Güç, bireyin veya grubun hedeflerine ulaşmak için sahip olduğu potansiyel, beceri ve kaynaklara erişim kapasitesi olarak tanımlanır. Sosyal hizmet yazınında bu kavram, yalnızca bireysel bir kapasite olarak değil; aynı zamanda toplumsal ve yapısal ilişkiler ağı içinde bir etki aracı olarak değerlendirilir. Güç; kişisel, sosyal ve politik boyutlarıyla çok katmanlı bir nitelik taşır.
Foucault’nun güç yaklaşımı, gücün yalnızca bir baskı aracı olmadığını, aksine bilgi üretimi, norm oluşturma ve bireyin özneleşmesini sağlayan üretken bir unsur olduğunu savunur. Gücün yatay biçimde dağıldığı, mikro ilişkilerde de etkili olduğu bu perspektif, sosyal hizmette bireyin güçlenmesini baskıdan kurtulma değil, özneleşme süreci olarak tanımlar.
Güçlendirme yaklaşımı, bireylerin, ailelerin ve toplulukların kişisel, kişilerarası, sosyal ve politik güçlerini artırmayı ve onların yaşamları üzerinde daha fazla söz sahibi olmalarını desteklemeyi hedefleyen bir müdahale modelidir. Bu yaklaşım, sosyal adalet ve eşitlik ilkelerine dayalı olarak, bireyin çevresiyle olan etkileşimini dönüştürmeyi amaçlar.
Kuramsal olarak güçlendirme yaklaşımının kökenleri, Aydınlanma düşüncesine ve Amerikan Sivil Haklar Hareketi’ne dayandırılabilir. Aydınlanma, bireyin öz-değerini ve kendi yaşamı üzerinde kontrol kurabilme kapasitesini öncelerken; sivil haklar hareketi, sistemik eşitsizlikler karşısında kolektif direniş ve öz-yetkinliği vurgular.
Barbara Solomon (1976), güçlendirme yaklaşımını özellikle dezavantajlı birey ve grupların baskılayıcı toplumsal yapılar karşısında desteklenmesini temel alarak açıklamıştır. Ona göre, güçlendirme hem bireysel kapasite gelişimini hem de yapısal dönüşümü içerir. Bu yönüyle sadece psikolojik değil, aynı zamanda toplumsal ve politik bir müdahaledir.
Güçlendirme yaklaşımı, hem bireysel hem de kolektif düzeyde çok boyutlu bir süreç olarak tanımlanır. Lee’nin (2001) yaklaşımına göre bu süreç üç düzeyde işler:
Frans (1993) ve Mehmet Kırlıoğlu (2019) tarafından geliştirilen beş boyutlu güçlendirme modeli, bu yaklaşımın sosyal hizmet literatüründe daha bütüncül anlaşılmasını sağlar:
Bu boyutlar, bireysel psikolojiyi aşan, toplumsal değişim kapasitesini harekete geçiren çok yönlü bir yaklaşım sunar.
Güçlendirme yaklaşımı, sosyal hizmet disiplininin temel etik değerleriyle doğrudan örtüşen, müracaatçı merkezli bir müdahale modelidir. Bu yaklaşımda sosyal hizmet uzmanı, müracaatçının pasif bir “yardım nesnesi” değil, aktif bir “değişim öznesi” olduğunu kabul eder. Sosyal hizmet pratiğinde güçlendirme yaklaşımı; danışanın güçlü yönlerini keşfetmek, bu yönleri geliştirmek ve bireyin kendi yaşamına yönelik karar alma süreçlerine aktif katılımını desteklemek üzerine inşa edilmiştir.
Müracaatçılarla kurulan ilişki, geleneksel “uzman–yardımcı” modelinin aksine, işbirliğine ve karşılıklı saygıya dayalıdır. Sosyal hizmet uzmanı, müracaatçının bilgi ve deneyimlerine değer verir; müdahale sürecinin ortak kararlarla şekillenmesini sağlar.
Güçlendirme yaklaşımı, sosyal hizmet müdahalesini üç düzeyde işler:
Uygulamada bu yaklaşım, yalnızca bireylerin psikolojik olarak güçlenmesini değil; aynı zamanda onların sosyal, ekonomik ve politik bağlamlarda etkili olabilmelerini hedefler. Örneğin, bir yoksulluk durumunda yalnızca maddi destek değil, bireyin toplumsal haklara erişimini sağlayacak bilgi ve araçlara ulaşması da güçlendirme kapsamındadır.
Bu nedenle güçlendirme yaklaşımı, sosyal hizmet uzmanının kolaylaştırıcı rolünü ön plana çıkarır. Müracaatçı kendi yaşam koşullarına dair kararlar alabilen, değişimin öznesi olan bir birey hâline gelir.
Geleneksel sosyal hizmet yaklaşımları genellikle eksiklik ve patoloji üzerine yoğunlaşmıştır. Medikal modelin etkisindeki bu yaklaşımlar, bireylerin sorunlu yönlerine odaklanmış; işlevsizlik, yetersizlik, uyumsuzluk gibi negatif kavramlarla değerlendirme yapmıştır. Güçler temelli yaklaşım ise bu duruma alternatif olarak geliştirilmiştir.
Güçler temelli güçlendirme, müracaatçının yalnızca görünen güçlü yönlerini değil, görünmeyen, henüz farkına varılmamış potansiyellerini de değerlendirmeyi amaçlar. Bu yaklaşımda sosyal hizmet uzmanı, bireyin kapasite, yeterlilik, umut, dayanıklılık ve kaynaklarını dikkate alarak olumlu bir değerlendirme süreci yürütür.
Mehmet Kırlıoğlu bu süreci, C–P–R modeliyle açıklamaktadır:
Bu alanların keşfi, bireyin sadece mevcut durumda değil, gelecekte de güçlenmesini sağlayacak potansiyellerin tanımlanmasını mümkün kılar. Örneğin; bireyin geçmiş başarıları, kültürel değerleri, maneviyatı, başa çıkma becerileri, sosyal destek ağı gibi unsurlar güç kaynağı olarak değerlendirilir.
Teater (2015) tarafından önerilen alanlar şunlardır:
Bu bilgiler, sosyal hizmet müdahalesinin kişiselleştirilmesini sağlar ve danışanın aktif katılımını mümkün kılar. Güçler temelli değerlendirme yalnızca bir analiz yöntemi değil, aynı zamanda etik bir tutumdur: bireye değer vermek, onu anlamaya çalışmak ve onun kapasitesine inanmak.
Maneviyat, bireyin yaşamına anlam verme, değer inşa etme ve zorluklar karşısında içsel dayanıklılık geliştirme kapasitesidir. Güçlendirme yaklaşımında maneviyat, müracaatçının güç kaynaklarından biri olarak değerlendirilir. Çünkü bireyin baş etme becerileri, sadece sosyal ve ekonomik kaynaklarla değil; aynı zamanda ruhsal ve değer temelli yönelimlerle de şekillenmektedir.
Araştırmalara göre birçok birey ve aile, sorunlarını aşmada maneviyatı temel bir motivasyon aracı olarak görmekte; yaşamlarına anlam katmakta ve içsel denge sağlamakta bu kaynaktan destek almaktadır. Özellikle kriz, kayıp, travma gibi durumlarda bireylerin maneviyat aracılığıyla yeniden umut geliştirdiği gözlemlenmiştir .
Maneviyatın güçlendirme sürecindeki katkıları şunlardır:
Bununla birlikte, maneviyatın güçlendirici etkisi olduğu kadar, kontrol edilemediğinde güçsüzleştirici bir rol de oynayabileceği vurgulanmaktadır. Özellikle dogmatik inanç yapılarının bireyin özgür iradesini baskılaması, karar alma süreçlerinde kendi kapasitesini küçümsemesine neden olması risklidir.
Bu nedenle sosyal hizmet uygulamalarında maneviyat, danışanın değer dünyasına saygı temelinde, etik bir özenle ve kişiye özel değerlendirmelerle ele alınmalıdır.
Güçlendirme yaklaşımı, sosyal hizmet yazınında yaygın olarak benimsenmiş olsa da, çeşitli kuramsal ve uygulamaya dönük eleştirilere konu olmuştur.
En sık yöneltilen eleştirilerden biri, güçlendirme yaklaşımının bireyin içsel kaynaklarına aşırı vurgu yapması nedeniyle, yapısal eşitsizlikleri ikinci plana atmasıdır. Özellikle ekonomik, politik ve kültürel baskıların yoğun olduğu toplumsal bağlamlarda, sadece bireyin psikolojik kaynaklarını harekete geçirmeye odaklanan bir güçlendirme anlayışı yetersiz kalmaktadır.
Bazı uygulayıcılar, güçlendirme yaklaşımını “pozitif düşün, güçlü ol” anlayışına indirgemektedir. Oysa ki bu yaklaşım, bilinçli farkındalık, hak arama, kolektif eylem ve politik katılım gibi çok katmanlı süreçleri gerektirir.
Güçlendirme yaklaşımı, sosyal hizmet uzmanının bireyle yürüttüğü çalışmalarda zaman zaman yapısal dönüşümün olanaksızlığıyla sınırlarına ulaşır. Örneğin, bireyin istihdam edilmesi ya da eğitime erişimi yalnızca kişisel çabasıyla değil, sistemsel fırsatlara erişimiyle mümkündür. Bu noktada yapısal müdahale şarttır.
Güçlendirme, çok boyutlu ve soyut bir kavram olduğu için uygulamada ölçülebilirliği zorlaşır. Hangi müdahale gerçekten güç kazandırdı, hangi boyutta güçlendiği nasıl anlaşılır gibi sorulara cevap üretmek güçtür.
Bu nedenle güçlendirme yaklaşımı, tek başına yeterli bir model değil; diğer sosyal hizmet yaklaşımlarıyla birlikte ele alınması gereken bir yönelimdir. Eleştirel sosyal hizmet, feminist sosyal hizmet ya da yapısalcı yaklaşımlar gibi modellerle birlikte düşünüldüğünde etkisi artmaktadır.
No Discussion Added Yet
Start discussion for "Güçlendirme Yaklaşımı" article
Güçlendirme Yaklaşımının Tanımı ve Kuramsal Temelleri
Güçlendirme Yaklaşımının Boyutları
Güçlendirme Yaklaşımının Sosyal Hizmette Kullanımı
Güçler Temelli Güçlendirme ve Değerlendirme Süreci
Güçlendirme Yaklaşımı ve Maneviyat
Güçlendirme Yaklaşımına Yönelik Eleştiriler
Aşırı Bireyselleştirme Eleştirisi
Olumlu Düşünceye İndirgenme Riski
Yapısal Engellerin Göz Ardı Edilmesi
Kuramsal Belirsizlik ve Ölçülebilirlik Sorunu
This article was created with the support of artificial intelligence.