
ORCID ID
0000-0003-1420-7726
Kudüs, Ortadoğu’nun “Levant” bölgesinde yer alan ve üç semavi dince (İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik) kutsal sayılan önemli mekânlara sahip kadim bir kent ve uygarlık merkezidir. “Kudüs” veya “Beytülmakdis” aynı Arapça kökenden gelmekte olup kutsallık anlamı veren ekler sonradan eklenmiştir. Kuruluşundan bu yana insanların kendilerini günahlarından arındırdıkları bir şehir olan ve pek çok kez yıkılıp yeniden inşa edilen Kudüs’ün ismi ve kimliği zaman içerisinde defalarca değişmiş, “Beyt’ül Makdis”, “UrŞalim”, “Yabüs”, “Aelya” gibi adlarla anılmıştır. Müslümanların önceki nesillerine (Emevîler ve Abbâsîler dönemine) ait paralarda bu şehir Arapça “İliya” olarak isimlendirilmiş, “Beyt’ül Makdis” adı ise Müslüman dünyasının diğer bölgelerinde kullanılmaya devam etmiştir (El-Awaisi, 2020: 31).Tarih boyunca Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında el değiştiren, birçok savaşa konu olan kutsal Kudüs şehri, 1516’dan 1917’ye kadar yaklaşık 400 yıllık Osmanlı hakimiyetinin ardından İngilizler tarafından işgal edilmiştir【1】. 1920’de bölgedeki askeri yönetimi ilga ederek sivil bir idare kuran İngilizler ilk Filistin idarecisi olarak Sir Herbert Samuel’i atamıştır. Samuel ise karargâhını Kudüs’te kurmuştur (Songül, 2018: 153).İngiltere’nin Kudüs üzerindeki egemenliği, 1917-1922 yılları arasında “işgalci” nitelik taşımaktadır; daha sonra 1919’da kurulan Milletler Cemiyeti’nin hamiliğinde “mandater devlet” özelliği kazanmıştır【2】. 1947’de Taksim Planı’nın BM Genel Kurulunda kabul edilmesinin ardından Filistin, Araplar ve Yahudiler arasında bölünürken Kudüs ayrı bir yapı (“corpus seperatum”) olarak belirlenmiştir ve şehrin BM öncülüğünde uluslararası bir koruma altında olacağı ifade edilmiştir. 1948-1949 İsrail saldırganlığı sorasında Kudüs’ün batı kesimleri İsrail tarafından işgal edilmiş ve İsrail topraklarını Taksim Planı’nda belirtilenden daha geniş ölçekte genişletmiştir. 1967 İsrail saldırganlığında ise bu kez Kudüs’ün doğusu dahil Filistin’in tamamı İsrail’in eline geçmiştir. Savaş sonrasında ilan edilen ve İsrail’in işgal ettiği bu topraklardan çekilmesi gerektiğini belirten BM Güvenlik Konseyi’nin 242 Sayılı Kararı’na hiçbir zaman uymayan Tel Aviv yönetimi, 30 Temmuz 1980’de ilhak ettiği Kudüs’ün doğusundaki varlığını kalıcılaştırmak için İsrail Parlamentosunun (Knesset) kabul ettiği “Tamamlanmış ve Birleşmiş bir Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu” ilân eden “Temel Yasa”yı yürürlüğe sokmuştur (Aral, 2020: 87-95).İsrail’in bir “oldu-bitti (fait-accompli)” yaratarak Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik bu hareketi, hem BM Genel Kurulu ve BM Güvenlik Konseyi hem de uluslararası toplumun tamamı tarafından kınanırken BM Güvenlik konseyi 1980 tarih ve 478 sayılı Karar ile bu eylemin hükümsüz ve geçersiz olduğunu ilan etmiştir. Ancak Kudüs’ün doğu kesiminin demografik【3】 ve fiziksel özelliklerini değiştirme çabalarına yıllardır devam eden İsrail, bölgesel ve uluslararası boyuttaki tepkilere rağmen Kudüs üzerindeki ilhakını devam ettirmiştir (Aral, 2020: 96).1993’te imzalanan Oslo İlkeler Bildirgesi’nde (Oslo-I) “mülteciler” ve “yasa-dışı yerleşimler” ile kilit konular arasında yer alan “Kudüs’ün nihai statüsü” taraflar arasındaki müzakerelere bırakılmış ancak müzakerelerin kesilmesi ve anlaşma içeriğinde Kudüs’ün durumuna ilişkin önemli ve net bir ifadenin bulunmaması diğer gelişmelerle birlikte taraflar arasındaki barış görüşmelerinin de kapanmasına yol açmıştır. ABD’nin 45. Başkanı Donald Trump’ın 6 Aralık 2017’de Amerikan Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı büyük tepkilere yol açmış ve Kudüs’ün statüsü üzerine olan tartışmaları yeniden alevlendirmiştir【4】. Her ne kadar Trump bu kararı; ABD’nin İsrail’in başkentinin Kudüs olarak tanınmasını içeren 1995 tarihli “Kudüs Yasası” gereği aldığını söylese de uluslararası kamuoyunun tepkisini almıştır. 21 Aralık 2017’de BM Genel Kurulunda ABD’nin Kudüs Kararını geri almasını öngören tasarı onaylanırken İslâm İş birliği Teşkilâtı (İİT) içinde ABD’nin kınanması, barış gücü dahil Filistin için uluslararası korunma sağlanması ve uluslararası örgütlerin göreve çağrılması gibi konuları içeren 30 maddelik Kudüs Bildirisi yayınlanmıştır (Öztürk, 2019: 2878).İsrail’in güç kullanarak yasal statüsünü değiştirmeye【5】 ve üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığı Kudüs, uluslararası hukuk kaynakları üzerinden bakıldığında egemenlik hakları tamamen Filistinlilere ait olan bir kutsal şehirdir. İsrail’in ilhakı, iddiası ve işgali ne kadar yasa-dışı ise bu ilhakı onaylayan, işgali kışkırtan ve meşruiyet kazandırmaya çalışan ABD’nin girişimleri de aynı derecede hukuk-dışı bir statüdedir.Okuma ÖnerileriÜstün, Kadir & Kanat, Kılıç B. (Ed.) (2020). Trump’s Jeruselam Move: Making Sense of US Policy on the Isreali Palestinian Conflict. İstanbul: SETA Publishing.
Kudüs, Ortadoğu’nun “Levant” bölgesinde yer alan ve üç semavi dince (İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik) kutsal sayılan önemli mekânlara sahip kadim bir kent ve uygarlık merkezidir. “Kudüs” veya “Beytülmakdis” aynı Arapça kökenden gelmekte olup kutsallık anlamı veren ekler sonradan eklenmiştir. Kuruluşundan bu yana insanların kendilerini günahlarından arındırdıkları bir şehir olan ve pek çok kez yıkılıp yeniden inşa edilen Kudüs’ün ismi ve kimliği zaman içerisinde defalarca değişmiş, “Beyt’ül Makdis”, “UrŞalim”, “Yabüs”, “Aelya” gibi adlarla anılmıştır. Müslümanların önceki nesillerine (Emevîler ve Abbâsîler dönemine) ait paralarda bu şehir Arapça “İliya” olarak isimlendirilmiş, “Beyt’ül Makdis” adı ise Müslüman dünyasının diğer bölgelerinde kullanılmaya devam etmiştir (El-Awaisi, 2020: 31).
Tarih boyunca Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında el değiştiren, birçok savaşa konu olan kutsal Kudüs şehri, 1516’dan 1917’ye kadar yaklaşık 400 yıllık Osmanlı hakimiyetinin ardından İngilizler tarafından işgal edilmiştir【1】. 1920’de bölgedeki askeri yönetimi ilga ederek sivil bir idare kuran İngilizler ilk Filistin idarecisi olarak Sir Herbert Samuel’i atamıştır. Samuel ise karargâhını Kudüs’te kurmuştur (Songül, 2018: 153).
İngiltere’nin Kudüs üzerindeki egemenliği, 1917-1922 yılları arasında “işgalci” nitelik taşımaktadır; daha sonra 1919’da kurulan Milletler Cemiyeti’nin hamiliğinde “mandater devlet” özelliği kazanmıştır【2】. 1947’de Taksim Planı’nın BM Genel Kurulunda kabul edilmesinin ardından Filistin, Araplar ve Yahudiler arasında bölünürken Kudüs ayrı bir yapı (“corpus seperatum”) olarak belirlenmiştir ve şehrin BM öncülüğünde uluslararası bir koruma altında olacağı ifade edilmiştir. 1948-1949 İsrail saldırganlığı sorasında Kudüs’ün batı kesimleri İsrail tarafından işgal edilmiş ve İsrail topraklarını Taksim Planı’nda belirtilenden daha geniş ölçekte genişletmiştir. 1967 İsrail saldırganlığında ise bu kez Kudüs’ün doğusu dahil Filistin’in tamamı İsrail’in eline geçmiştir. Savaş sonrasında ilan edilen ve İsrail’in işgal ettiği bu topraklardan çekilmesi gerektiğini belirten BM Güvenlik Konseyi’nin 242 Sayılı Kararı’na hiçbir zaman uymayan Tel Aviv yönetimi, 30 Temmuz 1980’de ilhak ettiği Kudüs’ün doğusundaki varlığını kalıcılaştırmak için İsrail Parlamentosunun (Knesset) kabul ettiği “Tamamlanmış ve Birleşmiş bir Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu” ilân eden “Temel Yasa”yı yürürlüğe sokmuştur (Aral, 2020: 87-95).
İsrail’in bir “oldu-bitti (fait-accompli)” yaratarak Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik bu hareketi, hem BM Genel Kurulu ve BM Güvenlik Konseyi hem de uluslararası toplumun tamamı tarafından kınanırken BM Güvenlik konseyi 1980 tarih ve 478 sayılı Karar ile bu eylemin hükümsüz ve geçersiz olduğunu ilan etmiştir. Ancak Kudüs’ün doğu kesiminin demografik【3】 ve fiziksel özelliklerini değiştirme çabalarına yıllardır devam eden İsrail, bölgesel ve uluslararası boyuttaki tepkilere rağmen Kudüs üzerindeki ilhakını devam ettirmiştir (Aral, 2020: 96).
1993’te imzalanan Oslo İlkeler Bildirgesi’nde (Oslo-I) “mülteciler” ve “yasa-dışı yerleşimler” ile kilit konular arasında yer alan “Kudüs’ün nihai statüsü” taraflar arasındaki müzakerelere bırakılmış ancak müzakerelerin kesilmesi ve anlaşma içeriğinde Kudüs’ün durumuna ilişkin önemli ve net bir ifadenin bulunmaması diğer gelişmelerle birlikte taraflar arasındaki barış görüşmelerinin de kapanmasına yol açmıştır. ABD’nin 45. Başkanı Donald Trump’ın 6 Aralık 2017’de Amerikan Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı büyük tepkilere yol açmış ve Kudüs’ün statüsü üzerine olan tartışmaları yeniden alevlendirmiştir【4】. Her ne kadar Trump bu kararı; ABD’nin İsrail’in başkentinin Kudüs olarak tanınmasını içeren 1995 tarihli “Kudüs Yasası” gereği aldığını söylese de uluslararası kamuoyunun tepkisini almıştır. 21 Aralık 2017’de BM Genel Kurulunda ABD’nin Kudüs Kararını geri almasını öngören tasarı onaylanırken İslâm İş birliği Teşkilâtı (İİT) içinde ABD’nin kınanması, barış gücü dahil Filistin için uluslararası korunma sağlanması ve uluslararası örgütlerin göreve çağrılması gibi konuları içeren 30 maddelik Kudüs Bildirisi yayınlanmıştır (Öztürk, 2019: 2878).
İsrail’in güç kullanarak yasal statüsünü değiştirmeye【5】 ve üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığı Kudüs, uluslararası hukuk kaynakları üzerinden bakıldığında egemenlik hakları tamamen Filistinlilere ait olan bir kutsal şehirdir. İsrail’in ilhakı, iddiası ve işgali ne kadar yasa-dışı ise bu ilhakı onaylayan, işgali kışkırtan ve meşruiyet kazandırmaya çalışan ABD’nin girişimleri de aynı derecede hukuk-dışı bir statüdedir.
Üstün, Kadir & Kanat, Kılıç B. (Ed.) (2020). Trump’s Jeruselam Move: Making Sense of US Policy on the Isreali Palestinian Conflict. İstanbul: SETA Publishing.
Aral, Berdal (2020). “Kudüs’ün Uluslararası Yasal Statüsü Üzerine Bir Analiz”. Abd Al-Fattah El-Awaisi & Muhittin Ataman (Ed.), Kudüs: Tarih, Din, Siyaset (s.87-102). İstanbul: SETA Yayınları.
El-Awaisi, Halid (2020). “Kimin Kutsal Şehri? Beyt’ül Makdis’in İsimlerinin Anlamları ve Kökenleri”. Abd Al-Fattah El-Awaisi & Muhittin Ataman (Ed.), Kudüs: Tarih, Din, Siyaset (s. 19-34). İstanbul: SETA Yayınları.
Songül, Recep (Ed.) (2018). Kudüs Tarihi. İstanbul: Nida Yayınları.
Öztürk, Mehmet (2019). “Trump’ın Kudüs Kararının Bir Analizi”. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 8 (4), 2879-2905.
[1]
Bkz. İngiliz İşgali
[2]
Bkz. Britanya Mandası
[3]
Ayrıca bkz. Demografik Hegemonya
[4]
Ayrıca bkz. ABD-İsrail Özel İlişkisi
[5]
Bkz. İşgal Hukuku ; Kendi Kaderini Tayin Hakkı ; Kuvvet Kullanma Yasağı ; Self Determinasyon Hakkı
| apa | Babacan, M. (2026). Kudüs’ün Statüsü. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1009-1011) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Babacan, Mehmet. “Kudüs’ün Statüsü”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1009-1011. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kudüs’ün Statüsü" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri