
Kıbrıs Katliamı, 1950’li yıllardan başlayarak özellikle 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs'ta yaşayan Türk halkına yönelik olarak Yunanistan kaynaklı Enosis【1】 ideali doğrultusunda gerçekleştirilen sistematik zulüm, şiddet, baskı, etnik temizlik ve soykırım hareketlerinin genel adıdır.

Kıbrıs Adası, 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirilmiş ve yaklaşık 300 yıl boyunca Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır. Bu dönem boyunca Kıbrıs, arada kısmi gerginlikler yaşansa da genel olarak Türkler ve Rumların barış içinde yaşadığı kozmopolit bir bölge olarak kalmıştır. Ancak, 1878 yılında adanın İngiltere’ye kiralanması ve I. Dünya Savaşı’nın ardından fiilen İngiliz kolonisi hâline gelmesiyle birlikte adadaki dengeler Türklerin aleyhine bozulmaya başlamıştır.
Osmanlı'nın bölgeden çekilmesi ve I. Dünya Savaşı'nın ardından Yunanistan’ın Megali İdea (Büyük Ülkü) çerçevesinde Bizans İmparatorluğu'nu yeniden canlandırma ideali, Enosis planıyla birleşmiştir. Bu birleşmenin bir sonucu olarak Kıbrıslı Rumların bir kısmının Yunanistan desteğiyle kurduğu EOKA tarafından adanın Yunanistan’a bağlanması yönünde sistematik çalışmalar başlatılmıştır.

1955 yılında, Yunan subayı Georgios Grivas tarafından kurulan EOKA (Ethniki Organosis Kyprion Agoniston - Kıbrıs Mücahitleri Ulusal Örgütü), ilk olarak İngilizlere karşı görünse de kısa sürede asıl hedefinin Kıbrıs Türklerini adadan silmek ve adayı Yunanistan’a bağlamak olduğu açıkça ortaya çıkmıştır.
EOKA örgütü üyeleri, Türk köylerine baskınlar düzenlemiş, masum sivilleri katletmiş, kadınlara ve çocuklara yönelik saldırılar gerçekleştirmiştir. Bu dönemde Türk halkı, can güvenliği tehlikesi altında yaşamaya başlamış, köylerden göç etmek zorunda kalmış ve kendi öz savunmasını sağlamak amacıyla EOKA'ya karşılık Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)'nı kurulmuştur.
Kıbrıs Türk halkı, 1950’li yılların başlarından itibaren EOKA örgütü üyesi Rumların Enosis hedefi doğrultusunda artan baskı, tehdit ve saldırılarına karşı yalnızca sivil değil, örgütlü bir direniş ihtiyacı da duymaya başlamıştır. Bu bağlamda, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT), 1957 yılında Kıbrıslı Türkler tarafından kurulmuş; kısa sürede Türkiye Cumhuriyeti’nin aktif desteğiyle yeniden yapılandırılarak profesyonel bir savunma organizasyonuna dönüştürülmüştür.
TMT, Enosis hedefiyle yola çıkan EOKA’nın saldırılarına karşı Kıbrıs Türk halkının can, mal ve namusunu korumak; toplumun moral gücünü ayakta tutmak; gerektiğinde askeri direnişi yönlendirmek amacıyla oluşturulmuştur. Teşkilat, hücre tipi yapılanma modelini benimsemiş, gizliliğe ve disipline büyük önem vermiştir. Liderliği ilk olarak Albay Rıza Vuruşkan tarafından üstlenilen örgüt, sonrasında birçok Kıbrıslı Türk subayın ve halk önderinin katkısıyla genişlemiştir.
TMT’nin bir diğer temel hedefi, Türklerin adada maruz kaldığı saldırı ve sindirme girişimlerine karşı örgütlü ve kararlı bir mukavemet hattı kurmak, halkın savunma refleksini bilinçli ve stratejik biçimde yönlendirmek olmuştur.
1. 1957’den itibaren TMT mensupları, EOKA'nın Türk köylerine yönelik saldırılarını geri püskürtmek için silahlı direnişlerde bulunmuştur.
2. Halkın savunma için silahlandırılması ve eğitilmesi amacıyla milis sistemini kurmuşlardır.
3. En tehlikeli dönemlerde köyler arası iletişimi sağlamışlar ve ikmal hatlarını korumuşlardır.
4. Propaganda ve karşı-propaganda faaliyetleri yürütmüş, Türk toplumunun direniş motivasyonunu pekiştirmişlerdir.
5. TMT, aynı zamanda İngiliz idaresinin çifte standardına karşı Türk varlığını ve haklarını savunmak adına siyasi denge unsuru olmuş, özellikle 1958 sonrası dönemde Türkiye'nin Kıbrıs’a dair diplomatik girişimlerini destekleyici rol oynamıştır.
Adanın iki halkı arasında uzlaşma çabaları sürerken, 21 Aralık 1963 gecesi tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen büyük bir saldırı gerçekleşmiştir. Kıbrıslı Rumların bir kısmı ve EOKA öergütü üyeleri, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki milletli ortak yapısını yok sayarak Türk mahallelerine saldırmış, kadın, çocuk ve yaşlı yüzlerce Türk’ü katletmişlerdir.
Bu katliamların başında Başpiskopos Makarios ve EOKA'nın lider kadrosu yer almaktadır. Makarios’un yürüttüğü politika, yalnızca siyasi ayrımcılık değil, doğrudan etnik temizlik hedefi güden bir stratejiye dönüşmüştür. Rum radyolarında yayınlanan yayınlarda Türklerin adadan “kafaları kesilerek” atılması gerektiği alenen dile getirilmiştir.
Kanlı Noel (1963) olayları sonrası Türk toplumu, adanın çeşitli bölgelerinden çekilerek TMT'nin korumasında olan Türk kantonlarına sığınmıştır. Bu dönemde TMT’nin stratejik ağı daha da genişlemiş; EOKA üyesi Rumların silahlı güçleri ile yer yer sıcak çatışmalara girilmiş; köylerin savunması ve sivillerin tahliyesi teşkilat tarafından organize edilmiştir.
TMT, adanın kuzey kesiminde güvenli bölgeler oluşturarak ileride ilan edilecek olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin temellerini atmıştır. Bu süreçte TMT, yalnızca bir askeri teşkilat değil, Türk toplumunun siyasi ve psikolojik direncinin sembolü hâline gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı, Türk Mukavemet Teşkilatı'na ilişkin olarak şu açıklamaları yapmıştır:
"Rum terör örgütü EOKA’nın canice cinayetlerine ve soykırım girişimine karşı Kıbrıs Türkünün can ve mal güvenliğini korumak üzere kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT); 100 yıl önce yedi düvele karşı direnişi canlandıran Kuvayımilliye ruhunun bir tezahürüdür."【2】
EOKA üyesi Rumlar tarafından hazırlanan ve daha sonra kamuoyuna da sızan Akritas Planı, adada yaşayan Türklerin siyasal, kültürel ve fiziki varlığını ortadan kaldırmaya yönelik detaylı bir soykırım planıdır.
Plana göre;
1. Kıbrıs Türklerinin anayasal hakları adım adım tırpanlanacak,
2. Türk nüfus sistematik biçimde izole edilerek etnik temizliğe tabi tutulacak,
3. Kıbrıs Cumhuriyeti feshedilerek Enosis ilan edilecekti.
Bu bağlamda yapılan harekatlarla 1963-1974 arasında birçok Türk köyü boşaltıldı, halk zorla göç ettirildi. 103 Türk köyü tamamen haritadan silindi, 30.000'den fazla Kıbrıslı Türk mülteci hâline geldi.
8 Ağustos 1964'te Kıbrıs’ta Erenköy direnişi esnasında Türk Hava Kuvvetleri, Kıbrıs Türklerine yönelik yoğun EOKA saldırılarını durdurmak amacıyla bir caydırma harekâtı başlatmıştır. Bu harekâta katılan uçaklardan biri Yunan savunma hatları tarafından vurulmuş, uçağın pilotu Cengiz Topel paraşütle atlayarak hayatta kalmıştır. Ancak EOKA örgütü tarafından esir alınmış ve ertesi gün “hastanede hayatını kaybettiği” açıklanmıştır.
Gerçekte ise Topel'in örgüt üyeleri tarafından işkenceyle şehit edildiği yönündeki bilgiler açıkça belgelenmiştir. Özellikle 2010 yılında bir Rum gazetesinde yayımlanan habere göre, Cengiz Topel’in uçağını vuran ateşin, adaya gizlice gönderilen “Faethon” isimli bir Yunan savaş gemisinden açıldığı anlaşılmıştır.
Bu yaşadıklarının ardından Cengiz Topel, Kıbrıs Barış Harekâtı öncesi dönemde EOKA-Yunan katliamının sembol isimlerinden biri olmuştur.
1974 yılında, Enosis’i gerçekleştirmek için Yunanistan destekli subaylar tarafından gerçekleştirilen darbe sonrası Kıbrıslı Türkler için yeni bir varoluş savaşı başlamıştır. EOKA-B tarafından birçok Türk köyü kuşatılmış, erkekler kurşuna dizilmiş, kadınlara sistematik tecavüzler uygulanmış ve çocuklar katledilmiştir.
Söz konusu dönemde Muratağa, Sandallar, Atlılar gibi köylerde yapılan katliamlar savaş hukukunu aşan boyutlara ulaşmıştır. Bu köylerde yaşayan siviller topluca çukurlara gömülmüş, bazıları diri diri toprağa atılmıştır. Yaşananlar, uluslararası hukukta yer alan “soykırım” tanımını birebir karşılar hale gelmiştir.

Kanlı Noel ve 1974 katliamlarının ardından Türkiye, 1960 tarihli Garanti Antlaşması’na dayanarak 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtını başlatmıştır. Bu harekât, uluslararası hukuku esas alarak Kıbrıs Türk halkının fiziki varlığını kurtarmayı amaçlamıştır. Neticede harekat amacına ulaşmış, Türk ordusu bir işgal hareketine girişmeden ada Türklerinin can güvenliği sağlandığında operasyona son vermiştir. Türkiye'nin müdahalesi olmadığı bir senaryoda, uzmanlar Kıbrıs Türklerinin adadan tamamen silinebileceğini ve bir milletin bütün olarak yok edilebileceğini açıkça ifade etmişlerdir.
Kıbrıs Katliamı, yalnızca Türklere karşı işlenen bir dizi suçu değildir. Emperyal hayallerden, dinî fanatizmden ve etnik nefretten beslenen bir devlet politikası olan Enosis'in bir sonucudur. EOKA, Enosis amacı uğruna siyasi bir çözüm aramamış, adada yaşayan tüm Türkleri düşman ilan ederek bu hedef uğruna binlerce insanı katletmiştir.
Uluslararası kamuoyu, bu dönemde büyük oranda sessiz kalmış, Birleşmiş Milletler gibi platformlarda ise Kıbrıslı Türklerin yaşadığı soykırım yeterince gündeme getirilmemiştir. Bugün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı, bu katliamların bir daha yaşanmaması adına bir “varoluş teminatı” olarak görülmektedir.
Kıbrıs Türklerinin yaşadığı zulmü anlatan Bir Zamanlar Kıbrıs Dizisi (TRT)
TMT, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra görevini tamamlayarak dağılmış ve yerine resmî askeri yapılar geçmiştir. Ancak teşkilatın mücadele yıllarında üstlendiği misyon, Kıbrıs Türk halkının varlık savaşı olarak tanımlanan dönemin önemli unsurlarından biri olarak tarihe geçmiştir.
Neticede TMT, Kıbrıs Türklerinin kendi kaderlerini tayin etme hakkını kullanarak kurmuş oldukları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tarihsel temeli olarak olarak kabul edimekte, anısı çeşitli törenler ve etkinliklerle yaşatılmaktadır.
[1]
(Kıbrıs'ın Yunanistan’a ilhakı amacını ifade eden terim)
[2]
TRT. Son Erişim: 27.03.2025 https://www.trthaber.com/haber/gundem/msb-tmt-kuvayimilliye-ruhunun-bir-tezahurudur-653757.html

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kıbrıs Katliamı" maddesi için tartışma başlatın
Tarihî Arka Plan
EOKA Örgütü ve Enosis Politikası
Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)
Kuruluş Amacı ve Yapısı
Faaliyetleri
Kanlı Noel (1963) ve TMT
Akritas Planı ve Sistematik Temizlik
Katliamın Sembol İsimlerinden Biri: Cengiz Topel
1974 Katliamları
Uluslararası Tepki ve Türkiye’nin Müdahalesi
TMT’nin Tarihî Mirası