Loudun Rahibeleri Vakası

Alıntıla
kure star outline

İddia Edilen Olay

Şeytan Musallatı

Vakanın İsimleri

Loudun Rahibeleri Vakası

Loudun’daki Şeytan Çarpması Vakası

Loudun Ursulinleri Vakası

Tarih Aralığı

1632–1638

Başlangıç

21–22 Eylül 1632 gecesi

Yer

Loudun, Poitou, Fransa Krallığı

Başlıca Mekan

Ursulin Manastırı

Sainte-Croix Kilisesi

İlgili Topluluk

Ursulin Rahibeleri

Baş Rahibe

Jeanne des Anges

Suçlanan Kişi

Saint-Pierre-du-Marché Kilisesi papazı Urbain Grandier

Bildirilen Olaylar

Ölen rahip Moussaut’ya benzetilen gölge görünümü

Gece duyulduğu ileri sürülen sesler

Rahibelerde kasılmalar ve çırpınmalar

Çığlıklar ve kontrolsüz hareketler

Bedensel katılık ve olağan dışı duruşlar

Hakaret ve küfür içeren konuşmalar

Latince sorulara cevap verildiği iddiası

Dinî nesnelere karşı tepki gösterildiği iddiası

Rahibelerin çatı ve ağaçlara tırmanması

Atfedilen Şeytanlar

Asmodeus

Astaroth

Zabulon

Leviathan

Balam

Şeytan Çıkarıcılar

Pierre Barré

Jean-Joseph Surin

Jean-Baptiste Lactance

Tranquille de Saint-Rémi

Suçlama

Büyücülük

Sihir

Kötücül büyü

Rahibelere şeytan musallat etme

Hüküm

Yakılarak İdam

İnfaz Tarihi

18 Ağustos 1634

Vakanın Sonu

Halka açık şeytan çıkarma ayinleri 1634’ten sonra sona erdi

Şeytan çıkarma uygulamaları 1638’e kadar sürdü

Son şeytan çıkarma ayini 1638’de gerçekleştirildi

Loudun Rahibeleri Vakası, 1632’de Fransa’nın Poitou bölgesindeki Loudun kasabasında bulunan Ursuline manastırındaki rahibelerin şeytan tarafından ele geçirildiklerinin ileri sürülmesiyle başlayan ve 1638 yılına kadar devam eden dinî ve adli olaylar dizisidir. Manastırın başrahibesi Jeanne des Anges ile bazı rahibeler, şeytan çıkarma ayinleri sırasında Saint-Pierre-du-Marché Kilisesi papazı Urbain Grandier’in büyü yaparak kendilerine şeytan musallat olmasına sebep olduğunu iddia etmişlerdir. Kraliyet görevlisi Jean-Martin de Laubardemont’un başkanlığındaki özel komisyon tarafından yargılanan Grandier, büyücülük yapmaktan ve rahibelerin şeytan tarafından ele geçirilmesine yol açmaktan suçlu bulunmuştur. İşkenceyle sorgulandıktan sonra 18 Ağustos 1634’te Loudun’daki Sainte-Croix Meydanı’nda yakılarak idam edilmiştir.【1】


Grandier’nin idamından sonra da devam eden şeytan çıkarma ayinleri, farklı din adamlarının yönetiminde ve halka açık biçimde gerçekleştirilmiştir. Vaka hakkındaki bilgiler; mahkeme belgeleri, sorgu ve şeytan çıkarma tutanakları, dönemin risaleleri, mektuplar ve kişisel anlatılara dayanmaktadır. Bu kaynaklar rahibelerin davranışları, Grandier’ye yöneltilen suçlamalar ve yargılama süreci hakkında birbirinden farklı anlatımlar içermektedir. Rahibelerde görüldüğü bildirilen belirtilerin doğaüstü bir etkiden, hastalıktan, telkinden veya bilinçli bir yönlendirmeden kaynaklanıp kaynaklanmadığı daha olaylar devam ederken tartışılmaya başlanmıştır. Yargılamada özel bir kraliyet komisyonunun görevlendirilmesi ve yerel çatışmaların sürece etkisi ise vakanın siyasi ve hukuki yönlerini oluşturmuştur. Şeytan çıkarma ayinlerinin halka açılması ve olay hakkında çok sayıda risale yayımlanması, Loudun’daki gelişmelerin Fransa’nın farklı bölgelerinde tanınmasını sağlamıştır.【2】

XVII. Yüzyıl Başlarında Loudun’un Siyasi ve Dini Yapısı

Loudun, Poitou bölgesinde, çevresindeki ovaya hâkim bir tepe üzerinde kurulmuş surlarla çevrili bir kasabaydı. Tepenin en yüksek noktasında bulunan kale, dış surlar, kuleler ve geçitlerle birlikte kasabanın savunma sistemini oluşturuyordu. Saint-Pierre-du-Marché Kilisesi’nin çan kulesi ile kalenin ana kulesi, kasabanın görünümüne hâkim iki yapıydı. Loudun’un nüfusu XVII. yüzyılın ilk yarısında yaklaşık 14.000 olarak tahmin edilmektedir. Kasabada ticaret ve zanaatın yanı sıra hukuk hizmetleri de gelişmişti; çok sayıda avukat, dava vekili, icra görevlisi ve noter faaliyet gösteriyordu.【3】


Loudun’un dinî yapısı, XVI. yüzyıldaki Katolik–Huguenot (Protestan/Kalvinist) çatışmalarının etkisi altında şekillenmişti. Din Savaşları sırasında kasaba birkaç defa el değiştirmiş; kiliseler tahrip edilmiş, yerleşim yağmalanmış ve her iki topluluk da şiddete maruz kalmıştı. 1598 tarihli Nantes Fermanı ile Loudun, Huguenotlara güvence sağlanan şehirlerden biri hâline geldi. Bu statü, Huguenotların ibadetlerini sürdürmelerine, şehir yönetimindeki bazı makamlarda temsil edilmelerine ve garnizon üzerinde belirli ölçüde denetim kurmalarına imkân veriyordu. Loudun ayrıca 1610 ve 1631’de bölgesel, 1619–1620’de ise ulusal Huguenot sinodlarına ev sahipliği yaptı. 1616’da kraliyet yönetimi ile Condé Prensi’nin çevresindeki muhalifler arasında imzalanan Loudun Antlaşması da kasabanın bölgesel sınırları aşan siyasi önemini göstermekteydi.【4】


Nantes Fermanı’nın ardından Katolikler ile Huguenotlar arasındaki çatışmalar tamamen sona ermedi. Bununla birlikte iki topluluk, gündelik hayatın sürdürülmesi için ticari ve toplumsal ilişkilerini korudu; bazı aileler arasında evlilikler de yapıldı. Dinî aidiyetlerin yanında aile bağları, mesleki çıkarlar ve yerel gruplaşmalar da kasabadaki ilişkileri belirliyordu. Bu nedenle Loudun’daki taraflar yalnızca Katolikler ve Huguenotlar biçiminde iki ayrı gruba ayrılmıyordu. Her iki topluluk içinde de uzlaşmayı savunanlar ile daha katı tutum benimseyenler bulunuyordu.【5】

Loudun Kasabası (Musée Charbonneau-Lassay)


XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde kasabadaki siyasi ve dinî denge Katolikler lehine değişmeye başladı. Huguenotlar 1598’de nüfus ve yerel yönetim bakımından güçlü bir konumdayken 1617’ye gelindiğinde Katoliklerin nüfuzu artmıştı. Protestan Boisguerin’in yerine Aralık 1617’de Katolik Jean d’Armagnac’ın Loudun kasabası ve kalesinin valiliğine getirilmesi bu değişimin yönetimdeki göstergelerinden biriydi. Katolik tarikatlarının kasabadaki faaliyetleri de aynı dönemde genişledi. Cizvitler 1606’da Saint-Pierre-du-Marché yakınında bir yerleşke açtı; Yalınayak Karmelitler manastırlarını yeniden kurdu; Kapusenler 1616’da, Calvaire Rahibeleri 1624’te ve Ursulineler 1626’da Loudun’a yerleşti. Kiliselerin onarılması, yeni manastırların kurulması, eğitim ve vaaz faaliyetlerinin artması Katoliklerin kasabadaki kurumsal varlığını güçlendirdi.【6】


Kasaba surları çevresindeki anlaşmazlık, dinî ayrılıklardan bağımsız bir başka siyasi gruplaşma ortaya çıkardı. Kraliyet yönetimi, iç savaşlarda kullanılabilecek yerel kaleleri ve tahkimatları merkezî otorite için tehdit olarak görüyordu. Loudunluların bir bölümü surların yıkılmasını iç barışın sağlanması için gerekli bulurken diğerleri tahkimatların kasabanın güvenliğini ve bölgesel konumunu koruduğunu savunuyordu. Surların muhafazasını isteyenler arasında Huguenotların yanı sıra bazı Katolikler de bulunuyordu. Kasaba valisi Jean d’Armagnac da 1626’da kaleyi onartarak ana kuleyi korumaya çalıştı. Böylece surlar hakkındaki anlaşmazlık, kraliyet yönetiminin merkezileşme politikası ile yerel ayrıcalıkları savunan kesimler arasındaki bir mücadeleye dönüştü.【7】


Kasım 1631’de Jean-Martin de Laubardemont, kalenin dış surlarını ve kulelerini yıktırmak üzere kraliyet komiseri olarak görevlendirildi. Louis XIII, çalışmaların hızla tamamlanmasını emretmekle birlikte kasaba valisinin kullandığı ana kulenin korunmasına izin verdi. Yıkım 1632 ilkbaharında sürerken Loudun’da veba salgını başladı. Mayıstan eylül sonuna kadar devam eden salgın nedeniyle çalışmalar bir süre durdu. Bu dönemde yaklaşık 3.700 kişinin öldüğü belirtilmektedir. Salgından kaçabilen hekimler ve varlıklı kişiler kırsaldaki konutlarına çekilirken kasabada kalan yöneticiler dolaşımı sınırlandırdı, sokakları temizletmeye çalıştı ve hastaları surların dışında kurulan sağlık merkezinde tecrit etti. Ursuline manastırında hastalık görülmemesine rağmen okul kapatıldı, ziyaretler sınırlandırıldı ve rahibelerin dış dünyayla ilişkisi büyük ölçüde kesildi. Rahibeler arasında olağan dışı hadiselerin görüldüğüne ilişkin ilk anlatılar, salgının sona erdiği Eylül 1632’de ortaya çıktı.【8】

Urbain Grandier’nin Hayatı ve Yerel Çatışmaları

Urbain Grandier, kesin tarihi belirlenememekle birlikte yaklaşık 1590’da Maine bölgesindeki Bouère’de doğdu. Babası Pierre Grandier, annesi Jeanne Renée Estièvre’di. On yaşlarında Saintes’te din adamı olan amcası Claude Grandier’nin yanına gönderildi; ardından Bordeaux’daki La Madeleine Cizvit Kolejinde öğrenim gördü. Yirmi beş yaşında papazlığa atandı. Cizvit çevresinin desteğiyle 1617’de Loudun’daki Saint-Pierre-du-Marché Kilisesi’nin papazlığını ve Sainte-Croix koleji kilisesinin kanonluğunu üstlendi. Annesi ile kız kardeşi Françoise da Loudun’a yerleşti; erkek kardeşlerinden François ve Jean din adamı, René ise hukukçu oldu.【9】


Grandier, Loudun’daki ilk yıllarında özellikle vaazlarıyla tanındı. Saint-Pierre-du-Marché’deki konuşmaları yalnız kendi cemaatinden değil, kasabanın diğer kesimlerinden de dinleyici topluyordu. Dönemin ileri gelenlerinden Scévole de Sainte-Marthe’ın edebiyat, tarih ve bilim konularının konuşulduğu toplantılarına katıldı. Sainte-Marthe’ın 1623’teki ölümünün ardından cenaze konuşmasını yaptı; bu metin 1629’da Paris’te yayımlandı. Grandier ayrıca kraliyet savcısı Louis Trincant, kasaba valisi Jean d’Armagnac ve de Brou ailesiyle yakın ilişkiler kurdu. D’Armagnac’ın Loudun dışında bulunduğu dönemlerde onun yerel işlerini takip etmesi, papazlık görevinin dışında siyasi ve idari meselelerle de ilgilenmesine yol açtı.【10】


Bununla birlikte Grandier, Loudun’a gelişinden kısa süre sonra bazı din adamları ve yerel yöneticilerle anlaşmazlığa düştü. Yeni gelen bir din adamının aynı anda iki gelir sağlayan kilise görevine getirilmesi, bu makamlardan birini elde etmeyi bekleyen kişiler arasında hoşnutsuzluk yarattı. Grandier’nin törenlerdeki öncelik sırası, kilise idaresi ve din adamlarının yetkileri konusunda taviz vermemesi de bu anlaşmazlıkları artırdı. René Le Mousnier ile 1618’de Saint-Pierre-du-Marché Kilisesi’nde fiziksel çatışmaya varan bir tartışma yaşadı ve 1620’de onun aleyhine mahkeme kararı çıkarttı. Loudun’un ceza işlerinden sorumlu yöneticilerinden René Hervé ile girdiği anlaşmazlıklar da mahkemeye taşındı. Grandier’nin vaaz kürsüsünden rakiplerini eleştirmesi ve uğradığı her hakaret için hukuki yollara başvurması, başlangıçta lehine sonuçlar doğursa da hasımlarının sayısını artırdı.【11】

Urbain Grandier (Bibliothèque Nationale)


Yalınayak Karmelitler ile Kapusenler de Grandier’ye karşı olan dinî çevreler arasındaydı. Grandier, Karmelitlerin mucizevi olduğu ileri sürülen Meryem Ana heykeline ve Kapusenlerin vaazlarında korku ile mucizelere ağırlık vermelerine açıkça karşı çıkıyordu. Huguenotların inançlarını reddetmekle birlikte onlara karşı şiddet kullanılmasını savunmaması ve bazı Protestan ileri gelenlerle ilişki kurması, Katolik çevrelerin bir bölümünde kuşkuyla karşılandı. Grandier’nin bu tutumu, özellikle Katolikler ile Huguenotlar arasındaki siyasi mücadelenin devam ettiği Loudun’da dinî hoşgörüden çok Protestanlara yakınlık şeklinde yorumlandı.【12】


Grandier ile Louis Trincant arasındaki yakınlık 1629’da sona erdi. Bu değişiklik, Trincant’ın yirmi beş yaşındaki büyük kızı Philippe’in Grandier’den hamile kaldığı iddiasıyla ilişkilendirilmiştir. Ancak Philippe ile Grandier arasındaki ilişkiyi ve çocuğun babalığını doğrudan kanıtlayan çağdaş bir belge bulunmamaktadır. İddianın ayrıntılı biçimi, olaydan yaklaşık yarım yüzyıl sonra kaleme alınan anlatılara dayanmaktadır. Buna karşılık Louis Trincant’ın aynı tarihlerde Grandier’nin başlıca hasımlarından biri hâline geldiği, akrabaları Jean Mignon, René Mannoury ve Pierre Adam’ın da bu mücadelede onun yanında yer aldığı belgelerden izlenebilmektedir. Bu nedenle Philippe Trincant meselesi kesinleşmiş bir olay olarak değil, Grandier ile Trincant ailesi arasındaki ani kopuşu açıklamak üzere ileri sürülen ve çağdaş söylentilere dayanan bir iddia olarak değerlendirilmelidir.【13】


