Kudüs ve Peygamberler
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarFaruk GÖRGÜLÜ13 Temmuz 2026 13:50

ORCID ID

0000-0002-1826-2426

Kudüs, Hz. Âdem’den itibaren ilahi mesajla görevlendirilen pek çok peygamberin yaşadığı ve hatıralarını barındırdığı kadim bir şehirdir. Hz. İbrâhim’den Hz. Îsâ’ya ve son peygamber Hz. Muhammed’e kadar birçok peygamberin yolu bu kutsal şehirle kesişmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen peygamberlerin önemli bir kısmı tevhid mücadelesini Kudüs ve çevresinde gerçekleştirmesi nedeniyle şehir, Müslümanlar tarafından “Peygamberler Şehri” olarak anılmaktadır.Hz. İbrâhim, eşi Sâre ve yeğeni Lût ile Nemrut’un zulmünden kurtularak Güney Mezopotamya’daki Ur şehrinden önce Harran’a, ardından Ürdün ve Mısır üzerinden Kudüs’e gelmiştir (Taberî, 1385: 244-247). Hz. İbrâhim, uzun yıllar Filistin topraklarında yaşamış, peygamberlik görevini burada sürdürmüş ve nihayet el-Halîl’de vefat etmiştir (Taberi, 1385: 312). Onun Hz. Hâcer’den olan oğlu İsmâil ve Hz. Sâre’den olan oğlu İshak da bu topraklarda dünyaya gelmiştir. Hz. İsmâil daha sonra annesiyle Mekke’ye giderken Hz. İshak burada yaşamaya devam etmiştir (Harman, 2000: 272-273).Hz. Lût, peygamber olarak görevlendirildikten sonra (A’râf,7/80) Kudüs’ten ayrılarak Sodom bölgesine yerleşmiştir (Beyzâvî, 1998: 192-193). Kavmini Allah’a itaat etmeye, ahlaksızlık ve günahtan uzak durmaya çağırsa da halk, onun uyarılarını dikkate almamıştır. Hz. Lût, iman edenlerle şehirden ayrıldıktan sonra, halkı helak olmuş, eşi de bu cezadan kurtulamamıştır (A‘râf 7/83-84; Ankebût, 29/28-35; Hûd 11/81-83; Hicr 15/65, 73-74).Hz. İbrâhim’in torunu ve İsrâiloğullarının atası olan Hz. Ya‘kūb, Kenan diyarında yaşamış ve burada peygamberlik görevini üstlenmiştir. Tevhid inancını yerleştirmek için uzun yıllar mücadele eden Hz. Ya‘kūb’un on iki oğlundan biri olan Hz. Yûsuf, bu topraklarda dünyaya gelmiş ve çocukluk yıllarını burada geçirmiştir. Ancak kardeşlerinin kıskançlığı nedeniyle Mısır’a doğru zorlu bir yolculuğa çıkmak zorunda kalmıştır (Harman, 2013: 274-276).Hz. Mûsâ’nın hayatı Kudüs’te geçmemişse de İsrâiloğullarını Mısır’dan çıkararak bu kutsal topraklara yönlendirmesi açısından şehirle derin bir bağlantısı vardır. Ancak kavminin Allah’ın emrine itaat etmemesi ve savaşmaktan kaçınması nedeniyle İsrailoğulları, kırk yıl boyunca çölde yersiz yurtsuz dolaşmak zorunda kalmıştır (Mâide, 5/21-26). 1268-1269 yıllarında Memlük Sultanı Baybars, Kudüs ile Eriha yolu üzerinde, Hz. Mûsâ’nın kabri olduğuna inanılan bir yere türbe ve cami yaptırmıştır. “Nebi Mûsâ Makâmı” olarak bilinen bu mekânda her yıl “Nebî Mûsâ Şenlikleri” düzenlenmektedir (Erul, 2017: 248-250).Kudüs tarihinin dönüm noktalarından biri, Hz. Dâvûd’un şehri başkent yapmasıdır (Erul, 2017: 252). Câlût’u yendikten sonra hem peygamber hem de hükümdar olan Hz. Dâvûd, adaletli yönetimiyle şehri imar etmiş, refah ve huzur getirmiştir (Harman, 1994: 21-24). Kur’ân’da hikmet sahibi bir lider ve sâlih bir kul olarak tanımlanan Hz. Dâvûd, Zebûr’u okurken dağların ve kuşların onunla Allah’ı tespih etmesiyle (Enbiyâ 21/79; Sâd 38/18-19; Sebe’ 34/10), ibadete düşkünlüğüyle ve kendi emeğiyle geçinmesiyle tanınmıştır (el-Buhârî, t.y., “Enbiyâʾ”, 37; “Tefsîr”, 17/6). Oğlu Hz. Süleyman ise babasının izinden giderek Beytülmakdis’i inşa etmiş ve Kudüs’ü bir ibadet merkezi hâline getirmiştir (Cevdet, 1977: 26).Hz. Zekeriyyâ’nın hayatındaki önemli olaylar da Kudüs’te geçmiştir. İleri yaşında kendisine müjdelenen oğlu Hz. Yahyâ (Âl-i İmrân, 3/39-40), hayatı boyunca Kudüs’te örnek bir şahsiyet olarak yaşamış; temiz fıtratı ve Allah’a bağlılığıyla dikkat çekmiştir (Meryem, 19/13-15). Hz. Meryem de Kudüs’teki mabette Hz. Zekeriyyâ’nın himayesinde yetişmiş burada mucizevi bir şekilde rızıklandırılmış (Âl-i İmrân 3/37) ve oğlu Hz. Îsâ’yı bu şehirde dünyaya getirmiştir (Meryem 19/20-29). Hz. Îsâ, peygamberlik görevini ve tebliğ faaliyetlerini Kudüs’te sürdürmüş (Âl-i İmran, 3/49; Mâide, 5/78, 110). Kendisine kurulan tuzaktan Allah’ın izniyle kurtularak buradan göğe yükseltilmiştir (Nisa, 4/157, 158).İslâm tarihinde Kudüs, Hz. Muhammed’in İsrâ ve Mi‘râc mucizeleriyle ayrı bir önem kazanmıştır. Mescid-i Aksâ, Hz. Peygamber’in Mi‘râcının başlangıç noktası olmuş (İsrâ, 17/1) ve Müslümanların ilk kıblesi olarak tevhid inancının sembollerinden biri hâline gelmiştir. (Bozkurt, 2004: 268-271). Hz. Muhammed, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî ile Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’yı İslâm’ın üç kutsal mekânı olarak tanımlamış ve ancak bu üç mescit için ziyarete çıkılacağını bildirmiştir (el-Buharî, “Fadlus-Salât fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne”, 1, 6; “Hac”, 26; Müslim, t.y., “Hac”, 288).Okuma ÖnerileriAvcı, Casim (2002). “Kudüs”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (26), 327-329. Ankara: TDV Yayınları.Tomar, Cengiz (2002). “Kudüs”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (26), 332-334. Ankara: TDV Yayınları.Uleymî, M. H. (1999). El-Ünsü’l-Celil Bi-Tarihi’l-Kuds ve’l-Halil 2, çev.: Mahmud Avde el-Kaâbine. Amman: Mektebetü Dendis.

Kudüs ve Peygamberler

Kudüs, Hz. Âdem’den itibaren ilahi mesajla görevlendirilen pek çok peygamberin yaşadığı ve hatıralarını barındırdığı kadim bir şehirdir. Hz. İbrâhim’den Hz. Îsâ’ya ve son peygamber Hz. Muhammed’e kadar birçok peygamberin yolu bu kutsal şehirle kesişmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen peygamberlerin önemli bir kısmı tevhid mücadelesini Kudüs ve çevresinde gerçekleştirmesi nedeniyle şehir, Müslümanlar tarafından “Peygamberler Şehri” olarak anılmaktadır.


Hz. İbrâhim, eşi Sâre ve yeğeni Lût ile Nemrut’un zulmünden kurtularak Güney Mezopotamya’daki Ur şehrinden önce Harran’a, ardından Ürdün ve Mısır üzerinden Kudüs’e gelmiştir (Taberî, 1385: 244-247). Hz. İbrâhim, uzun yıllar Filistin topraklarında yaşamış, peygamberlik görevini burada sürdürmüş ve nihayet el-Halîl’de vefat etmiştir (Taberi, 1385: 312). Onun Hz. Hâcer’den olan oğlu İsmâil ve Hz. Sâre’den olan oğlu İshak da bu topraklarda dünyaya gelmiştir. Hz. İsmâil daha sonra annesiyle Mekke’ye giderken Hz. İshak burada yaşamaya devam etmiştir (Harman, 2000: 272-273).


Hz. Lût, peygamber olarak görevlendirildikten sonra (A’râf,7/80) Kudüs’ten ayrılarak Sodom bölgesine yerleşmiştir (Beyzâvî, 1998: 192-193). Kavmini Allah’a itaat etmeye, ahlaksızlık ve günahtan uzak durmaya çağırsa da halk, onun uyarılarını dikkate almamıştır. Hz. Lût, iman edenlerle şehirden ayrıldıktan sonra, halkı helak olmuş, eşi de bu cezadan kurtulamamıştır (A‘râf 7/83-84; Ankebût, 29/28-35; Hûd 11/81-83; Hicr 15/65, 73-74).


Hz. İbrâhim’in torunu ve İsrâiloğullarının atası olan Hz. Ya‘kūb, Kenan diyarında yaşamış ve burada peygamberlik görevini üstlenmiştir. Tevhid inancını yerleştirmek için uzun yıllar mücadele eden Hz. Ya‘kūb’un on iki oğlundan biri olan Hz. Yûsuf, bu topraklarda dünyaya gelmiş ve çocukluk yıllarını burada geçirmiştir. Ancak kardeşlerinin kıskançlığı nedeniyle Mısır’a doğru zorlu bir yolculuğa çıkmak zorunda kalmıştır (Harman, 2013: 274-276).


Hz. Mûsâ’nın hayatı Kudüs’te geçmemişse de İsrâiloğullarını Mısır’dan çıkararak bu kutsal topraklara yönlendirmesi açısından şehirle derin bir bağlantısı vardır. Ancak kavminin Allah’ın emrine itaat etmemesi ve savaşmaktan kaçınması nedeniyle İsrailoğulları, kırk yıl boyunca çölde yersiz yurtsuz dolaşmak zorunda kalmıştır (Mâide, 5/21-26). 1268-1269 yıllarında Memlük Sultanı Baybars, Kudüs ile Eriha yolu üzerinde, Hz. Mûsâ’nın kabri olduğuna inanılan bir yere türbe ve cami yaptırmıştır. “Nebi Mûsâ Makâmı” olarak bilinen bu mekânda her yıl “Nebî Mûsâ Şenlikleri” düzenlenmektedir (Erul, 2017: 248-250).


Kudüs tarihinin dönüm noktalarından biri, Hz. Dâvûd’un şehri başkent yapmasıdır (Erul, 2017: 252). Câlût’u yendikten sonra hem peygamber hem de hükümdar olan Hz. Dâvûd, adaletli yönetimiyle şehri imar etmiş, refah ve huzur getirmiştir (Harman, 1994: 21-24). Kur’ân’da hikmet sahibi bir lider ve sâlih bir kul olarak tanımlanan Hz. Dâvûd, Zebûr’u okurken dağların ve kuşların onunla Allah’ı tespih etmesiyle (Enbiyâ 21/79; Sâd 38/18-19; Sebe’ 34/10), ibadete düşkünlüğüyle ve kendi emeğiyle geçinmesiyle tanınmıştır (el-Buhârî, t.y., “Enbiyâʾ”, 37; “Tefsîr”, 17/6). Oğlu Hz. Süleyman ise babasının izinden giderek Beytülmakdis’i inşa etmiş ve Kudüs’ü bir ibadet merkezi hâline getirmiştir (Cevdet, 1977: 26).


Hz. Zekeriyyâ’nın hayatındaki önemli olaylar da Kudüs’te geçmiştir. İleri yaşında kendisine müjdelenen oğlu Hz. Yahyâ (Âl-i İmrân, 3/39-40), hayatı boyunca Kudüs’te örnek bir şahsiyet olarak yaşamış; temiz fıtratı ve Allah’a bağlılığıyla dikkat çekmiştir (Meryem, 19/13-15). Hz. Meryem de Kudüs’teki mabette Hz. Zekeriyyâ’nın himayesinde yetişmiş burada mucizevi bir şekilde rızıklandırılmış (Âl-i İmrân 3/37) ve oğlu Hz. Îsâ’yı bu şehirde dünyaya getirmiştir (Meryem 19/20-29). Hz. Îsâ, peygamberlik görevini ve tebliğ faaliyetlerini Kudüs’te sürdürmüş (Âl-i İmran, 3/49; Mâide, 5/78, 110). Kendisine kurulan tuzaktan Allah’ın izniyle kurtularak buradan göğe yükseltilmiştir (Nisa, 4/157, 158).


İslâm tarihinde Kudüs, Hz. Muhammed’in İsrâ ve Mi‘râc mucizeleriyle ayrı bir önem kazanmıştır. Mescid-i Aksâ, Hz. Peygamber’in Mi‘râcının başlangıç noktası olmuş (İsrâ, 17/1) ve Müslümanların ilk kıblesi olarak tevhid inancının sembollerinden biri hâline gelmiştir. (Bozkurt, 2004: 268-271). Hz. Muhammed, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî ile Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’yı İslâm’ın üç kutsal mekânı olarak tanımlamış ve ancak bu üç mescit için ziyarete çıkılacağını bildirmiştir (el-Buharî, “Fadlus-Salât fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne”, 1, 6; “Hac”, 26; Müslim, t.y., “Hac”, 288).

Okuma Önerileri

Avcı, Casim (2002). “Kudüs”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (26), 327-329. Ankara: TDV Yayınları.


Tomar, Cengiz (2002). “Kudüs”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (26), 332-334. Ankara: TDV Yayınları.


Uleymî, M. H. (1999). El-Ünsü’l-Celil Bi-Tarihi’l-Kuds ve’l-Halil 2, çev.: Mahmud Avde el-Kaâbine. Amman: Mektebetü Dendis.

Kaynakça

Beyzâvî, Nâsırüddîn Ebû Saîd (1998). Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t Te’vîl 5, çev.: Muhammed Abdurrahman Maraşlı. Beyrut: Dâru İhyâi’tTürâsi’l-Arabî. Bozkurt, Nebi (2004). “Mescid-i Aksâ”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (29), 268-271. Ankara: TDV Yayınları. Cevdet, Ahmet (1977). Kısas-ı Enbiya 2, çev.: Ali Arslan. İstanbul: Arslan Yayınları. el-Buhârî, Ebu Abdillâh Muhammed b. İsmâil (T.Y). El-Câmi‘u’s-Sahîh. Riyâd: Dâru’s-Selâm li’n-Neşr ve’t-Tevzî‘. Erul, Bünyamin (2017). Kudüs ve Aksa. Ankara: DİB Yayınları. Harman, Ömer Faruk (1994). “Dâvûd”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (9), 21-24. İstanbul: TDV Yayınları.

Harman, Ömer Faruk (2000). “İbrahim”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (21), 266-272. İstanbul: TDV Yayınları. Harman, Ömer Faruk (2013). “Ya’kûb”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (43), 276-277. İstanbul: TDV Yayınları. Müslim, Ebû’l-Hüseyn (T.Y). El-Câmi‘u’s-Sahîh. Riyâd: Dâru’s-Selâm li’n-Neşr ve’t-Tevzî. Taberî, Muhammed b. Cerîr (1385). Târîhu’t-Taberî 11. Beyrut: Dâru’t-Türas.

Atıf İçin

apaGörgülü, F. (2026). Kudüs ve Peygamberler. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1002-1004) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadGörgülü, Faruk. “Kudüs ve Peygamberler”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1002-1004. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Kudüs ve Peygamberler" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Okuma Önerileri

KÜRE'ye Sor