Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarBehlül ALTINIŞIK13 Temmuz 2026 13:51

ORCID ID

0000-0002-3699-3273

Arapça sūˀ ( ؤس kötülük, fenalık, habaset) ve ḳaṣd ( دصق kasıt, maksat) sözcükleri bir-leştirilerek oluşturulan (EtimolojiTürkçe, t.y.) suikast sözcüğü, “gizlice cana kıyma ve kötülük etmeye kalkışma” anlamına gelmektedir (TDK Sözlük, t.y.) İngilizce karşılığı Haşhaşiler’e dayandırılan “assassination” kelimesidir (Daftary, 1994). Filistin’i işgal eden ve Filistinlilere yönelik etnik temizlik ile soykırım uygulayan İsrail’in sıklıkla başvurduğu araçlardan biri de suikasttir.İsrail suikast (hedefli öldürme) suçunu, ahlaki ve hukuki kaygıları bir tarafa bırakarak işlemektedir. Üstelik suikastle suçlandığı zaman eylemini kolayca inkâr edebilmektedir. İsrail’in keyfi bir biçimde suçlu ilan ederek öldürdüğü insanların yakınlarının hukuki bir korumadan yararlanamaması ve kendilerini ifade edecek hiçbir merci bulamamaları insan hakları ihlallerinin en göze çarpan örnekleridir. Tam da bu noktada bu eylemin hukuk dışı ve insan haklarına aykırı bir “yargısız infaz” olduğu tespit edilebilir.1980’lerden bu yana İsrail yönetimi, Arap kılığına giren ajanlar ya da keskin nişancılar aracılığıyla çok sayıda Filistinliyi “yargısız infaz” politikasıyla katletmiştir. Önceleri savaş suçu kabul edildiği için reddedilen “hedefli öldürme” (İbranice: sikul memukad) uygulamaları, 2000 yılındaki İkinci İntifada döneminde İsrail yönetimi tarafından bir “tasfiye” politikası olarak görülmüştür. 9 Kasım 2000’de İsrail güçlerinin Hüseyin Abayat’ı hedef alan operasyonunda iki sivil kadın da öldürülmüştür. İsrail, bunu “tasfiye” ve “önleyici hedefli öldürme” politikası olarak resmen ilan etmiştir ve “yargısız infazı” bir politika olarak kabul eden ilk ülke olmuştur (Hajjar, 2012). Ancak Amjad Al-Nabhan (2018), siyonist ajanların bu politikayı 1948 öncesinden beri kullandıklarını iddia etmiş ve ilk suikastın 1944’te Filistin’e Yahudi göçüne karşı çıkan İngiliz politikacı ve iş adamı Walter Edward Guinness’e düzenlendiğini ortaya çıkarmıştır.İsrail, 22 Temmuz 2002’de Salah Şehade’nin yaşadığı apartmana F-16 ile bir tonluk bomba atmıştır. Saldırıda Şehade ve korumasının yanı sıra biri 2 aylık bebek 8 çocuğun da aralarında olduğu 14 Filistinli sivil hayatını kaybetmiştir. Şehade’nin yaşadığı 3 katlı apartmanın yanı sıra yakınındaki 8 bina da yıkılmıştır (Byman, 2006: 95). Bombanın büyüklüğü, meskûn bir mahallenin hedef alınması ve yüksek zayiat oranıyla ilgili olarak kamuoyundan gelen tepkilere karşı İsrail Savunma Gücü (IDF) göstermelik bir soruşturma başlatmış ve yaşanan vahşeti haklı çıkarmaya çalışacak bir politika uygulamıştır【1】 (Hajjar, 2012). Eski bir Mossad ajanı, 2010 yılında Mahmoud al-Mabhouh’a düzenlenen suikasti “…insanları sadece geçmişte yaptıklarından dolayı değil, gelecekte yapabileceklerinden dolayı ortadan kaldırmak…” (Katz, 2010) biçiminde yorumlayarak İsrail yönetiminin insani değerleri ve hukuku çok da umursamadığını ortaya koymuştur.İsrail’in hedefli öldürme eylemleri sadece Filistinlilere yönelik değildir. Bu eylemler İsrail’in İran başta olmak üzere farklı ülkelere karşı da uyguladığı bir taktiktir (Otto 2011: 1-2). Çok sayıda sivilin sözde “hedefli öldürme” sonucunda katledilmesi, B’Tselem gibi insan hakları örgütlerince tespit edilmiştir (B’Tselem, t.y). İsrail sadece insan haklarını hiçe saymamakta, uluslararası ilişkilerde de huzursuzluğa neden olmaktadır.Hedefli öldürme eylemi, 1907 tarihli Lahey Sözleşmesi ile hukuk dışı ve ahlaki açıdan yanlış kabul edilmiştir. Sözleşmenin 23(b) maddesi “düşman ulus veya orduya mensup kişilerin haince öldürülmesi veya yaralanmasını” yasaklamaktadır (Taşdemir Kaderli, 2025: 359). 2003 yılında birçok ülkenin yanında BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve BM İnsan Hakları Komitesi hedefli öldürmenin insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Buna rağmen İsrail Yüksek Mahkemesi, bu tür cinayetlere dair şikâyetleri “savaş araçlarının seçiminin yargılanabilir olmadığı” gerekçesiyle incelemeyi önceleri (2003) reddetmiş, sonrasında (2006) ise öldürülen kişilerin sivil olmalarına rağmen “düşmanca eylemlere doğrudan katıldıkları” gerekçesiyle “dokunulmazlıklarının olmadığına” (Otto, 2011: 4-5) hükmederek uluslararası hukuku hiçe saymıştır. İşgalci İsrail tüm dünyayla dalga geçer gibi “vatansız insanların (Filistinliler) insancıl hukuktan yaralanamayacağını” iddia etmektedir (Hajjar, 2012). İsrail’in açıkça işlediği bu savaş suçlarının failleri, ABD’nin diğer devletlere yaptığı politik baskılar sebebiyle cezai soruşturmalar ve tutuklamalardan kurtulmaktadır.İsrail’in kullandığı suikast yöntemleri arasında keskin nişancı, araçlara ve mobil cihazlara bomba düzeneği kurmak, savaş uçağı/dronu/helikopteriyle nokta atışı yapmak ve zehirlemek sayılabilir. Bu tekniklerin sadece İsrail’e karşı aktif olarak savaşan gurupların mensuplarına değil gazetecilere, sanatçılara, yazarlara, siyasetçilere, diplomatlara karşı da kullanıldığı görülmektedir. Uluslararası hukuk metinleri ve insan hakları normları, hedefli öldürme eylemlerini açık bir şekilde yasaklasa da İsrail Ekim 2023 ile de tüm dünya kamuoyu tarafından açıkça görülen suikastları sürdürmüştür. İsrail’in, ahlaki ve hukuki normları göz ardı ederek suikast politikalarını devam ettirmesi, yalnızca bağlayıcı uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil etmekle kalmamakta, aynı zamanda evrensel insan hakları standartlarını da ciddi şekilde zedelemektedir.Okuma ÖnerileriAlkan Özcan, Sevinç; Tunç Yaşar, Fatma & Kor, Zahide Tuba (2004). Siyonizm Düşünden İşgal Gerçeğine Filistin. İstanbul: İHH Yayınları.

Arapça sūˀ ( ؤس kötülük, fenalık, habaset) ve ḳaṣd ( دصق kasıt, maksat) sözcükleri bir-


leştirilerek oluşturulan (EtimolojiTürkçe, t.y.) suikast sözcüğü, “gizlice cana kıyma ve kötülük etmeye kalkışma” anlamına gelmektedir (TDK Sözlük, t.y.) İngilizce karşılığı Haşhaşiler’e dayandırılan “assassination” kelimesidir (Daftary, 1994). Filistin’i işgal eden ve Filistinlilere yönelik etnik temizlik ile soykırım uygulayan İsrail’in sıklıkla başvurduğu araçlardan biri de suikasttir.


İsrail suikast (hedefli öldürme) suçunu, ahlaki ve hukuki kaygıları bir tarafa bırakarak işlemektedir. Üstelik suikastle suçlandığı zaman eylemini kolayca inkâr edebilmektedir. İsrail’in keyfi bir biçimde suçlu ilan ederek öldürdüğü insanların yakınlarının hukuki bir korumadan yararlanamaması ve kendilerini ifade edecek hiçbir merci bulamamaları insan hakları ihlallerinin en göze çarpan örnekleridir. Tam da bu noktada bu eylemin hukuk dışı ve insan haklarına aykırı bir “yargısız infaz” olduğu tespit edilebilir.