Grandier’nin Madeleine de Brou ile ilişkisi hakkında da farklı anlatımlar bulunmaktadır. Madeleine’in ailesiyle yakınlığı ve ona dinî konularda rehberlik ettiği bilinmektedir. Bununla birlikte Madeleine’in Grandier’nin sevgilisi olduğu veya ikisinin Saint-Pierre-du-Marché Kilisesi’nde gizlice evlendiği yönündeki anlatılar yeterli çağdaş belgeyle doğrulanamamaktadır. Grandier’nin rahiplerin evlenebileceğini savunduğu Rahiplerin Bekârlığı Üzerine İnceleme adlı el yazması ise gerçekten mevcuttu. Grandier, daha sonraki sorgularında eserin kendisine ait olduğunu kabul etti. Metinde hitap edilen kadının adı verilmemesine rağmen eser sonraki anlatımlarda Madeleine de Brou ile ilişkilendirildi.【14】


Grandier’ye karşı ilk kapsamlı adli süreç 1629’da başladı. Önce evlilik ilanlarından muafiyet tanıyarak Poitiers piskoposunun yetkisini aştığı ileri sürüldü. Ardından evli ve bekâr kadınlarla ilişki kurduğu, kilisede uygunsuz davranışlarda bulunduğu, dinî yükümlülüklerini yerine getirmediği ve ahlak dışı bir hayat sürdüğü yönünde suçlamalar hazırlandı. Aynı dönemde Jacques de Thibault adlı bir asker, Grandier hakkında bu tür iddialar yaydı ve Ekim 1629’da Sainte-Croix Meydanı’nda onunla karşılaştığında kendisine sopayla saldırdı. Grandier, Thibault’nun cezalandırılmasını sağlamak amacıyla Paris’e gidince karşıtları Poitiers Piskoposu Henri-Louis Chasteigner de La Rocheposay’dan tutuklama kararı çıkarttı.【15】

Poitiers Piskoposu La Rocheposay (Bibliothèque Nationale)


Grandier, 15 Kasım 1629’da Poitiers’de tutuklanarak piskoposluk hapishanesine konuldu. Hakkındaki soruşturmada Louis Trincant ile Grandier’nin daha önce anlaşmazlık yaşadığı din adamları etkili oldu. Bazı tanıklar onun kadınlarla kilisede ve papazlık konutunda yalnız kaldığını ileri sürdü; ancak suçlandığı ilişkilerin tarafı olduğu belirtilen kadınlardan hiçbiri doğrudan şikâyetçi olmadı. Piskoposluk mahkemesi 3 Ocak 1630’da Grandier’nin beş yıl boyunca Poitiers Piskoposluğu sınırları içinde, süresiz olarak da Loudun’da papazlık görevlerini yerine getirmesini yasakladı. Bu karar Saint-Pierre-du-Marché papazlığını, Sainte-Croix kanonluğunu ve bunlara bağlı gelirlerini fiilen kaybetmesi anlamına geliyordu.【16】


Grandier serbest bırakıldıktan sonra hem dinî hem de adli makamlara başvurdu. Paris Yüksek Mahkemesi Ağustos 1630’da dosyayı Poitiers’deki kraliyet mahkemesine gönderdi. Yenilenen inceleme sırasında bazı tanıklar önceki ifadelerinin Louis Trincant, René Hervé ve onlarla bağlantılı görevlilerin baskısıyla alındığını bildirdi. Saint-Pierre-du-Marché papaz yardımcısı Gervais Meschin, Grandier’yi kadınlarla uygunsuz durumda gördüğü ve onun dinî dualarını yerine getirmediği yönündeki ifadesini geri çekti. Poitiers’deki mahkeme 24 Mayıs 1631’de suçlamaları o aşama için geçersiz saydı; karar kesin bir beraat niteliği taşımamakla birlikte Grandier hakkında ceza verilmesini önledi.【17】


Grandier daha sonra piskoposluk mahkemesinin kararına karşı Bordeaux Başpiskoposu Henri de Sourdis’ye başvurdu. Başpiskoposluk tarafından yürütülen yeni incelemenin ardından 22 Kasım 1631’de Poitiers piskoposunun hükmü kaldırıldı; Grandier hakkındaki suçlamalardan aklandı ve dinî görevlerine dönmesine izin verildi. Kendisine başka bir yerde eş değer görevler verilmesi teklif edilmesine rağmen Loudun’a dönmeyi tercih etti. Kasabaya at üzerinde ve zafer işareti olarak kullanılan bir defne dalı taşıyarak girmesi, dönüşünü kişisel bir güç gösterisine dönüştürdü. Görevine yeniden başlamasının ardından uğradığı gelir kaybı için hasımlarından tazminat talep etmesi de taraflar arasındaki uzlaşma ihtimalini azalttı.【18】


Grandier, aynı dönemde Jean d’Armagnac adına Loudun surlarının ve kalenin ana kulesinin korunması için çalıştı. Valinin talimatıyla surların yıkılmasına karşı çıkan Katolik ve Huguenot ileri gelenlerle görüşmeler yaptı, kasabadaki gelişmeleri d’Armagnac’a bildirdi ve yıkım çalışmalarının ana kuleye ulaşmasını önlemeye çalıştı. Bu faaliyetler onu surların tamamen yıkılmasını isteyen Louis Trincant, René Hervé ve Mesmin de Silly’nin karşısına yerleştirdi. Böylece Grandier’ye yönelik kişisel ve dinî suçlamalar, kasabanın yönetimi ve tahkimatları çevresindeki siyasi mücadeleyle birleşti. 1632’de Ursuline rahibeleri arasında yaşanan hadiseler başladığında Grandier’yi savunanlar ile onun Loudun’dan uzaklaştırılmasını isteyenler arasındaki ayrılık zaten belirginleşmişti.【19】

Ursuline Manastırı ve Şeytani Tasallut İddialarının Başlaması

Loudun’daki Ursuline manastırının kuruluş süreci 1626’da başladı ve Poitiers’den gönderilen sekiz rahibenin kasabaya yerleşmesiyle 1627’de tamamlandı. Ursulinelerin başlıca faaliyeti kız çocuklarının eğitimi olduğundan manastır aynı zamanda gündüzlü ve yatılı öğrencilerin kabul edildiği bir okul olarak düzenlendi. Rahibeler, Rue du Pâquin’de 250 livre karşılığında kiralanan geniş fakat bakımsız bir yapıya yerleşti. İlk aylarda yeterli eşya, yiyecek ve mali kaynaktan yoksun olmalarına rağmen Loudun’daki Katoliklerin yardımlarıyla faaliyetlerini sürdürdüler. Öğrenci sayısının artmasıyla manastırın gelirleri ve kasabadaki toplumsal çevresi genişledi. Başlangıçta sekiz olan rahibe sayısı 1632’de on yediye ulaşmıştı.【20】


Manastırın ikinci ve vakanın merkezinde yer alan başrahibesi Jeanne des Anges, Jeanne de Belcier adıyla 2 Şubat 1602’de Saintonge bölgesindeki Cozes Şatosu’nda doğdu. Babası Cozes Baronu Louis de Belcier, annesi Charlotte Goumart d’Eschillais idi. On yaşında, Saintes’teki bir manastırın başrahibesi olan teyzesinin yanına gönderildi ve yaklaşık beş yıl burada kaldı. Ailesinin yanına döndükten sonra Poitiers’deki Ursuline manastırına girdi ve Eylül 1623’te daimî yeminlerini etti. Loudun’da yeni bir manastır kurulması kararlaştırıldığında buraya gönderilecek rahibeler arasında yer almak için başvuruda bulundu ve kuruluş topluluğuna seçildi.【21】


İlk başrahibenin yaklaşık bir yıl sonra başka bir manastırda görevlendirilmesi üzerine Jeanne des Anges onun yerine getirildi. Böylece manastırın mali işleri, okulun yönetimi, rahibelerin disiplini ve dışarıyla kurulan ilişkiler onun sorumluluğuna geçti. 1632’de topluluktaki rahibelerin yaş ortalaması yaklaşık yirmi beşti. Rahibelerin çoğu soylu veya varlıklı ailelere mensuptu. Claire de Sazilly Kardinal Richelieu’nün, Anne d’Escoubleau de Sourdis Bordeaux Başpiskoposu Henri de Sourdis’nin akrabasıydı. Laubardemont’un iki baldızı da bu manastırda bulunuyordu; Jeanne des Anges ise annesi tarafından Laubardemont ile akrabaydı. Bu aile bağları, manastırdaki hadiselerin kısa sürede yerel çevrenin dışına taşınmasında etkili oldu; ancak tek başına olayların önceden düzenlendiğini gösteren bir kanıt oluşturmamaktadır.【22】


Jeanne des Anges, yaklaşık 1644’te kaleme aldığı otobiyografisinde Poitiers’deki ilk rahibelik yıllarında ibadet ve manastır kurallarına yeterince bağlı kalmadığını, okumaya ve sohbetlere daha fazla zaman ayırdığını belirtmiştir. Loudun’a geldikten sonra da ziyaretçi kabul edilen görüşme bölümünde uzun süre geçirdiğini ve dışarıdaki kişilerle yakın ilişkiler kurduğunu yazmıştır. Başrahibeliğe getirildiğinde genç ve deneyimsiz olduğunu, görevini yerine getirebilmek için diğer rahibelerin davranışlarını ve eğilimlerini yakından izlediğini de ifade etmiştir. Bununla birlikte bu anlatı hadiselerden yaklaşık on yıl sonra, dinî bir itiraf ve tövbe metni biçiminde yazılmıştır. Dolayısıyla metindeki kişisel değerlendirmeler, Jeanne’ın geçmişteki davranışlarını daha sonra nasıl yorumladığını göstermekte; olaylar sırasındaki düşüncelerini doğrudan aktarmamaktadır.【23】

John Bulwer - El Hareketlerinin Anlamları (Bibliothèque Nationale)


1632’deki veba salgını sırasında manastır okulu kapatıldı ve yatılı öğrencilerin büyük bölümü ailelerinin yanına gönderildi. Ziyaretlerin sınırlandırılması nedeniyle rahibelerin dışarıyla ilişkileri azaldı. Manastırda herhangi bir veba vakası görülmedi; ancak rahibeler öğrencilerinin, yakınlarının ve kasaba halkının ölümlerinden haberdar oldu. Topluluğun günah çıkarıcısı Peder Nicolas Moussaut da ilk hadiselerden birkaç hafta önce hayatını kaybetti. Moussaut’nun yerine, daha önce Grandier aleyhindeki yerel çevrede yer alan Sainte-Croix kanonu Jean Mignon getirildi. Rahibelerin olağan dışı deneyimler yaşadıklarına ilişkin ilk bildirimler, Loudun’daki salgının sona ermekte olduğu Eylül 1632’nin son günlerinde ortaya çıktı.【24】


İlk olayın 21 Eylül’ü 22 Eylül’e bağlayan gece yaşandığı bildirildi. Marthe de Sainte-Monique adlı rahibe, din adamı kıyafeti giymiş ve elinde beyaz parşömenle kaplı bir kitap taşıyan bir kişi gördüğünü anlattı. Bu kişinin kitabı kendisine vermeye çalıştığını, ardından ağlayarak kendisi için dua edilmesini istediğini söyledi. Marthe, yakınında yatan bir öğrenciyi uyandırdı; ikisi bir süre dua etti ve sabaha karşı seslerin kesildiğini bildirdi. Jeanne des Anges ile başrahibe yardımcısı da Moussaut olduğunu düşündükleri aynı kişiyi gördüklerini ve onun kendileri için dua edilmesini istediğini ileri sürdü. Bununla birlikte ilk hadiseler, rahibelerin anlatımlarına dayanılarak 7 Ekim tarihli tutanağa sonradan geçirilmiştir. Bu nedenle görüntünün üç rahibeye aynı gece mi göründüğü, yoksa Marthe’ın anlatımının ardından diğer rahibelerin benzer deneyimler mi bildirdiği kesin olarak belirlenememektedir.【25】


24 Eylül akşamı yemekhanede siyah bir küre görüldüğü, bunun Marthe’ı yere, Jeanne des Anges’ı ise bir sandalyenin üzerine savurduğu ileri sürüldü. İki rahibenin bacaklarında da yaklaşık sekiz gün kalan kızarıklık ve morluklar bulunduğu kaydedildi. Ayın geri kalanında rahibeler sesler duyduklarını, görünmeyen kişiler tarafından vurulduklarını ve istem dışı biçimde güldüklerini bildirdiler. 1 Ekim gecesi Jeanne des Anges, çevresinde yedi veya sekiz rahibe bulunduğu sırada görünmeyen bir elin avucunu kapattığını ve eline üç alıç dikeni bıraktığını söyledi. Dikenler iki gün sonra Loudun’daki Kapusenlerin yöneticisinin huzurunda yakıldı. Bu olayın ardından Jeanne des Anges, Louise de Jésus ve Claire de Saint-Jean’da bilinç kaybı, şiddetli kasılmalar ve birkaç kişinin engelleyemediği bedensel hareketler görüldüğü kaydedildi. Rahibelerle ilgilenen din adamları 3 Ekim’de belirtilerin şeytan tarafından ele geçirilmeden kaynaklandığına karar verdi ve şeytan çıkarma ayinlerine başlanmasını uygun buldu.【26】


Jean Mignon, Loudun’daki farklı tarikatlara mensup din adamlarını manastıra çağırdı. Chinon’daki Saint-Jacques Kilisesi papazı Pierre Barré de şeytan çıkarma konusundaki tecrübesi nedeniyle davet edildi ve kısa süre içinde ayinlerin başlıca yürütücülerinden biri oldu. 5 Ekim tarihli ilk ayin tutanaklarında Jeanne des Anges üzerinden konuştuğu kabul edilen ses, kendisini önce “Tanrı’nın düşmanı” olarak tanıttı ve manastıra bir “rahip” tarafından gönderildiğini söyledi. Aynı gün yapılan sorgulamalarda rahibelerin kutsal ekmeği kabul etmekte zorlandıkları, kasıldıkları, dişlerini gıcırdattıkları ve ayinler sona erdiğinde yeniden sakinleştikleri kayda geçirildi.【27】


Grandier’nin adı 11 Ekim akşamındaki ayin sırasında açıkça ortaya atıldı. Kendisini Astaroth olarak tanıtan ve Jeanne des Anges üzerinden konuştuğu kabul edilen sese manastıra nasıl girdiği soruldu. Tutanakta bu sesin Saint-Pierre papazıyla yapılan bir pakt aracılığıyla geldiğini, söz konusu papazın Urbain Grandier olduğunu ve büyünün gül demetiyle manastıra sokulduğunu söylediği kaydedildi. Grandier, manastırın günah çıkarıcısı değildi ve rahibelerin daha önce onunla düzenli bir ilişki kurduğunu gösteren bir kayıt bulunmamaktaydı. Kendisine yöneltilen ilk suçlama da bir rahibenin olağan durumda verdiği ifadeye değil, şeytan çıkarma ayini sırasında bir şeytana ait olduğu kabul edilen sözlere dayanıyordu. Grandier’nin adının belirtilmesiyle manastır içindeki dinî mesele, büyücülük suçlaması içeren adli bir sürece dönüşmeye başladı.【28】

