Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.
St. Antuan Katolik Kilisesi (Saint Antoine Church/Saint Anthony of Padua Church), İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde, İstiklal Caddesi üzerinde yer alan ve kentin en büyük Katolik Kilisesi olarak kabul edilen Neo-Gotik üsluplu bir ibadet yapısıdır. Yapı, 1906–1912 yılları arasında mimar Giulio Mongeri’nin projesine göre inşa edilmiştir. Aynı adla anılan daha erken tarihli kilise ise 1725 yılında Pera’da, yerel İtalyan Katolik topluluğu tarafından yaptırılmış; bu yapı daha sonra yıkılarak yerini günümüzdeki daha büyük kiliseye bırakmıştır 【1】 .St. Antuan Kilisesi, Osmanlı’nın son döneminde Beyoğlu’nda şekillenen Levanten Katolik topluluğunun kamusal ve dinsel yaşamında önemli bir odak noktası olmuş, hem mimari kimliği hem de kentsel konumu itibarıyla İstanbul’daki Katolik varlığının simgesel yapılarından biri hâline gelmiştir.
St. Antuan Kilisesi’nin tarihsel kökeni, 16. yüzyılın sonlarından itibaren Galata ve Pera bölgesine yerleşmeye başlayan Latin kökenli Katolik topluluklara uzanmaktadır. Bu dönemde özellikle İtalyan ve Fransız kökenli Katoliklerin, Osmanlı İmparatorluğu’nun diplomatik ve ticari merkezlerinden biri hâline gelen Beyoğlu çevresinde yoğunlaştığı görülmektedir. Yerli Hristiyanlarla yapılan evlilikler sonucunda Roma Katolik mezhebine bağlı Levanten toplulukları oluşmuş; bu topluluk, kendi dinsel ve kamusal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çeşitli yapılar inşa etmiştir. St. Antuan Kilisesi de bu bağlamda ortaya çıkan kamusal-dinsel yapılardan biri olarak değerlendirilmiştir.
Pera’da St. Antuan adına inşa edilen ilk kilise 1725 yılında, yerel İtalyan Katolik topluluğu tarafından yaptırılmıştır. Bu erken tarihli yapı, bölgedeki Katolik varlığının kurumsallaşması açısından önemli bir adım olarak görülmektedir. Ancak söz konusu kilise, ilerleyen yıllarda kentsel düzenlemeler ve ulaşım altyapısındaki değişiklikler nedeniyle yıkılmış; özellikle tramvay hattının geçirilmesi süreci bu yıkımda belirleyici olmuştur. Bu gelişmenin ardından, aynı bölgede daha büyük ve anıtsal bir kilise inşa edilmesine karar verilmiştir.
Günümüzde ayakta olan St. Antuan Kilisesi’nin temeli 1906 yılında atılmış, inşa süreci 1912 yılında tamamlanmıştır. Yapı, mimar Giulio Mongeri’nin projesine göre inşa edilmiş ve Neo-Gotik üslupta tasarlanmıştır. Yeni kilisenin, önceki yapının bulunduğu alanda ve yine Pera yerleşimi içinde konumlandırılması, Levanten Katolik topluluğunun Beyoğlu’ndaki tarihsel sürekliliğini yansıtan önemli bir tercih olarak değerlendirilmiştir. Bu yeniden inşa süreci, geç Osmanlı döneminde Batılı mimari üslupların ve Katolik mekânlarının kentsel temsil gücünün arttığı bir döneme karşılık gelmektedir【2】 .
St. Antuan Kilisesi, Neo-Gotik üslupta tasarlanmış olup tuğla konstrüksiyonlu bir yapıdır. Kilisenin mimari düzeni Latin haçı plan tipine göre oluşturulmuştur. Bu plan tipinde uzun bir ana nef, onu dik kesen kısa bir transept kolu ve doğu yönünde konumlanan apsis yer almaktadır. Yapının batı cephesinde geniş bir narteks bulunmakta, doğu cephesi ise ana apsisle sonlanmaktadır. Latin haçı planı, geleneksel olarak Roma Katolik mimarisinde yaygın biçimde kullanılan bir şema olup, pek çok kilise ve katedral yapısında uygulanmıştır.
Kilisenin iç mekân düzeninde düşey etki belirgindir. Bu etki, Neo-Gotik üslubun karakteristik unsurlarından biri olan ince ve yüksek sütunlarla sağlanmıştır. Sütun başlıklarında akantus yapraklarıyla oluşturulmuş bezemeler yer almakta, bu bezemeler iç mekâna hem ritmik bir düzen hem de süsleyici bir nitelik kazandırmaktadır. Yapının üslup özellikleri, mimar Giulio Mongeri’nin eğitim sürecinde etkilendiği Neo-Gotik anlayışla ilişkilendirilmektedir. Mongeri’nin, Milano Accademia di Brera’daki öğrenimi sırasında hocası Camillo Boito’nun tarihselci ve Neo-Gotik yaklaşımlarından etkilendiği; bu etkinin St. Antuan Kilisesi’nin mimari kurgusunda belirleyici olduğu ifade edilmektedir.
Yapının ölçüleri ve mekânsal oranları da anıtsal bir etki yaratacak biçimde düzenlenmiştir. Kilise yaklaşık 23 × 50 metre boyutlarındadır ve iç mekân yüksekliği 23 metreye ulaşmaktadır. Arazinin eğimli olması nedeniyle doğu cephesi 50 metreden daha uzun bir görünüme sahiptir. Kilisenin kuzey ve güneyinde yer alan ve gelir getirmesi amacıyla inşa edilen yan yapılar, ana ibadet mekânını çevreleyerek cadde ile yapı arasında bir avlu oluşmasını sağlamaktadır. Bu avluya sokaktan demir bir kapı aracılığıyla girilmekte, kapıdan içeri girildiğinde doğrudan kilisenin ana cephesiyle karşılaşılmaktadır 【3】 .
St. Antuan Kilisesi’nin mimarı Giulio Mongeri, 1873 yılında İtalya’da doğmuş, meslek yaşamının büyük bölümünü Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde geçirmiş bir mimardır. Eğitimini Milano’daki Accademia di Brera’da tamamlamış, burada özellikle tarihselci mimarlık anlayışı ve Neo-Gotik üslup üzerine yoğunlaşmıştır. Mongeri, 1900 yılında İstanbul’a gelmiş ve kısa sürede Osmanlı başkentindeki mimari çevre içinde etkin bir konum edinmiştir 【4】 .
Mongeri, İstanbul, Ankara ve Bursa’da çok sayıda kamu yapısı, banka binası, okul ve dini yapı tasarlamıştır. Meslek yaşamı boyunca hem Batı kökenli tarihselci mimari üslupları hem de yerel mimari gelenekleri bir arada kullanmaya özen göstermiştir. Bu yaklaşımı, onun mimarlık anlayışında tarihselcilik ile modernite arasında bir köprü kurma çabası olarak değerlendirilmektedir. St. Antuan Kilisesi de bu yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
St. Antuan Kilisesi’nin tasarımında Mongeri, Neo-Gotik üslubu tercih etmiş; ancak yapının taşıyıcı sisteminde betonarme teknolojisinden yararlanmıştır. Bu yönüyle yapı, İstanbul’da betonarmenin erken dönem kullanımlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Mongeri’nin tarihsel biçimleri modern yapı teknikleriyle birleştirme eğilimi, onun mimarlık anlayışının temel özelliklerinden biri olarak tanımlanmaktadır.
Mongeri’nin mimarlık yaklaşımı, geçmiş mimari biçimlerin doğrudan kopyalanmasından ziyade, tarihsel üslupların çağdaş gereksinimlere uyarlanması esasına dayanmaktadır. Bu anlayış doğrultusunda mimar, Gotik mimarinin biçimsel repertuarını modern yapım teknikleriyle bütünleştirmiş; böylece St. Antuan Kilisesi’nde hem tarihsel sürekliliği hem de yapısal yeniliği bir arada sunmuştur. Bu özellikleriyle yapı, tarihselcilik ile modern mimarlık arasında geçiş niteliği taşıyan bir eser olarak değerlendirilmektedir.
St. Antuan Kilisesi, İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde, kentin en yoğun ve tarihsel açıdan en önemli akslarından biri olan İstiklal Caddesi üzerinde yer almaktadır. İstiklal Caddesi, Taksim Meydanı ile Tünel Meydanı arasında uzanan, yaya trafiğinin yoğun olduğu ve kültürel, ticari ve sosyal işlevlerin bir arada bulunduğu bir kentsel omurga niteliğindedir. Cadde boyunca elçilik binaları, kültürel kurumlar, tarihî yapılar, mağazalar ve ibadet mekânları bir arada konumlanmıştır. Bu bağlamda St. Antuan Kilisesi, İstanbul’un çok katmanlı kentsel ve kültürel peyzajı içinde önemli bir konuma sahiptir.
Kilisenin bulunduğu Beyoğlu bölgesi, Osmanlı döneminden itibaren özellikle Levanten ve Avrupalı toplulukların yoğun olarak yaşadığı bir yerleşim alanı olmuştur. Bu tarihsel arka plan, bölgede Katolik cemaatine ait ibadet yapılarının inşa edilmesini mümkün kılmıştır. St. Antuan Kilisesi de bu çok kültürlü kentsel yapı içinde, İstanbul’daki Roma Katolik topluluğunun başlıca ibadet mekânı olarak işlev görmektedir.
Yapı, cadde cephesinden doğrudan algılanabilecek bir konumda bulunmakla birlikte, ana ibadet mekânı cadde seviyesinden geri çekilmiştir. Kilise, iki apartman bloğu ile birlikte bir bütün olarak tasarlanmış ve bu yapılar arasında bir iç avlu oluşturulmuştur. İstiklal Caddesi’nden demir bir kapı aracılığıyla girilen bu avlu, yoğun kentsel hareketlilikten kilisenin ibadet atmosferine geçişi sağlayan yarı kamusal bir ara mekân niteliği taşımaktadır. Bu düzenleme, yapının hem kentsel dokuya uyum sağlamasına hem de kutsal mekânın sınırlarının belirginleşmesine katkıda bulunmaktadır.
St. Antuan Kilisesi’nin İstiklal Caddesi üzerindeki konumu, onu yalnızca bir ibadet yapısı olmaktan çıkararak aynı zamanda İstanbul’un simgesel yapılarından biri hâline getirmiştir. Cadde üzerindeki en büyük Roma Katolik kilisesi olması, yapının hem mimari hem de toplumsal görünürlüğünü artırmıştır. Kilise, günümüzde de yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından yoğun biçimde ziyaret edilmekte ve Beyoğlu’nun kültürel belleğinde önemli bir yer tutmaktadır.
St. Antuan Kilisesi, İstanbul’daki Roma Katolik cemaatine ait en büyük ve en tanınmış ibadet yapılarından biridir. İstiklal Caddesi üzerinde yer alması ve mimari ölçeği nedeniyle, kentteki diğer Katolik kiliselerine kıyasla daha yüksek bir kamusal görünürlüğe sahiptir. Bu yönüyle yapı, İstanbul’daki Katolik varlığının simgesel merkezlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
İstanbul’da St. Antuan Kilisesi dışında da Harbiye’deki Kutsal Ruh Katedrali (1846), Beyoğlu’ndaki St. Louis of the French (1581) ve Santa Maria Draperis kiliseleri, Galata’daki Aziz Petrus ve Pavlus Kilisesi (1841), Kadıköy Moda’daki Assumption Kilisesi, Yeşilköy’deki St. Stephen Kilisesi ve Bakırköy Kilisesi gibi çeşitli Katolik ibadet yapıları bulunmaktadır.
Bu yapılar arasında St. Antuan Kilisesi, hem büyüklüğü hem de merkezi konumu bakımından ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Ayrıca Papa XXIII. Ioannes’in Vatikan’ın Türkiye büyükelçisi olarak görev yaptığı dönemde on yıl boyunca bu kilisede vaaz vermiş olması, yapının dinsel ve tarihsel önemini artırmıştır. Papa, Türkçeyi akıcı biçimde konuşması ve Türkiye’ye duyduğu saygı nedeniyle “Türk Papa” olarak anılmıştır.
St. Antuan Kilisesi, İstanbul’daki Roma Katolik cemaatinin en önemli ibadet merkezlerinden biri olarak dinsel açıdan özel bir konuma sahiptir. Yapı, özellikle Beyoğlu ve çevresinde yaşayan Katolik topluluk için düzenli ayinlerin gerçekleştirildiği başlıca kilise olmasının yanı sıra, yüzyılı aşkın süredir kesintisiz biçimde ibadete açık olmasıyla da süreklilik arz eden bir kutsal mekân niteliği taşımaktadır.
Kilisenin dinsel önemini artıran unsurlardan biri, Papa XXIII. Ioannes’in Vatikan’ın Türkiye büyükelçisi olarak görev yaptığı dönemde on yıl boyunca bu kilisede vaaz vermiş olmasıdır. Türkçeyi akıcı biçimde konuşması ve Türkiye’ye duyduğu saygı nedeniyle “Türk Papa” olarak anılan Papa XXIII. Ioannes’in burada görev yapmış olması, yapıya uluslararası düzeyde tarihsel ve dinsel bir anlam kazandırmıştır.
Kültürel açıdan bakıldığında Aziz Antuan Kilisesi, İstiklal Caddesi gibi İstanbul’un en yoğun ve çok kültürlü kentsel akslarından biri üzerinde yer alması nedeniyle, yalnızca Katolik cemaatine değil, farklı inanç gruplarına ve ziyaretçilere de açık bir mekân olarak işlev görmektedir. Bu durum, yapının İstanbul’un çok katmanlı kültürel yapısını yansıtan simgesel unsurlardan biri hâline gelmesine katkıda bulunmaktadır.
St. Antuan Kilisesi, mimari biçimlenişi ve cephe düzeniyle katılımcılar tarafından güçlü bir simgesel anlamla ilişkilendirilen yapılardan biri olarak değerlendirilmektedir. Yapı üzerine yapılan algı çalışmalarında, kilisenin tek renkli bir yapı olarak algılanmadığı; özellikle cephede kullanılan kırmızı tuğla, bezemelerdeki çeşitlilik ve düşey mimari vurguların algıyı belirgin biçimde etkilediği tespit edilmiştir. Bu algının katılımcıların eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği ve sınıflardan bağımsız olduğu ortaya konulmuştur.
Algı verilerine göre yapı ile en sık ilişkilendirilen kavramlar kutsallık, gösteriş ve güçtür. Kutsallık kavramı, farklı katılımcı gruplarında genellikle ilk sıralarda yer almakta; gösteriş kavramı ise özellikle cephedeki hareketlilik, renk kullanımı ve Neo-Gotik üslubun etkisiyle öne çıkmaktadır. Güç kavramı, yapının ölçeği, düşey sütunları ve mekânsal yüksekliğiyle bağlantılı biçimde algılanmaktadır. Bu kavramların birlikte öne çıkması, kilisenin yalnızca bir ibadet mekânı olarak değil, aynı zamanda simgesel bir temsil yapısı olarak değerlendirildiğini göstermektedir.
Cephede ve iç mekânda yer alan Hristiyanlıkla ilişkili figürler, mozaikler ve bezeme öğeleri, yapının sembolik anlamını güçlendiren unsurlar arasında yer almaktadır. Bu mimari ve süsleme unsurları, katılımcılar açısından kutsallık ve merak duygularını pekiştirmekte; yapının dinsel anlatımı mimari yoluyla görünür kılan bir mekân olarak algılanmasına katkıda bulunmaktadır.
[1]
Bashira Beizaeijouybari, “Giulio Mongeri Thinking: St. Antoine Church,” Özyeğin Üniversitesi ARCH 503- Theory of Architecture, erişim tarihi 30 Aralık 2025, https://www.researchgate.net/publication/283151779_St_Antoine_church.
[2]
Bashira Beizaeijouybari, “Giulio Mongeri Thinking: St. Antoine Church,” Özyeğin Üniversitesi ARCH 503- Theory of Architecture, erişim tarihi 30 Aralık 2025, https://www.researchgate.net/publication/283151779_St_Antoine_church.
[3]
Elif Atıcı ve Mehmet İnceoğlu, “Aziz Antuan Kilisesi’nin Mimari Açıdan Okunabilirliği,” Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi 35, sy. 1503 (2020): 1499–1508, erişim tarihi 30 Aralık 2025, https://dergipark.org.tr/tr/pub/gazimmfd/issue/53611/584836
[4]
Bashira Beizaeijouybari, “Giulio Mongeri Thinking: St. Antoine Church,” Özyeğin Üniversitesi ARCH 503- Theory of Architecture, erişim tarihi 30 Aralık 2025, https://www.researchgate.net/publication/283151779_St_Antoine_church.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"St. Antuan Katolik Kilisesi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Arka Plan
Mimari Özellikler
Mimarı: Giulio Mongeri
Kentsel Bağlam ve Konum
İstanbul’daki Katolik Yapıları İçindeki Yeri
Dinsel ve Kültürel Önemi
Mimari Algı ve Sembolizm