İsrail Demokrasisi
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarŞeyda Buşra ATALAN13 Temmuz 2026 13:50

ORCID ID

0000-0002-9966-7758

İsrail, 1948’de Filistin topraklarını işgal kararı alıp bu durumu ilan ettiğinde (Pappe, 2021:39) kendisini hem Yahudi hem de demokratik bir devlet olarak tanımlamıştır. Bu ikili özellik, modern ulus-devlet formunun içinde yer alan liberal demokrasi ve ulusal kimlik temelli bir anlayışı birleştirme iddiası taşımaktadır. Ancak bu iddia, özellikle Filistinlilere yönelik insan hakları ihlalleri, apartheid uygulamaları, vatandaşlık rejimi, toprak ve gasp politikaları, ayrımcı yasalar ve güvenlik pratikleri düşünüldüğünde eşitliği önceleyen demokratik anlayış ile derin çelişkiler içermektedir.Demokrasi, yurttaşların medeni haklar bakımından eşit olduğu, halkın genel oyla yönetime katıldığı, azınlıkların haklarının güvence altına alındığı ve seçimlerin düzenli, serbest ve kapsayıcı biçimde gerçekleştirildiği siyasal bir rejim olarak tanımlanır (Dowty, 1999: 2). Bu çerçevede, demokratik ve demokratik olmayan rejimler arasında ayrım yapmayı sağlayacak somut ölçütlerin olduğu söylenebilir. İsrail’in demokratik olmadığı yönündeki değerlendirmeler bu somut ölçütlerle analiz edildiğinde güçlü gerekçelere dayanmaktadır.İsrail’de yaşayan Filistinliler, Yahudi yurttaşlarla anayasal/yasal veya fiili olarak eşit haklara sahip değildir【1】. Filistin halkı, sistematik bir biçimde resmi kurumlardan dışlanırken İsrail, işgalci genişleme çabasını sürdürmekte, siyonist gaspçılara yurttaşlık sağlamakta hatta başka ülkelerin yurttaşı olan Yahudilerle doğal yurttaşlık bağları kurarak【2】 -binlerce yıldır o topraklarda yaşayan Filistinlilerden alınan haklarıdini/etnik bağlardan dolayı Yahudilere vermektedir. Bu durum, İsrail’in etnik/dini bir temel üzerine kurulduğunu, etnik ve dini açıdan farklı olan insanları dışladığını【3】 ve bu haliyle demokrasiyle çelişkili bir yapı arz ettiğini göstermektedir. İsrail’deki sözde demokratik sistemin etnik nitelikleri, yalnızca Arap yurttaşların temel haklara erişiminde yaşanan sorunlarla sınırlı kalmamakta; aynı zamanda onların iyi yurttaş olarak tanımlanma ve bu konuma erişme kapasitelerini de ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Zira İsrail’de “iyi yurttaşlık” kavramı yalnızca yasalara uymak, vergi ödemek, askerlik hizmeti yapmak, oy kullanmak ve kamu yaşamına katılmak gibi görevlerle sınırlı değildir. Bunlardan daha çok Yahudi demografik çoğunluğun artırılması【4】, İbranice’nin ve Yahudi kültürünün yaygınlaştırılması【5】, başka ülke Yahudilerinin İsrail’e çekilmesi, Yahudi gasp birimlerinin artırılması【6】 ve Yahudi nüfusun stratejik bölgelerde yoğunlaştırılması gibi unsurlar yer almaktadır. Bu bağlamda, Arap yurttaşların etnik kimlikleri, aile yapıları, kullandıkları dil ve kültürel aidiyetleri sebebiyle bu ırkçı hedeflere katkı sunmaları yapısal olarak sınırlandırılmakta ve onları iyi yurttaş statüsünden dışlamaktadır ve böylelikle sistematik ayrımcılık doğurmaktadır (Smooha, 1997: 220).Ilan Pappe’nin de ısrarla üzerinde durduğu üzere İsrail demokratik bir rejim değildir. Başka bir halkın topraklarını onlarca yıl boyunca işgal altında tutan ve bu halka temel medeni ve insan haklarını tanımayan bir yapının demokrasi olarak tanımlanması düşünülemez. 1967 sınırları içerisinde yaşayan Filistinli yurttaşlara yönelik sistematik ayrımcılık zaten demokrasiden çok uzak olunduğunu göstermektedir. Bu durum, siyaset bilimi literatüründe herrenvolk demokrasisi olarak adlandırılan, yalnızca egemen etnik grup lehine işleyen bir yönetim modelini akla getirmektedir. Eğer bir topluluğa devletin kaynaklarından ve toplumsal refahtan hiçbir şekilde pay verilmiyorsa ve ayrımcı uygulamalara maruz bırakılıyorsa, o kişilere yalnızca seçme ve seçilme hakkı tanınmasının, yani demokrasiye biçimsel katılımlarının sağlanmasının anlamı yoktur (Pappe, 2011: 270-271).Demokrasi tartışmalarının yanı sıra İsrail’in apartheid yönetim sistemi hukuki bir kategori olarak varlığını korumaktadır. Filistinliler ekonomik ve sosyal bakımdan sistematik olarak ayrıştırılmakta, istihdam olanaklarından dışlanmakta, hukuki koruma mekanizmalarına erişimleri engellenmekte, tarihî topraklarından uzaklaştırılmakta ve eğitim ile sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılmaktadır. Bu ayrımcılık biçimlerine dair geniş kapsamlı bulgular, insan hakları örgütlerinden akademisyenlere, gazetecilerden bazı ana akım siyasetçilere kadar uzanan geniş bir çevre tarafından İsrail’in apartheid rejim olarak anılmasına neden olmaktadır (Brooks ve Griffiths, 2024: 1). Dolayısıyla denilebilir ki yasama süreçlerinden yürütme kararlarına, kültürel ve toplumsal politikalardan pratik uygulamalara kadar her düzeyde İsrail, yalnızca belirli bir etnik/dinsel grubun çıkarlarını merkeze alan bir yönetim sergilemektedir. Demokratik bir devlette toprak mülkiyeti ve yerleşim politikaları etnik kimliğe göre belirlenemez. Bu nedenle, klasik demokrasi tanımlarının İsrail örneğine uygulanabilirliğini savunmak çok da mümkün değildir.

İsrail Demokrasisi

İsrail, 1948’de Filistin topraklarıişgal kararı alıp bu durumu ilan ettiğinde (Pappe, 2021:39) kendisini hem Yahudi hem de demokratik bir devlet olarak tanımlamıştır. Bu ikili özellik, modern ulus-devlet formunun içinde yer alan liberal demokrasi ve ulusal kimlik temelli bir anlayışı birleştirme iddiası taşımaktadır. Ancak bu iddia, özellikle Filistinlilere yönelik insan hakları ihlalleri, apartheid uygulamaları, vatandaşlık rejimi, toprak ve gasp politikaları, ayrımcı yasalar ve güvenlik pratikleri düşünüldüğünde eşitliği önceleyen demokratik anlayış ile derin çelişkiler içermektedir.


Demokrasi, yurttaşların medeni haklar bakımından eşit olduğu, halkın genel oyla yönetime katıldığı, azınlıkların haklarının güvence altına alındığı ve seçimlerin düzenli, serbest ve kapsayıcı biçimde gerçekleştirildiği siyasal bir rejim olarak tanımlanır (Dowty, 1999: 2). Bu çerçevede, demokratik ve demokratik olmayan rejimler arasında ayrım yapmayı sağlayacak somut ölçütlerin olduğu söylenebilir. İsrail’in demokratik olmadığı yönündeki değerlendirmeler bu somut ölçütlerle analiz edildiğinde güçlü gerekçelere dayanmaktadır.


İsrail’de yaşayan Filistinliler, Yahudi yurttaşlarla anayasal/yasal veya fiili olarak eşit haklara sahip değildir【1】. Filistin halkı, sistematik bir biçimde resmi kurumlardan dışlanırken İsrail, işgalci genişleme çabasını sürdürmekte, siyonist gaspçılara yurttaşlık sağlamakta hatta başka ülkelerin yurttaşı olan Yahudilerle doğal yurttaşlık bağları kurarak【2】 -binlerce yıldır o topraklarda yaşayan Filistinlilerden alınan haklarıdini/etnik bağlardan dolayı Yahudilere vermektedir. Bu durum, İsrail’in etnik/dini bir temel üzerine kurulduğunu, etnik ve dini açıdan farklı olan insanları dışladığını【3】 ve bu haliyle demokrasiyle çelişkili bir yapı arz ettiğini göstermektedir. İsrail’deki sözde demokratik sistemin etnik nitelikleri, yalnızca Arap yurttaşların temel haklara erişiminde yaşanan sorunlarla sınırlı kalmamakta; aynı zamanda onların iyi yurttaş olarak tanımlanma ve bu konuma erişme kapasitelerini de ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Zira İsrail’de “iyi yurttaşlık” kavramı yalnızca yasalara uymak, vergi ödemek, askerlik hizmeti yapmak, oy kullanmak ve kamu yaşamına katılmak gibi görevlerle sınırlı değildir. Bunlardan daha çok Yahudi demografik çoğunluğun artırılması【4】, İbranice’nin ve Yahudi kültürünün yaygınlaştırılması【5】, başka ülke Yahudilerinin İsrail’e çekilmesi, Yahudi gasp birimlerinin artırılması【6】 ve Yahudi nüfusun stratejik bölgelerde yoğunlaştırılması gibi unsurlar yer almaktadır. Bu bağlamda, Arap yurttaşların etnik kimlikleri, aile yapıları, kullandıkları dil ve kültürel aidiyetleri sebebiyle bu ırkçı hedeflere katkı sunmaları yapısal olarak sınırlandırılmakta ve onları iyi yurttaş statüsünden dışlamaktadır ve böylelikle sistematik ayrımcılık doğurmaktadır (Smooha, 1997: 220).


Ilan Pappe’nin de ısrarla üzerinde durduğu üzere İsrail demokratik bir rejim değildir. Başka bir halkın topraklarını onlarca yıl boyunca işgal altında tutan ve bu halka temel medeni ve insan haklarını tanımayan bir yapının demokrasi olarak tanımlanması düşünülemez. 1967 sınırları içerisinde yaşayan Filistinli yurttaşlara yönelik sistematik ayrımcılık zaten demokrasiden çok uzak olunduğunu göstermektedir. Bu durum, siyaset bilimi literatüründe herrenvolk demokrasisi olarak adlandırılan, yalnızca egemen etnik grup lehine işleyen bir yönetim modelini akla getirmektedir. Eğer bir topluluğa devletin kaynaklarından ve toplumsal refahtan hiçbir şekilde pay verilmiyorsa ve ayrımcı uygulamalara maruz bırakılıyorsa, o kişilere yalnızca seçme ve seçilme hakkı tanınmasının, yani demokrasiye biçimsel katılımlarının sağlanmasının anlamı yoktur (Pappe, 2011: 270-271).


Demokrasi tartışmalarının yanı sıra İsrail’in apartheid yönetim sistemi hukuki bir kategori olarak varlığını korumaktadır. Filistinliler ekonomik ve sosyal bakımdan sistematik olarak ayrıştırılmakta, istihdam olanaklarından dışlanmakta, hukuki koruma mekanizmalarına erişimleri engellenmekte, tarihî topraklarından uzaklaştırılmakta ve eğitim ile sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılmaktadır. Bu ayrımcılık biçimlerine dair geniş kapsamlı bulgular, insan hakları örgütlerinden akademisyenlere, gazetecilerden bazı ana akım siyasetçilere kadar uzanan geniş bir çevre tarafından İsrail’in apartheid rejim olarak anılmasına neden olmaktadır (Brooks ve Griffiths, 2024: 1). Dolayısıyla denilebilir ki yasama süreçlerinden yürütme kararlarına, kültürel ve toplumsal politikalardan pratik uygulamalara kadar her düzeyde İsrail, yalnızca belirli bir etnik/dinsel grubun çıkarlarını merkeze alan bir yönetim sergilemektedir. Demokratik bir devlette toprak mülkiyeti ve yerleşim politikaları etnik kimliğe göre belirlenemez. Bu nedenle, klasik demokrasi tanımlarının İsrail örneğine uygulanabilirliğini savunmak çok da mümkün değildir.

Kaynakça

Brooks, Aidan & Martin, Griffiths (2024). “Beyond Apartheid Israel”. Political Geography, 114. Dowty, Alan (1997). “Is Israel Democratic? Substance and Semantics in the ‘Ethnic Democracy’ Debate”.Democratization, 4 (4), 34-52. Pappé, Ilan (2011). “İsrail-Filistin İhtilafına Yeni Bir Bakış: Ilan Pappe ile Söyleşi”. Frank Barat (Ed.). Yaşamla Ölüm Arasında Gazze: Dünden Bugüne Filistin Sorunu (s. 264-276). İstanbul: BGST Yayınları. Pappé, Ilan (2021). Yeryüzünün En Büyük Hapishanesi: İşgalin Tarihi, çev.: Zeynep Yelçe. İstanbul: Aras Yayıncılık. Smooha, Sammy (1997). “Ethnic Democracy: Israel as an Archetype”.Israel Studies, 2 (2), 198–241.

Dipnotlar

  • [1]

    Bkz. İsrail’in Filistinli Vatandaşları

  • [2]

    Bkz. İthal Vatandaş

  • [3]

    Bkz. Kültürel Irkçılık ; Siyofaşizm ; Şiddetin Meşrulaştırılması

  • [4]

    Bkz. Demografik Hegemonya ; Demografik Manipülasyon

  • [5]

    Bkz. Üst Kültür ; Yahudileştirme

  • [6]

    Bkz. Evlerin Yıkımı ; Gasp Birimleri ; Gasp Yerleşimleri ; Mülkiyet-1 ; Mülkiyet-2 ; Mülksüzleştirme ; Siyonist Gaspçı

Atıf İçin

apaAtalan, Ş. B. (2026). İsrail Demokrasisi. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 813-814) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadAtalan, Şeyda Buşra. “İsrail Demokrasisi”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 813-814. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"İsrail Demokrasisi" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor