
North American XB-70 Valkyrie (Gary Danvers Collection)
North American XB-70 Valkyrie, Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri (USAF) Stratejik Hava Komutanlığı için 1950'lerin sonlarında geliştirilen, nükleer silah taşıma kapasitesine sahip, delta kanatlı, altı motorlu ve Mach 3+ hızına ulaşabilen bir prototip stratejik bombardıman uçağıdır. Başlangıçta B-52 Stratofortress'in yerini alması planlanan platform, değişen savunma doktrinleri ve kıtalararası balistik füzelerin (ICBM) gelişimi nedeniyle operasyonel bombardıman rolünden çıkarılarak süpersonik uçuş dinamiklerinin incelendiği bir araştırma uçağına (XB-70A) dönüştürülmüştür.【1】
Prototip Aşamaları ve Test Süreçleri
Program kapsamında başlangıçta operasyonel uçakların üretimi hedeflense de gelişen Kıtalararası Balistik Füze (ICBM) teknolojisi ve yüksek maliyetler nedeniyle proje deneysel bir araştırma programına dönüştürüldü.
Toplamda iki adet uçuşa elverişli prototip üretilmiştir:
• AV-1 (Air Vehicle 1): 62-0001 kuyruk numaralı ilk prototip 11 Mayıs 1964'te hangardan çıkmış ve ilk uçuşunu 21 Eylül 1964'te gerçekleştirmiştir.【2】
The World’s Fastest Bomber: The XB-70 Valkyrie (Mustard)
• AV-2 (Air Vehicle 2): 62-0207 kuyruk numaralı ikinci prototip, aerodinamik iyileştirmeler ve 5 derecelik dihedral açı eklenerek üretilmiş, ilk uçuşunu 17 Temmuz 1965'te yapmıştır. Üçüncü bir prototipin (AV-3) üretimi ise tamamlanmadan iptal edilmiştir.
Seri Üretime Geçiş ve Gelişmeler

North American XB-70 Valkyrie (Gary Danvers Collection)
XB-70 hiçbir zaman seri üretime geçmemiştir. 1961 yılında Başkan Kennedy, programın askeri bir silah sistemi olarak gereksiz olduğunu belirterek projeyi "yalnızca keşif ve araştırma" statüsüne indirmiştir. Uçaklar, Mach 3 hızındaki uçuşun aerodinamik, itki ve yapısal etkilerini incelemek üzere NASA ve USAF tarafından ortaklaşa yürütülen testlerde kullanılmıştır. AV-1, 14 Ekim 1965'te Mach 3 hızını aşmış, ancak bal peteği panellerinde yapısal hasarlar meydana gelmiştir.
Teknik Özellikler ve Varyantlar
XB-70, delta kanat yapısına sahip, kanard (canard) kontrollü ve altı motorlu bir tasarımdır. Uçak gövdesi, Mach 3 hızında oluşan yüksek sürtünme ısısına (bazı bölgelerde 330°C, motor bölmelerinde daha yüksek) dayanabilmesi için büyük oranda paslanmaz çelik bal peteği (honeycomb) sandviç paneller ve titanyum kullanılarak imal edilmiştir. Bu panellerin birleştirilmesinde kullanılan teknikler, bakım süreçlerini zorlaştırmış ve maliyetleri artırmıştır.
Aviyonik ve Sistem Bileşenleri
• Uçuş Destek Kontrol Sistemi (FACS): Uçağın yunuslama (pitch), yuvarlanma (roll) ve sapma (yaw) eksenlerindeki kararlılığını sağlamak için geliştirilmiş bir sistemdir. Özellikle Mach 2.5 üzerindeki hızlarda ve kanat uçları aşağı katlandığında oluşan olumsuz sapma (adverse yaw) ve negatif etkili dihedral etkilerini sönümlemek için kritik öneme sahiptir.【3】
• Katlanabilir Kanat Uçları: En belirgin aerodinamik özellik olan kanat uçları, ses altı hızlarda düz (0°), transonik hızlarda 25° ve süpersonik hızlarda (Mach 1.4 üzeri) 65° aşağıya katlanabilmektedir. Bu mekanizma, dikey stabiliteyi artırır (dikey kuyruk alanını küçültmeye olanak tanır), trim sürüklemesini azaltır ve şok dalgasını kanat altına hapsederek "sıkıştırma kaldırma kuvveti" sağlar. Kanat uçlarını hareket ettiren dişli kutuları 32.000:1 redüksiyon oranına sahiptir ve her biri yaklaşık 140 kg ağırlığındadır.【4】
• Hava Alığı Kontrol Sistemi (AICS): İki boyutlu, karma sıkıştırmalı hava alıkları, şok dalgasının boğaz içindeki konumunu optimum seviyede tutmak için hareketli rampalar ve bypass kapakları kullanır.
• Kaçış Kapsülleri: Pilot ve yardımcı pilot için, süpersonik hızlarda ve 70.000 feet üzeri irtifada güvenli fırlatma sağlayan basınçlı kaçış kapsülleri (encapsulated seats) geliştirilmiştir. Bu kapsüller, fırlatma öncesinde pilotu tamamen kapatarak atmosferik etkilerden korur.
Teknik Özellikler Tablosu
Özellik | Değer |
Mürettebat | 2 (Pilot ve Yardımcı Pilot) |
Uzunluk | 56.6 m (test boomu hariç) |
Kanat Açıklığı | 32 m |
Yükseklik | 9.38 m |
Boş Ağırlık | ~136,000 kg |
Maksimum Kalkış Ağırlığı | ~246,000 kg |
Motor | 6 x General Electric YJ93-GE-3 turbojet |
İtki (Her biri) | 133 kN (Artyakıcı ile) |
Maksimum Hız | Mach 3.1 (3,310 km/s) |
Servis Tavanı | 23,580 m (77,350 ft) |
Menzil | ~6,900 km |
Kullandığı Mühimmatlar ve Yetenekleri
XB-70, prototip aşamasında kaldığı için aktif silah sistemleri ile donatılmamıştır. Ancak tasarım hedefleri şunlardı:
• Nükleer Mühimmat: Gövde altındaki silah bölmesinde nükleer mühimmat taşıması planlanmıştır.【5】
• Silah Entegrasyonu: Prototiplerde bombardıman/navigasyon sistemleri (AN/ASQ-42V gibi) planlanmış ancak araştırma rolüne geçilmesiyle bu sistemler iptal edilmiştir.
Mevcut ve Planlanan Varyantlar
• XB-70A: Üretilen iki uçuş test prototipi (AV-1 ve AV-2).
• XB-70B (AV-3): İyileştirilmiş özelliklere sahip olması planlanan ancak Temmuz 1964'te üretimi iptal edilen üçüncü prototip.
• YB-70: Operasyonel test ve değerlendirme için planlanan ancak üretilmeyen varyant.
XB-70 Valkyrie - Strategic Bomber Flying at Mach 3 Speed (USA Military Channel)
• RS-70: Keşif ve taarruz (Reconnaissance-Strike) görevleri için önerilen varyant.
Kullanım Amacı ve Görevler
Askeri Kullanım Alanları
XB-70'in orijinal konsepti, Sovyet hava savunma avcı uçaklarının erişemeyeceği irtifa ve hızlarda uçarak nükleer caydırıcılık sağlamaktı. Ancak yüksek irtifa hava savunma füzelerinin (SAM) gelişimi, bu doktrini geçersiz kılmıştır.
Sivil ve İnsani Görevler
1964 North American XB-70A Valkyrie 001 (Gary Danvers Collection)
Askeri programın iptalinin ardından XB-70, NASA ve USAF ortaklığında "Ulusal Süpersonik Taşıma" (SST) araştırmaları için test yatağı olarak kullanılmıştır. Bu kapsamda sonik patlama etkileri, yüksek irtifa türbülansı, aerodinamik ısınma ve uçuş kontrol sistemleri üzerine veriler toplanmıştır.
Operasyonel Geçmiş ve Başarılar
XB-70 programı boyunca (AV-1 ve AV-2 toplamında) 129 uçuş gerçekleştirilmiştir.【6】
• AV-1: 83 uçuş, toplam 160 saat 16 dakika.
• AV-2: 46 uçuş, toplam 92 saat 22 dakika.
Başarı Hikayeleri ve Kritik Anlar
• Mach 3 Uçuşu: AV-1, 14 Ekim 1965'te Mach 3 hızını aşmıştır, ancak yapısal hasarlar (honeycomb panellerin kopması) nedeniyle hızı Mach 2.5 ile sınırlandırılmıştır. AV-2 ise 19 Mayıs 1966'da 33 dakika boyunca kesintisiz Mach 3 hızında uçarak programın önemli başarılarından birini elde etmiştir.

XB-70 Valkyrie Kaza Alanı (Thomas Hart)
• Kaza (8 Haziran 1966): General Electric motorlu uçakların tanıtımı için yapılan bir fotoğraf çekimi sırasında, NASA'ya ait bir F-104N Starfighter uçağı, XB-70 AV-2'nin sağ kanadına çarpmış, ters dönerek dikey kuyrukları parçalamıştır. Kazada F-104 pilotu Joe Walker ve XB-70 yardımcı pilotu Binbaşı Carl Cross hayatını kaybetmiş, XB-70 pilotu Al White ağır yaralı olarak kurtulmuştur. Bu olay sonucunda AV-2 kaybedilmiş ve araştırma programı tek uçakla (AV-1) devam etmiştir.【7】
Kullanıcı Ülkeler ve Entegrasyon
XB-70 Valkyrie, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri (USAF) ve NASA tarafından test ve araştırma amaçlı kullanılmıştır. Günümüzde kalan tek örnek (AV-1), Wright-Patterson Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki USAF Ulusal Müzesi'nde sergilenmektedir.
Uluslararası Karşılaştırma ve Rakip Sistemler
XB-70'in en yakın konseptsel rakibi, Sovyetler Birliği tarafından geliştirilen Sukhoi T-4 (Sotka) uçağıdır.【8】
• Benzerlikler: Her iki uçak da Mach 3 hızına ulaşmak üzere tasarlanmış, titanyum ve paslanmaz çelik kullanılmış ve fly-by-wire kontrol sistemlerine sahiptir.
• Farklılıklar: T-4, iniş ve kalkışta görüş sağlamak için burnunu aşağı indirebilen (droop nose) bir yapıya sahipken, XB-70 hareketli bir ön cam rampası kullanır. T-4 projesi de XB-70 gibi prototip aşamasında kalmış ve iptal edilmiştir.
Performans Avantajları ve Zayıf Yönler
• Avantajlar: Boyutuna göre son derece yüksek hız ve irtifa kapasitesi, sıkıştırma kaldırma (compression lift) prensibinin başarılı uygulanması ile yüksek aerodinamik verimlilik (L/D oranı Mach 2'de yaklaşık 6).
• Zayıf Yönler: Yüksek radar kesit alanı, gelişen hava savunma füzelerine karşı savunmasızlık, bal peteği panellerin üretim ve bakım zorlukları. Ayrıca, yüksek hızlarda uzunlamasına denge (trim) değişimleri ve irtifa kontrolünde yaşanan hassasiyet sorunları (basınç sensörlerindeki gecikmeler nedeniyle) pilot iş yükünü artırmıştır.


