
Sadizm, başkalarının acı çekmesinden veya ıstırabından haz duyma ile karakterize edilen, bireyin güç ve kontrol arzusunu tatmin etme eğilimiyle de şekillenen karmaşık bir kişilik özelliğidir. Bu özellik, yalnızca fiziksel zarar verme dürtüsüyle sınırlı kalmayıp, duygusal ve psikolojik manipülasyonlar yoluyla da kendini gösterebilir.
Sadizmin antisosyal davranışlarla olan ilişkisi, psikoloji ve kriminoloji alanlarında önemli bir inceleme konusudur. Sadist bireylerin başkalarına yönelik acımasız eylemler sergiledikleri bilinmekle birlikte, bu davranışların ardındaki bilişsel ve duygusal süreçlerin tam olarak nasıl işlediği hala netlik kazanmamıştır. Sadistik eğilimlerin suç davranışlarıyla kesiştiği noktalar, özellikle sadist ve diğer antisosyal suç türleri arasındaki farklılıkların belirlenmesi açısından kritik bir araştırma alanıdır.
Sadizm, psikiyatri ve psikoloji literatüründe farklı teorik yaklaşımlar çerçevesinde ele alınan bir kavramdır. Ünlü Alman psikiyatr Richard von Krafft-Ebing, Psychopathia Sexualis (1939) adlı eserinde sadizmi, bireyin kendi bedenine ya da başkalarına uyguladığı fiziksel veya psikolojik zarar verme eylemlerini cinsel haz ile ilişkilendirmesi şeklinde tanımlamıştır. Ona göre sadist bireyler, acı çektirme, aşağılama ve güç kullanma eğilimlerini bilinçli veya bilinçdışı bir şekilde tatmin etme amacı güderler. Ancak Krafft-Ebing’in tanımı, ağırlıklı olarak cinsel sadizme odaklanmış olup, daha sonraki çalışmalar sadizmin yalnızca cinsel hazla sınırlı olmadığını ve çok daha geniş bir psikolojik çerçevede ele alınması gerektiğini ortaya koymuştur.
Psikanalitik bakış açısına göre, Sigmund Freud, sadizmi ve mazoşizmi saldırganlık dürtüsünün iki zıt kutbu olarak değerlendirmiştir. Freud'un erken dönem teorilerinde bu eğilimler, bireyin psikoseksüel gelişim evreleriyle ilişkilendirilirken, ilerleyen çalışmaları sadizmin ölüm içgüdüsü (Thanatos) ile bağlantılı olduğunu öne sürmüştür. Freud’un teorilerini daha da ileri taşıyan Wilhelm Reich (1949), bireylerin saldırganlık dürtülerinin gelişimsel süreç boyunca farklı aşamalardan geçtiğini savunmuştur. Reich’e göre, sadistik eğilimler oral, anal ve fallik dönemlerde farklı biçimlerde ortaya çıkmakta ve bireyin gelişimsel sürecine bağlı olarak çeşitlilik göstermektedir.
Yakın ilişkilerde sadist bireylerin psikolojik yapısı, narsisizm, psikopati ve antisosyal davranış gibi çeşitli kişilik özellikleriyle şekillenmektedir.【1】 Bu bireyler, partnerleri üzerinde hâkimiyet kurmak amacıyla manipülasyon tekniklerini ustalıkla kullanır ve bu süreci genellikle aşağılama, fiziksel acı verme ve duygusal istismar gibi yöntemlerle pekiştirirler. Bununla birlikte, sadistik davranış her zaman belirgin olmayabilir ve mağdurlar çoğunlukla farkına varmadan, manipülatif taktiklerin hâkim olduğu bir istismar döngüsünün içine çekilirler.【2】
Bu tür şiddet biçimleri genellikle gizli kaldığı için, mağdurların yaşadığı travmaların tanınması ve toplumsal farkındalığın artırılması zorlaşmaktadır. Mevcut araştırmalar, sadizmin yalnızca bireysel psikolojik mekanizmalardan kaynaklanmadığını, aynı zamanda sosyal ve kültürel dinamikler tarafından da desteklendiğini göstermektedir. Özellikle ataerkil toplum yapıları ve toplumsal cinsiyet normları, sadistik eğilimleri besleyen ve sürdüren başlıca faktörler arasında yer almaktadır.【3】 Bu çerçevede, sadist bireylerin mağdurlar üzerinde yarattığı psikolojik etkiler ciddi ve uzun vadeli olabilir. Depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklar, bu tür ilişkilerde sıkça karşılaşılan sonuçlardır.【4】
[1]
(Hare, 1991; Millon ve ark., 1998)
[2]
(Baumeister, 2005)
[3]
(Dobash & Dobash, 1998)
[4]
(Walker, 1991)

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Sadizm" maddesi için tartışma başlatın
Sadizm Tarihçesi
Yakın İlişkilerde Sadist Bireylerin Psikolojik Profili