
ORCID ID
0000-0003-0701-3421
“Şarkın en sevgili sultanı” (Ersoy, 2011: 387) olarak anılan Selâhaddîn Yûsuf b. Necmiddîn Eyyûb b. Şâdî, Irak’ın Selâhattin eyaletinin başkenti Tikrît şehrinde 532/1138 yılında dünyaya geldi (Ebȗ Şâme, 1997: 1/ 126). Annesi Hârim Emiri Şehâbeddin Mahmud b. Tokuş’un kız kardeşi Âmine Hatun bin Onur’dur. Eyyûbî ailesinin nesebi Azerbaycan’da bulunan Hezbâniyye Kürtlerinden olan Revvâdiyye aşiretindendir. Revvâdîlerin soyu Arap olan Yemenli Ravvâd b. el Müsennâ el-Ezdî’ye dayanır ve aşiret ismini bu şahıstan alır (İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 16; Yürekli, 2011: 329-342). Babası Necmeddin Eyyûb, Selçukluların himayesinde bulunan Tikrît’in valisiydi. Necmeddin Eyyûb ve kardeşi Esedüddin Şîrkûh el-Mansûr, Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin doğduğu sene Musul’a gittiler. Musul Atabegi İmâdüddin Zengî, Tikrît yakınlarında Abbâsîlere yenilmesinin ardından kendilerine yardım eden Necmeddin Eyyûb ile kardeşine belli vazifeler verdi. 534/1139’da Ba‘lebek’i ele geçiren İmâdüddin Zengî ise Necmeddin Eyyûb’a şehrin valiliğini, kardeşi Esedüddin Şîrkûh’a da komutanlık görevini bahşetti (İbn Kesîr, 1998: 16/ 428-438; İbn Şeddâd, 1994: 31-32).Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin doğup yetiştiği yıllarda İslam coğrafyasındaki Müslümanlar bir yandan Haçlıların saldırılarına karşı koyarken diğer yandan iç karışıklarla mücadele ediyorlardı. Böyle bir dönemde Necmeddin Eyyûb oğlunun eğitimini ihmal etmedi. Küçük yaşlarda Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen Selâhaddîn-i Eyyûbî, Türkçe, Arapça, Farsça ve Kürtçe biliyordu. İslami ilimlerden fıkıh, hadis, diğer ilimlerden edebiyat ve tarih eğitimi aldı. Hem ilmi hem de ahlaki ve ibadi yönden ön plana çıkan Selâhaddîn-i Eyyûbî, adaletli, cömert, merhametli, doğru sözlü, hilm sahibi, affetmeyi seven, sabırlı, himayesi altındakileri gözeten bir kişiliğe sahipti. Evliliğiyle ilgili çok fazla bilgi bulunmamakla birlikte birkaç evlilik yaptığı bu evliliklerden çocukları olduğu (17 erkek 1 kız) zikredilmektedir (İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 224-225; İbn Şeddâd 1994: 34; el-Kâtibü’l-İsfâhânî 2004: 344; Hinsiyani, 2023). Selâhaddîn-i Eyyûbî, sürekli ata biner, çevgân/polo (at üzerinde oynanan bir oyun) oynar, ava çıkardı. Kendisine isimlerinin yanı sıra birçok unvan verilmiştir: El-Meliku’n-Nâsır, Ebu’l-Muzaffer, Selâhaddîn ve Eyyûbî (Şeşen, 1987: 196; Şeşen 2016: 208-214; Yakıt, 2019: 469).Şehzade gibi yetiştirilen Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin askeri yetenekleri, amcası Şîrkûh’un ordusunda görev almasıyla ortaya çıktı (Turan, 2023). Fâtımî Veziri Şâver b. Mücîr’in Nûreddin’den yardım istemesi (558/1163) üzerine Şîrkûh kumandasında Mısır’a üç sefer (559/1164, 562/1167 ve 564/1169) düzenlendi. Selâhaddîn bu seferlerde orduda komutan olarak görev aldı ve başarısıyla ön plana çıktı. Fâtımî Halifesi Âdıd-Lidînillâh, amcasını Mısır’a vezir tayin etti. Amcası Şîrkûh vefat edince Selâhaddîn-i Eyyûbî’, “el-Melikü’n-Nâsır” unvanıyla vezir oldu. Mısır ve çevresini yönetmeye başladı ve kısa bir süre sonra Fâtımî hilafetini sonlandırdı. 1170-1173 yılları arasında Kudüs Haçlı Krallığı ile mücadele etmeye başladı. Bu mücadeleler sonucunda birçok yeri (Eyle, Nûbe, Hicaz, Yemen, Berka ve Trablusgarp) hâkimiyeti altına aldı. 569/1174 tarihinde Nûreddin Mahmud Zengî vefat edince Suriye’de başlayan karışıklığı kontrol etmek için Mısır’dan Suriye’ye hareket etti. Dımaşk, Ba‘lebek, Humus, Hama’yı aldı. Nûreddin Zengî’nin hedefi olan Müslümanlar arasında birliği sağlamak ve Kudüs’ü fethetmek için Haçlılarla giriştiği mücadelede üstünlük sağladı. 574/1179’ta I. Şark Seferini tertip etti. Bu sefer sırasında el-Cezire bölgesini, Diyarbakır’ı, Halep’i aldı. 580/1185-1186’da ise Meyyâfârikîn, Şehrizor ve Musul’u kendi hakimiyeti altına aldı. 582/1187’de Hittîn savaşında Haçlıları yenerek onları büyük bir hezimete uğrattı ve Kudüs Haçlı Krallığı’na son verdi. Filistin’deki Yafa, Sayda, Beyrut, Akkâ, Taberiye, Askalân, Nablus, Remle, Gazze’yi ele geçirdi (İbn Şeddâd, 1994: 75-76. 85; İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 12; İbn Kesîr, 1998: 16/ 629, 631; Şeşen: 1995; 2009).Selâhaddîn-i Eyyûbî, Kudüs’ü fethetmek için 20 Eylül 1187’de şehrin etrafına ordusunu konuşlandırdı. Yaklaşık 12 günlük mücadele sonucunda Müslümanlar Kudüs’e girmeyi başardı. Böylece mukaddes şehir, 2 Ekim 1187 Cuma günü (27 Receb 583 Mi’râc kandilinde) fethedilmiş oldu【1】. Selâhaddîn-i Eyyûbî, Haçlıların saray olarak kullandıkları Mescid-i Aksâ’yı asli hüviyetine kavuşturarak ibadete açtı. Nûreddin Mahmud Zengî’nin yıllar önce Kudüs fethedileceği zaman Mescid-i Aksâ’ya konulması için Halep’te bir marangoza yaptırdığı şah eser olan minberi【2】 yerine koymak Selâhaddîn-i Eyyûbî’ye nasip oldu. Haçlıların Kudüs’ü ele geçirdiklerinde yaptıkları vahşete karşılık, Müslümanlar Haçlılar dahil herkese hoşgörü ile davrandılar ve başarılarını kendilerine yakışır bir şekilde kutladılar. 585/1189-1192 yılları arasında İngiltere’nin başını çektiği Fransa ve Almanya gibi ülkeler Kudüs ve Orta Doğu’da yeniden hakimiyet kurmak için III. Haçlı Seferi’ni gerçekleştirdi. Müslümanlar Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin askeri dehası sayesinde onlara karşı koydu. Haçlılar emellerine ulaşamadı ve anlaşma yapmak zorunda kaldı (İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 224-225; el-Kâtibü’l-İsfâhânî, 2004: 293-304; İbn Kesîr, 1987: 16/ 651-653; İbn Vâsıl, 1953: 2/ 423-424: Demirkent: 2002; Bozkurt: 2004).Kudüs Fatihi Selâhaddîn-i Eyyûbî, İslam birliği için ne gerekiyorsa yapmaktan geri durmadı (Barca, 2017: 235-252). Yıllarca cephelerde savaştıktan sonra 588/1192’de Dımaşk’a geri döndü. 21 Şubat 1193’te hastalandı ve 4 Mart 589/1193 Çarşamba günü 55 yaşında vefat etti. İlk başta Dımaşk’taki saraya, 1195’te ise Emevî Camisi’nde yapılan türbeye defnedildi (İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 224; el-Kâtibü’l-İsfâhânî, 2004: 326-327; İbn Kesîr, 1987: 16/ 651-653; İbn Vâsıl, 1953: 2/ 416-423; Şeşen: 1995; 2009). Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin azınlıklara gösterdiği hoşgörü ile ilim ve alimlere duyduğu saygı, Kudüs’ün İslam hakimiyetindeki çokkültürlü kimliğini yeniden canlandırdı. Müslümanlar içindeki farklı etnik ve dini grupların yanı sıra farklı gayri-müslim topluluklar da Kudüs’te barış içinde yaşayacak bir zemin buldu.
“Şarkın en sevgili sultanı” (Ersoy, 2011: 387) olarak anılan Selâhaddîn Yûsuf b. Necmiddîn Eyyûb b. Şâdî, Irak’ın Selâhattin eyaletinin başkenti Tikrît şehrinde 532/1138 yılında dünyaya geldi (Ebȗ Şâme, 1997: 1/ 126). Annesi Hârim Emiri Şehâbeddin Mahmud b. Tokuş’un kız kardeşi Âmine Hatun bin Onur’dur. Eyyûbî ailesinin nesebi Azerbaycan’da bulunan Hezbâniyye Kürtlerinden olan Revvâdiyye aşiretindendir. Revvâdîlerin soyu Arap olan Yemenli Ravvâd b. el Müsennâ el-Ezdî’ye dayanır ve aşiret ismini bu şahıstan alır (İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 16; Yürekli, 2011: 329-342). Babası Necmeddin Eyyûb, Selçukluların himayesinde bulunan Tikrît’in valisiydi. Necmeddin Eyyûb ve kardeşi Esedüddin Şîrkûh el-Mansûr, Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin doğduğu sene Musul’a gittiler. Musul Atabegi İmâdüddin Zengî, Tikrît yakınlarında Abbâsîlere yenilmesinin ardından kendilerine yardım eden Necmeddin Eyyûb ile kardeşine belli vazifeler verdi. 534/1139’da Ba‘lebek’i ele geçiren İmâdüddin Zengî ise Necmeddin Eyyûb’a şehrin valiliğini, kardeşi Esedüddin Şîrkûh’a da komutanlık görevini bahşetti (İbn Kesîr, 1998: 16/ 428-438; İbn Şeddâd, 1994: 31-32).
Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin doğup yetiştiği yıllarda İslam coğrafyasındaki Müslümanlar bir yandan Haçlıların saldırılarına karşı koyarken diğer yandan iç karışıklarla mücadele ediyorlardı. Böyle bir dönemde Necmeddin Eyyûb oğlunun eğitimini ihmal etmedi. Küçük yaşlarda Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen Selâhaddîn-i Eyyûbî, Türkçe, Arapça, Farsça ve Kürtçe biliyordu. İslami ilimlerden fıkıh, hadis, diğer ilimlerden edebiyat ve tarih eğitimi aldı. Hem ilmi hem de ahlaki ve ibadi yönden ön plana çıkan Selâhaddîn-i Eyyûbî, adaletli, cömert, merhametli, doğru sözlü, hilm sahibi, affetmeyi seven, sabırlı, himayesi altındakileri gözeten bir kişiliğe sahipti. Evliliğiyle ilgili çok fazla bilgi bulunmamakla birlikte birkaç evlilik yaptığı bu evliliklerden çocukları olduğu (17 erkek 1 kız) zikredilmektedir (İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 224-225; İbn Şeddâd 1994: 34; el-Kâtibü’l-İsfâhânî 2004: 344; Hinsiyani, 2023). Selâhaddîn-i Eyyûbî, sürekli ata biner, çevgân/polo (at üzerinde oynanan bir oyun) oynar, ava çıkardı. Kendisine isimlerinin yanı sıra birçok unvan verilmiştir: El-Meliku’n-Nâsır, Ebu’l-Muzaffer, Selâhaddîn ve Eyyûbî (Şeşen, 1987: 196; Şeşen 2016: 208-214; Yakıt, 2019: 469).