İlk Şeytan Çıkarma Ayinleri, İncelemeler ve Kraliyet Müdahalesi

Grandier, manastırdaki ayinler sırasında adının açıklanmasından bir gün sonra harekete geçti. 12 Ekim 1632’de Loudun’un kraliyet yargıcı Guillaume de Cerisay’ye sunduğu dilekçede rahibelerin birbirlerinden ayrılmasını, ayrı ayrı sorgulanmasını ve hekimler tarafından muayene edilmesini istedi. Şeytanî tasallut ihtimalinin devam ettiği düşünülürse ayinlerin Jean Mignon ve onunla bağlantılı din adamları yerine tarafsız kişilerce yürütülmesini talep etti. De Cerisay, Grandier’nin suçlanan kişi sıfatıyla manastıra girmesine izin vermedi; ancak bundan sonraki ayinlerde diğer adli görevlilerle birlikte hazır bulunacağını bildirdi. Böylece başlangıçta manastırın iç meselesi olarak yürütülen süreç, dinî makamlar ile kraliyet yargı görevlileri arasında yetki ve usul tartışmasına dönüştü.【29】


De Cerisay ve beraberindeki görevlilerin 12 Ekim’de katıldıkları ayin sırasında odada aniden bir gürültü duyuldu ve şöminenin yakınında bir kedi görüldü. Pierre Barré hayvanın üzerine haç işaretleri çizerek dualar okudu; ancak yapılan aramada bunun manastırda beslenen kedilerden biri olduğu anlaşıldı. Hadisenin resmî tutanağa geçirilmesi, kasabada ayinler hakkında alaycı yorumların yayılmasına yol açtı. Ertesi gün Mignon, rahibelerin günah çıkarmaya hazırlandıklarını söyleyerek yargı görevlilerini karşıdaki bir eve gönderdi. Görevliler geri döndüklerinde Barré’nin ayini kendileri yokken tamamladığını ve rahibelerin şeytanlardan kurtarıldığını açıkladığını gördüler. De Cerisay, yargı görevlilerinin kasıtlı biçimde dışarıda bırakıldığını belirterek gizli ayinlerin ve Grandier hakkındaki suçlamaların güvenilirliğini sorguladı. Barré ise 14 Ekim dolaylarında manastırın sakinleştiğini bildirerek Chinon’a döndü.【30】


Grandier, 22 Ekim’de Poitiers Piskoposu Henri-Louis Chasteigner de La Rocheposay ile görüşmek ve Mignon ile Barré hakkındaki şikâyetlerini sunmak istedi. Piskopos kendisini kabul etmedi ve kraliyet mahkemelerine başvurmasını bildirdi. Grandier bunun üzerine de Cerisay’den Mignon ve onunla birlikte hareket edenler hakkında işlem yapılmasını talep etti. De Cerisay, Grandier’nin şahsına karşı girişimde bulunulmasını ve hakkında yeni suçlamalar yayılmasını yasaklayan bir karar çıkardı. Mignon ise rahibelerin günah çıkarıcısı ve piskopos tarafından yetkilendirilmiş bir din adamı olduğunu, şeytan çıkarma ayinlerinin kilise hukukunun alanına girdiğini ve kraliyet yargıcının kendisi üzerinde yetkisi bulunmadığını savundu. Tarafların dayandıkları yetki alanlarının farklı olması nedeniyle ne Cerisay ayinleri kesin biçimde durdurabildi ne de Grandier rahibelerin tarafsız kişilerce incelenmesini sağlayabildi.【31】


Kasım ortalarında Jeanne des Anges’ın kasılmaları yeniden şiddetlendi; Claire de Sazilly, Louise de Jésus ve Marthe de Sainte-Monique de benzer belirtiler göstermeye başladı. Jeanne’ın 20 Kasım’da ağırlaşması üzerine Mignon, Barré’yi yeniden Loudun’a çağırdı. İki gün içinde rahibelerin yaklaşık yarısında kasılmalar görüldüğü bildirildi. Cerrah René Mannoury ile eczacı Pierre Adam’ın uyguladığı tedaviler sonuç vermeyince Huguenot hekim Gaspard Joubert’nin de katıldığı bir muayene heyeti oluşturuldu. Hekimler, rahibelerin davranışlarında ve duygusal durumlarında belirgin değişiklikler bulunduğunu kabul etmekle birlikte gözlemledikleri kuvvet ve kasılmaların şeytanî bir etkiden ziyade antimon gibi maddeler içeren ilaçlarla bağlantılı olabileceğini belirttiler. Hazırladıkları raporda ele geçirilme iddiasını gerçek olmaktan çok yanıltıcı bulduklarını açıkladılar; Mignon ile Barré ise raporu imzalamadı.【32】


De Cerisay’nin katıldığı sonraki ayinlerde rahibeler üzerinden konuştuğu kabul edilen seslerin verdiği cevaplar da sınandı. Jeanne des Anges’ın kullandığı Latincenin dil bilgisi bakımından hatalı olduğu görüldü. Grandier’nin o sırada nerede bulunduğuna ilişkin sorulara verilen cevaplar, görevliler gönderilerek denetlendi ve birkaç defa yanlış çıktı. De Cerisay ile onu destekleyen görevlilerin tutanaklarında bu çelişkiler kaydedilirken Grandier’nin karşıtlarından ceza yargıcı René Hervé ve çevresindeki görevliler aynı ayinler hakkında ele geçirilme iddiasını destekleyen ayrı tutanaklar hazırladı. Böylece aynı hadiseler hakkında resmî nitelik taşıyan fakat birbirleriyle çelişen iki kayıt dizisi ortaya çıktı. Poitiers Piskoposu, Barré’ye desteğini sürdürdü ve iki yeni din adamını daha görevlendirdi. De Cerisay ile birlikte hareket eden yargı görevlileri ise 12 Aralık’ta piskoposa gönderdikleri yazıda ayinlerin altı ay durdurulmasını istedi; olayların Protestanları Katolikliğe döndürmek amacıyla düzenlenen bir gösteriye dönüştüğünü ileri sürdüler. Piskopos bu talebe cevap vermedi.【33】

Loudun Yargılamaları (Bibliothèque Nationale)


Süreç, Aralık ayının son haftasında Bordeaux Başpiskoposu Henri d’Escoubleau de Sourdis’nin müdahalesiyle geçici olarak durdu. Başpiskoposun gönderdiği hekim manastıra de Cerisay ile birlikte gitti. Ziyaret sırasında ağır belirtiler görülmedi ve rahibeler artık şeytan tarafından ele geçirilmiş olmadıklarını bildirdiler. Sourdis bunun ardından Mignon’un ayin yürütmesini yasakladı; Barré’nin yanına Poitiers’deki Cizvitlerden Peder L’Escaye ile Tours Oratoryenlerinden Peder Gau’yu görevlendirdi. Başka din adamlarının izinsiz biçimde sürece katılmasını da menetti. Yeniden belirti gösteren bir rahibenin topluluktan ayrılarak başka bir binaya yerleştirilmesini, yalnızca etkilenmediği düşünülen bir rahibenin onun yanında kalmasını ve iki veya üç Katolik hekim tarafından birkaç gün boyunca gözlemlenmesini istedi.【34】


Başpiskoposun talimatnamesi, şeytan çıkarma ayinine başlanmadan önce hastalık, bilinçli davranış veya başka tabiî sebeplerin araştırılmasını öngörüyordu. Doğaüstü bir etkinin varlığına ancak rahibenin gizlice belirlenen düşünceleri bilmesi, öğrenmediği dillerde doğru ve bağlantılı cümleler kurması ya da elleri ve ayakları bağlıyken kimse kendisine yaklaşmadan yerden yükselmesi gibi belirtiler görülürse hükmedilebilecekti. Ayinlerin gerekli olduğuna üç görevli din adamının birlikte karar vermesi, kraliyet yargıcı ile ceza yargıcının işlemleri gözlemleyerek tutanakları imzalaması gerekiyordu. Sourdis ayrıca manastırın maddi imkânlarının yetersizliğini dikkate alarak hekim, ulaşım, bakım ve ayin giderlerini Saint-Jouin Manastırı’nın gelirlerinden karşılamayı üstlendi. Talimatname, ele geçirilme iddiasını başlangıçta doğru kabul etmek yerine kanıtlanması gereken bir ihtimal olarak ele alıyordu.【35】


Sourdis’nin müdahalesinden sonra manastırda birkaç ay boyunca görece sakinlik sağlandı. Bununla birlikte hadiseler Ursulinelerin okuluna ve gelirlerine zarar verdi. Bazı aileler yatılı öğrencilerini geri aldı, bazı rahibe yakınları ise ödemeyi taahhüt ettikleri çeyiz ve yıllık yardımları göndermeyi bıraktı. Manastırın yiyecek ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bu dönemde Mignon, topluluğa maddi yardım sağlamayı sürdürdü. Grandier ise hadiselerin yeniden başlatılmasından endişe ediyordu. Mart 1633’te Sourdis’nin talimatnamesini de Cerisay’nin mahkeme siciline kaydettirerek herkesçe bilinir hâle getirdi. Sicile, başpiskoposun emrinin ulaşmasının ardından manastırdaki ele geçirilme iddialarının sona erdiğine ilişkin bir ifade de geçirildi.【36】


Hadiseler, Jean-Martin de Laubardemont’un Eylül 1633’te Loudun’a dönmesiyle yeniden merkezî yönetimin gündemine girdi. Laubardemont’un resmî görevi, daha önce dış surları yıkılan Loudun Kalesi’nin ana kulesinin ortadan kaldırılmasını denetlemekti. Bununla birlikte manastırdaki akrabalarıyla görüştü ve Grandier’nin kendilerini büyü yoluyla etkilediğini ileri süren rahibelerin anlatımlarını dinledi. Aynı günlerde Loudun’dan geçen Condé Prensi için manastırda bir ayin düzenlendi. Komünyon sırasında Jeanne des Anges, Claire de Sazilly ve Agnès adlı rahibede kasılmalar görüldü. Condé Prensi gözlemlediği hadiselerin gerçek bir ele geçirilmenin belirtisi olduğuna kanaat getirerek bunların krala bildirilmesini istedi. Laubardemont ise saray çevrelerinde olayların kuşkuyla karşılandığını bildiğinden hemen resmî girişimde bulunmadı ve ek bilgi toplamayı sürdürdü.【37】


Grandier’nin karşıtları bu sırada, 1627’de yayımlanan ve Ana Kraliçe Marie de Médicis’nin eski ayakkabıcısı Catherine Hammon adına kaleme alınmış görünen siyasi bir risalenin yazarının Grandier olduğunu ileri sürdüler. Risalede Kardinal Richelieu, çevresindeki devlet görevlileri ve kraliyet yönetimi ağır biçimde eleştirilmekteydi. Grandier’nin Catherine Hammon’u tanıması ve risalede Loudun’a ilişkin göndermeler bulunması suçlamanın dayanağı olarak gösterildi; ancak eserin Grandier tarafından yazıldığını kanıtlayan bir belge ortaya konulamadı. Loudun’daki Kapusenler iddiayı Richelieu’nün yakınındaki Peder Joseph’e iletti. Laubardemont da Ekim sonunda Paris’e dönerken Chinon’da Barré ile görüştü, 1632’deki ayinlere ait tutanakların bir bölümünü aldı ve bunları Loudun’daki Kapusenlerin mektubuyla birlikte başkente götürdü. Paris’te Peder Joseph ve Richelieu ile yapılan görüşmenin tutanağı bulunmadığından, siyasi risale suçlamasının alınan karardaki ağırlığı kesin olarak belirlenememektedir.【38】


Kral XIII. Louis’nin konseyi 30 Kasım 1633’te Laubardemont’u Grandier hakkındaki soruşturmayı yürütmekle görevlendirdi. Aynı tarihli açık kraliyet mektubu, Laubardemont’a Grandier’ye daha önce yöneltilen suçlamaları, Ursuline rahibelerinin durumunu ve başlangıcından itibaren bütün ayinleri inceleme; mevcut kayıtları toplama, yeni ayinlere katılma ve muhtemel suç ortaklarını araştırma yetkisi verdi. İtiraz, temyiz ve görevden çekilme talepleri soruşturmayı durdurmayacaktı. Bununla birlikte ilk yetkilendirme, Laubardemont’un yargılamayı nihai hüküm aşamasına kadar yürütmesine izin veriyor, kesin hüküm verme yetkisini henüz kapsamıyordu. Aynı gün hazırlanan ayrı bir emirle Grandier ve muhtemel suç ortaklarının tutuklanması kararlaştırıldı. Grandier, 7 Aralık sabahı Sainte-Croix Kilisesi’ndeki ibadete giderken Guillaume Aubin’in yönettiği silahlı görevliler tarafından yakalandı. Evi ve belgeleri aynı gün arandı; kendisi ise sıkı gözetim altında tutulmak üzere Angers Şatosu’ndaki hapishaneye gönderildi. Böylece yerel din adamları arasındaki anlaşmazlık ve manastırdaki ele geçirilme iddiaları, olağan yargı yolları büyük ölçüde sınırlandırılmış bir kraliyet soruşturmasına dönüştü.【39】

Kamusal Şeytan Çıkarma Ayinleri, İthamlar ve Şeytan Paktları

Grandier’nin Nisan 1634’te Angers’dan Loudun’a getirilmesinin ardından Laubardemont, Ursuline rahibelerini küçük gruplar hâlinde farklı evlere yerleştirdi. Grandier daha önce rahibelerin birbirlerinden ayrılmasını istemişti; ancak seçilen evlerin çoğu Louis Trincant, Jean Mignon ve Grandier’nin diğer karşıtlarıyla bağlantılı kişilere aitti. Her grubu gözlemlemek üzere bir hekim görevlendirildi; cerrah René Mannoury ile eczacı Pierre Adam da incelemelere katıldı. Jean Mignon ve Pierre Barré’nin yerini Poitiers Piskoposu tarafından görevlendirilen yeni şeytan çıkarıcılar aldı. Bunlar arasında Recollect tarikatından Gabriel Lactance ile Kapusenler Tranquille, Luc, Potais ve Élisée bulunuyordu. Karmelit rahipler Pierre de Saint-Thomas ve Pierre de Saint-Mathurin de ayinleri yürütmeye devam etti.【40】


Şeytan çıkarma ayinleri, özel evlerdeki gözlemler ile halka açık törenler şeklinde iki ayrı düzene kavuşturuldu. Sainte-Croix ve Saint-Pierre-du-Martray kiliseleriyle Notre-Dame-du-Château, Ursuline ve Karmelit şapelleri farklı rahibe gruplarına ayrıldı. Sainte-Croix Kilisesi’nin ana sunağının önüne, rahibelerin herkes tarafından görülebilmesini sağlayan ahşap bir sahne kuruldu. Kasılmalar sırasında yaralanmalarını önlemek amacıyla sahnenin çevresine şilteler ve baş yastıkları yerleştirildi. Rahibeler günde bir veya iki defa kaldıkları evlerden tören yerlerine götürülüyor; ayinler bazı günlerde altı veya yedi saat sürüyordu. Kalabalığın büyüklüğü her törende aynı olmamakla birlikte kimi anlatılarda izleyici sayısı binlerle ifade edilmiştir.【41】

Urbain Grandier’ye İsnat Edilen Sözde Şeytan Anlaşmasının Tıpkıbasımı (Musée Charbonneau-Lassay)


Ayinlerde rahibeler önce sıradan manastır yaşamlarını sürdüren kişiler, ardından bedenleri şeytanların denetimine giren kişiler olarak iki farklı durumda gösteriliyordu. Ellerine ve bellerine bağlanan kayışlar, kasılmalar başladığında gevşetiliyor veya çıkarılıyordu. Kutsal ekmek yaklaştırıldığında yüzlerinin değiştiği, bedenlerinin büküldüğü, bağırdıkları, küfrettikleri ve normal zamanlarda kullanmadıkları sözler söyledikleri kaydedildi. Rahibelerle bazı kasabalı kadınlar “ele geçirilmiş”, “musallata uğramış” veya “büyülenmiş” şeklinde sınıflandırıldı. Her birine atfedilen şeytanların adları, melekler hiyerarşisindeki eski dereceleri ve bedende bulundukları ileri sürülen yerler listelendi. Jeanne des Anges’ın vücudunda Leviathan, Asmodeus, Behemoth, Isacaaron ve Balam gibi birden fazla şeytanın bulunduğu kabul ediliyordu. Bu sınıflandırmalar sabit değildi; ayinler ilerledikçe şeytanların adları, sayıları ve bulundukları yerler değişebiliyordu.【42】


Ayinlerden elde edilen sözlerin adli delile dönüşmesini sağlayan temel görüş, Lactance ile Tranquille’in savunduğu, usulüne uygun biçimde şeytan çıkarma ayinine tabi tutulan şeytanın Kilise’nin gücü karşısında gerçeği söylemek zorunda olduğu düşüncesiydi. Şeytanın “yalanların babası” olması nedeniyle sözlerine güvenilemeyeceğini savunan din adamlarına karşı, ayin sırasında konuşanın artık serbest davranmadığı ve Kilise tarafından doğruyu söylemeye zorlandığı ileri sürüldü. Bu görüş Loudun’daki kiliselerde vaazlarla yayıldı. Ele geçirilme iddialarını reddedenler “sapkın” veya “tanrıtanımaz” olmakla suçlandı; kral ile Richelieu’nün hadiselerin gerçekliğine inandıkları belirtilerek kuşkunun kraliyet otoritesine karşı gelmek anlamına da gelebileceği savunuldu. Böylece rahibeler üzerinden dile getirilen suçlamaların doğruluğunu tartışmak hem dinî hem de siyasi bakımdan tehlikeli hâle geldi.【43】


Laubardemont, 14 Nisan’da Grandier ile rahibeleri yüzleştirdi. Grandier, daha önce hiç görmediği kadınların kendisini gerçekten tanıyıp tanımadığını sınamak amacıyla, aynı kıyafetleri giymiş birkaç din adamı arasından suçlanan kişiyi seçmelerini önerdi. Bu teklif kabul edilmedi ve rahibelere Grandier’nin karşılarına getirileceği önceden bildirildi. Rahibeler onu geceleri manastıra geldiğini ve kendilerini günaha yönelttiğini söyledikleri kişi olarak teşhis etti. Claire de Sazilly’ye karanlıkta gördüğü birini nasıl tanıyabildiği sorulduğunda, kendisine uzun boylu, siyah saçlı, sivri sakallı, iri burunlu ve güzel yüzlü bir adam tarif edildiğini söyledi. Grandier bu özelliklerin pek çok kişiye uyabileceğini belirttiğinde Claire, onu karşısında hissettiği olağan dışı duygudan tanıdığını ileri sürdü. Bu usul, yüzleştirmenin Grandier’nin kimliğini bağımsız biçimde sınama gücünü önemli ölçüde azaltıyordu.【44】


Rahibeler üzerinden konuştuğu kabul edilen seslere Grandier’nin bedeninde şeytanın işaretlerinin nerede bulunduğu da soruldu. Jeanne des Anges’a atfedilen ses, 26 Nisan’da bu işaretlerin kalçalarında, anüsünün çevresinde ve testislerinde bulunduğunu bildirdi. Bunun üzerine Grandier soyularak tıraş edildi, gözleri bağlandı ve cerrah René Mannoury tarafından uzun bir iğneyle muayene edildi. Grandier’nin bazı bölgelerde acı hissetmediğini bildiren tutanağa karşılık, diğer anlatımlarda Mannoury’nin iğnenin sivri ve küt uçlarını dönüşümlü kullandığı, Poitiers’li eczacı Carré’nin aynı yerleri yeniden batırdığında Grandier’nin acı duyduğu belirtilmiştir. Birbirine aykırı raporlardan yalnızca Mannoury ile Pierre Adam’ın hazırladığı metin soruşturma dosyasına kabul edildi.【45】


Ayinlerde “pakt” kelimesi yalnızca Grandier’nin şeytanla yaptığı ileri sürülen yazılı anlaşmaları değil, büyünün taşıyıcısı olduğu kabul edilen çeşitli nesneleri de ifade ediyordu. 28 Nisan’daki ayinde Asmodeus'a atfedilen ses, Grandier’nin Lucifer’e verdiği anlaşmanın bir kopyasını ertesi gün getireceğini söyledi; aslının cehennemde saklandığı ileri sürüldü. Ertesi gün Jeanne des Anges’ın ağzından çıktığı kaydedilen metinde Grandier’nin Tanrı’yı, Meryem’i, azizleri, vaftizi ve Katolik Kilisesi’ni reddettiği; bedenini ve ruhunu Lucifer’e verdiği yazılıydı. Belgenin Grandier’nin kanıyla imzalandığı ileri sürüldü. Asmodeus’a atfedilen ses, kâğıttaki kanın Grandier’nin sağ başparmağından geldiğini söyleyince tutuklunun eli incelendi ve parmağında küçük bir kesik bulundu. Grandier, ekmek keserken yaralandığını açıkladı. Bununla birlikte belgenin Grandier tarafından yazıldığını veya üzerindeki kanın ona ait olduğunu gösteren bağımsız bir inceleme yapılmadı.【46】


Sonraki ayinlerde pakt olarak sunulan kâğıt, kül, saç, tırnak, kan ve tanımlanamayan maddeler çoğaldı. 15 Mayıs’ta Asmodeus’un kül, solucan, insan saçı ve tırnaklarından oluşan bir paket çıkardığı; 17 Mayıs’ta ise Leviathan’ın kanla lekelenmiş başka bir paket getirdiği kaydedildi. İkinci olay sırasında Jeanne des Anges’ın şiddetli kasılmalar geçirdiği, ayini yönetenlerin şeytana paktı getirmesini emrettiği ve sonunda Poitiers Piskoposu’nun sol ayağının yakınında kâğıda sarılı bir nesne bulduğu bildirildi. Paket, kalabalık nedeniyle bütünüyle açılamadan Laubardemont’un mahkeme kâtibine teslim edildi. Böylece ayin sırasında ortaya çıkan ve kaynağı belirlenemeyen nesneler, doğrudan soruşturmanın maddi delilleri arasına girdi.【47】


Suçlamalar Grandier’yle sınırlı kalmadı. Rahibeler üzerinden konuştuğu kabul edilen sesler, kardeşleri René ve Jean Grandier’yi de büyücülüğe ortak olmakla itham etti; iki kardeş tutuklandı. Madeleine de Brou’nun Grandier’ye ait büyü kitaplarını sakladığı ileri sürülünce evi Menuau ve Pierre Adam’ın da bulunduğu bir grup tarafından arandı, ancak herhangi bir büyü kitabı bulunamadı. Benzer biçimde Guillaume de Cerisay ile yardımcısı Louis Chauvet’nin Grandier’yi kaçırmaya hazırlandıkları izlenimini uyandıran imzasız mektuplar gönderildi. İki görevli mektupları saklamak yerine Laubardemont’a teslim ederek kendilerini güvenceye aldı. Yapılan araştırmada mektuplardan birinin Grandier’yi 1629’da Poitiers Piskoposu’na ihbar eden Pierre Cherbonneau ile bağlantılı olduğu belirlendi. Ayinlerdeki ithamlar böylece Grandier’nin ailesi ve onu savunmaya devam eden çevreler üzerinde de baskı aracına dönüştü.【48】


Asmodeus’un 19 Mayıs’taki ayinde, ertesi gün Jeanne des Anges’ın bedeninden iki şeytanla birlikte çıkacağını ve göğsünün sol tarafında üç yara bırakacağını söylediği kaydedildi. Laubardemont, 20 Mayıs’taki ayine Protestan din adamlarını, çevredeki soyluları ve hekimleri özellikle davet etti. Huguenot hekim Marc Duncan, herhangi bir el çabukluğu kuşkusu doğmaması için Jeanne’ın elleriyle ayaklarının tören başlamadan bağlanmasını istedi; ancak rahibenin kasılmalarının halka gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle bu talep yerine getirilmedi. Jeanne’ın bir süre kıvrılıp göğsüne uzanmasının ardından parmaklarında kan, göğsünde üç küçük yara ve giysilerinde bunlara karşılık geldiği söylenen delikler görüldü. Ayindeki bir seyirci yaraların oluşturulmasında kullanılan metal bir nesne gördüğünü ileri sürdü. Bu itiraz kalabalıkta karışıklığa yol açsa da Laubardemont, hekimlerden yaraların şeytanların çıkış izleri olduğunu doğrulayan bir rapor hazırlamalarını istedi.【49】

Asmodeus’a Atfedilen Mektubun Tıpkıbasımı (Musée Charbonneau-Lassay)


Sürecin en geniş katılımlı törenlerinden biri 23 Haziran 1634’te Sainte-Croix Kilisesi’nde düzenlendi. Sekiz rahibe, Ursuline topluluğu, Poitiers Piskoposu, kasabanın din adamları, tarikat mensupları, Laubardemont ve diğer kraliyet görevlileri manastırdan kiliseye alay hâlinde yürüdü. Grandier ise gardiyanı Bontemps ile mahkeme kâtibinin arasında getirildi. Kilise çanlarının çalması ve sokakları dolduran kalabalık nedeniyle yaklaşık 120 adımlık yolun bir saatten uzun sürdüğü bildirildi. Kilisede Grandier’ye daha önceki ayinlerde elde edilen kül, solucan, saç, tırnak, kan ve tanımlanamayan maddelerden oluşan paktlar gösterildi. Hekimler bunların şeytanî kökenli olduğunu bildirdikten sonra nesneler ayinle arındırıldı ve yakıldı.【50】


Gabriel Lactance daha sonra Grandier’nin rahibeleri bizzat şeytan çıkarma ayinine tabi tutmasını önerdi. Poitiers Piskoposu’nun izniyle Grandier’ye rahiplik kuşağı ve ayin kitabı verildi; Catherine de la Présentation’ı sorgulamaya başladığında diğer rahibeler bağırarak araya girdi. Grandier, gerçek bir ele geçirilmenin belirtilerinden sayılan bilinmeyen dilleri anlama yetisini sınamak amacıyla Jeanne des Anges’a Yunanca soru sormak istedi. Jeanne üzerinden konuştuğu kabul edilen sesin cevabı çağdaş tutanakta şu şekilde kaydedildi: “Ne kadar kurnazsın! Seninle aramızdaki paktın ilk şartlarından birinin Yunanca cevap vermemek olduğunu pekâlâ biliyorsun.” Piskopos, Grandier’nin sorusunu önce yazması şartıyla Yunanca denemeye izin verdi; ancak rahibelerin yeniden bağırmaya ve kasılmaya başlaması üzerine sınama gerçekleştirilemedi. Grandier, suçluysa şeytanlara rahibeler kendisine dokunmadan boynunu kırmalarının veya alnında görünür bir işaret bırakmalarının emredilmesini istedi. Piskopos, şeytanların Grandier’yle bu sınamayı geçersiz kılacak başka bir anlaşma yapmış olabileceklerini söyleyerek talebi reddetti. Rahibelerin üzerine yürümesi üzerine Grandier görevliler tarafından kiliseden çıkarılarak yeniden hapishaneye götürüldü.【51】


Ayinleri ve rahibelerin davranışlarını eleştiren yazılar bu sırada kilise kapılarına asılmaya devam etti. Laubardemont, 2 Temmuz 1634’te yayımladığı emirle rahibeler, diğer ele geçirilmiş kadınlar, şeytan çıkarıcılar ve ayinlerde görev alanlar hakkında küçültücü konuşulmasını yasakladı. Yasağa aykırı davrananlara 10.000 livre veya daha yüksek para cezası ile gerektiğinde bedensel ceza verileceği bildirildi. Emir kiliselerde okundu ve kasabanın çeşitli yerlerine asıldı. Böylece Grandier’nin aleyhindeki ayinlerin güvenilirliğini kamusal alanda sorgulamak, yargılama başlamadan önce ağır yaptırım tehdidi altına alındı.【52】

Grandier’nin Yargılanması ve İnfazı

Laubardemont, 2 Temmuz 1634 tarihli emriyle ayinlerin güvenilirliğini sorgulayan açıklamaları yasakladıktan sonra Grandier’yi yargılayacak mahkeme heyetini oluşturdu. Heyette Orléans, Tours, Poitiers, Chinon, Beaufort, Châtellerault, La Flèche ve Saint-Maixent gibi farklı merkezlerden getirilen yargı görevlileri bulunuyordu. 1634’te yayımlanan listede Laubardemont’un yanı sıra on üç görevlinin adı verilmekteydi. Kurul ilk toplantısını 26 Temmuz’da yaptı; Grandier ise kendisi hakkında hüküm verecek kişilerin kim olduğunu ancak 28 Temmuz’da öğrendi. Bunun üzerine annesinden, önceki davalarda beraat ettiğini gösteren belgeleri savunması için hazırlamasını istedi.【53】


Yargılamada iki suçlama grubu birleştirildi. İlki Grandier’nin daha önce hakkında soruşturma yürütülen cinsel ilişkileri ve din adamlığı görevine aykırı davranışları, ikincisi ise Ursuline rahibeleriyle bazı kasabalı kadınların büyü yoluyla şeytanlar tarafından ele geçirilmesine sebep olduğu iddiasıydı. Yetmişten fazla tanığın ifadesini içeren dosyada rahibelerin ayinler sırasında söyledikleri, şeytan paktı olduğu ileri sürülen belgeler, Grandier’nin vücudundaki sözde duyarsız bölgeler, geceleri manastırda görüldüğüne ilişkin anlatımlar ve bazı kadınların ona karşı ansızın cinsel arzu duyduklarını bildiren ifadeler delil olarak kullanıldı. Hekimlerin rahibelerdeki hareketlerin doğal yollarla açıklanamayacağı yönündeki raporları da dosyaya eklendi. Ayinleri savunan din adamları, usulüne uygun biçimde şeytan çıkarma ayinine tabi tutulan şeytanların Kilise tarafından doğruyu söylemeye zorlandığını ileri sürdüklerinden, rahibeler üzerinden dile getirilen sözler mahkeme tarafından tanık ifadesi gibi değerlendirildi.【54】

Urbain Grandier’nin “Brodequin” Adı Verilen İşkenceye Tâbi Tutulmasını Gösteren Gravür (Musée Charbonneau-Lassay)


Grandier, ahlaki suçlamalar bakımından Poitiers ve Bordeaux’da daha önce verilen dört beraat kararını dayanak gösterdi. Büyücülük suçlamasına karşı ise rahibeleri tanımadığını, manastıra gitmediğini ve kendisine atfedilen paktlardan haberi bulunmadığını savundu. Dosyadaki belgelerin kendisine bildirilmesini, tanıkların güvenilirliklerinin incelenmesini ve hekim muayenelerinin tarafsız kişilerce tekrarlanmasını istedi. Cerisay ile Louis Chauvet’nin Paris’e götürdükleri başvuruda da ayinler sırasında şeytanlara yöneltilen soruların kasabadaki ailelerin itibarını zedelediği ve din adamlarının yetkilerini aştığı belirtilerek kralın müdahalesi talep edildi. Ancak heyet sarayda kabul edilmedi; Grandier’nin krala gönderdiği savunmaya da cevap verilmedi. Laubardemont’un başkanlık ettiği kurul, kasaba görevlilerinin toplantısını hükümsüz sayarak soruşturma hakkında yeniden toplantı yapılmasını 20.000 livre para cezasıyla yasakladı.【55】


Grandier lehine değerlendirilebilecek bazı gelişmeler ise suçlamayı ortadan kaldıran ifadeler olarak kabul edilmedi. Jeanne des Anges’ın Laubardemont’un huzuruna üzerinde yalnızca gömleği, boynunda ip ve elinde mumla çıkarak suçsuz bir kişiyi itham ettiğini söylediği; ardından kendisini bir ağaca asmaya çalıştığı aktarılmıştır. Agnès de Saint-Jean’ın ele geçirilmiş olmadığını birkaç defa açıklamaya çalıştığı, Claire de Sazilly’nin de 5 ve 7 Temmuz’da ağlayarak son haftalarda söylediklerinin iftira olduğunu bildirdiği kaydedilmiştir. Laubardemont ile ayinleri yöneten din adamları bu geri çekmeleri güvenilir bulmadı. Grandier’nin büyü yoluyla rahibeleri önce kendisini suçlamaya, ardından suçlamalarını reddetmeye zorlayabildiği ileri sürüldüğünden, söz konusu açıklamalar da onun büyücülüğünün başka bir göstergesi olarak yorumlandı.【56】


Poitiers Piskoposu La Rocheposay, 10 Ağustos’ta Dissay Şatosu’ndan gönderdiği kararla Ursuline rahibeleriyle bazı kadınların gerçekten kötü ruhlar tarafından ele geçirildiğini ilan etti. Dört Sorbonne doktorunun kendilerine bildirilen belirtiler üzerinden hazırladıkları görüş de Grandier’ye tebliğ edildi. Böylece mahkeme, ele geçirilme iddiasını ayrıca kanıtlanması gereken bir mesele olmaktan çıkararak suçlamanın başlangıç noktası hâline getirdi. Grandier 15, 16 ve 17 Ağustos’ta Karmelit Manastırı’nda toplanan yargıçların huzuruna çıkarıldı. Müdafii, Grandier’nin hapishanede hazırladığı Fins et conclusions absolutoires başlıklı savunmayı okudu; Grandier de suçlamalara cevap vererek işlemlerdeki usulsüzlükleri, tanıkların bir bölümünün düşmanlığını ve maddi delillerin kaynağının belirsizliğini gösterdi. Kapalı yapılan bu oturumlar hükmün yönünü değiştirmedi.【57】


Yargıçlar, 17 Ağustos akşamı ilahî yardım dilemek amacıyla topluca dua ettikten sonra ertesi sabah saat beşte yeniden bir araya geldi. 18 Ağustos 1634 tarihli hükmün suçlama formülü şu şekildeydi: “Adı geçen Urbain Grandier’nin büyücülük, tılsım ve Loudun şehrindeki bazı Ursuline rahibeleriyle diğer kadınların ele geçirilmesine sebep olma suçlarından usulünce suçlu bulunduğunu ilan ederiz.” Grandier’nin başı açık, boynunda ip ve elinde iki livre ağırlığında yanan bir mumla Saint-Pierre-du-Marche ve Sainte-Ursule kiliselerinin önüne götürülerek Tanrı’dan, kraldan ve adaletten af dilemesine karar verildi. Ardından Sainte-Croix Meydanı’nda bir direğe bağlanarak canlı yakılacak; kendisine ait olduğu kabul edilen paktlar ve büyü işaretleriyle rahiplerin evlenme yasağına karşı kaleme aldığı el yazması da ateşe atılacaktı. Külleri rüzgâra savrulacak, malları krala bırakılacak ve bunlardan ayrılacak 150 livre ile hükmün kazındığı bakır bir levha Ursuline Kilisesi’ne asılacaktı. İnfazdan önce suç ortaklarının adlarını açıklaması amacıyla olağan ve olağanüstü adli işkenceye tabi tutulması da karara bağlandı.【58】

Urbain Grandier'in İdamının Tasviri (Bibliothèque Nationale)


Hükmün verilmesinden sonra cerrah François Fourneau, Grandier’yi işkence ve infaza hazırlamakla görevlendirildi. Büyücülerin saçlarında tılsım saklayabileceklerine ilişkin inanış nedeniyle Grandier’nin başı, yüzü ve bütün vücudu tıraş edildi. Laubardemont’un kaşlarının ve tırnaklarının da sökülmesini emrettiği, ancak Fourneau’nun bunu yerine getirmeyi reddettiği aktarılmıştır. Muayenede sırtı ile kasık bölgesinde bulunan iki izin bütünüyle duyarlı olduğu kaydedildi. Grandier daha sonra Loudun Adalet Sarayı’na götürüldü ve hüküm kalabalık bir dinleyici topluluğu önünde kendisine okundu. Büyücü veya kutsal değerlere karşı suç işlemiş biri olmadığını söyleyerek cezanın hafifletilmesini istedi. Laubardemont’un hazırladığı itiraf metnini imzalaması ve suç ortaklarını açıklaması hâlinde cezanın hafifletilebileceği bildirildi; Grandier ise büyük bir günahkâr olabileceğini, fakat isnat edilen suçu işlemediğini söyleyerek belgeyi imzalamadı.【59】


Grandier’nin bacakları ikişer tahta levha arasına yerleştirildi, levhalar dizlerinin ve ayak bileklerinin üzerinden bağlandı. Aralarına sokulan takozlar çekiçle ilerletilerek bacak kemikleri sıkıştırıldı. Önce sekiz, ardından iki ek takoz kullanıldı; Lactance ile Tranquille işkence aletlerini ayinle arındırdı ve Grandier’den büyücülüğü itiraf ederek suç ortaklarını açıklamasını istedi. Grandier birkaç defa bilincini kaybetmesine rağmen büyücülük suçlamasını kabul etmedi. Yalnızca geçmişte kadınlarla ilişkileri bulunduğunu ve bu davranışlarından tövbe ettiğini söyledi; ilişki kurduğu kadınların adlarını açıklamayı reddetti. Yaklaşık üç çeyrek saat süren işkence, Grandier’nin infaza kadar hayatta kalamayacağı endişesiyle durduruldu. Bacakları parçalanmış olduğundan başka bir odaya taşındı; burada da hazırlanan itiraf metnini imzalamadı.【60】


Grandier saat dört buçuk dolaylarında bir sedyeyle Adalet Sarayı’ndan çıkarıldı. Boynuna ip geçirildi, eline kararda belirtilen mum verildi ve Saint-Pierre-du-Marche Kilisesi’ne götürüldü. İşkence nedeniyle ayakta duramadığı için diz çöktürülmeye çalışıldığında yüzüstü yere düştü. Kilisenin önünde kendisine yaklaşmayı başaran Fransisken rahip Grillau, annesinin duasını ve son selamını iletti. Ursuline Kilisesi önündeki törende Grandier’den rahibelerden af dilemesi istendiğinde, onları incitmediğini söyleyerek yalnızca Tanrı’nın kendilerini bağışlamasını diledi. Daha sonra geniş bir kalabalığın toplandığı Sainte-Croix Meydanı’na götürüldü ve direğe bağlandı. Son sorgulamada da büyücülük suçlamasını reddederek işkence altında verdiği ifadelerin doğru olduğunu söyledi.【61】

Lactance'ın Aniden Alevi Tutuşturması (Bibliothèque Nationale)


İnfaz görevlisinin alevler kendisine ulaşmadan önce Grandier’yi boğarak öldürmeyi kabul ettiği aktarılmıştır. Hadiseye eleştirel yaklaşan anlatıda Lactance’ın yetkili görevlinin işaretini beklemeden yanan saman demetini odunların arasına attığı, alevler hızla yükselince celladın Grandier’ye ulaşamadığı belirtilmektedir. Ayinleri ve yargılamayı savunan 1634 tarihli anlatı Lactance’ın ateşi yakmasından söz etmemekle birlikte, Grandier’nin önceden boğulmaya çalışıldığını, ipin ateşte kopması üzerine canlı olarak alevlerin içine düştüğünü doğrulamaktadır. Böylece anlatımlar, ateşin kim tarafından ve hangi anda yakıldığı konusunda ayrılmakta; boğma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve Grandier’nin 18 Ağustos 1634’te canlı yakıldığı hususunda birleşmektedir. İnfazın ardından külleri hüküm gereğince rüzgâra savruldu.【62】

Grandier’nin Ölümünden Sonra Rahibeler, Surin ve Jeanne des Anges

Grandier’nin infazı, Loudun’daki ele geçirilme iddialarını ve şeytan çıkarma ayinlerini sona erdirmedi. Ursuline rahibeleriyle manastır mensubu olmayan bazı kadınlar ayinlere götürülmeye devam edildi; yeni Cizvit ve Karmelit rahipler görevlendirildi. Bunların barınması için kasabadaki evlere el konulması ve masrafların bir bölümünün Loudun halkına yüklenmesi özellikle Protestanların tepkisini çekti. Kraliyet hazinesi Cizvitlerin giderlerini karşılarken Richelieu de Ursuline manastırına yıllık yardım bağladı. Grandier’nin ortadan kalkmasıyla ayinlerin ağırlık noktası değişti: suçlanan büyücünün teşhiri yerini, şeytanların rahibelerin bedenlerinden çıktığına ve Katolik Kilisesi’nin bunlar üzerindeki üstünlüğüne ilişkin gösterilere bıraktı.【63】


Kral ile Richelieu’nün Cizvitlerin ayinlere katılmasını istemesi üzerine Guyenne bölgesi Cizvit yöneticisi Arnaud Bohyre, Jean-Joseph Surin’i Loudun’a göndermeye karar verdi. Çevresindeki Cizvitler, gençliği ve sağlık sorunları nedeniyle Surin’in bu göreve uygun olmadığını düşünüyordu. Nitekim Surin baş ve sinir rahatsızlıkları yaşıyor, uzun süre okuyamıyor ve yolculuklarda çabuk yoruluyordu. Buna rağmen Aralık 1634’te Peder Bachelerie ile Loudun’a ulaştı ve 21 Aralık’ta Jeanne des Anges’ı şeytan çıkarma ayinine tabi tutmaya başladı. Jeanne, bundan böyle ayinlerin başlıca kişisi hâline gelirken Surin de onun hem şeytan çıkarıcısı hem manevi rehberi oldu.【64】


Surin’in yöntemi, daha önceki ayinlerde kullanılan bağırma, tehdit ve uzun sorgulamalardan farklıydı. Geleneksel ayini tümüyle terk etmemekle birlikte törenleri kısa tutuyor; Jeanne’ın kulağına alçak sesle Latince konuşarak dua, içe dönük düşünme, irade ve manevi arınma üzerinde duruyordu. Manevi yönlendirme sırasında doğrudan emir vermekten kaçınıyor, Jeanne’ın kendi kararlarını oluşturmasını bekliyordu. Ele geçirilmenin yalnızca dışarıdan dayatılmış bir büyünün sonucu olmadığına, rahibenin gurur, öfke, cinsel eğilimler ve manastır hayatına karşı isteksizlik gibi özelliklerinin şeytanlar tarafından kullanıldığına inanıyordu. Başlangıçta kendisiyle konuşmaktan kaçınan Jeanne, zamanla bu yöntemi benimsedi ve yaşadıklarını içsel bir mücadele olarak anlatmaya başladı. Surin ise rahibenin çektiği acıları üstlenebilmek için kendisinin de aynı sıkıntılara maruz kalmasını dilediğini yazdı.【65】

Jeanne des Anges (Bibliothèque Nationale)


Surin’in bedensel ve ruhsal durumu 1635’in ilk aylarından itibaren ağırlaştı. Baş ağrısı, nefes darlığı, titreme, yürüme güçlüğü ve bedeninde hayvanların dolaştığına ilişkin duyumlar yaşadığını bildirdi. Ayin sırasında kendisini yere atan kasılmalar geçiriyor, kimi zaman konuşmakta, yemek yemekte veya dua etmekte zorlanıyordu. 3 Mayıs 1635’te Peder Doni d’Attichy’ye gönderdiği mektupta, rahibeden çıkan şeytanın kendi bedenine geçtiğini ve bedeninde birbirleriyle mücadele eden “iki ruh” bulunuyormuş gibi hissettiğini anlattı. Duyularını ve iradesini bütünüyle kaybetmediğini, ancak kendisini küfretmeye, bağırmaya ve hareketlerini denetleyememeye zorlayan ikinci bir benlik yaşadığını ileri sürdü. Mektubun kopyalanarak basılması, ayinleri yöneten bir rahibin de ele geçirilip geçirilemeyeceği konusunda yeni bir tartışma başlattı. Surin’in 10 Mayıs’ta Kral XIII. Louis’nin kardeşi Gaston d’Orléans’ın önünde yere düşerek kasılmalar geçirmesi, durumunun kamusal bir gösteriye dönüşmesini hızlandırdı.【66】


Buna rağmen Surin’in yönettiği ayinlerde Jeanne’ın bedenindeki şeytanların birbiri ardınca çıktığı ilan edildi. Leviathan’ın 5 Kasım 1635’te rahibeyi terk ettiği ve çıkış işareti olarak alnında yaklaşık üç hafta kalan kanlı bir haç oluşturduğu kaydedildi. Surin’in Poitiers Piskoposu’na gönderdiği mektuba eklenen tutanak, ayin sırasında bulunan din adamları, soylular ve görevliler tarafından imzalandı. Balam’ın 29 Kasım’da çıktığı ve Jeanne’ın sol eline “Joseph” adını yazdığı; Isacaaron’un ise Ocak 1636’daki bir ayinde “Maria” adını bıraktığı ileri sürüldü. Böylece daha önce kasılmaların ve küfürlerin sergilendiği beden, şeytanların yenilgisini gösterdiği kabul edilen yazı ve yaraların taşındığı bir delil alanına dönüştü.【67】


Surin’in giderek ağırlaşan rahatsızlığı ve Jeanne çevresinde gelişen kutsallık anlatısı, Cizvit yönetiminde kaygıya yol açtı. Roma’daki tarikat yönetimine gönderilen şikâyetlerde Surin’in kendi söz ve hareketlerini hem şeytana hem de ilahî esine bağladığı, itaat sınırlarını aştığı ve kişisel bir manevi öğreti geliştirdiği ileri sürüldü. Surin Ekim 1636’da Loudun’dan uzaklaştırıldı; ancak Haziran 1637’de yeniden getirildi. Bu sırada Jeanne’ın elindeki adların öptürülmesi, Aziz Joseph’e atfedilen merhemin değdirildiği pamuk ve kâğıtların dağıtılması ve bunlarla gerçekleştiği söylenen iyileşmelerin duyurulması da eleştiriliyordu. Cizvit yöneticileri 9 Temmuz 1637’de ayinlerin halka kapalı yürütülmesini, şeytanlara yalnızca çıkarılmaları için gerekli soruların yöneltilmesini ve yıllardır süren törenlerin mümkün olan en kısa zamanda bitirilmesini istedi.【68】


Surin’in ilk ayrılışının ardından Jeanne’ın ayinlerini Antoine Resses yönetmeye başladı. Jeanne, sağlık durumunun elverişli olmadığını söylemesine rağmen Resses, kalabalık bir topluluğun bulunduğu gün ayini sürdürdü. Rahibe bunun ardından ateş, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve kanlı balgamla seyreden ağır bir hastalığa yakalandı. 7 Şubat 1637’de son yağlama ayini uygulanırken hekim Fanton, birkaç saatten fazla yaşayamayacağını bildirdi. Jeanne’ın daha sonra kaleme aldığı anlatıda aynı gece koruyucu meleğini ve Aziz Joseph’i gördüğü, Joseph’in ağrıyan sağ tarafına kokulu bir merhem sürdüğü ve bunun ardından iyileştiği ileri sürüldü. İki gün sonra gömleğinde güzel kokulu beş damla bulunduğu bildirildi. Merhemin bulunduğu kumaş, iyileştirici bir nesne olarak dolaşıma sokuldu; önce Laubardemont’un ağır durumdaki karısına götürüldü, ardından çeşitli hastalık ve doğumlarla ilişkilendirilen yeni iyileşme anlatılarının merkezine yerleştirildi.【69】


Jeanne’ın bedeninde kaldığı kabul edilen son şeytan Behemoth’tu. Bu şeytanın uzun süre yalnızca François de Sales’ın Annecy’deki mezarında çıkacağını söylediği kaydedilmişti. Surin’in yeniden Loudun’a gelmesinden sonra Jeanne manevi inzivaya çekildi ve ayinlere bir süre ara verildi. 15 Ekim 1637’de Surin ayin düzenlerken Jeanne’ın geriye doğru büküldüğü, yüzünün değiştiği ve sol elinde daha önce bulunan “Joseph” ile “Maria” adlarının üzerinde “Jésus” ve “François de Sales” adlarının belirdiği ileri sürüldü. Bu hadise Behemoth’un çıkışı olarak kayda geçirildi. Jeanne daha sonraki anlatısında o tarihten sonra şeytanların olağan etkilerini bir daha yaşamadığını belirtti. Böylece kendisinin bütünüyle kurtulduğu ilan edilirken elindeki adlar bu kurtuluşun görünür işaretleri olarak sunuldu.【70】


Behemoth’un Loudun’da çıktığı ilan edilmesine rağmen Jeanne ile Surin, daha önce François de Sales’ın mezarına gitmek üzere ettikleri yemini yerine getirmeye karar verdi. Jeanne, Poitiers Piskoposu’nun izniyle 26 Nisan 1638’de iki rahibe ve manastırın din görevlisi Morans eşliğinde Loudun’dan ayrıldı. Tours, Paris, Moulins, Nevers, Lyon, Grenoble, Chambéry ve Annecy’yi içine alan yolculuk yaklaşık beş ay sürdü. Uğradığı şehirlerde elindeki adları ve merhem lekeli gömleği görmek isteyen kalabalıklar toplandı. Paris’te bir süre Laubardemont’un evinde kaldı; ziyaretçiler için elini sabah dörtten gece ona kadar avluya açılan bir pencereden gösterdiğini, kalabalık nedeniyle yemek yemeye ve ayine katılmaya vakit bulamadığını aktardı. Rueil’de Richelieu ile, Saint-Germain-en-Laye’de Kraliçe Anne ve 29 Mayıs’ta XIII. Louis ile görüştü. Kral ile kraliçe elindeki adları inceledi; hamile olan Kraliçe Anne, doğumunda kullanmak üzere merhemli kumaştan bir parça istedi. Böylece Loudun hadiseleri, Grandier’nin yargılanmasını konu alan yerel bir büyücülük davası olmaktan çıkarak saray çevrelerinin de katıldığı geniş çaplı bir dinî inanç sahasına dönüştü.【71】


Surin yolculuğun ilk bölümünde Jeanne’dan ayrı hareket etti. Bu sırada yaklaşık yedi aydır konuşmakta güçlük çektiği ve çoğunlukla sessiz kaldığı bildirilmektedir. Jeanne’ın grubuyla Lyon yakınlarında buluştuktan sonra birlikte Annecy’ye giderlerken, Peder Thomas’ın söylediği Veni Creator ilahisine karşılık vermesiyle konuşma yetisinin geri döndüğü anlatıldı. Grenoble’da kalabalığa merhemi göstererek Jeanne’ın iyileşmesini anlatan bir konuşma yaptı; ardından Annecy’de François de Sales’ın mezarında düzenlenen ayinlere katıldı. Surin’in daha geniş kapsamlı ruhsal ve bedensel bunalımı devam etmekle birlikte Jeanne’ın Loudun’a dönüşünden sonra ele geçirilme belirtileri yeniden başlamadı. Diğer rahibelere yönelik ayinler ise 1638’e kadar sürdü ve aynı yıl içinde sona erdi.【72】


Jeanne des Anges, yaklaşık 1644’te kaleme aldığı otobiyografisinde ele geçirilme iddialarını, Surin’le ilişkisini, şeytanların çıkışlarını ve 1638 yolculuğunu yeniden anlattı. Metin, hadiseler sırasında tutulmuş günlük niteliğinde olmayıp on yıl kadar sonra hafızaya, resmî tutanaklara ve Surin’in yazılarına dayanılarak hazırlanmıştı. Surin, 1636’nın sonlarında Triomphe de l’amour divin sur les puissances de l’Enfer ve Science expérimentale des choses de l’autre vie başlıkları altında kendi Loudun anlatısını yazmaya başlamış, ancak rahatsızlığı nedeniyle tamamlayamamıştı. Jeanne, yeni manevi rehberi Jean-Baptiste Saint-Jure ile yazışmalarında Surin’in metninin bir nüshasını sakladığını ve onun eksik bıraktığı bölümleri tamamlamak istediğini belirtti. Bununla birlikte yalnızca olayların devamını yazmakla kalmadı; çocukluğunu, manastır hayatını ve kendi karakterini de anlatıya dâhil etti. Böylece ele geçirilme sürecini Grandier’nin büyüsünden çok kendi eğilimleri, iradesi ve manevi dönüşümü çevresinde yeniden kurdu. Bu özelliği nedeniyle otobiyografi, Loudun hadiselerinin başlıca birinci elden anlatılarından biri olmakla birlikte, aynı zamanda Jeanne’ın olaylardan sonraki konumunu ve manevi otoritesini biçimlendiren geriye dönük bir metindir.【73】


Jeanne des Anges, hayatının son iki yılında bedeninin bir tarafı felçli hâlde yaşadı ve 29 Ocak 1665’te öldü. Ölümünün ardından başı bedeninden ayrılarak bir mahfaza içinde sergilendi; Aziz Joseph’e atfedilen merhemli gömlekle birlikte manastırı ziyaret edenlerin saygı gösterdiği nesneler arasına yerleştirildi. Böylece Grandier’nin mahkûmiyetinde belirleyici rol oynayan ele geçirilme anlatısı, Jeanne’ın ölümünden sonra onun kutsallığının kanıtı olarak yaşatıldı. Ursuline manastırı ise mali sorunlar nedeniyle 1772’de kapatıldı. Kalan rahibelerle manastırın taşınır ve taşınmaz malları iki ayrı Ursuline topluluğuna dağıtıldı; Jeanne’ın başının bulunduğu mahfaza ile merhemli gömleğin daha sonraki akıbeti belirlenemedi.【74】

Vakanın Kaynakları, Yorumlanması ve Kültürel Mirası

Loudun Rahibeleri Vakası, erken modern dönemdeki ele geçirilme hadiseleri arasında en geniş belge birikimine sahip örneklerden biridir. Şeytan çıkarma ayinlerinin halka açık yürütülmesi, Grandier hakkında olağan yargı mercilerinden bağımsız bir kraliyet komisyonu kurulması ve olayların saray çevrelerinin dikkatini çekmesi; sorgu tutanakları, tanık ifadeleri, hekim raporları, teolojik görüşler, resmî yazışmalar ve kişisel mektuplardan oluşan kapsamlı bir arşiv meydana getirdi. Bunlara ayinleri izleyen ziyaretçilerin anlatıları ile farklı şehirlerde basılan risaleler de eklendi. Bununla birlikte belgelerin çokluğu, aktardıkları bilgilerin aynı ölçüde güvenilir olduğu anlamına gelmemektedir. Metinlerin büyük bölümü yalnızca yaşananları kaydetmek için değil, ele geçirilmenin gerçekliğini kanıtlamak, Grandier’yi suçlamak veya savunmak, Katolik ayinlerinin etkisini göstermek ya da yürütülen soruşturmayı eleştirmek amacıyla hazırlanmıştır.【75】


Grandier’nin sorgularını ve rahibelerle yüzleştirilmesini içeren Interrogatoire de Maistre Urbain Grandier, mahkeme kayıtları ve infaz tutanakları, davanın adli seyrini izlemeye imkân veren başlıca kaynaklardır. Grandier’nin savunması niteliğindeki Factum ile krala gönderdiği mektup, suçlamaların Jean Mignon, Louis Trincant ve çevrelerindeki kişilerce yürütülen bir tertibin sonucu olduğunu ileri sürer. Buna karşılık Tranquille de Saint-Rémi’nin 1634 tarihli Véritable relation adlı eseri, rahibelerin davranışlarının doğal hastalıkla veya ortak bir aldatmacayla açıklanamayacağını savunarak ele geçirilmenin ve Grandier’ye yöneltilen suçlamaların gerçekliğini kanıtlamaya çalışır. Böylece olayın henüz devam ettiği sırada ortaya çıkan kaynaklar, iki karşıt anlatı çevresinde biçimlenmiştir: Grandier’nin haksız yere hedef seçildiğini ileri süren savunma metinleri ile rahibelerin ele geçirildiğini ve bunun sorumlusunun Grandier olduğunu savunan resmî anlatılar.【76】

1634 tarihli Interrogatoire İsimli Dava Risalesi (Bibliothèque Nationale)


Bu yayın faaliyeti Grandier’nin 18 Ağustos 1634’teki infazından sonra daha da yoğunlaştı. Sorgu ve hüküm metinleri, infaz tasvirleri, ayin tutanakları, manzum ağıtlar, mektuplar ve “gerçek anlatı” başlığı taşıyan risaleler Poitiers, Saumur, La Flèche ve Paris başta olmak üzere farklı basım merkezlerinde dolaşıma girdi. Aynı metinlerin başka şehirlerde yeniden basılması, kısaltılması veya yeni ayrıntılarla genişletilmesi, olayın anlatımını ilk andan itibaren değişken hâle getirdi. İnfazdan önce yayınlar büyük ölçüde suçlamanın ispatına yönelirken Grandier’nin ölümünden sonra onun masumiyeti, son anlarındaki tavrı ve Laubardemont’un adaleti kötüye kullandığı iddiaları daha açık biçimde tartışılmaya başladı. Grandier böylece yalnızca bir davanın sanığı olmaktan çıkarak birbirine karşıt dinî ve siyasal görüşlerin kullandığı edebî bir kişiliğe dönüştü.【77】


Jean-Joseph Surin ile Jeanne des Anges’ın metinleri, ayinlerin iç dünyasını ve ele geçirilme deneyiminin nasıl anlamlandırıldığını gösteren başlıca birinci elden anlatılardır. Surin’in 1635’te Poitiers Piskoposu’na gönderdiği mektup, hem Jeanne’ın bedenindeki şeytanların çıktığı iddialarını hem de ayinlerin resmî tanıklarla doğrulanma biçimini yansıtır. Jeanne’ın yaklaşık 1644’te kaleme aldığı otobiyografi ise olaylarla eş zamanlı bir günlük değildir. Metin, hadiselerin başlamasından yaklaşık on yıl sonra Surin’in yazılarından, tutanaklardan, manastırda muhafaza edilen belgelerden ve Jeanne’ın kendi hatıralarından yararlanılarak hazırlanmıştır. Bu nedenle yalnızca geçmişte neler yaşandığını bildiren bir tanıklık değil, Jeanne’ın ele geçirilmiş bir rahibeden manevi otorite sahibi bir kişiye dönüşmesini açıklayan geriye dönük bir anlatıdır. Otobiyografinin bu niteliği, onun tarihsel değerini ortadan kaldırmamakta; ancak aktardığı mucizelerin, şeytanların çıkışlarının ve Jeanne’ın manevi gelişiminin yazarın sonraki konumuyla birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir.【78】


Olaylara ilişkin mezhepsel ayrışma XVII. yüzyılın sonlarında daha belirgin hâle geldi. Loudunlu bir Protestan din adamı olan Nicolas Aubin’in ilk defa 1693’te yayımlanan Histoire des diables de Loudun adlı eseri, Grandier’nin büyücülük suçundan masum olduğunu ve rahibelerle onları yönlendiren din adamlarının bir aldatmaca yürüttüğünü savundu. Aubin, şeytani ele geçirilmenin mümkün olduğunu bütünüyle reddetmiyor; yalnızca Loudun’daki hadisenin gerçek bir ele geçirilme olmadığını ileri sürüyordu. Eser geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı ve vakanın Protestan yorumunun temel metinlerinden biri hâline geldi. Jean-Baptiste de La Menardaye’nin 1747 tarihli cevabı ise Aubin’i Katolik Kilisesi’ne karşı iftira yöneltmekle suçlayarak rahibelerin, şeytan çıkarıcıların, hâkimlerin ve Laubardemont’un güvenilirliğini savundu. Böylece kaynak tartışması, uzun süre Grandier’nin suçluluğundan çok Katolik ayinlerinin ve ele geçirilme iddialarının gerçekliği çevresinde sürdü.【79】


XVIII. yüzyıldan itibaren doğaüstü açıklamaların yanında tıbbi yorumlar da ağırlık kazandı. François Gayot de Pitaval, 1735’te rahibelerin bazı davranışlarını dönemin terminolojisiyle histeri veya aşırı cinsel dürtülerle ilişkilendirdi. Louis Figuier, 1860’ta rahibelerin bilinçli bir aldatmaca yürütmediğini, ancak sinirsel ve toplu bir rahatsızlık geçirdiklerini savunarak durumu “karmaşık bir konvülsif histeri” biçiminde değerlendirdi. Gabriel Legué ise 1880’de yayımladığı çalışmasında Jean-Martin Charcot’nun görüşlerinden yararlanarak rahibelerin hasta oldukları, ayinlerin belirtileri güçlendirdiği ve Grandier’nin bir tertip sonucunda mahkûm edildiği yorumunu geliştirdi. Jeanne des Anges’ın otobiyografisinin 1886 baskısına Autobiographie d’une hystérique possédée başlığının verilmesi de metnin artık dinî bir tanıklıktan çok geriye dönük bir psikiyatrik vaka kaydı olarak okunduğunu göstermektedir.【80】


Histeri açıklaması, şeytani ele geçirilme iddiasına karşı uzun süre en güçlü seçenek olarak kabul edilmekle birlikte bütün davranışları tek başına açıklamamaktadır. Erken modern döneme ait kişileri çağdaş psikiyatrik tanılarla sınıflandırmak, belirtilerin kaydedildiği dinî ve toplumsal ortamı gözden kaçırma tehlikesi taşır. Benzer biçimde, rahibelerin bazı işaretleri bilinçli olarak üretmiş veya ayinlerde kendilerinden beklenen davranışları öğrenmiş olmaları, bütün sürecin başından itibaren planlanmış bir aldatmaca olduğunu kanıtlamaz. İlk kasılmalar ve korkular istemsiz biçimde ortaya çıkmış; bunlara zamanla şeytan çıkarıcıların yönlendirmeleri, diğer rahibelerin davranışları, seyircilerin beklentileri ve daha önceki ele geçirilme anlatılarından alınan kalıplar eklenmiş olması ihtimali modern yorumların temelini oluşturur. Bu yaklaşımda ele geçirilme, yalnızca hastalık veya sahtekârlık değil, katılan herkesin kendi dinî kültüründe tanımlanmış rolleri yerine getirdiği bir toplumsal davranış biçimi olarak ele alınmaktadır.【81】

Véritable Relation İsimli Dava Risalesi (Bibliothèque Nationale)


Vakanın siyasal yorumu da tek başına Richelieu’nün Grandier’den intikam almak için kurduğu bir tertip biçimine indirgenemez. Grandier’nin Trincant ailesi, Mignon ve bazı dinî topluluklarla uzun süredir devam eden anlaşmazlıkları, suçlamaların yerel zeminde ortaya çıkmasını kolaylaştırdı. Loudun surlarının yıkılması etrafındaki mücadele, kasabanın Katolik ve Protestan toplulukları arasındaki gerilim ve Laubardemont’un olağan hukuk yollarını etkisizleştiren yetkileri ise yerel çatışmayı devlet müdahalesine açık hâle getirdi. Ayinlerin Protestanlara karşı Katolik Kilisesi’nin üstünlüğünü gösterecek bir araç olarak kullanılması ve infazın kraliyet otoritesinin görünür bir gösterisine dönüşmesi, davaya mezhepsel ve siyasal anlamlar kazandırdı. Bununla birlikte Richelieu veya Laubardemont’un olaydan siyasal yarar sağlaması, ele geçirilme iddialarına inanmadıklarını kendiliğinden kanıtlamaz. Erken modern dönemde siyasal hesap, dinî inanç ve kişisel düşmanlık birbirini dışlayan değil, aynı süreç içinde birlikte işleyebilen unsurlardı.【82】


Jeanne des Anges ve diğer rahibelerin konumu da yalnızca edilgen kurbanlık veya bilinçli sahtekârlık seçenekleriyle açıklanamaz. Ele geçirilme sırasında rahibelerin sözleri şeytan çıkarıcıların soruları ve din adamlarının tuttuğu tutanaklar aracılığıyla kayda geçirildi. Bununla birlikte Jeanne, otobiyografisinde olayların yorumunu yeniden üstlenerek kendi eğilimlerini, manastır hayatından hoşnutsuzluğunu, günah düşüncesini ve manevi dönüşümünü anlatının merkezine yerleştirdi. Ele geçirilme deneyimi ona ağır bedensel ve ruhsal sıkıntılar yaşatırken aynı zamanda sıradan manastır düzeninin dışına çıkma, saray çevreleriyle görüşme ve manevi konularda danışılan bir kişi olma imkânı sağladı. Bu otorite hiçbir zaman bütünüyle güvenli değildi; şeytanla yakın temasta bulunduğu kabul edildiğinden vahiyleri ve mucizeleri sürekli kuşkuyla karşılandı. Dolayısıyla Jeanne’ın anlatısı, hem bağımlılığın hem de sınırlı bir hareket alanı kazanmanın belgesi olarak değerlendirilmiştir.【83】


Kaynakların birlikte değerlendirilmesi, Grandier’nin büyü yoluyla rahibeleri ele geçirdiği iddiasının güvenilir kanıtlarla doğrulanamadığını göstermektedir. Buna karşılık bütün rahibelerin ilk günden itibaren ayrıntılı bir plan doğrultusunda hareket ettiğini kanıtlayan bir belge de bulunmamaktadır. Vakanın gelişiminde bedensel veya ruhsal rahatsızlıklar, telkin, manastır içindeki grup dinamikleri, şeytan çıkarıcıların yönlendirmeleri, halka açık ayinlerin gösteri niteliği, yerel düşmanlıklar, Katolik-Protestan mücadelesi ve kraliyet otoritesinin müdahalesi birbirini güçlendirmiş görünmektedir. Bu unsurlardan yalnızca birini asıl sebep kabul etmek, olayın neden birkaç rahibenin gece korkularından başlayarak bir kraliyet komisyonuna, idama ve yıllarca süren ayinlere dönüştüğünü açıklamakta yetersiz kalmaktadır.【84】


Loudun hadiseleri, daha XVII. yüzyılda tarihsel bir olay olmanın yanında edebî ve siyasal bir simgeye dönüştü. Grandier’nin ölümünden sonra kaleme alınan risaleler onu kimi zaman tövbe etmeden ölen bir büyücü, kimi zaman adaletsizliğe uğramış bir rahip olarak gösterdi. Sonraki yüzyıllarda Alexandre Dumas, Alfred de Vigny ve Jules Michelet gibi yazarlar vakayı kendi dönemlerinin din, devlet, vicdan ve düşünce özgürlüğü tartışmaları içinde yeniden ele aldı. Grandier böylece Katolik baskısının kurbanı, özgür düşüncenin öncüsü, siyasal iktidar tarafından yok edilen muhalif veya kişisel kusurları düşmanlarınca kullanılan bir din adamı gibi farklı kimliklerle temsil edildi. Jeanne des Anges ise yorumun niteliğine göre sahtekâr, hasta, ele geçirilmiş rahibe, mistik veya erkek egemen dinî yapı içinde otorite kazanan bir kadın olarak yeniden kurgulandı. Bu değişkenlik, Loudun üzerine oluşan literatürün yalnızca olayın tarihini değil, her dönemin kendi düşünsel çatışmalarını da yansıttığını göstermektedir.【85】


Aldous Huxley’nin 1952’de yayımlanan The Devils of Loudun adlı eseri, vakayı İngilizce okuyan geniş bir kitleye taşıyan başlıca çalışmalardan biri oldu. Grandier’ye ilişkin anlatısında büyük ölçüde Legué’den yararlanan Huxley, bazı konuşmaları ve sahneleri kurgulayarak tarihsel inceleme ile edebî anlatıyı bir araya getirdi. Eserin ayırt edici yönlerinden biri, Grandier davasının yanı sıra Surin’in mistik tecrübesine ve Jeanne des Anges ile ilişkisine geniş yer vermesiydi. Kitapta suçlamanın kanıt yerine geçtiği, kalabalığın yönlendirildiği ve muhalif kişilerin toplumsal düşman olarak gösterildiği bir sürecin anlatılması, eserin kaleme alındığı McCarthy dönemiyle örtük bir bağ kurulmasına imkân verdi. Böylece Loudun, XVII. yüzyıla ait bir büyücülük davasının ötesinde, modern siyasal “cadı avlarını” tartışmaya yarayan tarihsel bir örnek hâline geldi.【86】

Mère Jeanne des Anges Filmi İçin Yapılmış Modern Bir Fragman Çalışması (DM)


Vaka daha sonra opera ve sinemada da işlendi. Jerzy Kawalerowicz’in kaynaklarda 1960–1961 tarihleriyle anılan Mère Jeanne des Anges filmi, Krzysztof Penderecki’nin 1969 tarihli The Devils of Loudun operası ve Ken Russell’ın 1971’de yönettiği The Devils, hadiselerin geniş kitlelerce tanınmasında etkili oldu. Bu eserlerde rahibelerin ele geçirilmesi, bastırılmış cinsellik, Grandier’nin yargılanması, şeytan çıkarma ayinlerinin gösteri niteliği ve dinî-siyasal otoritenin şiddeti farklı ölçülerde öne çıkarıldı. Böylece tarihsel kaynaklarda birbirinden ayrılması güç olan dinî inanç, bedensel gösteri, siyasal baskı ve kişisel çatışma unsurları, sahne ve sinemanın dramatik dili içinde yeniden bir araya getirildi.【87】


Vakanın yerel hafızası da büyük ölçüde Grandier’nin çevresinde biçimlendi. Michel de Certeau’nun eserini kaleme aldığı dönemde Loudun’da ziyaretçilere, Grandier’nin hükmünün okunduğu yerden Sainte-Croix Meydanı’ndaki infaz alanına kadar uzanan bir güzergâh gösteriliyordu. Hükmün açıklandığı salon, işkence sonrasında düştüğü yer, Saint-Pierre-du-Marché Kilisesi’nin önü ve yakıldığı meydan, bir tür duraklar dizisi hâlinde anlatılıyordu. Bu güzergâh, Grandier’nin tarihsel kişiliğini adaletsizliğe uğramış bir kurban ve yerel hafızanın başlıca simgesi hâline getirirken olayın karmaşık geçmişini kahraman, zalimler ve trajik son çevresinde kurulmuş daha yalın bir anlatıya dönüştürüyordu.【88】


Loudun Rahibeleri Vakası’nın kültürel mirası, kesin ve değişmez bir açıklamadan çok birbirini izleyen yorumlardan meydana gelmiştir. XVII. yüzyılın risaleleri olayı Katolik hakikati veya Protestanlara karşı düzenlenmiş bir aldatmaca; XIX. yüzyılın tıbbi çalışmaları histeri; XX. ve XXI. yüzyıl incelemeleri ise siyasal baskı, toplumsal gösteri, dinî kültür, cinsiyet ve psikolojik telkin bağlamlarında yorumladı. Edebî ve görsel eserler de bu açıklamalardan farklı unsurları seçerek Grandier, Jeanne des Anges, Surin ve Laubardemont’a yeni roller verdi. Bu nedenle vakanın tarihini, yalnızca 1632–1638 arasında yaşanan olayların değil, bu olayları aktaran, yeniden açıklayan ve her dönemin ihtiyaçlarına göre dönüştüren metinlerin tarihi olarak değerlendirmek gerekir.【89】

Kaynakça

Lagardère, Vincent. Asmodeus’a atfedilen mektubun tıpkıbasımı. Dijital çekim, 2013. Urbain Grandier, de la lumière aux ténèbres. Musée Charbonneau-Lassay–Alienor.org. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archives.alienor.org/publications/urbain-grandier/images/large/14062013-DSC_8044.jpg.

Lagardère, Vincent. Urbain Grandier’ye isnat edilen sözde şeytan anlaşmasının tıpkıbasımı. Dijital çekim, 2013. Urbain Grandier, de la lumière aux ténèbres. Musée Charbonneau-Lassay–Alienor.org. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archives.alienor.org/publications/urbain-grandier/images/large/affaire_pacte.jpg.

Interrogatoire de Maistre Urbain Grandier, avec les confrontations des religieuses possédées contre ledit Grandier, ensemble la liste et les noms des juges députés par Sa Majesté. Paris: Estienne Hébert ve Jacques Poullard, 1634. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://gallica.bnf.fr/ark:/12148/bpt6k84844d.

Aubin, Nicolas. Histoire des diables de Loudun, ou de la possession des religieuses ursulines et de la condamnation et du suplice d’Urbain Grandier, curé de la même ville. Amsterdam: Aux dépens de la Compagnie, 1737. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archive.org/details/b32999148.

Bibliothèque nationale de France, Département des Manuscrits. Recueil de pièces originales du procès d’Urbain Grandier et des Ursulines de Loudun (1630–1638). Français 7619. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://gallica.bnf.fr/ark:/12148/btv1b10023456k.image.

Boudan, Louis. Gravure de la ville de Loudun. 1699. Gaignières Koleksiyonu’ndaki özgün çizimin çoğaltımı. Urbain Grandier, de la lumière aux ténèbres. Musée Charbonneau-Lassay–Alienor.org. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archives.alienor.org/publications/urbain-grandier/images/large/affaire_loudun.jpg.

Certeau, Michel de. La Possession de Loudun. Gözden geçirilmiş baskı, Luce Giard. Paris: Gallimard, 2005. Elektronik baskı, 2017. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://books.google.com.tr/books/about/La_possession_de_Loudun.html?id=3g8RAQAAIAAJ&redir_esc=y.

Certeau, Michel de. The Possession at Loudun. Çeviren Michael B. Smith. Önsöz Stephen Greenblatt. Chicago ve London: University of Chicago Press, 2000. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archive.org/details/possessionatloud0000cert.

Ferber, Sarah. Demonic Possession and Exorcism in Early Modern France. London ve New York: Routledge, 2004. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://www.taylorfrancis.com/books/mono/10.4324/9780203644560/demonic-possession-exorcism-sarah-ferber.

Gimaret, Antoinette. “L’Autobiographie de Jeanne des Anges (1644): histoire d’une âme ou réécriture d’une affaire de possession?” Études Épistémè, no. 19 (2011). Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://journals.openedition.org/episteme/626.

Huxley, Aldous. The Devils of Loudun. London: Vintage, 2005. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archive.org/details/in.ernet.dli.2015.462211.

Jeanne des Anges. Sœur Jeanne des Anges, supérieure des Ursulines de Loudun, XVIIe siècle: autobiographie d’une hystérique possédée, d’après le manuscrit inédit de la Bibliothèque de Tours. Hazırlayan Gabriel Legué ve Gilles de la Tourette. Önsöz Jean-Martin Charcot. Paris: Aux bureaux du Progrès médical; A. Delahaye et E. Lecrosnier; G. Charpentier et Cie, 1886. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archive.org/details/soeurjeannedesan00jean.

Levack, Brian P. The Devil Within: Possession and Exorcism in the Christian West. New Haven ve London: Yale University Press, 2013. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archive.org/details/devilwithinposse0000leva_v5e6.

Rapley, Robert. A Case of Witchcraft: The Trial of Urbain Grandier. Montreal ve Kingston: McGill-Queen’s University Press, 1998. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archive.org/details/caseofwitchcraft0000rapl.

Réville, Jean-Baptiste, Bourdet ve Fauchery. Urbain Grandier à la question. 18. yüzyılın son çeyreği–19. yüzyılın ilk çeyreği. Kâğıt üzerine asit oyma, 22,5 × 15,5 cm. Musée Charbonneau-Lassay, Loudun. Envanter no. 2009.0.7.2. Alienor.org. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://archives.alienor.org/publications/urbain-grandier/images/large/14062013-DSC_7997.jpg.

Saint-Rémi, Tranquille de. Véritable relation des justes procédures observées au fait de la possession des Ursulines de Loudun et au procès de Grandier. Paris: Jean Martin, 1634. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://gallica.bnf.fr/ark:/12148/bpt6k848223.

Surin, Jean-Joseph. Lettre escrite à Monseigneur l’evesque de Poictiers, avec un extraict du procès verbal des exorcismes qui se font à Loudun. Paris: Jean Martin, 1635. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026. https://gallica.bnf.fr/ark:/12148/bpt6k84877c.

Dipnotlar

  • [1]

    Sarah Ferber, Demonic Possession and Exorcism in Early Modern France (London ve New York: Routledge, 2004), 120–122; Robert Rapley, A Case of Witchcraft: The Trial of Urbain Grandier (Montreal ve Kingston: McGill-Queen’s University Press, 1998), 187–199.

  • [2]

    Michel de Certeau, La Possession de Loudun, gözden geçiren Luce Giard (Paris: Gallimard, 2005; elektronik baskı, 2017), “Ouverture: Possession et sorcellerie” ve “Archives de la possession”; Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 120–122.

  • [3]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 5, 9; Certeau, La Possession de Loudun, “La ville de Loudun au XVIIe siècle.”

  • [4]

    Certeau, La Possession de Loudun, “Une frontière religieuse”; Rapley, A Case of Witchcraft, 9–10.

  • [5]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 10–12.

  • [6]

    Certeau, La Possession de Loudun, “Une frontière religieuse” ve “Deux politiques”; Rapley, A Case of Witchcraft, 10–11.

  • [7]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 12; Certeau, La Possession de Loudun, “Deux politiques.”

  • [8]

    Certeau, La Possession de Loudun, “La peste: une physique du mal” ve “Une ville brisée”; Rapley, A Case of Witchcraft, 69–74.

  • [9]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 5–8; Certeau, La Possession de Loudun, “L’accusé: Urbain Grandier.”

  • [10]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 12–16; Certeau, La Possession de Loudun, “L’accusé: Urbain Grandier.”

  • [11]

    Nicolas Aubin, Histoire des diables de Loudun, ou de la possession des religieuses ursulines et de la condamnation et du supplice d’Urbain Grandier, curé de la même ville (Amsterdam: Aux dépens de la Compagnie, 1737), 10–12; Rapley, A Case of Witchcraft, 16–19.

  • [12]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 19–21.

  • [13]

    Aubin, Histoire des diables de Loudun, 12–14; Rapley, A Case of Witchcraft, 25–31; Certeau, La Possession de Loudun, “L’accusé: Urbain Grandier.”

  • [14]

    Certeau, La Possession de Loudun, “L’accusé: Urbain Grandier”; Rapley, A Case of Witchcraft, 66–68.

  • [15]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 31–40.

  • [16]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 41–48; Certeau, La Possession de Loudun, “L’accusé: Urbain Grandier.”

  • [17]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 49–53; Certeau, La Possession de Loudun, “L’accusé: Urbain Grandier.”

  • [18]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 55–60.

  • [19]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 61–66.

  • [20]

    Certeau, La Possession de Loudun, “Une frontière religieuse” ve “Le triomphe de Jeanne des Anges”; Rapley, A Case of Witchcraft, 75–77. Kuruluş yılı Rapley ile 1886 tarihli biyografik anlatıda 1626 olarak verilirken Certeau, kuruluş izninin 31 Ağustos 1625’te çıkarıldığını ve ilk rahibelerin 22 Temmuz 1627’de yerleştiğini belirtir.

  • [21]

    Jeanne des Anges, Sœur Jeanne des Anges, supérieure des Ursulines de Loudun (XVIIe siècle): Autobiographie d’une hystérique possédée, d’après le manuscrit inédit de la bibliothèque de Tours, haz. Gabriel Legué ve Gilles de la Tourette, ön söz Jean-Martin Charcot (Paris: Aux bureaux du Progrès médical; A. Delahaye et Lecrosnier; G. Charpentier, 1886), 3–6, 53–58; Certeau, La Possession de Loudun, “Le triomphe de Jeanne des Anges.” Ferber doğum yılını 1605 olarak vermektedir: Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 121.

  • [22]

    Jeanne des Anges, Sœur Jeanne des Anges, 6–8; Rapley, A Case of Witchcraft, 75–77; Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 120–121.

  • [23]

    Jeanne des Anges, Sœur Jeanne des Anges, 53–64; Antoinette Gimaret, “L’Autobiographie de Jeanne des Anges (1644): histoire d’une âme ou réécriture d’une affaire de possession?,” Études Épistémè 19 (2011), “Compléter l’histoire de Loudun” ve “Se légitimer dans l’obéissance,” erişim 24 Temmuz 2026, https://doi.org/10.4000/episteme.626.

  • [24]

    Certeau, La Possession de Loudun, “La peste: une physique du mal,” “Une ville brisée” ve “Fantômes”; Rapley, A Case of Witchcraft, 73–75.

  • [25]

    Certeau, La Possession de Loudun, “Fantômes” ve “Les premiers procès-verbaux”; Rapley, A Case of Witchcraft, 77–82.

  • [26]

    Certeau, La Possession de Loudun, “Les premiers procès-verbaux” ve “Trois épines d’aubépine”; Rapley, A Case of Witchcraft, 78–85.

  • [27]

    Certeau, La Possession de Loudun, “La procession des clercs,” “L’ennemi de Dieu” ve “Un prêtre m’y a mis”; Rapley, A Case of Witchcraft, 84–87.

  • [28]

    Certeau, La Possession de Loudun, “Les roses”; Rapley, A Case of Witchcraft, 88–94; Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 121.

  • [29]

    Michel de Certeau, The Possession at Loudun, çev. Michael B. Smith, ön söz Stephen Greenblatt (Chicago ve London: The University of Chicago Press, 2000), 35; Rapley, A Case of Witchcraft, 104–106.

  • [30]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 105–108.

  • [31]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 109–111; Certeau, The Possession at Loudun, 35.

  • [32]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 111–113; Certeau, The Possession at Loudun, 48–51.

  • [33]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 114–118; Certeau, The Possession at Loudun, 42–44, 65–66.

  • [34]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 118–121; Certeau, The Possession at Loudun, 35–37. Certeau, başpiskoposun müdahalesini 24 Aralık’a tarihlendirirken Rapley, talimatnamenin 27 Aralık 1632 tarihli metnini aktarmaktadır.

  • [35]

    Brian P. Levack, The Devil Within: Possession and Exorcism in the Christian West (New Haven ve London: Yale University Press, 2013), 23–24, 155; Rapley, A Case of Witchcraft, 119–121.

  • [36]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 121–122; Certeau, The Possession at Loudun, 36–37.

  • [37]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 123–126; Certeau, The Possession at Loudun, 65–69; Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 121.

  • [38]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 126–130; Certeau, The Possession at Loudun, 69–71.

  • [39]

    Certeau, The Possession at Loudun, 70–77; Rapley, A Case of Witchcraft, 130–134. Ferber tutuklanmayı 6 Aralık’a tarihlendirmektedir; Rapley’nin ayrıntılı kronolojisi ve 7 Aralık’ta başlayan arama kayıtları, tutuklamanın 7 Aralık 1633 sabahı gerçekleştiğini göstermektedir: Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 121.

  • [40]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 145–148; Certeau, The Possession at Loudun, 85–86.

  • [41]

    Certeau, The Possession at Loudun, 86–89; Rapley, A Case of Witchcraft, 149–151; Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 121–122.

  • [42]

    Certeau, The Possession at Loudun, 90–94; Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 121.

  • [43]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 148–150; Aubin, Histoire des diables de Loudun, 99–100, 116–118.

  • [44]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 146–147; Aubin, Histoire des diables de Loudun, 95–97.

  • [45]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 151–152; Aubin, Histoire des diables de Loudun, 101–103.

  • [46]

    Certeau, The Possession at Loudun, 94–99; Rapley, A Case of Witchcraft, 152–156.

  • [47]

    Certeau, The Possession at Loudun, 95–98; Rapley, A Case of Witchcraft, 162–163.

  • [48]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 159–162.

  • [49]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 156–159; Aubin, Histoire des diables de Loudun, 106–111.

  • [50]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 162–164.

  • [51]

    Interrogatoire de Maistre Urbain Grandier, prestre, curé de S. Pierre du Marché de Loudun, & chanoine de l’Eglise Saincte Croix dudit lieu: Avec les confrontations des religieuses possédées contre ledit Grandier; ensemble la liste & les noms des juges deputez par Sa Majesté (Paris: Estienne Hebert ve Jacques Pouillard, 1634), 5–10; Certeau, The Possession at Loudun, 106–108; Rapley, A Case of Witchcraft, 164–166.

  • [52]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 167–168; Aubin, Histoire des diables de Loudun, 130–131.

  • [53]

    Interrogatoire de Maistre Urbain Grandier, 11–12; Rapley, A Case of Witchcraft, 167–169.

  • [54]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 169–175; Tranquille de Saint-Rémi, Véritable relation des justes procédures observées au fait de la possession des Ursulines de Loudun et au procès de Grandier (Paris: Jean Martin, 1634), 25–30.

  • [55]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 168, 177–179; Aubin, Histoire des diables de Loudun, 149–153.

  • [56]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 178–179; Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 122.

  • [57]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 178–179; Aubin, Histoire des diables de Loudun, 153–154.

  • [58]

    Aubin, Histoire des diables de Loudun, 154–155; Rapley, A Case of Witchcraft, 180–181. Rapley bakır levha için ayrılacak miktarı 500 livre olarak verirken hüküm metnini aktaran Aubin’de bu meblağ 150 livre olarak geçmektedir; metinde hükmün aktarılan biçimi esas alınmıştır.

  • [59]

    Aubin, Histoire des diables de Loudun, 159–161; Rapley, A Case of Witchcraft, 181–185.

  • [60]

    Aubin, Histoire des diables de Loudun, 161–164; Rapley, A Case of Witchcraft, 185–190.

  • [61]

    Aubin, Histoire des diables de Loudun, 164–168; Rapley, A Case of Witchcraft, 191–196.

  • [62]

    Aubin, Histoire des diables de Loudun, 168–170; Tranquille de Saint-Rémi, Véritable relation, 30–32; Rapley, A Case of Witchcraft, 195–198.

  • [63]

    Certeau, The Possession at Loudun, 190–191, 204–211; Rapley, A Case of Witchcraft, 204–206.

  • [64]

    Certeau, The Possession at Loudun, 199–205.

  • [65]

    Certeau, The Possession at Loudun, 201–206; Antoinette Gimaret, “L’Autobiographie de Jeanne des Anges (1644): histoire d’une âme ou réécriture d’une affaire de possession?,” Études Épistémè 19 (2011), par. 20–25, erişim tarihi 24 Temmuz 2026, https://doi.org/10.4000/episteme.626.

  • [66]

    Certeau, The Possession at Loudun, 206–210.

  • [67]

    Jean-Joseph Surin, Lettre escrite à Monseigneur l’evesque de Poictiers par un des Pères jésuites qui exorcisent à Loudun, contenant un brief récit de la sortie de Léviatan… (Paris: Jean Martin, 1635), 3–13; Jeanne des Anges, Sœur Jeanne des Anges, supérieure des Ursulines de Loudun, XVIIe siècle: autobiographie d’une hystérique possédée, d’après le manuscrit inédit de la bibliothèque de Tours, haz. Gabriel Legué ve Gilles de la Tourette (Paris: Aux bureaux du Progrès médical; A. Delahaye et Lecrosnier; G. Charpentier, 1886), 163–182; Certeau, The Possession at Loudun, 210–212.

  • [68]

    Certeau, The Possession at Loudun, 211–216.

  • [69]

    Jeanne des Anges, Sœur Jeanne des Anges, 189–200; Certeau, The Possession at Loudun, 213–215; Rapley, A Case of Witchcraft, 206–207.

  • [70]

    Jeanne des Anges, Sœur Jeanne des Anges, 200–207; Certeau, The Possession at Loudun, 214–217. Jeanne des Anges’ın otobiyografisinin 1886 baskısındaki ana metin Azize Teresa gününü “17 Ekim” olarak verirken aynı eserin giriş bölümü ile Certeau hadiseyi 15 Ekim 1637’ye tarihlendirmektedir; metinde Certeau’nun kronolojisi esas alınmıştır.

  • [71]

    Jeanne des Anges, Sœur Jeanne des Anges, 208–235; Certeau, The Possession at Loudun, 217–221; Rapley, A Case of Witchcraft, 207–208.

  • [72]

    Jeanne des Anges, Sœur Jeanne des Anges, 245–252; Certeau, The Possession at Loudun, 217; Rapley, A Case of Witchcraft, 205–208.

  • [73]

    Gimaret, “L’Autobiographie de Jeanne des Anges,” par. 1–8, 16, 20–25.

  • [74]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 208–209.

  • [75]

    Certeau, The Possession at Loudun, 8–10, 229–230.

  • [76]

    Interrogatoire de Maistre Urbain Grandier, 1–12; Tranquille de Saint-Rémi, Véritable relation, 1–6, 25–32; Rapley, A Case of Witchcraft, 211–212.

  • [77]

    Certeau, The Possession at Loudun, 181–191.

  • [78]

    Surin, Lettre escrite à Monseigneur l’evesque de Poictiers, 3–13; Gimaret, “L’Autobiographie de Jeanne des Anges,” par. 1–8, 16, 20–25.

  • [79]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 214–216.

  • [80]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 215–219; Gimaret, “L’Autobiographie de Jeanne des Anges,” par. 48–49.

  • [81]

    Brian P. Levack, The Devil Within: Possession and Exorcism in the Christian West (New Haven, CT: Yale University Press, 2013), 25–31.

  • [82]

    Certeau, The Possession at Loudun, 65–76, 190–193, 227–229; Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 131–132; Rapley, A Case of Witchcraft, 219–221.

  • [83]

    Ferber, Demonic Possession and Exorcism, 110–113, 123–130; Gimaret, “L’Autobiographie de Jeanne des Anges,” par. 43, 48–49.

  • [84]

    Certeau, The Possession at Loudun, 227–229; Levack, The Devil Within, 25–31; Rapley, A Case of Witchcraft, 220–221.

  • [85]

    Certeau, The Possession at Loudun, 6–7; Rapley, A Case of Witchcraft, 211–221.

  • [86]

    Rapley, A Case of Witchcraft, 218–219.

  • [87]

    Certeau, The Possession at Loudun, 6; Levack, The Devil Within, 145. Certeau ile Rapley, Kawalerowicz’in filmini 1960; Levack ise 1961 olarak tarihlendirmektedir.

  • [88]

    Certeau, The Possession at Loudun, 7.

  • [89]

    Certeau, The Possession at Loudun, 6–10, 227–230; Rapley, A Case of Witchcraft, 211–221; Levack, The Devil Within, 25–31.

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarOnur Çolak24 Temmuz 2026 23:30

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Loudun Rahibeleri Vakası" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • XVII. Yüzyıl Başlarında Loudun’un Siyasi ve Dini Yapısı

  • Urbain Grandier’nin Hayatı ve Yerel Çatışmaları

  • Ursuline Manastırı ve Şeytani Tasallut İddialarının Başlaması

  • İlk Şeytan Çıkarma Ayinleri, İncelemeler ve Kraliyet Müdahalesi

  • Kamusal Şeytan Çıkarma Ayinleri, İthamlar ve Şeytan Paktları

  • Grandier’nin Yargılanması ve İnfazı

  • Grandier’nin Ölümünden Sonra Rahibeler, Surin ve Jeanne des Anges

  • Vakanın Kaynakları, Yorumlanması ve Kültürel Mirası

KÜRE'ye Sor