Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.
Tengricilik veya Gök Tanrı inancı, eski Türk ve Moğol halklarının inanç sistemini ifade eden bir terimdir. Kökeninin kaya resimlerinden hareketle Yontma Taş Devri'ne kadar uzandığı ileri sürülmektedir. Sisteme dair bilgilere Sümer, Çin ve Doğu Roma gibi eski uygarlıkların yazılı kaynaklarında da rastlanmaktadır.
İnanç sisteminin temelini, evreni yaratan ve idare eden, tek bir yüce varlık olan Gök Tanrı'ya (Tengri) duyulan inanç oluşturur. Tengricilik, yalnızca bir dizi dinî ritüelden ibaret olmayıp aynı zamanda doğa ile uyumu esas alan, kozmolojik, toplumsal ve ahlaki bir dünya görüşünü de kapsar.
Tengriciliğin tarihsel kökenleri üzerine yapılan çalışmalar, çeşitli yazılı belgelere ve arkeolojik bulgulara dayanmaktadır. Çin kaynaklarında, Hunların hükümdarları için "Gök'ün oğlu" sanını kullandıkları ve Mete'nin, "kendisini tahta Tengri'nin çıkardığını belirttiği" kayıtlıdır. Doğu Roma (Bizans) kaynakları ise Türklerin gökyüzünü ve yeryüzünü yaratan tek bir Tanrı'ya inandıklarını, ona at, boğa ve koç gibi hayvanlar kurban ettiklerini ve kam olarak adlandırılan dinî uygulayıcılara sahip olduklarını belirtir.
Göktürkler dönemine ait Orhun Yazıtları, Tengri inancı hakkında doğrudan bilgi veren en temel kaynaklardan biridir. Bu yazıtlarda Tengri, mutlak irade sahibi, kağanları tahta çıkaran, savaşların sonucunu belirleyen ve Türk milletinin kaderine hükmeden en yüce güç olarak tasvir edilir. Örneğin Kültegin Yazıtı'nda "Üze kök tengri asra yağız yir kılındıkda ikin ara kişi oğlı kılınmış." (Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındığında, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış.) ifadesiyle dünyanın ve insanın yaratılışı Tengri'ye atfedilir.
Türklerin tarih boyunca Budizm, Maniheizm, Hristiyanlık ve İslamiyet gibi farklı dinleri benimsemesiyle Tengricilik unsurları, yeni kabul edilen dinlerin pratikleri içinde varlığını sürdürmüştür. Bu unsurların bir kısmı yeni dinin kurallarıyla özdeşleştirilerek yaşatılmış, bir kısmı ise "batıl inanç" olarak nitelenen geleneksel halk inançları formunda günümüze ulaşmıştır.
Tengriciliğin dünya görüşü, belirli kavramlar etrafında şekillenir. Bu kavramlar evrenin yapısı, tanrı anlayışı, ruhlar ve doğa ile olan ilişkiyi tanımlar.
Tengri, Gök Tanrı inancının merkezinde yer alan tek ve mutlak yaratıcıdır. O, yaratılmamış ve doğmamıştır. Evrenin ve içindeki tüm canlı ve cansız varlıkların yaratıcısı ve dengeleyicisidir. İnsanların ve ulusların kaderini tayin eder, iyileri ödüllendirir, kötüleri ise cezalandırır. Orhun Yazıtları'nda "Öd Tengri yaşar kişi oğlı kop ölgeli türümiş" (Zamanı Tengri yaşar, insanoğlu hep ölümlü türemiş) ifadesiyle onun sonsuzluğu vurgulanır. Tengri'nin yeryüzündeki temsilcisinin ise ilahi bir yetki (kut) ile donatılmış olan Kağan olduğuna inanılırdı. Bu sebeple Kağan'a karşı gelmek, doğrudan Tengri'ye karşı gelmekle eş tutulurdu.
Tengri inancına göre evren, üç katmanlı bir yapıdan oluşur:
Tengricilik, ikili bir dünya görüşüne dayanır. Bu anlayışa göre Tengri "tek" olmasına rağmen, diğer varlıklar çiftler hâlinde yaratılmıştır. Bu yapı, Avrupa felsefesindeki çatışmaya dayalı düalizmden farklıdır; burada varlığın gelişimi, unsurların birbirini desteklemesi ve bağlanmasıyla mümkün görülmüştür. Bu yönüyle Çin felsefesindeki "yin-yang" anlayışını andırmaktadır.
Doğa, Türk dünya görüşünün temelini oluşturur. Doğayı yaratan Tengri olduğu için doğadaki tüm unsurlara saygı gösterilirdi. Bu saygı, yeşil otları koparmamak ve su kaynaklarını kirletmemek gibi pratiklerle kendini gösterirdi. Tengricilikte sadece insanların değil, hayvanların ve cansız varlıkların da ruhları (iyeleri) olduğuna inanılırdı. İnsanın en az üç ruha sahip olduğu kabul edilirdi. Bu ruhlardan biri ölümden sonra doğada kalırken, diğer ikisi yeniden doğuş döngüsüne girerdi.
Eski Türklerin inanç sisteminin adlandırılması konusunda akademik literatürde farklı yaklaşımlar bulunmaktadır.
Bazı araştırmacılar, eski Türk dinini "şamanizm" olarak tanımlamaktadır. Bu görüşe göre, şaman olarak adlandırılan din görevlisinin uygulamaları, inancın merkezindedir. Ancak başka araştırmacılar, şamanın rolünün bütün bir inanç sistemini tanımlamak için yeterli olmadığını, şamanın zaten var olan bir inanç sistemi, kurallar ve semboller çerçevesinde faaliyet gösterdiğini savunmaktadır. Bu yaklaşıma göre Şamanizm, Tengricilik inancının uygulama biçimlerindendir veya bir parçasıdır. Altay tanrıcılarının başı olarak anılan Akay Kunayev ise "Tengricilik de Şamanizm'den, kelebeğin kozadan çıkması gibi çıkmıştır" ifadesiyle iki kavramın iç içe geçtiğini belirtir.【1】 Bazı akademisyenler de Sibirya Şamanizmi'nin, Hun ve Göktürk imparatorluklarının eski ve daha sistemli olan devlet dininin yalnızca bir kalıntısı olduğunu ileri sürmektedir.
Bazı araştırmacılar, eski Türk dininin asıl adının "Tengricilik" değil, "Bögü dini" olması gerektiğini öne sürmektedir. Bu görüş, eski Türk el yazmalarında "bögü" kelimesinin "bilge", "hükümdar", "koruyucu" gibi dinî ve kutsal bağlamlarda sıkça kullanılmasına dayandırılmaktadır. Codex Cumanicus gibi metinlerde ve Moğol kaynaklarında da kelimenin benzer anlamlarda yer alması, bu tezi destekleyen deliller olarak sunulmaktadır.
Tengricilikteki dinî pratikler, kam veya baksı adı verilen din görevlileri tarafından yönetilirdi.
Din görevlisine genel olarak "kam"; Kırgız ve Kazaklarda ise "baksı" denilirdi. Kam; kâhin, şifacı, bilge ve ruhlar âlemi ile insanlar arasında aracı olarak görev yapardı. Toplumun yararı için çalışır, ruhlarla iletişim kurar, gelecekten haber verir ve hastalıkları sağaltmaya çalışırdı. Ayinlerini davul ve çeşitli müzik aletleri eşliğinde gerçekleştirir, ancak hiçbir zaman her şeyi bildiğini iddia etmezdi; ritüeller genellikle "Bundan ötesini Gök Tanrı bilir" sözüyle son bulurdu【2】 .
Kurban, Tengri'ye ve diğer kutsal varlıklara (iyelere) şükran sunmak, dilek dilemek veya onlardan korunma talep etmek amacıyla gerçekleştirilen bir ritüeldi. Kurbanlar kanlı ve kansız olmak üzere ikiye ayrılırdı.
Genellikle at, koç veya sığır gibi hayvanlar kurban edilirdi. Ülgen gibi göksel iyelere ak (beyaz) renkli hayvanlar, Erlik gibi yeraltı iyesine ise kara (siyah) renkli hayvanlar sunulurdu. Kurban edilecek hayvanın ruhuna saygı gereği kanının toprağa akıtılmamasına ve kemiklerinin kırılmamasına özen gösterilirdi. Hayvan genellikle göğsü yarılarak kurban edilirdi.
Dualar (alkışlar), Tengriciliğin temel uygulamalarındandı. Genellikle bir yakarış, şükran veya iyi dilek formunda olurdu. Bilinen en eski dua örneklerinden biri, MS 328'de bir Hun hükümdarının (Şan-yu) fethettiği bir şehirde atının üzerinde ellerini göğe kaldırarak "Ey Gök! Bana onu verdiğin için teşekkür ederim" demesidir.
Dede Korkut Kitabı'nda anlatılan yas törenleri, Tengricilik döneminin izlerini taşır. Bir kişi öldüğünde saç yolmak, yüzü tırmalamak, ağıt yakmak, siyah elbiseler giymek ve ölünün atının kuyruğunu kesmek gibi uygulamalar yaygındı. Ayrıca ölen kişinin ardından "ölü aşı" adı verilen bir ziyafet düzenlenirdi.
Tengricilik hakkındaki bilgiler, çeşitli birincil ve ikincil kaynaklara dayanır:
[1]
Enver Kapağan, “Gök Tanrı İnancı ve Bu İnanç Sisteminin İçinde Alkış, Dua ve Dilekler,” Turkish Studies 8, no. 3 (2013): 804, https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=tammetin&makaleadi=&makaleurl=183461352_46Kapa%C4%9FanEnver-edb-801-810.pdf&key=17195,
[2]
Enver Kapağan, “Gök Tanrı İnancı ve Bu İnanç Sisteminin İçinde Alkış, Dua ve Dilekler,” Turkish Studies 8, no. 3 (2013): 804, https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=tammetin&makaleadi=&makaleurl=183461352_46Kapa%C4%9FanEnver-edb-801-810.pdf&key=17195
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Tengricilik (Gök Tanrı İnancı)" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Kökenler ve Gelişim
Temel İnanç Esasları ve Dünya Görüşü
Tengri Anlayışı
Kozmoloji: Üç Dünya Modeli
İkililik (Dualizm)
Doğa ve Ruh Anlayışı
Kuramsal Yaklaşımlar ve Terminoloji Tartışmaları
Tengricilik ve Şamanizm İlişkisi
"Bögü Dini" Hipotezi
Dinî Uygulayıcılar ve Ritüeller
Kam / Baksı (Şaman)
Kurban Törenleri
Kansız Kurbanlar
Kanlı Kurbanlar
Dua ve Alkışlar
Yas Törenleri
Önemli Belgeler ve Kaynaklar