BlogGeçmiş
Blog
Avatar
YazarSemanur Sönmez Yaman14 Mayıs 2026 14:18

Gemiyi Kim Kaçırdı: Sumud Filosu’nun Algıları Dönüştüren Yolculuğu

fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline

Bazı yolculuklar vardır; bir yere varmak için değil, bir gerçeği anlamak yahut anlatmak için çıkılır.

Hz. İbrahim’in hakikati bulmak için çıktığı fiziki ve ruhsal yolculuğu gibi…

Demirlemiş Küresel Sumud Filosu (Kaynak: Semanur Sönmez Yaman)

Gandhi’nin sömürge düzeninin adaletsizliğini ifşa ettiği Tuz Yürüyüşü gibi…

Martin Luther King’in Amerika’nın ahlaki çelişkilerini dünyaya ilan ettiği o meşhur hareketi gibi…

Benim de içinde bulunduğum ilk Sumud Filosunun yolculuğu, tam da böyle bir yolculuktu.


İsrail’in 2007 yılından bu yana devam eden Gazze ablukasını kırmaya yönelik bir sivil girişim olmasının yanı sıra; İsrail’in nasıl bir devlet olduğunu, insanlık dışı uygulamalarını ve Gazze’de kuvözdeki bebekleri bile öldüren karanlığını dünyaya hatırlatmayı amaçlayan bir yolculuk.  Ekranların, sosyal medyanın ve sonunda tüm dünyanın giderek normalleştirdiği bir soykırıma karşı yükselen sivil, insani ve ahlaki bir itiraz. Bu itirazı tüm dünyaya duyurmayı hedefleyen bir haykırış…


Çünkü sessizlik her zaman tarafsızlık değildir; bazen susmak, zalime cesaret hatta destek vermektir.

İsrail meselesi (Evet Filistin değil İsrail meselesi doğrusu, zira mesele İsrail’in sınır tanımayan işgali) tam da böyle bir yerde duruyor. İnsanlığın suskunluğunun bedelini, bebeklerin, çocukların canlarıyla, kanlarıyla ödediği bir mesele. Öyle bir bedel ki ödenen; görmeye, izlemeye yürek dayanmıyor.


Ama hepimiz izliyoruz. Sessizce, şaşırarak, üzülerek, isyan ederek…

Gazetecilik hayatım boyunca defalarca gittiğim Filistin’de ve özellikle Gazze’de gördüklerim, duyduklarım, tanıklık ettiklerim, o isyanı içimde daha da büyüttü. Ve isyanın dışında ağır bir sorumluluk yükü bindirdi omuzlarıma. İlk olarak “tarafsız gazetecilik” masalını bir kenara bıraktım, çünkü bu tanıklık bir gözlemci gibi anlatmamı değil, safımı da belli etmemi gerektiriyordu. Sadece üzerine konuştuğum, olayları anlattığım, gösterdiğim değil, olan biten karşısında kendimi ve insanlığın duruşunu tarttığım bir hakikat çemberindeydim. Filistin halkının yıllardır “Sumud” ile direndiği alanda.  Bu yüzden Sumud Filosu’nun adını duyduğumda gerçekten çok heyecanlandım.

Marmaris'te Demirlemiş Sumud Filosu (Anadolu Ajansı)


Denizden ablukayı kırma girişimlerinin neredeyse tamamı sonuçsuz kalmışken ve Mavi Marmara gibi korkunç bir katliamın tanığı olmamıza rağmen, bu yolculuk mutlaka çıkılması gereken bir yolculuktu. Zira evimizde oturduğumuz, günlük hayatımızı sürdürdüğümüz her saniye bir çocuk, bir kadın, bir masum insan ya bombalarla ya açlıktan ya da sağlık hizmeti alamadığı için hayatını kaybediyordu. Yolculuğun detaylarını bütün dünya biliyor. İspanya, İtalya, Tunus ve Yunanistan’dan 50 tekne ile yola çıkan 500 kadar aktivist, bir dizi saldırı ve engelleme girişimlerinin ardından uluslararası sulardan İsrail askerleri tarafından kaçırılarak önce Aşdod Llimanı’na, oradan hapishaneye götürüldük. 3 günlük hapis hayatının ardından, 100 yıl boyunca İsrail’e giriş yasağı ile ülkeden deport edildik.


