Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarMenderes KURT13 Temmuz 2026 13:51

ORCID ID

0000-0002-9513-3417

Ürdün, kurulduğu 1921 yılından itibaren Filistin’in kaderinde önemli bir rol oynamıştır. Ülkenin kurucu Kralı I. Abdullah’ın teritoryal amaçları Ürdün’ün Filistin politikasını şekillendirmiş, 1960’lardan itibaren Filistin bağımsızlık hareketinin başlamasıyla rejimin varlığını koruma çabası belirleyici faktör olmuştur. Her iki durumda da Filistin’in bağımsızlığı Ürdün için arzu edilmeyen bir olgu teşkil etmiştir. Ürdün, Filistin topraklarını işgal ve ilhak ederek “Ürdün Filistin’dir” ve Filistinlileri temsil eder iddiasını ileri sürmüş, bu durum Filistin sorununun çözümsüz kalmasında önemli bir rol oynamıştır. Ürdün’ün bu iddiaları, bağımsız Filistin Devleti’ne karşı İsrail’in tezlerine dayanak sağlamıştır (Kemiksiz, 2019: 182-183).Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgisiyle İngiltere ve Fransa, Orta Doğu’da kendi çıkarlarına uygun yeni bir düzen kurmuşlardır. 1916 Sykes-Picot Anlaşması ve 1917 Balfour Mektubu bu düzenin temellerini oluşturmuştur. Balfour Mektubu ile İngiltere, Filistin’de Yahudilere “milli yurt” vaadinde bulunmuştur (Kemiksiz, 2019: 183). Filistin, 1920 San Remo Konferansı’yla İngiliz mandasına verilmiş ve İngiltere, mektupta yazılan ifadeleri uygulamayı taahhüt etmiştir. Mandanın anayasal çerçevesinde Balfour Mektubu esas alınmış, Filistinli çoğunluğun ulusal ve siyasi hakları görmezden gelinmiştir (Cleveland, 2008: 239-240).Filistinlilerin İngiliz manda yönetimine karşı bağımsızlık mücadeleleri, Yahudi göçleri ve toprak alımları/gaspları【1】 nedeniyle gerilim tırmanmıştır. 1937 Peel Komisyonu, Filistin’i Arap ve Yahudi devletleri olarak taksim etmeyi ve Arap devletinin Emir Abdullah yönetiminde Mavera-i Ürdün ile birleşmesini önermiştir. Bu, “Ürdün seçeneğinin” ilk kez ortaya atılmasıydı. Kral Abdullah, siyonistlerle ilişkiler kurmuş ve kendisinin yönetiminde bir birleşik krallık teklif etmiştir, ancak siyonistler bağımsız devlet amacında olduklarından bunu kabul etmemişlerdir (Shlaim, 2017: 93-98).1948 İsrail saldırganlığı sonucunda Ürdün, Batı Şeria ve Kudüs’ün doğusunu işgal etmiş, İsrail topraklarını genişletmiş, Filistin ise topraklarını kaybetmiştir. Savaş, bağımsız Filistin Devleti düşüncesini yok etmiş, yurtsuz ve devletsiz bir halk yaratmıştır. Kral Abdullah ile Yahudi Ajansı Kasım 1947’de Filistin’i aralarında bölmek için zımnen anlaşmış, bu anlaşma 1948’de Ürdün’ün kontrollü davranışlarının temelini oluşturmuştur. Abdullah, Aralık 1948’de Eriha Kongresi’nde Filistin topraklarının Ürdün ile birleştirilmesini sağlamış, Nisan 1950’de Ürdün parlamentosu ilhakı onaylamıştır (Shlaim, 2017: 203, 431).1950 ilhakı sonrası Ürdün, Filistinlilere vatandaşlık vermiş, ancak ayrı bir Filistin kimliğine vurgu yapılmamıştır. Filistinliler, nüfusun üçte ikisini oluştururken, yerli Ürdünlüler azınlık durumuna düşmüştür. Bu demografik yapı, Ürdün’e Filistinlileri temsil ettiği iddiası için dayanak oluşturmuş, ancak rejim için beka sorunu ortaya çıkarmıştır (Özcan, Şenses, 2022; Kemiksiz, 2019: 196).1960’larda Filistin bağımsızlık hareketinin başlaması ve FKÖ’nün kurulmasıyla (1964), Filistinlilerin temsili meselesi Ürdün ile diğer Arap ülkeleri, özellikle Mısır arasında bir mücadele alanına dönüşmüştür. Mısır lideri Cemal Abdunnasır, Ürdün’ün Batı Şeria’yı ilhakını ve Filistinlileri temsil iddiasını tanımayarak Haşimi rejimine karşı sert bir tutum takınmıştır. Yanı sıra FKÖ de Filistin halkının seçilmiş temsilcileri tarafından temsil edilmesini savunmuştur (Cleveland, 2008: 367-368).1967 Savaşı’ndan sonra Filistin örgütleri kendi güçlerine dayanma yönünde strateji değiştirmiş, el-Fetih ve Yasir Arafat ön plana çıkmıştır. Filistin örgütlerinin Ürdün’de üslenerek İsrail’e saldırıları yoğunlaştırması, İsrail’in karşı saldırılarına ve Ürdün içinde gerilime yol açmıştır. Bu durum, 1970-71 Ürdün İç Savaşı’na (Kara Eylül) neden olmuştur. İç savaş, Ürdün Ordusu’nun Filistin gerilla gruplarını tasfiye etmesiyle sonuçlanmıştır (Cleveland, 2008: 399-406). Aslında bu savaş, “Ürdün Filistin’dir” yaklaşımının Filistinliler tarafından hayata geçirilme çabasıydı. Ancak yeni gerçeklik durumun çok daha farklı olduğunu gösterecekti. Hatta Kral Hüseyin, 1973 Savaşı sırasında Amerikalılara, İsrail’e saldırmak üzere kendi topraklarından geçecek grupları engelleyeceğini de açıkça belirtmiştir.Savaş sonrası Ürdün, Mart 1972’de Batı Şeria ile iki bölgeli bir federasyonu öngören Birleşik Arap Krallığı planını gündeme getirmiştir. Bu plan, Filistin’in bağımsızlığını dışlamaktaydı. İsrail’de ise sağcı çevreler “alternatif vatan” veya “Ürdün Filistin’dir” tezini dile getirmişlerdir. Bu görüş, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlilerin Ürdün’e yerleştirilmesini ve Filistin topraklarının ilhakını öngörmekteydi (Kemiksiz, 2019: 202). 1974 Rabat Zirvesi’nde FKÖ’nün Filistin halkının tek meşru temsilcisi olarak tanınması, Ürdün’ün temsil iddiasına ciddi bir darbe vurmuş, Ürdün bu kararı baskılarla kabul etmiştir. ABD de barış girişimlerinde “Ürdün seçeneğini” gündeme getirmiş, ancak Camp David anlaşmaları (1978) ve sonraki planlar bağımsız Filistin Devleti yerine özerklik ve Ürdün ile bağlantıyı vurgulamıştır (Shlaim, 2019: 488-496).Şubat 1985’te Kral Hüseyin ile Arafat, bağımsız Filistin Devleti ile Ürdün arasında konfederasyon tesisini öngören bir anlaşma imzalamıştır. Ancak ilişkilerin bozulmasıyla anlaşma feshedilmiştir. Aralık 1987’de başlayan İntifada, Ürdün’ün FKÖ’nün temsil kabiliyetini sorgulamasına yol açmıştır. İntifada liderliğinin Ürdün karşıtı bildirileri ve Ürdün’deki Filistinli nüfusun çoğunluğu, Ürdün’ü Temmuz 1988’de Batı Şeria ile hukuki ve idari bağlarını kesme kararı almaya itmiştir. Bu karar, Batı Şeria Filistinlilerinin artık FKÖ tarafından temsil edileceği anlamına gelmiş ve bağımsız Filistin Devleti kuruluşuna yönelik bir adım olarak görülmüştür. FKÖ, Kasım 1988’de bağımsız Filistin Devleti’ni ilan etmiştir (Kemiksiz, 2019: 207-209).Bağların kesilmesi, Ürdün’ün Filistin sorunuyla bağlarının kopması anlamına gelmemiştir. Barış sürecinin tıkanması ve Filistin’deki iç bölünmeler, Ürdün’de istikrar kaygılarına neden olmuş ve Ürdün-Filistin Konfederasyonu önerisinin yeniden gündeme gelmesine yol açmıştır. Ürdün, hassas demografik yapısı nedeniyle bağımsız Filistin Devleti’ni rejimi için tehdit olarak algılamayı sürdürmektedir. Ancak bağımsızlığın kurulamaması, “alternatif vatan” düşüncesini canlı tutmaktadır. Bu nedenle Ürdün, Filistin sorununun çözümünde etkisini sürdürebileceği ve bağımsız Filistin Devleti üzerinde kontrolünü sağlayabileceği formüller aramaktadır.Okuma ÖnerileriKhalidi, Rashid (2006). The Iron Cage: The Story of the Palestinian Struggle for Statehood. Boston: Beacon Press. Robins, Philip (2004). A History of Jordan. Cambridge: Cambridge University Press. Yeşilyurt, Nuri (2015). “Ürdün’ün Bölgesel Konumu: Küçük Devlet Çerçevesinde Bir İnceleme”. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 70 (2), 377-401.