1980’lerden bu yana İsrail yönetimi, Arap kılığına giren ajanlar ya da keskin nişancılar aracılığıyla çok sayıda Filistinliyi “yargısız infaz” politikasıyla katletmiştir. Önceleri savaş suçu kabul edildiği için reddedilen “hedefli öldürme” (İbranice: sikul memukad) uygulamaları, 2000 yılındaki İkinci İntifada döneminde İsrail yönetimi tarafından bir “tasfiye” politikası olarak görülmüştür. 9 Kasım 2000’de İsrail güçlerinin Hüseyin Abayat’ı hedef alan operasyonunda iki sivil kadın da öldürülmüştür. İsrail, bunu “tasfiye” ve “önleyici hedefli öldürme” politikası olarak resmen ilan etmiştir ve “yargısız infazı” bir politika olarak kabul eden ilk ülke olmuştur (Hajjar, 2012). Ancak Amjad Al-Nabhan (2018), siyonist ajanların bu politikayı 1948 öncesinden beri kullandıklarını iddia etmiş ve ilk suikastın 1944’te Filistin’e Yahudi göçüne karşı çıkan İngiliz politikacı ve iş adamı Walter Edward Guinness’e düzenlendiğini ortaya çıkarmıştır.


İsrail, 22 Temmuz 2002’de Salah Şehade’nin yaşadığı apartmana F-16 ile bir tonluk bomba atmıştır. Saldırıda Şehade ve korumasının yanı sıra biri 2 aylık bebek 8 çocuğun da aralarında olduğu 14 Filistinli sivil hayatını kaybetmiştir. Şehade’nin yaşadığı 3 katlı apartmanın yanı sıra yakınındaki 8 bina da yıkılmıştır (Byman, 2006: 95). Bombanın büyüklüğü, meskûn bir mahallenin hedef alınması ve yüksek zayiat oranıyla ilgili olarak kamuoyundan gelen tepkilere karşı İsrail Savunma Gücü (IDF) göstermelik bir soruşturma başlatmış ve yaşanan vahşeti haklı çıkarmaya çalışacak bir politika uygulamıştır【1】 (Hajjar, 2012). Eski bir Mossad ajanı, 2010 yılında Mahmoud al-Mabhouh’a düzenlenen suikasti “…insanları sadece geçmişte yaptıklarından dolayı değil, gelecekte yapabileceklerinden dolayı ortadan kaldırmak…” (Katz, 2010) biçiminde yorumlayarak İsrail yönetiminin insani değerleri ve hukuku çok da umursamadığını ortaya koymuştur.


İsrail’in hedefli öldürme eylemleri sadece Filistinlilere yönelik değildir. Bu eylemler İsrail’in İran başta olmak üzere farklı ülkelere karşı da uyguladığı bir taktiktir (Otto 2011: 1-2). Çok sayıda sivilin sözde “hedefli öldürme” sonucunda katledilmesi, B’Tselem gibi insan hakları örgütlerince tespit edilmiştir (B’Tselem, t.y). İsrail sadece insan haklarını hiçe saymamakta, uluslararası ilişkilerde de huzursuzluğa neden olmaktadır.


Hedefli öldürme eylemi, 1907 tarihli Lahey Sözleşmesi ile hukuk dışı ve ahlaki açıdan yanlış kabul edilmiştir. Sözleşmenin 23(b) maddesi “düşman ulus veya orduya mensup kişilerin haince öldürülmesi veya yaralanmasını” yasaklamaktadır (Taşdemir Kaderli, 2025: 359). 2003 yılında birçok ülkenin yanında BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve BM İnsan Hakları Komitesi hedefli öldürmenin insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Buna rağmen İsrail Yüksek Mahkemesi, bu tür cinayetlere dair şikâyetleri “savaş araçlarının seçiminin yargılanabilir olmadığı” gerekçesiyle incelemeyi önceleri (2003) reddetmiş, sonrasında (2006) ise öldürülen kişilerin sivil olmalarına rağmen “düşmanca eylemlere doğrudan katıldıkları” gerekçesiyle “dokunulmazlıklarının olmadığına” (Otto, 2011: 4-5) hükmederek uluslararası hukuku hiçe saymıştır. İşgalci İsrail tüm dünyayla dalga geçer gibi “vatansız insanların (Filistinliler) insancıl hukuktan yaralanamayacağını” iddia etmektedir (Hajjar, 2012). İsrail’in açıkça işlediği bu savaş suçlarının failleri, ABD’nin diğer devletlere yaptığı politik baskılar sebebiyle cezai soruşturmalar ve tutuklamalardan kurtulmaktadır.


İsrail’in kullandığı suikast yöntemleri arasında keskin nişancı, araçlara ve mobil cihazlara bomba düzeneği kurmak, savaş uçağı/dronu/helikopteriyle nokta atışı yapmak ve zehirlemek sayılabilir. Bu tekniklerin sadece İsrail’e karşı aktif olarak savaşan gurupların mensuplarına değil gazetecilere, sanatçılara, yazarlara, siyasetçilere, diplomatlara karşı da kullanıldığı görülmektedir. Uluslararası hukuk metinleri ve insan hakları normları, hedefli öldürme eylemlerini açık bir şekilde yasaklasa da İsrail Ekim 2023 ile de tüm dünya kamuoyu tarafından açıkça görülen suikastları sürdürmüştür. İsrail’in, ahlaki ve hukuki normları göz ardı ederek suikast politikalarını devam ettirmesi, yalnızca bağlayıcı uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil etmekle kalmamakta, aynı zamanda evrensel insan hakları standartlarını da ciddi şekilde zedelemektedir.

Okuma Önerileri

Alkan Özcan, Sevinç; Tunç Yaşar, Fatma & Kor, Zahide Tuba (2004). Siyonizm Düşünden İşgal Gerçeğine Filistin. İstanbul: İHH Yayınları.

Kaynakça

Al-Nabhan, Amjad (2018). “Israel’s Longstanding Policy of Extrajudicial Murder”. AA. Erişim Tarihi: 08.04.2025, https://www.aa.com.tr/en/middle-east/israels-longstanding-policy-of-extrajudicial-murder/1058177.

Byman, Daniel (2006). “Do Targeted Killings Work?”. Council on Foreign Relations, 85 (2), 95-111.

B’Tselem (T.Y). Palestinians Killed by Israeli Forces. Erişim Tarihi: 09.04.2025, https://statistics.btselem.org/en/all-fatalities/by-date-of-incident?YaadHisul=%5B%22no%22%5D&section=overall&tab=overview.

Daftary, Farhad (1994). The Assassin Legends: Myths of the Isma’ilis. London & New York: I.B. Tauris & Co Ltd.

EtimolojiTürkçe (T.Y). Kelime: Süikast. Erişim Tarihi: 23.04.2025, https://www.etimolojiturkce.com/arama/S%C3%9C%C4%B0KAST.

Hajjar, Lisa (2012). “Lawfare and Targeted Killing: Developments in the Israeli and US Contexts”. Jadaliyya. Erişim Tarihi: 09.04.2025, www.jadaliyya.com/Details/25141/Lawfare-and-Targeted-Killing-Developments-in-the-Israeli-and-US-Contexts.

Katz, Byyaakov (2010). “Security and Defense: Espionage, with a Smile”. The Jarusalem Post, 07.02.2010, https://www.jpost.com/features/front-lines/security-and-defense-espionage-with-a-smile-168063.

Otto, Roland (2011). Targeted Killings and International Law. New York: Springer.

TDK Sözlük (T.Y). Kelime: Suikast. Erişim Tarihi: 23.04.2025, https://sozluk.gov.tr/.

Taşdemir Kaderli, Damla (2025). “İsrail’in Filistinli Liderlere Yönelik Suikast Politikasının Filistin Direnişine Etkileri”. Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11 (Filistin Özel Sayısı), 457-476.

Dipnotlar

  • [1]

    Ayrıca bkz. Şiddetin Meşrulaştırılması

Atıf İçin

apaAltınışık, B. (2026). Suikast. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1382-1384) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadAltınışık, Behlül. “Suikast”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1382-1384. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Suikast" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Okuma Önerileri

KÜRE'ye Sor