Peki ne değişti? Birinci Sumud Filosu ablukayı kıramadıysa ve Gazze’ye ulaşamadıysa, başarısız bir girişim olmuştur diyebilir miyiz?

Tam bu noktada, kimseyi detaya boğmadan, bir gazeteci olarak bu yolculuğun küresel iletişime etkisinden bahsetmek istiyorum.

Hasbara, İbranice’de “açıklama / izah etme” anlamına gelen bir kelime. İsrail’in politikalarını, askeriî operasyonlarını ve Siyonist anlatıyı dünya kamuoyu nezdinde meşrulaştırmak için yürüttüğü kamu diplomasisi, stratejik iletişim ve propaganda faaliyetlerini kapsıyor. Mevcut durumda ise hasbara, sadece “anlatmak” değil; çerçeve kurmak, dikkati başka yere çekmek, mağduriyet dili üretmek, eleştiriyi antisemitizmle eşitlemek, Filistin halkının yaşadıklarını görünmezleştirmek ve İsrail’in askeriî veya siyasi eylemlerini savunulabilir göstermek anlamına geliyor.


Bir nevi devlet destekli uluslararası propaganda ve algı yönetimi.

Medya, sosyal medya, diplomasi, akademi ve STK ağlarında yürütülen koordineli bir söylem üretimi…

Kısaca İsrail’in Filistin topraklarını işgali konusunda küresel algıyı dönüştürme çabalarının tamamı hasbara kavramının içine giriyor. Tarihte de benzer algı yönetimlerini görüyoruz. Hitler’in Nazi pPropagandası bunun en net ve aslında ironik örneği. Hitler’in yakın arkadaşı, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in  yürüttüğü algı yönetimi stratejileri ile neredeyse tamamen aynı çünkü. Farkı ise yeni iletişim teknolojileri ile çok daha güçlü bir şekilde işletiliyor olması.


Bu güne kadar söz konusu Filistin olduğunda dünya halkları hep bu üst algı yönetiminin etkisinde kaldı.

İlk anlatıyı kim üretirse, ilk bilgiyi kim yayarsa, dünyanın geri kalanı olayı çoğu zaman hiç sorgulamadan o çerçevede değerlendirdi.

Marmaris'ten Yola Çıkan Sumud Filosu (Anadolu Ajansı)

İsrail’in dünyaya kendini “iyi”, yaptığı şeyleri de “haklı” göstermek için kullandığı argümanlar herkesin malumu: Güvenlik tehdidi, terörle mücadele, kendini savunma hakkı ya da insanlarda şüphe uyandırma.


Bu çerçevede kurulan anlatılar, dakikalar içinde CNN, BBC, AP, Reuters gibi Bbatı medyası aracılığıyla dünyaya yayıldı. Ve insanlar hikâyeyi önce İsrail’in yaydığı  şekilde duyduğu için, sonraki bilgiler geri planda kaldı.  Mesela; 2023 yılında Gazze’deki hastane saldırısında İsrail’in resmi hesapları ilk dakikalarda onlarca çelişkili mesaj atarak bilgi kirliliğine neden oldu. Önce saldırıyı reddettiler, sonra sorumluluğu İslami Cihad’a attılar, sonra patlamanın nedeninin “hastanenin yakıt depoları” olduğunu iddia ettiler. Halbuki hastaneyi yerle bir eden patlamanın nedeni apaçık bir saldırıydı ama dünyanın ve özellikle konuyu çok yakından takip etmeyenlerin zihinlerini bulandırmayı başardılar.


Hasbara’nın ana stratejilerinden biri de kendi mağduriyetini daha görünür kılmak. Onlarca Filistinli çocuk acımasızca öldürülürken, sirenlerden korkan İsrailli bir çocuğun görüntüsünün TV ekranlarında, gazetelerin ilk sayfalarında ve sosyal medyada dolaşıma sokulduğuna;sokulduğuna yahut güvenlik operasyonu, nokta atışı gibi ifadelerle sanki sadece bir hedef vurulmuş diğer sivillerin hayatları korunmuş gibi algı oluşturulduğunau defalarca şahit olduk.


Hatta İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın “Digital Diplomacy Unit” adlı özel bir sosyal medya ekibi var ve bu ekibin görevi özellikle TikTok, Reels ve X içerikleri üretip farklı dillerde dünyaya yaymak.


Yani olay tam bir İsrail propagandası.

