Ontolojik güvenlik kuramı (OGK), bireyler, gruplar ve devletler gibi aktörlerin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda varoluşsal bir güvenlik arayışı içinde olduklarını ileri süren bir yaklaşımdır. Bu kuram, bireylerin “kendilik sürekliliği”ne duydukları ihtiyacı temel alarak, uluslararası ilişkilerdeki davranışları açıklamaya çalışır. Anthony Giddens’in sosyolojik çalışmaları üzerine inşa edilen OGK, güvenliği sadece maddi tehditlerin yokluğu olarak değil, aktörlerin kimliklerini koruma, anlamlandırma ve süreklileştirme ihtiyacına cevap veren bir süreç olarak kavrar.

Ontolojik Güvenlik Alanında Yazılmış "Krizler ve Ontolojik Güvensizlik" Adlı Kitap - Palgrave Macmillian
OGK’nın temel kavramları arasında “benlik”, “kimlik”, “rutin”, “oto-biyografik anlatı” ve “anksiyete” yer alır. Bu yaklaşıma göre aktörler, benliklerini tehdit eden belirsizlik ve tutarsızlıklarla karşılaştıklarında, bunları gidermek için çeşitli anlatılar geliştirirler. Ontolojik güvenlik, aktörlerin kimliklerini belirli bir anlatı içinde süreklileştirmelerini ve eylemlerini anlamlı hale getirmelerini sağlar.
Ontolojik güvenlik, klasik güvenlik anlayışından farklı olarak, tehdidin yalnızca dışsal (örneğin savaş, saldırı) değil, içsel (örneğin kimlik krizleri) olabileceğini kabul eder. Anksiyete, belirli bir nesneye yönelmiş somut bir korkudan farklı olarak, belirsizlikten kaynaklanan ve kimliği tehdit eden yaygın bir endişe durumudur.
Bu anksiyeteyi bertaraf etmek için aktörler, tekrarlanan ve öngörülebilir sosyal pratikler olan rutinlere başvururlar. Rutinler, kimliğin sürekliliğini sağlarken aynı zamanda belirsizlikle başa çıkmanın bir aracıdır.
Ontolojik güvenlik arayışı birey düzeyinden devlet düzeyine kadar genişletilebilir. Bu bağlamda devletler, dış politikalarını ve uluslararası ilişkilerini kimliksel süreklilik arayışları doğrultusunda şekillendirebilirler. Örneğin, Çin’in yapay zekâ stratejisindeki liderlik hedefi, yalnızca teknolojik rekabet değil, aynı zamanda Batı karşısında kendisini güçlü ve bağımsız bir kimlikle tanımlama çabası olarak da okunabilir.
OGK, bazı çatışmaların neden uzun süre devam ettiğini açıklamakta da kullanılır. Jennifer Mitzen’in çalışmasında ileri sürüldüğü gibi, aktörler mevcut çatışma durumlarını ontolojik güvenlik sağlayan bir rutin olarak benimsediklerinden, bu durumdan çıkmak kimliksel bir krize neden olabilir. Dolayısıyla bazı durumlarda barış, mevcut kimlik kurgularını tehdit ettiğinden dolayı istenmeyen bir sonuç haline gelebilir.
Bahar Rumelili’nin editörlüğünü yaptığı çalışmalarda da benzer şekilde, barış sürecinin yarattığı belirsizliğin ve kimliksel dönüşüm zorunluluğunun aktörlerde ciddi bir ontolojik güvensizlik hissi uyandırdığı vurgulanmaktadır.
OGK, uluslararası ilişkiler disiplininde özellikle yapısalcı ve eleştirel yaklaşımlar tarafından benimsenmiş ve geliştirilmiştir. Brent J. Steele, devletin eylemlerini yalnızca çıkar ve güvenlik bağlamında değil, aynı zamanda kimliksel süreklilik ihtiyacı çerçevesinde ele alarak kurama önemli katkılar sağlamıştır.
Nina C. Krickel-Choi ise OGK’daki “benlik” ve “anksiyete” kavramlarının kavramsal derinliğini artırarak kuramın analitik kapasitesini genişletmiştir
Bununla birlikte, OGK'nın kavramsal sınırlarının tam olarak çizilmemiş olması, bazı çalışmalarda kuramsal tutarsızlıklara neden olmuştur.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Ontolojik Güvenlik" maddesi için tartışma başlatın
Temel Kavramlar
Anksiyete ve Rutinlerin Rolü
Devlet ve Toplum Düzeyinde Ontolojik Güvenlik
Çatışmaların Sürekliliği ve Barış Endişeleri
Kuramsal Katkılar ve Eleştiriler
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.