Osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunun azalması ve kemik mikromimarisinin bozulması sonucu kemik kırılganlığında artış ile karakterize sistemik bir iskelet hastalığıdır. Kemik dokusunun mineral ve organik bileşenlerinde meydana gelen dengesizlik, kemik kütlesinin azalmasına ve buna bağlı olarak kırık riskinin artmasına neden olur. Bu durum, özellikle yaşlı bireylerde, postmenopozal kadınlarda ve çeşitli sistemik hastalıkların eşlik ettiği kişilerde daha sık gözlenir.
Osteoporoz genel olarak primer ve sekonder olarak iki ana gruba ayrılır.
Primer osteoporoz, yaşlanma veya hormonal değişimlere bağlı olarak gelişir ve iki alt tipe ayrılır:
Sekonder osteoporoz, endokrin hastalıklar, kronik ilaç kullanımı, immobilizasyon, malabsorpsiyon sendromları veya sistemik hastalıklar gibi altta yatan nedenlerle ortaya çıkar. Glukokortikoid kullanımı, hipertiroidi, hipogonadizm, diyabetes mellitus, kronik böbrek ve karaciğer hastalıkları sekonder osteoporoza yol açan başlıca durumlardır.
Osteoporoz, ileri yaş nüfusta ve özellikle postmenopozal kadınlarda yaygın olarak görülür. Yaşlanmayla birlikte kemik kütlesi azalmakta, hormonal değişiklikler ve fiziksel aktivite yetersizliği bu süreci hızlandırmaktadır. Ayrıca erkeklerde de yaşa bağlı kemik kaybı oluşmakta, ancak kadınlara oranla daha geç ortaya çıkmaktadır. Hastalığın prevalansı, genetik, hormonal, çevresel ve beslenme faktörlerinden etkilenir.
Osteoporozun gelişiminde hem değiştirilemeyen hem de değiştirilebilir risk faktörleri etkili olmaktadır. Değiştirilemeyen faktörler arasında yaşın ilerlemesi, cinsiyet, ailede osteoporoz öyküsünün bulunması, genetik yatkınlık ile ırk ve etnik köken yer alır; özellikle beyaz ırkta osteoporoz görülme sıklığı daha yüksektir. Değiştirilebilir risk faktörleri ise yaşam biçimi ve beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilidir. Düşük kalsiyum ve D vitamini alımı, sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı, sigara ve alkol kullanımı, aşırı kafein tüketimi, düşük vücut ağırlığı, uzun süreli hareketsizlik veya immobilizasyon ile yetersiz protein alımı bu gruba dahildir. Bu faktörlerin bir arada bulunması veya uzun süre devam etmesi, kemik kütlesinin azalmasını hızlandırarak osteoporoz gelişimini kolaylaştırmaktadır.
Kemik dokusu sürekli olarak yenilenen dinamik bir dokudur. Osteoblastlar tarafından gerçekleştirilen kemik yapımı ile osteoklastlar tarafından gerçekleştirilen kemik yıkımı arasındaki denge, osteoporozda bozulur. Menopoz sonrası östrojen düzeylerinin azalması, osteoklast aktivitesini artırarak kemik rezorpsiyonunu hızlandırır. Yaşlanma ile birlikte kalsiyum emiliminin azalması, D vitamini sentezinde azalma ve paratiroid hormon düzeylerinde artış kemik kaybını hızlandırır.
Osteoporoz uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Hastalık çoğunlukla kırıkla ortaya çıkar. Kırıklar genellikle vertebra, kalça ve distal radius bölgelerinde görülür. Vertebral kırıklar sırt ağrısı, boy kısalması ve kifotik postür gelişimiyle karakterizedir. Çoklu vertebral çökme kırıkları torakal kifozun belirginleşmesine ve “dullar kamburu” görünümüne yol açabilir. Kalça kırıkları, özellikle yaşlı bireylerde immobilizasyon ve mortalite riskini artırır. Kemik kaybının erken dönemlerinde spesifik semptomlar bulunmadığından tanı çoğu zaman ileri evrede konur. Hastalarda omurga deformiteleri, hareket kısıtlılığı, kas gücü azalması ve düşme sonrası kırık gelişimi sık gözlenir.
Osteoporoz tanısı, ayrıntılı anamnez, fizik muayene, kemik mineral yoğunluğu (KMY) ölçümü, radyolojik incelemeler ve biyokimyasal belirteçlerin değerlendirilmesi ile konur.
Anamnezde yaş, cinsiyet, menopoz yaşı, diyet alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyi, ilaç kullanımı, kronik hastalıklar ve kırık öyküsü sorgulanır. Fizik muayenede boy uzunluğunda azalma, kifotik duruş ve omurga deformiteleri değerlendirilir.
KMY ölçümünde altın standart yöntem Dual Enerji X-Işını Absorpsiyometrisi (DXA)’dır. Ölçüm genellikle lomber omurga (L1–L4), femur boynu ve total kalça bölgelerinden yapılır.
Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre KMY ölçümünde elde edilen T skoru değerleri, bireyin kemik sağlığının değerlendirilmesinde temel alınır.
KMY ölçüm sıklığı bireyin yaşına, risk faktörlerine ve tedavi durumuna bağlı olarak değişir. Tedavi altındaki bireylerde genellikle iki yılda bir değerlendirme önerilir.
Kantitatif Bilgisayarlı Tomografi (QCT), üç boyutlu ölçüm yapabilme ve trabeküler kemik değerlendirme avantajına sahiptir. Ancak radyasyon dozu yüksek olduğundan tarama amaçlı kullanımı önerilmez. Periferik yöntemler (SXA, QUS) ise tarama çalışmaları veya saha uygulamaları için tercih edilebilir.
Vertebral deformitelerin değerlendirilmesi, özellikle T skoru -1,0 veya altı olan 70 yaş üzeri kadınlar, 65 yaş üzeri erkekler, uzun süreli glukokortikoid kullananlar ve ani boy kısalması yaşayan bireylerde endikedir. Bu değerlendirme, sessiz gelişen kırıkların tespitinde önemlidir.
FRAX (Fracture Risk Assessment Tool) modeli, yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, önceki kırık öyküsü, ailede kalça kırığı öyküsü, sigara, alkol, glukokortikoid kullanımı ve romatoid artrit gibi klinik değişkenleri kullanarak 10 yıllık kırık riskini hesaplar.
Kemik döngüsünü yansıtan biyokimyasal belirteçler, tanıdan çok tedavi takibinde kullanılır. Kemik yapım belirteçleri arasında osteokalsin, kemik spesifik alkalen fosfataz ve prokollajen tip 1 N-terminal propeptid; Kemik yıkım belirteçleri arasında ise idrar veya serumda telopeptid (CTX, NTX) yer alır. Bu belirteçler tedavi yanıtını erken dönemde izleme olanağı sağlar.
Osteoporozun tedavisinde temel amaç, kemik kaybını önlemek, kemik yoğunluğunu artırmak, kırık riskini azaltmak ve yaşam kalitesini korumaktır.
Osteoporoz tedavisinde kemik rezorpsiyonunu azaltan veya kemik yapımını artıran çeşitli ilaç grupları kullanılmaktadır. Farmakolojik tedavi stratejisi, kemik yıkımını azaltmayı amaçlayan antirezorptif tedavi ve yeni kemik yapımını uyaran anabolik tedavi olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Uygulamada, bazı hastalarda bu iki yaklaşım ardışık veya kombine şekilde kullanılabilir. Tedavi seçimi; hastanın yaşı, kırık öyküsü, kemik mineral yoğunluğu, tedaviye yanıt ve eşlik eden hastalıklar dikkate alınarak yapılır. Ayrıca tedavi süresi ve ilaç tatili kavramı da önemlidir. Uzun süreli tedavilerde yan etkilerin azaltılması amacıyla belirli aralıklarla tedaviye ara verilmesi önerilebilir.
Düzenli egzersiz, kemik yoğunluğunu artırmaya ve kas gücünü korumaya yardımcı olur. Egzersiz programları; denge, kuvvetlendirme, esneklik ve duruş düzeltme çalışmalarını içerir. Yüzme, yürüme, hafif ağırlık çalışmaları ve düşük etkili aerobik egzersizler önerilen aktiviteler arasındadır. Egzersiz, aynı zamanda düşme riskini azaltarak kırıkların önlenmesine katkıda bulunur.
Fizik tedavi uygulamaları osteoporozlu bireylerde ağrının azaltılması, postürün düzeltilmesi ve kas gücünün artırılmasına yöneliktir. Uygulamalar arasında ısı tedavileri, TENS, ultrason, postür eğitimi, germe egzersizleri ve korse kullanımı yer alır. Gerektiğinde yürüme destekleri ve yardımcı cihazlar kullanılabilir. Ayrıca, ev içi güvenlik düzenlemeleri ve düşme riskini azaltıcı önlemler de rehabilitasyonun bir parçasıdır.
Beslenme, osteoporozun önlenmesi ve yönetiminde önemli bir bileşendir. Kalsiyumdan zengin, yeterli protein ve D vitamini içeren bir beslenme düzeni, osteoporozun önlenmesi ve tedavisinde temel öneme sahiptir. Beslenmede, taze sebze ve meyveler, tam tahıllar, kalsiyumdan zengin süt ürünleri ve D vitamini içeren besinlerin dengeli şekilde tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca alkol ve kafein tüketiminin sınırlandırılması kemik sağlığı açısından önem taşır.
Kalsiyum, günlük gereksinimin karşılanması ve kemik mineralizasyonunun sürdürülmesi açısından gereklidir. D vitamini ise kalsiyum emilimini artırarak kemik sağlığını destekler. Yeterli protein alımı kemik matriksinin yapısında rol oynarken, aşırı protein tüketimi kalsiyum atılımını artırabilir. Magnezyum, fosfor, flor ve silikon gibi eser elementler kemik dokusunun yapısal bütünlüğü için önemlidir. Ayrıca aşırı sodyum, tuz, kafein ve fosfat alımı idrarla kalsiyum kaybını artırarak kemik kaybını hızlandırabileceği için sınırlandırılmalıdır. Alkol ve kafein tüketiminin sınırlandırılması da kemik sağlığı açısından önem taşır.
Osteoporozda kırık riskini azaltmak için düşme önleme programları uygulanır. Bu stratejiler arasında çevresel düzenlemeler, uygun ayakkabı seçimi, denge egzersizleri, görme bozukluklarının düzeltilmesi ve ilaçların gözden geçirilmesi yer alır.
İleri evre osteoporozda, özellikle vertebral kırıkların neden olduğu ağrı ve deformitelerin tedavisinde cerrahi girişimler uygulanabilir. Vertebroplasti ve kifoplasti gibi yöntemlerle çöken vertebra gövdeleri stabilize edilerek ağrının azaltılması ve omurga hizalanmasının düzeltilmesi amaçlanır. Ancak bu yöntemler dikkatli hasta seçimi gerektirir ve uygun endikasyonlar dahilinde uygulanmalıdır.
Tedavi süresi hastalığın şiddeti, yaş, kırık öyküsü ve tedaviye yanıt gibi faktörlere bağlı olarak belirlenir. Tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde KMY ölçümleri ve biyokimyasal belirteçler birlikte kullanılır. Uzun süreli tedavi uygulamalarında etkinliğin devamlılığı ve olası yan etkilerin değerlendirilmesi amacıyla düzenli izlem yapılması önerilir.
Uyarı: Bu maddede yer alan içerik, yalnızca genel ansiklopedik bilgi amacı taşımaktadır. Buradaki bilgiler tanı koyma, tedavi etme ya da tıbbi yönlendirme amacıyla kullanılmamalıdır. Sağlıkla ilgili konularda karar vermeden önce mutlaka bir hekime veya uzman sağlık personeline danışmanız gerekmektedir. Bu bilgilerin tanı veya tedavi amacıyla kullanılması sonucunda doğabilecek durumlardan madde yazarı ve KÜRE Ansiklopedi herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Osteoporoz" maddesi için tartışma başlatın
Osteoporozun Sınıflandırılması
Epidemiyoloji
Risk Faktörleri
Patofizyoloji
Klinik Bulgular
Tanı ve Değerlendirme
Anamnez ve Fizik Muayene
Kemik Mineral Yoğunluğu Ölçümü
Alternatif Görüntüleme Yöntemleri
Vertebral Görüntüleme
Kırık Riski Değerlendirmesi
Biyokimyasal Belirteçler
Tedavi ve Yönetim
Farmakolojik Yaklaşımlar
Farmakolojik Olmayan Yaklaşımlar
Egzersiz
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Beslenme ve Osteoporoz
Düşme Önleme Stratejileri
Cerrahi ve Girişimsel Yöntemler
Tedavi Süresi ve İzlem
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.