
2026 ABD-İran Mutabakat Zaptı (İslamabad Mutabakat Zaptı), Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran İslam Cumhuriyeti arasında, 100 günü aşkın süren savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın açılması amacıyla Pakistan arabuluculuğunda hazırlanan bir mutabakat metnidir. Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump tarafından 14 Haziran 2026 tarihinde duyurulmuş; Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi tarafından teyit edilmiştir. Mutabakat zaptı, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından 18 Haziran 2026 tarihinde elektronik ortamda imzalanarak yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu mutabakat; Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasını, Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların sona erdirilmesini ve İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin yeniden başlatılmasını öngörmüştür. Mutabakatın imzalanmasının ardından taraflar, İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında 21 Haziran 2026’da bir araya gelerek, nihai anlaşmaya en fazla 60 gün içinde ulaşılmasını öngören bir yol haritası üzerinde uzlaşmış; nükleer program ve yaptırımlar başta olmak üzere gelişmeleri düzenli olarak izleyecek teknik çalışma grupları oluşturulmasına karar vermiştir.
Mutabakat zaptının, nükleer konularda nihai anlaşma niteliği taşımadığı; bunun yerine ateşkesi uzatan ve 60 gün ya da tarafların karşılıklı rızasıyla daha uzun sürebilecek bir müzakere dönemi öngören bir çerçeve olduğu belirtilmiştir. İran tarafı, nihai anlaşmaya ilişkin müzakerelerin yalnızca ABD’nin mutabakat zaptı kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesinin ardından gerçekleşeceğini ifade etmiştir.
Mutabakatın imzalanmasının kısa bir süre sonrasında, taraflar birbirlerini mutabakat hükümlerini ihlal etmekle suçlamıştır. İran Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı Hatemü'l-Enbiya Merkez Karargahı, 20 Haziran 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, ABD'nin mutabakatın Lübnan'daki çatışmaların sona erdirilmesini öngören birinci maddesini açıkça ihlal ettiğini, İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürerek ateşkesi aralıksız ihlal ettiğini ve Güney Lübnan'dan çekilmediğini öne sürerek Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine kapattığını duyurmuştur. Kararın ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, bölgedeki gemilere yaklaşmamaları yönünde acil bir uyarı yayımlamıştır.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) buna karşılık boğazın gemi trafiğine açık olduğunu, aynı gün içinde 55 ticari geminin boğazdan geçtiğini ve 17 milyon varilin üzerinde petrol taşındığını bildirmiş; askeri kuvvetlerin, mutabakat hükümlerinin tam olarak yürürlüğe girmesini sağlamak amacıyla bölgede tetikte kalmaya devam edeceğini açıklamıştır. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, boğazın yeniden kapatıldığına dair bir kanıt bulunmadığını ifade etmiştir.
Kriz, İsviçre'de 19 Haziran 2026'da yapılması planlanan resmi teknik görüşmelerin ertelenmesine de yol açmıştır. Ertelenen Bürgenstock görüşmeleri 21 Haziran 2026'da gerçekleştirilmiş, taraflar bu görüşmede nihai anlaşmaya 60 gün içinde ulaşılmasını öngören bir yol haritası üzerinde uzlaşmıştır.
1 Temmuz 2026 itibarıyla nükleer program ve yaptırımların kaldırılmasına ilişkin nihai anlaşma müzakereleri henüz sonuçlanmamıştır. İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 1 Temmuz 2026’da katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, deniz ablukasının kaldırılmasının ardından 10-12 günlük süre içinde 40 milyon varilin üzerinde petrol ihraç ettiklerini ve petrolü önceki döneme kıyasla yüzde 20 daha yüksek fiyattan sattıklarını belirtmiş; mutabakat şartlarına uyulmaması halinde askeri seçeneğin masada olduğunu vurgulamıştır.
Anlaşmaya varıldığı, ilk olarak Tahran ile Washington arasındaki dolaylı görüşmelere arabuluculuk eden Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından duyurulmuştur. Şerif, sosyal medya paylaşımında “Yoğun görüşmelerin ardından, ABD ve İran arasında barış anlaşmasına varıldığını duyurmaktan memnuniyet duyuyoruz.” demiştir.
Şerif, her iki tarafın da “Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan ettiğini” aktarmış ve anlaşmanın resmi imza töreninin 19 Haziran’da İsviçre’de düzenleneceğini bildirmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, kısa süre sonra Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda anlaşmanın tamamlandığını belirtmiştir. Trump, açıklamasında “Herkese tebrikler. Hürmüz Boğazı’nın ücretsiz olarak açılmasını ve aynı zamanda ABD Donanması ablukasının derhal kaldırılmasını tam olarak onaylıyorum. Dünyanın gemileri, motorlarınızı çalıştırın. Petrol aksın.” demiştir.
Trump, ikinci paylaşımında anlaşmanın bölgeye barış ve güvenlik getireceğini belirterek, “Birçok başkan İran’la barış yapmaya çalıştı ve benden önce hepsi başarısız oldu. Bölge liderleri, ilk kez gerçek barışı sağlamalarına yardımcı olabilecek bir başkan buldular.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Trump ayrıca, 19 Haziran’da anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte Hürmüz Boğazı’nın açılacağını ve mayınların temizlenmesiyle petrolün hem bölge hem de dünya için yeniden akmaya başlayacağını ifade etmiştir.
Trump, anlaşmayı ABD’deki saatle 80. doğum gününde duyurmuş; bir ABD yetkilisi, Tahran’ın duyurunun İran saatiyle gece yarısından önce yapılmasını istemediğini, bu saatin Trump’ın doğum gününe denk geleceğini belirtmiştir. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, duyurunun Trump’ın doğum gününe denk gelmesi nedeniyle kendisini tebrik etmiştir.
İran’ın Mehr haber ajansına göre taslak anlaşma 14 maddeden oluşmaktadır. Taslakta; Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmaların kalıcı ve derhal sona erdirilmesi, deniz ablukasının 30 gün içinde tamamen kaldırılması, ABD’nin İran çevresindeki kuvvetlerini geri çekme taahhüdü ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması yer almaktadır.
Taslakta ayrıca petrol satışlarına yönelik yaptırımların askıya alınması, anlaşmanın imzalanmasından itibaren 60 gün içinde nükleer konularda nihai bir anlaşmaya varılması ve 60 günlük müzakere döneminde 24 milyar dolar tutarındaki dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması öngörülmüştür. Mehr, nihai müzakerelerin, İran’ın dondurulmuş varlıklarının yarısı serbest bırakılmadan ve Hürmüz Boğazı’nı etkileyen kısıtlamalar kaldırılmadan başlamayacağını bildirmiştir. Aynı kaynak, İran’ın füze programı ile direniş gruplarına verdiği desteğe ilişkin görüşmelerin müzakere gündeminden çıkarıldığını aktarmıştır. Al Jazeera, Mehr tarafından aktarılan ayrıntıları bağımsız olarak doğrulayamadığını belirtmiştir.
Axios’un aktardığına göre anlaşma, ABD ve İran’ın 60 günlük süre içinde İran’ın nükleer zenginleştirmesi ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun tasfiyesi üzerine müzakere etmesini öngörmektedir. ABD’nin, yaptırımların hafifletilmesi ile dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılmasını görüşeceği ve bu adımların Tahran’ın uyumuna bağlanacağı kaydedilmiştir.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi de, anlaşmanın imzalanmasından sonraki 60 günlük süre içerisinde yaptırımlar, nükleer program ve ekonomik kalkınma mekanizması gibi konuların müzakere edileceğini kaydetmiştir. Garibabadi, anlaşma metninde İran’ın tüm önemli görüşlerinin yer aldığını ve metnin 19 Haziran’daki imza töreninden önce kamuoyuna açıklanacağını belirtmiştir.
Al Jazeera, uluslararası tarafların paylaştığı, henüz doğrulanmamış ayrıntılardan anlaşılabildiği kadarıyla, anlaşmanın büyük ölçüde savaş öncesindeki statükoyu yeniden tesis edeceğini aktarmıştır.
Trump, 14 Haziran 2026 tarihli ilk açıklamasında Hürmüz Boğazı’nın ücretsiz (tolsuz) olarak açılmasını ve ABD Donanması ablukasının kaldırılmasını onayladığını belirtmiştir. Aynı gün yaptığı sonraki açıklamasında ise, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği bu su yolunun açılmasının 19 Haziran’da imzalanması planlanan anlaşmaya bağlı olduğunu ve “mayın temizliği amacıyla” gerçekleştirileceğini ifade etmiştir.
Şerif’in ilk duyurusunda boğaza ilişkin bir ifadeye yer vermediği belirtilmiştir. İran’ın Mehr ajansı, mutabakat zaptının boğazın 30 gün içinde “İran düzenlemeleri” çerçevesinde yeniden açılmasını öngördüğünü bildirmiştir. ABD’nin, gemicilik üzerindeki herhangi bir ücretlendirme düzenlemesini kabul edilemez gördüğü aktarılmıştır.
Boğazın yeniden açılmasının derhal gerçekleşmeyebileceği; mayın temizliği, altyapının onarımı ve güvenliğin sağlanması süreçlerinin, savaş öncesi sevkiyat hacimlerine tam dönüşten önce zaman alabileceği değerlendirilmiştir.
İran’ın nükleer programının geleceğinin bu anlaşmayla çözüme kavuşturulmadığı kaydedilmiştir. Trump, “İran’ın asla nükleer silaha sahip olmayacağı” yönündeki ifadesini yinelemiş; Pakistanlı yetkililer, nükleer görüşmelerin 60 gün boyunca süreceğini aktarmıştır. Trump, Tahran’ın bir nükleer anlaşmaya varamaması halinde ABD’nin askeri operasyonlara yeniden başlayabileceğini söylemiştir.
İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya’dan oluşan ve E4 olarak adlandırılan grup, ortak açıklamasında, İran’ın nükleer programına ilişkin açık ve doğrulanabilir adımlarına karşılık ilgili yaptırımları kaldırmaya hazır olduklarını belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “ABD ve İran arasında varılan mutabakatı, bölgemizde sulh-u sükunun hakim kılınması adına önemli bir gelişme olarak görüyor, memnuniyetle karşılıyorum.” ifadelerini kullanmıştır.
Erdoğan, imzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak söylem, tahrik ve eylemlerden kaçınılması ve olası sabotajlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizmiş; bu neticenin alınmasında ABD ve İran liderlikleri başta olmak üzere arabuluculuk gayretleri için Pakistan’a teşekkür etmiş, Katar ve Suudi Arabistan’ın diplomatik girişimlere sağladığı desteği takdirle karşıladığını belirtmiştir.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “ABD ile İran arasındaki savaşın sona erdirilmesi amacıyla varılan mutabakatı memnuniyetle karşılıyoruz. Söz konusu mutabakat, bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesisi yolunda önemli bir merhale teşkil etmektedir.” ifadelerini kullanmıştır.
Fidan, mutabakatın sabote edilmesine yönelik girişimlerin önlenmesi ve bölgesel barış ile güvenliğin korunması açısından ilgili tüm ülkelerin sağduyulu ve sorumlu bir tutum sergilemesinin büyük önem taşıdığını değerlendirmiş; Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde sürece başından beri destek verdiğini belirtmiştir.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da yaptığı paylaşımda, ABD ve İran arasında varılan uzlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını ve anlaşmanın kalıcı barışın sağlanmasına katkı sağlamasını temenni ettiklerini ifade etmiştir.
Katar Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasında, iki ülke arasındaki çözüme kavuşturulamayan meselelerin ele alınmasına ilişkin mutabakat zaptı üzerinde anlaşmaya varılmasını memnuniyetle karşıladığını bildirmiştir. Açıklamada, özellikle Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin güvence altına alınmasını da içeren mutabakatın, kalıcı barışın güçlendirilmesi ve bölgesel ile küresel ekonomik büyümenin desteklenmesi açısından önemli bir adım olduğu ifade edilmiştir. Katar, mutabakatın bölgede iş birliği, kalkınma ve refah için yeni fırsatlar oluşturacağını ve bölge halklarının ortak çıkarlarına hizmet edeceğini belirtmiştir.
BM Genel Sekreteri António Guterres, ABD ve İran’ın derhal ve kalıcı bir ateşkes, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve daha fazla müzakere için bir çerçeve sağlayan bir barış anlaşması üzerinde mutabakata vardıklarını duyurmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etmiştir. Açıklamada, müzakereleri desteklemede Pakistan, Katar, Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye ve diğer bölgesel ülkelerin oynadığı yapıcı rol için derin takdir belirtilmiştir.[73]
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, yaptığı yazılı açıklamada, “ABD ile İran arasında bugün bir anlaşmaya varılmasını memnuniyetle karşılıyorum. Bu, savaşı bitirmeye, bölgesel istikrarı sağlamaya ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya doğru atılmış çok önemli bir adımdır.” ifadelerini kullanmıştır.
Starmer, Pakistan ve Umman gibi arabulucular ile çözüme katkı sağlayan tarafları tebrik etmiş; teknik görüşmelere her türlü desteği vermeye hazır olduklarını, geçişlerin güvenliği için Fransa’yla birlikte uluslararası bir görev gücü oluşturma çabalarına liderlik ettiklerini belirtmiştir. Starmer ayrıca İran’ın nükleer programıyla ilgili taahhütlerini eksiksiz uygulamasının önemine değinmiş ve İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini ifade etmiştir.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını ve sürecin tüm taraflarca hızla ve eksiksiz uygulanması çağrısında bulunduğunu sosyal medya paylaşımında belirtmiştir. Macron, anlaşmanın Hürmüz Boğazı’nın acil ve koşulsuz biçimde yeniden açılmasına imkân tanıması gerektiğini, İngiltere ile birlikte kurulan uluslararası misyonun bu süreci desteklemeye hazır olduğunu ifade etmiştir. Macron, Fransa’nın Lübnan makamlarının devlet egemenliğini yeniden tesis etme çabalarına tam destek vermeyi sürdüreceğini de kaydetmiştir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ateşkes anlaşmasının Orta Doğu’da bir “yeni dönem” başlatabileceğini söylemiş ve anlaşma dolayısıyla Trump’ı övmüştür. Vance, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmayacağının güvenle söylenebileceğini ifade etmiş; enerji fiyatlarının düşmesini umduğunu ve gelecek hafta İsviçre’deki imza törenine katılmayı planladığını belirtmiştir.
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, olası mutabakat zaptına ilişkin ayrıntı verme talebi karşısında, daha fazla ayrıntının gelecekteki görüşmelere bırakılacağını ifade etmiştir. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, yaklaşan nükleer müzakereleri “yakından izleyeceğini” söylemiştir.
Al Jazeera. “Iran War Live: US, Tehran Confirm ‘Peace Deal’ Reached, Signing on Friday.” Al Jazeera Live Blog, 14 Haziran 2026. Erişim 15 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/14/iran-war-live-trump-says-deal-to-be-signed-today-as-tehran-urges-caution
Al Jazeera. “US-Iran to Sign a ‘Peace Deal’ on Friday: What We Know So Far.” Al Jazeera, 15 Haziran 2026. Erişim 15 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/6/15/us-iran-to-sign-a-peace-deal-on-friday-what-we-know-so-far
Al Jazeera. “US-Iran ‘Peace Deal’ Announced; Trump Says Strait of Hormuz Reopening.” Al Jazeera, 14 Haziran 2026. Erişim 15 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/6/14/us-iran-ceasefire-deal-announced-trump-says-strait-of-hormuz-reopening
Anadolu Ajansı. “ABD ve İran Arasındaki Anlaşmanın Resmi İmza Töreni Cuma Günü İsviçre’de Gerçekleştirilecek.” Anadolu Ajansı Live Blog. Erişim 15 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/abd-ve-iran-arasindaki-anlasmanin-resmi-imza-toreni-cuma-gunu-isvicrede-gerceklestirilecek/3900
Anadolu Ajansı. “Cumhurbaşkanı Erdoğan: Varılan Mutabakatı Sulh-u Sükûnun Hâkim Kılınması Adına Önemli Bir Gelişme Olarak Görüyorum.” Anadolu Ajansı. Erişim 15 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/cumhurbaskani-erdogan-varilan-mutabakati-sulh-u-sukunun-hakim-kilinmasi-adina-onemli-bir-gelisme-olarak-goruyorum/3966960
Axios. “U.S. and Iran Reach Deal to Extend Ceasefire and Open Strait.” Axios, 14 Haziran 2026. Erişim 15 Haziran 2026. https://www.axios.com/2026/06/14/us-iran-ceasefire-extended-hormuz-reopen-trump
CNN. “Trump and Iran Reach Agreement That Includes Opening Strait of Hormuz.” CNN, 14 Haziran 2026. Erişim 15 Haziran 2026. https://edition.cnn.com/2026/06/14/world/live-news/iran-war-trump-israel
The Guardian. “Pakistan PM Says Signing of Agreement – As It Happened.” The Guardian Live Blog, 14 Haziran 2026. Erişim 15 Haziran 2026. https://www.theguardian.com/world/live/2026/jun/14/iran-us-middle-east-crisis-donald-trump-peace-deal-strait-hormuz-open-pakistan-latest-news-updates?
The Guardian. “What Do We Know About the US-Iran Peace Deal – and What Questions Remain?” The Guardian, 15 Haziran 2026. Erişim 15 Haziran 2026. https://www.theguardian.com/world/2026/jun/15/us-iran-peace-deal-terms-details-conditions-explained-what-do-we-know-hormuz-lebanon-israel-nuclear
İran’ın Mehr Haber Ajansı, 15 Haziran 2026 tarihinde, Tahran ile Washington arasındaki 14 maddelik taslak mutabakat zaptına ilişkin ayrıntılar olarak nitelendirdiği bir metin yayımlamıştır. Söz konusu taslağın bağımsız olarak doğrulanmadığı; ne İranlı ne de ABD’li yetkililerin içeriğini kamuoyu önünde teyit etmediği belirtilmiştir.
Mehr’in aktardığı iddialara göre taslak; Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesiyle başlamakta, ABD’nin İran’ın iç işlerine karışmama ve İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğine saygı gösterme taahhüdünü içermektedir. Aynı iddialara göre Washington, 30 gün içinde deniz ablukasını kaldırmayı, İran çevresindeki kuvvetlerini geri çekmeyi ve Hürmüz Boğazı’nın “İran düzenlemeleri” çerçevesinde yeniden açılmasına izin vermeyi taahhüt edecektir.
Mehr, taslakta 24 milyar dolar tutarındaki dondurulmuş İran varlığının 60 günlük görüşmeler süresince serbest bırakılmasının; bu fonun yarısının müzakereler başlamadan önce kullanıma açılmasının öngörüldüğünü iddia etmiştir. Ajansa göre, gelecekteki müzakereler yalnızca zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti, zenginleştirme faaliyetleri, yaptırımların hafifletilmesi ve ekonomik yeniden imarla sınırlı tutulacak; İran’ın füze programı ile müttefik silahlı gruplara verdiği destek gündemin dışında bırakılacaktır.

Lübnan'da yıkılmış ve hasar görmüş binalar, 15 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Mehr’in iddialarına göre taslak, İran petrolü, petrokimya ürünleri ve ilgili ihracata yönelik yaptırımların askıya alınmasını ve Tahran’ın bu gelirlere tam erişimini öngörmekte; ABD ve müttefiklerinden İran için en az 300 milyar dolar değerinde yeniden imar planı sunmalarını talep etmektedir.
Taraflar ardından, İran’ın nükleer programını ve ABD’nin birincil ile ikincil yaptırımları, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) kaynaklı kısıtlamaları kaldırmasını kapsayan nihai bir anlaşmaya varmayı amaçlayan 60 günlük müzakere dönemine girecektir. Bu çerçevede İran’ın, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması kapsamındaki nükleer silah edinmeme taahhüdünü yinelediği; müzakere döneminde ABD’nin bölgeye ek kuvvet konuşlandırmaktan ve yeni yaptırım getirmekten kaçınacağı ileri sürülmüştür.
Mehr News, İran müzakere heyeti başkanının stratejik danışmanı Muhammedi’ye atfen, mutabakat zaptına ilişkin nihai kararın İran’da görüşülmekte olduğunu bildirmiş ve bir ses kaydına dayanan ek iddialar aktarmıştır. Muhammedi’nin iddialarına göre İran, Hürmüz Boğazı’nda emniyet, seyrüsefer ve güvenlik hizmetleri sunmakta ve bunlar için ücret tahsil etmektedir; bu ücretleri tahsil hakkının yalnızca İran ve Umman’a ait olduğu ve bu düzenlemenin herhangi bir anlaşma altında değişmeden kalacağı öne sürülmüştür.
Muhammedi’nin iddialarına göre taslağın ilk maddesi, İran ve Lübnan dâhil tüm cephelerde savaşın durdurulmasını; karşı tarafın yeni savaş veya askeri operasyon başlatmama taahhüdünü öngörmektedir. Bu iddialara göre ABD, söz konusu taahhüdü hem kendi adına hem de İsrail adına verecek; Muhammedi bunu, tarihte ilk kez İran’ın ABD’yi İsrail adına güvence vermeye mecbur bıraktığı biçiminde nitelendirmiştir.

Tahran sokaklarında günlük yaşam, 15 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Muhammedi, İran’ın taahhütlerinin karşılıklı olacağını; karşı taraf yükümlülüklerini yerine getirmezse İran’ın da getirmeyeceğini, boğazın kapalı kalacağını, müzakerelerin sonraki aşamasına geçilmeyeceğini ve gerekirse savaşa girilebileceğini iddia etmiştir. Aynı iddialara göre deniz ablukasının kaldırılması, anlaşmanın imzalanmasıyla derhal başlayacak ve 30 gün içinde deniz trafiği abluka öncesi düzeyine döndürülecektir. Muhammedi ayrıca, önerilen 300 milyar dolarlık fonun metinde “yeniden imar” terimiyle yer aldığını ve bunun savaşın yol açtığı zararların tazmini anlamına geldiğini öne sürmüştür.
Muhammedi’nin iddialarına göre ABD, nihai anlaşmada ilk kez birincil yaptırımları da kaldırmayı taahhüt etmiş ancak kapsamlı yaptırım hafifletmesi müzakerelerin ikinci aşamasına ulaşılmadan gerçekleşmeyecektir. Aynı iddialara göre karşı tarafın nükleer programa ilişkin talepleri yalnızca yüksek oranda zenginleştirilmiş malzemeyle sınırlandırılmış olup, seyreltme yöntemi tartışılmaktadır; seyreltilen malzemenin ülke içinde kalacağı ve gerektiğinde kısa sürede daha yüksek zenginleştirme düzeylerine geri döndürülebileceği ileri sürülmüştür. Muhammedi, ABD kuvvetlerinin 30 gün içinde İran çevresindeki bölgelerden çekilmesinin ve dondurulmuş varlıkların yarısının uygulamanın başında serbest bırakılmasının öngörüldüğünü iddia etmiştir.
Mehr tarafından yayımlanan içeriğin doğrulanmadığı ve taraflar resmi müzakerelere ilerledikçe değişebileceği kaydedilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump 15 Haziran'da, G7 Liderler Zirvesi için bulunduğu Fransa’da, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmesi sırasında, ön anlaşmaya atıfla “Anlaşmanın imzalandığını söylemekten çok mutluyum, anlaşma tamamen imzalandı.” ifadesini kullanmıştır.
Üst düzey bir ABD’li yetkili, düzenlediği telekonferansta, mutabakat zaptının ABD adına Başkan Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, İran tarafında ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik olarak imzalandığını açıklamıştır. Reuters ve AFP’ye konuşan ABD’li yetkililer de imzanın bu üç isim tarafından atıldığını aktarmıştır. Kalibaf, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ın İsrail ve ABD’ye karşı “tarihi direnişinin” ardından “nihai zafere doğru büyük bir adım” attığını yazmıştır.
ABD’li yetkili, mutabakatın gelecekteki müzakerelerin çerçevesini sunduğunu belirterek, İranlıların nükleer programları, nükleer silah üretmediklerinin doğrulanması ve bölgedeki radikalizm ile terörizme finansman sağlamamaları konularında iş birliği yaptıkları ölçüde dünya ekonomisine kabul edileceklerini ifade etmiştir. Yetkili, mutabakatın ayrıntılarının 24 ila 48 saat içinde kamuoyuna açıklanacağını kaydetmiştir.
Başkan Yardımcısı Vance, mutabakat metninin “yaklaşık bir buçuk sayfa” olduğunu ve “çok genel” bir belge niteliği taşıdığını; ayrıntıların gelecekteki teknik müzakerelerde belirleneceğini ifade etmiştir. Vance’e göre belgenin birinci paragrafında İran’ın “bölgesel barış ve istikrara” bağlanması yer almakta olup, bu durum “terör örgütlerinin” finansmanının durdurulmasını da kapsamaktadır; en önemli unsurun ise İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğine ilişkin doğrulanabilir bir taahhüt vermesi olduğu belirtilmiştir.
JD Vance aynı gün NBC News’e verdiği demeçte, anlaşma kapsamında nükleer denetçilerin (UAEA) İran’a “kesinlikle” geri döneceğini ve anlaşmanın temel unsurlarından birinin UAEA ile ABD’nin İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş stokunu imha etmesine yardımcı olması olduğunu söylemiştir.
Kıdemli bir İranlı yetkili, Reuters’a, ABD’nin İran’ın dondurulmuş varlıklarından 25 milyar doları serbest bırakmayı ve petrol yaptırımlarını belirli bir süreyle askıya almayı kabul ettiğini aktarmıştır. Vance ise bunu reddederek “Ne ABD’den ne de Körfez’deki müttefiklerimizden tek bir dolar bile yaptırım hafifletmesi veya varlıkların dondurulmasının kaldırılması olmadı.” demiştir.
Trump, ABD’nin İran’a 300 milyon dolar ödediği yönündeki haberleri “sahte haber” olarak nitelendirmiştir. Trump, Truth Social paylaşımında “İran, asla bir nükleer silaha sahip olmamayı kabul etti! Ayrıca, ABD’nin İran’a 300 milyon dolar ödediği haberi de Demokratlar tarafından uydurulmuş sahte bir haberdir.” ifadesini kullanmıştır. Trump’ın andığı “300 milyon” rakamının, diğer yönetim yetkilileri ile uluslararası basında yer alan çok daha yüksek “300 milyar” tutarıyla çelişip çelişmediğinin belirsiz olduğu kaydedilmiştir.
Vance, önerilen 300 milyar dolarlık fonun ABD vergi mükelleflerinden değil, bölgesel müttefiklerden karşılanacağını belirterek “Bu paranın tek bir kuruşu bile Amerika Birleşik Devletleri’nden gelmiyor.” demiştir. Vance’e göre Körfez Arap ülkeleri, ancak Tahran ekonomisini “yatırım yapılabilir” hâle getirir ve “normal bir ülke” gibi davranmaya başlarsa yatırım yapmayı tercih edebilecektir.
Üst düzey bir ABD’li yetkili, çok milyar dolarlık fonun diplomatik görüşmelerin bir parçası olduğunu ancak tüm mali ilerlemenin sıkı biçimde “performansa bağlı” olduğunu doğrulamıştır. Financial Times, fonun kurulmasının; 60 günlük ateşkes uzatımı ile Hürmüz Boğazı’nın tam olarak yeniden açılmasını içeren nihai bir uzlaşıya bağlı olduğunu ve sermayenin doğrudan hükümetler arası yardım yerine, İran piyasalarıyla ilgilenen özel şirketlere yönelik bir çerçeve üzerinden yönetilmesinin muhtemel olduğunu aktarmıştır.
Anadolu Ajansı’na göre üst düzey ABD’li yetkili, İran’ın taahhütlerine bağlı olduğunu göstermesi durumunda 300 milyar dolarlık dondurulmuş fonun kademeli olarak serbest bırakılacağını öne sürmüş; sürecin “güven inşası aşamasında” olduğunu ve performansa bağlı ilerleyeceğini belirtmiştir. Yetkili, Körfez ülkelerinin de bu fonlar konusunda Washington ile birlikte hareket edeceğini ifade etmiştir.
Trump, mutabakatın ardından ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasının derhal kaldırılması talimatını verdiğini bildirmiş ve sosyal medya hesabından “Çoğu petrol yüklü gemiler, Hürmüz Boğazı’ndan ayrılmaya başladı. Tamamen güvenli ve emniyetli olan güney ‘otoyolunu’ kullanıyorlar. Bunun dışında başka seyir rotaları da mevcuttur.” ifadesini kullanmıştır.
İran medyasına göre, ABD’nin ablukayı kaldırmasının ardından en az üç İran petrol tankeri ile iki kargo gemisi boğazdan geçiş yapmıştır. Yarı resmi Fars Haber Ajansı, ilk İran gemilerinin abluka bölgesinden sorunsuz geçtiğini; bir İran VLCC tankeri ile canlı hayvan taşıyan bir geminin İran limanlarına, petrol taşıyan bir tankerin ise Umman Denizi üzerinden ihraç limanına doğru hareket ettiğini aktarmıştır.
ABD’li yetkili, mutabakatın imzalanmasıyla Hürmüz Boğazı’nın derhal gemi trafiğine açılacağını ancak boğazın normal deniz trafiğine dönmesinin birkaç hafta içinde hemen mümkün olmayacağını, bununla birlikte trafiğin her geçen gün artmasının beklendiğini belirtmiştir. Trump, Cenevre’de gazetecilere yaptığı açıklamada boğazın 19 Haziran Cuma günü tamamen açılacağını yinelemiş ve bölgedeki mayınların büyük bölümünün etkisiz hale getirileceğini söylemiştir. Vance ise 60 günlük dönem boyunca boğazdan geçişlerde herhangi bir ücret alınmayacağını ifade etmiştir.

Tahran sokaklarında günlük yaşam, 15 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Trump, The New York Times’a verdiği demeçte, İran’ın ABD ile nihai bir nükleer anlaşmaya varamaması halinde Tahran’a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatacağını belirtmiştir. Trump, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini 20 yıl süreyle askıya alması meselesini müzakere ettiklerini, ancak 15 yıllık bir süreci de kabul edebileceğini; İran’ın kapasitesinin askerî amaçlara hizmet edemeyecek düşük düzeyde zenginleştirmeyle sınırlı tutulacağını aktarmıştır. Trump, yeni mutabakatın eski Başkan Barack Obama döneminde 2015’te imzalanan anlaşmadan daha iyi olduğunu savunmuştur.
Vance, CNBC’ye verdiği röportajda, İran’la müzakerelerde Washington’ın “tüm kozlara sahip olduğunu” öne sürmüş; anlaşmanın iki temel unsurunun Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran’ın hiçbir zaman nükleer silah geliştirmeyeceğine ilişkin uzun vadeli, doğrulanabilir bir taahhüt vermesi olduğunu belirtmiştir. Vance, Tahran’ın yükümlülüklerini yerine getirmesi hâlinde ekonomik yaptırımların ve diğer kısıtlamaların gevşetilebileceğini ifade etmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, mutabakat zaptına göre ABD’nin birincil ve ikincil yaptırımların tamamını kaldırmakla yükümlü olacağını; ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yaptırımları ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) kararlarının da kaldırılmasının öngörüldüğünü söylemiştir. Bekayi, bu başlıkların nükleer konularla birlikte imzanın ertesi gününden itibaren müzakere edilmeye başlanacağını ve 60 gün içinde nihai uzlaşıya bağlanacağını belirtmiştir.
Bekayi, İran’ın petrol, petrol türevleri ve petrokimya ürünlerinin satışına ilişkin kısıtlamaların mutabakatın cuma günü imzalanmasıyla derhal kaldırılmasının öngörüldüğünü; dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ile savaş zararlarının tazmininin mutabakatın iki temel unsuru olduğunu ifade etmiştir. Bekayi, çerçeve mutabakata rağmen ABD’ye karşı “derin bir güvensizliğin” devam ettiğini, Lübnan’daki savaşın sona erdirilmesinin ise mutabakatın ayrılmaz bir parçası olduğunu söylemiştir.
Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya, mutabakatın ilanından kısa süre sonra yaptıkları ortak açıklamada, İran’ın nükleer programına ilişkin açık ve doğrulanabilir adımlar atması hâlinde ilgili yaptırımları kaldırmaya hazır olduklarını yinelemiş; Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz biçimde yeniden açılmasının önemini vurgulamıştır. Açıklamada, ticari deniz taşımacılığına güvence sağlamak ve mayın temizleme faaliyetleri yürütmek amacıyla, anayasal gerekliliklere uygun, tamamen savunma amaçlı bir görevin gündeme gelebileceği belirtilmiştir.
15 Haziran tarihinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran-ABD mutabakat zaptının 19 Haziran Cuma günü imzalanacağını belirtmiş; mutabakatın tüm hükümleri doğru şekilde uygulanırsa ülke için “gurur verici bir belge” olarak değerlendirilebileceğini ifade etmiştir. Pezeşkiyan, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üyelerinin büyük çoğunluğunun mutabakat zaptına destek verdiğini, ancak nihai anlaşmanın henüz şekillenmediğini kaydetmiştir.
Aynı gün İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, mutabakatın uygulanmasından Washington yönetiminin sorumlu olduğunu belirterek İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının tamamen durdurulması gerektiğini söylemiş; Irak ve Mısır’a ateşkes çabaları dolayısıyla teşekkür etmiştir. Erakçi, cuma günü İsviçre’de müzakere ekiplerinin başkanları arasında bir görüşmenin gerçekleşebileceğini ve müzakerelerin ilk turunun resmî imzaların atılmasından sonra başlayacağını ifade etmiştir.
İran Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, “İran halkının çıkarlarını sağlayan her türlü mutabakat ve anlaşmayı destekleyeceğiz.” demiş; düşmanın taahhütlerini yerine getirmemesi hâlinde bölgedeki askerî durumun hızla anlaşma öncesi hâline döndürüleceğini belirtmiştir.
Garibabadi, çerçeve anlaşmaya ulaşmak için Katarlı arabulucuların Tahran’da yaklaşık 14-15 saat süren görüşmeler yürüttüğünü aktarmıştır. İran’ın üst düzey askeri komutası Hatemü’l-Enbiya Merkez Karargâhı, İran’ın müttefikleriyle birlikte ABD ve İsrail’e “yenilgiyi ve teslimiyeti kabul etmekten başka seçenek bırakmadığını” ileri sürmüştür. İran Dışişleri Bakanlığı ise Tahran’ın ABD’ye karşı “derin güvensizliğini” sürdürdüğünü ve anlaşmanın “yalnızca gerginliği azaltmaya yönelik bir adım” olduğunu belirtmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, mutabakata ilişkin ilk açıklamasında, kendisi ile Trump’ın “her zaman aynı görüşte olmadıklarını” söylemiş; İsrail kuvvetlerinin gerekli görüldüğü sürece Lübnan’ın güneyini işgal etmeyi sürdüreceğini belirtmiştir. Netanyahu daha sonra düzenlediği basın toplantısında, Tahran yönetiminin devrilmesini bir savaş hedefi olarak belirlemediğini ileri sürmüş; ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan’ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini, kendisi başbakan olduğu sürece İran’ın anlaşmayla veya anlaşmasız nükleer silaha sahip olamayacağını savunmuş ve yapılacak seçimlerde yeniden aday olacağını kaydetmiştir.

Lübnan'da yıkılmış ve hasar görmüş binalar, 15 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Mutabakata İsrail içinde tepkiler artmıştır. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, “Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz. İsrail, ABD’nin bir sömürgesi (tebaası) değil.” ifadesini kullanmış ve Hizbullah’ın tamamen dağıtılmasından daha azına razı olunmaması gerektiğini savunmuştur. Maliye Bakanı Bezalel Smotriç mutabakatı “kötü” olarak nitelendirmiş; Savunma Bakanı Yisrael Katz ise İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde, Suriye ve Gazze’de işgal ettiği bölgelerde ucu açık bir süreyle kalmaya devam edeceğini açıklamıştır.
ABD’li yetkililer, Lübnan’ın ateşkes çerçevesi kapsamında olduğunu, ancak İsrail kuvvetlerinin Lübnan topraklarından çekilmesinin anlaşmanın bir koşulu olmadığını; İsrail’in meşru müdafaa hakkını koruyacağını belirtmiştir.
Ateşkese ve mutabakata rağmen İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları sürmüştür. 17 Nisan’da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen düzenlenen saldırılarda; Kefertebnit ve Yukarı Nebatiye beldeleri hava ve topçu ateşiyle hedef alınmış, Press TV muhabiri gazeteci Hadi Hoteit bir topçu saldırısında yaralanmış, Nebatiye’ye bağlı Kefr Tebnit yakınlarında bir aracın hedef alındığı İHA saldırısında aracın şoförü hayatını kaybetmiştir. İsrail topçu birlikleri daha sonra Reyhan, Secid ve Mahmudiye beldelerini de hedef almıştır.
Hizbullah, Lübnan’ın güneyinde karşılıklı ateş açmayı sürdürmüş; iki taraf da güneydeki saldırıların sorumluluğunu üstlenmiştir. İsrail Savunma Kuvvetleri, “teröristleri” hedef aldığını belirttiği saldırılarda dört kişinin öldüğünü doğrulamıştır.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, mutabakatın bölgedeki askerî faaliyetlerin durdurulmasına ilişkin unsurlar içerdiğini ve bunun Lübnan’ı da kapsadığını belirterek anlaşmayı memnuniyetle karşılamıştır. Hizbullah da mutabakatı memnuniyetle karşılamış; mutabakatta elde edilen kazanımların İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesi, esirlerin serbest bırakılması, yerinden edilenlerin dönüşü ve yeniden imar için bir başlangıç niteliği taşıdığını ifade etmiştir.
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile İran Dışişleri Bakanı Erakçi, telefon görüşmesinde mutabakatın maddelerini ele almış; Erakçi, Lübnan’daki savaşın sona erdirilmesine ilişkin maddenin anlaşmanın yürürlüğe girdiği ilk günden itibaren ve 60 günlük müzakere süreci boyunca eksiksiz uygulanmasının zorunlu olduğunu, anlaşmaya uyulmasının sağlanmasından ABD ile mutabakatın garantörü olan tarafların sorumlu olduğunu vurgulamıştır.
Üst düzey bir ABD’li yetkili, mutabakat zaptının 19 Haziran Cuma günü imzalanmasının ardından başlaması beklenen 60 günlük müzakere sürecinde Amerikan ordusunun Orta Doğu’da kalmaya devam edeceğini ancak müzakerelerde olumlu ilerleme görülmesinin ardından bölgedeki askeri varlığın azaltılmaya başlanacağını belirtmiştir. Açıklamaya göre ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) bünyesinde yaklaşık 50 bin Amerikan askeri, üç uçak gemisi ve 200’den fazla uçak bölgede bulunmaktadır.
Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Mısır ve Birleşmiş Milletler ile uluslararası ortaklara teşekkür etmiş; 19 Haziran’da Cenevre’de yapılacak imza törenini beklediklerini ifade etmiştir. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Ulusal Meclis’teki konuşmasında 3 ay 16 gün süren yoğun çabaların ardından yeni bir dönemin başladığını vurgulamış; süreçteki “liderliği ve iş birliği” dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, ayrıca Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile diğer ülkelere teşekkürlerini iletmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşın “İsrail’in tahrikleriyle 28 Şubat’ta” başladığını belirterek mutabakatla “çok önemli bir adım” atıldığını, “diken üstündeki bölgenin rahat bir nefes aldığını” ifade etmiştir. Erdoğan, kardeşi kardeşe kırdırma planlarının amacına ulaşmadığını, Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığını belirtmiş; Türkiye’nin de katkılarıyla varılan mutabakatın bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesisine giden yolu açmasını ümit ettiğini kaydetmiştir.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, önceliğin anlaşmanın tüm taraflarca eksiksiz uygulanması olduğunu belirtmiş; Hürmüz Boğazı’nın herhangi bir ücretlendirmeye tabi olmaksızın yeniden açılması gerektiğini vurgulamış ve Avrupa’nın enerji bağımlılıklarını çeşitlendirerek boğaza olan bağımlılığını azaltması gerektiği uyarısında bulunmuştur. AB Konseyi Başkanı António Costa, “Bu maliyetli savaşın sona ermesini ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün tamamen yeniden tesis edilmesini sabırsızlıkla bekliyorum.” ifadesini kullanmıştır. AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise Birliğin nükleer müzakereler konusunda destek sunmaya hazır olduğunu belirtmiştir.
Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya liderleri, ortak açıklamada mutabakatı tebrik etmiş; Hürmüz Boğazı’nın acilen ve koşulsuz açılmasının önemini vurgulayarak İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yinelemiştir. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, mutabakatın kararlılıkla uygulanmasını talep etmiş ve mutabakatın Lübnan’da da geçerliliğini koruması gerektiğini belirtmiştir.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, mutabakatın hayata geçirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin barışçıl biçimde sağlanması için G7 ülkeleri olarak her şeyi yapacaklarını belirtmiş; İngiltere ile öncülük ettikleri geçici deniz misyonuna yaklaşık 20 ülkenin katkı sunduğunu, gerekmesi hâlinde Fransız amiral gemisi Charles de Gaulle ve beraberindeki grubun birkaç gün içinde boğazın güvenliği için konuşlandırılabileceğini ifade etmiştir. Macron, İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun ya üçüncü bir ülkeye çıkarılması ya da seyreltilerek UAEA gözetimine alınması gerektiğini savunmuştur.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, mutabakatı “savaşın bir başarısızlık olduğunun göstergesi” olarak değerlendirmiş; savaşın çoğu sivil olmak üzere 7 bin 400’den fazla ölüme ve geniş çaplı yıkıma yol açtığını belirtmiştir.
Suudi Arabistan, Mısır ve Kuveyt, mutabakatı memnuniyetle karşıladığını duyurmuş; Suudi Arabistan ile Ürdün, Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin ve seyrüsefer serbestisinin 28 Şubat öncesindeki durumuna yeniden kavuşturulmasının önemini vurgulamıştır. Arap Birliği, Körfez İşbirliği Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı, Ürdün ve Filistin de mutabakatı memnuniyetle karşılamıştır.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Cien, mutabakat zaptının metni üzerinde anlaşmaya varılmasını memnuniyetle karşıladıklarını ve Pakistan’ın arabuluculuk çabasını takdir ettiklerini belirtmiştir. Ayrıca Ermenistan, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Hindistan, Bangladeş, Kanada, Irak, Güney Kore, Endonezya, Malezya, Finlandiya, İsveç, Norveç, Danimarka ve Slovenya da mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını açıklamıştır.

Tahran sokaklarında günlük yaşam, 15 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
ABD Senatosu üyeleri, mutabakata ilişkin daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulduğunu belirterek Beyaz Saray’dan ayrıntı talep etmiştir. Senato Cumhuriyetçi Çoğunluk Lideri John Thune, mutabakat hakkında yeterince bilgisi olmadığını ifade etmiş; Senatör Thom Tillis, “Eğer bu gizli bir anlaşmaysa, bunu nasıl ciddiye alabilirim?” demiştir.
Senatör John Kennedy, nihai belgeyi görmeden değerlendirme yapmanın zor olacağını belirtmiş; Senatör Lindsey Graham, mutabakatın “mimarı” olarak nitelendirdiği JD Vance’in konuyu yetkililere sunmasını istediğini kaydetmiştir. Demokrat Senatör Tim Kaine ise savaşın sona ermesini olumlu bulduğunu, ancak daha fazla ayrıntı duymak istediğini aktarmıştır.
17 Haziran tarihinde Fransa’nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 Liderler Zirvesi kapsamında devlet ve hükümet başkanları, jeopolitik meselelere ilişkin ortak bildiri imzalamıştır.
Bildiride, ABD ile İran arasında açıklanan anlaşmadan memnuniyet duyulduğu belirtilerek, “Başkan Donald Trump’ın kararlı liderliği ve aracı ülkelerin desteğiyle varılan anlaşma, İran’ın nükleer silahı elde etmesini engellemek ve onun bölgesel ve balistik faaliyetlerine bağlı tehditlerle mücadele etmek için tarihî bir fırsat sunuyor.” değerlendirmesine yer verilmiştir.
Bildiride, Fransa ve İngiltere tarafından yürütülen çok uluslu ve bağımsız savunma girişiminin, ticari deniz taşımacılığını yeniden canlandırmak için Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini korumak ve tüm mayınların kaldırılmasının doğrulanmasına destek vermek konusunda önemli bir rol oynayabileceği konusunda mutabık kalındığı kaydedilmiş; İran’ın asla nükleer silah elde edememesi gerektiği ve Lübnan’da sağlam ve derhal bir ateşkesin sağlanması beklentisi belirtilmiştir. Bildiride ayrıca Gazze Şeridi’nde insani yardımın ve yeniden inşanın hızlandırılacağı ve Batı Şeria’daki şiddete son verilmesi çağrısı yapılmıştır.
Al Jazeera. “Iran War Live: Vance Says IAEA to Return to Iran, No Tolls in Hormuz Strait.” Al Jazeera Live Blog. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/16/iran-war-live-trump-says-mou-with-tehran-signed-electronically
Anadolu Agency. “Trump Dismisses Iran Payout Claims as Vance Points to $300B Gulf-Led Fund.” Anadolu Agency. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/en/americas/trump-dismisses-iran-payout-claims-as-vance-points-to-300b-gulf-led-fund/3968129
Anadolu Ajansı. “ABD Başkan Yardımcısı Vance, Tahran’la Müzakerelerde Washington’ın Tüm Kozlara Sahip Olduğunu Öne Sürdü.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskan-yardimcisi-vance-tahranla-muzakerelerde-washingtonin-tum-kozlara-sahip-oldugunu-one-surdu/3967765
Anadolu Ajansı. “ABD Başkan Yardımcısı Vance, İran’la Mutabakatın Yalnızca Geniş Bir Çerçeve Sağladığını Söyledi.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskan-yardimcisi-vance-iranla-mutabakatin-yalnizca-genis-bir-cerceve-sagladigini-soyledi/3968109
Anadolu Ajansı. “ABD ve İran Arasındaki Mutabakat, Tahran Sokaklarında İyimserlik Havası Estirdi.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-ve-iran-arasindaki-mutabakat-tahran-sokaklarinda-iyimserlik-havasi-estirdi/3967687
Anadolu Ajansı. “ABD-İran Mutabakatındaki Bazı Konulara İlişkin Belirsizlik Sürüyor.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-iran-mutabakatindaki-bazi-konulara-iliskin-belirsizlik-suruyor/3967481
Anadolu Ajansı. “ABD’li Senatörler, ABD-İran Mutabakatı ile İlgili Ayrıntı Talep Etti.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdli-senatorler-abd-iran-mutabakati-ile-ilgili-ayrinti-talep-etti/3968261
Anadolu Ajansı. “ABD’li Yetkili: Mutabakat Zaptı, Trump ve Vance ile Kalibaf Tarafından İmzalandı.” Anadolu Ajansı Live Blog. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/abdli-yetkili-mutabakat-zapti-trump-ve-vance-ile-kalibaf-tarafindan-imzalandi/3900
Anadolu Ajansı. “Almanya Başbakanı Merz, İran-ABD Mutabakatının Kararlılıkla Uygulanmasını İstedi.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/almanya-basbakani-merz-iran-abd-mutabakatinin-kararlilikla-uygulanmasini-istedi/3967811
Anadolu Ajansı. “Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bizim de Katkılarımızla Varılan Mutabakattan Tüm İnsanlık Adına Memnuniyet Duyuyoruz.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/cumhurbaskani-erdogan-bizim-de-katkilarimizla-varilan-mutabakattan-tum-insanlik-adina-memnuniyet-duyuyoruz/3967633
Anadolu Ajansı. “Lübnan Cumhurbaşkanı Avn ile İran Dışişleri Bakanı Erakçi, İran-ABD Mutabakatını Görüştü.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/lubnan-cumhurbaskani-avn-ile-iran-disisleri-bakani-erakci-iran-abd-mutabakatini-gorustu/3968018
Anadolu Ajansı. “Netanyahu, Tahran Yönetiminin Devrilmesini Savaş Hedefi Olarak Belirlemediğini İleri Sürdü.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/netanyahu-tahran-yonetiminin-devrilmesini-savas-hedefi-olarak-belirlemedigini-ileri-surdu/3968070
Anadolu Ajansı. “İnfografik.” Anadolu Ajansı İnfografik. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/52388
Anadolu Ajansı. “İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi, ABD ile Anlaşmaya Varıldığını Doğruladı.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-disisleri-bakan-yardimcisi-garibabadi-abd-ile-anlasmaya-varildigini-dogruladi/3966933
Anadolu Ajansı. “İran Medyası: İran Gemileri Mutabakatın Ardından Abluka Bölgesinden Sorunsuz Bir Şekilde Geçti.” Anadolu Ajansı Live Blog. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/iran-medyasi-iran-gemileri-mutabakatin-ardindan-abluka-bolgesinden-sorunsuz-bir-sekilde-gecti-/3977
Anadolu Ajansı. “İran: Lübnan’daki Savaşın Sona Erdirilmesi, ABD ile Mutabakatın Ayrılmaz Bir Parçası.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-lubnandaki-savasin-sona-erdirilmesi-abd-ile-mutabakatin-ayrilmaz-bir-parcasi/3967609
Anadolu Ajansı. “İsrailli Bakan Ben-Gvir: Trump’ın Anlaşması Bizi Bağlamaz, ABD’nin Sömürgesi Değiliz.” Anadolu Ajansı. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilli-bakan-ben-gvir-trumpin-anlasmasi-bizi-baglamaz-abdnin-somurgesi-degiliz/3967109
Associated Press. “Initial Deal to End US-Iran War Moves Toward Formal Signing Despite Lingering Questions.” Associated Press. Erişim 16 Haziran 2026. https://apnews.com/article/iran-us-war-oil-june-15-2026-77406473da38c6c126818610a219dc20
BBC News. “Trump May Release US-Iran Deal Before Friday, Vance Says.” BBC News. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.bbc.com/news/articles/ce8mv6l6eezo
CNN. “June 15, 2026 — Trump and Vance Virtually Sign US-Iran Agreement.” CNN Live Updates. Erişim 16 Haziran 2026. https://edition.cnn.com/2026/06/15/world/live-news/iran-war-g7-summit
