
ORCID ID
0000-0003-3064-1071
Nûreddin Mahmud Zengî’nin (1146-1174) 1168-69’da yaptırdığı (İbnü’l-Esîr, 10/37), halefi Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin (1171-1193) de 1187’de Mescid-i Aksâ’ya koydurduğu (Bozkurt, 2004: 29/271) ve yaklaşık 762 yıl burada durduktan sonra 1969’da Avustralyalı bir siyonist tarafından yakılan minberdir. Bu minberin Müslümanlar açısından manevi anlamı oldukça fazladır. Zira minber, halifenin ve sultanın adının anıldığı, siyasiotoritenin tek bir vücut altında birleşti-ğinin temsilidir. Sanatsal ve estetikaçıdan harikulade bir şekilde imal edi-len minber【1】, asıl olarak Müslümanlariçin Haçlılara karşı mücadelele-rinde umut ve gayret aracı olduğun-dan önemsenmektedir (Abweini vd.,2013: 308).Minber, Halep kırsalındaki Akhtarinköyünden zanaatkarlar (Humayd b.Zafir, Ebu el-Hasan b. Yahya, Ebu el-Fe-dâil b. Yahya ve Selmân b. Ma’ali) ta-rafından (ez-Zehebî, 1993: 41/27: Daudvd., 2018: 11) yapılmıştır. Minberdekiayetlerin yanı sıra yazıların uzunluğuve mutat olmayan bir tarzda Allah’ayakarışların var olması, onun ale-lade bir nesne olmadığı, NûreddinMahmud Zengî’nin cihat düşün-cesinin somut bir hüviyete bürün-mesi şeklinde yorumlanmıştır (Daudvd., 2018: 10). Kudüs şehri fethedi-linceye kadar minber, Halep UluCamisi’nde kalmıştır (Uleymî, 1999:1/484; Hillenbrand, 1999: 156). 1174’teNureddin’in vefatı ve şehrin ancak1187’de fethedilmesi nedeniyle minberin arzu edilen yere yerleştirilmesi şehrin yeni fatihi Selâhaddîn-i Eyyûbî’ye nasip olmuştur (İmâdüddîn el-İsfahânî, 2004: 77). Bu nedenle Selâhaddîn Minberi olarak da adlandırılmıştır (Ebû Şâme, 1997: 3/381-382).İç içe geçmiş ceviz ağacı parçalarından oluşan ve yer yer sedef, fildişi ve abanoz gibi değerli materyallerle süslenen, 25 farklı geometrik şekille tezyin edilen, bitkisel arabesk, mukarnas, ajur ve yazıtlarla donatılan minber çivisizdir ve kündekarî tekniğiyle yapılmıştır (Abweini vd., 2013: 308-309). 6500 parçadan oluşan bu sanat eserinin uzunluğu 6 metre, alt genişliği 4, üst kısmı ise 1 metredir. 1184 yılında minberi gören Endülüslü seyyah İbn Cübeyr, hiçbir yerde bu derece güzel ve sanatkarane bir minber görmediğini belirtmiştir (İbn Cübeyr, 2020: 190).21 Ağustos 1969’a kadar Mescid-i Aksâ’yı süsleyen bu eşsiz minber, söz konusu tarihte Avustralyalı fanatik Denis Michael Rohan tarafından ateşe verilmiştir (The Australian Jewish News, 1970). Sadece minber değil camiinin ahşap çatısının da büyük bir kısmı zarar görmüştür. Yangın, Müslüman ahali arasında büyük bir dayanışma ve mücadele ruhunun sergilenmesine sebep olmuştur. Öyle ki Müslüman gençler yangın sonrası teftişe gelen askeri yetkilileri Mescid-i Aksâ’dan uzaklaştırırken, kadınlar ayakkabılarını fırlatarak mescidi muhafaza etmeye devam etmişlerdir. Ayrıca yüzlerce Kudüslü, tahta kalaslar ve demir kirişlerle Şam Kapısı’na doğru yürümüş ve mescidi korumak üzere etten bir duvar oluşturmuşlardır【2】. Bölgeye gelen İsrail Başbakanı Golda Meir ve bakanlar, söz konusu kundaklama hadisesinin Müslümanların ve Yahudilerin arasındaki ilişkileri bozmaması gerektiği yönünde temennilerini belirtseler de Müslümanların ayaklanmalarından oldukça korkmuşlar ve hadiselerin daha fazla büyümesine engel olmak için 36 saat içinde saldırganı bulmuşlardır (Druckman, 2015). Ancak saldırgan tutuklanmamış ve akli dengesi yerinde olmadığı ileri sürülerek sınır dışı edilmiştir【3】.Tarihi kayıtlar ve görseller dikkate alınarak minber, 2007’de Ürdün Balka Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve İslâm Sanatları ve Mimarisi Fakültesi öncülüğünde, aralarında Türk ustaların (Beykozlu Hasan Ercan, Muhammed Ali Uçar) (Beykoz Güncel Haber, 2010) da bulunduğu 30 kadar zanaatkar tarafından, Türkiye’den getirilen ceviz ağacı kerestesinden yeniden yapılmış (Abweini vd., 2013: 313) ve söz konusu tarihte eski yerine yerleştirilmiştir. Minberin bir kopyası el-Halîl şehrindeki İbrâhim Camisi’nde yer almaktadır.Mescid-i Aksâ’nın ayrılmaz bir parçası olan Selâhaddîn Minberi’nin yakılmasının ardından Filistin halkının duyarlılığı ve Müslüman dünyanın ortak tepkisi sayesinde, İsrail üzerinde baskı kurulmuş ve faillerin tespit edilmesine katkıda bulunulmuştur. Çok daha önemlisi Müslümanlar bir araya gelerek Yakılan Minber’i yeniden inşa etmişlerdir. Bu kolektif bilinç, Müslümanlara ait değerleri hiçe sayan İsrail’e karşı durmada ve Filistinlilerin mücadelesine katkı sunmada iyi bir örnek oluşturmuştur. Ancak Mescid-i Aksâ’ya yönelik saldırılar daha sonra da devam etmiş ve günümüzde de zaman zaman tekrarlanmakta olduğundan, İsrail’in saldırganlıklarına verilmesi gereken tepkilerin çok daha etkili olması gerekmektedir.
Nûreddin Mahmud Zengî’nin (1146-1174) 1168-69’da yaptırdığı (İbnü’l-Esîr, 10/37), halefi Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin (1171-1193) de 1187’de Mescid-i Aksâ’ya koydurduğu (Bozkurt, 2004: 29/271) ve yaklaşık 762 yıl burada durduktan sonra 1969’da Avustralyalı bir siyonist tarafından yakılan minberdir. Bu minberin Müslümanlar açısından manevi anlamı oldukça fazladır. Zira minber, halifenin ve sultanın adının anıldığı, siyasi
otoritenin tek bir vücut altında birleşti-
ğinin temsilidir. Sanatsal ve estetik
açıdan harikulade bir şekilde imal edi-
len minber【1】, asıl olarak Müslümanlar
için Haçlılara karşı mücadelele-
rinde umut ve gayret aracı olduğun-
dan önemsenmektedir (Abweini vd.,
2013: 308).
Minber, Halep kırsalındaki Akhtarin
köyünden zanaatkarlar (Humayd b.
Zafir, Ebu el-Hasan b. Yahya, Ebu el-Fe-
dâil b. Yahya ve Selmân b. Ma’ali) ta-
rafından (ez-Zehebî, 1993: 41/27: Daud
vd., 2018: 11) yapılmıştır. Minberdeki
ayetlerin yanı sıra yazıların uzunluğu
ve mutat olmayan bir tarzda Allah’a

Yakılan Minber
yakarışların var olması, onun ale-
lade bir nesne olmadığı, Nûreddin
Mahmud Zengî’nin cihat düşün-
cesinin somut bir hüviyete bürün-
mesi şeklinde yorumlanmıştır (Daud
vd., 2018: 10). Kudüs şehri fethedi-
linceye kadar minber, Halep Ulu
Camisi’nde kalmıştır (Uleymî, 1999:
1/484; Hillenbrand, 1999: 156). 1174’te
Nureddin’in vefatı ve şehrin ancak
1187’de fethedilmesi nedeniyle minberin arzu edilen yere yerleştirilmesi şehrin yeni fatihi Selâhaddîn-i Eyyûbî’ye nasip olmuştur (İmâdüddîn el-İsfahânî, 2004: 77). Bu nedenle Selâhaddîn Minberi olarak da adlandırılmıştır (Ebû Şâme, 1997: 3/381-382).
İç içe geçmiş ceviz ağacı parçalarından oluşan ve yer yer sedef, fildişi ve abanoz gibi değerli materyallerle süslenen, 25 farklı geometrik şekille tezyin edilen, bitkisel arabesk, mukarnas, ajur ve yazıtlarla donatılan minber çivisizdir ve kündekarî tekniğiyle yapılmıştır (Abweini vd., 2013: 308-309). 6500 parçadan oluşan bu sanat eserinin uzunluğu 6 metre, alt genişliği 4, üst kısmı ise 1 metredir. 1184 yılında minberi gören Endülüslü seyyah İbn Cübeyr, hiçbir yerde bu derece güzel ve sanatkarane bir minber görmediğini belirtmiştir (İbn Cübeyr, 2020: 190).
21 Ağustos 1969’a kadar Mescid-i Aksâ’yı süsleyen bu eşsiz minber, söz konusu tarihte Avustralyalı fanatik Denis Michael Rohan tarafından ateşe verilmiştir (The Australian Jewish News, 1970). Sadece minber değil camiinin ahşap çatısının da büyük bir kısmı zarar görmüştür. Yangın, Müslüman ahali arasında büyük bir dayanışma ve mücadele ruhunun sergilenmesine sebep olmuştur. Öyle ki Müslüman gençler yangın sonrası teftişe gelen askeri yetkilileri Mescid-i Aksâ’dan uzaklaştırırken, kadınlar ayakkabılarını fırlatarak mescidi muhafaza etmeye devam etmişlerdir. Ayrıca yüzlerce Kudüslü, tahta kalaslar ve demir kirişlerle Şam Kapısı’na doğru yürümüş ve mescidi korumak üzere etten bir duvar oluşturmuşlardır【2】. Bölgeye gelen İsrail Başbakanı Golda Meir ve bakanlar, söz konusu kundaklama hadisesinin Müslümanların ve Yahudilerin arasındaki ilişkileri bozmaması gerektiği yönünde temennilerini belirtseler de Müslümanların ayaklanmalarından oldukça korkmuşlar ve hadiselerin daha fazla büyümesine engel olmak için 36 saat içinde saldırganı bulmuşlardır (Druckman, 2015). Ancak saldırgan tutuklanmamış ve akli dengesi yerinde olmadığı ileri sürülerek sınır dışı edilmiştir【3】.
Tarihi kayıtlar ve görseller dikkate alınarak minber, 2007’de Ürdün Balka Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve İslâm Sanatları ve Mimarisi Fakültesi öncülüğünde, aralarında Türk ustaların (Beykozlu Hasan Ercan, Muhammed Ali Uçar) (Beykoz Güncel Haber, 2010) da bulunduğu 30 kadar zanaatkar tarafından, Türkiye’den getirilen ceviz ağacı kerestesinden yeniden yapılmış (Abweini vd., 2013: 313) ve söz konusu tarihte eski yerine yerleştirilmiştir. Minberin bir kopyası el-Halîl şehrindeki İbrâhim Camisi’nde yer almaktadır.
Mescid-i Aksâ’nın ayrılmaz bir parçası olan Selâhaddîn Minberi’nin yakılmasının ardından Filistin halkının duyarlılığı ve Müslüman dünyanın ortak tepkisi sayesinde, İsrail üzerinde baskı kurulmuş ve faillerin tespit edilmesine katkıda bulunulmuştur. Çok daha önemlisi Müslümanlar bir araya gelerek Yakılan Minber’i yeniden inşa etmişlerdir. Bu kolektif bilinç, Müslümanlara ait değerleri hiçe sayan İsrail’e karşı durmada ve Filistinlilerin mücadelesine katkı sunmada iyi bir örnek oluşturmuştur. Ancak Mescid-i Aksâ’ya yönelik saldırılar daha sonra da devam etmiş ve günümüzde de zaman zaman tekrarlanmakta olduğundan, İsrail’in saldırganlıklarına verilmesi gereken tepkilerin çok daha etkili olması gerekmektedir.
Abweini, Walid H.; Hammad, Rizeq N.; Abdeen, Abdel-Elah M. & Hourani, May M. (2013). “Reconstructing Salah ad-Din Minbar of al-Aqsa Mosque: Challenges and Results” .International Journal of Conservation Science, 4 (3), 307–316.
Beykoz Güncel Haber (2010). Simge Minberde Türk İmzası. Erişim Tarihi: 27.05.2025, https://beykozguncel.com/simge-minberde-turk-imzasi.
Bozkurt, Nebi (2004). “Mescid-i Aksâ”. TDV İslâm Ansiklopedisi, 29, 268-271. Ankara: TDV Yayınları.
Daud, Burhan Che- el-Awaisi & Abdulfettah- Nor, Mohd Roslan (2018). “Historical and Geopolitical Analysis of Nur al-Dîn Mahmûd Zanki’s Plan for Liberating Bayt al-Maqdıs”. Journal of Islamicjerusalem Studies, 18 (3), 1-17.
Druckman, Yaron (2015). “The ‘King of Jerusalem’ Who Almost Burnt Down Al Aqsa”.Ynetnews. Erişim Tarihi: 27.05.2025, https://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-4693345,00.html.
Ebû Şâme, Şihâbüddin Ebû Muhammed Abdurrahman b. İsmail b. İbrahim el-Makdisî eş-Şâfi’î (1997). Kitâbü’r-Ravzateyn fî ahbâri’d-devleteyn, thk.: İbrahim ez-Zeybek. Beyrut: Müesesetü’r- risâle.
Ez-Zehebî, Şemseddin Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Osman (1993). Târihu’l-İslâm ve vefayatü’l-meşahir ve’l-a’lam 52, thk.: Ömer Abdusselam Tedmurî. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-Arabî.
Hillenbrand, Carole (1999).The Crusades: Islamic Perspectives. Edinburg: Edinburgh University Press.
The Australian Jewish News (1970). Rohan Trial Ends. Erişim Tarihi: 27.05.2025, https://trove.nla.gov.au/newspaper/article/262482987.
Uleymî, Ebü’l-Yümn Mücîrüddîn Abdurrahmân b. Muhammed (1999). el-Ünsü’l-celîl bi târîhi’l-Kuds ve’l-Halîl, thk.: Adnan Yunus Abdülmecid Ebû Tebbâne – Mahmûd Avde el-Keâbine. Amman: Mektebetü Dandis.
İbn Cübeyr (2020). İbn Cübeyr Seyahatnamesi, çev.: Ramazan Şeşen. İstanbul: Yeditepe Yayınları.
İbnü’l-Esîr, İzzeddin Ali b. Muhammed eş-Şeybânî (1997). el-Kâmil fi’t-târîh, thk.: Ömer Abdusselâm Tedmurî. Beyrut: Dârü’l-Kitâbi’l-Arabî.
İmâdüddîn el-İsfahânî, Ebû Abdillâh Muhammed b. Safiyyiddîn Muhammed b. Hâmid el-Kâtib (2004). el-Fetḥu’l-ḳussî fi’l-fetḥi’l-ḳudsî. Kahire: Dârü’l- Menâr.
[1]
Bkz. Kültürel Miras ; Kültürel Mirasın Korunması
[2]
Bkz. Pasif Direniş ; Sivil Karşı Koyuş
[3]
Ayrıca bkz. Şiddetin Meşrulaştırılması
| apa | İstek, G. (2026). Yakılan Minber. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1595-1598) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | İstek, Gülşen. “Yakılan Minber”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1595-1598. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Yakılan Minber" maddesi için tartışma başlatın