
ORCID ID
0000-0001-9027-3990
BM’nin 242 sayılı kararı, Orta Doğu’da kalıcı barışı tesis etmek amacıyla alınmış olmasına karşın, İsrail’e yönelik diğer pek çok BM kararı gibi uygulanmamış ve etkisiz kalmıştır. Bu karar, 1948’de David Ben-Gurion liderliğinde kurulan İsrail’in Orta Doğu’da neden olduğu kaosu, etnik temizlik politikalarını ve toprak gasbını meşrulaştırdığı için ayrıca ele alınmalı ve söz konusu “barış”ın gerçekte ne anlama geldiği sorgulanmalıdır. Zira 1948 yılında yaklaşık 750 bin Filistinli, “Nekbe” (Felaket) sürecinde topraklarından ve yurtlarından sürülmüş sonrasında geri dönmelerine izin verilmemiştir【1】. Yaşananlar, Orta Doğu coğrafyasında zorla yerinden edilme ve işgal politikalarının da başlangıcı olmuştur. Böylece İsrail ilk günden beri, başta Filistinlilerin olmak üzere bölge halklarının arazilerini ve evlerini gasp ederek yayılma politikası gütmüştür. Ancak BM’in tüm bunlara karşı Filistin lehine aldığı kararlar etkisiz kalmıştır. Oysaki İsrail lehine olan kararlar sürekli uygulanmış hatta bunları temel alan İsrail, alınan kararla belirlenen sınırlarının çok ötesine geçerek büyük güçlerin fiili ya da sessiz onayı ile işgalciliğini pekiştirmiştir. Örneğin İsrail kurulmadan kısa bir süre önce BM’nin 1947 yılında aldığı 181 (II) sayılı karar【2】 bu çerçevede okunabilir (Imseis, 1947). Bu kararın alınmasıyla Filistin toprakları ikiye ayrılmış ve biri Arap, diğeri Yahudi olmak üzere iki bağımsız devletin kurulması öngörülmüştür (Aydemir, 2022). Bu metni merkeze alarak İsrail bir Yahudi devleti tesis etmiş ancak aynı metinde kararlaştırılan Arap devletinin kurulması ABD başta olmak üzere emperyalist güçlerin desteği ile İsrail tarafından engellenmiştir.242 sayılı kararın alınması süreci incelendiğinde, İsrail’in 1967 saldırganlığı sonrasında topraklarını genişletmesi ve işgal politikalarını sürdürmesinin BM Güvenlik Konseyini (BMGK) harekete geçirdiği görülmektedir. BMGK, siyonist rejimden son işgalinden vazgeçmesini ve öncesinde elinde tuttuğu topraklara çekilmesini istemiştir. Zira İsrail’in bu yeni işgal ile Kudüs’ün doğusu, Batı Şeria, Gazze, Sina Yarımadası ve Cevlan Tepeleri’ni ele geçirmesi tansiyonu iyice yükseltmiştir. BM, bu nedenle 242 sayılı kararında (1) İsrail silahlı kuvvetlerinin son çatışmada işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve (2) tüm hak iddiaları veya savaş durumlarını sona erdirmesi ve bölgedeki her devletin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına saygı göstermesi ile bu devletlerin güvenli ve tanınmış sınırlar içinde, tehditlerden ve güç kullanımından uzak bir şekilde barış içinde yaşama haklarını tanıması (UN Security Council, 1967) konularına dikkati çekilmiştir.242 sayılı karar kapsamında özellikle “son çatışma” konusu önem taşımaktadır. Çünkü BMGK, “son çatışma” vurgusu ile İsrail’in 1967 öncesinde ele geçirdiği toprakları sanki Filistin halkına ait değilmiş gibi bir metne de imza atmış olmaktadır. Önceki işgali meşrulaştırmak anlamına gelecek bu tavır, etkili güçlerin uluslararası hukuku nasıl manipüle edebildiğinin de güçlü bir örneğini teşkil etmektedir. Burada kullanılan muğlak dil ise ciddi tartışmalara konu olmuştur.22 Kasım 1967’de oy birliğiyle kabul edilen 242 sayılı kararın başlıca yazarlarından biri (Filistin’in siyonistleştirilmesini sağlayan Birleşik Krallık temsilcisi) diplomat Lord Caradon’dur. İsrail’i Orta Doğu coğrafyasında bir sorun【3】 haline getiren Balfour Mektubu’nun da Birleşik Krallık kaynaklı olduğu hatırlanmalıdır. Nitekim Caradon, bağlayıcı mekanizmalardan yoksun ve tüm konsey tarafından kabul edilecek ama oldukça muğlak ifadelere sahip bir metni uluslararası meşruiyeti sağlayacak şekilde geçirmiştir (Fischbach, t.y.). Savaş sonrasında Orta Doğu’da kalıcı bir barışın sağlanmasına ve İsrail’in savaşta işgal ettiği topraklardan çekilmesine odaklansa da bu metin doğrudan bir müeyyide öngörmemesi ve 1967 öncesindeki işgalleri görmezden gelmesi açısından siyonist işgalciliğin işine gelmiştir. Bu durumun alt metninden İsrail’e sağlanan Batı desteğinin, küresel güç mücadelesinde sömürgeci dinamikler ile şekillenen hegemonik sistemin sürdürülmesine hizmet ettiği anlaşılmaktadır.BMGK’nin 242 sayılı kararının etkisi değerlendirilirken herhangi bir yaptırım içermediği ve 1967 öncesi işgali uluslararası arenada meşrulaştırdığı unutulmamalıdır. Ancak ilk dönemler haksızlığa dikkat çeken Arapların tepkisine neden olan kararın, başta ABD olmak üzere güçlü batılı devletlerin baskısı ile zamanla referans alındığı görülecektir. Bunun en bariz örneği 1993 yılında Oslo Anlaşması kapsamında su yüzüne çıkacaktır. 242 sayılı kararın kabul edilmesi ve bunun İsrail ile müzakerelerin temeli olması noktasında Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) bir adım atmıştır (Fischbach, t.y.).Günümüzde, 1967 öncesi sınırlarının temel alınması ve iki devletli çözümün vurgulanması, uluslararası hukuk bağlamında önemli bir yere sahip hale gelmiştir. Uluslararası arenada iki devletli çözüm tartışmalarında hem İsrail’in hem de Filistin’in var olması gerektiğini savunanların temel dayanak noktası BMGK’nin 242 sayılı kararı olmuştur. 1967 öncesi işgali yok saymasına ve dünya çapında geniş destek bulmasına rağmen, İsrail bu karar üzerine kurulacak bir barış planını da uygun bulmamaktadır. İsrail’in siyonist emellerine ulaşmayı hedefleyen işgal ajandası, ne yazık ki hiçbir kalıcı barış planına samimi şekilde yaklaşılmasına olanak tanımamaktadır.Okuma ÖnerileriArı, Tayyar (2014). Geçmişten Günümüze Orta Doğu: Siyaset, Savaş ve Diplomasi. Bursa: Dora Yayınları. Armaoğlu, Fahir (1989). Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları (1948-1988). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. McHugo, J. (2002). “Resolution 242: A Legal Reappraisal of the Right-Wing Israeli Interpretation of the Withdrawal Phrase with Reference to the Conflict Between Israel and the Palestinians”. International and Comparative Law Quarterly, 51 (4), 851-881. Sabel, R. (2022). “UN Security Council Resolution 242”. International Law and the Arab-Israeli Conflict (s. 196-208). Cambridge: Cambridge University Press. Yalçın, Osman (2021). “1967 Arap-İsrail Savaşı ve Savaşta Hava Harekâtı”. Akademik Tarih ve Araştırmalar Dergisi, 4 (5), 53-104.
