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletlerde Çin’i temsil etmemesini protesto etmek amacıyla Güvenlik Konseyi toplantılarına katılmıyordu. Sovyet temsilcisinin yokluğu, kararların Sovyet vetosuyla karşılaşmadan kabul edilmesini mümkün kıldı. Moskova daha sonra özellikle Çin’in konseydeki temsili ve daimî üyelerin oylamaya katılımı üzerinden kararların geçerliliğine itiraz etti. Dolayısıyla Kore müdahalesinin BM kararlarına dayanması ile bu kararların kabul edildiği usule yönelik Sovyet itirazları, savaşın uluslararası hukuk boyutunun başlıca tartışma alanlarından birini oluşturdu.【118】


Kore Savaşı aynı zamanda uluslararası insancıl hukukun hızla gelişmekte olduğu bir döneme rastladı. 12 Ağustos 1949 tarihli dört Cenevre Sözleşmesi, yaralı ve hasta askerlerin korunmasından savaş esirlerine yapılacak muameleye ve savaş sırasında sivillerin korunmasına kadar geniş bir düzenleme alanı oluşturmuştu. Sözleşmeler Kore Savaşı başladıktan birkaç ay sonra, 21 Ekim 1950’de yürürlüğe girdi. Bununla birlikte savaşan devletlerin sözleşmelere taraf olma durumlarının aynı olmaması, sözleşme hükümlerinin uygulanması ve uluslararası örf ve âdet hukuku ile ilişkisi gibi meseleleri karmaşıklaştırdı. Kore’de savaş esirlerinin barındırılması, beslenmesi, tıbbi bakımı, sorgulanması ve ülkelerine iadesi gibi sorunlar, bu yeni insancıl hukuk düzeninin uygulanabilirliği bakımından önemli tartışmalar doğurdu.【119】


Savaş esirlerinin iadesi, ateşkes görüşmelerinin de en uzun süre çözülemeyen meselelerinden biri oldu. Tartışmanın merkezinde, bütün esirlerin zorunlu biçimde ülkelerine iade edilmesi ile geri dönmek istemeyen esirlere tercih hakkı tanınması arasındaki uyuşmazlık bulunuyordu. Hasta ve yaralı esirlerin mübadelesinde Hindistan’ın girişimleri etkili olurken, daha geniş kapsamlı sorunun çözümü için 8 Haziran 1953’te Tarafsız Milletler Geri Gönderme Komisyonunun (Neutral Nations Repatriation Commission) kurulması kararlaştırıldı. Hindistan başkanlığındaki komisyonda İsveç, İsviçre, Polonya ve Çekoslovakya yer aldı; ülkelerine dönmek istemeyen esirlerin geçici olarak bu mekanizmanın denetimine verilmesi kabul edildi. Böylece savaş esirleri sorunu askerî müzakerelerin yanı sıra tarafsız devletlerin katıldığı uluslararası bir denetim mekanizmasının da konusu hâline geldi.【120】

Savaşın Kore Yarımadası’ndaki Siyasal ve Toplumsal Mirası

27 Temmuz 1953 tarihli Kore Ateşkes Anlaşması, silahlı çatışmaları durdurdu ancak Kore sorununa nihai bir siyasi çözüm getirmedi. Anlaşmayla askerî temas hattı belirlendi, tarafların bu hattın iki yanından geri çekilmesiyle Askerden Arındırılmış Bölge oluşturuldu ve ateşkesin uygulanmasını denetleyecek askerî ve tarafsız gözetim mekanizmaları kuruldu. Ateşkesin ardından siyasi bir çözüm bulunması öngörülmesine rağmen sonraki görüşmeler kalıcı bir barış düzenlemesiyle sonuçlanmadı. Bu nedenle 1953 düzeni, Kore Yarımadası’ndaki silahlı çatışmayı durduran fakat yarımadanın bölünmesini ve iki yönetim arasındaki siyasal anlaşmazlığı ortadan kaldırmayan bir askerî düzenleme olarak kaldı.【121】


Savaş, 1945’te başlayan ve 1948’de iki ayrı devletin kurulmasıyla kurumsallaşan bölünmeyi daha da pekiştirdi. Savaş sonrasında Kuzey ve Güney Kore birbirinden farklı siyasal, toplumsal ve ekonomik sistemler içerisinde gelişti. Kuzey Kore’de Kim Il-sung yönetimi altında merkezîleşmiş sosyalist siyasal ve ekonomik düzen güçlenirken, Güney Kore ABD ile yakın güvenlik ve ekonomik ilişkiler çerçevesinde farklı bir gelişme çizgisine yöneldi. Savaşın ardından iki toplum arasındaki insan hareketliliğinin büyük ölçüde kesilmesi, ideolojik sınırların sertleşmesi ve her iki yönetimin karşı tarafı temel güvenlik tehdidi olarak tanımlaması, bölünmenin yalnızca coğrafi değil aynı zamanda siyasal ve toplumsal bir nitelik kazanmasına katkıda bulundu.【122】


Savaşın insani sonuçları ise uzun süreli oldu. Büyük nüfus hareketleri sırasında milyonlarca insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı; çok sayıda aile yarımadanın farklı taraflarında kaldı. Savaşın ardından ortaya çıkan ayrılmış aileler sorunu, ateşkes sonrasında sınırın büyük ölçüde kapanması nedeniyle on yıllar boyunca devam etti. Aynı zamanda çok sayıda çocuk ebeveynlerini kaybetti; konutlar, okullar, kamu binaları, yollar, demiryolları, köprüler ve sanayi tesisleri geniş ölçekte tahrip edildi. Bu nedenle savaşın mirası yalnızca askerî sınır veya iki ayrı devletin varlığıyla sınırlı kalmadı; nüfus hareketleri, aile parçalanmaları ve maddi yıkım da Kore toplumlarının savaş sonrası gelişimini etkileyen unsurlar arasında yer aldı.【123】