Ürdün, kurulduğu 1921 yılından itibaren Filistin’in kaderinde önemli bir rol oynamıştır. Ülkenin kurucu Kralı I. Abdullah’ın teritoryal amaçları Ürdün’ün Filistin politikasını şekillendirmiş, 1960’lardan itibaren Filistin bağımsızlık hareketinin başlamasıyla rejimin varlığını koruma çabası belirleyici faktör olmuştur. Her iki durumda da Filistin’in bağımsızlığı Ürdün için arzu edilmeyen bir olgu teşkil etmiştir. Ürdün, Filistin topraklarıişgal ve ilhak ederek “Ürdün Filistin’dir” ve Filistinlileri temsil eder iddiasını ileri sürmüş, bu durum Filistin sorununun çözümsüz kalmasında önemli bir rol oynamıştır. Ürdün’ün bu iddiaları, bağımsız Filistin Devleti’ne karşı İsrail’in tezlerine dayanak sağlamıştır (Kemiksiz, 2019: 182-183).


Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgisiyle İngiltere ve Fransa, Orta Doğu’da kendi çıkarlarına uygun yeni bir düzen kurmuşlardır. 1916 Sykes-Picot Anlaşması ve 1917 Balfour Mektubu bu düzenin temellerini oluşturmuştur. Balfour Mektubu ile İngiltere, Filistin’de Yahudilere “milli yurt” vaadinde bulunmuştur (Kemiksiz, 2019: 183). Filistin, 1920 San Remo Konferansı’yla İngiliz mandasına verilmiş ve İngiltere, mektupta yazılan ifadeleri uygulamayı taahhüt etmiştir. Mandanın anayasal çerçevesinde Balfour Mektubu esas alınmış, Filistinli çoğunluğun ulusal ve siyasi hakları görmezden gelinmiştir (Cleveland, 2008: 239-240).


Filistinlilerin İngiliz manda yönetimine karşı bağımsızlık mücadeleleri, Yahudi göçleri ve toprak alımları/gaspları【1】 nedeniyle gerilim tırmanmıştır. 1937 Peel Komisyonu, Filistin’i Arap ve Yahudi devletleri olarak taksim etmeyi ve Arap devletinin Emir Abdullah yönetiminde Mavera-i Ürdün ile birleşmesini önermiştir. Bu, “Ürdün seçeneğinin” ilk kez ortaya atılmasıydı. Kral Abdullah, siyonistlerle ilişkiler kurmuş ve kendisinin yönetiminde bir birleşik krallık teklif etmiştir, ancak siyonistler bağımsız devlet amacında olduklarından bunu kabul etmemişlerdir (Shlaim, 2017: 93-98).


1948 İsrail saldırganlığı sonucunda Ürdün, Batı Şeria ve Kudüs’ün doğusunu işgal etmiş, İsrail topraklarını genişletmiş, Filistin ise topraklarını kaybetmiştir. Savaş, bağımsız Filistin Devleti düşüncesini yok etmiş, yurtsuz ve devletsiz bir halk yaratmıştır. Kral Abdullah ile Yahudi Ajansı Kasım 1947’de Filistin’i aralarında bölmek için zımnen anlaşmış, bu anlaşma 1948’de Ürdün’ün kontrollü davranışlarının temelini oluşturmuştur. Abdullah, Aralık 1948’de Eriha Kongresi’nde Filistin topraklarının Ürdün ile birleştirilmesini sağlamış, Nisan 1950’de Ürdün parlamentosu ilhakı onaylamıştır (Shlaim, 2017: 203, 431).


1950 ilhakı sonrası Ürdün, Filistinlilere vatandaşlık vermiş, ancak ayrı bir Filistin kimliğine vurgu yapılmamıştır. Filistinliler, nüfusun üçte ikisini oluştururken, yerli Ürdünlüler azınlık durumuna düşmüştür. Bu demografik yapı, Ürdün’e Filistinlileri temsil ettiği iddiası için dayanak oluşturmuş, ancak rejim için beka sorunu ortaya çıkarmıştır (Özcan, Şenses, 2022; Kemiksiz, 2019: 196).


1960’larda Filistin bağımsızlık hareketinin başlaması ve FKÖ’nün kurulmasıyla (1964), Filistinlilerin temsili meselesi Ürdün ile diğer Arap ülkeleri, özellikle Mısır arasında bir mücadele alanına dönüşmüştür. Mısır lideri Cemal Abdunnasır, Ürdün’ün Batı Şeria’yı ilhakını ve Filistinlileri temsil iddiasını tanımayarak Haşimi rejimine karşı sert bir tutum takınmıştır. Yanı sıra FKÖ de Filistin halkının seçilmiş temsilcileri tarafından temsil edilmesini savunmuştur (Cleveland, 2008: 367-368).


1967 Savaşı’ndan sonra Filistin örgütleri kendi güçlerine dayanma yönünde strateji değiştirmiş, el-Fetih ve Yasir Arafat ön plana çıkmıştır. Filistin örgütlerinin Ürdün’de üslenerek İsrail’e saldırıları yoğunlaştırması, İsrail’in karşı saldırılarına ve Ürdün içinde gerilime yol açmıştır. Bu durum, 1970-71 Ürdün İç Savaşı’na (Kara Eylül) neden olmuştur. İç savaş, Ürdün Ordusu’nun Filistin gerilla gruplarını tasfiye etmesiyle sonuçlanmıştır (Cleveland, 2008: 399-406). Aslında bu savaş, “Ürdün Filistin’dir” yaklaşımının Filistinliler tarafından hayata geçirilme çabasıydı. Ancak yeni gerçeklik durumun çok daha farklı olduğunu gösterecekti. Hatta Kral Hüseyin, 1973 Savaşı sırasında Amerikalılara, İsrail’e saldırmak üzere kendi topraklarından geçecek grupları engelleyeceğini de açıkça belirtmiştir.


Savaş sonrası Ürdün, Mart 1972’de Batı Şeria ile iki bölgeli bir federasyonu öngören Birleşik Arap Krallığı planını gündeme getirmiştir. Bu plan, Filistin’in bağımsızlığını dışlamaktaydı. İsrail’de ise sağcı çevreler “alternatif vatan” veya “Ürdün Filistin’dir” tezini dile getirmişlerdir. Bu görüş, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlilerin Ürdün’e yerleştirilmesini ve Filistin topraklarının ilhakını öngörmekteydi (Kemiksiz, 2019: 202). 1974 Rabat Zirvesi’nde FKÖ’nün Filistin halkının tek meşru temsilcisi olarak tanınması, Ürdün’ün temsil iddiasına ciddi bir darbe vurmuş, Ürdün bu kararı baskılarla kabul etmiştir. ABD de barış girişimlerinde “Ürdün seçeneğini” gündeme getirmiş, ancak Camp David anlaşmaları (1978) ve sonraki planlar bağımsız Filistin Devleti yerine özerklik ve Ürdün ile bağlantıyı vurgulamıştır (Shlaim, 2019: 488-496).


Şubat 1985’te Kral Hüseyin ile Arafat, bağımsız Filistin Devleti ile Ürdün arasında konfederasyon tesisini öngören bir anlaşma imzalamıştır. Ancak ilişkilerin bozulmasıyla anlaşma feshedilmiştir. Aralık 1987’de başlayan İntifada, Ürdün’ün FKÖ’nün temsil kabiliyetini sorgulamasına yol açmıştır. İntifada liderliğinin Ürdün karşıtı bildirileri ve Ürdün’deki Filistinli nüfusun çoğunluğu, Ürdün’ü Temmuz 1988’de Batı Şeria ile hukuki ve idari bağlarını kesme kararı almaya itmiştir. Bu karar, Batı Şeria Filistinlilerinin artık FKÖ tarafından temsil edileceği anlamına gelmiş ve bağımsız Filistin Devleti kuruluşuna yönelik bir adım olarak görülmüştür. FKÖ, Kasım 1988’de bağımsız Filistin Devleti’ni ilan etmiştir (Kemiksiz, 2019: 207-209).


Bağların kesilmesi, Ürdün’ün Filistin sorunuyla bağlarının kopması anlamına gelmemiştir. Barış sürecinin tıkanması ve Filistin’deki iç bölünmeler, Ürdün’de istikrar kaygılarına neden olmuş ve Ürdün-Filistin Konfederasyonu önerisinin yeniden gündeme gelmesine yol açmıştır. Ürdün, hassas demografik yapısı nedeniyle bağımsız Filistin Devleti’ni rejimi için tehdit olarak algılamayı sürdürmektedir. Ancak bağımsızlığın kurulamaması, “alternatif vatan” düşüncesini canlı tutmaktadır. Bu nedenle Ürdün, Filistin sorununun çözümünde etkisini sürdürebileceği ve bağımsız Filistin Devleti üzerinde kontrolünü sağlayabileceği formüller aramaktadır.

Okuma Önerileri

Khalidi, Rashid (2006). The Iron Cage: The Story of the Palestinian Struggle for Statehood. Boston: Beacon Press. Robins, Philip (2004). A History of Jordan. Cambridge: Cambridge University Press. Yeşilyurt, Nuri (2015). “Ürdün’ün Bölgesel Konumu: Küçük Devlet Çerçevesinde Bir İnceleme”. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 70 (2), 377-401.

Kaynakça

Cleveland, William L. (2008). Modern Ortadoğu Tarihi, çev.: Mehmet Harmancı. İstanbul: Agora Kitaplığı. Kemiksiz, Neşe (2021). “Ürdün-Filistin İlişkilerine Tarihsel Bir Bakış”. The Turkish Yearbook of International Relations, 50, 181-213. Özcan, Kıvanç, & Şenses, Nazlı (2023). “Ürdün’deki Filistinliler: Göçler, Statüler ve Haklar”. Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, 9 (2), 15-56. Shlaim, Avi (2017). Filistin’i Bölüşmek: Kral Abdullah, Siyonistler ve Filistin’i Taksim Siyaseti, 1921-1951, çev.: Muttalip Tütüncü. İstanbul: Küre Yayınları. Shlaim, Avi (2019). Demir Duvar: İsrail ve Arap Dünyası, çev.: Tuba Demirci. İstanbul: Küre Yayınları.

Dipnotlar

  • [1]

    Bkz. İthal Vatandaş; Gasp Birimleri; Gaspçı Sömürgecilik

Atıf İçin

apaKurt, M. (2026). Ürdün. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1550-1552) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadKurt, Menderes. “Ürdün”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1550-1552. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Ürdün" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Okuma Önerileri

KÜRE'ye Sor