
ORCID ID
0000-0003-1420-7726
Camp David Anlaşmaları ABD öncülüğünde İsrail ile Mısır arasında 1978’de imzalanan ve 1979’da yürürlüğe giren anlaşmaların genel adıdır. Camp David Anlaşmaları, “Orta Doğu Barışı İçin Çerçeve Anlaşması”, “Mısır-İsrail Barışı İçin Çerçeve Anlaşması” ve ek metinlerden oluşan, bölgesel diplomasi tarihinde dönüm noktası teşkil eden belgelerdir. Bu anlaşmalar, 1973 Ekim Savaşı’nın ardından Arap dünyasında derinleşen siyasi ayrışmaların ve Mısır’ın stratejik yaklaşımındaki köklü değişimin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Savaşın İsrail’in galibiyetiyle sonuçlanması【1】 Arap ülkelerinin koalisyonu içinde ciddi görüş ayrılıklarına neden olmuş, Mısır’ın Sina Yarımadası’nı geri alma çabası diplomasi yolunu açmıştır. Özellikle Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın 1975’ten sonra Sovyet yanlısı politikalardan Batı ve ABD yanlısı politikalar benimsemesi Mısır’ın dış politikasında radikal bir eksen kaymasına yol açmıştır. 1977’de Kudüs’ü ziyaret eden ve bu ziyaretin ardından Knesset’teki tarihi konuşmasında İsrail ile kapsamlı bir barıştan söz eden Enver Sedat’ın bu girişimi, ABD ve Avrupa Topluluğu (AT) tarafından desteklense de Arap dünyasında büyük tepki toplamıştır (Armaoğlu, 2020: 369). Neticede ABD Başkanı Jimmy Carter, Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında 5 Eylül 1978’de başlayan zirve toplantısı, 17 Eylül 1978’de Washington’da Beyaz Saray’da Camp David Anlaşmaları’nın imzalanması ile sonuçlanmıştır.İsrail ile Mısır arasındaki barışın esaslarını belirleyen “Mısır- İsrail Barışı İçin Çerçeve Anlaşması” İsrail’in Sina Yarımadası’ndan çekilmesini düzenlerken Camp David’in diğer içeriğini oluşturan “Orta Doğu Barışı İçin Çerçeve Anlaşması” Orta Doğu’da kapsamlı bir barışın ilkelerini açıklamakta ve Batı Şeria, Gazze ile Filistin konusunu ele almaktadır. İsrail-Mısır arasında imzalanan bu anlaşma, Mısır’ın ABD ile stratejik ittifak kurmasına ve İsrail’in tarihte ilk kez bir Arap devleti tarafından resmen tanınmasına yol açmış ancak Mısır’ın Arap ülkeleriyle siyasi ve diplomatik bağlarının ciddi ölçüde zayıflamasına neden olmuştur. Arap devletleri, Camp David Anlaşmaları’nı “Arap davasına ihanet” olarak nitelendirmiş Mısır 1979’dan itibaren bölgesel düzeyde yalnızlaştırılmıştır (Bayraktar, 2019: 117).Camp David Anlaşmaları’nın imzalanmasının hemen akabinde toplanan Arap Birliği, Mısır’ı birlikten çıkarmış, merkezini de Tunus’a taşımıştır; Umman ve Sudan hariç bütün Arap devletleri Kahire’yle diplomatik ilişkilerini kesmiştir (Cleveland, 2008: 423). Diğer yandan İsrail, anlaşmada belirtildiği gibi Sina’dan çekilmeye başlamış ve 1982’de tamamlanan çekilme için ABD 3 milyar dolarlık katkıda bulunmuştur. Bu süreçte Mısır, İsrail’den sonra en fazla askeri ve mali yardım alan ülke konumuna gelmiştir. ABD ve Mısır arasındaki askeri iş birliği Camp David sonrasında güçlenmiş, “Güvenlik Yardım Programı” ile Mısır, ABD’den yardım almaya devam etmiştir (Kudoğlu, 2018: 107).Camp David Anlaşmaları’nın diğer parçası olan “Barış Çerçevesi” ise ABD ve Mısır’ın itirazlarına rağmen hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir. Camp David Anlaşmaları’nı imzalayan Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, 1981’de bir askerî geçit töreninde suikasta uğrayarak hayatını kaybetmiştir. İsrail ise 1980’de Kudüs’ü ve 1981’de Cevlân Tepelerini (Golan Tepelerini) ilhak etmiş, 1982’de Güney Lübnan’ı işgal ederek barışa yönelik tavrında herhangi bir değişiklik olmadığını açıkça göstermiştir【2】 (Arı, 2017: 307).Bu anlaşmalar: (1) Filistinlileri de doğrudan ilgilendiren ama onlar olmadan ABD, İsrail ve Mısır’ın imzaladıkları yani Filistinlileri yok sayan bir süreci anlatmaktadır. (2) Mısır’ı yalnızlaştıran ve ABD ile İsrail’e yakınlaştıran bir sonuç doğurmuştur. (3) Bir kez daha gerçek barış niyeti olmayan İsrail’in barış yapıyormuş gibi görünüp belli emelleri için oyun kurduğunun görülmesini sağlamıştır ki bunun en açık göstergesi anlaşma sonrasında İsrail’in gasp yerleşimlerine hız vermesi ve ithal ettiği gaspçıların sayılarını arttırmasıdır. (4) İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’deki kontrolünü fiilen sürdürmesine olanak tanımış, Filistin’in toprak bütünlüğüne dayalı bağımsız bir devlet olması fikrini ertelemiştir. (5) Filistin davasını diplomatik destek kaybına uğratırken İsrail için işgal politikalarını meşrulaştırma zemini olmuştur. Görüldüğü gibi bu süreç, Filistin’in bağımsızlığını olumsuz yönde etkileyen, bölgesel istikrarsızlığı ve gerilimleri artıran, eşitsiz ve tartışmalı bir ”barış” modeli olarak kalmıştır. Mısır-İsrail barışı sağlanıyor gibi görünürken İsrail sorunu ikinci plana itilmiştir.Okuma ÖnerileriArı, Tayyar (2017). “Camp David ve Mısır-İsrail Barışı: İhanet mi, Pragmatizm mi?”. Geçmişten Günümüze Ortadoğu: Siyaset, Savaş ve Diplomasi (s. 295-306). Bursa: Alfa Akademi Yayınları.Quandt, William B. (1986). “Camp David and Peacemaking in the Middle East”. Political Science Quarterly, 101 (3), 357-377.Yazıcı, Elif Miray (2021). “Camp David Antlaşmaları Çerçevesinde Mısır-İsrail İlişkileri ve Günümüze Yansımaları”. Uluslararası İlişkiler ve Politika Dergisi, 1 (1), 1-19.
Camp David Anlaşmaları ABD öncülüğünde İsrail ile Mısır arasında 1978’de imzalanan ve 1979’da yürürlüğe giren anlaşmaların genel adıdır. Camp David Anlaşmaları, “Orta Doğu Barışı İçin Çerçeve Anlaşması”, “Mısır-İsrail Barışı İçin Çerçeve Anlaşması” ve ek metinlerden oluşan, bölgesel diplomasi tarihinde dönüm noktası teşkil eden belgelerdir. Bu anlaşmalar, 1973 Ekim Savaşı’nın ardından Arap dünyasında derinleşen siyasi ayrışmaların ve Mısır’ın stratejik yaklaşımındaki köklü değişimin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Savaşın İsrail’in galibiyetiyle sonuçlanması【1】 Arap ülkelerinin koalisyonu içinde ciddi görüş ayrılıklarına neden olmuş, Mısır’ın Sina Yarımadası’nı geri alma çabası diplomasi yolunu açmıştır. Özellikle Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın 1975’ten sonra Sovyet yanlısı politikalardan Batı ve ABD yanlısı politikalar benimsemesi Mısır’ın dış politikasında radikal bir eksen kaymasına yol açmıştır. 1977’de Kudüs’ü ziyaret eden ve bu ziyaretin ardından Knesset’teki tarihi konuşmasında İsrail ile kapsamlı bir barıştan söz eden Enver Sedat’ın bu girişimi, ABD ve Avrupa Topluluğu (AT) tarafından desteklense de Arap dünyasında büyük tepki toplamıştır (Armaoğlu, 2020: 369). Neticede ABD Başkanı Jimmy Carter, Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında 5 Eylül 1978’de başlayan zirve toplantısı, 17 Eylül 1978’de Washington’da Beyaz Saray’da Camp David Anlaşmaları’nın imzalanması ile sonuçlanmıştır.
İsrail ile Mısır arasındaki barışın esaslarını belirleyen “Mısır- İsrail Barışı İçin Çerçeve Anlaşması” İsrail’in Sina Yarımadası’ndan çekilmesini düzenlerken Camp David’in diğer içeriğini oluşturan “Orta Doğu Barışı İçin Çerçeve Anlaşması” Orta Doğu’da kapsamlı bir barışın ilkelerini açıklamakta ve Batı Şeria, Gazze ile Filistin konusunu ele almaktadır. İsrail-Mısır arasında imzalanan bu anlaşma, Mısır’ın ABD ile stratejik ittifak kurmasına ve İsrail’in tarihte ilk kez bir Arap devleti tarafından resmen tanınmasına yol açmış ancak Mısır’ın Arap ülkeleriyle siyasi ve diplomatik bağlarının ciddi ölçüde zayıflamasına neden olmuştur. Arap devletleri, Camp David Anlaşmaları’nı “Arap davasına ihanet” olarak nitelendirmiş Mısır 1979’dan itibaren bölgesel düzeyde yalnızlaştırılmıştır (Bayraktar, 2019: 117).
Camp David Anlaşmaları’nın imzalanmasının hemen akabinde toplanan Arap Birliği, Mısır’ı birlikten çıkarmış, merkezini de Tunus’a taşımıştır; Umman ve Sudan hariç bütün Arap devletleri Kahire’yle diplomatik ilişkilerini kesmiştir (Cleveland, 2008: 423). Diğer yandan İsrail, anlaşmada belirtildiği gibi Sina’dan çekilmeye başlamış ve 1982’de tamamlanan çekilme için ABD 3 milyar dolarlık katkıda bulunmuştur. Bu süreçte Mısır, İsrail’den sonra en fazla askeri ve mali yardım alan ülke konumuna gelmiştir. ABD ve Mısır arasındaki askeri iş birliği Camp David sonrasında güçlenmiş, “Güvenlik Yardım Programı” ile Mısır, ABD’den yardım almaya devam etmiştir (Kudoğlu, 2018: 107).
Camp David Anlaşmaları’nın diğer parçası olan “Barış Çerçevesi” ise ABD ve Mısır’ın itirazlarına rağmen hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir. Camp David Anlaşmaları’nı imzalayan Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, 1981’de bir askerî geçit töreninde suikasta uğrayarak hayatını kaybetmiştir. İsrail ise 1980’de Kudüs’ü ve 1981’de Cevlân Tepelerini (Golan Tepelerini) ilhak etmiş, 1982’de Güney Lübnan’ı işgal ederek barışa yönelik tavrında herhangi bir değişiklik olmadığını açıkça göstermiştir【2】 (Arı, 2017: 307).
Bu anlaşmalar: (1) Filistinlileri de doğrudan ilgilendiren ama onlar olmadan ABD, İsrail ve Mısır’ın imzaladıkları yani Filistinlileri yok sayan bir süreci anlatmaktadır. (2) Mısır’ı yalnızlaştıran ve ABD ile İsrail’e yakınlaştıran bir sonuç doğurmuştur. (3) Bir kez daha gerçek barış niyeti olmayan İsrail’in barış yapıyormuş gibi görünüp belli emelleri için oyun kurduğunun görülmesini sağlamıştır ki bunun en açık göstergesi anlaşma sonrasında İsrail’in gasp yerleşimlerine hız vermesi ve ithal ettiği gaspçıların sayılarını arttırmasıdır. (4) İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’deki kontrolünü fiilen sürdürmesine olanak tanımış, Filistin’in toprak bütünlüğüne dayalı bağımsız bir devlet olması fikrini ertelemiştir. (5) Filistin davasını diplomatik destek kaybına uğratırken İsrail için işgal politikalarını meşrulaştırma zemini olmuştur. Görüldüğü gibi bu süreç, Filistin’in bağımsızlığını olumsuz yönde etkileyen, bölgesel istikrarsızlığı ve gerilimleri artıran, eşitsiz ve tartışmalı bir ”barış” modeli olarak kalmıştır. Mısır-İsrail barışı sağlanıyor gibi görünürken İsrail sorunu ikinci plana itilmiştir.
Arı, Tayyar (2017). “Camp David ve Mısır-İsrail Barışı: İhanet mi, Pragmatizm mi?”. Geçmişten Günümüze Ortadoğu: Siyaset, Savaş ve Diplomasi (s. 295-306). Bursa: Alfa Akademi Yayınları.
Quandt, William B. (1986). “Camp David and Peacemaking in the Middle East”. Political Science Quarterly, 101 (3), 357-377.
Yazıcı, Elif Miray (2021). “Camp David Antlaşmaları Çerçevesinde Mısır-İsrail İlişkileri ve Günümüze Yansımaları”. Uluslararası İlişkiler ve Politika Dergisi, 1 (1), 1-19.
Armaoğlu, Fahir (2020). Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları (1948-1988). İstanbul: Kronik Kitap.
Arı, Tayyar (2017). Geçmişten Günümüze Ortadoğu: Siyaset, Savaş ve Diplomasi. Bursa: Alfa Akademi Yayınları.
Bayraktar, Bora (2019). “Barış”, Ortadoğu: Aktörler, Unsurlar, Sistemler. Mehmet Şahin (Ed.). İstanbul: Kopernik Yayınları.
Cleveland, William L (2008). Modern Ortadoğu Tarihi, çev.: Mehmet Harmancı. İstanbul: Agora Kitaplığı.
Kudoğlu, Alptuğ (2018). “Camp David Sonrası ABD-Mısır Yakınlaşması: Askeri Boyut”. Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, 5 (1), 101-137.
[1]
Ayrıca bkz. ABD-İsrail Özel İlişkisi
[2]
Ayrıca bkz. Deyr Yasin Katliamı
| apa | Babacan, M. (2026). Camp David Anlaşmaları. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 292-294) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Babacan, Mehmet. “Camp David Anlaşmaları”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir -Metin Uçar. 292-294. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Camp David Anlaşmaları" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri