F-16 Savaşan Şahin veya resmi adıyla General Dynamics F-16 Fighting Falcon, ABD yapımı tek motorlu, süpersonik bir çok rollü savaş uçağıdır. 1970’lerde hafif avcı uçağı ihtiyacıyla geliştirilmiş ve ilk kez 2 Şubat 1974’te uçuşunu yapmıştır. Başlangıçta hava üstünlüğü için gündüz avcı uçağı olarak tasarlanmış, ancak sonraki iyileştirmelerle her hava koşulunda görev yapabilen başarılı bir çok amaçlı platforma evrilmiştir. Uçağın yüksek manevra kabiliyeti, modern avionikleri ve göreceli düşük maliyeti, birçok ülkenin hava kuvvetlerinde kullanılmasını sağlamıştır. 1976’dan bu yana 4.600’den fazla F-16 üretilmiş olup, günümüzde 25’ten fazla ülkenin envanterinde aktif hizmettedir. Resmî adı “Fighting Falcon” (Muharip Şahin) olsa da, hem Türkçe’de “Savaşan Şahin” olarak anılır, hem de pilotları arasında yaygın takma adı “Viper” (Engerek) olarak bilinir.
Tarihçe
Geliştirme Süreci: F-16’nın kökeni, ABD Hava Kuvvetleri’nin Vietnam Savaşı sonrası hafif ve çevik bir savaş uçağı arayışına dayanır. 1972’de başlatılan “Lightweight Fighter” programı kapsamında, General Dynamics’in YF-16 prototipi yarışmayı kazanarak ilk uçuşunu Ocak 1974’te gerçekleştirdi. İlk seri üretim modeli F-16A Aralık 1976’da uçtu ve Ocak 1979’da ilk operasyonel F-16 teslim edildi. ABD Hava Kuvvetleri (USAF) 1978’de F-16’yı hizmete alarak 388. Taktik Avcı Kanadı’nda görevlendirdi. Uçağın iki kişilik eğitim modeli F-16B de tandem kokpit düzeniyle kısa süre sonra geliştirildi.
Üretim ve Yaygınlaşma: F-16, ortak üretim konsorsiyumu ile NATO müttefiklerine de üretildi. ABD ile Belçika, Hollanda, Danimarka ve Norveç’in oluşturduğu konsorsiyum, ilk etapta Avrupa için 348 adet F-16 üretmiş; nihai montaj hatları Belçika ve Hollanda’da kurulmuştur. Bu sayede teknoloji transferi sağlanmış ve NATO müttefikleri ortak bir uçak platformu edinmiştir. 1993’te uçağın tasarımcısı General Dynamics’in uçak bölümü Lockheed firmasına satılmış, Lockheed ise 1995’te Martin Marietta ile birleşerek üretime Lockheed Martin çatısı altında devam etmiştir. 2000’lere gelindiğinde F-16, Batı dünyasının büyük jet savaş uçağı programlarından biri haline gelmiş ve toplam üretim adedi 4.600’ü aşmıştır.
Hizmete Giriş ve Evrim: F-16A/B modelleri 1980’lerde ABD ve NATO envanterine girmeye başlamışken, 1980’lerin başından itibaren yapısal iyileştirmeler ve gelişmiş elektroniklerle F-16C/D modelleri üretilmeye başlanmıştır. Kasım 1981’den itibaren teslim edilen tüm F-16’lar, gece harekâtı, hassas vuruş ve görüş ötesi angajman kabiliyetleri için gerekli altyapıya sahip olarak üretilmiştir. Bu geliştirme programı neticesinde tek kişilik F-16C ve çift kişilik F-16D versiyonları, modern kokpit gösterge sistemleri ve geliştirilmiş aviyoniklerle hizmete girmiştir. 1990’lar ve 2000’lerde F-16’nın Block 40/50 ve 50+ gibi daha gelişmiş varyantları ortaya çıkmıştır; örneğin Block 50/52’lerde daha güçlü motor seçenekleri (General Electric F110) ve gelişmiş radarlar kullanılmıştır. F-16 platformu ayrıca farklı ihtiyaçlara yönelik türevlere de temel olmuştur: Örneğin, ABD ile Japonya ortak üretimi Mitsubishi F-2 bu tasarımdan geliştirilmiştir.

F-16 (Kaynak: Defence)
Operasyonel Geçmiş: F-16, hizmete girişinden bu yana birçok çatışmada etkin rol oynamıştır. 1991 Körfez Savaşı’nda ABD F-16 filoları Çöl Fırtınası harekâtı boyunca diğer tüm uçaklardan daha fazla sorti gerçekleştirerek düşman havaalanları, füze rampaları ve zırhlı birlikler gibi hedeflere saldırılar düzenlemiştir. 1999’da Kosova’daki Müttefik Güç Harekâtı sırasında F-16’lar düşman hava savunmasının baskılanması (SEAD), yakın hava desteği ve önleyici hava devriyesi dahil birçok görevi başarıyla icra etmiştir. İsrail, Pakistan ve diğer kullanıcı ülkeler F-16 ile çeşitli hava muharebelerinde hava üstünlüğü sağlamış ve stratejik noktalara nokta operasyonlar gerçekleştirmiştir. Uçağın muharebe başarıları, onu 2000’lerde terörle mücadele operasyonlarının da önemli unsurlarından biri yapmıştır; F-16’lar Afganistan ve Irak’ta binlerce operasyon uçuşu gerçekleştirmiştir.
Teknik Özellikler
F-16 Tasarımı
F-16, hafif ve kompakt bir yapıda tasarlanmış, aerodinamik olarak gelişmiş bir uçaktır. Uçağın gövdesi yüksek oranda alaşımlı alüminyum ve titanyumdan imal edilmiştir; tam dahili yakıtla 9 g’ye kadar manevralara dayanabilir. F-16, gelişmiş uçuş kontrol sistemleriyle donatılan ilk seri muharip uçaklardan biridir; aerodinamik yapısının kararsızlıklarını sürekli düzeltmek için dijital fly-by-wire (elektronik uçuş kumanda) sistemi kullanılmıştır. Pilotun durumsal farkındalığı için çerçevesiz kabarcık (bubble) kanopi görüş sağlar ve 30° eğimli fırlatma koltuğu, yüksek g kuvvetlerinde pilot dayanıklılığını artırır. Geleneksel ortadaki kumanda kolu yerine pilotun sağ yanına yerleştirilen yan kontrol kolu, yüksek manevralarda hassas kontrol olanağı sunar.
Motor ve Performans
F-16, tek bir turbofan motorla donatılmıştır. Erken modellerde Pratt & Whitney F100-PW-200 motoru (ve daha sonra -220/-229 versiyonları) kullanılırken, bazı ileri bloklarda General Electric F110-GE-100/129 motorları tercih edilmiştir. Her iki motor tipi de afterburner (art yakıcı) ile yaklaşık 27.000 lbf (120 kN) itki üretebilir. Uçağın azami hızı yüksek irtifada Mach 2’nin biraz üzerindedir (40.000 ft irtifada ~2.180 km/sa). Seyir hızı yaklaşık 930 km/sa olup, dahili yakıt ve harici tanklarla ferry menzili 4.000 km’yi aşabilir. Muharebe yarıçapı (gidiş-dönüş menzil) görev profiline göre ~550–600 km civarındadır. Servis tavanı 15.240 m (50.000 ft) mertebesindedir ve bu irtifalarda dahi hedef tespit ve angaje kabiliyetine sahiptir.
Radar ve Aviyonikler
İlk F-16A/B’ler Westinghouse (Northrop Grumman) AN/APG-66 doppler radarı ile donatılmıştır. F-16C/D modellerinde menzil ve çözünürlüğü artırılmış AN/APG-68 çok işlevli radarı kullanılmış, Block 50+ ve sonraki versiyonlarda APG-68(V)9 gibi gelişmiş varyantlar entegrasyonuyla gece ve hava-yer yetenekleri iyileştirilmiştir. En yeni konfigürasyon olan F-16V (Block 70/72), AN/APG-83 SABR adlı AESA (Aktif Elektronik Taramalı Dizin) radarla donatılarak 5. nesil uçaklara yakın hedef tespit ve takip performansı kazanmıştır. Uçağın aviyonik mimarisi modüler olup yeni sistemlerin entegrasyonuna açıktır; örneğin gelişmiş EGI (GPS/INS birleşik seyrüsefer sistemi), sayısal uçuş bilgisayarları ve HOTAS (gaz ve kumanda entegrasyonu) kabiliyetleri zaman içinde eklenmiştir. F-16’nın kokpitinde geniş açılı Head-Up Display (HUD) göstergesi, çok fonksiyonlu ekranlar ve gelişmiş iletişim/navigation teçhizatı bulunur. Modern F-16’larda Link-16 taktik veri bağı, JHMCS gibi kaska monteli nişangâh sistemleri, elektronik harp ikaz alıcıları ve ALE-47 karşı tedbir/flare sistemleri standart hale gelmiştir.
Silah Sistemleri

Silah Sistemleri (Kaynak: Lockheed Martin)
F-16, dahili ve harici birçok silah taşıyabilir. Sol kanat köküne entegre tek namlulu 20 mm M61A1 Vulcan Gatling topu, yakın hava muharebesi ve saldırı görevlerinde standart ateş gücünü sağlar. Uçak gövde ve kanatlarında toplam 11 adet silah istasyonu vardır: 2 adet kanat ucu, 6 adet kanat altı ve 3 adet gövde altı olmak üzere. Bu istasyonlarda toplam ~7.700 kg mühimmat ve dış yük taşıyabilir. Hava-hava görevlerinde AIM-9 Sidewinder kısa menzil ve AIM-120 AMRAAM orta/uzun menzil füzeleri başta olmak üzere çeşitli güdümlü füzelerle donatılabilir. Hava-yer görevlerinde ise lazer güdümlü veya GPS güdümlü bombalar (Paveway serisi, JDAM vb.), AGM-65 Maverick füzesi, AGM-88 HARM anti-radar füzesi, AGM-84 Harpoon gemisavar veya AGM-154 JSOW gibi seyir füzeleri kullanılabilir. Ayrıca bazı kullanıcılar F-16’larını nükleer bomba (B61 taktik bombası) taşıyacak şekilde sertifikalandırmıştır. Uçağın çok yönlülüğü, aynı sorti içinde birden fazla görev türüne uygun mühimmat konfigürasyonuna imkân tanır.
Temel Bilgi ve Teknik Özellik
Genel Bilgiler
Tam Adı
- General Dynamics F-16 Fighting Falcon
- (Türkçesi: F-16 Savaşan Şahin)
NATO Kodu
- Multirole Fighter (Çok Amaçlı Avcı Uçağı)
Takma Adı (Gayriresmî)
- Viper (Engerek)
Uçağın Türü/Tip
- Tek motorlu, süpersonik, çok rollü (multirole) savaş uçağı
Geliştiren Firma/Üretici
- General Dynamics (1970–1993)
- Lockheed Corporation → Lockheed Martin (1993–günümüz)
İlk Uçuş Tarihi
- 2 Şubat 1974 (YF-16 prototipi); F-16A modeli 8 Aralık 1976
Hizmete Giriş Tarihi
- Ocak 1979 (USAF, 388. Avcı Kanadı)
Kullanıcı Ülkeler
- 25’ten fazla ülke (ABD, Türkiye, İsrail, Mısır, Yunanistan, Tayvan, Güney Kore, BAE, Polonya vb.)
Toplam Üretim Miktarı
- 4.600+ adet (1976’dan günümüze); 25’ten fazla ülkeye teslim edildi
Üretim Yılı Aralığı
- 1976 – günümüz (2024 itibarıyla üretim devam etmekte)
Gövde ve Tasarım
Uzunluk
- 15,06 metre (F-16C)
Kanat Açıklığı
- 9,96 metre
Yükseklik
- 4,88 metre
Boş Ağırlık
- ~8.570 kg (F-16C)
Azami Kalkış Ağırlığı (MTOW)
- ~19.200 kg
Görev Yükü (Harici Mühimmat ve Yakıt)
- ~7.700 kg
Maksimum G Kütlesi
- +9 g
Görev Profili
- Hava-hava, hava-yer, SEAD, CAS, önleme, nükleer taşıyıcı
Motor ve Performans
Motor Türleri
- Pratt & Whitney F100-PW-220/-229
- General Electric F110-GE-100/-129
İtki Gücü
- Yaklaşık 120–129 kN (afterburner ile)
Azami Hız
- Mach 2.05 (~2.180 km/saat)
Seyir Hızı
- ~930 km/saat
Muharebe Yarıçapı
- ~550–600 km (yük profiline göre değişir)
Ferry Menzili
- 4.000+ km (harici tanklarla)
Tırmanma Oranı
- 250 m/s (yaklaşık 15.000 m/dk)
Servis Tavanı
- 15.240 m (~50.000 ft)
Aviyonikler ve Sistemler
Radar Sistemleri
- AN/APG-66 (erken modeller)
- AN/APG-68(V)9 (blok 50/52)
- AN/APG-83 SABR AESA (F-16V)
Uçuş Kontrol
- Dijital Fly-by-Wire
- Kararsız aerodinamik tasarım
Kokpit Özellikleri
- Geniş HUD
- Çok fonksiyonlu dijital ekranlar
- 30° eğimli koltuk
- Kabarcık (bubble) kanopi
- Side-stick kontrol kolu
- HOTAS (gaz ve kumanda birleştirme)
Veri ve İletişim
- Link-16 veri bağı
- JHMCS (kaska monteli nişangah)
- EGI (GPS + INS)
Elektronik Harp
- Radar İkaz Alıcı (RWR)
- ALE-47 flare/chaff
- Harici ECM podları
Silah Sistemleri
Dahili Top
- 1x 20 mm M61A1 Vulcan topu (511 mermi)
Harici Silah İstasyonu
- 11 adet (2 kanat ucu, 6 kanat altı, 3 gövde altı)
Maksimum Silah Yükü
- ~7.700 kg mühimmat
Hava-Hava Füzeleri
- AIM-9 Sidewinder / AIM-9X
- AIM-120 AMRAAM
Hava-Yer Füzeleri ve Bombaları
- AGM-65 Maverick
- AGM-88 HARM
- AGM-154 JSOW
- LGB, JDAM, MK-82, HGK, LGK
- SOM (Türkiye)
- AGM-84 Harpoon
- B61 (NATO nükleer rolü)
Türkiye’de F-16
İlk Alım Programı
- Peace Onyx I (1983)
Ortak Üretim Tesisleri
- TUSAŞ (TAI) ve TEI
Envantere İlk Giriş
- 11 Mart 1988
Toplam Alım
- ~270 uçak (Blok 30/40/50/50+)
Mevcut Envanter (2024)
- 240+ adet aktif F-16C/D
Modernizasyon Projeleri
- CCIP (2005–2010)
- Peace Onyx IV (2011–2012)
- ÖZGÜR (2020’ler)
- Blok 70 “Viper” Alımı (40 uçak siparişi verildi)
- 79 modernizasyon kiti iptal edildi, yerli yapılıyor
Kullanım Görevleri
- Sınır güvenliği
- Hava devriyesi
- Barış Kartalı E-7T entegrasyonu
- Eğitim, keşif, önleme, taarruz görevleri
Kullanan Ülkeler
F-16, dünya genelinde birçok ülke tarafından kullanılmaktadır. Başlıca kullanıcılar arasında Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, İsrail, Mısır, Güney Kore ve Yunanistan yer almaktadır. Ayrıca Bahreyn, Bulgaristan, Slovakya ve Fas gibi ülkeler de F-16 Block 70/72 siparişi vermiştir.
F-16, küresel ölçekte en yaygın kullanılan dördüncü nesil savaş uçaklarından biridir. 2025 itibarıyla dünya genelinde 2.084 adet F-16 aktif hizmettedir ve bu sayı, onu halen en yaygın askeri jet uçağı yapmaktadır. ABD dışında 25’ten fazla ülke F-16’yı envanterine katmıştır. ABD Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Ulusal Muhafız filoları toplamda yüzlerce F-16 işletmekte olup sadece USAF envanterinde yaklaşık 700’den fazla aktif F-16 savaş uçağı bulunmaktadır. ABD, F-16’larını hava üstünlüğü, yakın hava desteği, SEAD (düşman hava savunmasının baskılanması) ve taktik bombardıman gibi çeşitli görevlerde kullanmaktadır. Ayrıca, USAF Thunderbirds akrotim gösteri ekibi yıllardır F-16C/D uçakları ile gösteriler yapmaktadır.
Başlıca Kullanıcılar
ABD’den sonra büyük F-16 filolarına sahip ülkeler sırasıyla Türkiye, İsrail, Mısır, Güney Kore, Yunanistan ve Tayvan’dır. Türkiye, halihazırda 243 adet F-16C/D uçağı ile (bunların 157’si muharip filolarda, geri kalanları eğitim ve yedek statüde) ABD’nin ardından ikinci en büyük F-16 kullanıcısıdır. İsrail, 1980’lerden bu yana F-16A/B (“Netz”), F-16C/D (“Barak”) ve F-16I (“Sufa”) modellerini kullanmaktadır ve yaklaşık 200 adedi operasyoneldir. Mısır Hava Kuvvetleri, 220’den fazla F-16 ile hava savunma ve yer saldırı kabiliyetini F-16 filolarıyla yürütmektedir. NATO müttefiklerinden Yunanistan yaklaşık 150, Güney Kore yaklaşık 170, Tayvan ise yaklaşık 140 F-16’ya sahiptir (bir kısmı yerli/ortak üretim). Ayrıca, Belçika, Hollanda, Norveç, Danimarka, Polonya, Pakistan, Endonezya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Ürdün ve Şili gibi birçok ülke, farklı blok ve modernizasyon seviyelerinde F-16 uçakları kullanmaktadır. Bu ülkeler F-16’larını ulusal hava sahası savunması, caydırıcılık, keşif ve gerektiğinde muharip harekâtlar için kullanmaktadır. Örneğin, Yunanistan ve Türkiye F-16’ları Ege’de devriye ve önleme görevlerinde karşılıklı kullanırken, Pakistan F-16’ları 2019’da sınır ötesi gerginlikte aktif olarak kullanmıştır. Birçok Avrupa kullanıcısı, eski F-16’larını kademeli olarak F-35 Lightning II gibi 5. nesil uçaklarla değiştirmeye başlasa da, F-16 halen pek çok hava kuvvetinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
Türkiye’deki Kullanımı
Envantere Girişi
Türk Hava Kuvvetleri’nin F-16 serüveni 1980’lerin başında başlamıştır. Eskiyen F-104 ve F-5 filolarını yenilemek isteyen Türkiye, 1983’te ABD ile Peace Onyx I (Türkçe kod adı: Öncel Barış I) programı kapsamında F-16 alımına yönelik anlaşma imzaladı. Bu anlaşmada Türkiye’de ortak üretim şartı yer aldığından, F-16 üretimi için 1984’te TUSAŞ (TAI) ve TEI şirketleri kuruldu. İlk 8 uçak ABD’de General Dynamics tesislerinde üretildi; bunlardan 2’si montajı yapılmak üzere TAI tesislerine gönderildi. Türkiye’de montajı tamamlanan ilk F-16, 14 Ekim 1987’de test uçuşunu yapmış ve 11 Mart 1988’de Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmiştir. Peace Onyx I kapsamında toplam 160 uçak (34 F-16C Blok 30, 8 F-16D Blok 30, 102 F-16C Blok 40, 15 F-16D Blok 40) sipariş edilmiş ve bunların 154’ü TAI tesislerinde üretilip montajlanmıştır.
Peace Onyx II programıyla 1990’ların ortasında ilave 40 adet F-16C/D Blok 50 alımı yapılmış ve opsiyonlarla bu sayı artırılmıştır. 1995-1999 arasında teslim edilen Blok 50’lerle birlikte Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-16 sayısı 200’ü aşmıştır. 2000’lerde, eldeki F-16 filosunu modern tutmak amacıyla Peace Onyx III programı ile kapsamlı bir modernizasyon (CCIP – Common Configuration Implementation Program) başlatılmıştır. 2005-2010 arasında yürütülen CCIP modernizasyonuyla Block 40 ve 50 modelleri ortak standartlara getirilmiş; APG-68(V9) radar, gelişmiş görev bilgisayarı, Link-16 veri bağı, yeni nesil AIM-9X Sidewinder ve AIM-120C-7 AMRAAM füzeleri, Hassas Güdüm Kiti (HGK) gibi milli mühimmatlar ve ASELSAN üretimi hedefleme podları filoya entegre edilmiştir. Böylece Türk F-16’ları 4+ nesil yeteneklere yükseltilmiştir. 2011-2012 yıllarında ise Peace Onyx IV kapsamında 30 adet yeni F-16C/D Blok 50+ TAI tesislerinde üretilerek envantere katılmıştır. Bu son kafile, daha gelişmiş radar (APG-68V9), hedefleme podu ve seyir füzesi entegrasyonu gibi kabiliyetlerle gelmiştir. Toplamda Türkiye, dört parti halinde yaklaşık 270 adet F-16C/D uçağı tedarik etmiştir (bir kısmı eğitim kazaları ve emekliliklerle zaman içinde envanterden ayrılmıştır).
Mevcut Durum ve Filolar
2020’ler itibarıyla Türk Hava Kuvvetleri aktif envanterinde 240+ adet F-16 bulunmaktadır. Bunların büyük kısmı tek kişilik F-16C ve geri kalanı çift kumandalı F-16D modelleridir. Hizmetteki uçaklar Blok 30, 40 ve 50 serilerindedir; en eski Blok 30’lar eğitim ve ikinci hat görevlerde kullanılmakta, Blok 40 ve 50’ler ise ana muharip filolarda görev yapmaktadır. F-16’lar Türk Hava Kuvvetleri’nde 1988’den itibaren avcı (önleme) ve taarruz (bombardıman) rolleri başta olmak üzere kullanılmaktadır. Türk F-16 filoları ülke hava sahasının korunması, sınır ötesi operasyonlar, keşif ve devriye (CAP) görevlerinin asli unsuru haline gelmiştir. 1990’lardan itibaren Ege Denizi’nde devriye ve it dalaşı (dogfight) olaylarında Türk F-16 pilotları aktif rol almış, 2006’da bir Türk ve bir Yunan F-16’sının karıştığı kaza bu gerilimin örneklerinden biri olmuştur. 2015’te Türk F-16’ları, ülke sınırını ihlal eden bir Su-24 uçağını angaje ederek düşürmüştür. Ayrıca F-16’lar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye ve Irak’taki sınır ötesi harekâtlarında (örneğin, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı) kara kuvvetlerine yakın hava desteği sağlamış ve kritik hedefleri imha etmiştir.
Modernizasyon Programları
Türkiye, envanterindeki F-16’ların teknolojik ömrünü uzatmak ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla milli modernizasyon projeleri yürütmektedir. ASELSAN öncülüğünde gerçekleştirilen ÖZGÜR Projesi, özellikle eski Blok 30 F-16’ların aviyonik sistemlerini milli imkânlarla yenilemektedir. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in 2023’te verdiği bilgiye göre, Özgür projesi kapsamında Blok 30 modernizasyonu tamamlanmış; 2023 sonundan itibaren bu uçaklar sahada kullanılmaya başlanacaktır. Projenin devamında Blok 40 ve 50 uçaklarının da yerli aviyonik ve görev bilgisayarlarıyla donatılması planlanmaktadır. Bu sayede F-16’ların elektronik harp, nişancı başlığı kullanımı, milli seyir füzesi (SOM) ve akıllı mühimmat entegrasyonu gibi alanlarda tamamen Türkiye tarafından güncellenmesi hedeflenmektedir. Öte yandan, Türkiye 2021’de ABD’ye 40 adet yeni F-16 Blok 70 (F-16V) alımı ve 80 civarında mevcut F-16 için Viper seviyesinde modernizasyon kitleri talebinde bulunmuştur. Uzun süren diplomatik süreçlerin ardından ABD Dışişleri, Ocak 2024’te 40 yeni F-16V satışı ve 79 adet modernizasyon kitine onay vermiştir. Ancak Kasım 2024’te Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 79 modernizasyon kitinin satın alınmasından vazgeçildiğini ve bu işlemin TUSAŞ tarafından milli imkanlarla yapılacağını açıklamıştır. Güler, 40 adet F-16 Block 70 Viper alımının 7 milyar dolarlık bir paketle devam ettiğini, bu uçaklar için 1.4 milyar dolar tutarında ön ödeme yapıldığını belirtmiştir. Bu gelişme, Türkiye’nin kendi F-16’larını modernize etme konusundaki yetkinliğini ve kararlılığını göstermektedir. Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki Blok 30/40/50 uçaklarının sayısı 200’ün üzerindedir ve bu filonun büyük kısmı Özgür ve benzeri programlarla 2030’lara kadar etkin tutulmaya çalışılacaktır.
Barış Kartalı ve Entegrasyon
Türk F-16’larının etkin kullanımında, 2014’te envantere giren E-7T Barış Kartalı Havadan Erken İhbar ve Kontrol (HİK) uçakları da rol oynamaktadır. F-16’lar Barış Kartalı radar ağı sayesinde geniş bir harekât resmine sahip olarak hedef tespit ve takipte avantaj elde etmektedir. Bu entegre yapı, Türkiye’nin hava sahası kontrolünde F-16 filolarının gücünü artırmaktadır.
Modernizasyon ve Gelecek Projeksiyonları
F-16V ve Yeni Üretimler
F-16 platformu, 2020’lerde gelişimini sürdürmektedir. Lockheed Martin firması, günümüzün ihtiyaçlarına göre yenilenmiş F-16V “Viper” konfigürasyonunu pazarlamaktadır. F-16V, modern AESA radar (APG-83), gelişmiş kokpit ekranları, yeni görev bilgisayarı ve gelişmiş veri bağlantılarıyla donatılmış en ileri F-16 versiyonudur. ABD, kendi envanteri için yeni F-16 alımına devam etmemekle birlikte, üretim hattı ihracat müşterileri için aktiftir. 2019’da Güney Carolina/Greenville tesislerinde F-16 üretimi yeniden başlatılmış ve Bahreyn, Slovakya, Bulgaristan gibi ülkelere Block 70/72 siparişleri alınmıştır. Örneğin, Bahreyn 16 adet, Slovakya 14 adet, Bulgaristan 8+8 adet F-16V siparişi vermiştir. Üretici firma, artan talep nedeniyle teslimatlarda gecikmeler yaşandığını ve siparişlere yetişmekte zorlandığını bildirmiştir. Bu durum, F-16’nın gelişen dünya şartlarında hâlâ tercih edilen bir seçenek olduğunu göstermektedir.
Kullanıcı Ülkelerde Modernizasyon
Mevcut F-16 kullanıcıları, filolarını yenilemek için çeşitli modernizasyon programları yürütmektedir. Yunanistan, Hava Kuvvetlerindeki yaklaşık 150 F-16’nın 83 adedini Lockheed Martin desteğiyle F-16V seviyesine yükseltmeye başlamış ve 2027’ye kadar tamamlamayı planlamaktadır. Tayvan, tüm F-16A/B filosunu kendi imkanları ve ABD desteğiyle F-16V standardına (F-16A/B Block 20 => F-16V) yükseltmektedir. Güney Kore ve Singapur da F-16C/D uçakları için AESA radar ve yeni aviyonik modernizasyon projeleri uygulamaktadır. Pakistan, F-16’larının orta gövde ömür uzatımı ve elektronik modernizasyonunu ASELSAN gibi Türk firmalarının katkısıyla gerçekleştirmektedir. Birleşik Arap Emirlikleri ise sahip olduğu gelişmiş Block 60 “Desert Falcon” F-16’ları ile benzer kabiliyetleri halihazırda kullanmaktadır. Bu sayede F-16, 4. nesil bir platform olsa da birçok hava kuvvetinde 4.5 nesil yetenekler kazanarak 2030’lara kadar hizmette kalacaktır.
Milli Muharip Uçak ve Yerine Geçiş
F-16’nın geleceğine ilişkin projeksiyonlarda, birçok ülke için 5. nesil savaş uçakları veya milli projeler ön plana çıkmaktadır. ABD Hava Kuvvetleri, F-16’ların kademeli olarak yerini F-35 Lightning II ve ileride geliştireceği 6. nesil uçaklarla doldurmayı planlamaktadır. NATO müttefiklerinden pek çoğu da benzer şekilde F-35’i seçmiş veya yeni nesil Avrupa savaş uçağı projelerine yönelmiştir. Türkiye, F-35 programından çıkarıldıktan sonra mevcut F-16 filosunu daha uzun süre kullanmak durumunda kalmış ve aynı zamanda kendi 5. nesil savaş uçağını geliştirme çalışmalarını hızlandırmıştır. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen Milli Muharip Uçak (MMU) projesi, resmi adıyla TF-X “KAAN”, 2023’te prototip aşamasına gelmiştir. Bu uçak, 2030’lardan itibaren envantere girmeye başladığında, kademeli olarak F-16’ların yerini alması öngörülmektedir. Ancak o zamana kadar, F-16’lar gerek yapılacak yapısal iyileştirmeler (örneğin, gövde ömrü uzatma programları) gerek aviyonik/silah modernizasyonları ile görevde tutulacaktır.
Değerlendirme ve Etki
F-16 Fighting Falcon, askeri havacılığın başarılı ve etkili tasarımlarından biri olarak kabul edilmektedir. Hafif ve tek motorlu bir uçak olmasına rağmen ikiz motorlu avcı uçaklarının (örn. F-15, Su-27) yerine getirebildiği birçok rolü icra edebilmiştir. 40 yılı aşkın hizmet süresi boyunca dünya genelinde hava gücünde yer almış; çeşitli tatbikatlar ve operasyonlarda kullanılmıştır. Körfez Savaşı’ndan terörle mücadele operasyonlarına kadar farklı ortam ve tehditlerdeki başarısı, F-16’yı kullanıcıları için güvenilir bir platform haline getirmiştir. Stratejik açıdan, F-16 NATO ittifakı içinde standardizasyon ve ortak operasyonel yetenek kazanılmasına katkıda bulunmuştur. Ortak üretim programları sayesinde müttefik ülkeler arasında teknoloji transferi sağlanmış, bakım ve lojistik açısından ortak altyapı kullanılarak maliyetler azaltılmıştır. Örneğin, Türkiye ve birçok Avrupa ülkesi, kendi F-16’larını üreterek ve modernize ederek yerli savunma sanayilerinin gelişimine katkı sağlamıştır. F-16’nın yaygın kullanımı, kriz dönemlerinde müttefik hava kuvvetlerinin birlikte hareket etmesini kolaylaştırmış ve caydırıcılık oluşturmuştur.
Teknolojik Etkiler: Sayısal fly-by-wire sistemi, geniş çapta üretilen bir muharip uçakta ilk kez kullanılmış ve o tarihten sonra modern savaş uçaklarında standart hale gelmiştir. Yüksek manevra kabiliyeti için geliştirilen aerodinamik tasarım ve kontrol sistemleri, F-16 ile birlikte olgunlaşmıştır. Pilot görüş açısını maksimize eden kabarcık kanopi ve yan stick tasarımı gibi özellikler, sonraki birçok uçakta da kullanılmıştır. F-16’dan elde edilen tecrübeler, 5. nesil uçakların (örn. F-35) geliştirilmesinde rol oynamıştır. Ayrıca F-16, modüler tasarım konseptinin başarıyla uygulandığı bir örnek olarak, farklı blok ve versiyonlarla sürekli güncellenebilirliğini göstermiştir; bu esneklik, günümüz savunma platformlarında önemli bir niteliktir.
Küresel Etki: F-16 programı, ABD’nin müttefikleriyle kurduğu savunma iş birliklerini güçlendirmiştir. Uçağın ihracatı, alıcı ülkelerde pilot eğitiminden bakım-idame altyapısına kadar kapsamlı bir ekosistem oluşturmuştur. Onlarca ülkenin F-16 tecrübesine sahip olması, uluslararası harekâtlarda ortak dil ve taktik geliştirmeyi kolaylaştırmıştır. Bugün dahi F-16, savaş uçağı olarak 2.000’den fazla aktif platformla görev yapmaktadır. Bu durum, F-16’yı sadece bir uçak olmaktan öte, küresel hava gücü dengelerinin bir unsuru haline getirmiştir.
Varyantlar: Teknik ve Operasyonel
Başlıca Varyantlar
- F-16A/B: İlk üretim modelleri; A tek koltuklu, B çift koltuklu eğitim versiyonu
- F-16C/D: Geliştirilmiş aviyonikler ve silah sistemleri; C tek koltuklu, D çift koltuklu
- F-16E/F (Block 60): BAE Systems tarafından BAE için özel olarak geliştirilen versiyon
- F-16V (Viper): En son modernizasyon; AESA radar, gelişmiş kokpit ve aviyonikler içerir
- F-16 Block 70/72: Yeni üretim uçaklar; gelişmiş radar sistemleri ve yapısal iyileştirmeler içerir
F-16A/B (İlk Üretim Modelleri)
F-16A ve F-16B, F-16’nın ilk ana varyantlarıdır. F-16A tek koltuklu temel model, F-16B ise çift koltuklu eğitim versiyonudur; ikinci kokpit nedeniyle F-16B’nin gövde ön kısmındaki yakıt tankı hacmi bir miktar azaltılmıştır. 1970’lerin sonunda hizmete giren bu hafif ve çevik savaş uçağı, öncelikle yakın hava muharebesi ve gündüz hava üstünlüğü için tasarlanmış ancak kısa sürede çok rollü yetenekler kazanmıştır. Örneğin, Block 15 konfigürasyonunda daha büyük yatay stabilize yüzeyleri eklenerek manevra kabiliyeti artırılmıştır.
İlk F-16A/B’ler gelişmiş radar veya gece/gündüz her hava koşulunda harekât kabiliyetine sahip değildi; ancak yine de 500 millik (800+ km) menzile kadar hassas yer saldırıları yapabiliyor, havada dokuz G’ye kadar yük çekebiliyor ve Sidewinder gibi kızılötesi güdümlü füzelerle yakın dövüş yapabiliyordu. 1980’lerin başlarından itibaren uygulanan geliştirmeler ile tüm F-16A/B uçaklarına hassas güdümlü mühimmat kullanımı, gece görüş sistemleri ve sınırlı ötesi görüş menzili (BVR) yetenekleri kazandırıldı. Bu sayede F-16, hem hava-hava muharebelerinde hem de hava-yer taaruzlarında etkin bir platform haline geldi.
Kullanıcılar: F-16A/B, başlangıçta ABD Hava Kuvvetleri ve NATO için üretilmiştir. ABD ile birlikte Belçika, Hollanda, Danimarka ve Norveç, ilk F-16A/B’lerin ortak üretim konsorsiyumunu oluşturmuş ve 1979’dan itibaren bu uçakları hizmete almıştır. İsrail (Netz olarak adlandırdı) ve Pakistan da 1980’lerde F-16A/B alan ilk ülkeler arasındadır. Bu erken model F-16’lerin birçoğu, sonraki yıllarda yapılan modernizasyon programlarıyla gelişmiş aviyonik ve silah yetenekleri kazanarak hizmette tutulmuştur (örneğin Avrupa ülkelerinde Orta-Ömür Modernizasyonu ile F-16AM/BM standardına yükseltildiler).
F-16C/D (Geliştirilmiş Çok Rollü Modeller)
F-16C (tek koltuklu) ve F-16D (çift koltuklu) Modelleri
F-16C ve F-16D modelleri, 1980’lerin ortasında geliştirilmiş varyantlardır. Kasım 1981’den sonra üretilen tüm F-16’lar, yapısal ve elektronik altyapı olarak gelişmiş aviyonik sistemlere ve çok rollü görev donanımlarına uygun şekilde imal edilmiştir. Bu iyileştirme programının sonucunda ortaya çıkan F-16C/D’ler, selefleri A/B’nin gelişmiş versiyonları olup yeni nesil kokpit göstergeleri, dijital uçuş kontrol sistemleri ve artırılmış muharebe sistemleriyle donatılmıştır. F-16C/D’nin ilk blok üretimi (Block 25), APG-68 doppler radarı ve gelişmiş kokpit elektroniklerini entegre ederek uçağın tüm hava koşullarında görev yapabilmesini sağlamıştır. Bu sayede F-16, gece ve kötü hava şartlarında hedef tespiti ve taarruzu yapabilecek bir yetenek kazanmıştır. Ayrıca 1990’larda AIM-120 AMRAAM gibi ötesi görüş menzilli hava-hava füzeleriyle uyumluluk, F-16C/D’ye BVR (Beyond Visual Range) muharebe kapasitesi kazandırmıştır.
Sonraki üretim bloklarıyla F-16C/D’nin kabiliyetleri kademeli olarak genişletilmiştir. Örneğin, Block 30/32 ile daha güçlü motor seçenekleri (General Electric F110 veya Pratt & Whitney F100) sunulmuş ve AGM-88 HARM anti-radyasyon füzesi entegrasyonu yapılarak düşman hava savunma sistemlerinin baskılanması (SEAD) görevi icra edilebilir hale gelmiştir. Bunu takiben Block 40/42 “Night Falcon” konfigürasyonunda LANTIRN hedefleme ve seyrüsefer podları ve geniş açılı HUD entegre edilerek gece görüşü ve hassas güdümlü mühimmat kullanımı gibi gece taarruz yetenekleri geliştirilmiştir. Son olarak, 1990’ların ortasında hizmete giren Block 50/52 serisi F-16C/D’ler, daha uzun menzilli gelişmiş radarlar ve artırılmış motor itiş gücü ile donatılmıştır; özellikle ABD Hava Kuvvetleri’nde “Wild Weasel” olarak anılan SEAD görevlerinde F-4G Phantom II uçaklarının yerini almak üzere AGM-88 HARM füzesi taşıyan özel varyantlar (F-16CJ/DJ) bu bloktan türetilmiştir. Bu sayede F-16C/D, hava-yer taarruz, yakın hava desteği ve hava üstünlüğünün yanı sıra düşman radarlarını tespit ve imha etme gibi elektronik harp görevlerinde de kullanılabilmiştir. 1990’lardan itibaren F-16’lar Körfez Savaşı, Balkanlar, Afganistan ve Irak başta olmak üzere birçok çatışmada hava üstünlüğü, hassas bombardıman, yakın hava desteği ve SEAD görevlerinde kullanılmıştır.
Kullanıcılar: F-16C/D, ABD başta olmak üzere dünya genelinde birçok ülkenin envanterine girmiştir. Amerika Birleşik Devletleri, tüm aktif filolarını 1990’larda F-16C/D modellerine çevirmiş ve bu uçakları hava muharefesi, yer hedeflerine taarruz, yakın hava desteği ve SEAD dahil çeşitli rollerde kullanmıştır. Türk Hava Kuvvetleri de 1987’den itibaren lisans altında ürettiği F-16C/D Block 30/40/50 uçaklarıyla büyük bir F-16 filosuna sahip olup bu uçakları bölgesel çatışmalar ve NATO harekâtlarında kullanmaktadır. Bunun yanı sıra Mısır, Yunanistan, Güney Kore, Singapur, Polonya, Endonezya ve Pakistan gibi ülkeler farklı blok konfigürasyonlarında F-16C/D’leri hizmete almıştır. Yunanistan Block 50/52+ uçaklarını kullanmakta ve modernizasyonla bunları geliştirmektedir; Güney Kore ve Singapur 1990’larda aldıkları F-16C/D (Block 32/52) uçaklarını uzun yıllar birincil muharebe uçağı olarak işletmiştir. Ürdün ve Fas gibi ülkeler de ikinci el F-16C/D alımlarıyla filolar kurmuştur. Genel olarak Avrupa’daki Belçika, Hollanda, Danimarka, Norveç, Portekiz, Polonya; Orta Doğu’daki Bahreyn, Mısır, İsrail, Ürdün, Türkiye; Asya’daki Pakistan, Endonezya, Singapur, Güney Kore ve Tayvan dahil 25’in üzerinde ülke F-16’nın farklı varyantlarını envanterinde bulundurmaktadır.
F-16E/F (Block 60 “Desert Falcon”)
F-16E ve F-16F (Block 60)
F-16E ve F-16F, 2000’li yıllarda geliştirilen konvansiyonel F-16 varyantları olup Block 60 olarak adlandırılmaktadır. Bu model, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Hava Kuvvetleri’nin operasyonel gereksinimlerini karşılamak amacıyla özel olarak tasarlanmış ve ilgili finansman BAE tarafından sağlanmıştır. F-16E (tek koltuklu) ve F-16F (çift koltuklu) varyantları, önceki F-16C/D modellerine kıyasla çeşitli yapısal ve aviyonik farklılıklar içermektedir.
Bu varyantlardaki belirgin değişikliklerden biri, uçağın gövdesine entegre konformal yakıt tanklarıdır. Bu tanklar, kokpitin arkasından kanat köklerine kadar uzanmakta ve iç yakıt kapasitesini artırarak uçuş menzilini genişletmektedir. Konformal tanklar sayesinde harici yakıt tankı kullanımına olan ihtiyaç azalmaktadır. F-16E/F ayrıca, Northrop Grumman tarafından üretilen AN/APG-80 aktif elektronik taramalı dizi (AESA) radar sistemi ile donatılan ilk F-16 varyantıdır. Bu radar, APG-68 mekanik taramalı radara kıyasla daha uzun menzil, aynı anda çoklu hedef takibi ve daha yüksek hedef tespit hassasiyeti sağlamaktadır.
Uçakta kullanılan General Electric F110-GE-132 turbofan motor yaklaşık 32.000 libre itiş gücü üretmektedir. Bu motor entegrasyonu, F-16 platformundaki yüksek itiş gücüne sahip motor uygulamalarından biridir. Uçak ayrıca gelişmiş görev bilgisayarları, geniş renkli çok amaçlı ekranlar ve entegre elektronik harp sistemleri gibi çeşitli modern aviyonik unsurları içermektedir.
Kullanıcılar: F-16E/F "Desert Falcon", yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri tarafından kullanılan bir varyanttır. 2005 yılından itibaren hizmete alınan yaklaşık 80 adet F-16E/F uçağı, uzun menzilli taarruz, derin saldırı ve hava devriyesi görevleri gibi çeşitli roller için yapılandırılmıştır. Bu uçaklar, bölgesel görev profilleri doğrultusunda özellikle menzil ve algılayıcı sistem performansı açısından tasarlanmıştır. Block 60 standardındaki sistemlerin, radar ve motor yetenekleri açısından, F-16 platformundaki diğer konfigürasyonlara kıyasla farklılık gösterdiği değerlendirilmiştir.
F-16I (İsrail “Sufa” Varyantı)
F-16I Sufa (Block 52+ Bazlı İsrail Varyantı)
F-16I Sufa (“Fırtına”), çift koltuklu ve gelişmiş aviyoniklere sahip bir F-16 varyantıdır. Bu modelin temeli, F-16D Block 52 konfigürasyonu olup, çeşitli yerli modifikasyonlarla yeniden yapılandırılmıştır. F-16I, 2004 yılında İsrail Hava Kuvvetleri envanterine girmiştir ve uzun menzilli görev profilleri doğrultusunda yapılandırılmıştır.
Gövdeye entegre çift konformal yakıt tankları, Israel Aircraft Industries (IAI) tarafından geliştirilmiş olup uçağın dahili yakıt kapasitesini artırmakta ve operasyonel menzili genişletmektedir. Konformal tanklar, aerodinamik yapıya uyumlu olarak tasarlanmış ve harici yakıt tankı gereksinimini azaltacak şekilde yapılandırılmıştır. Bu yapı sayesinde kanat altındaki pilonlar mühimmat taşıma kapasitesine ayrılabilmekte, böylece hava-yer mühimmat taşıma hacmi artırılabilmektedir.
Kokpit arkasından dikey stabilizeye kadar uzanan geniş hacimli sırt (dorsal) omurga bölmesi yer almaktadır. Bu alan, standart F-16 konfigürasyonlarında bulunmayan elektronik harp sistemleri, flare/chaff dağıtım birimleri ve uydu haberleşme cihazlarını barındırmaktadır. Aviyonik donanım, Elbit Systems üretimi görev bilgisayarı, dijital ekran işlemcileri, çoklu fonksiyon göstergeleri, gece görüş uyumlu aydınlatma sistemleri, veri linki ve uydu haberleşme sistemleri gibi bileşenleri içermektedir. Pilotlara yönelik sistemler arasında, Elbit üretimi DASH IV kaska monteli hedefleme sistemi yer almaktadır. Bu sistem, pilotların görüş hattı üzerinden hedef tespiti ve angajmanı yapmalarına olanak tanımaktadır. Bu tür hedefleme sistemleri, kısa menzilli angajman ve yüksek manevra ortamlarında kullanılabilirliği artırmaktadır.
F-16I, hem Amerikan yapımı mühimmatlarla (AIM-120 AMRAAM, AGM-65 Maverick) hem de İsrail yapımı Python-4/5 havadan havaya füzeleri ve Spice güdüm kitli mühimmatları ile donatılabilecek şekilde yapılandırılmıştır.
Kullanıcılar: F-16I Sufa, yalnızca İsrail Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmaktadır. İsrail, Peace Marble V programı kapsamında 102 adet F-16I siparişi vermiş ve bu uçaklar 2004–2009 yılları arasında teslim edilmiştir. F-16I uçakları, uzun menzilli taarruz görevlerinin yanı sıra hava devriyesi ve caydırıcılık faaliyetlerinde de kullanılmıştır. 2007 yılında Suriye’de gerçekleştirilen ve hedefin bir nükleer tesis olduğu iddia edilen operasyonda bu uçakların kullanıldığı çeşitli açık kaynaklarda belirtilmiştir.
F-16V (Block 70/72 “Viper”)
F-16V (Block 70/72)
F-16V, “Viper” takma adıyla anılan ve F-16 savaş uçağının güncel konfigürasyonunu temsil eden varyanttır. 2010’lu yılların ortalarında tanıtılan bu model, hem mevcut F-16 platformlarının modernizasyonunu hem de yeni üretim uçakların güncel teknolojiyle üretilmesini kapsamaktadır. F-16V (Block 70/72), dördüncü nesil bir savaş uçağı olmakla birlikte, bazı beşinci nesil aviyonik sistemlerle donatılmıştır.
Bu konfigürasyondaki en belirgin teknolojik değişikliklerden biri, Northrop Grumman üretimi AN/APG-83 AESA radarın entegrasyonudur. Bu radar, önceki nesil mekanik taramalı APG-68 radara göre daha yüksek çözünürlük, menzil ve aynı anda birden fazla hedefi takip etme kapasitesi sunmaktadır. Uçak ayrıca modernize edilmiş görev bilgisayarı ve güncellenmiş yazılımlarla donatılmıştır.
Kokpit donanımında yüksek çözünürlüklü renkli merkez ekran (Center Pedestal Display), sayısal hareketli harita ve diğer gelişmiş göstergeler yer almaktadır. Yeni dijital uçuş kontrol sistemleri ve entegre elektronik harp donanımı (örneğin dijital radar ikaz alıcısı ve karıştırma sistemleri içeren “Viper Shield”) uçağın görev ortamlarında karşı karşıya kalabileceği tehditlere karşı uyarlanabilirliğini artırmaktadır. Ayrıca otomatik yer çarpışma önleme sistemi (Auto-GCAS), F-16V konfigürasyonunun standart güvenlik bileşenleri arasındadır. Bu sistem, pilotun geçici bilinç kaybı veya dikkat dağınıklığı gibi durumlarında devreye girerek uçağın yere çarpmasını önlemeye yönelik otomatik manevralar gerçekleştirmektedir.
F-16V konfigürasyonu, F-16 platformunun modern muharebe senaryolarında kullanılabilirliğini sürdürmesine olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, gelişmiş radar sistemleri ve silah entegrasyonu sayesinde hava-hava ve hava-yer görev profillerine uygun şekilde yapılandırılmıştır. Uyumlu mühimmatlar arasında AIM-9X, gelişmiş AIM-120 AMRAAM hava-hava füzeleri ile AGM-158 JASSM gibi uzun menzilli havadan yere seyir füzeleri bulunmaktadır. Datalink sistemlerinde yapılan iyileştirmeler sayesinde F-16V, birlikte çalışabilirlik açısından diğer platformlarla eşgüdüm içinde görev yapabilecek altyapıya sahiptir.
Kullanıcılar: F-16V standardı, hem mevcut F-16 uçaklarının modernizasyonu hem de yeni üretim olarak çeşitli ülkelerde kullanılmaya başlanmıştır. Tayvan, 2010’ların sonlarında yaklaşık 140 adet F-16A/B uçağını F-16V standardına yükseltmek için bir program başlatmıştır. Yunanistan ise 2020’de başlattığı modernizasyon programı çerçevesinde 83 adet F-16C/D Block 52+ uçağını 2027’ye kadar F-16V seviyesine getirmeyi hedeflemektedir.
Yeni üretim F-16V (Block 70) siparişi veren ülkeler arasında Bahreyn (16 adet), Slovakya (14 adet) ve Bulgaristan (8 adet) bulunmaktadır. Bu uçakların üretimi Güney Carolina’daki F-16 üretim hattında sürdürülmekte olup, ilk teslimatlar 2024 itibarıyla başlamıştır. Fas, hem mevcut F-16 filosunu modernize etmekte hem de yeni F-16V tedariki gerçekleştirmektedir. Ürdün, 2023 yılında 8 adet F-16 Block 70 tedariki için anlaşma imzalamıştır. Romanya ise ikinci el F-16 alımlarını müteakip F-16V konfigürasyonuna geçişi değerlendirmektedir.


