

2. Eski nazariyat kitaplarında şedaraban makamı, “Yerinde neveser makamının icrasından sonra yegâh perdesinde zirgüleli hicaz ile karar vermektir” şeklinde tarif edilmiştir. Bu tarif makamı bir şed makamdan çok bir mürekkep makam olarak gösterir. Gerçekten elde bulunan klasik eserler incelendiğinde makamın bu tarife uygun biçimde kullanıldığı görülmektedir. Çünkü nevâ perdesinde hicazlı yarım karar yapıldıktan sonra rast perdesine nikriz çeşnisiyle düşüldüğünde dügâh perdesi önemini kaybeder ve rast perdesi önem kazanır. Nevâ perdesindeki hicaz çeşnisinin ardından rast perdesine nikriz çeşnisiyle düşülerek neveser makamı dizisi meydana gelir. Hatta nevâ perdesi üzerindeki genişlemiş dizinin hümâyun dizisine dönüşmüş olması neveser dizisinin genişlemesinden doğmuştur denebilir.

Makam, bünyesinde yer alan değişiklikler sebebiyle asma kararlar bakımından zengindir. Makamın tiz (genişlemiş) bölgesinde meydana gelen değişiklikle muhayyer perdesi önemini kaybetmiş ve gerdâniye perdesi önem kazanmıştır. Bu perde üzerinde bûselik çeşnisi yer alır. Ana dizide de dügâh perdesi önemini kaybetmiş, rast perdesi önem kazanmıştır ve rast perdesindeki çeşni ise nikrizlidir. Kısaca gerdâniye perdesinde bûselikli, rast perdesinde nikrizli asma kararlar yapılır. Gerek muhayyer gerekse dügâh perdesinde hicazlı asma kararlar yapılabilir. Ancak makamdaki değişiklikler bunlarla sınırlı değildir. Eserlerin incelenmesi ana dizide de bazı değişikliklerin olduğunu veya olabileceğini göstermektedir. Ana dizideki bu değişiklik rast ve nevâ perdeleri arasında meydana gelir.

Şedaraban makamının donanımına si ve mi için bakiye bemolü, fa ve do için bakiye diyezi konulur. Gerekli değişiklikler eser içinde gösterilir. Makamın ana dizisini oluşturan sesler pestten tize doğru yegâh, kabahisar, ırak, rast, dügâh, dik-kürdî, nîm-hicaz ve nevâdır. Makamın yedeni ise her zaman için portenin altındaki bakiye diyezli do (kaba nîm-hicaz) perdesidir. Makamın genişlemesi simetrik olarak yapılır. Bu genişleme esnasında meydana gelen değişiklikler yukarıda açıklanmıştır.
Şedaraban makamının seyrine tiz durak nevâ perdesi civarından başlanır. Bu perdenin iki tarafında ve genişlemiş bölgede gezinilip nevâda zirgüleli hicaz çeşnisiyle yarım karar yapılır. Daha önce veya sonra diğer asma kararlar ve çeşni değişiklikleri gösterilip sonunda yegâh perdesinde yedeni zirgüleli olan hümâyun dizisiyle tam karar yapılır. Ayrıca yegâhta ana dizi olan tam zirgüleli hicaz dizisiyle de karar edilebilir.
II. Gazi Giray Han’ın devr-i kebîr usulünde peşrevi ve saz semâisi; Tanbûrî Cemil Bey’in fahte usulünde peşrevi ve saz semâisi; Hacı Sâdullah Ağâ’nın, “Ne dem ki sînesi o gül-ruhun küşâde olur” mısraıyla başlayan zencir, Tanbûrî İzak’ın, “Ey safâ-yı ârızından çeşme-i hurşîd-i âb” mısraıyla başlayan hafif usulündeki besteleri; yine Hacı Sâdullah Ağa’nın, “Nedir murâd-ı dil kûy-i yâri biz biliriz” mısraıyla başlayan ağır semâisi; Sultan III. Selim’in, “Gönlüm bir gonca-i nâzik-tene düştü”, Tanbûrî İzak’ın, “Pîr olmada gerçi gönül ammâ civân ister” mısraıyla başlayan yürük semâileri; Şâkir Ağa’nın ağır aksak usulünde, “İhtirâ-ı hazret-i şâh-ı cihandır bu binâ”, Şemseddin Ziyâ Bey’in sengin semâi usulünde, “Ey gonca açıl zevkini sür fasl-ı bahârın” mısraıyla başlayan (bazı repertuvarlarda sûzidil olarak kayıtlıdır) şarkıları; Ali Rıza Şengel’in, “Nebîler serveri fahrü’l-verânın ümmetiyiz biz” mısraıyla başlayan tevşîhi ile “Mest ü hayrânım zâr ü giryânım” mısraıyla başlayan ilâhisi bu makamın örnekleri arasındadır.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"ŞEDARABAN" maddesi için tartışma başlatın