Markale Pazar Yeri Katliamı

Genel Kültür+2 Daha
fav gif
Kaydet
kure star outline
Konum
Markale PazarıSaraybosnaBosna-Hersek
Savaş / Çatışma
Bosna Savaşı (Saraybosna Kuşatması 1992-1995)
Tarihler
1. Katliam: 5 Şubat 19942. Katliam: 28 Ağustos 1995
Saldırı Türü
Havan Topu Saldırısı (Topçu Ateşi)
Fail
Sırp Cumhuriyeti Ordusu (VRS) - Saraybosna-Romanya Kolordusu
Mühimmat
120 mm Havan Mermisi
Toplam Zayiat
111 Ölü228 Yaralı
Siyasi Lider
Alija Izetbegović
Hukuki Sonuçlar
ICTY tarafından "Savaş Suçu" ve "İnsanlığa Karşı Suç" tescili
Askeri Sonuç
NATO "Kararlı Güç Harekatı"
Barış Antlaşması
Dayton Barış Antlaşması (Kasım 1995)

Markale Pazar Yeri Katliamı, Bosna Savaşı (1992-1995) sırasında Sırp Cumhuriyeti Ordusu (VRS) tarafından kuşatma altında tutulan Saraybosna'nın merkezindeki tarihi pazar yerine düzenlenen iki ayrı kanlı saldırıyı ifade eder. Modern tarihin en uzun kuşatmalarından birine maruz kalan Saraybosna'da, sivil halkın gıda ve temel ihtiyaç maddelerine ulaşabildiği nadir alanlardan biri olan Markale, bu özelliğiyle doğrudan hedef seçilmiştir. Toplamda 100'den fazla sivilin hayatını kaybetmesine ve yüzlercesinin yaralanmasına neden olan bu saldırılar, savaşın seyrini değiştiren ve uluslararası toplumu askeri müdahaleye zorlayan bir hadise olarak kabul edilir.

Birinci Katliam

5 Şubat 1994 Cumartesi günü, Saraybosna Kuşatması'nın kırılma noktalarından biri yaşanmıştır. Şehrin merkezinde bulunan ve kuşatma altındaki halk için hayatta kalma noktası olan Markale Pazar Yeri, saatler tam 12:15’i gösterdiğinde Sırp Cumhuriyeti Ordusu (VRS) mevzilerinden atılan bir mühimmatla hedef alınmıştır.


Saldırıda kullanılan 120 mm'lik havan mermisi, kalabalığın yoğun olduğu pazar tezgahlarının tam ortasına düşmüştür. Olay yerinde ve hastaneye kaldırılırken toplam 68 sivil hayatını kaybetmiş, 144 sivil ise ağır şekilde yaralanmıştır. Patlamanın ardından pazar yeri, saniyeler içinde parçalanmış tezgahlar, kan gölüne dönmüştür. Tanıkların ifadelerine göre, pazar yerindeki cesetlerin kamyonetlerle taşınması ve hastanelerin kapasitesinin yetersiz kalması, şehrin o güne kadar gördüğü en büyük sivil şoku yaratmıştır.【1】


Katliamın hemen ardından, uluslararası kamuoyunda saldırının kimin tarafından yapıldığına dair bir tartışma başlatılmıştır. Sırp tarafı saldırıyı reddederek Bosna ordusunun "kendi halkını vurduğu" yönünde dezenformasyon yapmaya çalışmış olsa da BM Koruma Gücü (UNPROFOR) tarafından gerçekleştirilen detaylı balistik incelemeler ve krater analizleri merminin geliş yönünü belirlemiştir. Bu raporlar, merminin kentin kuzeyindeki Sırp kontrolündeki tepelerden ateşlendiğini teknik verilerle kanıtlamıştır.【2】


Saldırı, uluslararası toplumun Saraybosna'daki sivil katliamlara karşı takındığı "izleyici" pozisyonunu sarsmış ve NATO'nun Sırp mevzilerine karşı ağır silahların geri çekilmesi konusunda ilk kez bir ültimatom vermesine zemin hazırlamıştır.

İkinci Katliam

28 Ağustos 1995 Pazartesi günü saat 11:00 sularında, ilk katliamdan yaklaşık 18 ay sonra, Markale Pazar Yeri ikinci kez Sırp Cumhuriyeti Ordusu'nun (VRS) hedefi olmuştur. Nitekim bu saldırının tek bir mermiyle değil, Sırp mevzilerinden fırlatılan beş adet havan topu ile gerçekleştirildiği ve mermilerin pazar yerinin girişindeki kalabalık alana isabet ettiği bilinmektedir.


