
ORCID ID
0000-0001-7559-7583
Barış süreci, silahlı çatışmayı bitirmek ve taraflar arasında kalıcı barış tesis etmek için yapılan çalışmaları kapsar (Özerdem, 2013: 59). Bu süreçte amaç silahlı çatışmanın tarafları arasında ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerin kurulmasını sağlamaktır. Soğuk Savaş dönemiyle sorunların silahlı çatışmalara girmeden diyalog ve müzakere yöntemleriyle çözümlenmesi daha fazla görünür olmuştur.Bazı yazarlar İsrail’in Filistin işgalini de “barış süreci” üzerinden değerlendirme eğilimindedir. Buna göre barış sürecini İsrail-Filistin ekseninde ele almak oldukça karmaşık bir durumu işaret eder. Uzun yıllara yayılan çeşitli girişimler, aktörlerin değişmesi, müdahil olan tarafların artması, İsrail saldırganlığının devam etmesi ve Filistinlilerin işgale karşı haklı direnişi barış sürecinin bu konuda çıkmaza girmesine neden olmaktadır. Süreç aktörleri arasındaki görüşmelerin temel amacı karşılıklı tanınma, güvenlik ve kalıcı barışın tesis edilmesi olarak belirlenir. Ancak İsrail’in etnik temizlik hedefi, toprak gasbı ve apartheid uygulamaları ile ortaya çıkan tutumundan dolayı bölgede barışın tesis edilmesi henüz mümkün olmamıştır.İsrail-Filistin barış girişimlerinin bugünkü temelini oluşturan ilk süreç aslında Peel Komisyonu Raporu ile hazırlanmıştır. Birleşik Krallık tarafından 1936 yılında yerli Araplarla sonradan Filistin’e yerleşen çoğu siyonist Yahudiler arasındaki çatışmaları sonlandırmak ve Filistin mandasında düzeni sağlamak için Peel Komisyonu kurulmuştur. Komisyonun hazırladığı raporda bölgede barış sürecinin yürütülmesi için mandanın feshedilmesi, Filistin’in Yahudi ve Arap devletleri olarak bölünmesi ve Akdeniz’e uzanan koridora sahip yeni bir İngiliz manda bölgesi【1】 kurulması önerilmiştir (Sinanoglu, 2010: 119). Filistin topraklarında iki devletli ve kutsal alanların paylaşım dışı bırakıldığı ilk çözüm önerisi hem Araplar hem de siyonist liderler tarafından reddedilmiştir (Sinanoglu, 2009; Bartal, 2017). Bir başka girişim yalnızca Filistinlileri değil, Arap dünyasını da ilgilendiren 1978 tarihli Camp David Anlaşmalarıdır. ABD Başkanı Jimmy Carter’ın arabuluculuk rolünü üstlendiği süreçte Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin, Mısır ve İsrail arasındaki çatışmaları sonlandırmak ve Filistin halkına meşru haklarının tanınması amacıyla bir araya gelmiştir. İsrail’in güvenlik ve diplomatik tanınma elde ettiği bu süreç, Filistin halkı açısından olumlu sonuçlanmamıştır. Çünkü Camp David Anlaşmaları, İsrail ve Arap devletleri arasında bir barışı (Mısır ve ardından Ürdün’le imzalanan barış anlaşmaları) sağlarken Filistinlilerin sorunlarını yeterince çözmeye yönelmemiş, onları adeta göz ardı etmiştir.1991 Madrid Konferansı, İsrail ve Filistin’in yanı sıra Arap devletlerinin de yer aldığı bir barış süreci başlatmak için gerçekleştirilmiş bir başka girişimdir. Bu girişim, Orta Doğu’da tarafların bir araya gelebildiği ve iletişimi güçlendiren bir adımdır. İsrail ve Filistin arasındaki barış sürecinin belki de en önemlisi 1993 yılında Norveç’te gizlice yapılan Oslo Anlaşmaları olmuştur. ABD’nin başkanlık ettiği görüşmeler İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yasir Arafat’ın katılımıyla yapılmıştır. Bu görüşmelerde İsrail ve FKÖ arasında karşılıklı diplomatik tanınma sağlanmış, Filistin’e özerklik sunan ve daimi statü için başka müzakerelere imkân tanıyan bir barış yaklaşımı benimsenmiştir (Warschawski, 2010: 1045-1048). Yakalanan olumlu hava Camp David Zirvesi (2000), Taba Müzakereleri (2001) ve Barış İçin Yol Haritası (2003) gibi girişimlerle Oslo Anlaşmaları üzerine inşa edilmeye çalışılsa da Rabin’in aşırı sağcı Yigal Amir tarafından öldürülmesi (1995), Ariel Şaron’un Mescid-i Aksâ baskını (2000) ve Batı Şeria Utanç Duvarı Projesi’nin onaylanması (2002) gibi gelişmeler yüzünden sonuç alınamamıştır.Ekim 2023 sonrası süreçte, ABD tarafından terör örgütü olarak nitelendirilen ve İsrail tarafından da ortadan kaldırılmak istenen Hamas’la yürütülen girişimler esir takası ve ateşkeslerle sınırlıdır. Hamas’ın seçimler sonunda Gazze halkının meşru temsilcisi【2】 olduğunu göz ardı eden İsrail, Hamas’ın yer aldığı herhangi bir müzakere girişiminde bulunmak istemediğini belirtir. İsrail hem Gazze hem de Batı Şeria’dan destek bulan Hamas’ı dışlayarak Filistin liderliği noktasında bölünmeleri artırmayı amaçlar. Buna rağmen İsrail, 466 gün sürdürdüğü Gazze saldırıları sonucunda 15 Ocak 2025’te Hamas ile Ateşkes ve Esir Takası Anlaşması yapmıştır.Barış süreçlerinde güç asimetrisinin İsrail’i cesaretlendirmesi çatışmaların devam etmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla barış süreçlerinden sonuç alınamamakta, şiddet giderek artmaktadır. Yerleşim yerleri yok edilen, zorla yerinden edilmiş milyonlarca Filistinli【3】 için adil bir çözüme yanaşmayan İsrail’in barış girişimlerindeki tutumu süreci sabote etmektedir. Her başarısız barış girişimi, güven sarsıcı olmakta, bu güvensizlik, barış içinde yaşama yolundaki engelleri artırmaktadır. İsrail ve Filistin arasında yürütülecek sağlıklı bir barış süreci için kuvvetli desteğe ihtiyaç vardır. Ancak İsrail’in soykırımcı yaklaşımına karşın BM’nin yaptırım gücünün olmaması, Avrupa’nın etkisizliği, ABD’nin İsrail yanlısı tutumu【4】 ve gücünü ortaya koymayan bir Müslüman dünyasının varlığı sorunu daha da pekiştirmektedir.Okuma ÖnerileriBargués, Pol & Bourekba, Moussa (2024). Obstacles to Peace between Israel and Palestine. İspanya: CIDOB Opinion.Büyükakıncı, Erhan (Ed.). (2018). Barış Çalışmaları. Ankara: Adres.Galtung, Johan (1996). Peace by Peaceful Means: Peace and Conflict, Development and Civilization. Oslo: International Peace Research Institute.Jewish Virtual Library (1937) British Palestine Mandate: Text of the Peel Commission Report (July 1937). Erişim Tarihi: 01.09.2024, https://www.jewishvirtuallibrary.org/text-of-the-peel-commission-report.Lederach, John Paul (1997). Building Peace: Sustainable Reconciliation in Divided Societies. Washington DC: United States Institute of Peace Press.Özerdem, Füsun (2019). Çatışma ve Barış Üzerine Temel Kavramlar- İçsel, Kişilerarası, Toplumsal ve Küresel Çatışma ve Barış Terminolojisi. İstanbul: Kriter.Yılmaz, Özgür (2024). Barış İnşa Sürecinde Çocuk Savaşçılar: Afganistan Kavramsal Çerçeve, Uluslararası Hukuk ve Tarihsel Süreç. Ankara: Astana Yayınları.
Barış süreci, silahlı çatışmayı bitirmek ve taraflar arasında kalıcı barış tesis etmek için yapılan çalışmaları kapsar (Özerdem, 2013: 59). Bu süreçte amaç silahlı çatışmanın tarafları arasında ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerin kurulmasını sağlamaktır. Soğuk Savaş dönemiyle sorunların silahlı çatışmalara girmeden diyalog ve müzakere yöntemleriyle çözümlenmesi daha fazla görünür olmuştur.
Bazı yazarlar İsrail’in Filistin işgalini de “barış süreci” üzerinden değerlendirme eğilimindedir. Buna göre barış sürecini İsrail-Filistin ekseninde ele almak oldukça karmaşık bir durumu işaret eder. Uzun yıllara yayılan çeşitli girişimler, aktörlerin değişmesi, müdahil olan tarafların artması, İsrail saldırganlığının devam etmesi ve Filistinlilerin işgale karşı haklı direnişi barış sürecinin bu konuda çıkmaza girmesine neden olmaktadır. Süreç aktörleri arasındaki görüşmelerin temel amacı karşılıklı tanınma, güvenlik ve kalıcı barışın tesis edilmesi olarak belirlenir. Ancak İsrail’in etnik temizlik hedefi, toprak gasbı ve apartheid uygulamaları ile ortaya çıkan tutumundan dolayı bölgede barışın tesis edilmesi henüz mümkün olmamıştır.
İsrail-Filistin barış girişimlerinin bugünkü temelini oluşturan ilk süreç aslında Peel Komisyonu Raporu ile hazırlanmıştır. Birleşik Krallık tarafından 1936 yılında yerli Araplarla sonradan Filistin’e yerleşen çoğu siyonist Yahudiler arasındaki çatışmaları sonlandırmak ve Filistin mandasında düzeni sağlamak için Peel Komisyonu kurulmuştur. Komisyonun hazırladığı raporda bölgede barış sürecinin yürütülmesi için mandanın feshedilmesi, Filistin’in Yahudi ve Arap devletleri olarak bölünmesi ve Akdeniz’e uzanan koridora sahip yeni bir İngiliz manda bölgesi【1】 kurulması önerilmiştir (Sinanoglu, 2010: 119). Filistin topraklarında iki devletli ve kutsal alanların paylaşım dışı bırakıldığı ilk çözüm önerisi hem Araplar hem de siyonist liderler tarafından reddedilmiştir (Sinanoglu, 2009; Bartal, 2017). Bir başka girişim yalnızca Filistinlileri değil, Arap dünyasını da ilgilendiren 1978 tarihli Camp David Anlaşmalarıdır. ABD Başkanı Jimmy Carter’ın arabuluculuk rolünü üstlendiği süreçte Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin, Mısır ve İsrail arasındaki çatışmaları sonlandırmak ve Filistin halkına meşru haklarının tanınması amacıyla bir araya gelmiştir. İsrail’in güvenlik ve diplomatik tanınma elde ettiği bu süreç, Filistin halkı açısından olumlu sonuçlanmamıştır. Çünkü Camp David Anlaşmaları, İsrail ve Arap devletleri arasında bir barışı (Mısır ve ardından Ürdün’le imzalanan barış anlaşmaları) sağlarken Filistinlilerin sorunlarını yeterince çözmeye yönelmemiş, onları adeta göz ardı etmiştir.
1991 Madrid Konferansı, İsrail ve Filistin’in yanı sıra Arap devletlerinin de yer aldığı bir barış süreci başlatmak için gerçekleştirilmiş bir başka girişimdir. Bu girişim, Orta Doğu’da tarafların bir araya gelebildiği ve iletişimi güçlendiren bir adımdır. İsrail ve Filistin arasındaki barış sürecinin belki de en önemlisi 1993 yılında Norveç’te gizlice yapılan Oslo Anlaşmaları olmuştur. ABD’nin başkanlık ettiği görüşmeler İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yasir Arafat’ın katılımıyla yapılmıştır. Bu görüşmelerde İsrail ve FKÖ arasında karşılıklı diplomatik tanınma sağlanmış, Filistin’e özerklik sunan ve daimi statü için başka müzakerelere imkân tanıyan bir barış yaklaşımı benimsenmiştir (Warschawski, 2010: 1045-1048). Yakalanan olumlu hava Camp David Zirvesi (2000), Taba Müzakereleri (2001) ve Barış İçin Yol Haritası (2003) gibi girişimlerle Oslo Anlaşmaları üzerine inşa edilmeye çalışılsa da Rabin’in aşırı sağcı Yigal Amir tarafından öldürülmesi (1995), Ariel Şaron’un Mescid-i Aksâ baskını (2000) ve Batı Şeria Utanç Duvarı Projesi’nin onaylanması (2002) gibi gelişmeler yüzünden sonuç alınamamıştır.
Ekim 2023 sonrası süreçte, ABD tarafından terör örgütü olarak nitelendirilen ve İsrail tarafından da ortadan kaldırılmak istenen Hamas’la yürütülen girişimler esir takası ve ateşkeslerle sınırlıdır. Hamas’ın seçimler sonunda Gazze halkının meşru temsilcisi【2】 olduğunu göz ardı eden İsrail, Hamas’ın yer aldığı herhangi bir müzakere girişiminde bulunmak istemediğini belirtir. İsrail hem Gazze hem de Batı Şeria’dan destek bulan Hamas’ı dışlayarak Filistin liderliği noktasında bölünmeleri artırmayı amaçlar. Buna rağmen İsrail, 466 gün sürdürdüğü Gazze saldırıları sonucunda 15 Ocak 2025’te Hamas ile Ateşkes ve Esir Takası Anlaşması yapmıştır.
Barış süreçlerinde güç asimetrisinin İsrail’i cesaretlendirmesi çatışmaların devam etmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla barış süreçlerinden sonuç alınamamakta, şiddet giderek artmaktadır. Yerleşim yerleri yok edilen, zorla yerinden edilmiş milyonlarca Filistinli【3】 için adil bir çözüme yanaşmayan İsrail’in barış girişimlerindeki tutumu süreci sabote etmektedir. Her başarısız barış girişimi, güven sarsıcı olmakta, bu güvensizlik, barış içinde yaşama yolundaki engelleri artırmaktadır. İsrail ve Filistin arasında yürütülecek sağlıklı bir barış süreci için kuvvetli desteğe ihtiyaç vardır. Ancak İsrail’in soykırımcı yaklaşımına karşın BM’nin yaptırım gücünün olmaması, Avrupa’nın etkisizliği, ABD’nin İsrail yanlısı tutumu【4】 ve gücünü ortaya koymayan bir Müslüman dünyasının varlığı sorunu daha da pekiştirmektedir.
Bargués, Pol & Bourekba, Moussa (2024). Obstacles to Peace between Israel and Palestine. İspanya: CIDOB Opinion.
Büyükakıncı, Erhan (Ed.). (2018). Barış Çalışmaları. Ankara: Adres.
Galtung, Johan (1996). Peace by Peaceful Means: Peace and Conflict, Development and Civilization. Oslo: International Peace Research Institute.
Jewish Virtual Library (1937) British Palestine Mandate: Text of the Peel Commission Report (July 1937). Erişim Tarihi: 01.09.2024, https://www.jewishvirtuallibrary.org/text-of-the-peel-commission-report.
Lederach, John Paul (1997). Building Peace: Sustainable Reconciliation in Divided Societies. Washington DC: United States Institute of Peace Press.
Özerdem, Füsun (2019). Çatışma ve Barış Üzerine Temel Kavramlar- İçsel, Kişilerarası, Toplumsal ve Küresel Çatışma ve Barış Terminolojisi. İstanbul: Kriter.
Yılmaz, Özgür (2024). Barış İnşa Sürecinde Çocuk Savaşçılar: Afganistan Kavramsal Çerçeve, Uluslararası Hukuk ve Tarihsel Süreç. Ankara: Astana Yayınları.
Bartal, Shaul (2017). “The Peel Commission Report of 1937 and the Origins of the Partition Concept”. Jewish Political Studies Review, 28 (1/2), 51–70. Özerdem, Alpaslan (2013). Barış İnşası Kuram ve Uygulaması. İstanbul: Nobel Akademik Yayıncılık. Sinanoglu, Penny (2009). “British Plans for the Partition of Palestine, 1929–1938”.The Historical Journal, 52 (1), 131-152. Sinanoglu, Penny (2010). “The Peel Commission and Partition 1936–1938”. Rory Miller (Ed.), Britain, Palestine and Empire: The Mandate Years. London: Routledge. Warschawski, Michael (2010). “Oslo Process”. Cheryl A. Rubenberg (Ed.), Encyclopedia of the Israeli-Palestinian Conflict. The US: Lynne Rienner Publishers.
[1]
Bkz. Britanya Mandası
[2]
Bkz. 2006 Yasama Meclisi Seçimi
[3]
Ayrıca bkz. Diaspora; İskan Politikaları; İsraillemek; Mülteci Kampları; Mülteciler; Yerinden Etme
[4]
Bkz. ABD-İsrail Özel İlişkisi; Ahlaki İkiyüzlülük; Çifte Standart
| apa | Yılmaz, Ö. (2026). Barış Süreci. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 214-216) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Yılmaz, Özgür. “Barış Süreci”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 214-216. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Barış Süreci" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri