
Kana Katliamı, 18 Nisan 1996 tarihinde İsrail ordusunun, Lübnan’ın güneyinde yer alan Kana (Qana) köyünde bulunan Birleşmiş Milletler Geçici Lübnan Gücü’ne (UNIFIL) ait Filistinli sivillerin yer aldığı mülteci kampını bombalaması sonucu meydana gelen ve 100'ü aşkın sivilin hayatını kaybettiği toplu bir kıyımdır. Bu saldırı, İsrail’in “Gazap Üzümleri Operasyonu” (Operation Grapes of Wrath) adı altında yürüttüğü geniş çaplı askeri harekâtın bir parçası olarak gerçekleşmiştir. Operasyon, dönemin İsrail Başbakanı Şimon Peres’in talimatıyla yürütülmüş ve Lübnan’ın güney bölgelerine 16 gün süresince yoğun hava ve kara bombardımanı düzenlenmiştir.

Kana Katliamı Kurbanları Mezarlığında Yas (Anadolu Ajansı)
Kana köyünde bulunan BM kampındaki Filistinli sivillerin çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşmaktaydı. Saldırı günü, İsrail topçu birlikleri tarafından gerçekleştirilen bombardımanda 106 sivil yaşamını yitirirken, 150’den fazla kişi de yaralanmıştır. Bazı kaynaklarda bu sayı 109 olarak da kaydedilmiştir. BM yetkilileri, saldırının “yanlışlıkla” yapıldığı yönündeki İsrail savunmasını yeterli bulmamış ve olayın bilinçli olarak gerçekleştirildiği kanaatine varmıştır.
Katliamın ardından uluslararası kamuoyundan gelen tepkilere rağmen İsrail'e yönelik ciddi bir yaptırım uygulanmamıştır. Birleşmiş Milletler olay hakkında soruşturma başlatmış, ancak İsrail’in kınanması konusunda Güvenlik Konseyi üyeleri arasında uzlaşı sağlanamamıştır. Bu durum, uluslararası hukuk çerçevesinde sivil korumanın etkinliği ve tarafsızlığı konularında ciddi tartışmalara yol açmıştır.
Olayın görgü tanıkları arasında yer alan Kana sakini Hasan İbrahim Kreyha, yaşananları "Yolda, meydanda, sokakta her yanda cesetler vardı. Arkadaşlarımın, dostlarımın, kolları bacakları paramparça olmuştu" sözleriyle aktarmıştır. UNIFIL bünyesinde görevli Norveçli eski subay Gunnar Brandsdal, saldırı sırasında bölgede İsrail’e ait insansız hava aracının bulunduğunu ve bu durumun İsrail’in saldırıdan haberdar olduğunu kanıtladığını dile getirmiştir. Brandsdal’ın ifadelerine göre, bu görüntüler daha sonra sızdırılmış ve uluslararası medyada geniş yankı uyandırmıştır.
Kana köyü, on yıl sonra, 2006 yılının Temmuz ayında İsrail’in Lübnan’a yönelik yeni bir askeri operasyonu sırasında yeniden hedef olmuştur. Bu ikinci saldırıda Kana’da bulunan üç katlı bir bina bombalanmış; 37’si çocuk olmak üzere 60’tan fazla sivil yaşamını yitirmiştir. Bu olay, literatürde “II. Kana Katliamı” olarak adlandırılmaktadır ve Kana’yı uluslararası savaş suçları literatüründe önemli bir sembole dönüştürmüştür.
Kana Katliamı, uluslararası hukuk bağlamında sivillerin korunması yükümlülüğünün ağır biçimde ihlal edildiği bir örnek olarak değerlendirilmektedir. Sivillerin BM korumasındaki bir sığınakta hedef alınması, Cenevre Sözleşmeleri’nin açık ihlali olarak kabul edilmektedir. Ancak saldırı sonrası yürütülen soruşturmaların sonuçsuz kalması, uluslararası cezasızlık olgusunun eleştirildiği önemli örneklerden biri olmuştur.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kana Katliamı" maddesi için tartışma başlatın
Saldırının Seyri ve Sonuçları
Tanıklıklar ve Görsel Belgeler
İkinci Kana Katliamı (2006)
Uluslararası Hukuk ve Kana Katliamı
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.