+2 Daha

Küba Cumhuriyeti
Küba Cumhuriyeti, Karayip Denizi’nde, Antiller'in en büyük adasını kapsayan bir ada ülkesidir. Coğrafi olarak Kuzey Amerika kıtasının doğu ucunda yer alır. Küba, kuzeyde Florida Boğazı ile ABD'den ve Bahamalar'dan, doğuda Rüzgâr Geçidi ile Haiti'den, batıda ise Yucatán Kanalı ile Meksika'dan ayrılır. Ülke, yaklaşık 110.860 kilometrekare yüz ölçümüne ve yaklaşık 1.250 kilometrelik bir sahil şeridine sahiptir. Başkenti ve en büyük şehri Havana'dır.
Küba, 1959 Devrimi’nden bu yana tek partili sosyalist cumhuriyet olarak yönetilmektedir. Ülkenin siyasi sistemi, anayasada Küba Komünist Partisi'nin (PCC) toplumu ve devleti yöneten öncü güç olduğunu belirtir. Devlet başkanı, aynı zamanda Küba Komünist Partisi'nin birinci sekreteri görevini de üstlenebilmektedir.
Demografik açıdan, Küba nüfusunun büyük çoğunluğu İspanyolca konuşmaktadır. Toplumun kökeni; İspanyol, Afrika kökenli ve melez (mulatto/mestizo) karışımından oluşmaktadır. Dini inançlar arasında Katoliklik yaygındır ve Afrika kökenli geleneksel inançlarla senkretik bir yapı sergilenmektedir.
Ekonomi, devrim sonrası benimsenen merkezi planlama sistemine dayanmaktadır. Üretim araçlarının büyük bir kısmı devlete aittir. Temel tarımsal ürünü şeker kamışıdır. 1990'lardaki "Özel Dönem" krizinden bu yana ekonomi; turizm ve sınırlı serbest meslek (cuentapropista) girişimlerine izin veren karma (hibrit) bir modele doğru evrilmiştir.
ABD tarafından 1960’lı yıllardan bu yana uygulanan ekonomik ambargo (abluka), ülkenin dış ticaret ve finansal erişimini kısıtlayan ana faktör olarak görülmektedir. Küba, sosyal politikaları ile öne çıkmaktadır; eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz olup uluslararası ilişkilerde, özellikle Rusya ve Çin ile güçlü bağlar sürdürülmektedir.
Küba adasındaki insan yerleşimleri M.Ö. 2000 yılına kadar uzanmaktadır. Bu erken topluluklar, Karayip adalarına doğru gerçekleşen göç hareketlerinin bir parçası olarak adaya ulaşmışlardır. Zaman içinde kültürel açıdan farklı üç ana yerli grup gelişmiştir: Guanahatabeyler, Ciboneyler ve Taínolar. Guanahatabeyler, avcı-toplayıcı bir yaşam sürdürmüş, seramik üretmeyen ve basit taş aletler kullanan küçük, hareketli topluluklar hâlinde yaşamışlardır. Ciboneyler daha gelişmiş bir maddi kültüre sahip olup balıkçılık ve sınırlı tarımsal üretimle geçimlerini sağlamışlardır. Ada nüfusunun en büyük bölümünü oluşturan Taínolar ise Arawak kökenli olup tarım, seramik üretimi ve hiyerarşik şeflik yapılarına sahip daha karmaşık bir toplum düzeni geliştirmiştir. Maniok, tatlı patates ve mısır ekimi ekonomik yaşamın temelini oluştururken, dini ritüeller ve törensel alanlar toplumsal hayatın merkezindeydi. İspanyol temasından hemen önce yerli nüfusun 100.000 ila 300.000 kişi arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Kristof Kolomb 1492’de Küba kıyılarına ulaşarak adayı Kastilya Krallığı adına talep etmiştir. Kalıcı yerleşim 1511’de Diego Velázquez de Cuéllar’ın Baracoa’yı kurmasıyla başlamış, kısa süre içinde Santiago de Cuba ve Havana gibi yeni yerleşimler ortaya çıkmıştır. Bu dönemde yerli halk, İspanyol sömürge yönetiminin dayattığı ağır çalışma ve vergilendirme sistemleriyle karşı karşıya kalmıştır.
Encomienda sistemi altında zorunlu çalışma, sosyal yapının çözülmesi ve Eski Dünya’dan taşınan çiçek hastalığı, grip ve kızamık gibi salgınlar yerli nüfusu birkaç on yıl içinde azaltmıştır. Kristof Kolomb'un 1492'de adayı keşfetmesi ve İspanyol sömürge yönetiminin 1511'de kalıcı olarak kurulması, yerli halk için bir demografik değişime yol açmıştır. Bu çöküş, hem yerlilerin bağışıklığının olmadığı Eski Dünya hastalıklarının yayılmasına hem de İspanyolların uyguladığı zorunlu çalışma rejimlerine (sistematik sömürü) bağlanmaktadır.
Küba, Amerika kıtasındaki İspanyol ticaret yollarının merkezinde yer aldığı için stratejik bir konuma sahipti. Havana, İspanyol gümüş filolarının toplanma limanı ve Karayip savunma hattının önemli bir üssü haline gelmiştir. Bu dönemde adanın ekonomisi önce hayvancılık ve tütün üretimi gibi alanlara dayanmış, 17. ve 18. yüzyıllarda tütün imalatı uluslararası ün kazanmıştır. 1762-1763 yıllarında Havana’nın İngiltere tarafından işgali, adanın ekonomik yapısını etkileyerek büyük ölçekli Afrikalı köle ithalatının başlamasına zemin hazırlamıştır. İspanya’nın şehri geri almasının ardından uyguladığı reformlar, özellikle şeker üretiminin hızla genişlemesini teşvik etmiştir.
19. yüzyılda Küba, dünya şeker üretiminin başlıca merkezlerinden biri olmuştur. Sanayi Devrimi ile artan uluslararası talep, Haiti Devrimi sonrası üretimde oluşan boşluk ve modern şeker makinelerinin kullanılmaya başlanması adayı bir şeker monokültürü ekonomisine dönüştürmüştür. Şeker üretiminin yoğun emek gerektirmesi nedeniyle yüz binlerce Afrikalı köle adaya zorla getirilmiştir. Yüzyılın ortalarına gelindiğinde Küba’daki köle nüfusu 400.000’i aşmış ve ekonomik yapı büyük ölçüde bu sisteme bağımlı hale gelmiştir. Atlantik köle ticaretinin uluslararası baskılar sonucu 1860’lardan itibaren sona ermesiyle işgücü açığı doğmuş, bu boşluğu doldurmak üzere Çin’den sözleşmeli işçiler getirilmeye başlanmıştır. Ancak bu işçiler de köleliğe çok benzeyen ağır koşullarda çalıştırılmıştır.
19.yüzyılın sonlarına doğru İspanyol yönetiminin yolsuzluğu ve siyasi temsil eksikliği, milliyetçi hareketleri tetiklemiştir.
On Yıl Savaşı (1868–1878), Küba'nın İspanyol sömürge yönetimine karşı başlattığı bağımsızlık yolundaki ilk büyük silahlı çatışma olmuştur. Şeker plantasyon sahipleri ve kölelik karşıtı unsurlar tarafından başlatılan bu savaş, Küba milliyetçiliğinin filizlenmesine ve bağımsızlık fikrinin derinleşmesine zemin hazırlamıştır. Savaş, her ne kadar İspanyol güçlerince bastırılmış ve Küba'nın bağımsızlığını hemen kazandırmamış olsa da ilerideki mücadeleler için önemli bir deneyim ve sembolik bir başlangıç noktası teşkil etmiştir. Köleliğin aşamalı olarak kaldırılması (1886) ve İspanyol hükümetinin adaya yönelik bazı reformlar yapması gibi kısıtlı sonuçlar doğurmuştur.
Bu ilk büyük mücadeleden doğan en önemli figürlerden biri José Martí'dir. Küba bağımsızlığının düşünürü ve simgeleşmiş lideri olan Martí, mücadelenin ahlaki ve fikri temelini atmıştır. Martí, yalnızca İspanyol yönetiminden kurtulmayı değil, aynı zamanda olası bir ABD müdahalesi tehdidine karşı tam bağımsızlık ve tüm Kübalıları kapsayan, ırksal ayrımcılığın olmadığı demokratik bir cumhuriyet kurmayı hedeflemiştir.
Bu idealleri yaymak ve sürgündeki Kübalıları birleştirmek amacıyla 1892'de Küba Devrimci Partisi'ni (Partido Revolucionario Cubano) kurmuştur. 1895 yılında başlattığı ve ölümüne yol açan İkinci Bağımsızlık Savaşı'nın ilk safhalarında, Dos Ríos Muharebesi'nde hayatını kaybetmesi, onun fedakarlığını ve mücadelesini Küba milliyetçiliği için bir ahlaki ve ruhani temel haline getirmiş; kendisini "Anavatanın Havarisi" (Apostol de la Patria) olarak ölümsüzleştirmişlerdir.
Küba'nın bağımsızlığı, ABD'nin 1898'de İspanya'ya savaş açmasıyla karmaşık bir sürece girmiştir. Savaş gemisi USS Maine'in Havana'da batırılması ABD için askeri müdahale bahanesi olmuştur. İspanya-Amerika Savaşı'nın ardından Küba, ABD askeri işgali altında bağımsızlığını ilan etmiştir.
ABD, 1901'de anayasaya eklenen Platt Değişikliği (Platt Amendment) ile Küba'nın iç ve dış ilişkilerine müdahale etme ve Guantanamo Koyu'nda deniz üssü kurma hakkını almıştır. Bu mekanizma, 1934'teki iptaline kadar Küba'nın egemenliğini ciddi şekilde kısıtlamıştır.
Platt Değişikliği'nin kaldırılmasına rağmen ABD'nin mali ve siyasi etkisi devam etmiştir. Fulgencio Batista, 1952'de darbeyle iktidarı yeniden ele geçirerek bir diktatörlük kurmuştur. Batista dönemi, büyük ABD yatırımları (özellikle turizm ve kumarhane sektörlerinde) ile karakterize edilmiş, bu durum içeride büyük bir yozlaşma ve dış bağımlılık algısı yaratmıştır.
Küba'da toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesi ve Fulgencio Batista yönetiminin artan baskısı, Fidel Castro liderliğindeki 26 Temmuz Hareketi'nin 1959 yılında başarılı olmasıyla sonuçlanmıştır. Devrim sonrasında kurulan yeni hükûmet, kısa sürede köklü bir ekonomik dönüşüme girişmiştir. Bu sürecin en önemli adımları, Amerikan şirketlerine ait varlıklar da dahil olmak üzere büyük özel mülkiyeti kapsayan geniş çaplı kamulaştırmalar ve kırsal yoksulluğu gidermeyi amaçlayan toprak reformları olmuştur.
Devrimin önemli komutanlarından Ernesto "Che" Guevara, bu dönemde hem Sanayi Bakanı hem de Küba Merkez Bankası Başkanı olarak görev yapmış; kamulaştırmaların ve merkezi planlama sistemine geçişin önemli mimarlarından biri olmuştur. Devrimi korumak ve halkı mobilize etmek amacıyla, erken dönemde halk milisleri (milicias) oluşturulmuştur; bu milisler, yeni rejime sadık vatandaşlardan oluşmuş ve geleneksel orduya ek olarak iç ve dış tehditlere karşı bir güvenlik unsuru olarak hızla örgütlenmiştir.
Bu kamulaştırmalar, doğrudan ABD çıkarlarını hedef aldığı için, ABD yönetiminin 1960 yılında başlayan kapsamlı ekonomik ambargo uygulamasına yol açmıştır. ABD'nin bu misillemesi, Küba'yı hızla ekonomik bir çöküşten kaçınmak için alternatif bir ekonomik ve askerî himaye kaynağı aramaya itmiş; bu durum ise ülkenin Sovyetler Birliği (SSCB) ile yakınlaşarak resmî olarak sosyalist bir çizgiye kaymasının temel faktörü olmuştur.
Domuzlar Körfezi Çıkarması, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından desteklenen ve finanse edilen Kübalı sürgünlerden oluşan bir paramiliter kuvvetin (Tugay 2506), Fidel Castro yönetimini devirmek amacıyla Küba'nın güney kıyılarında gerçekleştirdiği başarısız bir istila girişimi olmuştur.
ABD Başkanı John F. Kennedy'nin onayıyla ilerleyen bu harekât, sürgünlerin beklediği yerel halk desteğini sağlayamaması ve Küba Silahlı Kuvvetleri'nin etkin direnişi karşısında üç gün içinde tamamen yenilgiyle sonuçlanmıştır. Bu başarısız operasyon, Castro rejiminin ülke içindeki gücünü ve meşruiyetini pekiştirmiş; aynı zamanda Küba'nın gelecekteki güvenlik garantisi için Sovyetler Birliği'ne olan bağlılığını önemli ölçüde artırmıştır.
Küba Füze Krizi, Sovyetler Birliği'nin Küba topraklarına gizlice nükleer başlık taşıyabilen orta menzilli balistik füzeler yerleştirdiğinin ABD casus uçakları (U-2) vasıtasıyla tespit edilmesiyle ortaya çıkmış, Soğuk Savaş döneminin en kritik nükleer çatışma tehlikesi içeren olayı olmuştur. ABD Başkanı Kennedy, bölgeye bir deniz ablukası "karantina" uygulamış ve füzelerin derhal kaldırılması talebini iletmiştir.
Kriz, ABD ve SSCB liderleri arasında yürütülen gizli ve açık diplomatik görüşmeler neticesinde çözüme kavuşmuştur. Sovyetler füzeleri geri çekmeyi kabul etmiş, karşılığında ABD ise Küba'yı işgal etmeyeceğine dair resmî bir güvence vermiştir. Bu çözüm, Küba rejiminin varoluşsal güvenliğini sağlamlaştırmış ve küresel çapta nükleer silahların kontrolüne yönelik ilk adımların atılmasına zemin hazırlamıştır.
Küba Krizi, Türkiye'nin ABD'ye olan güveninde büyük bir sarsıntıya neden olmuştur. Krizin çözümü için yapılan gizli pazarlıklarda, Türkiye'deki 15 adet nükleer başlıklı Jüpiter füzeleri, Sovyetler Birliği (SSCB) tarafından pazarlık konusu edilmiş ve ABD, Türkiye'ye danışma gereği duymadan füzeleri çekmeyi taahhüt etmiştir. Bu durum, Türk Hükümeti'nin ABD tarafından yalnız bırakıldığı ve ülkenin güvenliğiyle ilgili kritik bir kararın alınma sürecinin dışında tutulduğu algısını yaratmıştır.
1990 yılına kadar Küba, SSCB tarafından sağlanan önemli sübvansiyonlara dayalı merkezi planlamaya sahip bir ekonomi modeli benimsemiştir. Bu dönemde Küba, sağlık ve eğitim gibi sosyal refah programlarına öncelik vermiş ve uluslararası alanda aktif bir rol oynamıştır.
SSCB'nin 1991'deki çöküşü ve yardımların kesilmesi, Küba'da dış ticaretin %80 oranında çökmesine ve şiddetli enerji ve gıda kıtlıklarına yol açan "Barış Zamanında Özel Dönem" krizini tetiklemiştir. Hükûmet, savunma harcamalarını ciddi ölçüde azaltırken dahi sosyal kazanımları korumak için "insancıl kemer sıkma" politikası uygulamıştır. Bu kriz, turizm yatırımlarına yönelme ve kısıtlı özel sektör girişimlerine izin verme gibi ekonomik reformları zorunlu kılmıştır.
Raúl Castro dönemi (2008 sonrası), devlete ait arazilerin kullanıma verilmesi ve serbest mesleğin teşvik edilmesi gibi reformlarla, kamu kontrolünü sürdüren bir "kamu-özel hibrit" ekonomik modelinin doğmasına yol açmıştır.
Günümüzde Küba, tek partili otoriter bir devlet olarak varlığını sürdürmektedir. ABD'nin 1960'lardan beri uyguladığı ekonomik ambargo ve yapısal sorunlarla ağırlaşan ekonomik durgunluk, 2021 sonrası modern tarihin en büyük göç dalgasını tetiklemiştir. Küba, ABD ablukasının etkilerini azaltmak için Çin ve Rusya gibi yeni küresel güçlerle bağlarını güçlendirerek jeopolitik dengeleme stratejisini sürdürmektedir.
Küba Cumhuriyeti'nin milli marşı "La Bayamesa", Küba'nın bağımsızlık mücadelesinin en önemli sembollerinden biri olarak kabul edilmektedir. Marşın kökenleri, Küba'nın İspanyol sömürgeciliğine karşı başlattığı On Yıl Savaşı (1868–1878) dönemine dayanmaktadır. Müziği 1868 yılında Kübalı besteci ve devrimci Pedro (Perucho) Figueredo tarafından bestelenmiş; savaşın başlamasıyla hızla vatansever ve devrimci bir marşa dönüştürülmüştür.
"Bayamo'nun Şarkısı" adını, 20 Ekim 1868'de Figueredo'nun doğduğu Bayamo şehrinin isyancılar tarafından ele geçirilmesinin ardından almıştır. Sözleri de Figueredo tarafından yazılan marş, çatışmacı ve militan bir içeriğe sahiptir; Küba halkını İspanyol boyunduruğuna karşı direnmeye, özgürlük için savaşmaya ve teslim olmamaya çağırmaktadır. Örneğin bir dizesinde "Morir por la Patria es vivir." (Vatan için ölmek yaşamaktır.) ifadesi yer almaktadır. "La Bayamesa", 1902'de Küba Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla resmî olarak milli marş kabul edilmiştir ve ülkenin bağımsızlık ile ulusal egemenlik ruhunu temsil etmeye devam etmektedir.
Küba Cumhuriyeti'nin ulusal sembolü olan ve "Yalnız Yıldızın Bayrağı" (La Bandera de la Estrella Solitaria) adıyla bilinen bayrak, ülkenin İspanyol sömürge yönetimine karşı verdiği bağımsızlık mücadelesi sırasında doğmuştur. Bayrağın ana tasarımı, 1849 yılında Venezuelalı General Narciso López tarafından New York'ta sürgündeyken yapılmış, nihai çizimi ise şair Miguel Teurbe Tolón tarafından tamamlanmıştır. İlk kez 1850 yılındaki bağımsızlık seferlerinde bir isyan sancağı olarak kullanılan bayrak, Küba'nın 20 Mayıs 1902 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nden tam bağımsızlığını elde etmesiyle resmi ulusal bayrak olarak kabul edilmiştir. Bayraktaki sembolizmde; üç mavi şerit ülkeyi oluşturan üç askeri bölgeyi, iki beyaz şerit bağımsızlık idealinin saflığını ve adaleti temsil eder. Gönder tarafındaki kırmızı eşkenar üçgen, bağımsızlık uğruna dökülen kanı ve özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkelerini simgelerken, üçgenin ortasındaki beyaz beş köşeli yıldız ise Küba'nın mutlak egemenliğini ve bağımsızlığını vurgular.
Küba Cumhuriyeti, Karayip Denizi’ndeki en büyük ada olan Küba Adası ile yaklaşık 1.600 küçük ada ve adacıktan oluşan bir takımadadır. Ülkenin toplam kara yüz ölçümü yaklaşık 110.860 km²'dir. Küba'nın konumu, tarih boyunca kritik bir jeopolitik öneme sahip olmuştur; zira Meksika Körfezi'nin girişinde ve Yengeç Dönencesi'nin hemen başlangıcında yer alır. Küba'nın en önemli ikinci adası, ana adanın güneyinde yer alan Isla de la Juventud (Gençlik Adası) adasıdır.
Kıyı ve Sınırlar: Küba'nın kıyı şeridi yaklaşık 3.735 km uzunluğundadır. Küba'nın tek kara sınırı, Küba topraklarında yer alan Guantanamo Koyu'ndaki ABD Deniz Üssü ile olan 29 km'lik sınır hattıdır.
Coğrafi konumu nedeniyle Küba, tarihte İspanyol İmparatorluğu'nun "Körfez'in Anahtarı" olarak anılmış, 20. yüzyılda ise ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki süper güç rekabetinin coğrafi merkezi olmuştur.
Küba adası, uzun ve dar bir şekle sahiptir ve yaklaşık 1.250 km uzunluğundadır. Topoğrafik açıdan ülke, temelde iki ana yapıya ayrılır.
Ülke topraklarının yaklaşık dörtte üçü, geniş ve verimli ovalardan oluşur. Bu düzlükler, yoğun tarımsal faaliyetlere (özellikle şeker kamışı yetiştiriciliği) olanak tanır.
Ülkenin dörtte biri dağlık bölgelerden meydana gelir. En önemli dağ sırası, ülkenin güneydoğu ucunda yer alan Sierra Maestra'dır. Küba'nın en yüksek noktası olan Turquino Doruğu (2.005 metre), bu sırada bulunur.
Hidrolojik olarak, Küba su kaynakları bakımından zengin olmakla birlikte, su altyapısı ve kentsel-kırsal erişim farklılıkları yönetimsel zorluklar yaratmaktadır. Ülkenin en uzun nehri yaklaşık 370 kilometre ile Rio Cauto Nehri'dir.
Küba'da genel olarak yarı tropikal bir iklim hakimdir. Yıllık ortalama sıcaklık 26 °C civarındadır ve yaz-kış ayları arasındaki sıcaklık farkları düşüktür. İklim iki ana mevsime ayrılmaktadır.
Yağışlı Dönem (Mayıs–Ekim): Yıllık yağışın büyük bir kısmı bu dönemde görülür.
Kurak Dönem (Kasım–Nisan): Kuzeyden gelen kısa süreli soğuk rüzgârlarla kısa süreli serinlemeler yaşanabilir.
Adanın jeopolitik konumu, ülkeyi her yıl özellikle Eylül ve Ekim ayları arasında şiddetli tropikal kasırgalara açık hale getirir.
Küba'nın doğal kaynakları ve coğrafi konumu, ekonomik ve politik tarihinde merkezi bir rol oynamıştır.
Mineral Kaynaklar: Küba, önemli nikel ve kobalt rezervlerine sahiptir. Ülke, dünya nikel üretiminin ve kobalt rezervlerinin önemli bir kısmına ev sahipliği yapar. Ayrıca kromit, manganez ve bakır gibi metalik mineraller ile alçıtaşı, kaolin ve mermer gibi endüstriyel mineraller de bulunmaktadır.
Toprak Kullanımı: Verimli laterit toprakları (nikel/kobalt zengini), ülkenin madencilik sektörünün yanı sıra tarım için de kilit öneme sahiptir.
Ülkenin enerji sektörü, genel olarak elektrik erişiminde yüksek bir başarı sergilemesine rağmen, üretim kaynaklarında fosil yakıtlara olan aşırı bağımlılık ile karakterize edilmektedir.
2023 tahminlerine göre ülkenin kurulu elektrik üretim kapasitesi 7.264 milyon kW düzeyindedir. Yıllık elektrik tüketimi ise 11.951 milyar kWh olarak kaydedilmiştir. Ancak iletim ve dağıtım kayıplarının 3.352 milyar kWh gibi yüksek bir seviyede olması, arz-talep dengesindeki kritik bir sorundur.
Elektrik üretimindeki kaynak dağılımı, enerjinin büyük bir kısmının fosil yakıtlardan sağlandığını göstermektedir. Toplam kurulu kapasitenin %95.2'si fosil yakıtlara dayanmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplamdaki payı ise oldukça düşüktür:
Petrol, ülkenin enerji politikasında ithalata bağımlılığı gösteren en önemli denge unsurudur. 2023 tahmini itibarıyla günlük petrol üretimi 34.000 varil iken, rafine petrol tüketimi günlük 118.000 varile ulaşmaktadır. Bu büyük fark, rafine petrol ihtiyacının önemli bir kısmının ithalat yoluyla karşılandığını ortaya koymaktadır. Ham petrol rezervleri, 2021 itibarıyla 124 milyon varil olarak tahmin edilmektedir.
Doğal gaz alanında ise 2023 yılında üretim ve tüketim miktarları 850.133 milyon metreküp ile birbirini dengelemektedir. Kanıtlanmış doğal gaz rezervleri (2021 tahmini), 70.792 milyar metreküp seviyesindedir.
Kömür tüketimi düşüktür (2023 tahmini: 1.000 metrik ton), ancak tüketilen kömürün büyük çoğunluğu, 8.000 metrik ton ile ithalat yoluyla sağlanmaktadır. Enerji yoğunluğunu gösteren kişi başı yıllık enerji tüketimi ise 2023 tahminiyle 26.07 milyon Btu/kişi olarak kaydedilmiştir.
Ülke, ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak üzere havayolu, demiryolu ve denizyolu olmak üzere çeşitli bileşenlere sahip kapsamlı bir altyapı kullanmaktadır.
Havacılık alanında, sivil hava araçları tescilinde kullanılan ön ek CU'dur. 2025 verilerine göre, ülkede 120 adet havalimanı bulunmakta ve bu sayı onu dünya sıralamasında 43. sıraya yerleştirmektedir. Ayrıca, 4 adet helikopter pisti (heliport) mevcuttur.
Demiryolları ağı, 2017 verilerine göre toplam 8.367 km uzunluğundadır. Bu ağın büyük bölümünü, 8.195 km ile standart hat (1.435 m genişlik) oluşturmakta olup bu kısmın 124 km'si elektriklidir. Dar hat (1.000 m genişlik) uzunluğu ise 172 km'dir. 2013 itibarıyla standart hatların 70 km'sinin ve dar hatların 12 km'sinin kamu kullanımına kapalı olduğu belirtilmiştir.
Demiryolu ağı, 2017 verileriyle 8.367 km toplam uzunluğa sahiptir. Bu ağın büyük bölümünü standart hat genişliği oluşturmaktadır ve bu hattın sınırlı bir kısmı elektriklendirilmiştir. Deniz taşımacılığında, ticari deniz filosu 65 gemiden oluşmaktadır.
Limanlar tarafında ise, 2024 itibarıyla ülke genelinde toplam 34 liman bulunmaktadır. Bu limanların 6'sı büyük ve 3'ü orta ölçekli olarak sınıflandırılmıştır. Özellikle 14 limanın petrol terminali barındırması, enerji ticareti açısından kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Öne çıkan kilit limanlar arasında Bahai de la Habana, Cienfuegos ve Santiago de Cuba yer almaktadır.
Küba ekonomisi, 1959 Devrimi'nin ardından Sovyetler Birliği (SSCB) ile kurulan güçlü bağlar ve merkezi planlı bir sosyalist sistem tarafından şekillendirilmiştir. SSCB'nin çöküşü (1991) ve ABD'nin uyguladığı uzun soluklu ticaret ambargosu, ekonomiyi derinden etkileyen başlıca yapısal sorunlardır. Bu durum, 1990'lı yıllarda "Özel Dönem" olarak bilinen büyük bir ekonomik krize yol açmıştır.
Devlet, üretim araçlarının büyük çoğunluğuna sahip olup, devletin ekonomi üzerindeki kontrolü yüksektir. Son yıllarda, küçük ve orta ölçekli özel işletmelere ve yabancı yatırımlara yönelik sınırlı reformlar yapılsa da bürokrasi ve altyapı eksiklikleri ekonomik büyümeyi kısıtlamaktadır. Ekonominin önemli gelir kaynakları; ihraç edilen tıbbi hizmetler/personel, turizm ve yurt dışındaki Kübalılardan gelen havalelerdir. Gıda ve yakıt gibi temel ihtiyaçlarda dışa bağımlılık yüksektir.
Finansal alanda, bir dönem ikili para sistemi (CUC ve CUP) kullanılmış, ancak 2021 yılında tek para birimine (Küba Pezosu - CUP) geçilmiştir. Yine de yüksek enflasyon ve temel malların tedarik zincirindeki aksaklıklar nedeniyle döviz (özellikle ABD Doları) legal olmayan ticarette yaygın olarak kullanılmaktadır.
Aşağıdaki veriler 2015 ABD Doları cinsinden sabit fiyatlarla gösterilmiştir:
2023 tahminlerine göre, Küba GSYİH'sinin büyük çoğunluğu, %70'lik payıyla Hizmetler Sektörü tarafından oluşturulmaktadır. Sanayi sektörü %27.5, tarım sektörü ise sadece %1.3 paya sahiptir. GSYİH'nin son kullanıma göre bileşimi ise büyük ölçüde hanehalkı tüketimi (%73.3) ve devlet tüketimi (%25.5) üzerine kuruludur; mal ve hizmet ihracatı ise %43.5'lik bir paya sahiptir.
Tarım sektöründe işgücünün %21'i çalışmasına rağmen, yetersiz üretim nedeniyle ülke gıda ihtiyacının %80'ini ithalat yoluyla karşılamaktadır. Sanayi sektöründe ise madencilik, tütün ve şeker imalatları öne çıkmaktadır.
Ülkenin üretim yapısı, hem tarım hem de sanayi sektörlerinde çeşitlilik göstermektedir. Tarım ürünleri tonaj bazında önemli bir yere sahiptir. 2023 tahminlerine göre en çok üretilen ilk on ürün şunlardır:
Sanayi tarafında ise başlıca sektörler petrol, nikel, kobalt, ilaç, tütün, inşaat, çelik, çimento, tarım makineleri ve şeker olarak sıralanmaktadır. Ancak sanayi üretimi büyüme oranı 2023 tahmini itibarıyla % -0.9 ile bir daralma işaret etmektedir.
Dış ticaret verileri incelendiğinde, ülkenin ihracat değeri 2018'deki $14.53 milyar seviyesinden 2020'de $8.768 milyar seviyesine düşerek bir gerileme göstermiştir. 2023 verilerine göre ihracatın paydaşları ağırlıklı olarak Çin (%34) ve İspanya (%12)'dır; bunları Almanya, İsviçre ve Hong Kong takip etmektedir. İhracatın değer bazında ilk beş ürününü ise tütün, nikel, likör, çinko cevheri ve değerli metal cevheri oluşturmaktadır.
İthalat tarafında da benzer bir düşüş eğilimi gözlemlenmiş, 2018'de $12.567 milyar olan ithalat tahmini 2020'de $8.067 milyara inmiştir. 2023 itibarıyla başlıca ithalat ortakları İspanya (%24) ve Çin (%13) olup, ithalatta Hollanda, ABD ve Kanada önemli bir paya sahiptir. İthalatın ana ürünleri arasında ise bira, kümes hayvanları, pirinç, plastik ürünler ve soya fasulyesi yağı bulunmaktadır.
Küba, 1982'den bu yana yürürlükte olan ve Batılı şirketlerle ortak yatırımlara izin veren 50 Sayılı Yatırım Kanunu ile yabancı sermayeye kapılarını açmıştır. Ancak ekonomiyi yeniden yapılandırma ve daha fazla yabancı yatırım çekme hedefiyle, 2011'de kabul edilen "Ekonomik ve Sosyal Politika Rehberi" çerçevesinde önemli adımlar atılmıştır.
Bu alandaki en kritik gelişme, 28 Haziran 2014'te yürürlüğe giren 2014/118 Sayılı Dış Yatırımlar Kanunu olmuştur. Bu kanun, yabancı yatırım mevzuatının ana çerçevesini belirlemektedir. Yatırımların teşviki ve düzenlenmesine ilişkin diğer tamamlayıcı mevzuatlar ise şunlardır:
Küba, uluslararası yatırımcılar için vergi yükünü hafifletmek amacıyla Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları'nı (ÇVÖA) İspanya, Rusya, Çin, Kanada, Avusturya, Vietnam, Portekiz, Lübnan, Katar, İtalya, Ukrayna ve Venezuela gibi ülkelerle imzalamıştır.
Türkiye ile Küba arasındaki Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları (ÇVÖA) müzakerelerinin ilk turu 2002 yılında yapılmış, ancak anlaşmanın tamamı üzerinde uzlaşma sağlanamamıştır. 2019'daki son teknik toplantılarda Küba makamları, müzakerelerde ilerleme kaydedilebilmesi için öncelikle kendi ulusal mevzuatlarını güncellemeleri ve vergi reform süreçlerini tamamlamaları gerektiğini belirtmiştir.
Küba Cumhuriyeti, yatırımcı güvenliğini artırmak amacıyla dünya genelinde 63 farklı ülke ile Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması (YATK) imzalamıştır. Türkiye ve Küba arasındaki YATK ise 1997 yılında imzalanmış ve resmiyet kazanmıştır. Bu anlaşma, 1999 yılında Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazete'sinde yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve iki ülke arasındaki yatırımların karşılıklı olarak teşvik edilmesini ve yasal güvence altına alınmasını sağlamıştır.
Küba, Karayip Denizi’nin kuzeyinde, 109.820 km² yüz ölçümüne sahip bir ada ülkesidir. 2025 yılı itibarıyla ülke nüfusu yaklaşık 10,9 milyon kişidir. Nüfus artış hızı negatif seyretmekte, doğum oranlarının düşüklüğü ve göç nedeniyle ülke nüfusu son yıllarda azalma eğilimi göstermektedir. Nüfusun %77,5’i şehirlerde yaşamaktadır ve şehirleşme oranı yıllık ortalama %0,19 düzeyinde artmaktadır.
En yoğun nüfuslu bölge başkent Havana’dır; Havana, ülke nüfusunun yaklaşık beşte birini barındırmaktadır. Santiago de Cuba, Camagüey ve Holguín diğer büyük şehir merkezleridir. Nüfusun büyük kısmı ülkenin batı ve orta kesimlerinde yoğunlaşmıştır. Doğu bölgeler ise dağlık yapı ve sınırlı altyapı nedeniyle daha seyrek yerleşimlidir.
Küba nüfusunun yaklaşık %64’ünü Beyazlar, %26’sını Melezler (Mulatto) ve %9’unu Siyahîler oluşturmaktadır. Tarihsel olarak İspanyol göçleri ve Afrika kökenli toplulukların karışımı sonucu etnik çeşitlilik ortaya çıkmıştır. Bu yapı, ülkenin kültürel zenginliğine ve sanatsal çeşitliliğine de yansımaktadır.
Küba halkının büyük kısmı Hristiyan’dır; Katolik mezhebi en yaygın inanç sistemini oluşturur. Bunun yanında Protestan topluluklar ve Afro-Küba inançları olarak bilinen Santería gibi yerel dinî gelenekler de etkili olmuştur. Ülkede din özgürlüğü anayasal güvence altındadır, ancak tarihsel olarak sosyalist devlet yapısı dinin kamusal hayattaki etkisini sınırlı tutmuştur.
2024 yılı itibarıyla Küba nüfusunun %16,4’ü 0–14 yaş, %66,8’i 15–64 yaş, %16,8’i 65 yaş ve üzerindedir. Ortalama yaş 42,3 yıl olup, bu değer ülkenin yaşlanan nüfus yapısını göstermektedir. Kadın başına düşen doğurganlık oranı 1,7 çocuk, bebek ölüm oranı binde 4,4 düzeyindedir. Ortalama yaşam beklentisi 79,9 yıldır; erkeklerde 77,5, kadınlarda 82,4 yıl olarak hesaplanmaktadır. Küba, Latin Amerika’nın en uzun yaşam süresine sahip ülkelerinden biridir.
Göç oranı negatif olup, genç nüfusun bir kısmı ekonomik ve mesleki nedenlerle yurt dışına göç etmektedir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerine yönelen göçler, ülke içindeki iş gücü yapısını ve yaş dağılımını etkilemektedir.
Küba'dan kaçak göçler ise adadan ABD'ye yönelik devam eden bir sorun olmaya devam etmektedir. Göçmenler, el yapımı sallardan sahte vizeye kadar çeşitli yollar kullanmaktadır. Aralık 2014'teki normalleşme duyurusunun ardından artan göçmen sayısı, 2017'de "ıslak ayak, kuru ayak" politikasının sona ermesiyle azalma eğilimine girmiştir.
Islak Ayak, Kuru Ayak ( Wet foot-Dry Foot) Politikası deniz yoluyla Küba'dan ABD'ye kaçmaya çalışan göçmenlerin durumunu, yakalandıkları yere göre farklı yasal muameleye tabi tutan politikadır.
"Kuru Ayak" (Dry-foot) ile ABD topraklarına yasa dışı yollarla dahi olsa ulaşmayı başaran (yani "ayağı karaya basan") Kübalı göçmenlere, 1966 tarihli Küba Uyarlama Yasası (Cuban Adjustment Act) kapsamında, genellikle bir yıl sonra daimi oturum izni (Green Card) alma hakkı tanınmıştır.
"Islak Ayak" (Wet-foot) ile ABD kıyılarına ulaşamadan denizde, ABD Sahil Güvenliği tarafından yakalanan (yani "ayağı ıslak kalan") Kübalı göçmenler ise, genellikle hemen Küba'ya geri gönderilmiştir.
Bu politikanın temel amacı, Kübalıların tehlikeli deniz yolculuklarına atılmalarını caydırmak ve aynı zamanda Küba'dan kaçanlara bir sığınma kapısı sunmaktır. Politikanın sonunda, ABD Başkanı Barack Obama, Küba ile ilişkileri normalleştirme çabalarının bir parçası olarak bu politikayı 12 Ocak 2017'de sona erdirmiştir. Bu tarihten itibaren Kübalı göçmenlere, ABD'ye yasa dışı yollarla giren diğer ülkelerin vatandaşlarına uygulanan genel göçmenlik yasaları uygulanmaya başlanmıştır yani, vizesiz ve yasa dışı yollarla karaya ulaşsalar dahi artık otomatik olarak oturum izni alma ayrıcalıkları kalmamıştır.
Küba eğitim sistemi, 1959 Devrimi'nin ardından atılan adımlarla kurulmuş, tamamen kamusal ve merkeziyetçi bir yapıya sahiptir. Eğitim ve sağlık hizmetleri, tüm vatandaşların anayasal hakkı olarak görülmekte ve okul öncesinden yükseköğretime kadar tüm kademelerde devlet tarafından ücretsiz sağlanmaktadır. Küba, GSYİH'sinin önemli bir bölümünü (%10'un üzerinde) eğitime ayırarak, bu alana verdiği önemi göstermektedir.
1961 Ulusal Okuryazarlık Kampanyası: Eğitim alanındaki en kritik dönüm noktası, 1961 yılında yürütülen "Ulusal Okuryazarlık Kampanyası" olmuştur. Devrim öncesinde kırsal kesimde düşük olan (%22'ye kadar varan) okuryazarlık oranı, bu kampanya ile birkaç ay gibi kısa bir sürede büyük ölçüde yükselmiştir.
Küba'daki yükseköğretim sistemi, Yükseköğretim Bakanlığı (Ministerio de Educación Superior, MES) çatısı altında merkezi olarak yönetilmekte ve denetlenmektedir. Bu sistem, tamamen kamusal kurumlar aracılığıyla yükseköğretim hizmeti sunmaktadır.
Küba Devrimi’nin ardından köklü dönüşümler geçiren yükseköğretim felsefesi; hümanizm, bilimsel yaklaşım, toplumsal fayda ve parasız eğitim ilkelerini temel almaktadır. Bu sistem, öğrenim ve işin bütünlüğünü sağlayarak üniversitelerin ülkenin sosyo-ekonomik kalkınmasına doğrudan katkıda bulunmasını hedeflemektedir.
Üniversiteler, sundukları akademik programların ve bilimsel araştırmaların kalitesini güvence altına almak amacıyla ilgili bakanlık komisyonları tarafından düzenli olarak akreditasyon süreçlerinden geçmektedirler.
Ülkenin akademik ve bilimsel üretiminde liderlik üstlenen ve 'Mükemmellik Mührü' ile tanınan bazı üniversiteleri bulunmaktadır:
Küba'nın kültürel yapısı; İspanyol sömürge dönemi, Afrika köle ticareti ve 1959 Devrimi sonrası siyasi rejim tarafından belirlenmiş çok katmanlı bir sentez olarak nitelendirilir.
Küba toplumu, komüniter ve dayanışmacı bir yapı sergilemektedir. Bu toplumsal normlar, kısmen ekonomik koşulların zorunlu kıldığı kolektif yaşam biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Aile yapısı kuvvetlidir; çok nesilli hane halkları yaygın bir şekilde görülmektedir.
Devrim sonrası Sosyalist Rejim, resmi ideolojide cinsiyet eşitliğine ve toplumsal katılıma vurgu yapmıştır. Kültürel çeşitlilik, adanın İspanyol ve Afrika kökenli nüfus bileşenlerinin etkileşimi sonucu ortaya çıkmıştır. Bu etkileşim, Criollo kültürünün temelini oluşturmaktadır.
Küba mutfağı, Criollo mutfağı olarak sınıflandırılır ve İspanyol ile Afrika mutfak geleneklerinin birleşimiyle karakterize edilmektedir. Mutfak, tarihsel olarak adanın tarımsal üretimine ve ticari bağlarına göre şekillenmiştir.
Küba; sömürge ve cumhuriyet dönemlerine ait çok sayıda mimari ve arkeolojik esere sahip olup bu mirasın korunması ulusal kültür politikalarının odak noktalarından biridir.
Ülkenin miras koruma çabaları, özellikle İspanyol sömürge mimarisini ve tarihi kent merkezlerini hedef almaktadır. Küba; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Listesi'nde birden fazla alana sahiptir.
UNESCO Dünya Mirası Alanları
Küba turizm sektörü, 2020 ile 2021 yılları arasında COVID-19 pandemisinin etkisiyle bir gerileme yaşamıştır.
2020 yılının Ocak-Mart döneminde toplam yolcu sayısı 1.230.936 iken, 2021'in aynı döneminde bu sayı 76.913'e düşmüştür. Bu durum, yıllık bazda %93.8'lik keskin bir düşüşe işaret etmektedir.
Toplam ziyaretçi sayısı da benzer bir düşüş trendi göstermiştir. 2020'de 581.836 olan toplam ziyaretçi sayısı, 2021'de 48.163'e gerilemiştir. Bu düşüş oranı, %91.7 seviyesindedir.
Yurtdışından gelen ziyaretçiler, 2020'de 106.625 kişi iken, 2021'de 7.313 kişiye inmiş ve yıllık bazda %93.1'lik bir azalma kaydetmiştir. Ana pazarların 2020-2021 arasındaki düşüş oranları şu şekildedir:
Kanada, 2020'de en büyük ziyaretçi kaynağı olmaya devam etse de pandeminin etkisiyle büyük bir düşüş yaşamıştır. Fransa, Birleşik Krallık ve diğer ülkelerden gelen ziyaretçi sayılarında da benzer şekilde %90'ın üzerinde düşüşler yaşanmıştır.
Küba Hükûmeti; turizmi, ekonomik stratejisinin temel yapı taşlarından biri olarak görmüş ve bu sektöre büyük ölçekli yatırımlar yapmıştır. Bu yaklaşım, özellikle 1990'lı yıllarda, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla başlayan "Özel Dönem"de, ülkenin ekonomik yeniden yapılanmasında önemli bir rol üstlenmiştir.
Turizm, ana döviz kaynağı olarak ön plana çıkmıştır. 1997 yılında alınan Küba Ekonomik Kararı, turizmin ülkenin gelecekteki ekonomik yapısındaki merkezi rolünü resmileştirmiş ve 2000 yılına kadar iki milyondan fazla turist çekme ve turizm ticaretinden 2,6 milyar dolardan fazla gelir elde etme gibi iddialı hedefler belirlemiştir.
Turizm, kısa sürede Küba ekonomisinin en dinamik sektörü haline gelmiştir. On yıllık sürdürülebilir bir büyümenin ardından, sektör, ekonomideki tesadüfi bir gelir kaynağı olmaktan çıkıp yapısal bir faktöre dönüşmüştür. Aynı dönemde, ülkedeki yatırımların yaklaşık dörtte biri turizme yönlendirilmiş ve sektör, on yılın sonunda ülkenin ödemeler dengesine diğer tüm sektörlerden daha fazla, %43 oranında katkıda bulunmuştur.
Sektör, önemli bir istihdam ve yatırım odağı olmaya devam etmektedir. Örneğin 2007 yılında, seyahat ve turizm sektörünün toplam istihdamın %11,2'sini (yaklaşık 587.000 iş) oluşturduğu ve aynı yıl toplam yatırımın %16,7'sini (1.154,7 milyon CUP/USD) teşkil ettiği tahmin edilmiştir.
Hükûmet, bu büyümeyi sürdürmeyi hedeflemektedir. Gelecek hedefleri kapsamında, 2030 yılına kadar ziyaretçi sayısını 10 milyonun üzerine çıkarmayı planlamaktadır. Bu büyük hedefe ulaşmak için, ağırlıklı olarak plaj tesislerinde olmak üzere ve devlete ait holdinglerin iç nakit akışına dayanarak 108.000 yeni oda eklenmesi öngörülmektedir.
Küba, sadece plaj turizmiyle değil, aynı zamanda zengin tarihi, kültürel mirası ve doğal güzellikleriyle de öne çıkan çok çeşitli turistik bölgelere sahiptir.
Küba'nın turistik merkezleri, genellikle tarihsel ve kültürel öneme sahip olan kentlerdir.
Küba, önemli bir endemizm seviyesine sahip olan geniş bir koruma alanları ağına sahiptir.
Küba turizm sektörü, coğrafi ve tematik çeşitliliğe dayalı olarak farklılaşmıştır.
Küba'nın dış politikası, 1959 Devrimi'nin ideolojik mirası, anti-emperyalizm ve uluslararası dayanışma (internacionalismo) prensipleri üzerine kurulmuştur. Politikanın temel belirleyicisi, ülkenin coğrafi konumu ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile olan tarihsel çatışmasıdır.
Küba-ABD ilişkileri, Küba Devrimi'nden (1959) bu yana süregelen bir çatışma ve ideolojik karşıtlık tarihi üzerine kuruludur. ABD, Küba'nın İspanya'dan bağımsızlığını kazanmasının ardından adayı işgal etmiş ve sonrasında fiili hakimiyetini sürdürmüştür. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 1961'de bozulmuş ve ABD, 1962'de Küba'ya ticari ve finansal bir ambargo uygulamaya başlamıştır. Bu ambargo, 1992'deki "Küba Demokrasi Kanunu" ve 1996'daki "Küba Özgürlük ve Demokratik Dayanışma Kanunu" (Helms-Burton Yasası) ile daha da katılaştırılmıştır.
İlişkiler uzun yıllar Soğuk Savaş ortamına göre devam etmiş, iki ülke arasındaki ideolojik ve ekonomik bariyerler artmıştır. Küba, bu dönemde egemen eşitlik ve karşılıklılık kurallarına dayalı yeni bir ilişki tarzı talep etmiştir.
ABD Başkanı Barack Obama döneminde, "zamanı geçmiş yaklaşım" olarak değerlendirilen Küba'yı izole etme politikası terk edilmiştir. Obama, Küba konusunda angajman politikasına geçerek normalleşme sürecini başlatmış ve ABD'nin ambargoyu yumuşatma yönündeki çabaları, Kongre'nin tam desteği olmaksızın yürütme yetkisi dahilinde ilerlemiştir. Bu açılım, ABD iç siyasetinde, özellikle Florida'daki Kübalı göçmenlerin ambargonun kaldırılmasına yönelik değişen tutumlarından da etkilenmiştir.
Obama dönemindeki normalleşme süreci, sonraki yönetimler tarafından tekrar kısıtlanmıştır. ABD, Küba'daki insan hakları ve demokrasiyi destekleme amacında olduğunu belirtse de ambargo politikasının etkinliği uluslararası alanda tartışmalı kalmıştır.
Çin, Küba'nın dış ticaretinde kritik bir rol oynamaktadır ve ekonomik etkisi büyüktür. 2023 verilerine göre Çin, %34'lük payla Küba'nın en büyük ihracat ortağı konumundadır ve Küba'nın tütün, nikel gibi ürünlerinin en büyük alıcısı olduğunu teyit etmektedir. Aynı dönemde Çin, %13'lük payla ülkenin ikinci en büyük ithalat ortağıdır. Bu ticari iş birliği, iki ülke arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması'nın (ÇVÖA) imzalanmasıyla hukuki olarak da desteklenmektedir.
İspanya, hem tarihsel bağları hem de ticaret hacmi sayesinde Küba için Avrupa'daki en önemli partnerdir ve ithalatında lider konumdadır. 2023 verilerine göre İspanya, %24'lük payla Küba'nın en büyük ithalat ortağıdır; bu durum, Küba'nın temel ithalat ürünlerinin (bira, pirinç vb.) önemli bir kısmının İspanya'dan geldiğini göstermektedir. Aynı zamanda, %12'lik payla Küba'nın ikinci en büyük ihracat pazarıdır. İspanya, Küba ile hem Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması'na (YATK) hem de ÇVÖA'ya sahip olmasıyla, ikili ekonomik ilişkilerin sağlam bir zemine oturduğunu göstermektedir.
Küba ve Rusya Federasyonu arasındaki ilişkiler, 1960'larda kurulan ve stratejik öneme sahip olan Sovyetler Birliği (SSCB) ittifakının devamıdır. Soğuk Savaş boyunca SSCB, Küba'ya petrol, sübvansiyonlu şeker alımları ve askeri yardım sağlayarak ülkenin ekonomik ve askeri yapısını desteklemiştir. SSCB'nin 1991'de dağılması bu desteği sona erdirmiş ve ikili ilişkilerde bir durgunluk dönemi başlamıştır. 2000'li yıllardan itibaren Rusya, ilişkileri yeniden canlandırma politikası izlemiştir; bu süreç, Küba'nın borçlarının silinmesini ve enerji, ulaşım ve savunma sektörlerinde yeni teknik işbirliği anlaşmalarını kapsamıştır. Günümüzde Rusya, ABD ambargosuna karşı Küba'yı önemli bir siyasi ortak olarak konumlandırmakta ve çok kutuplu dünya düzeni vizyonu doğrultusunda Karayipler'deki jeopolitik varlığını güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Türkiye ile Küba arasındaki ilişkilerin kökeni, Osmanlı döneminde Arap coğrafyasından bölgeye gerçekleşen göçlere kadar uzanmakta olup, bu göçmenlerin torunları halen bölgede "El Turco" olarak anılmaktadır.
İki ülke arasındaki siyasi ilişkiler resmen 1952'de kurulmuş, ancak coğrafi uzaklık ve Türkiye'nin NATO üyesi olarak Batı Bloku'na dahil olması, Küba'nın ise Sovyetler Birliği destekli bir rejime sahip olması nedeniyle uzun yıllar sınırlı düzeyde kalmıştır. ABD'nin uyguladığı ambargo, 1960'lardan itibaren ilişkilerin gelişmesini engellemiştir.
1980'lerden itibaren başlayan ve Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye'nin Latin Amerika'ya yönelik açılımıyla ilişkiler gelişmeye başlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Latin Amerika ve Karayipler Eylem Planı (1998) ve bunun 2006'da güncellenmesi, ilişkilerde önemli bir stratejik adım olmuştur.
Türkiye, makro boyutta Latin Amerika, mikro boyutta ise Küba ile ilişkilerini geliştirmeyi dış politika stratejilerinden biri olarak belirlemiştir. İki ülke arasında üst düzey siyasi ziyaretler gerçekleştirilmiş (Örn: Turgut Özal 1989, Fidel Castro 1998, Recep Tayyip Erdoğan 2015) ve ikili anlaşmalarla ilişkiler güçlendirilmeye çalışılmıştır. Ekonomik ilişkiler coğrafi uzaklık nedeniyle sınırlı kalsa da ticaret ve yatırım alanlarında ilerleme kaydedilmektedir.
Küba, dış politikasının temelini oluşturan ve diplomatik çıkarlarını destekleyen çeşitli küresel ve bölgesel örgütlerde aktif bir üyedir.
Aktif Silahlı Kuvvetler personelinin sayısına dair mevcut bilgiler sınırlı olmakla birlikte, bu gücün yaklaşık 50.000 kişi olduğu tahmin edilmektedir (2025). Askerlik hizmeti yükümlülüğü, zorunlu (erkekler) ve isteğe bağlı (kadın ve erkekler) olarak 17 ila 28 yaş arasını kapsamaktadır; zorunlu askerlik süresi 18 ila 24 ay arasında değişmektedir.
Askeri harcamalar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) önemli bir oranını teşkil etmektedir. Bu harcama oranı, 2016'daki %3,1 seviyesinden, 2020 tahmini verilerine göre GSYİH'nin %4,2'sine ulaşmış bulunmaktadır. Mevcut askeri envanterin büyük bir bölümünü Rus ve Sovyet döneminden kalma ekipmanlar oluşturmaktadır.
Küba'nın askeri ve güvenlik mekanizmaları, Devrimci Silahlı Kuvvetler (FAR) ekseninde organize olmaktadır. FAR, ülkenin savunma doktrinine uygun olarak üç ana kuvvetten oluşur:
FAR'a ek olarak, geniş bir paramiliter ve seferberlik ağı bulunmaktadır. Bu ağ, topyekûn savunma stratejisinin bir parçası olan Bölgesel Birlik Milisleri (Milicias de Tropas Territoriales - MTT) ve Genç İşçi Ordusu (Ejército Juvenil del Trabajo - EJT) gibi yardımcı kuvvetleri içerir. Envanter büyük ölçüde Sovyet/Rus menşeli ve eski olmasına rağmen, envanterde yerel modernizasyon ve bakım çalışmaları sürdürülmektedir. İç güvenlikten sorumlu olan İçişleri Bakanlığı; Ulusal Devrimci Polis (PNR), Sınır Muhafız Birlikleri Müdürlüğü (TGF) ve Devlet Güvenlik Departmanı (DSE) gibi güvenlik unsurlarını da bünyesinde barındırmaktadır.
Küba'nın savunma sanayii, Askeri Sanayiler Birliği (Unión de Industrias Militares - UIM) tarafından yönetilmektedir. UIM'nin temel görevleri şunlardır:
Ekonomik zorluklar nedeniyle, UIM aynı zamanda sivil pazara yönelik ürünler üreterek ve kilit ekonomik sektörlerde (özellikle turizm ve hizmetler) işletmeler kurarak FAR'ın öz finansmanına katkıda bulunma görevini de üstlenmiştir. Bu ticari faaliyetler, savunma sektörüne dolaylı finansal destek sağlamaktadır.
Savunma bütçesi ise Küba'nın resmi bütçe belgelerinde ayrı bir kalem olarak detaylandırılmaktan ziyade, Küba Ulusal İstatistik Ofisi (ONEI) verilerinde genellikle "Savunma ve İç Düzen" başlığı altında gruplandırılmıştır. Bu nedenle, savunmaya ayrılan net ve ayrıştırılmış resmi rakamlara erişim sınırlıdır.

Küba Cumhuriyeti
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Küba Cumhuriyeti" maddesi için tartışma başlatın
Tarih
Sömürgecilik Öncesi Dönem (M.Ö. 2000-1492)
Sömürgecilik Dönemi (1492-1898)
İspanyol Sömürge Yönetiminin Kurulması (1492-1511)
Şeker Ekonomisinin Yükselişi ve Kölelik (19. Yüzyıl)
Bağımsızlık Savaşları ve José Martí (1868-1958)
ABD Müdahalesi ve Platt Değişikliği
Batista Diktatörlüğü
Devrim ve Soğuk Savaş Ekseni (1959-1990)
Devrim ve Sosyalist Yönelim
Domuzlar Körfezi Çıkarması (1961)
Küba Füze Krizi (1962)
Günümüz (1991-Günümüz)
"Özel Dönem" ve Reformlar
Güncel Stratejiler ve Zorluklar
Millî Marş
Bayrak
Coğrafya
Yeryüzü Şekilleri
Ovalar ve Vadiler
Dağlar
Nehirler ve Göller
İklim ve Bitki Örtüsü
Doğal Kaynaklar
Enerji ve Ulaşım Altyapısı
Elektrik Üretimi, Tüketimi ve Kayıplar
Üretim Kaynaklarının Dağılımı
Petrol, Doğal Gaz ve Kömür Dengesi
Ulaşım Altyapısı
Hava ve Demiryolu Ağı
Denizcilik ve Liman Tesisleri
Ekonomi
Temel Ekonomik Göstergeler
Sektörel Dağılım
Dış Ticaret
Yabancı Yatırımlar ve İş Ortamı
Türkiye ile Ekonomik İlişkileri
Demografi ve Eğitim
Temel Demografik Göstergeler
Nüfus Dağılımı ve Şehirleşme
Etnik Yapı
Dinî Dağılım
Yaş Yapısı ve Nüfus Özellikleri
Göç ve Nüfus Hareketliliği
Eğitim
Eğitim Politikası
Küba Yükseköğretim Sistemi
Önde Gelen Yükseköğretim Kurumları
Kültür ve Turizm
Kültürel Yapı
Kültürel Miras ve Koruma
Tarihi Yapılar, Arkeolojik Sitler ve UNESCO Dünya Mirası Alanları
Turizm Sektörü
Ülkeye Gelen Turist Profili
Turizmin Ekonomi İçindeki Payı
Turistik Bölgeler ve Çekim Alanları
Başlıca Turistik Şehirler
Doğal Güzellikler ve Milli Parklar
Turistik Bölgeler ve Çeşitleri
Dış Politika ve Güvenlik
İkili İlişkiler
Küba – ABD İlişkileri
Küba-Çin İlişkileri
Küba-İspanya İlişkileri
Küba-Rusya İlişkileri
Küba – Türkiye İlişkileri
Bağlı Bulunduğu Uluslararası Örgütler
Ordu ve Askeri Kapasite
Kara, Hava ve Deniz Unsurları
Savunma Sanayii
Operasyonel Geçmiş
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.