
Kıbrıs adası, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, sömürgecilik karşıtı mücadelelerin ivme kazandığı bir dönemde önemli bir siyasal sorun olarak öne çıkmıştır. Bu bağlamda, 1950’li yıllarda Kıbrıslı Rumlar arasında Enosis (Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı) talebi yeniden güç kazanmış, bu talebin başarısız diplomatik girişimlerle sonuçsuz kalmasının ardından silahlı mücadele yöntemlerine başvurulmuştur. Bu ortamda kurulan EOKA (Ethniki Organosis Kyprion Agoniston), Enosis’i gerçekleştirmek amacıyla faaliyet gösteren paramiliter bir örgüt olarak tarih sahnesine çıkmıştır.
EOKA zulmüne maruz kalan insanların anlattıkları (TRT Haber)
EOKA’nın kurulmasına yol açan temel etken, Rum toplumunun Enosis talebine karşılık İngiltere’nin Kıbrıs üzerindeki egemenliğini sürdürme iradesi olmuştur. İngiltere, Orta Doğu’daki stratejik çıkarları doğrultusunda Kıbrıs’ı elinde tutmak istemiş, bu sebeple adanın Yunanistan’a devrine sıcak bakmamıştır.
Öte yandan, Kıbrıs Türk toplumu da Enosis’e karşı net bir tutum almış, Türkiye ise bu süreci Yunanistan’ın genişlemeci politikalarının bir uzantısı olarak değerlendirmiştir.
Makarios’un 1950’de başpiskopos seçilmesi, Enosis hareketine dinî meşruiyet kazandırmıştır. Diplomatik girişimlerle sonuç alamayan Rum psikoposluğu ve ileri gelenler, 1951 itibarıyla silahlı mücadele yolunu tercih etmiş, bu bağlamda Makarios ve emekli Albay George Grivas öncülüğünde EOKA’nın temelleri atılmıştır.
EOKA'nın Kanlı Noel Saldırılarını Anlatan Belgesel (TRT Arşiv)
EOKA’nın kuruluş amacı, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını sağlamak ve bu doğrultuda İngiliz sömürge yönetimini baskı altına almaktı. Örgüt, Helenizm, anti-komünizm ve irredantizm temelli bir ideolojiye sahipti. Bu bağlamda EOKA, yalnızca Enosis hedefli bir yapılanma olup Kıbrıs'ın bağımsızlığını değil, doğrudan Yunanistan’a bağlanmasını amaçlamaktaydı.
Örgüt, gençlik hareketleri aracılığıyla yaygın bir taban oluşturmuş; özellikle PEON ve OHEN gibi gençlik örgütleri, militan temini, propaganda faaliyetleri ve sabotaj eylemleri açısından önemli bir işlev üstlenmiştir. EOKA’nın finansal ve lojistik desteği ise büyük ölçüde Kıbrıs Ortodoks Kilisesi ve onun müttefik kurumları tarafından sağlanmıştır.
EOKA, ilk silahlı eylemini 1 Nisan 1955 tarihinde gerçekleştirmiştir. Bu eylem, Enosis’in artık diplomatik yollarla değil, zor kullanılarak elde edileceği inancının sahadaki tezahürü olmuştur. Örgüt, kırsalda gerilla savaşı ve şehirlerde sabotaj faaliyetleri yürüterek İngiliz yönetimini yıldırmayı ve uluslararası kamuoyunu Kıbrıs meselesine çekmeyi amaçlamıştır. Bu strateji kapsamında Enosis, meşru bir talep olarak dünya kamuoyuna sunulacak ve self determinasyon hakkının kullanılmasını sağlanacaktı.
EOKA’nın Kıbrıslı Türklere yönelik ilk doğrudan eylemi, 11 Ocak 1956’da Türk polis şefi Abdullah Ali Rıza'nın Baf’ta evinin önünde öldürülmesi olmuştur. Bu olay, örgütün Türklere karşı terör kampanyasının başlangıç noktasıdır. Stanley Mayes’e göre Abdullah Ali Rıza, EOKA tarafından “kasten öldürülen ilk Kıbrıslı Türk”tür. Bu cinayetin ardından Türk toplumunda mitingler ve protestolar başlamış, adada Türk-Rum ilişkileri hızla gerilmiştir.
EOKA'nın Faaliyetleri (Türk Silahlı Kuvvetleri)
1957’den itibaren EOKA, doğrudan Türk köylerini hedef almaya başlamıştır. Köy baskınları, ev baskıları ve katliamlarla Türk yerleşim yerleri üzerinde yoğun bir korku atmosferi yaratılmıştır. Bu şiddet ortamı sonucunda 100’ün üzerinde Kıbrıslı Türk hayatını kaybetmiş, 33 köy boşaltılmış ve 6.000’den fazla Türk göç etmek zorunda kalmıştır.
1959’da çekilen “Kıbrıs’ın Belası Kızıl EOKA” adlı filmde, EOKA’nın Türklere yönelik uyguladığı terör detaylı biçimde temsil edilmiştir. Filmde anlatılan olay örgüsüne göre, Kıbrıslı Türk aileler, EOKA baskısıyla evlerinden çıkarılmakta, mallarına el konulmakta ve direnenler öldürülmektedir. Filmde EOKA’nın temel amacının, Kıbrıs Türklerini adadan kovmak ve Türklere ait topraklara el koymak olduğu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, EOKA mensupları sadece fiziki değil, sembolik saldırılar da gerçekleştirmekte, örneğin Türk çocuklarının tarih kitaplarını dahi çiğnemektedir.
Bu şiddet dalgası karşısında Kıbrıslı Türkler savunmasız kalmamış, Volkan, Karacete, 9 Eylül Cephesi ve nihayet 1957’de kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı gibi örgütler aracılığıyla direniş hareketleri örgütlenmiştir. Bu savunma refleksi, EOKA’nın yalnızca silahlı değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyokültürel bir tehdit hâline geldiğini göstermektedir.
EOKA’nın 1955–1959 yılları arasında Kıbrıslı Türklere yönelik gerçekleştirdiği şiddet eylemleri, sadece bir etnik temizlik stratejisi değil, aynı zamanda adadaki Türk-Rum dengesini silah yoluyla değiştirme çabasıdır. Bu süreçte birçok Türk yaşamını yitirmiş, köyler terk edilmiş ve toplumsal travma oluşmuştur. Mehmet Işık’ın çalışması, bu dönemin sinema aracılığıyla temsil edilmesini sağlarken, aynı zamanda EOKA’nın Türk toplumuna uyguladığı şiddetin belgelenmiş boyutlarını da akademik düzeyde sunmaktadır.
EOKA’nın kuruluş süreci, Kıbrıs’ta Enosis talebinin diplomatik yöntemlerle karşılık bulamaması neticesinde gelişen silahlı bir tepkinin ifadesidir. Örgüt, yalnızca bağımsızlık mücadelesi değil, açıkça bir ilhak hedefi güden ideolojik bir yapılanma olarak değerlendirilmektedir. Makarios ve Grivas liderliğinde şekillenen bu hareket, Kıbrıs meselesinin uluslararası bir krize dönüşmesinde ve adanın geleceğini belirleyecek dinamiklerin oluşmasında başat bir rol oynamıştır.

EOKA’nın Kuruluş Gerekçesi
Örgütsel Yapılanma ve İdeolojik Temeller
Silahlı Mücadelenin Başlangıcı
EOKA’nın Türklere Yönelik İlk Saldırıları
Türk Köylerine Yönelik Saldırılar ve Göçler
Şiddetin Temsili ve Belgelenmesi