Savaş sonrası dönemde her iki Kore’de de güvenlik ve karşı taraf algısı siyasal hayatın önemli unsurlarından biri olmaya devam etti. Güney Kore’de savaş deneyimi ve Kuzey Kore tehdidi, özellikle ilk on yıllarda güçlü bir antikomünist siyasal söylemin ortaya çıkmasına katkıda bulunurken, Kuzey Kore’de savaş ve dış tehdit söylemi merkezî siyasal yapının ve toplumsal seferberliğin meşruiyet unsurlarından biri oldu. Bununla birlikte iki Kore’nin daha sonraki siyasal ve ekonomik gelişimlerini yalnızca 1950–1953 savaşının doğrudan sonucu olarak açıklamak mümkün değildir; savaş, sonraki iç siyasal tercihler ve uluslararası koşullarla birlikte bu farklılaşmayı derinleştiren tarihsel dönüm noktalarından biri olmuştur.

Kore Savaşı’nın Kolektif Hafızadaki Yeri ve Anma Pratikleri

Kore Savaşı’nın mirası, çatışmaya doğrudan katılan toplumlarda yalnızca resmî tarih anlatıları aracılığıyla değil; anıtlar, törenler, gazilerin hatıraları, eğitim, edebiyat, sinema ve diğer kültürel ürünler aracılığıyla da yeniden üretilmiştir. Bu nedenle savaşın kolektif hafızadaki yeri sabit değildir; siyasal koşullar, kuşak değişimi ve savaşın sonraki dönemlerde nasıl yorumlandığına bağlı olarak farklılaşmıştır.


Güney Kore’de savaş yaygın biçimde “6·25 Savaşı” adıyla anılmış ve savaş deneyimi özellikle devletin ilk on yıllarındaki ulusal kimlik anlatısının önemli unsurlarından biri olmuştur. Savaşta ölenlere ilişkin anıtların ve heykellerin yapılması, düzenli anma törenleri, askerî ve ulusal günler ile eğitim faaliyetleri savaş hafızasının kurumsal yollarla sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlamıştır. Bu anma pratikleri yalnızca savaşta yaşanan kayıpların hatırlanmasına değil, aynı zamanda Güney Kore’nin siyasal kimliğinin ve Kuzey Kore’ye yönelik güvenlik algısının yeniden üretilmesine de katkıda bulunmuştur.【124】

Kore Savaş Anıtı'nda Ülke Bayrakları (Ulviye Ulviya Mammadova)  


Türkiye’de Kore Savaşı’nın hatırlanma biçimi ise zaman içerisinde önemli değişiklikler gösterdi. Savaşın özellikle 1950 sonu ve 1951 başındaki yoğun muharebe döneminde cepheden gelen haberler, yaralıların yurda dönüşü ve Türk birlikleri hakkındaki anlatılar basında geniş yer buldu. Gaziler ve yaralı askerler bu dönemde kamuoyunun yoğun ilgisiyle karşılaşırken, savaş ilerledikçe bu görünürlük azaldı. 1973’te Kore’de Savaşanlar Derneğinin (KORSAVAŞ) kurulması, gazilerin kendi savaş deneyimlerinin ve karşılaştıkları sorunların kamusal alanda yeniden gündeme getirilmesine yönelik örgütlü girişimlerden biri oldu. Derneğin yayınlarında Kore gazilerinin toplum ve devlet tarafından yeterince hatırlanmadığı, savaşın basındaki ve ders kitaplarındaki görünürlüğünün azaldığı ve gazilerin ekonomik ve sosyal sorunlar yaşadığı yönündeki eleştirilere yer verildi. Aynı dönemde Ankara’daki Kore’de Savaşan Türkler Anıtı gibi anma mekânları da savaş hafızasının kurumsallaştırılmasının araçlarından biri hâline geldi.【125】


Kore Savaşı’na yönelik kültürel ilginin sonraki dönemlerde bütünüyle ortadan kalktığı da söylenemez. Özellikle savaşın yıldönümleri, gazilerle gerçekleştirilen sözlü tarih çalışmaları ve 2000’li yılların sonlarından itibaren yayımlanan kitaplar savaşın yeniden gündeme gelmesine katkıda bulundu. 2010’lu yıllarda Kore Savaşı’nı konu alan romanların sayısındaki artış ve 2017 yapımı Ayla gibi geniş kitlelere ulaşan yapımlar, savaşın yeni kuşaklar tarafından farklı araçlarla yeniden hatırlanmasına imkân sağladı. Bu eserlerde cephe deneyimi, gazilik, savaşın insani boyutu ve Türkiye–Güney Kore ilişkileri farklı anlatı biçimleri içerisinde yeniden yorumlandı.【126】


Kore Savaşı’nın tarihsel mirası bu bakımdan tek bir alana indirgenemez. Savaş, Soğuk Savaş’ın askerî ve diplomatik kutuplaşmasını derinleştiren gelişmelerden biri olmuş; Birleşmiş Milletlerin kolektif güvenlik mekanizmasının uygulanmasında önemli bir örnek oluşturmuş ve Doğu Asya’daki güvenlik mimarisinin şekillenmesine katkıda bulunmuştur. Kore Yarımadası açısından ise 1945 sonrasında başlayan bölünmeyi pekiştirmiş, büyük insani ve maddi kayıplara yol açmış ve nihai bir siyasi çözüm üretilemeden sona ermiştir. Savaşın sonraki kuşaklara aktarılması ise resmî tarih, gazilik anlatıları, anıtlar, törenler ve popüler kültür aracılığıyla sürekli yeniden biçimlenen ayrı bir tarihsel süreç oluşturmuştur.

Kaynakça

Bülbül Beşler, Oylum. La Guerre de Corée et la militarisation de l’opinion publique turque. Yüksek Lisans Tezi, Université Galatasaray, Institut des Sciences Sociales, Département des Sciences Politiques, 2025. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=P3dtmmHrq-mzEcmCLi1CqbT1D8jNP-n6KNv-34tCs9-O_kEN4fTdvmqoacmLceZn.

Demir, Meltem. İstanbul’da Yaşayan Kore Savaşı Gazileri Üzerine Sözlü Tarih Çalışması. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Anabilim Dalı, Cumhuriyet Tarihi Bilim Dalı, 2018. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=MzP7PYssFqdb3WIjlroAkWfvSTwxyy6gYxR8O36RYb_rX00FBuMMzVpIz3a8B-ns.

Erlevent, Burçin. 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı, 2014. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=48XPj7KKQhKUgntkUiKO3EwIOpLM_N08DPS8gfndqm5r70mFB1fYeLKhMbhKjP61.

Girginer, Mahmut. Kore Savaşı ve Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması'na Kabulündeki Etkisi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Gedik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Tezli Yüksek Lisans Programı, 2024. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=usXiZIM9Lp0wk-YzRoaT-11mATXMFEDnFpmPHQc58GnI68NGowMqRSjQ_kDpokjc.

Gül, Emre. Periyodik İstihbarat Raporları Çerçevesinde Kore Savaşı’nda Türk Silahlı Kuvvetleri. Yüksek Lisans Tezi, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2024. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=UjlM15wKZGQW6TLC0pvCt6a7wosvd9tmkHy0BBn5hs2gKuMFRzWSyWJZlb1RrqjF.

Karacaova, Tuncay. İstanbul Basınında Kore Savaşı. Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2010. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=veR1mHu9yoWjwcVUjCEoPLa10PqKGX10N3vXvAr8yqWpaBRqSQblhtWgYv7FH6NJ.

Kaçar, Şehlem. Reading the Korean War through the Photographs of Semiha Es. Doktora Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İletişim Doktora Programı, 2022. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CG8WvdvvxJP04Unr7Yecf_xQtB_L6aeYAAxR9_nLCqSDSTASPjd4gt-3UyyMB7FI.

Kubat, Muhammed Cihad. A Godly Progressive Nation: The Korean War and Turkey’s Cold War Reordering. Doktora Tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü, 2024. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=KMB79M3N7zK1UR2WYeRgQkucNreqCeUYF4MqbLPxxatR9hDuern0GTVzw4U3svtP.

Kubat, Muhammed Cihad. Ambassador at War: John J. Muccio and the Korean War (1948-1952). Yüksek Lisans Tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü, 2019. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpIVLfrdOrtGyQ1Tnf1e9HrG1-hhTHKydu44R3H8iRQR9.

Kömürcü, Seher. Ulus ve Zafer Gazetelerinde Kore Savaşı. Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, 2024. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=1pwTzRXnomYf6jwqVORfUdlyOVhl6Y6qwLF996ZHagRrPuFXXifEL7AqGBwMOcyu.

Mammadova, Ulviye Ulviya. Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrasya Araştırmaları Anabilim Dalı, 2023. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=G_oJ1rKE4SgJUkomyAKpR3-sltVibkSPPrpMLZncThQOhB7tL8Z5AOd5Y7dWHDdg.

Matray, James I. “Revisiting Korea: Exposing Myths of the Forgotten War.” Prologue 34, no. 2 (Summer 2002). National Archives and Records Administration. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.archives.gov/publications/prologue/2002/summer/korean-myths-1.

Millî Savunma Bakanlığı. 12. Askerî Tarih Sempozyumu Bildirileri: Sunulmayan Bildiriler. Ankara: T.C. Millî Savunma Bakanlığı. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.msb.gov.tr/Content/Upload/Docs/12.askeri_tarih_sempozyum_bildirileri_sunulmayanbildiriler.pdf.

National Archives and Records Administration. “U.S. Military Casualties, Missing in Action, and Prisoners of War from the Era of the Korean War.” Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.archives.gov/research/military/korean-war/electronic-records.

National Archives and Records Administration. “US Enters the Korean Conflict.” Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.archives.gov/education/lessons/korean-conflict.

National Institute of Korean History. “북한에서의 분단정부 수립 [Kuzey Kore’de Bölünmüş Hükûmetin Kuruluşu].” 신편 한국사 [Yeni Derlenmiş Kore Tarihi], cilt 52. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://contents.history.go.kr/mobile/nh/view.do?levelId=nh_052_0050_0020_0050_0020.

National Institute of Korean History. “일본의 한국 강제 ‘병합’ 조약 [Japonya’nın Kore’yi Zorla İlhak Antlaşması].” 우리역사넷 [Our History Net]. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://contents.history.go.kr/front/hm/view.do?levelId=hm_121_0140.

National Museum of the United States Air Force. “Soviet Pilots over MiG Alley.” Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.nationalmuseum.af.mil/Visit/Museum-Exhibits/Fact-Sheets/Display/Article/196389/soviet-pilots-over-mig-alley/.

Nihat Erdem, Kore Savaşı’nda Türklerin Açtığı Bir Okul: Ankara Okulu ve Yetimhanesi (Yüksek Lisans Tezi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2022), Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=kScA8XnrRb0WogX-qPGFkkmy9LEsykPkvDya4S8HH0peAGewW39PBla8bjwNGR6Z.

North Atlantic Treaty Organization. “Final Communiqué.” North Atlantic Council, Lisbon, 25 Şubat 1952. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1952/02/25/final-communique.

Pala, Medine. Kore Savaşı'nın Dönemin Kore Edebiyat Eserlerine Etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doğu Dilleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı, Kore Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı, 2017. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=7lOJX8w_8PRQU1mSHU6-jgA6bkU_c_t000z_AWO-3BqcgZ82tjE7l1BB7pO1E_q2.

Savcı, Mehmet. Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri. Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Anabilim Dalı, 2018. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=MzP7PYssFqdb3WIjlroAkYGjb0aqtXxax8QM0d5oUTqW6LEktJ07S0pa3AKKGkrO.

Set, Fatih. Sinema-Savaş İlişkisi ve Türk Sineması’nda Kore Savaşı. Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Radyo Televizyon ve Sinema Anabilim Dalı, 2019. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbsNhH61TZLI4ZePxCifz-Vo3y3BGEvqeH-wr6jmWqkdr.

Shi Woon Choi. İzzet Keribar’ın Kore Savaşı Sonrası Belgesel Fotoğrafları. Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Fotoğraf Anasanat Dalı, 2021. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=8tbPippmWV_b-Irrn9YEAm4_gvjJdfKKAL699MzcRv0cbVDltGqgG-YVIY70ki7x.

T.C. Dışişleri Bakanlığı. “Türkiye-Kore Cumhuriyeti Siyasi İlişkileri.” Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.mfa.gov.tr/turkiye-guney-kore-siyasi-iliskileri.tr.mfa.

Temur, Nur Seda. The Korean War and Turkish-American Relations. Yüksek Lisans Tezi, Middle East Technical University, Graduate School of Social Sciences, Department of International Relations, 2019. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=npGs9H39x7G6401x51yqpAEN0RFhtLHfEwgETiP70ldWQQRvepADEnqJxN0YdG_6.

Tunç, İrfan. Kore Savaşı’nda Kunuri Muharebelerinin Askerî Harekât Prensipleri Açısından Değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi, Millî Savunma Üniversitesi, Alparslan Savunma Bilimleri Enstitüsü, Harp Tarihi Ana Bilim Dalı, 2019. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=T1mWGp9MngYYkCSgiJvtVj5yu2aKbUPRC1ipVuLYivG7shQb5BvvjT7SOaFdUvMv.

Türkiye Büyük Millet Meclisi. TBMM Tutanak Dergisi. 23. Dönem, 4. Yasama Yılı, 124. Birleşim, 25 Haziran 2010. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c073/tbmm23073124.pdf.

U.S. Army Center of Military History. “Korean War Campaigns.” Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.army.mil/Research/Reference-Topics/Army-Campaigns/Brief-Summaries/Korean-War/.

U.S. Army Center of Military History. “U.S. Army in the Korean War Commemorative Brochures.” Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.army.mil/Research/Reference-Topics/Army-Campaigns/Korean-War-Commemorative-Brochures/.

U.S. Department of State, Office of the Historian. “1945–1952: The Early Cold War.” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/milestones/1945-1952/foreword.

U.S. Department of State, Office of the Historian. “Kennan and Containment, 1947.” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/milestones/1945-1952/kennan.

U.S. Department of State, Office of the Historian. “Korean War and Japan’s Recovery.” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/milestones/1945-1952/korean-war.

U.S. Department of State, Office of the Historian. “Marshall Plan, 1948.” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/milestones/1945-1952/marshall-plan.

U.S. Department of State, Office of the Historian. “North Atlantic Treaty Organization (NATO), 1949.” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/milestones/1945-1952/nato.

U.S. Department of State, Office of the Historian. “The Chinese Revolution of 1949.” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/milestones/1945-1952/chinese-rev.

U.S. Department of State, Office of the Historian. “The Truman Doctrine, 1947.” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/milestones/1945-1952/truman-doctrine.

U.S. Department of State. Foreign Relations of the United States, 1949, The Far East and Australasia. Vol. VII, Part 2. “Report by the National Security Council to the President: Position of the United States With Respect to Korea,” NSC 8/2, document 209, 22 Mart 1949. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1949v07p2/d209.

U.S. Department of State. Foreign Relations of the United States, 1950, The United Nations; The Western Hemisphere. Vol. II. “Department of State Policy Statement Regarding the United Nations,” document 13, 18 Eylül 1950. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1950v02/d13.

U.S. Department of State. Foreign Relations of the United States, Diplomatic Papers, 1945, The British Commonwealth, The Far East. Vol. VI. “Draft Memorandum to the Joint Chiefs of Staff,” document 771. Washington, 1945. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1945v06/d771.

United Nations Command. “Armistice Negotiations.” 1951–1953: Armistice Negotiations. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.unc.mil/History/1951-1953-Armistice-Negotiations/.

United Nations Command. “Contributors.” Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.unc.mil/Organization/Contributors/.

United Nations Command. “Turkey.” Contributors. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.unc.mil/Organization/Contributors/Turkey/.

United Nations Security Council. Resolution 82 (1950). S/RES/82 (1950), 25 Haziran 1950. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://digitallibrary.un.org/record/112025.

United Nations Security Council. Resolution 83 (1950). S/RES/83 (1950), 27 Haziran 1950. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://digitallibrary.un.org/record/112026/.

United Nations Security Council. Resolution 84 (1950). S/RES/84 (1950), 7 Temmuz 1950. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://digitallibrary.un.org/record/112027.

United Nations. Yearbook of the United Nations, 1948–49. Part 1, Chapter 3, “Political and Security Questions.” New York: United Nations, 1950. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://cdn.un.org/unyearbook/yun/chapter_pdf/1948-49YUN/1948-49_P1_SEC3.pdf.

Yener, Burcu. Türk Basınında Kore Savaşı ve Türkiye. Yüksek Lisans Tezi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2019. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbmaaUXXQ99LTkbJmH5WMMnCd_dG2ekik4tVUwNhp28lo.

Öztürk, Sevde. Kore Savaşı ve Sonrası Süreçte (1950-1958) Türk Tugayı ve Tabur İmamlarının Korelilerin İslam Anlayışına Etkisi. Yüksek Lisans Tezi, İbn Haldun Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Din Bilimleri Anabilim Dalı, 2021. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=CG8WvdvvxJP04Unr7Yecf6zoCNJjG9jLLfuCARB1NCEMSyFIh_0QEk6rW72zRMKS.

İşçimen, Alper. Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri. Yüksek Lisans Tezi, Millî Savunma Üniversitesi, Alparslan Savunma Bilimleri Enstitüsü, Harp Tarihi Ana Bilim Dalı, 2021. Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fl0Kw4p1rmMDotyKRdYv1LgHOqAjzzZ-sF-L8OFHIQEuHbXFNJDgYUpA4QfWpDyh.

춘천MBC 프로그램. "[Kore Ayla] Ayla Finally Met Her Father Suleyman." YouTube video, Erişim tarihi: 19 Eylül 2026. https://www.youtube.com/watch?v=v4XRcBtdds0.

Dipnotlar

  • [1]

    United Nations Security Council, Resolution 82 (1950), S/RES/82(1950), 25 Haziran 1950, https://digitallibrary.un.org/record/112025; United Nations Security Council, Resolution 83 (1950), S/RES/83(1950), 27 Haziran 1950, https://digitallibrary.un.org/record/112026/; United Nations Security Council, Resolution 84 (1950), S/RES/84(1950), 7 Temmuz 1950, https://digitallibrary.un.org/record/112027.

  • [2]

    U.S. Department of State, Office of the Historian, “Korean War and Japan’s Recovery,” Milestones: 1945–1952, erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.state.gov/milestones/1945-1952/korean-war; Ulviye Ulviya Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrasya Araştırmaları Anabilim Dalı, 2023), 28, 32.

  • [3]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı, 3, 38.

  • [4]

    Muhammed Cihad Kubat, A Godly Progressive Nation: The Korean War and Turkey’s Cold War Reordering (Doktora Tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü, 2024), 122; Mehmet Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri (Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Anabilim Dalı, 2018), 189–190.

  • [5]

    Mahmut Girginer, Kore Savaşı ve Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması'na Kabulündeki Etkisi (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Gedik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Tezli Yüksek Lisans Programı, 2024), 88; Nur Seda Temur, The Korean War and Turkish-American Relations (Yüksek Lisans Tezi, Middle East Technical University, Graduate School of Social Sciences, Department of International Relations, 2019), 42.

  • [6]

    U.S. Department of State, Office of the Historian, “1945–1952: The Early Cold War,” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations, erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.state.gov/milestones/1945-1952/foreword.

  • [7]

    U.S. Department of State, Office of the Historian, “The Truman Doctrine, 1947,” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations, erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.state.gov/milestones/1945-1952/truman-doctrine; U.S. Department of State, Office of the Historian, “Marshall Plan, 1948,” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations, erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.state.gov/milestones/1945-1952/marshall-plan; U.S. Department of State, Office of the Historian, “North Atlantic Treaty Organization (NATO), 1949,” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations, erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.state.gov/milestones/1945-1952/nato.

  • [8]

    U.S. Department of State, Office of the Historian, “The Chinese Revolution of 1949,” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations, erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.state.gov/milestones/1945-1952/chinese-rev; U.S. Department of State, Office of the Historian, “Korean War and Japan’s Recovery,” Milestones in the History of U.S. Foreign Relations, erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.state.gov/milestones/1945-1952/korean-war.

  • [9]

    United Nations, Yearbook of the United Nations, 1948–49, 291, https://cdn.un.org/unyearbook/yun/chapter_pdf/1948-49YUN/1948-49_P1_SEC3.pdf. Birleşmiş Milletler Kore Komisyonu, 1949’daki raporunda paralelin iki tarafında “askerî güç gösterileri”, düşmanca faaliyetler ve sürekli sınır çatışmaları bulunduğunu kaydetmiştir.

  • [10]

    National Institute of Korean History, “일본의 한국 강제 ‘병합’ 조약 [Japonya’nın Kore’yi Zorla ‘İlhak’ Antlaşması],” erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://contents.history.go.kr/front/hm/print.do?levelId=hm_121_0140&tabId=01&treeId=020107&whereStr=; U.S. Department of State, Foreign Relations of the United States, Diplomatic Papers, 1945, The British Commonwealth, The Far East, c. 6, “Draft Memorandum to the Joint Chiefs of Staff,” 1039, https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1945v06/d771.

  • [11]

    United Nations, Yearbook of the United Nations, 1948–49, 288, https://cdn.un.org/unyearbook/yun/chapter_pdf/1948-49YUN/1948-49_P1_SEC3.pdf. Komisyonun Kuzey Kore’ye giremediği ve 10 Mayıs 1948 seçimlerinin erişilebilen Güney Kore bölgesinde gerçekleştirildiği aynı sayfada belirtilmektedir.

  • [12]

    U.S. Department of State, Foreign Relations of the United States, 1949, The Far East and Australasia, c. 7, pt. 2, “The Problem of the Independence of Korea,” https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1949v07p2/d209; National Institute of Korean History, “북한 정권의 탄생 [Kuzey Kore Rejiminin Doğuşu],” erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://contents.history.go.kr/mobile/kc/view.do?code=kc_age_50&levelId=kc_i502320.

  • [13]

    U.S. Department of State, Office of the Historian, “Korean War and Japan’s Recovery.” https://history.state.gov/milestones/1945-1952/korean-war.

  • [14]

    United Nations, Yearbook of the United Nations, 1948–49, 291, https://cdn.un.org/unyearbook/yun/chapter_pdf/1948-49YUN/1948-49_P1_SEC3.pdf; National Archives and Records Administration, “Revisiting Korea,” erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://www.archives.gov/publications/prologue/2002/summer/korean-myths-1.

  • [15]

    U.S. Army Center of Military History, “Korean War,” Army Campaigns: Brief Summaries, erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.army.mil/Research/Reference-Topics/Army-Campaigns/Brief-Summaries/Korean-War/; United Nations Command, “1950–1953: Korean War (Active Conflict),” erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://www.unc.mil/history/1950-1953-korean-war-active-conflict/.

  • [16]

    United Nations Security Council, Resolution 82 (1950), S/RES/82(1950), 25 Haziran 1950, https://digitallibrary.un.org/record/112025; United Nations Security Council, Resolution 83 (1950), S/RES/83(1950), 27 Haziran 1950, https://digitallibrary.un.org/record/112026.

  • [17]

    U.S. Army Center of Military History, “Korean War,” Army Campaigns: Brief Summaries, https://history.army.mil/Research/Reference-Topics/Army-Campaigns/Brief-Summaries/Korean-War/.

  • [18]

    U.S. Army Center of Military History, “Korean War,” Army Campaigns: Brief Summaries, https://history.army.mil/Research/Reference-Topics/Army-Campaigns/Brief-Summaries/Korean-War/.

  • [19]

    United Nations Security Council, Resolution 84 (1950), S/RES/84(1950), 7 Temmuz 1950, https://digitallibrary.un.org/record/112027.

  • [20]

    Meltem Demir, İstanbul’da Yaşayan Kore Savaşı Gazileri Üzerine Sözlü Tarih Çalışması (Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Anabilim Dalı, Cumhuriyet Tarihi Bilim Dalı, 2018), 18.

  • [21]

    United Nations Command, “Contributors,” erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://www.unc.mil/Organization/Contributors/; United Nations Command, “Founding the UNC – Honoring the Past, Securing the Future,” erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://www.unc.mil/Media/News-Stories-Press-Release/Article/4293215/july-2025-founding-the-unc-honoring-the-past-securing-the-future/.

  • [22]

    Muhammed Cihad Kubat, A Godly Progressive Nation: The Korean War and Turkey’s Cold War Reordering (Doktora Tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü, 2024), 122.

  • [23]

    U.S. Army Center of Military History, The Korean War: Phase 2, 16 September–2 November 1950 (UN Offensive), erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.army.mil/portals/143/Images/Publications/catalog/19-2.pdf.

  • [24]

    Ulviye Ulviya Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrasya Araştırmaları Anabilim Dalı, 2023), 32.

  • [25]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 33; U.S. Army Center of Military History, The Korean War: Phase 3, 3 November 1950–24 January 1951 (CCF Intervention), erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.army.mil/portals/143/Images/Publications/catalog/19-3.pdf.

  • [26]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 33; United Nations Command, “1950–1953: Korean War (Active Conflict),” https://www.unc.mil/history/1950-1953-korean-war-active-conflict/.

  • [27]

    Harry S. Truman, “Statement and Order by the President on Relieving General MacArthur of His Commands,” 11 Nisan 1951, Harry S. Truman Presidential Library and Museum, https://www.trumanlibrary.gov/library/public-papers/77/statement-and-order-president-relieving-general-macarthur-his-commands.

  • [28]

    Harry S. Truman, “Statement and Order by the President on Relieving General MacArthur of His Commands,” 11 Nisan 1951, https://www.trumanlibrary.gov/library/public-papers/77/statement-and-order-president-relieving-general-macarthur-his-commands; U.S. Army Center of Military History, “Korean War,” https://history.army.mil/Research/Reference-Topics/Army-Campaigns/Brief-Summaries/Korean-War/.

  • [29]

    U.S. Army Center of Military History, “Korean War,” Army Campaigns: Brief Summaries, https://history.army.mil/Research/Reference-Topics/Army-Campaigns/Brief-Summaries/Korean-War/.

  • [30]

    U.S. Army Center of Military History, “Korean War,” Army Campaigns: Brief Summaries, https://history.army.mil/Research/Reference-Topics/Army-Campaigns/Brief-Summaries/Korean-War/.

  • [31]

    Mehmet Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri (Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Anabilim Dalı, 2018), 157; U.S. Army Center of Military History, “Korean War,” https://history.army.mil/Research/Reference-Topics/Army-Campaigns/Brief-Summaries/Korean-War/.

  • [32]

    U.S. Army Center of Military History, The Korean War: 9 July 1951–27 July 1953, erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://history.army.mil/portals/143/Images/Publications/catalog/19-5.pdf.

  • [33]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 157–158.

  • [34]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 158.

  • [35]

    United Nations Command, “1951–1953: Armistice Negotiations,” erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://www.unc.mil/History/1951-1953-Armistice-Negotiations/; Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 191.

  • [36]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 191–192; United Nations Command, “1951–1953: Armistice Negotiations,” https://www.unc.mil/History/1951-1953-Armistice-Negotiations/.

  • [37]

    United Nations Command, “1951–1953: Armistice Negotiations,” https://www.unc.mil/History/1951-1953-Armistice-Negotiations/.

  • [38]

    Nur Seda Temur, The Korean War and Turkish-American Relations (Yüksek Lisans Tezi, Middle East Technical University, Graduate School of Social Sciences, Department of International Relations, 2019), 39–40.

  • [39]

    Mahmut Girginer, Kore Savaşı ve Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması'na Kabulündeki Etkisi (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Gedik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024), 84; Muhammed Cihad Kubat, A Godly Progressive Nation: The Korean War and Turkey’s Cold War Reordering (Doktora Tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü, 2024), 122.

  • [40]

    Seher Kömürcü, Ulus ve Zafer Gazetelerinde Kore Savaşı (Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, 2024), 70–71, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=1pwTzRXnomYf6jwqVORfUdlyOVhl6Y6qwLF996ZHagRrPuFXXifEL7AqGBwMOcyu.

  • [41]

    Girginer, Kore Savaşı ve Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması'na Kabulündeki Etkisi, 88–89; North Atlantic Treaty Organization, “Türkiye and NATO,” erişim tarihi 18 Eylül 2026, https://www.nato.int/en/about-us/nato-history/history-by-theme/my-country-and-nato/tuerkiye-and-nato.

  • [42]

    Kömürcü, Ulus ve Zafer Gazetelerinde Kore Savaşı, 70–71.

  • [43]

    Girginer, Kore Savaşı ve Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması'na Kabulündeki Etkisi, 84; Kömürcü, Ulus ve Zafer Gazetelerinde Kore Savaşı, 71.

  • [44]

    Burcu Yener, Türk Basınında Kore Savaşı ve Türkiye (Yüksek Lisans Tezi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2019), 126, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbmaaUXXQ99LTkbJmH5WMMnCd_dG2ekik4tVUwNhp28lo.

  • [45]

    Kubat, A Godly Progressive Nation, 123.

  • [46]

    Alper İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri (Yüksek Lisans Tezi, Millî Savunma Üniversitesi, Alparslan Savunma Bilimleri Enstitüsü, Harp Tarihi Ana Bilim Dalı, 2021), 99, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=fl0Kw4p1rmMDotyKRdYv1LgHOqAjzzZ-sF-L8OFHIQEuHbXFNJDgYUpA4QfWpDyh.

  • [47]

    Mehmet Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri (Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, 2018), 75.

  • [48]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 25, 52.

  • [49]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 25–26.

  • [50]

    İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 76–77.

  • [51]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 75; İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 103, 116.

  • [52]

    İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 81, 83–84.

  • [53]

    İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 105–106, 111–112.

  • [54]

    İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 99.

  • [55]

    İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 105, 111–112.

  • [56]

    Mehmet Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 75.

  • [57]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 80.

  • [58]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 82–83.

  • [59]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 87–88.

  • [60]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 89–90.

  • [61]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 91–92.

  • [62]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 93–94.

  • [63]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 94–95.

  • [64]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 96.

  • [65]

    Muhammed Cihad Kubat, A Godly Progressive Nation: The Korean War and Turkey’s Cold War Reordering, 87–88, 90.

  • [66]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 104–105.

  • [67]

    Emre Gül, Periyodik İstihbarat Raporları Çerçevesinde Kore Savaşı’nda Türk Silahlı Kuvvetleri (Yüksek Lisans Tezi, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, 2024), 27; Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 148, 175.

  • [68]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 168.

  • [69]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 170, 172.

  • [70]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 174, 176.

  • [71]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 180.

  • [72]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 182–183.

  • [73]

    Nihat Erdem, Kore Savaşı’nda Türklerin Açtığı Bir Okul: Ankara Okulu ve Yetimhanesi (Yüksek Lisans Tezi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2022), 53.

  • [74]

    Kubat, A Godly Progressive Nation, 87–88, 90.

  • [75]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 75; Alper İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 116.

  • [76]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 189–190.

  • [77]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 193–194.

  • [78]

    Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 194–195.

  • [79]

    Burçin Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, 2014), 188.

  • [80]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 61.

  • [81]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 71–72.

  • [82]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 79–80, 86–87.

  • [83]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 110–111.

  • [84]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 111–114.

  • [85]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 114–115; Mehmet Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 205.

  • [86]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 113–115.

  • [87]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 133–135.

  • [88]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 136–138.

  • [89]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 139–140.

  • [90]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 143–144.

  • [91]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 144–149; Savcı, Kore Savaşına Katılan Türk Birlikleri, 205–206.

  • [92]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 181–182.

  • [93]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 179–180.

  • [94]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 183–184.

  • [95]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 184–187.

  • [96]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 187–188.

  • [97]

    Mahmut Girginer, Kore Savaşı ve Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması'na Kabulündeki Etkisi, 89.

  • [98]

    Girginer, Kore Savaşı ve Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması'na Kabulündeki Etkisi, 89.

  • [99]

    Girginer, Kore Savaşı ve Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması'na Kabulündeki Etkisi, 89.

  • [100]

    North Atlantic Treaty Organization, “Final Communiqué,” 25 Şubat 1952, erişim tarihi 19 Eylül 2026, https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1952/02/25/final-communique.

  • [101]

    Alper İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 128.

  • [102]

    İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 128, 130.

  • [103]

    İşçimen, Kore Savaşı’na Gönderilen İlk Birliklerin Türkiye’deki Lojistik Tertiplenmeleri, 130–131.

  • [104]

    Meltem Demir, İstanbul’da Yaşayan Kore Savaşı Gazileri Üzerine Sözlü Tarih Çalışması, 100.

  • [105]

    Demir, İstanbul’da Yaşayan Kore Savaşı Gazileri Üzerine Sözlü Tarih Çalışması, 101.

  • [106]

    Demir, İstanbul’da Yaşayan Kore Savaşı Gazileri Üzerine Sözlü Tarih Çalışması, 99.

  • [107]

    Nihat Erdem, Kore Savaşı’nda Türklerin Açtığı Bir Okul: Ankara Okulu ve Yetimhanesi, 53–54.

  • [108]

    Demir, İstanbul’da Yaşayan Kore Savaşı Gazileri Üzerine Sözlü Tarih Çalışması, 139.

  • [109]

    Oylum Bülbül Beşler, La Guerre de Corée et la militarisation de l’opinion publique turque (Yüksek Lisans Tezi, Galatasaray Üniversitesi, 2025), 165.

  • [110]

    Erdem, Kore Savaşı’nda Türklerin Açtığı Bir Okul: Ankara Okulu ve Yetimhanesi, 75; T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye - Kore Cumhuriyeti Siyasi İlişkileri,” erişim tarihi 19 Eylül 2026, https://www.mfa.gov.tr/turkiye-guney-kore-siyasi-iliskileri.tr.mfa.

  • [111]

    Erdem, Kore Savaşı’nda Türklerin Açtığı Bir Okul: Ankara Okulu ve Yetimhanesi, 87; T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye - Kore Cumhuriyeti Siyasi İlişkileri.”

  • [112]

    T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye - Kore Cumhuriyeti Siyasi İlişkileri.”

  • [113]

    Ulviye Ulviya Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 38–39.

  • [114]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 38.

  • [115]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 32–33, 39.

  • [116]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 29–30.

  • [117]

    United Nations Security Council, Resolution 82 (1950), S/RES/82(1950), 25 Haziran 1950; United Nations Security Council, Resolution 83 (1950), S/RES/83(1950), 27 Haziran 1950; United Nations Security Council, Resolution 84 (1950), S/RES/84(1950), 7 Temmuz 1950.

  • [118]

    Burcu Yener, Türk Basınında Kore Savaşı ve Türkiye, 29.

  • [119]

    Burçin Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 15–18.

  • [120]

    Erlevent, 1950-1953 Kore Savaşında Esir Kamplarındaki Türkler, 169–170.

  • [121]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 35–36.

  • [122]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 39–40, 67–71.

  • [123]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 41–43.

  • [124]

    Mammadova, Kore Kollektif Bellek İnşasında Kore Savaşı ve Savaşın Ulus Kimlik Oluşumundaki Yeri, 77–78.

  • [125]

    Oylum Bülbül Beşler, La Guerre de Corée et la militarisation de l’opinion publique turque, 139, 150–151.

  • [126]

    Bülbül Beşler, La Guerre de Corée et la militarisation de l’opinion publique turque, 156–157, 165.

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Günün Önerilen Maddesi
17 Eylül 2026 tarihinde günün önerilen maddesi olarak seçilmiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarOnur Çolak1 Ağustos 2025 12:01

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Kore Savaşı" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Kore Savaşı’nın Uluslararası Arka Planı

    • İkinci Dünya Savaşı Sonrası Küresel Güç Dengesi

    • Kore Yarımadası’nın Bölünmesi ve Siyasal Yapılanması

  • Savaşın Başlaması ve Gelişimi (1950–1953)

    • Kuzey Kore’nin Güney’e Saldırısı ve Seul’ün Düşüşü

    • Birleşmiş Milletler’in Müdahale Kararı

    • Çin’in Savaşa Girişi ve Dönüm Noktaları

    • Panmunjom Öncesi Cephe Hattı ve Statik Savaş Dönemi

    • Panmunjom Görüşmeleri ve Ateşkes Antlaşması (27 Temmuz 1953)

  • Türkiye’nin Kore Savaşı’na Katılım Süreci

    • Dış Politika Bağlamında Türkiye’nin Karar Süreci

    • Hükûmetin Kararı ve İç Politika Yansımaları

    • Türk Kamuoyunun ve Basınının Tepkileri

    • Türk Tugayının Kuruluşu, Eğitimi ve Sefer Hazırlıkları

  • Türk Tugaylarının Muharebeleri ve Görevleri

    • Birinci Türk Tugayı: Wawon, Sinnim-ni, Kunu-ri ve Kumyangjang-ni Muharebeleri

    • İkinci ve Üçüncü Türk Tugayları: Mevzi ve İleri Karakol Muharebeleri

    • Birleşmiş Milletler Komutası Altında Türk Tugaylarının Değerlendirilmesi

    • Ateşkes Sonrası Görevler ve Türkiye’nin Kore’deki Askerî Varlığı (1953–1971)

  • Esaret ve Esir Kamplarında Türk Askerleri

    • Esir Kamplarındaki Yaşam Koşulları

    • Psikolojik Savaş, Propaganda ve Sorgulamalar

    • Esir Değişimi ve Türkiye’ye Dönüş Süreci

  • Kore Savaşı’nın Türkiye İçin Sonuçları ve Etkileri

    • NATO’ya Üyelik ve Batı İttifakıyla Bütünleşme

    • Askerî Tecrübe ve Türk Silahlı Kuvvetlerine Etkileri

    • Toplum, Kamuoyu ve Kore Gazilerinin Konumu

    • Ankara Okulu ve Ayla’nın Kültürel Hafızadaki Yeri

    • Türkiye–Kore Cumhuriyeti İlişkilerine Etkileri

  • Kore Savaşı’nın Küresel Sonuçları ve Mirası

    • Soğuk Savaş Dinamikleri ve Güvenlik Mimarisi

    • Birleşmiş Milletler, Uluslararası Hukuk ve Savaşın Hukuki Boyutu

    • Savaşın Kore Yarımadası’ndaki Siyasal ve Toplumsal Mirası

    • Kore Savaşı’nın Kolektif Hafızadaki Yeri ve Anma Pratikleri

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.