Semanur Sönmez Yaman ve Sumud Gönüllüleri (Kaynak: Semanur Sönmez Yaman)


Ve propaganda konusunda dünyada kimse Siyonizmin eline su dökemez -di. Ta ki Sumud Filosu hazırlıklara başlayana kadar.


50 gemi, 500’ün üzerinde gönüllü; 44’ten fazla ülkeden katılım. Tarihte benzeri görülmemiş bu sivil deniz misyonu, zihinlerdeki yolculuğuna denize açılmadan önce başladı aslında.  Filo, ilk olarak küresel haber akışının görünmez duvarını delip geçti. Aktivistlerin açıklamaları dolaşıma girdikçe önce medya, ardından siyasetçiler soykırıma “soykırım” deme cesaretini göstermeye başladı.


Gazze’de 2 yıl boyunca devam eden vahşet, dünya medyasında daha görünür hale geldi.


İnsanlık belki de ilk kez bu kadar yoğun şekilde kendini sorgulamaya başladı. Halklar sokağa döküldü. Ve son yüzyılda Filistin’de neler yaşandığı konusu, bütün dünyanın gündemine girdi.


Yani Sumud Filosu, İsrail’in onlarca yıldır özenle örüp zihinlerimizi çevrelediği manipülasyon duvarını yıktı ve
“Dünyanın vicdanı Gazze’ye yürüyor” anlatısını dolaşıma soktu.


İsrail de boş durmadı tabi, yine aynı yöntemleri kullanarak harekete geçti.

Marmaris'te Demirlemiş Sumud Filosu (Anadolu Ajansı)


‘Bu Filo bir provokasyon girişimi’ ve “Gazze’ye yardım ulaştırmanın resmi yolları var” dedi.


Bu ikisi tutmayınca iftiralara başladı. Filo yönetimini ve katılımcıları teröristlikle ve anstisemitik olmakla suçladı.


Halbuki filoda yer alan aktivistlerin çoğu ülkelerinde tanınan, saygı duyulan, bazıları dünyaca ünlü isimlerdi ve İsrail’in yalanları bu kez karşılık bulmadı.


Sumud Filosu da burada çok önemli bir karşı hamle yaparak kendi hikayesini ilk ağızdan anlatmaya, hatta yazmaya başladı.

Ve gazeteler bu kez filodan yükselen sesleri taşıdı manşetlere:

  • “Dünyanın dört bir yanından aktivistlerin katıldığı vicdan hareketi”
  • “Abluka yasa dışıdır, biz bunu hatırlatıyoruz”
  • “Bu bir insani duruş, şiddet barındırmıyor”
  • “Gazze’ye ulaşamasak bile, ablukanın görünmez duvarlarını çatlatıyoruz”

Bu ilk anlatı, uluslararası basın dilini de şekillendirdi.

Demirlemiş Küresel Sumud Filosu (Kaynak: Semanur Sönmez Yaman)


BBC, Al Jazeera, Guardian, TRT World, AJ+, Middle East Eye gibi mecralar ilk 12 saat içinde haberlerini “Gazze’ye insani yardım götürmeyi amaçlayan uluslararası sivil hareket…” ifadeleriyle geçti. Sivil, insani, uluslararası, vicdanlı kelimeleri dolaşıma girerken İsrail’in “terör” söylemi karşılık bulamadı.


Sosyal medyada da benzer bir durum yaşandı.


Filo’nun suya indiği ilk 24 saatte; “peaceful civilian flotilla”, “global solidarity walk”, “end the blockade”, “Sumud movement” etiketleri, İsrail’in güdümlü içeriklerinden daha hızlı yayıldı.


Ve Sumud filosu, dünya kamuoyunu uzun bir süredir ilk kez bu denli güçlü şekilde Filistin lehine çevirdi. Avrupa’da paneller, ABD’de öğrenci hareketleri, Latin Amerika’da dayanışma gösterileri, Afrika’da sivil toplum deklarasyonları yayılmaya başladı.


Bunların hiçbiri “savunma” pozisyonundan yapılmadı, hepsi bir hikayenin ilk anlatısıydı ve Sumud Filsu bir hikâyeyi bu kez doğru şekilde ve baştan yazıyordu.

En Büyük Başarı: Filonun “Engellenme anı”

Filo engellenmeden önce, dünyaya verdiğimiz mesaj şuydu: “Dünya vicdanı Gazze’ye yürüyor. İsrail bunu durdurmak üzere.”

İsrail’in Girit açıklarında, uluslararası sularda dronlarla gemilere saldırması da bu mesajı güçlendiren bir etki yaptı.

Ve Gazze’ye yaklaştığımızda yine uluslararası sularda bu kez İsrail askerleri tarafından korsanları aratmayan bir yöntemle engellendiğinizde, dünyanın gördüğü şey; İsrail’in, uluslararası sivil bir insanlık hareketini engellemesiydi.

Özetle Sumud Filosu İlk kez oyunu tersine çevirdi.

İsrail’in açıklamaları bu çerçeveyi değiştiremedi.

Hasılı Sumud Filosu Gazze’ye ulaşmasa da büyük bir başarıya imza attı.

Çünkü başarmak için her zaman sonuca varmak gerekmez.

Sumud’da da öyle oldu.

Bir parçası olmaktan gurur duyduğum bu filo dünyayı uyandırdı, ayağa kaldırdı, bambaşka bir bakış açısı kazandırdı…

Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da insanlar günlerce Gazze’yi konuştu.

 Ve şunu net bir şekilde gördü herkes; “Gazze’de hayat kurtarılabilir ama İsrail bu hayatların kurtarılmasına izin verilmiyor.”

Bu ilk büyük kazanımdı.

İkinci kazanım, Uluslararası hukuk ve insan hakları çerçevesinde “insani koridor” talebini somut olarak gündeme taşımasıydı. Halklar arasında “birlikte hareket etmek” fikrini yaygınlaştırdı. Ateşkes görüşmelerine ivme kazandırdı.

Bu yazıyı “Ve silahlar sustu, işgal sona erdi” cümlesiyle bitirmek isterdim ama ne yazık ki öyle olamadı.

Sözde bir ateşkes ilan edildi.

Ama Gazze’de savaş bitmedi sadece kameralar ve gözler başka yönlere çevrildi.

Marmaris'ten Yola Çıkan Sumud Filosu (Anadolu Ajansı)

Bombalar susmadı.

Açlık bitmedi.

Ağrı dinmedi.

Gazze’nin ayakta kalabilmesi için günde 650 tır yardıma ihtiyaç var.

Bugün giren tır sayısı maksimum 200…

Yani çocuklara, hastalara, yaşlılara ulaşması gereken yardımın üçte biri bile değil.

Kış geldi, Gazze halkı derme çatma çadırlarda çok ağır bir kış geçirdi.

Dünya sessizleşti.

Özetle Gazze’de savaş bitmedi sadece bizden uzaklaştırıldı.

Bu nedenle Sumud yoluna devam etme kararı aldı.

İkinci Sumud filosu şimdi yolda. Uluslararası sularda askeri operasyona maruz kaldı ve filonun bir kısmı devre dışı bırakıldı.

Filo’nun mimarlarından Thiago ve Saif, tutuklanarak İsrail’e götürüldü. Ayaklarına pranga vurularak sözde mahkemeye çıkarıldı.

Thiago Avila’nın, annesinin cenazesine gitmesine bile izin verilmedi.

Şimdi hikaâyenin devamı yazılıyor. İkinci filo bu sefer Türkiye’den demir alarak yolculuğuna devam ediyor..

Ve Gazze’deki çocuklar haâlaâ umutla bekliyor.

Anneler haâlaâ duada...

Babalar haâlaâ kayıplarını arıyor.

Ve bazı sorular haâlaâ cevapsız:

Dünya bu hikaâyenin neresinde duruyor?

Filistin’in özgürlüğünü, kendi iç özgürlüğümüzden ayrı düşünebilir miyiz?

Ruhumuzu esir alan bu soykırıma itiraz etmemiz gerekmez mi?

Gemiyi kaçırırsak, varoluş gayemizi de kaçırmış olmaz mıyız?

Sumud, bu soruların da cevabıdır işte.

Ve çağımızda insan kalmanın en sade, en sahici biçimlerinden biridir.

Kaynakça

Anadolu Ajansı. "Küresel Sumud Filosu Gazze'ye Gitmek İçin Marmaris'ten Demir Aldı". Erişim: 14 Mayıs 2026. https://aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/202651416531_kuresel-sumud-filosu-gazzeye-gitmek-uzere-marmaristen-demir-aldi/161660.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Blog İşlemleri

İçindekiler

  • En Büyük Başarı: Filonun “Engellenme anı”

KÜRE'ye Sor