Şehzade gibi yetiştirilen Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin askeri yetenekleri, amcası Şîrkûh’un ordusunda görev almasıyla ortaya çıktı (Turan, 2023). Fâtımî Veziri Şâver b. Mücîr’in Nûreddin’den yardım istemesi (558/1163) üzerine Şîrkûh kumandasında Mısır’a üç sefer (559/1164, 562/1167 ve 564/1169) düzenlendi. Selâhaddîn bu seferlerde orduda komutan olarak görev aldı ve başarısıyla ön plana çıktı. Fâtımî Halifesi Âdıd-Lidînillâh, amcasını Mısır’a vezir tayin etti. Amcası Şîrkûh vefat edince Selâhaddîn-i Eyyûbî’, “el-Melikü’n-Nâsır” unvanıyla vezir oldu. Mısır ve çevresini yönetmeye başladı ve kısa bir süre sonra Fâtımî hilafetini sonlandırdı. 1170-1173 yılları arasında Kudüs Haçlı Krallığı ile mücadele etmeye başladı. Bu mücadeleler sonucunda birçok yeri (Eyle, Nûbe, Hicaz, Yemen, Berka ve Trablusgarp) hâkimiyeti altına aldı. 569/1174 tarihinde Nûreddin Mahmud Zengî vefat edince Suriye’de başlayan karışıklığı kontrol etmek için Mısır’dan Suriye’ye hareket etti. Dımaşk, Ba‘lebek, Humus, Hama’yı aldı. Nûreddin Zengî’nin hedefi olan Müslümanlar arasında birliği sağlamak ve Kudüs’ü fethetmek için Haçlılarla giriştiği mücadelede üstünlük sağladı. 574/1179’ta I. Şark Seferini tertip etti. Bu sefer sırasında el-Cezire bölgesini, Diyarbakır’ı, Halep’i aldı. 580/1185-1186’da ise Meyyâfârikîn, Şehrizor ve Musul’u kendi hakimiyeti altına aldı. 582/1187’de Hittîn savaşında Haçlıları yenerek onları büyük bir hezimete uğrattı ve Kudüs Haçlı Krallığı’na son verdi. Filistin’deki Yafa, Sayda, Beyrut, Akkâ, Taberiye, Askalân, Nablus, Remle, Gazze’yi ele geçirdi (İbn Şeddâd, 1994: 75-76. 85; İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 12; İbn Kesîr, 1998: 16/ 629, 631; Şeşen: 1995; 2009).
Selâhaddîn-i Eyyûbî, Kudüs’ü fethetmek için 20 Eylül 1187’de şehrin etrafına ordusunu konuşlandırdı. Yaklaşık 12 günlük mücadele sonucunda Müslümanlar Kudüs’e girmeyi başardı. Böylece mukaddes şehir, 2 Ekim 1187 Cuma günü (27 Receb 583 Mi’râc kandilinde) fethedilmiş oldu【1】. Selâhaddîn-i Eyyûbî, Haçlıların saray olarak kullandıkları Mescid-i Aksâ’yı asli hüviyetine kavuşturarak ibadete açtı. Nûreddin Mahmud Zengî’nin yıllar önce Kudüs fethedileceği zaman Mescid-i Aksâ’ya konulması için Halep’te bir marangoza yaptırdığı şah eser olan minberi【2】 yerine koymak Selâhaddîn-i Eyyûbî’ye nasip oldu. Haçlıların Kudüs’ü ele geçirdiklerinde yaptıkları vahşete karşılık, Müslümanlar Haçlılar dahil herkese hoşgörü ile davrandılar ve başarılarını kendilerine yakışır bir şekilde kutladılar. 585/1189-1192 yılları arasında İngiltere’nin başını çektiği Fransa ve Almanya gibi ülkeler Kudüs ve Orta Doğu’da yeniden hakimiyet kurmak için III. Haçlı Seferi’ni gerçekleştirdi. Müslümanlar Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin askeri dehası sayesinde onlara karşı koydu. Haçlılar emellerine ulaşamadı ve anlaşma yapmak zorunda kaldı (İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 224-225; el-Kâtibü’l-İsfâhânî, 2004: 293-304; İbn Kesîr, 1987: 16/ 651-653; İbn Vâsıl, 1953: 2/ 423-424: Demirkent: 2002; Bozkurt: 2004).
Kudüs Fatihi Selâhaddîn-i Eyyûbî, İslam birliği için ne gerekiyorsa yapmaktan geri durmadı (Barca, 2017: 235-252). Yıllarca cephelerde savaştıktan sonra 588/1192’de Dımaşk’a geri döndü. 21 Şubat 1193’te hastalandı ve 4 Mart 589/1193 Çarşamba günü 55 yaşında vefat etti. İlk başta Dımaşk’taki saraya, 1195’te ise Emevî Camisi’nde yapılan türbeye defnedildi (İbnü’l-Esîr, 1987: 10/ 224; el-Kâtibü’l-İsfâhânî, 2004: 326-327; İbn Kesîr, 1987: 16/ 651-653; İbn Vâsıl, 1953: 2/ 416-423; Şeşen: 1995; 2009). Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin azınlıklara gösterdiği hoşgörü ile ilim ve alimlere duyduğu saygı, Kudüs’ün İslam hakimiyetindeki çokkültürlü kimliğini yeniden canlandırdı. Müslümanlar içindeki farklı etnik ve dini grupların yanı sıra farklı gayri-müslim topluluklar da Kudüs’te barış içinde yaşayacak bir zemin buldu.
Barca, İbrahim (2017). “Selâhaddîn Eyyübî’nin Beraber Yaşama Dair Algısı ve Bu Yöndeki Pratikleri”. Uluslararası Selâhaddîn Eyyûbî Sempozyumu Bildirileri, 2, 235-252. Bozkurt, Nebi (2004). “Mescid-i Aksâ”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 29, 268-271. Ankara: TDV Yayınları. Demirkent, Işın (2002). “Kudüs”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 26, 329-332. Ankara: TDV Yayınları. Ebû Şâme, Şihâbüddîn Abdurrahmân b. İsmail b. İbrahim el-Makdisî ed-Dımaşkî (1997). Kitâbü’r-Ravzateyn fî ahbâri’d-devleteyn en-Nûriyye ve’s-Salâhiyye, thk.: İbrahim ez-Zeybak 1. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle. el-Kâtibü’l-İsfâhânî, İmâdüddîn Ebû Abdillâh Muhammed b. Muhammed b. Hâmid (2004). el-Fethu’l-kussî fi’l-fethi’l-kudsî, thk.: Ramazan Şeşen. Beyrut: Dârü’l-Menâr. Ersoy, Mehmed Âkif (2011). Safahat, hz.: M. Ertuğrul Düzdağ. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Hinsiyani, Salih Resul Şeyho (2023). “Selâhaddîn’in Ahlakı”. Salah. Erişim Tarihi: 18.09.2024, https://salah.org.tr/birim/selahaddin-i-eyyubi-nin-ahlaki.html.İbn Kesîr, İmâdüddîn Ebü’l-Fidâ İsmâil b. Ömer b. Kesîr (1998). el-Bidâye ve’n-nihâye 16, thk.: Abdullâh b. Abdilmuhsin et-Türkî. Kahire: Dârü’l-Hecr. İbn Şeddâd, Behâüddîn Ebü’l-Mehâsin Yûsuf b. Râfiʻ b. Temîm (1994). en-Nevâdirü’s-sultâniyye ve’l-mehâsinü’l-yûsufiyye sîretü Selâhaddîn, thk.: Cemâlüddîn eş-Şeyyâl. Kahire: Mektebetü’l-Hâncî. İbn Vâsıl, Cemâlüddîn Ebû Abdillâh Muhammed b. Sâlim b. Nasrullâh b. Sâlim b. Vâsıl el-Mâzenî et-Temîmî (1953). Müferricü’l-kurûb fi ahbâri Benî Eyyûb 2, thk.: Cemâlüddin eş-Şeyyâl. Kahire: Dârü’l-Kalem. İbnü’l-Esîr, Ebü’l-Hasen İzzüddîn Alî b. Muhammed b. Muhammed el-Cezerî (1987). el-Kâmil fi’t-târîh 10, thk.: Ebü’l-Fidâ Abdullâh el-Kâdî. Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye. Şeşen, Ramazan (1987). Salâhaddîn Eyyûbî ve Devlet. İstanbul: Çağ Yayınları. Şeşen, Ramazan (1995). “Eyyûbîler”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 12, 20-31. İstanbul: TDV Yayınları. Şeşen, Ramazan (2009). “Salâhaddîn Eyyûbî”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 36, 337-340. Ankara: TDV Yayınları. Şeşen, Ramazan (2016). Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyûbî (1138-1193). İstanbul: Yeditepe Yayınevi.
Turan, Abdulkadir (2023). “Selâhaddîn-i Eyyûbî İle İlgili Kaynaklar. Selâhaddîn-i Eyyûbî Enstitüsü (Salah)”. Dr. Abdülkadir Turan Kişisel Web Sitesi. Erişim Tarihi: 18.09.2024, https://abdulkadirturan.com/sel-haddin-i-eyy-b-ile-ilgili-kaynakalr.html.Yakıt, İsmail (2019). “Selahattin Eyyubî’nin Nesebi”. Belleten, 83 (297), 469-484. Yürekli, Tülay (2011). “Eyyubi Ailesi Kadınları”. Tarihin Peşinde Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, (6), 329-342.
[1]
Ayrıca bkz. Kudüs’ün Fetihleri
[2]
Ayrıca bkz. Yakılan Minber
| apa | Dalga, M. (2026). Selâhaddîn-i Eyyûbî. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1315-1318) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Dalga, Musab. “Selâhaddîn-i Eyyûbî”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1315-1318. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Selâhaddîn-i Eyyûbî" maddesi için tartışma başlatın