Bu saldırıda 43 sivil hayatını kaybetmiş, 84 sivil ise ağır şekilde yaralanmıştır.【3】 İkinci katliamın gerçekleştiği dönem, Bosna Savaşı'nın kritik aşamalarından birine denk gelmektedir. Temmuz 1995'te yaşanan Srebrenitsa Soykırımı'nın dünya üzerindeki yankıları henüz tazeyken başkentin işlek sivil merkezinin tekrar vurulması, uluslararası kamuoyunda Sırp güçlerinin "güvenli bölgeleri" ve sivilleri sistematik olarak hedef aldığına dair şüpheleri tamamen ortadan kaldırmıştır. Patlamanın şiddetiyle pazar girişindeki binaların camları tuzla buz olmuş, bölgedeki sivil araçlar hurdaya dönmüştür.

Alija Izetbegović’in Rolü ve Siyasi Yansımalar

Alija Izetbegović, Markale Pazar Yeri katliamlarını Bosna-Hersek’in bağımsızlık mücadelesinde uluslararası meşruiyetin kazanıldığı ve diplomatik tıkanıklıkların aşıldığı stratejik dönemeçler olarak yönetmiştir. Birinci katliamın ardından dünya liderlerine gönderdiği kişisel mektuplarla Markale’yi küresel bir kriz olarak çerçeveleyen Izetbegović, saldırıları "Sırp saldırganlığının ve terörünün inkar edilemez kanıtı" olarak sunarak Bosna üzerindeki adaletsiz silah ambargosunun kaldırılması ve NATO’nun aktif müdahalesi için bir kamuoyu baskısı oluşturmuştur.


Sırp tarafının ve bazı uluslararası aktörlerin "Bosna hükümetinin müdahaleyi tetiklemek için kendi halkını vurduğu" yönündeki sistematik dezenformasyon kampanyalarına karşı, uluslararası bağımsız denetçileri ve BM uzmanlarını sahaya davet ederek şeffaf bir adli süreç yürütülmesini sağlamış; bu sayede suçun failini teknik verilerle dünyaya tescil ettirmiştir.


Özellikle 1995’teki ikinci katliam sonrası, sivil acılarını Bosna’nın haklı davasının bir kaldıracı haline getirmiş, sarsılan toplumsal direnci (domestic resilience) yeniden konsolide edilmiştir.

Uluslararası Tepkiler ve NATO Müdahalesi

Markale Pazar Yeri’ne yönelik gerçekleştirilen saldırılar, özellikle 28 Ağustos 1995’teki ikinci katliamın ardından, uluslararası toplumun Bosna Savaşı boyunca sürdürdüğü "çekimser izleyici" politikasının nihai olarak sona ermesine ve askeri angajman kurallarının değişmesine neden olmuştur. Katliamın hemen akabinde Birleşmiş Milletler Koruma Gücü (UNPROFOR) ve NATO bünyesindeki askeri uzmanların yürüttüğü titiz balistik incelemeler, mermilerin Sırp mevzilerinden ateşlendiğini teknik bir kesinlikle teyit edince, Batılı güçler üzerindeki müdahale baskısı dayanılmaz bir boyuta ulaşmıştır. Bu durumun neticesinde, 30 Ağustos 1995 tarihinde NATO, Bosna-Hersek’teki Sırp askeri unsurlarına karşı tarihinin o güne kadarki en kapsamlı hava operasyonu olan "Kararlı Güç Harekatı"nı (Operation Deliberate Force) başlatmıştır.


Harekat kapsamında Sırp Cumhuriyeti Ordusu’na ait komuta kontrol merkezleri, mühimmat depoları, hava savunma sistemleri ve stratejik lojistik hatları hassas vuruşlarla imha edilerek Sırp tarafının askeri kapasitesi zorlamıştır. Operasyon, uluslararası toplumun soykırım ve sivil katliamlar karşısındaki kararlılığını gösteren bir nokta olmuş; Sırp liderliğini askeri üstünlüklerini kaybettikleri gerçeğiyle yüzleştirerek onları müzakere masasına oturmaya ve Dayton Barış Antlaşması’na giden süreci kabul etmeye zorlayan bir güç olmuştur.

Dayton Barış Antlaşması

Dayton Barış Antlaşması, 1992-1995 yılları arasında Bosna-Hersek’te devam eden savaşı sona erdirmek amacıyla hazırlanan, uluslararası hukuk tarihinin en kapsamlı "zorlamalı barış" metinlerinden biridir. Antlaşmaya giden süreci, özellikle 1995 yılında gerçekleşen ikinci Markale Katliamı ve Srebrenitsa Soykırımı sonrası değişen askeri dengeler tetiklemiştir. NATO’nun "Kararlı Güç" (Operation Deliberate Force) harekatıyla Sırp askeri gücünü zayıflatması, tarafları ABD’nin arabuluculuğunda masaya oturmaya zorlamıştır. 21 Kasım 1995’te Ohio’daki Dayton Hava Üssü’nde parafe edilen ve 14 Aralık 1995’te Paris’te resmen imzalanan antlaşma, Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğünü tanıyan ancak iç yapısını bölen ikili bir sistem öngörmüştür.


Antlaşma, Bosna-Hersek’i uluslararası hukukta tek bir devlet olarak kabul etmekle birlikte, ülkeyi iki ana entiteye ayırmıştır: Toprakların %51’ini oluşturan Bosna-Hersek Federasyonu (Boşnak ve Hırvatlar) ve %49’unu oluşturan Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska). Nitekim bu yapı, merkezi hükümetin yetkilerini sınırlı tutarken entitelerin kendi yasama, yürütme ve adli mekanizmalarını kurmalarına olanak tanımıştır. Devletin en üst karar mercii olarak belirlenen üçlü Cumhurbaşkanlığı Konseyi (Boşnak, Hırvat ve Sırp üyelerden oluşur) ve etnik kotalara dayalı parlamento yapısı, kararların "veto" mekanizmaları nedeniyle sık sık tıkanmasına yol açan bir sistem yaratmıştır.


Dayton’ın özgün yanlarından biri, sivil barışın uygulanmasını denetlemek üzere kurulan Yüksek Temsilcilik Ofisidir (OHR). Yüksek Temsilci, Bonn Yetkileri olarak bilinen geniş yetkilerle donatılarak; yerel yasaları askıya alma, anayasaya aykırı gördüğü yetkilileri görevden alma ve doğrudan yasa çıkarma hakkına sahip kılınmıştır. Bu, antlaşmanın Bosna-Hersek üzerinde bir nevi "uluslararası vesayet" kurduğu eleştirilerini beraberinde getirse de, savaş sonrası istikrarın korunmasında kritik bir rol oynamıştır.


ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton hava üssünde Alija Izetbegović, Franjo Tuđman ve Slobodan Milošević arasında yürütülen görüşmeler, Kasım 1995’te mutabakatla sonuçlanmış; Markale'de dökülen sivil kanı uluslararası sahada barışın tek seçenek olduğu bir siyasi iklimi inşa etmiştir. 14 Aralık 1995'te Paris'te resmiyet kazanan bu antlaşma, Bosna-Hersek'in toprak bütünlüğünü korurken savaşı fiilen bitirmiş ve Markale'deki trajedilerin yarattığı küresel infial, Balkanlar'ın kanlı çatışmasının nihai diplomatik çözümle noktalanmasını sağlayan temel itici güç olmuştur.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Süreci ve Kararlar

Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY), Markale Pazar Yeri katliamlarını münferit olaylar olarak değil, Saraybosna sivil halkına yönelik yürütülen sistematik bir "terör, öldürme ve zalimane muamele" kampanyasının somut ve kanlı delilleri olarak tescil etmiştir.【4】 Mahkeme sürecinde, saldırıların hukuki niteliği "savaş suçu" ve "insanlığa karşı suç" kapsamında değerlendirilmiş; savcılık makamı her iki saldırının da Sırp Cumhuriyeti Ordusu'nun (VRS) kontrolündeki bölgelerden, sivilleri kasten hedef alacak şekilde gerçekleştirildiğini binlerce sayfalık balistik rapor, görgü tanığı ifadesi ve radar kayıtlarıyla ispatlamıştır.

Sorumluların Cezaları

  • Stanislav Galić (Saraybosna-Romanya Kolordusu Komutanı): Markale dahil olmak üzere Saraybosna'ya yönelik bombardıman ve keskin nişancı saldırılarını yöneten Galić, 2006 yılında mahkeme tarafından sivil halka karşı yürütülen terör kampanyasındaki rolü nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır.【5】
  • Dragomir Milošević (Galić'in Halefi): 1995'teki ikinci Markale katliamı sırasında kolordu komutanı olan Milošević, sivil halkın kasten hedef alınması ve öldürülmesi suçlarından suçlu bulunarak 29 yıl hapis cezasına mahkum edilmiştir.【6】
  • Radovan Karadžić (Sırp Cumhuriyeti Başkanı): Siyasi lider olarak kuşatma stratejisinin mimarı olan Karadžić, Markale katliamları dahil olmak üzere Saraybosna'da işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan dolayı ömür boyu hapis cezası almıştır.【7】
  • Ratko Mladić (VRS Genelkurmay Başkanı): Sırp ordusunun en üst düzey komutanı olan Mladić, Markale katliamlarını da içeren kapsamlı bir suç dosyasıyla yargılanmış ve soykırımın yanı sıra sivil halka yönelik bu acımasız saldırılardan dolayı ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır.【8】

Adli Soruşturmalar ve Balistik Raporlar

Markale Pazar Yeri katliamlarının ardından yürütülen adli soruşturmalar ve balistik raporlar, saldırıların sorumluluğunu teknik ve bilimsel verilerle ortaya koyarak savaş suçlarının belgelenmesinde kritik kanıtları oluşturmuştur. 5 Şubat 1994 ve 28 Ağustos 1995 tarihlerindeki saldırıların hemen ardından Birleşmiş Milletler Koruma Gücü (UNPROFOR) bünyesindeki askeri uzmanlar, olay yerinde krater analizi ve teknik incelemeler başlatmıştır.


Uzmanlar, pazar yerine düşen 120 mm'lik havan mermilerinin zeminde bıraktığı patlama izlerini (kraterlerini) ve mermilerin saplandığı açıyı ölçerek mühimmatın geliş yönünü ve ateşlendiği mesafeyi matematiksel olarak hesaplamışlardır.【9】


Sırp tarafının saldırıların "Bosna ordusu tarafından kendi halkına yapıldığı" veya pazar yerine yerleştirilen patlayıcılarla gerçekleştirildiği yönündeki iddiaları, bu uluslararası bağımsız gözlemcilerin sunduğu somut teknik veriler ve adli tıp raporları ile tamamen reddedilmiştir.


Ayrıca, radar kayıtları ve o bölgedeki topçu birliklerinin hareketliliği, ateşin Sırp hatlarından geldiğini teyit etmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama süreçlerinde de güçlü kanıtlar olarak kabul edilen bu teknik veriler ve adli tıp uzmanlarının sunduğu şarapnel dağılım analizleri, Markale saldırılarının sivil halkı sindirmeye yönelik kasıtlı ve dışarıdan yöneltilen birer topçu ateşi olduğunu hukuki bir kesinliğe kavuşturmuştur.

Kişisel Hikayeler ve Tanıklıklar

Kuşatma altındaki Saraybosna'da, kentin altyapısının çökmesi nedeniyle insanlar hayati ihtiyaçlarını karşılamak için pazar yerinde takas ve ticaret yapmak zorundaydı. Katliamda hayatını kaybeden Safer Musiç, pazar yerinde doğalgaz ve su şebekeleri için parçalar satarak ailesini geçindirmeye çalışıyordu. Ağabeyi Salem Musiç, her öğle vakti kardeşini ziyaret ettiğini ancak saldırının gerçekleştiği o cumartesi günü, arkadaşlarıyla durum değerlendirmesi yaptıkları için pazar yerine gitmediğini belirtmektedir. Bu tesadüf hayatta kalmasını sağlasa da Safer'in eve dönmemesi üzerine hastaneye giden Musiç ailesi, kardeşlerini ağır yaralı halde bulmuştur. Safer Musiç, tıbbi tahliye ile Almanya'ya sevk edilmesine ve sayısız ameliyat geçirmesine rağmen, bedeninin daha fazla dayanamaması sonucu yaşam mücadelesini kaybetmiştir.【10】


Olayın görsel hafızasını oluşturan foto muhabiri Rikard Larma ise, vizöründen gördüğü manzarayı "büyük bir gazetecilik başarısından ziyade, insanlığın bittiği yerin belgelenmesi" olarak nitelendirir. Larma yaşanan hadiseyi şu ifadelerle açıklamaktadır:

O kara günü hatırlıyorum, söylemesi uygunsuz olabilir ama o gün güneşli ve güzeldi. Patlamanın nerede olduğunu anlayamadım. Fotoğraf kaçırma riski almak istemediğim için araçları takip ederek hastaneye gittim. Hastanede önemli fotoğraflar çektim. O fotoğraflardan birini (ABD'nin yüksek tirajlı haftalık haber dergilerinden) Newsweek kapak yaptı. Çektiğim fotoğraflarda katliamda yaralanan yakınlarının hayatta kalıp kalmayacağını merak eden Saraybosnalılar vardı. Hastanede bir sağlık teknisyeni benden kan torbası taşımamı istedi ve ona da yardım ettim.【11】

Bölgedeki taksi şoförleri Esad Hadzimuratovic ve Husein Kurahovic de saldırı sonrası yaralıları hastanelere taşırken tanık oldukları "üst üste yığınlar halinde yatan cesetleri" ve "pazar yerinin zemini kaplayan kan gölünü" asla unutamadıklarını belirtmişlerdir. Kurahovic, o anki hadiseyi şu ifadelerle özetlemiştir:

Üst üste yatan insanları unutmam çok zor, çok ağır bir görüntüydü. O gün, nasıl güçlü olduğuma ve o görüntülere nasıl dayandığıma inanamıyorum.【12】

O dönemde hem cephede savaşan hem de geçimini sağlamak için taksi şoförlüğü yapan Esad Hadzimuratovic ve Husein Kurahovic "Hayatta kalabilmek için hem cepheye gidiyorduk hem de çalışıyorduk. Çok zor dönemlerden geçtik." ifadeleriyle özetlemiştir.

  • Hadzimuratovic, patlamanın şiddetiyle binaların sallandığını, duman dağılır dağılmaz arabasıyla pazar yerine dalarak boğazından ağır yaralı olan sivilleri hastaneye ulaştırdığını anlatmaktadır.
  • Kurahovic ise pazar yerine girmek üzereyken duyduğu o yüksek sesin ardından çöken sessizliği unutamadığını belirtir. Arabasını ceset yığınlarının arasından güçlükle çıkararak hayatta kalanları hastaneye taşımış, o gün gördüğü "üst üste yatan insan bedenlerine" nasıl dayandığına bugün bile inanamadığını ifade etmiştir.

Pazar yerinde tezgah açarak üç çocuğuna bakmaya çalışan Advija Mujaric, kuşatmanın getirdiği yokluğu "boş konserve kutularındaki yağ artıklarını eriterek pilav yapıyorduk" sözleriyle özetlemektedir. Advija Mujaric katliamın yaşandığı anlardan şu ifadelerle bahsetmektedir:

Katliamın yaşandığı dakikalarda, pazar yerinde oturuyor ve satış yapıyordum. Ani bir ses duydum, sonra bir aydınlanma oldu. Havan toplarının düştüğünü anladım. Herkes bir yöne doğru koşuyordu. Ben de kaçmaya başladım. Birden düştüm, yaralandığımı anladım. Her yerde insanlar vardı, kan bütün pazar yerini kaplamıştı. Bir kamyon gelip bizleri aldı ve hastaneye götürdüler.【13】

Saldırı günü acil serviste nöbetçi olan Dr. İsmet Gavrankapetanovic, pazar yerinden getirilen 130’u aşkın ağır yaralı ve parçalanmış bedenle karşılaştığında savaşın gerçek yüzünü gördüğünü anlatır. Gavrankapetanovic yaşadığı olayı şu şekilde ifade etmiştir:

"Savaşların gerçek cerrahları doğurduğu" sözünü o zaman daha iyi anladım. İçinde bulunduğumuz duruma rağmen tüm engelleri aşarak hizmet verdik.【14】

Anma ve Toplumsal Bellek

Markale Pazar Yeri, bugün Bosna-Hersek'te bir "toplumsal hafıza mekanı" olarak varlığını sürdürmektedir. Her yıl 5 Şubat ve 28 Ağustos tarihlerinde, devlet yetkilileri, kurban yakınları ve vatandaşların katılımıyla saldırıların gerçekleştiği yerde resmi anma törenleri düzenlenmektedir. Katliamda hayatını kaybedenlerin isimlerinin yazılı olduğu anıt duvarlar, gelecek nesillere savaşın acılarını hatırlatmak ve adaletin önemini vurgulamak amacıyla korunmaktadır.

Dipnotlar

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Saraybosna Umut Tüneli (Tunel Spasa)

Saraybosna Umut Tüneli (Tunel Spasa)

Genel Kültür +1
Günün Önerilen Maddesi
2/5/2026 tarihinde günün önerilen maddesi olarak seçilmiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarNursena Şahin2 Şubat 2026 13:58

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Markale Pazar Yeri Katliamı" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Birinci Katliam

  • İkinci Katliam

  • Alija Izetbegović’in Rolü ve Siyasi Yansımalar

  • Uluslararası Tepkiler ve NATO Müdahalesi

  • Dayton Barış Antlaşması

  • Uluslararası Ceza Mahkemesi Süreci ve Kararlar

    • Sorumluların Cezaları

  • Adli Soruşturmalar ve Balistik Raporlar

  • Kişisel Hikayeler ve Tanıklıklar

  • Anma ve Toplumsal Bellek

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor