Dr. Fazıl Küçük, 14 Mart 1906’da Lefkoşa-Ortaköy’de doğmuştur. Eğitimini Lefkoşa ve İstanbul’da sürdürüp tıp öğrenimini Fransa ve İsviçre’de tamamlamıştır. Lozan kliniklerinde ihtisas yaparak dahiliye uzmanı olmuş ve Mayıs 1937’de Kıbrıs’a dönerek Lefkoşa’da serbest hekimliğe başlamıştır.
14 Mart 1942’de Halkın Sesi gazetesini kurmuş; 21 Mart 1943’te Lefkoşa Belediye Meclisi’ne seçilmiş ve 1943–1949 arasında KATAK, KMTHP ve KMTB çizgisinde Kıbrıs Türk siyasi örgütlenmelerinde rol almıştır.
1955’te EOKA saldırıları döneminde Kıbrıs Türk savunma örgütlenmelerinde yer almış; 17 Şubat 1959 Londra Konferansı’nda Kıbrıs Türklerini temsil edip anlaşmayı imzalamış ve 3 Aralık 1959’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Muavini seçilmiştir. 21 Aralık 1963 sonrası Genel Komite’ye başkanlık etmiş, 27 Aralık 1967’de Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi’nin başına geçmiş, 18 Şubat 1973’te görevini Rauf R. Denktaş’a devretmiştir. 15 Ocak 1984’te Londra’da vefat eden Dr. Fazıl Küçük, Hamitköy’de yer alan Anıttepe’ye defnedilmiştir.
Çocukluğu ve Ailesi
Fazıl Küçük, 14 Mart 1906 tarihinde Lefkoşa kazasına bağlı Ortaköy’de dünyaya gelmiştir. Babası Lefkoşa’da nalbantlık ve rençberlikle uğraşan Mehmet Hüseyin Küçük, annesi ise Pembe Hanım'dır. Fazıl Küçük’ün yedi kardeşi bulunmaktadır.
Fazıl Küçük’ün nüfustaki adı Mustafa’dır. Okul yıllarında öğretmeni tarafından kendisine “Fadıl” adı verilmiş; bu nedenle bir süre “Mustafa Fadıl Küçük” adıyla anılmıştır. 1945 yılında “Fadıl” ismini “Fazıl” olarak değiştirmiş; ardından “Mustafa Fazıl Küçük” veya kısaca “Fazıl Küçük” adıyla tanınmıştır.

Dr. Fazıl Küçük'e Dair İnfografik (AA)
Çocukluk ve ilk gençlik yılları, Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki stratejik konumu nedeniyle uluslararası rekabetin yoğunlaştığı; adanın yönetiminin 1878’den itibaren İngiltere’ye devredildiği ve 1914’te ilhak edildiği bir tarihî bağlamda geçmiştir. Bu dönem, Kıbrıs Türk toplumunun kamusal hakları ve siyasi gelecek tartışmaları bakımından belirsizliklerinin arttığı, Osmanlı Devleti’nin ise uzun süreli savaşlar ve siyasi dönüşümler yaşadığı yıllara karşılık gelmektedir.
Eğitim Hayatı
İlköğretim
Fazıl Küçük’ün eğitim süreci Lefkoşa’da başlamıştır. İlk öğrenimine Sarayönü Mektebi’nde başlamış; kısa süre sonra Haydarpaşa’da bulunan ve müdürünün adıyla anılarak “Tarakçı Mektebi” diye bilinen okula geçmiştir. İlkokulu 1919 yılında tamamlamıştır. Bu dönem, Birinci Dünya Savaşı yıllarına denk geldiği için eğitim hayatı savaş koşullarının toplumsal etkileriyle iç içe ilerlemiştir.
Ortaöğretim
İlkokulun ardından Lefkoşa’daki ortaöğretim kurumlarına devam etmiştir. Ortaöğretim çizgisi, dönemin terminolojisiyle rüştiye ve/veya lise seviyesinde eğitim veren idadi aşamalarını kapsayan bir güzergâhta şekillenmiştir. Rüştiyeyi 1922 yılında tamamlamasının ardından bir süre Mısır’a gitmiş; İskenderiye’de Fransızca ve Almanca eğitimi almıştır. Bu yabancı dil dönemi kısa sürmüş; eğitimini sürdürmek üzere 1923 yılında Türkiye’ye dönmüştür.
Türkiye’de İstanbul Özel İstiklal Lisesi/İstiklal İdadisi’nde öğrenimini tamamlamış ve 15 Ağustos 1926 tarihinde mezun olmuştur. Ortaöğretimin bir bölümünü Lefkoşa’da, kalan kısmını İstanbul’da tamamlaması; eğitim rotasının erken yaşta ulus aşırı bir nitelik kazanmasına yol açmıştır.
Yükseköğretim
Ortaöğretim sonrasında İstanbul Darülfünun Tıp Fakültesi’ne başlamış ve birinci sınıfı başarıyla tamamlamıştır. Ardından eğitimini Avrupa’da sürdürmeyi tercih etmiş; 12 Haziran 1929 tarihinde okul ile ilişiğini keserek önce Fransa’ya, sonra İsviçre’ye geçmiştir. Tıp öğrenimini Lozan Üniversitesi’nde tamamlamış; tıp tahsili sürecinde Paris ve Lozan hattında akademik ve klinik birikim edinmiştir.
Bu tercihte, sömürge yönetimi koşullarının Kıbrıs’ta mesleki icraya ilişkin doğurduğu sınırlılıkların da etkili olduğu anlaşılmaktadır: İngiltere’den mezun olmayan hekimlerin ada içinde çalışma ve klinik açma imkânlarının sınırlandırılması, eğitim ve ihtisasın Avrupa merkezli bir hatta derinleştirilmesine zemin hazırlamıştır.
Klinik İhtisası
Tıp eğitimini tamamladıktan sonra Lozan kliniklerinde ihtisas görmüştür. Bu ihtisas sürecinin sonucunda dahiliye uzmanı olmuştur. Uzmanlık alanı çerçevesinde akciğer tüberkülozunun tanı ve tedavisi üzerinde de çalışmış; ayrıca Kıbrıs Türk toplumu içinde belirli alanlardaki hekim açığını da dikkate alınarak jinekoloji alanında ikinci bir uzmanlık yönelimi geliştirmiştir. Böylece eğitim çizgisi klinik uzmanlaşma düzeyinde de çok katmanlı bir yapıya kavuşmuştur.
Dil Birikimi ve Eğitimle Bağlantılı Entelektüel Donanım
Eğitim hattı, erken yaşta dil öğrenimiyle desteklenmiştir. İskenderiye’deki dönemde Fransızca ve Almanca çalışmış; Avrupa’daki eğitim ve klinik çevre içinde Fransızca başta olmak üzere yabancı dillerle temasını sürdürmüştür. Fransızca, İngilizce ve Yunanca bilen Küçük’ün dil birikimi hem hekimlik formasyonunu hem de kamusal/siyasi faaliyetlerinde kullandığı iletişim kapasitesini destekleyen bir unsur olarak görünür.
Eğitimin Tamamlanması ve Mesleğe Geçiş
Eğitim ve ihtisas sürecinin ardından Mayıs 1937’de Kıbrıs’a dönmüş; Lefkoşa’da serbest hekim olarak çalışmaya başlamıştır. Böylece eğitim hayatı, ada dışındaki yükseköğretim ve klinik ihtisas evrelerinin ardından Kıbrıs’ta mesleki uygulamaya dönüşmüştür.
Sömürge Yönetimiyle Mesleki Alan Gerilimi ve Klinik Açma Süreci
Dr. Fazıl Küçük’ün 1937’de Kıbrıs’a dönüşü sonrasında hekimlik pratiği, İngiliz sömürge yönetiminin mesleki düzenlemeleriyle karşı karşıya gelmiştir. Sömürge idaresi, İngiltere’den mezun olmayan hekimlerin özel klinik açamayacağını ileri sürmüş; bu nedenle Küçük’ün serbest hekim olarak muayenehane açma girişimi idari engellerle karşılaşmıştır. Bu aşamada Küçük’ün kamu hastanelerinde görev alması istenmiş; ancak Küçük, sömürge yönetimi emrinde çalışmayı kabul etmemiştir. Kısa süre sonra idarenin tutum değiştirmesiyle özel klinik açmasına izin verilmiştir. Küçük, uygulanan ayrımcı yaklaşımı kamusal düzeyde görünür kılmak amacıyla kliniğinin dış duvarına “İsviçre’den Mezun” ibaresini taşıyan bir levha asmış; bu levha aynı yerde korunmuştur.
Dr. Fazıl Küçük’ün hekimlik uygulaması, yalnızca klinik hizmet üretimiyle sınırlı kalmamış; sosyal destek boyutu bulunan bir pratik olarak şekillenmiştir. Muayenehanesinde Cuma günleri ücretsiz muayene uygulaması yürütmüş; ilaç satın alamayan hastalar için kimi zaman kendi hazırladığı ilaçları temin etmiş, kimi zaman da eczaneden alınması gereken ilaçların bedelini kendi imkânlarıyla karşılamıştır. Bu yaklaşım, hekimlik faaliyetinin toplumun gündelik sağlık ihtiyaçlarıyla doğrudan temas eden, erişilebilirlik ve dayanışma ekseninde kurulmuş bir çalışma düzenine dönüştüğünü göstermektedir.
Basın Faaliyetleri
Halkın Sesi Gazetenin Kuruluşu
Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türk toplumunun kamusal alandaki sesi olabilecek sürekli bir yayın organı oluşturmak amacıyla 14 Mart 1942 tarihinde Halkın Sesi gazetesini kurmuş ve gazetenin editörlüğünü üstlenmiştir. Bu girişim, Kıbrıs Türk toplumunun hak taleplerini, gündelik sorunlarını ve siyasi hedeflerini düzenli biçimde görünür kılmayı hedefleyen bir basın faaliyeti olarak şekillenmiştir. Küçük, gazeteyi toplumun siyasal ve kültürel bilinç düzeyini yükseltmeye hizmet eden bir kamusal platform olarak konumlandırmıştır.
Yazı Temaları ve Eleştirel Çizgi
Küçük, Ada’daki Türk toplumunun başlıca meselelerini gazete üzerinden tartışmaya açmış; eğitim kurumlarının yönetimi, Evkaf İdaresi’nin devri, müftülük makamının ihyası, hukuki düzenin dönüşümü ve Türk toplumunun kurumsal varlığının güçlendirilmesi gibi başlıkları yazılarında öne çıkarmıştır. Bu çerçevede Halkın Sesi, sömürge yönetimiyle kurumsal ve siyasi gerilim yaşayan konuların kamuoyuna taşındığı bir araç işlevi görmüştür. Küçük’ün gazetecilik yaklaşımı, tarafsızlık iddiasından ziyade bağımsızlık vurgusuna yaslanan; Kıbrıs Türk toplumunun çıkarlarını savunmayı merkeze alan bir çizgiye dayanmıştır.
Gazetede sömürge yönetimini eleştiren yazıların yer alması, idare ile doğrudan çatışma doğurmuş; bu süreçte Halkın Sesi üç ay süreyle kapatılmıştır. Yayının sürdürülmesi yalnızca idari kısıtlarla değil, aynı zamanda maddi ve teknik engellerle de sınanmıştır. Kâğıt temininde güçlük yaşanmış; sömürge idaresinin kâğıt vermemesi nedeniyle gazetenin kâğıt ihtiyacı zaman zaman ambalaj kâğıdı gibi alternatif yollarla karşılanmıştır. Bu koşullar altında gazetenin devam ettirilmesi, basın faaliyetinin aynı zamanda bir direnç ve süreklilik meselesi olarak yürütüldüğünü göstermiştir.
Dr. Fazıl Küçük, Halkın Sesi’nde köşe yazarlığı ve editörlük yapmış; bazı dönemlerde rumuz kullanarak da yazılar yayımlamıştır. Gazete, Kıbrıs Türk toplumunun siyasal seyrinde uzun soluklu bir yayın organı niteliği kazanmış; Küçük, siyasi görevlerden ayrıldığı dönemlerde de bu mecra üzerinden toplumsal ve siyasi meseleler üzerine yazmayı sürdürmüştür. Ayrıca Türk tezlerini daha geniş bir çevreye ulaştırmak amacıyla gazete haftada bir İngilizce olarak The Voice of The People adıyla da yayımlanmıştır.

Dr. Fazıl Küçük (AA)
Halkın Sesi, Dr. Fazıl Küçük’ün siyasi faaliyetleriyle iç içe geçen bir kamusal müdahale aracına dönüşmüştür. Gazete üzerinden yürütülen yayıncılık, Kıbrıs Türk toplumunun kurumsal hak taleplerini gündemde tutma, Enosis karşıtlığını sistematik biçimde işleme, toplumsal örgütlenmeleri destekleme ve Türkiye kamuoyuyla bağ kurma gibi işlevler üstlenmiştir.
Siyasi Hayatı
Dr. Fazıl Küçük’ün siyasi tutumu, Kıbrıs’a dönüşünden önce, üniversite öğrenciliği döneminde belirginleşmeye başlamıştır. Bu dönemde Küçük, Kıbrıs Türk toplumunun eğitim alanındaki kurumsal meselelerine odaklanmış; Türk maarifinin İngiliz müdürler tarafından yönetilmesinde ısrar eden Kavanin Meclisi’nin Türk üyelerine karşı açık bir muhalefet çizgisi geliştirmiştir. Bu karşı çıkış, Küçük’ün daha erken aşamada sömürge idaresiyle uyumlu görülen yerel temsil pratiklerine mesafeli durduğunu ve kurumsal özerklik talebini siyasal gündeminin merkezine yerleştirdiğini gösterir.
Küçük’ün siyasal çizgisi, bütün dönemlerde iki kurumsal hedef etrafında yoğunlaşmıştır: Türk okullarının yönetiminin ve Evkaf İdaresi’nin Kıbrıs Türk toplumuna devredilmesi.
Bu hedefler, Kıbrıs Türk toplumunun kendi eğitim ve vakıf kurumları üzerinde “kayıtsız şartsız” hâkimiyet kurması fikrine dayanmıştır. Küçük, bu doğrultuda sömürge yönetimini ikna etmeye çalışmış; sonuç alınamadığı durumlarda ise açık bir mücadele hattı izlemiştir. Böylece siyasi tutum, yalnızca temsil veya seçim faaliyetlerine indirgenmeyen; kurumların yönetimi üzerinden toplumsal varlığın güçlendirilmesini amaçlayan bir çerçeveye oturmuştur.
Küçük’ün 1937 yılında Kıbrıs’a dönüşü, hekimlik faaliyetinin yanı sıra siyasi etkinliğinin de hızlandığı bir döneme karşılık gelmiştir. Bu yıllarda sömürge yönetiminin kurumsal alanlarda uyguladığı düzenlemeler ve Kıbrıs Türk toplumunun kamusal haklarına ilişkin tartışmalar, Küçük’ün hem basın faaliyeti hem örgütlenme girişimleri üzerinden daha görünür bir siyasi aktöre dönüşmesini desteklemiştir.
1931 İsyanı ve 1943 Eşiği
Dr. Fazıl Küçük (TRT Arşiv)
Kıbrıs’ta Rumların 1931 yılında gerçekleştirdiği isyan sonrasında belediye seçimlerine ara verilmiş; siyasi temsil kanalları uzun süre sınırlı kalmıştır. Bu dönemin ardından belediye seçimleri 21 Mart 1943 tarihinde yeniden yapıldığında Dr. Fazıl Küçük, seçim sürecinde muhaliflerine karşı belirgin bir başarı elde etmiş ve böylece siyasi faaliyetini kurumsal temsil düzeyine taşımıştır. Bu tarih, Küçük’ün erken dönem siyasi tutumunun yerel yönetim düzleminde somut bir pozisyona dönüştüğü kritik bir eşik oluşturmuştur.
Lefkoşa Belediye Meclisi Üyeliği
Dr. Fazıl Küçük, 21 Mart seçimleri sonrasında Lefkoşa Belediye Meclisi Üyesi olarak görev almış ve 6 yıl bu görevde bulunmuştur. Belediye meclisi üyeliği, Küçük’ün siyasi faaliyetlerini yerel yönetim mekanizmaları içinde de yürüttüğü bir döneme karşılık gelmektedir. Bu çerçevede Küçük, Kıbrıs Türk toplumunun belediye hizmetleri, kamusal temsil ve yerel karar alma süreçlerinde daha görünür bir aktör hâline gelmiştir.
1943 yılı, Küçük’ün yerel yönetim düzeyindeki konumunun yanında, Kıbrıs Türk toplumunun daha geniş ölçekli siyasi örgütlenmelerinin hız kazandığı bir dönemi başlatmıştır. Küçük, aynı yıl kurulan Kıbrıs Türk siyasi örgütlenmelerinde aktif rol üstlenmiş; belediye meclisi üyeliği, hem toplum içi temsil kapasitesini güçlendirmiş hem de daha kapsamlı kurumsal ve siyasi hedeflerin taşınacağı örgütlü yapıların inşasına zemin hazırlamıştır.
KATAK’ın Kuruluşu ve Küçük’ün kurucu Rolü (18 Nisan 1943)
Dr. Fazıl Küçük, yerel yönetim düzeyinde Lefkoşa Belediye Meclisi üyeliğine seçildiği 1943 yılında, Kıbrıs Türk toplumunun siyasi örgütlenmesini kurumsal bir çerçeveye taşımaya yönelmiştir. Bu bağlamda 18 Nisan 1943 tarihinde kurulan Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumu (KATAK) içinde kurucular arasında yer almış ve örgütün yönetim yapısında görev yapmıştır. KATAK, 1940’ların başında Kıbrıs Türk toplumunun hak taleplerini siyasi bir organizasyon zemininde toplamayı amaçlayan ilk yapılanmalar arasında öne çıkmıştır.
Dr. Fazıl Küçük, KATAK’ın İngiliz sömürge yönetiminin etkisi altında bulunduğu kanaatiyle önce yönetim kurulundaki görevinden ayrılmış, ardından örgütten kopmuştur. Bu kopuş, Küçük’ün siyasi stratejisinde belirleyici olan “kurumsal bağımsızlık” ilkesinin, örgütlenme tercihlerini doğrudan şekillendirdiğini gösterir. Küçük, Kıbrıs Türk toplumunun sosyal, ekonomik, kültürel ve hukuki haklarının elde edilmesi için daha açık biçimde "millî bir yapılanmaya" ihtiyaç bulunduğu düşüncesini benimsemiştir.
Kıbrıs Millî Türk Halk Partisi’nin Kuruluşu (23 Nisan 1944)
Bu örgütlenme ihtiyacı, 23 Nisan 1944 tarihinde Kıbrıs Millî Türk Halk Partisi'nin (KMTHP) kurulmasıyla somutlaşmıştır. Kuruluş toplantısında 161 kişinin bir araya geldiği; partinin Küçük’ün başkanlığında kurulduğu bilinen unsurlar arasındadır. KMTHP, Kıbrıs Türk toplumunun haklarını koruma ve refahını artırma hedefini merkezine almış; bunun yanında Rum tarafının adayı Yunanistan’a bağlama hedefi olarak tanımlanan Enosis girişimlerini engellemeyi de temel amaçlardan biri olarak benimsemiştir. Partinin kısa sürede farklı yerleşim bölgelerinde teşkilatlandığı ve örgütlenmesini ada geneline yaydığı görülen bir diğer kritik husustur.
Kıbrıs Millî Türk Birliği’ne Dönüşüm (23 Ekim 1949)
1940’ların sonuna gelindiğinde, Kıbrıs Türk toplumunun siyasi ve mesleki örgütlenmelerinde birleşme eğilimi güçlenmiştir. Bu süreçte KATAK ile KMTHP, 23 Ekim 1949 tarihinde birleşmiş ve siyasi yapı Kıbrıs Millî Türk Birliği (KMTB) adı altında yeniden örgütlenmiştir. Birleşme, Kıbrıs Türk toplumunun siyasi temsil kapasitesini tek çatı altında toplama ve Rum tarafının Enosis hedefi karşısında daha bütüncül bir tutum oluşturma amacıyla ilişkilendirilmiştir.
1949’daki birleşmenin ardından Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türk toplumunun siyasi örgütlenmesini Enosis’i engelleme ve Kıbrıs Türklerinin kurumsal haklarını tahkim etme ekseninde sürdürmüştür. Bu dönemde siyasi çabanın iki ana odağı öne çıkmıştır:
- Türkiye’deki siyasi karar alıcıların ve kamuoyunun Kıbrıs’a ilişkin ilgisini artırmak,
- Rum tarafının Enosis hedefini siyasi ve toplumsal düzeylerde karşılamak.
1950’lerin ortalarından itibaren Kıbrıs meselesinin uluslararası zeminde görünürlüğü artarken Küçük, Türkiye ile temaslarını yoğunlaştırmış; Kıbrıs Türk toplumunun taleplerini Türkiye kamuoyuna taşımaya dönük faaliyetlerde bulunmuştur. Bu çerçevede:
- 1955 yılında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık dışişleri bakanları arasında yapılan üçlü konferansı izlemek amacıyla diğer iki Kıbrıs Türk delege ile birlikte Londra’ya gitmiştir.
- 1958 yılında Türkiye’ye giderek Kıbrıs konusunda Türkiye’nin çeşitli yerlerinde “Ya Taksim, Ya Ölüm” mitingleri düzenlemiştir.
- Aynı yıl, Kıbrıs konusunun görüşüldüğü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sürecini takip etmek üzere Kasım 1958’de New York’ta bulunmuştur.
EOKA Saldırıları ve İlk Güvenlik Örgütlenmeleri (1955)
Kıbrıs’ta 1 Nisan 1955 tarihinde EOKA’nın silahlı eylemleriyle çatışma ortamı yeni bir aşamaya geçmiş; bu gelişme Kıbrıs Türk toplumunda güvenlik kaygılarını belirgin biçimde artırmıştır. Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türklerinin EOKA’ya karşı direnebilmesi için 1955 yılında Kıbrıs Türk Mukavemet Birliği isimli bir direniş örgütlenmesi kurmuştur. Örgütlenme girişimi, Küçük’ün şahsına yönelen tehditleri de beraberinde getirmiştir.
Bu süreçte örgütlenme yapısı güvenlik gerekçeleriyle yeniden düzenlenmiş; ilk örgütlenme sessiz biçimde dağıtılırken Eylül 1955’te bu kez VOLKAN teşkilatı kurulmuştur. Böylece 1955 yılı, Kıbrıs Türk toplumunda siyasi örgütlenmenin yanına toplumsal savunma boyutunun da eklendiği bir döneme karşılık gelmiştir. Bu yıl içinde yapılan kongre sonrasında siyasi yapının adı 15 Ağustos 1955 tarihinde Kıbrıs Türktür Partisi (KTP) olarak değiştirilmiş; Dr. Fazıl Küçük de bu yapının genel başkanlığını üstlenmiştir. Böylece Küçük, 1950’lerin ikinci yarısında hem siyasi liderlik hem de toplum güvenliği bağlamında belirleyici bir konumda yer almıştır.
Toplumlararası çatışmaların yoğunlaştığı dönemde, Kasım 1957’de, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kurulmuştur. TMT’nin kuruluşu Rauf R. Denktaş, Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi tarafından gerçekleştirilmiş; Dr. Fazıl Küçük, TMT’yi desteklemiş ve Türkiye’nin teşkilata malzeme, personel ve maddi destek sağlaması yönünde eşgüdüm hattında yer almıştır. Türkiye’nin TMT’yi destekleme kararı 1 Ağustos 1958 tarihinden itibaren uygulamaya sokulmuştur. Bu dönemde Kıbrıs’taki gelişmelerin uluslararası boyutu da güçlenmiş; 1959 yılı başında önce Zürih’te, ardından Londra’da yürütülen görüşmelerle Kıbrıs Cumhuriyeti’ne giden süreç başlamıştır. Dr. Fazıl Küçük’ün 1950’ler boyunca yürüttüğü siyasi mobilizasyon, örgütlenme ve Türkiye ile eşgüdüm çizgisi, bu yeni safhaya geçişin toplumsal ve siyasi zeminini oluşturan ana unsurlar arasında yer almıştır.
Zürih–Londra Süreci ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ne Geçiş (1959–1960)
Dr. Fazıl Küçük, Türk ve Yunan dışişleri bakanları arasında Zürih’te varılan uzlaşının ardından, 17 Şubat 1959 tarihinde Londra’da yapılan konferansta Kıbrıs Türk halkını temsilen yer almıştır. Konferans süreci, Kıbrıs’ta yeni bir siyasi düzenin kurulmasına ilişkin çerçevenin somutlaştırıldığı diplomatik aşamayı oluşturmuştur.
Londra’daki görüşmelerin tamamlanmasını izleyen iki gün sonra varılan anlaşma, Dr. Fazıl Küçük tarafından Kıbrıs Türk halkı adına imzalanmıştır. Böylece Küçük, 1959 uzlaşılarının Kıbrıs Türk tarafındaki siyasi temsil ve onay mekanizmasında imza yetkisiyle yer almış; anlaşma metinleri, Kıbrıs’ta kurulacak yeni devlet düzeninin hukuki ve siyasi temelini oluşturmuştur.
Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran düzenlemelere göre devletin Cumhurbaşkanı Rum, Cumhurbaşkanı Muavini Türk olacaktı. Bu yapı, yeni cumhuriyetin iki toplumlu ortaklık mimarisinin en üst yürütme düzeyine yansıtıldığı çerçeveyi temsil etmiştir. Bu kuruluş düzeni doğrultusunda Dr. Fazıl Küçük, 3 Aralık 1959 tarihinde rakipsiz biçimde Kıbrıs’ın ilk Cumhurbaşkanı Muavini seçilmiştir. Seçim, Küçük’ün 1940’lardan itibaren siyasi örgütlenme, toplumsal temsil ve 1950’lerde uluslararasılaşan Kıbrıs meselesi bağlamında üstlendiği rolün, anayasal bir makama dönüşmesi anlamına gelmiştir.
Bir buçuk yılı bulan hazırlık ve düzenleme sürecinin ardından Kıbrıs Cumhuriyeti 16 Ağustos 1960 tarihinde ilan edilmiştir. Bu tarihle birlikte Dr. Fazıl Küçük’ün Cumhurbaşkanı Muavinliği, iki toplumlu ortaklık düzeni içinde yürütmenin en üst katmanına taşınmış; 1960 sonrası dönem, anayasal işleyiş, ortak yönetim pratikleri ve giderek sertleşen siyasi krizler ekseninde yeni bir safhaya girmiştir.
Cumhurbaşkanı Muavinliği (1960 sonrası)
Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türk toplumunu temsilen Cumhurbaşkanı Muavinliği makamını üstlenmiş; ortaklık rejiminin yürütme mimarisinde Türk tarafının en üst düzey siyasi temsilini yürütmüştür. Anayasal sistem, özellikle savunma, içişleri ve dışişleri alanlarında Cumhurbaşkanı ile Cumhurbaşkanı Muavininin müşterek onay mekanizmasına dayanan bir işleyiş öngörmüş; ayrıca kamusal görevlerde Türklerin %30, orduda ise %40 oranında temsili ile Türk ve Rum Cemaat Meclisleri üzerinden eğitim, kültür ve din işlerinde ayrı toplumsal yetki alanları tanımlamıştır.
Ortaklık düzeni, Cumhurbaşkanı Makarios III ve Rum yürütme kadrolarının etkisiyle, Kıbrıs Türklerine tanınan anayasal hakların uygulanması alanında gerilim üretmiştir. Bu gerilim, 30 Kasım 1963 tarihinde Makarios III’ün anayasal çerçeveyi değiştirmeye dönük 13 maddelik öneri paketi ile kritik bir eşiğe taşınmıştır. Öneri paketi, Cumhurbaşkanı Muavininin veto yetkisini ve müşterek onay gerektiren alanları kaldırmayı; Türklerin ayrı belediye kurmasına ilişkin düzeni ve ordu komuta sistemini de içeren yapısal değişiklikleri hedeflemiştir. Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türklerini temsilen bu değişikliklere karşı durmuştur.
Kıbrıs’ta 20 Aralık’ı 21 Aralık’a bağlayan gece, Lefkoşa’nın Tahtakale bölgesinde iki Türk’ün öldürülmesiyle başlayan süreç, kısa sürede genişleyen saldırılarla Kanlı Noel olarak anılan olaya dönüşmüştür. Bu saldırılar, Kıbrıs Türk toplumunun güvenlik sorununu akut hâle getirmiş ve ortaklık düzeninin fiilen işlemez duruma gelmesine yol açmıştır.
Türkiye, garantör devletlerden biri olarak 25 Aralık 1963 tarihinde Lefkoşa üzerinde savaş uçaklarıyla ihtar uçuşu yapmış; bu müdahale saldırıların kısa süreli durmasına katkı sağlamıştır. Buna rağmen birkaç gün içinde Türk ve Rumların birlikte yaşadığı 103 karma köyden 25 bini aşkın Kıbrıs Türkü, güvenlik gerekçesiyle evlerini terk ederek özellikle Lefkoşa’ya yönelmiştir. Dr. Fazıl Küçük, Lefkoşa Ortaköy’deki arazilerinin büyük bir kısmını muhacirlere tahsis etmiştir.
1963 saldırıları sonrasında Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kamusal ve anayasal organlarından dışlanmış; ortaklık rejimi kâğıt üzerinde varlığını sürdürürken fiilen tek taraflı bir yapıya dönüşmüştür. Bu gelişmelerin ardından Kıbrıs Türk tarafında yasama, yürütme ve yargı unsurlarını bünyesinde toplayan bir yönetim düzeni oluşturulmuş; Genel Komite adıyla anılan bu yapının başkanlığını Dr. Fazıl Küçük üstlenmiştir. Bu örgütlenme, Kıbrıs Türklerinin kendi idari ve siyasi işleyişini kurumsallaştırdığı ilk kapsamlı öz yönetim aşamasını temsil etmiştir. Bu dönemde Lefkoşa’da Türk ve Rum kesimlerini ayıran Yeşil Hat düzenlemesi, Dr. Fazıl Küçük’ün başkanlığı sırasında 30 Aralık 1963 tarihinde imzalanan bir memorandumla şekillenmiştir.
1964’ten itibaren Kıbrıs Türk toplumunun yaşadığı alanlar, güvenlik baskısı ve kuşatma koşulları altında varlık mücadelesi vermiştir. Bu dönemde Limasol (1964), Baf (1964), Boğaz ve Larnaka (1964), Erenköy (1964) ve Geçitkale (1967) gibi yerleşimlerde Kıbrıs Türklerine yönelik kitlesel saldırılar yaşanmıştır. Türkiye, bu süreçte Kıbrıs Türklerini çeşitli alanlarda desteklemiştir.
Dr. Fazıl Küçük, bu dönemde hem Kıbrıs Türklerinin güvenlik ve kurumsal haklarını savunmuş hem de göç, sağlık ve temel ihtiyaçlar alanında toplumsal dayanıklılığı artırmaya dönük girişimleri yürütmüştür. Türkiye Kızılayı ile temaslar kurularak Kıbrıs’ta İlk Yardım Hastanesi kurulmuş; sağlık personeli, ilaç ve tıbbi malzemenin yanında barınma ve gıda gibi temel ihtiyaçların hava ve deniz yoluyla adaya ulaştırılması sağlanmıştır. Göç etmek zorunda kalan Kıbrıs Türkleri için göçmen evlerinin yapılması da bu dönemin başlıca insani öncelikleri arasında yer almıştır.
15 Kasım 1967 tarihinde Geçitkale’de Türk mücahitlere yönelik saldırıda 24 Kıbrıs Türkü hayatını kaybetmiştir. Bu gelişme üzerine Türkiye devreye girmiş; taraflara nota verilmiş ve Türkiye’nin müdahale kararlılığı sonrasında Yunan askeri unsurlarının adadan ayrılması sağlanmıştır. Bu sürecin ardından 27 Aralık 1967 tarihinde Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi kurulmuş ve Dr. Fazıl Küçük bu yönetimin başkanlığına getirilmiştir. Bu adım, 1963 sonrası oluşan öz yönetim pratiklerinin daha belirgin bir yürütme çerçevesine kavuşturulmasını sağlamıştır.
1968 Sonrası Görüşmeler Dönemi, 1973’e Giden Süreç ve Görevden Ayrılış (1968–1973)
1963’te başlayan ve 1967’ye kadar ağır güvenlik koşulları altında süren çatışmalı dönem, 1968 itibarıyla yeni bir evreye girmiş; toplumlararası görüşmeler başlamıştır. İlk görüşmeler 1968 yılında Beyrut’ta yapılmış; bu süreç Kıbrıs meselesinin müzakere kanalıyla ele alınacağı uzun bir dönemi başlatmıştır. Görüşmelerin devam eden niteliği, Kıbrıs’taki siyasi uyuşmazlıkların kurumsal bir çözüm üretmeden sürmesini beraberinde getirmiştir.
Bu evrede Kıbrıs Türk tarafı, 1960 düzeninin kurucu ortaklık statüsünü temel alan bir siyasi konumda kalmış; buna karşın 1963 sonrası fiili ayrışma koşulları devam etmiştir. Dr. Fazıl Küçük hem Cumhurbaşkanı Muavini sıfatıyla Kıbrıs Türk toplumunun siyasi haklarını savunmayı sürdürmüş hem de 1967 sonunda kurulan Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi’nin başkanı olarak Kıbrıs Türklerinin idari kapasitesinin örgütlenmesinde belirleyici bir rol üstlenmiştir. Böylece 1968 sonrası dönem, bir yandan görüşmelerin yürüdüğü, diğer yandan Kıbrıs Türklerinin öz yönetim unsurlarını koruduğu ikili bir zeminde ilerlemiştir.
Dr. Fazıl Küçük, 18 Şubat 1973 tarihinde Cumhurbaşkanı Muavinliği görevinden ayrılmış ve görevi Rauf R. Denktaş’a devretmiştir. Bu ayrılış, Küçük’ün 1959–1960 kuruluş sürecinden 1963 krizine, 1967 idari yapılanmasına ve 1968 sonrası müzakere dönemine uzanan uzun siyasi sorumluluk döneminin kurumsal olarak kapanışı niteliğindedir.
Görevden ayrılış, Küçük’ün kamusal alandan tamamen çekilmesi anlamına gelmemiştir. Siyasi temsil makamını bırakmasına rağmen, sahip olduğu gazete üzerinden Kıbrıs Türk toplumunun temel meselelerine ilişkin değerlendirmelerini sürdürmüş; toplumsal taleplerin savunulmasında aktif bir tutum almaya devam etmiştir.
Görev Sonrası Dönem
1980’li yılların başında yakalandığı hastalık, çalışma temposunu etkilemiş; buna rağmen Küçük, yazı faaliyetini tamamen bırakmamış, gazetede yazılarını aralıklarla sürdürmüştür. Böylece 1973 sonrası dönem, resmî makamdan ayrılışa karşın kamusal tartışmaya basın üzerinden katılımın devam ettiği bir evre olarak şekillenmiştir.
KKTC’nin İlanına Tanıklık (15 Kasım 1983)
Dr. Fazıl Küçük, 15 Kasım 1983 tarihinde ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni sevinçle karşılamıştır. Ölümünden önce verdiği son demeçte, hastalığının geçtiğini ifade etmiş; KKTC’nin kuruluşunu görmenin kendisini hayata yeniden bağladığını vurgulamıştır. Bu dönem, uzun yıllara yayılan siyasi mücadelenin ulaştığı kurumsal sonucun Küçük’ün yaşam çizgisi içinde kapanış aşamasını oluşturmuştur.
Vefatı

Dr. Fazıl Küçük Vefatının 40. Yılında Anılırken, 2024 (AA)
Dr. Fazıl Küçük, 15 Ocak 1984 tarihinde tedavi gördüğü Londra’da, Westminster bölgesindeki bir hastanede 78 yaşında hayatını kaybetmiştir. Naaşı Lefkoşa’ya getirilmiş; Lefkoşa yakınlarındaki Hamitköy’de, o tarihe kadar Mumcu Tepesi olarak bilinen alana defnedilmiştir. Anıt mezarın bulunduğu bu tepe, defin sonrasında Anıttepe adıyla anılmıştır.
Eserleri ve Anısı
Dr. Fazıl Küçük’ün kamusal etkisinin süreklilik kazandığı ana kanallardan biri Halkın Sesi gazetesi olmuştur. Gazeteyi 14 Mart 1942 tarihinde kurmuş, uzun yıllar editörlük ve köşe yazarlığı yapmış; bazı dönemlerde rumuzla da yazılar yayımlamıştır. Gazete, Kıbrıs Türk basın tarihinde en uzun ve kesintisiz yayımlanan yayın organı olmuştur.【1】 Türk tezlerini daha geniş bir çevreye taşımak amacıyla Halkın Sesi’ni haftada bir İngilizce olarak The Voice of The People adıyla da yayımlamıştır. Küçük’ün gazeteci kimliğiyle kaleme aldığı makale sayısı 2.000’in üzerindedir.
Dr. Fazıl Küçük’ün kaleme aldığı veya kendi adıyla yayımlanan/redakte edilen eserleri arasında şunlar yer alır:
- The Voice of Cyprus, Nicosia, 1956.
- Dr. Fazıl Küçük’ten Özlü Sözler 1906–1984, Haz. Dr. Fazıl Küçük Vakfı, Halkın Sesi Matbaası, Lefkoşa, 2003.
- Evkaf’ın Kayıtsız Şartsız Türk Toplumuna Devri-Teslimi – 56 Yıl Süren Kavga, KKTC Vakıflar İdaresi / Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayını, Lefkoşa, 1999.
- Mücadelemizin Görkemli Günleri, Yay. Haz. Çiler İncirli, Der. Altay Sayıl, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Tanıtma Dairesi, Kıbrıs, 1998.
- Kıbrıs Türk Dâvası ve Kıbrıs’ta Rum Vahşeti, Devlet Basım Evi, Lefkoşa, 2002.
- 1821’den Bu Yana Kıbrıs Türkünün Bilinmeyen Tarafları, Gösterdiği Kahramanlıklar, Türklüğün Gurur ve Şerefini Koruma Mücadeleleri, Yay. Haz. Altay Sayıl, Dr. Fazıl Küçük Vakfı ve KKTC Kamu İşçileri Sendikası Yayınları, Lefkoşa, 2000.
Dr. Fazıl Küçük’ün adı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve Türkiye’de çeşitli kurum ve kuruluşlara verilerek yaşatılmaktadır. Ayrıca ailesi tarafından kurulan vakıf ve müze üzerinden hatırası kurumsal bir çerçevede sürdürülmüştür. Halkın Sesi gazetesinde, doğum günü 14 Mart ve vefat günü 15 Ocak tarihlerinde başyazı sütununun boş bırakılması, süreklileşmiş bir anma pratiği olarak uygulanmıştır. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetlerinin girişimiyle kendisine “Kıbrıs Üstün Cesaret ve Feragat Altın Madalyası” tevdi edilmiştir.



