Altunköprü Katliamı, 28 Mart 1991 tarihinde Irak’ın Kerkük vilayetine bağlı Altunköprü kasabasında yaşanan ve çok sayıda Türkmen sivilin Baas rejimine bağlı askerler tarafından öldürüldüğü bir toplu infaz olayıdır. Katliam, Körfez Savaşı sonrasında Irak’ta ortaya çıkan siyasi ve askeri kargaşa ortamında meydana gelmiş, Türkmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgenin demografik ve toplumsal yapısı üzerinde uzun süreli etkiler bırakmıştır.
Altunköprü, Kerkük’ün yaklaşık 40–44 km kuzeyinde, Kerkük–Erbil yolu üzerinde yer alan ve Türkmen nüfusunun yoğun olduğu bir yerleşim birimidir. Küçük Zap Nehri üzerindeki tarihi köprü nedeniyle bu adla anılmaktadır. Bölge, Kerkük ile Erbil arasındaki ulaşım hatlarının kesiştiği stratejik bir konumda bulunmaktadır.
1957 nüfus sayımına göre Altunköprü’de Türkmen nüfus ağırlığı belirgindir. Irak’ın çeşitli dönemlerinde uygulanan Araplaştırma ve daha sonra Kürt göç hareketleri nedeniyle bölgenin demografik yapısında değişimler yaşanmıştır.
2 Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgali sonrasında başlayan süreç, 1991 başında Birleşmiş Milletler öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’a yönelik harekâtıyla devam etmiştir. 28 Şubat 1991’de ateşkesin ilan edilmesinin ardından Irak’ın kuzeyinde Kürt gruplar, güneyinde ise Şii unsurlar tarafından ayaklanmalar başlatılmıştır.
18 Mart 1991 itibarıyla peşmergeler Kerkük’e girerek Baas rejimine bağlı yapı ve kurumlara yönelik saldırılar gerçekleştirmiş, kentte kontrol kısa bir süre için peşmerge güçlerinin eline geçmiştir. Şehrin demografisini değiştirmek ve Türkmenlerin yerleşim haklarını ortadan kaldırmak amacıyla tapu ve nüfus müdürlüklerini yağmalayıp tüm belgeleri ateşe vermişlerdir. Ancak Bağdat’tan gönderilen Irak Ordusu birlikleri 26 Mart itibarıyla Kerkük’e yeniden girmiş ve şiddetli çatışmaların ardından şehri kontrol altına almıştır.
Kerkük’te kontrolün yeniden Baas rejimine geçmesinin ardından, 27–28 Mart 1991 tarihlerinde Altunköprü kasabası Irak güvenlik birimleri tarafından yoğun top atışına tutulmuş, kasabaya giriş-çıkışlar kontrol altına alınmıştır. Tanıklıklara göre bir önceki gece boyunca ağır silah ve top atışları devam etmiştir.
28 Mart sabahında Baas rejimi askerleri evlere tek tek girerek yetişkin erkekleri ve erkek çocukları toplamış, karşı koyanlara yönelik ateş açma ve fiziksel müdahale vakaları yaşanmıştır. Gözaltına alınan kişiler askeri araçlara bindirilerek bilinmeyen noktalara götürülmüştür.
Farklı kaynaklara göre katledilen Türkmen sayısı 100 ila 135 arasında değişmektedir. 100-135 Türkmen Dibis Kayabaşı mevkiine götürülerek infaz edilmiştir. Bu kişilerin 55’i Kerkük’ten, 15’i Tazehurmatu’dan, 32’si Altunköprü’den, 13’ü ise diğer Türkmen yerleşimlerinden getirilmiştir. Tanıklık ifadelerine göre gözaltına alınan sivillerin çoğu aynı gün kurşuna dizilmiştir.
Öldürülenler arasında çocuk ve yaşlılar da bulunmuş, 18 yaşından küçük en az 25 kişi infaz edilmiştir. En genç kurbanlardan birinin 8 yaşındaki Cemil Süleyman Abbas olduğu kayıtlara geçmiştir.
Cenazeler olaydan 15 ila 22 gün sonra çobanlar tarafından tesadüfen bulunmuş, toplu gömünün yapıldığı alanın Dibis ilçesi yakınlarında olduğu belirlenmiştir. Defin işlemleri, dönemin yönetimi tarafından defin merasimine getirilen yasaklar nedeniyle zorlukla gerçekleştirilmiştir.
Tanık beyanları, katliamın sivil halk üzerinde yarattığı etkileri gözler önüne sermektedir:
Murat Tatar, 7 yaşındayken askerlerin evlere baskın düzenlediğini, yetişkin erkeklerin zorla götürüldüğünü anlatmıştır:
"Saddam Hüseyin'in askerlerinin kasabaya girmek için kullandığı ağır silah, top ve mermilerin sesi ve korkusundan sabaha kadar uyuyamadık. Sabah kasabayı kontrol eden askerler evlere tek tek girerek erkekleri toplamaya başladı. Sığındığımız komşu evine giren askerler büyüklerimizi toplayıp zorla götürdü. Karşı gelenlerin ayaklarına kurşun sıktılar."【1】
Nebil Bayız, katliamın gerçekleştiği tarihte 17 yaşındadır. Katliamda amcası, iki ağabeyi, iki eniştesi ve 6 kuzenini kaybetmiştir. Olayda Askerlerin sabaha kadar top atışı yaptığını, sabah ise erkekleri topladığını aktarmıştır:
"Oldukça şiddetli ve kesintisiz top bombardımanı vardı. Gece geç saatte evimizi terk ettik ve bir kısmımız amcam diğer kısmımız da dayımın evine sığındı. Top mermileri ev, iş yeri ve kasabanın her yerine düşüyordu. Sabah erken saatlerde kasabaya giren askerler, gördükleri tüm yetişkin erkekleri ve erkek çocukları tutukladılar, onları askeri araçlara bindirerek bilinmeyen yere götürdüler. Yakınlarımızın cenazelerinin nerede olduğunu öğrendik ama oradan çıkarılması için izin verilmedi. Büyük zorluklarla izin alındı ama bu kez de taziye merasimine yasak getirildi. Kasabaya getirdiğimiz onlarca cenazenin yıkanması ve kefenlemesini de yasakladılar. Cenazeleri Altunköprü'deki büyük mezarlıkta toprağa verdik. Getirilen yasaklar yüzünden yakınlarını ve evlatlarını kaybedenler taziye merasimi düzenleyemedi." 【2】
Şengül Nalbant, ailesinden dört kişinin öldürüldüğünü, askerlerin sığındıkları bodruma girerek erkekleri götürdüğünü belirtmiştir:
“Askerler tekmeyle saklandığımız bodrumun kapsını açtı. Annem önlerine çıktı ve durumu anlatmaya çalıştı. Fakat dinlemeden zor kullandılar. Sonra erkekleri aldılar ve gittiler. Onlardan hiçbir haber alamadık. Daha sonra onların katledildiğini öğrendik. Ardından ise cenazelerimize ulaşarak onları aldık ve Altunköprüye getirerek kazdığımız mezarlara defnettik. Katliamdan sonra ise bir sürü dul ve yetim çocuk kaldı.” 【3】
Bu tanıklıklar, katliamın hedef aldığı kesimin siviller olduğunu göstermektedir.
Katliam, Altunköprü ve çevresindeki Türkmen toplumu üzerinde kalıcı etkiler bırakmıştır. Olay sonrası aileler parçalanmış, çok sayıda yetim ve dul kalmıştır. Bölge halkının güvenlik endişeleri artmış, bazı aileler göç etmek zorunda kalmıştır.
İnfaz edilen Türkmenlerden yalnızca 77’sinin kimliği belirlenebilmiştir. Toplu mezarların açılması ve kimlik tespiti süreci uzun yıllara yayılmıştır.
Her yıl 28 Mart’ta Altunköprü ve Irak’ın çeşitli bölgelerinde anma törenleri düzenlenmektedir. Bu törenlerde Kur’an tilavetleri yapılmakta, toplu mezarlar ziyaret edilmekte ve katliamda hayatını kaybedenlerin isimleri okunmaktadır.
Irak Türkmen Cephesi temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları, Altunköprü Katliamı’nı Türkmen toplumunun ortak hafızasında önemli bir yer edinmiş bir tarihsel dönüm noktası olarak nitelendirmektedirler.
Altunköprü Katliamı, Irak’ın iç savaş benzeri koşullar yaşadığı 1991 döneminde gerçekleşen ve tamamı sivil Türkmenlerden oluşan geniş bir grubun öldürüldüğü bir olaydır. Katliam, bölgedeki Türkmen kimliğinin kolektif belleğinde derin izler bırakmış, her yıl düzenlenen anma programları aracılığıyla toplumsal hafızada canlılığını korumuştur. Olayın tanıkları, belgeler ve çeşitli araştırmalar, katliamın sivil yerleşimlere yönelik geniş çaplı bir askerî operasyon bağlamında meydana geldiğini ortaya koymaktadır.
[1]
Anadolu Ajansı. “Altunköprü Türkmen Katliamı Hafızalardan Silinmiyor.” Anadolu Ajansı. Erişim 17 Kasım 2025. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/altunkopru-turkmen-katliami-hafizalardan-silinmiyor-/1432445
[2]
Anadolu Ajansı. “Kerkük’teki Altunköprü Katliamında Yakınlarını Kaybedenler 31 Yıldır Bu Acıyla Yaşıyor.” Anadolu Ajansı. Erişim 17 Kasım 2025. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kerkukteki-altunkopru-katliaminda-yakinlarini-kaybedenler-31-yildir-bu-aciyla-yasiyor/2547194
[3]
YTB. “Altunköprü Katliamı 30’uncu Yıl Dönümünde Anıldı.” Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB). Erişim 17 Kasım 2025. https://ytb.gov.tr/haberler/altunkopru-katliami-30uncu-yil-donumunde-anildi
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Altunköprü Katliamı" maddesi için tartışma başlatın
Altunköprü’nün Coğrafi ve Demografik Konumu
Tarihsel Arka Plan
Körfez Savaşı ve Irak İçindeki Ayaklanmalar
Kerkük’teki Gelişmeler
Katliam
Altunköprü’nün Kuşatılması
Sivil Halkın Toplanması
Katliamın Gerçekleşmesi
Toplu İnfaz
Çocuk ve Yaşlı Kurbanlar
Toplu Mezarların Ortaya Çıkışı
Tanıklıklar
Katliamın Sonuçları
Demografik Etkiler
Toplu Mezarlar ve Kimlik Tespitleri
Anma Törenleri ve Kolektif Hafıza
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.