
+2 Daha
Semiha Cenap Berksoy (1910–2004), Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın opera sanatçısıdır. Tiyatro, opera ve resim alanlarında faaliyet göstermiş; sanat yaşamı boyunca sahne sanatları ile görsel sanatlar arasında köprü kurmuştur. Çeşitli sanat dallarındaki üretkenliği ve uzun soluklu kariyeri, onu Cumhuriyet dönemi Türk sahne sanatları tarihinde önemli bir isim hâline getirmiştir.
Semiha Berksoy, 24 Mayıs 1910’da İstanbul’un Çengelköy semtinde doğdu. Babası maliye kâtibi ve şair Ziya Cenap Berksoy, annesi heykeltıraş ve ressam Fatma Saime Hanım’dır. Sekiz yaşında annesini İspanyol gribi salgınında, kısa süre sonra da yanına taşındığı amcası Basri Cenap Bey’i veremden kaybetti. Bu kayıplar, onun duygusal gelişimini ve sanata yönelişini derinden etkiledi.
İlköğrenimine Sultanahmet’te Esma Han Kaya Sultan İlkokulu’nda başladı, Moda İnas Numune İlkokulu’nda tamamladı. Kuşdili’ndeki evlerinin karşısında yer alan Kuşdili Tiyatrosu, onun sahne sanatlarına ilgisini artırdı. Okul yıllarında resim ve kompozisyon derslerinde dikkat çekici başarı gösterdi. Çocuk yaşlarda tiyatro, resim ve edebiyatla ilgilendi.

Semiha Berksoy'un hayatına dair infografik (Anadolu Ajansı)
1928’de İstanbul Belediye Konservatuvarında, ses uzmanı soprano sanatçılarından Nimet Vahid Hanım’ın şan sınıfına kabul edildi. Aynı dönemde yaptığı resimler, Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesine burslu olarak kabul edilmesini sağladı. 1929’da İstanbul’da verdiği ilk konserde Puccini ve Riminski-Korsakov eserlerinden aryalar seslendirdi.
Akademide resim eğitimi alırken sahne sanatlarına ilgisini sürdürdü. 1930’da Darülbedayi Tiyatro Okulu sınavını, Shakespeare’in Hırçın Kız oyunundaki “Kate” rolüyle kazandı. Burada aldığı tiyatro eğitimi, sahne disiplinini ve oyunculuk tekniğini geliştirdi.
1934’te Ahmed Adnan Saygun’un bestelediği ve Atatürk’ün isteğiyle sahnelenen ilk Türk operası Özsoy’da “Ayşim” rolünü oynadı. Bu temsil, sanat kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu.
1936’da devlet bursuyla Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü’ne kabul edildi. Prof. Paul Lohmann yönetiminde aldığı eğitim sonunda 1939’da birincilikle mezun oldu. Aynı yıl Richard Strauss’un Ariadne auf Naxos eserinde “Ariadne” başrolüyle sahne alarak Batı Avrupa’da sahneye çıkan ilk Türk sopranosu unvanını kazandı.
1940’ta Türkiye’ye döndü ve Cemal Reşit Rey ile ilk konserini verdi. 1941’de Carl Ebert yönetiminde Tosca’da başrol oynayarak Türkiye’deki ilk profesyonel opera temsiline çıktı. Daha sonra Madame Butterfly, Lüküs Hayat, Deli Dolu gibi eserlerde rol aldı. Ankara Devlet Operası’nın kuruluşunda aktif görev aldı ve 1950’de kurumun solistliğine atandı.
1951’den itibaren Tiefland, Tosca ve Fidelio gibi eserlerde başroller üstlendi. 1952’de Beyrut Festivaline katıldı, yurtiçinde ve yurtdışında konserler verdi. 1954’te Hansel ve Gretel’de “Anne” rolünde sahne aldı, 1955’te Münih Kültür Günleri’nde konser verdi.
1931’de Muhsin Ertuğrul’un yönettiği ilk sesli Türk filmi İstanbul Sokaklarında’nın başrolünde yer aldı. 1932’de Darülbedayi kadrosuna girerek dönemin önemli oyunlarında ve Türk operetlerinde primadonna olarak sahne aldı.
Nazım Hikmet’in Bu Bir Rüyadır operetinde “Fatma” karakterini canlandırdı. Ayrıca Cemal Reşit ve Ekrem Reşit Rey’in eserlerinde başrollerde oynadı.
1933’ten itibaren İstanbul Şehir Tiyatrosunda yerli ve yabancı eserlerde rol aldı. Cumhuriyet’in 10. yılı kutlamaları kapsamında sahnelenen Lüküs Hayat operetinde yer aldı.
1958’de Devlet Tiyatrosu kadrosuna geçti. Macun Hokkası, İstanbul Efendisi, Dışarıdakiler, Kaneviçe, Karayar Köprüsü, Cadı Kazanı, İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu? gibi eserlerde yer aldı. Karakter rollerindeki başarısıyla dikkat çekti. 1960’larda tiyatroda ağırlıklı olarak yerli oyunlar ve dünya klasiklerinde rol aldı. 1963’te Verdi’nin Il Trovatore operasındaki “Azucena” rolü ile jübilesini yaptı.
1972’de Devlet Opera ve Balesinden dramatik soprano olarak emeklilik hakkını kazandı ancak tiyatro ve diğer sanat alanlarındaki faaliyetlerine devam etti.
1929’dan itibaren Namık İsmail Atölyesi’nde resim çalışmaları yaptı. Heykel ve seramik alanlarında eserler verdi. 1960’lardan itibaren resim çalışmalarına ağırlık verdi. 1969’da Berlin’de, 1972’de Paris’te, 1973’te Ankara’da ve 1982’de İstanbul AKM Sanat Galerisi’nde sergiler açtı. 1985’te Moskova ve Leningrad’da eserleri sergilendi.1995’te adını yaşatmak ve eserlerini korumak amacıyla Semiha Berksoy Opera Vakfı kuruldu.

Semiha Berksoy'un Cenaze Töreni (Anadolu Ajansı)
1996’da Kutluğ Ataman’ın yönettiği “Semiha b. Unplugged” projesinde yer aldı. 1998’de devlet sanatçısı unvanı aldı. 2003’te İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde retrospektif sergisi düzenlendi.
Semiha Berksoy, 15 Ağustos 2004’te 94 yaşında vefat etti. Cenaze namazı Teşvikiye Camii'nde kılındı. Cenazesi doğduğu semt olan Çengelköy’de toprağa verildi.
[1]
Semiha Berksoy Opera Vakfı. “Semiha Berksoy.” Semiha Berksoy Opera Vakfı. Erişim 14 Ağustos 2025. https://www.semihaberksoyoperavakfi.org/semiha-berksoy
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Semiha Berksoy " maddesi için tartışma başlatın
Erken Yaşamı ve Eğitimi
Eğitim Hayatı
Özsoy Operası ve Yurt Dışı Eğitimi
Türkiye’de Opera Kariyeri
Önemli Opera Rolleri
Tiyatro ve Sinema Çalışmaları
Rol Aldığı Tiyatro Oyunları【1】
Resim ve Diğer Sanat Faaliyetleri
Ödüller ve Onurlar
Son Yılları ve Vefatı