BM’nin 242 sayılı kararı, Orta Doğu’da kalıcı barışı tesis etmek amacıyla alınmış olmasına karşın, İsrail’e yönelik diğer pek çok BM kararı gibi uygulanmamış ve etkisiz kalmıştır. Bu karar, 1948’de David Ben-Gurion liderliğinde kurulan İsrail’in Orta Doğu’da neden olduğu kaosu, etnik temizlik politikalarını ve toprak gasbını meşrulaştırdığı için ayrıca ele alınmalı ve söz konusu “barış”ın gerçekte ne anlama geldiği sorgulanmalıdır. Zira 1948 yılında yaklaşık 750 bin Filistinli, “Nekbe” (Felaket) sürecinde topraklarından ve yurtlarından sürülmüş sonrasında geri dönmelerine izin verilmemiştir【1】. Yaşananlar, Orta Doğu coğrafyasında zorla yerinden edilme ve işgal politikalarının da başlangıcı olmuştur. Böylece İsrail ilk günden beri, başta Filistinlilerin olmak üzere bölge halklarının arazilerini ve evlerini gasp ederek yayılma politikası gütmüştür. Ancak BM’in tüm bunlara karşı Filistin lehine aldığı kararlar etkisiz kalmıştır. Oysaki İsrail lehine olan kararlar sürekli uygulanmış hatta bunları temel alan İsrail, alınan kararla belirlenen sınırlarının çok ötesine geçerek büyük güçlerin fiili ya da sessiz onayı ile işgalciliğini pekiştirmiştir. Örneğin İsrail kurulmadan kısa bir süre önce BM’nin 1947 yılında aldığı 181 (II) sayılı karar【2】 bu çerçevede okunabilir (Imseis, 1947). Bu kararın alınmasıyla Filistin toprakları ikiye ayrılmış ve biri Arap, diğeri Yahudi olmak üzere iki bağımsız devletin kurulması öngörülmüştür (Aydemir, 2022). Bu metni merkeze alarak İsrail bir Yahudi devleti tesis etmiş ancak aynı metinde kararlaştırılan Arap devletinin kurulması ABD başta olmak üzere emperyalist güçlerin desteği ile İsrail tarafından engellenmiştir.
242 sayılı kararın alınması süreci incelendiğinde, İsrail’in 1967 saldırganlığı sonrasında topraklarını genişletmesi ve işgal politikalarını sürdürmesinin BM Güvenlik Konseyini (BMGK) harekete geçirdiği görülmektedir. BMGK, siyonist rejimden son işgalinden vazgeçmesini ve öncesinde elinde tuttuğu topraklara çekilmesini istemiştir. Zira İsrail’in bu yeni işgal ile Kudüs’ün doğusu, Batı Şeria, Gazze, Sina Yarımadası ve Cevlan Tepeleri’ni ele geçirmesi tansiyonu iyice yükseltmiştir. BM, bu nedenle 242 sayılı kararında (1) İsrail silahlı kuvvetlerinin son çatışmada işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve (2) tüm hak iddiaları veya savaş durumlarını sona erdirmesi ve bölgedeki her devletin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına saygı göstermesi ile bu devletlerin güvenli ve tanınmış sınırlar içinde, tehditlerden ve güç kullanımından uzak bir şekilde barış içinde yaşama haklarını tanıması (UN Security Council, 1967) konularına dikkati çekilmiştir.
242 sayılı karar kapsamında özellikle “son çatışma” konusu önem taşımaktadır. Çünkü BMGK, “son çatışma” vurgusu ile İsrail’in 1967 öncesinde ele geçirdiği toprakları sanki Filistin halkına ait değilmiş gibi bir metne de imza atmış olmaktadır. Önceki işgali meşrulaştırmak anlamına gelecek bu tavır, etkili güçlerin uluslararası hukuku nasıl manipüle edebildiğinin de güçlü bir örneğini teşkil etmektedir. Burada kullanılan muğlak dil ise ciddi tartışmalara konu olmuştur.
22 Kasım 1967’de oy birliğiyle kabul edilen 242 sayılı kararın başlıca yazarlarından biri (Filistin’in siyonistleştirilmesini sağlayan Birleşik Krallık temsilcisi) diplomat Lord Caradon’dur. İsrail’i Orta Doğu coğrafyasında bir sorun【3】 haline getiren Balfour Mektubu’nun da Birleşik Krallık kaynaklı olduğu hatırlanmalıdır. Nitekim Caradon, bağlayıcı mekanizmalardan yoksun ve tüm konsey tarafından kabul edilecek ama oldukça muğlak ifadelere sahip bir metni uluslararası meşruiyeti sağlayacak şekilde geçirmiştir (Fischbach, t.y.). Savaş sonrasında Orta Doğu’da kalıcı bir barışın sağlanmasına ve İsrail’in savaşta işgal ettiği topraklardan çekilmesine odaklansa da bu metin doğrudan bir müeyyide öngörmemesi ve 1967 öncesindeki işgalleri görmezden gelmesi açısından siyonist işgalciliğin işine gelmiştir. Bu durumun alt metninden İsrail’e sağlanan Batı desteğinin, küresel güç mücadelesinde sömürgeci dinamikler ile şekillenen hegemonik sistemin sürdürülmesine hizmet ettiği anlaşılmaktadır.
BMGK’nin 242 sayılı kararının etkisi değerlendirilirken herhangi bir yaptırım içermediği ve 1967 öncesi işgali uluslararası arenada meşrulaştırdığı unutulmamalıdır. Ancak ilk dönemler haksızlığa dikkat çeken Arapların tepkisine neden olan kararın, başta ABD olmak üzere güçlü batılı devletlerin baskısı ile zamanla referans alındığı görülecektir. Bunun en bariz örneği 1993 yılında Oslo Anlaşması kapsamında su yüzüne çıkacaktır. 242 sayılı kararın kabul edilmesi ve bunun İsrail ile müzakerelerin temeli olması noktasında Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) bir adım atmıştır (Fischbach, t.y.).
Günümüzde, 1967 öncesi sınırlarının temel alınması ve iki devletli çözümün vurgulanması, uluslararası hukuk bağlamında önemli bir yere sahip hale gelmiştir. Uluslararası arenada iki devletli çözüm tartışmalarında hem İsrail’in hem de Filistin’in var olması gerektiğini savunanların temel dayanak noktası BMGK’nin 242 sayılı kararı olmuştur. 1967 öncesi işgali yok saymasına ve dünya çapında geniş destek bulmasına rağmen, İsrail bu karar üzerine kurulacak bir barış planını da uygun bulmamaktadır. İsrail’in siyonist emellerine ulaşmayı hedefleyen işgal ajandası, ne yazık ki hiçbir kalıcı barış planına samimi şekilde yaklaşılmasına olanak tanımamaktadır.
Arı, Tayyar (2014). Geçmişten Günümüze Orta Doğu: Siyaset, Savaş ve Diplomasi. Bursa: Dora Yayınları. Armaoğlu, Fahir (1989). Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları (1948-1988). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. McHugo, J. (2002). “Resolution 242: A Legal Reappraisal of the Right-Wing Israeli Interpretation of the Withdrawal Phrase with Reference to the Conflict Between Israel and the Palestinians”. International and Comparative Law Quarterly, 51 (4), 851-881. Sabel, R. (2022). “UN Security Council Resolution 242”. International Law and the Arab-Israeli Conflict (s. 196-208). Cambridge: Cambridge University Press. Yalçın, Osman (2021). “1967 Arap-İsrail Savaşı ve Savaşta Hava Harekâtı”. Akademik Tarih ve Araştırmalar Dergisi, 4 (5), 53-104.
Aydemir, Mücahit (2022). “BM’nin Filistin’i Bölme Kararının 75. Yılında “İki Devletli Çözüm” Hala Uzak Görünüyor”. AA. Erişim Tarihi: 22.12.2024, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/bmnin-filistini-bolme-kararinin-75-yilinda-iki-devletli-cozum-hala-uzak-gorunuyor/2750787.
Fischbach, Michael (T.Y). “Resolution 242, 22 November 1967: Ambiguous Parameters for a Middle East Settlement”. Interactive Encyclopedia of the Palestine Question. Erişim Tarihi: 12.01.2025, https://www.palquest.org/en/highlight/164/resolution-242-22-november-1967.
Imseis, A. (2023). “1947: The UN Plan of Partition for Palestine”. The United Nations and the Question of Palestine: Rule by Law and the Structure of International Legal Subalternity (s. 52-109). Cambridge: Cambridge University Press.
UN Security Council (1967). Resolution 242 (1967) [Adopted by the Security Council at its 1382nd Meeting], of 22 November 1967. Erişim Tarihi: 23.01.2025, https://digitallibrary.un.org/record/90717?v=pdf.
[1]
Bkz. Geri Dönüş Hakkı
[2]
Bkz. BM Taksim Kararı
[3]
Bkz. İsrail Sorunu
| apa | Özel Özcan, M. S. (2026). 242 Sayılı Karar. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 58-60) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Özel Özcan, Merve Suna. “242 Sayılı Karar”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 58-60. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"242 Sayılı Karar" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri