
+1 Daha

Nene Hatun (1857-22 Mayıs 1955), 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında Erzurum'daki Aziziye Tabyası’nın savunmasına katılarak gösterdiği direnişle tanınan ve zamanla işgale karşı halk tepkisinin simge şahsiyetlerinden biri haline gelen Osmanlı kadınıdır. Yaşamı, özellikle savaş sonrası dönemde toplumsal hafıza ve medyada “kahraman Türk kadını” imgesiyle özdeşleştirilmiştir.
Nene Hatun, 1857 yılında Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan Erzurum vilayetinin Pasinler (Hasankale) kazasına bağlı Çeperler köyünde dünyaya gelmiştir. Babasının adı Hüseyin, annesinin adı Zeliha’dır. Tek erkek kardeşi olan Hasan’ın, Aziziye müdafaasında şehit düştüğü bilinmektedir. Asıl adı kesin olarak bilinmemekle birlikte, “Nene Hatun” unvanı, kendisine halk arasında gösterilen saygının bir ifadesi olarak kullanılmaktadır. Genç yaşta evlenen Nene Hatun, dönemin sosyal ve ekonomik şartları gereği sade ve geleneksel bir yaşam sürmüştür. Eşi Mehmet Efendi ile birlikte Erzurum’a taşınmış, burada Eminkurbu Mahallesi’nde ikamet etmiştir. 1934’te çıkarılan Soyadı Kanunu sonrası “Kırkgöz” soyadını almıştır.
93 Harbi sırasında 7 Kasım 1877 gecesi Aziziye Tabyası’nın Rus birliklerince ele geçirilmesi üzerine Erzurum halkı, sabah ezanıyla birlikte organize edilerek tabyaya yönelmiştir. Nene Hatun, rivayete göre üç aylık oğlunu evde bırakarak direnişe katılmış ve eline geçirdiği balta ile çatışmaya katılmıştır.【1】 Göğsünden yaralanmasına rağmen direnişi sürdürmüş, olay sonrasında özellikle cumhuriyet dönemiyle birlikte tarihi bir şahsiyet haline gelmiştir.
Savaş sonrasında Nene Hatun mütevazı bir yaşam sürdürmüş, uzun yıllar boyunca herhangi bir resmi unvan talebinde bulunmamıştır. 1937 yılında Cumhuriyet gazetesinde İsmail Habib Sevük tarafından yapılan röportaj ile kamuoyuna tekrar tanıtılmıştır. 1943 yılında ekonomik sebeplerle dönemin cumhurbaşkanına yardım talebinde bulunmuştur.
1952 yılında NATO Başkomutanı General Ridgway’ın ziyareti ve Türk yetkililerin girişimiyle Aziziye Anıtı’nın inşası sürecinde yeniden kamuoyunun gündemine gelmiştir. Aynı yıl Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kendisine “3. Ordu’nun Ninesi” unvanı verilmiştir. 1955 yılında Türk Kadınlar Birliği tarafından “Yılın Annesi” seçilmiştir.
Nene Hatun-1952 (TRT Arşiv).
22 Mayıs 1955 tarihinde Erzurum Numune Hastanesi’nde zatürre nedeniyle vefat eden Nene Hatun, resmî bir törenle Aziziye Şehitliği’ne defnedilmiştir. Mezarı günümüzde Nene Hatun Tarihî Millî Parkı içerisinde yer almakta ve halk tarafından düzenli olarak ziyaret edilmektedir.
Nene Hatun’un adı günümüzde birçok okul, sokak, park, kamu kurumu ve hatta Türkiye’nin ilk acil müdahale gemisi olan “Nene Hatun”a verilerek yaşatılmıştır. Ayrıca 1950’li yıllardan itibaren onun hayatı üzerine çok sayıda kitap, belgesel ve sinema filmi üretilmiştir
Nene Hatun’un tarihsel kimliği, uzun yıllar boyunca halk anlatıları ve popüler söylemler üzerinden şekillenmiştir. Ancak 2019 yılında yayımlanan “Nene Hatun’un Hayatı ve Nene Hatun Bibliyografyası” başlıklı yüksek lisans tezi gibi akademik çalışmalarla, biyografisi belgeler ışığında yeniden değerlendirilmiştir.
Bu değerlendirmelere göre, Nene Hatun’un 93 Harbi’ndeki rolü, bireysel direnişin ötesinde toplumsal bellekte kadının vatan savunmasındaki yerini simgelemesi bakımından önemlidir. Siyasi gelişmelere bağlı olarak dönem dönem öne çıkan bir figür olmuş; özellikle Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında Batı ile kurulan ittifaklar çerçevesinde sembolleştirilerek devlet nezdinde özel bir konuma yerleştirilmiştir.
Nene Hatun’un hayatı ve Aziziye müdafaasındaki rolü, hem dönemin tanıklıklarında hem de sonrasında yazılı ve görsel kültür ürünlerinde ele alınmıştır. 20. yüzyılın başlarından itibaren çeşitli yayınlarda, edebî eserlerde ve sinema yapımlarında yer almıştır.
1911 yılında Erzurum Valiliği görevinde bulunan Mehmet Emin Yurdakul, Aziziye Müdafaası ve Nene Hatun hakkında dönemin yerel basınında makaleler kaleme almıştır. Bu yazılar, Nene Hatun’un yerel düzeyde kahramanlık anlatısının oluşmasında etkili olmuştur.
1937 yılında Cumhuriyet gazetesinin İstanbul muhabiri olan gazeteci İsmail Habib Sevük, Erzurum’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Nene Hatun ve diğer 93 Harbi gazileriyle röportajlar yapmış; bu röportajlar sayesinde Nene Hatun’un adı ulusal düzeyde kamuoyuna tanıtılmıştır.
1956 yılında yayımlanan Moskova Hatıraları adlı eserinde General Ali Fuat Cebesoy, Aziziye kahramanlarından ve Nene Hatun’un mücadelesinden söz etmiş; bu anlatım, dönemin askerî hafızasında Nene Hatun’un yerini göstermesi bakımından önem arz etmiştir.
Nene Hatun’un hayatı sinema sektöründe de ele alınmıştır. 1973 yılında yönetmenliğini Halit Refiğ’in yaptığı, başrollerinde Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın yer aldığı Gazi Kadın adlı filmde Nene Hatun’un yaşamı dramatize edilmiştir. Film, Aziziye Müdafaası'nı kurgusal bir anlatımla izleyiciye sunmuştur.
Yazar M. Talat Uzunyaylalı, 2006 yılında yayımlanan Efsane Kadın Nene Hatun adlı romanında, Nene Hatun’un yaşamını edebî bir kurgu çerçevesinde işlemiştir. Aynı yazarın Nene Hatun (Biyografi) adlı eseri Atatürk Üniversitesi Yayınları tarafından Erzurum’da yayımlanmış ve Nene Hatun hakkında kapsamlı biyografik bilgi sunmuştur.
2010 yılında ise Nene Hatun ismiyle yayımlanan sinema filmi, kahramanın hayatını konu alan bir başka yapım olarak Türkiye sinemasında yer almıştır. Film, tarihsel danışmanlıkla birlikte çekilmiş olup, Aziziye Müdafaası'nın halk hafızasındaki yansımasına katkı sağlamıştır.
[1]
Nene Hatun'un çocuğunun o sırada 3 aylık olduğu genel bir halk anlatısı olsa da tarihi verilerle kesin olarak ispatlanmamıştır.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Nene Hatun " maddesi için tartışma başlatın
Hayatı ve Ailesi
93 Harbi ve Aziziye Müdafaası
Savaş Sonrası Yaşamı ve Toplumsal Hafızadaki Yeri
Ölümü ve Anısının Yaşatılması
Tarihsel Önemi ve Mirası
Hakkındaki Eserler
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.