Oslo Anlaşmaları
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarErjada PROGONATI13 Temmuz 2026 13:51

ORCID ID

0000-0001-9198-1139

Oslo Anlaşmaları, 13 Eylül 1993 tarihinde imzalanan Birinci Oslo ve 28 Eylül 1995’te imzalanan İkinci Oslo anlaşmalarından oluşur. Yaygın olarak, Filistin ile İsrail arasındaki sorunları çözmek adına barışa doğru atılan bir adım kabul edilen anlaşmaların önemi, iki taraf arasında 40 yıldan fazla süredir devam eden anlaşmazlıkları ilk kez sona erdirecek bir süreci başlatmasına (Hassan, 2011: 68) inanılmasıyla ilgilidir.Birinci Oslo Anlaşması, İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ve FKÖ lideri Yasir Arafat arasında imzalanmıştır. Anlaşma, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton arabuluculuğunda gerçekleşmiş olsa da Filistinli ve İsrailli delegeler arasındaki ilk görüşmeler ABD’nin arabuluculuğu olmadan yapılmıştır. Görüşmeler spontane bir biçimde Norveç’te başlamıştır. Delegeler 1992-1993 yılları arasında Oslo’nun dışında ormanlık alandaki bir evde, 14 resmi müzakere oturumu düzenlemiş, bunların yanı sıra çok sayıda gayri resmi görüşme ve toplantı da yapmıştır.Norveç’te yapılan görüşmelerin sonucunda İsrail, FKÖ’yü Filistin halkının meşru temsilcisi olarak kabul etmiş, FKÖ de İsrail’in varlığını tanımıştır. Bu tanıma, yalnızca sembolik açıdan değil aynı zamanda pragmatik açıdan da atılan önemli bir adımdır, böylece müzakereler ikili olarak yürütülebilir hale gelmiştir. Bunun yanında Tel Aviv, 1967’de işgal edilen Gazze ve Batı Şeria toprakları için özerklik kurma sözü vermiştir. Bu doğrultuda Arafat 1 Temmuz 1994 tarihinde sürgünden Filistin topraklarına dönmüş ve Filistin Ulusal Yönetimini kurmuştur. Beş yıllık bir geçiş süreciyle Filistin’in özerklik haklarının genişletilmesi planlanmıştır. Ancak, anlaşmazlığın en çetrefilli konuları arasında yer alan mültecilerin durumu, Kudüs’ün statüsü ve nihai sınırların belirlenmesi meseleleri bir kenara bırakılmıştır. Bu görüşmelerin sonunda müzakereciler “İlkeler Bildirgesi” hazırlamış ve İsrail ile FKÖ liderleri tarafından bu bildirge kabul edilmiştir.İki halk için iki devlet amaçlayan çözüm süreci【1】, başlangıç aşamasında İsrail’in tanınmasını gerekli kabul edip Filistin tarafından fedakârlık beklerken, ileriki aşamalarda İsrail’in işgal altındaki topraklardan birliklerini çekmesini öngörmektedir (Mansour, 2023: 89). İsrail’in Temmuz 1994’te işgal altındaki toprakların bazı bölgelerinden ordusunu çekmeye başlamasının ardından 1995 yılında Rabin ve Arafat, Gazze ve Batı Şeria’daki birçok kasaba ve köy üzerinde FKÖ’nün yönetimini sağlayan “İkinci Oslo” adlı başka bir dizi anlaşmayı da imzalarlar. İkinci Oslo Anlaşmaları, Batı Şeria’nın topraklarını farklı idari bölgelere ayırır: Filistin Kurtuluş Örgütü’nün kontrolündeki A Bölgesi, ortak kontroldeki B Bölgesi ve İsrail kontrolündeki C Bölgesi.Ancak anlaşmalara ilişkin şüpheler her iki tarafta da baş göstermiştir. İsrail’de anlaşmaların hemen ardından hükümet çok az bir oy farkıyla güvenoyu almış, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim/gasp politikasından vazgeçmemesi Filistinliler arasında hayal kırıklığına neden olmuştur. Bununla beraber Batı Şeria’da bulunan İsrail gasp birimlerinden biri olan Kiryat Arba’dan bir doktor ve eski İsrail askeri olan Baruch Goldstein’ın el-Halîl’deki camiye girmesi ve düzinelerce kişiyi öldürmesi【2】 Filistinlilerin barış sürecine olan güvenini iyice sarsmıştır. İsrailliler, Arafat ve FKÖ’yü anlaşmalara karşı çıkan askeri grupları kontrol edemediği için eleştirmiş, hatta FKÖ’nün onların suç ortağı olduğunu iddia etmiştir.İsrail kanadında Likud Partisi barış anlaşmalarını oldukça sert bir şekilde eleştirmiştir. 4 Kasım 1995’te Tel Aviv’de düzenlenen bir mitingde kalabalığın arkasına saklanan Yigal Amir, Rabin’i iki el ateş ederek öldürmüştür. Bazılarına göre, anlaşmaları kesin olarak bozan şey Rabin’in öldürülmesidir. Ama daha geniş çerçevede bu başarısızlığın temel nedeni İsrail’in sömürgecilik politikasının hiçbir zaman durmamasıdır.Oslo Anlaşmaları, iyimser bir bakış açısıyla Filistin Kurtuluş Örgütünün Filistin halkının meşru temsilcisi olarak tanınması için bir fırsat olarak görülebilir (Waage, 2002: 601). Oslo anlaşmaları, diyalog ve müzakereler yoluyla barışa ulaşacak bir yapının oluşturulmasını amaçladıkları ve İsrail ile Filistin halkı arasındaki ilişkilerde önemli bir değişim ihtimaline işaret ettiği için anlamlıdır. Ancak gerçekçi bir bakış açısıyla bakıldığında başlangıçta barış umudu vadeden anlaşmalar, zamanla Filistinliler için siyasi ve coğrafi parçalanmayı derinleştiren bir sürece dönüşmüştür. İsrail’in işgal politikaları devam ederken, anlaşmalar Filistinlilere gerçek bir egemenlik değil, sınırlı bir özerklik sunmuştur. Bu nedenle Oslo, birçok Filistinli ve gözlemci için bir barış süreci değil, sürdürülen işgalin diplomatik kılıfı olarak değerlendirilmektedir.Okuma ÖnerileriAl Jazeera (2013). The Price of Oslo. Erişim Tarihi: 11.02.2025, https://www.aljazeera.com/program/al-jazeera-world/2013/9/18/the-price-of-oslo.Bayraktar, Bora (2013). Oslo Barış Süreci: İsrail-Filistin Barış Görüşmeleri, 1991-2000. İstanbul: Küre Yayınları.Boyle, Francis A. (2009). “International Law and Israel’s War on Gaza”. Global Research. Erişim Tarihi: 11.02.2025, https://www.globalresearch.ca/international-law-and-israel- s-war-on-gaza/11995.UN (1995). Israeli-Palestinian Interim Agreement on the West Bank and the Gaza Strip. Erişim Tarihi: 11.02.2025, https://www.un.org/unispal/document/auto-insert-185434/.

Oslo Anlaşmaları

Oslo Anlaşmaları, 13 Eylül 1993 tarihinde imzalanan Birinci Oslo ve 28 Eylül 1995’te imzalanan İkinci Oslo anlaşmalarından oluşur. Yaygın olarak, Filistin ile İsrail arasındaki sorunları çözmek adına barışa doğru atılan bir adım kabul edilen anlaşmaların önemi, iki taraf arasında 40 yıldan fazla süredir devam eden anlaşmazlıkları ilk kez sona erdirecek bir süreci başlatmasına (Hassan, 2011: 68) inanılmasıyla ilgilidir.


Birinci Oslo Anlaşması, İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ve FKÖ lideri Yasir Arafat arasında imzalanmıştır. Anlaşma, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton arabuluculuğunda gerçekleşmiş olsa da Filistinli ve İsrailli delegeler arasındaki ilk görüşmeler ABD’nin arabuluculuğu olmadan yapılmıştır. Görüşmeler spontane bir biçimde Norveç’te başlamıştır. Delegeler 1992-1993 yılları arasında Oslo’nun dışında ormanlık alandaki bir evde, 14 resmi müzakere oturumu düzenlemiş, bunların yanı sıra çok sayıda gayri resmi görüşme ve toplantı da yapmıştır.


Norveç’te yapılan görüşmelerin sonucunda İsrail, FKÖ’yü Filistin halkının meşru temsilcisi olarak kabul etmiş, FKÖ de İsrail’in varlığını tanımıştır. Bu tanıma, yalnızca sembolik açıdan değil aynı zamanda pragmatik açıdan da atılan önemli bir adımdır, böylece müzakereler ikili olarak yürütülebilir hale gelmiştir. Bunun yanında Tel Aviv, 1967’de işgal edilen Gazze ve Batı Şeria toprakları için özerklik kurma sözü vermiştir. Bu doğrultuda Arafat 1 Temmuz 1994 tarihinde sürgünden Filistin topraklarına dönmüş ve Filistin Ulusal Yönetimini kurmuştur. Beş yıllık bir geçiş süreciyle Filistin’in özerklik haklarının genişletilmesi planlanmıştır. Ancak, anlaşmazlığın en çetrefilli konuları arasında yer alan mültecilerin durumu, Kudüs’ün statüsü ve nihai sınırların belirlenmesi meseleleri bir kenara bırakılmıştır. Bu görüşmelerin sonunda müzakereciler “İlkeler Bildirgesi” hazırlamış ve İsrail ile FKÖ liderleri tarafından bu bildirge kabul edilmiştir.


İki halk için iki devlet amaçlayan çözüm süreci【1】, başlangıç aşamasında İsrail’in tanınmasını gerekli kabul edip Filistin tarafından fedakârlık beklerken, ileriki aşamalarda İsrail’in işgal altındaki topraklardan birliklerini çekmesini öngörmektedir (Mansour, 2023: 89). İsrail’in Temmuz 1994’te işgal altındaki toprakların bazı bölgelerinden ordusunu çekmeye başlamasının ardından 1995 yılında Rabin ve Arafat, Gazze ve Batı Şeria’daki birçok kasaba ve köy üzerinde FKÖ’nün yönetimini sağlayan “İkinci Oslo” adlı başka bir dizi anlaşmayı da imzalarlar. İkinci Oslo Anlaşmaları, Batı Şeria’nın topraklarını farklı idari bölgelere ayırır: Filistin Kurtuluş Örgütü’nün kontrolündeki A Bölgesi, ortak kontroldeki B Bölgesi ve İsrail kontrolündeki C Bölgesi.


Ancak anlaşmalara ilişkin şüpheler her iki tarafta da baş göstermiştir. İsrail’de anlaşmaların hemen ardından hükümet çok az bir oy farkıyla güvenoyu almış, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim/gasp politikasından vazgeçmemesi Filistinliler arasında hayal kırıklığına neden olmuştur. Bununla beraber Batı Şeria’da bulunan İsrail gasp birimlerinden biri olan Kiryat Arba’dan bir doktor ve eski İsrail askeri olan Baruch Goldstein’ın el-Halîl’deki camiye girmesi ve düzinelerce kişiyi öldürmesi【2】 Filistinlilerin barış sürecine olan güvenini iyice sarsmıştır. İsrailliler, Arafat ve FKÖ’yü anlaşmalara karşı çıkan askeri grupları kontrol edemediği için eleştirmiş, hatta FKÖ’nün onların suç ortağı olduğunu iddia etmiştir.


İsrail kanadında Likud Partisi barış anlaşmalarını oldukça sert bir şekilde eleştirmiştir. 4 Kasım 1995’te Tel Aviv’de düzenlenen bir mitingde kalabalığın arkasına saklanan Yigal Amir, Rabin’i iki el ateş ederek öldürmüştür. Bazılarına göre, anlaşmaları kesin olarak bozan şey Rabin’in öldürülmesidir. Ama daha geniş çerçevede bu başarısızlığın temel nedeni İsrail’in sömürgecilik politikasının hiçbir zaman durmamasıdır.


Oslo Anlaşmaları, iyimser bir bakış açısıyla Filistin Kurtuluş Örgütünün Filistin halkının meşru temsilcisi olarak tanınması için bir fırsat olarak görülebilir (Waage, 2002: 601). Oslo anlaşmaları, diyalog ve müzakereler yoluyla barışa ulaşacak bir yapının oluşturulmasını amaçladıkları ve İsrail ile Filistin halkı arasındaki ilişkilerde önemli bir değişim ihtimaline işaret ettiği için anlamlıdır. Ancak gerçekçi bir bakış açısıyla bakıldığında başlangıçta barış umudu vadeden anlaşmalar, zamanla Filistinliler için siyasi ve coğrafi parçalanmayı derinleştiren bir sürece dönüşmüştür. İsrail’in işgal politikaları devam ederken, anlaşmalar Filistinlilere gerçek bir egemenlik değil, sınırlı bir özerklik sunmuştur. Bu nedenle Oslo, birçok Filistinli ve gözlemci için bir barış süreci değil, sürdürülen işgalin diplomatik kılıfı olarak değerlendirilmektedir.

Okuma Önerileri

Al Jazeera (2013). The Price of Oslo. Erişim Tarihi: 11.02.2025, https://www.aljazeera.com/program/al-jazeera-world/2013/9/18/the-price-of-oslo.


Bayraktar, Bora (2013). Oslo Barış Süreci: İsrail-Filistin Barış Görüşmeleri, 1991-2000. İstanbul: Küre Yayınları.


Boyle, Francis A. (2009). “International Law and Israel’s War on Gaza”. Global Research. Erişim Tarihi: 11.02.2025, https://www.globalresearch.ca/international-law-and-israel- s-war-on-gaza/11995.


UN (1995). Israeli-Palestinian Interim Agreement on the West Bank and the Gaza Strip. Erişim Tarihi: 11.02.2025, https://www.un.org/unispal/document/auto-insert-185434/.

Kaynakça

Hassan, Shamir (2011). “Oslo Accords: The Genesis and Consequences for Palestine”. Social Scientist, 39 (7/8), 65-72.

IlPOST (2023). Gli Accordi di Oslo, 30 Anni Fa. Erişim Tarihi: 15.01.2025, https://www.ilpost.it/2023/09/13/gli-accordi-di-oslo-30-anni-fa/.

Mansour, Camille (2023). “Un Regard Palestinien Sur Les Accords d’Oslo”. Politique Étrangère, 233 (3), 87-98.

Waage, Hilde Henriksen (2002). “Explaining the Oslo Backchannel: Norway’s Political Past in the Middle East”. Middle East Journal, 56 (4), 596-615.

Dipnotlar

  • [1]

    Bkz. İki Devletli Çözüm

  • [2]

    Bkz. el-Halil Mescidi

Atıf İçin

apaProgonati, E. (2026). Oslo Anlaşmaları. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1218-1219) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadProgonati, Erjada. “Oslo Anlaşmaları”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1218-1219. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Oslo Anlaşmaları" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Okuma Önerileri

KÜRE'ye Sor