Zihnin Bu Kadar Dolu Olmasının Bir Sebebi Olmak Zorunda mı?
Son zamanlarda yorgunluğunun adını koyamıyor musun?
Dinleniyorsun ama geçmiyor mu?
Bazen her şey yolunda gibi görünürken içinden bir şeylerin sessizce ağırlaştığını hisseder misin?
İnsanın kafası çoğu zaman düşündüğünden daha kalabalıktır. Yapılacaklar, söylenememiş cümleler, ertelenmiş duygular… Bunlar tek tek değil, çoğu zaman aynı anda birikir. Zihin yalnızca bugünü taşımaz; geçmişte yarım kalanları ve geleceğe dair belirsizlikleri de sırtlanır. “Sonra bakarım” denilen her şey içte kalır ve zamanla yük olur.
Bu kalabalık arttıkça dinlenmek zorlaşır. Gece yatağa uzandığında beden yorgundur ama zihin hâlâ ayaktadır. Gün bitmiştir ama düşünceler bitmez. İnsan uyur ama dinlenmiş hissetmez; çünkü asıl yük hâlâ içeridedir. Bu yorgunluk gerçekten tek bir olaydan kaynaklanmaz.
Çoğu zaman insanı yoran şey, zamanla biriken ve adını koyamadığı bir ağırlıktır. Küçük hayal kırıklıkları, ertelenmiş kararlar, bastırılmış hisler yavaş yavaş birikir. İnsan bir gün durup “Ben ne zaman bu kadar yoruldum?” diye düşünür ama net bir cevap bulamaz. Çünkü yük bir anda değil, sessizce oluşmuştur. Böyle zamanlarda insan kendi hissinden bile şüphe eder. “Ben bunu abartıyor muyum?”
Bu soru, görünmeyen yorgunluğun en tanıdık eşlikçisidir. Çevredekiler seni hâlâ güçlü ve toparlanmış gördüğünde, sen de kendi içini sorgularsın. Oysa bir duygunun fark edilmemesi, onun gerçek olmadığı anlamına gelmez.
Hisler bazen nedenlerinden önce gelir. Zihin henüz açıklayamasa bile beden ve kalp durumu çoktan anlamıştır. Bu yüzden insan sebebini bilmeden yorgun hisseder. Bazı duyguların kelimeye dönüşmesi zaman ister. Uzun süre güçlü kalmaya çalışmak da bu yorgunluğun önemli bir parçasıdır. Hep idare eden, toparlayan, yük alan kişi olmak; insanın kendi ihtiyaçlarını ertelemesine yol açar. “Şimdi sırası değil” denilen her duygu içte bir yerde kalır. Bastırılan her şey bir gün yorgunluk olarak geri döner; sessizce ama derinden.
Bu yüzden dinlenmek bazen işe yaramaz. Uyku bedeni onarır ama zihni boşaltmaz. Düşünceler dağılmamışsa duygular hâlâ taşınıyorsa sabah uyanıldığında yorgunluk geçmez. Asıl ihtiyaç olan şey, biraz durmak ve içteki yükü fark etmektir.
Her şeyi içinde taşıyan insan, zamanla kendine alan bırakamaz. Sınırlar daralır, nefes sıkışır. Bunalmışlık tam da burada başlar: İnsanın kendisi için alan bulamadığı yerde.
Ve belki de en önemli farkındalık şudur: Bu yük sen değilsin. Bu sadece bir süredir taşıdığın bir ağırlık. Sana aitmiş gibi hissettirse de kimliğin bundan ibaret değildir. Sen şu anki yorgunluğundan ve belirsizliğinden çok daha fazlasısın.
Her şeyi hemen çözmek zorunda değilsin. Bazen çözüm aramak bile yükü artırır. Önce durmak, yükün tamamının sana ait olmadığını fark etmek ve kendine küçük bir alan açmak yeterlidir.
Her şeyi tek başına taşımayı zamanla öğrendin. Ama bu, hep böyle devam etmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Yük paylaşılabilir. Ve bazen iyileşmek, yükü tamamen bırakmak değil; onu tek başına taşımadığını fark etmektir.
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.