Iran International. “Iran Media Publish Purported Details of Iran-US Draft Agreement.” Iran International. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.iranintl.com/en/202606141204
Mehr News Agency. “Final Decision on MoU Btw Iran-US under Discussion in Iran.” Mehr News Agency. Erişim 16 Haziran 2026. https://en.mehrnews.com/news/245332/Final-decision-on-MoU-btw-Iran-US-under-discussion-in-Iran
Mehr News Agency. “What Do We Know About Details of Anticipated Iran-US MoU?” Mehr News Agency. Erişim 16 Haziran 2026. https://en.mehrnews.com/news/245284/What-do-we-know-about-details-of-anticipated-Iran-US-MoU
Reuters. “US and Iran Sign Ceasefire Agreement, Details Remain Unclear.” Reuters. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.reuters.com/world/asia-pacific/iran-us-agree-halt-war-reopen-hormuz-sending-oil-prices-tumbling-2026-06-15/
i24NEWS. “Iranian Media Claims New Details of 14-Point US-Iran Draft Agreement.” i24NEWS. Erişim 16 Haziran 2026. https://www.i24news.tv/en/news/middle-east/iran-eastern-states/artc-iranian-media-claims-new-details-of-14-point-us-iran-draft-agreement
İran medyası, 17 Haziran’da, taraflar arasında varılan anlaşma gereği mutabakat metninin imza sonrasında kamuoyuyla paylaşılacağını aktarmıştır. Müzakere heyetine yakın bir kaynak, Bloomberg tarafından “İran ile ABD arasındaki mutabakatın tam metni” olarak yayımlanan metinde bazı eksiklerin bulunduğunu, özellikle birinci madde ile Hürmüz Boğazı’na ilişkin maddenin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, imza töreninin erteleneceği yönündeki iddialar hakkında “İsviçre’deki toplantıya ilişkin programımızda herhangi bir değişiklik söz konusu değil.” demiş; mutabakat zaptının iki ülke lideri tarafından imzalanması fikrinin inceleme aşamasında olduğunu belirtmiştir.
Trump, ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptını imzalıyor, 18 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Haziran gecesi, ABD ve İran’ın “İslamabad Mutabakat Anlaşması”nı iki ülkenin başkanları tarafından elektronik olarak imzaladığını açıklamıştır. Şerif, anlaşmanın derhal yürürlüğe gireceğini, ilk adım olarak İran’ın Hürmüz Boğazı’nı derhal yeniden açacağını ve ABD’nin deniz ablukasını derhal kaldıracağını belirtmiş; İran lideri Mücteba Hamaney, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Kalibaf ve Erakçi ile Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır liderlerine teşekkür etmiştir Şerif daha sonra sosyal medyadaki ilk paylaşımını silmiş ve güncellenen paylaşımında cuma günü yapılacak resmi imza törenine ilişkin ifadeleri çıkarmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, mutabakat zaptını, G7 Zirvesi’nin ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendisi onuruna Versay Sarayı’nda verdiği akşam yemeğinde imzalamıştır. Beyaz Saray imzayı doğrulamış; Trump, Versay’dan ayrılırken “İmzalandı. Versay’da imzaladım.” demiştir. İmza anına ilişkin görüntülerde Trump’ın belgeyi imzalamadan önce “Bu kolay olmadı.” dediği görülmüştür.
Bekayi, mutabakat zaptının iki ülkenin cumhurbaşkanları Mesud Pezeşkiyan ve Trump tarafından dijital ortamda imzalanmasının ardından yürürlüğe girdiğini bildirmiştir.
Bekayi, imza yönteminin İsviçre’deki yüz yüze görüşmeden dijital imzaya çevrilmesine ilişkin “Son 24 saat içinde yapılan istişarelerin ardından mutabakat zaptının iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından fiziksel olarak bulunmalarına gerek kalmadan imzalanmasının daha iyi olduğu sonucuna vardık.” demiş; bu kararın nedenlerinden birinin, anlaşmanın liderler tarafından doğrudan imzalanması durumunda ihlal edilmesinin siyasi maliyetinin daha yüksek olacağının düşünülmesi olduğunu ifade etmiştir.
Dijital imza nedeniyle cuma günü İsviçre’de bir imza töreni yapılmayacağı belirtilmiş ancak müzakere heyetlerinin uygulamaya ilişkin görüşmeler için Bürgenstock’ta bir araya gelmesi planlanmıştır. İsviçre Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İran ile arabulucular Pakistan ve Katar’ın cuma günü Bürgenstock’ta toplanmasının öngörüldüğünü doğrulamıştır.
Üst düzey bir ABD’li yetkili, 17 Haziran’da düzenlediği telekonferansta, ABD ile İran arasında varılan ve nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngören 14 maddelik mutabakat metnini ilk kez kamuoyuyla paylaşmıştır. Yetkilinin okuduğu metne göre maddeler şöyledir:
"1- ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etmek, bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmamayı taahhüt etmek, birbirlerine karşı güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmak ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına almak amacıyla bu mutabakat zaptını imzalamaktadırlar. Nihai anlaşma, Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir.
2- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmamayı taahhüt ederler.
3- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmayı müzakere edip sonuçlandırmayı taahhüt eder, bu süre, karşılıklı rıza ile uzatılabilir.
4- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ABD, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik deniz ablukasını ve her türlü engellemeyi veya aksaklığı kaldırmaya başlayacak ve deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirecektir. Bu süre zarfında, gemilerin trafiği, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yeniden tesis edilen savaş öncesi trafik hacmine orantılı olacaktır. ABD ayrıca, nihai anlaşmanın imzalanmasından sonraki 30 gün içinde İran İslam Cumhuriyeti sınırları yakınındaki kuvvetlerini geri çekmeyi taahhüt eder.
5- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin İran Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve tersi yönde, yalnızca 60 gün süreyle, ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapabilmeleri için elinden gelen tüm çabayı göstererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır. Ticari gemilerin trafiği derhal başlayacak ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından teknik ve askeri engellerin kaldırılması ve mayın temizliği gerekliliği göz önünde bulundurularak, bu düzenlemeler 30 gün içinde yürürlüğe girecektir. İran İslam Cumhuriyeti, geçerli uluslararası hukuk ve Hürmüz Boğazı kıyı devletlerinin egemenlik hakları çerçevesinde, diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşerek Hürmüz Boğazı'ndaki gelecekteki idare ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman Sultanlığı ile diyalog kuracaktır.
6- ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti'nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar ABD doları tutarında, kesin ve karşılıklı olarak mutabık kalınan bir plan hazırlamayı taahhüt etmektedir. Bu planın uygulanmasına yönelik mekanizma, 60 gün içinde imzalanacak nihai anlaşmanın bir parçası olarak kesinleştirilecektir. İlgili finansal işlemler için gerekli olan tüm lisanslar, muafiyetler ve izinler ABD tarafından verilecektir.
7- ABD, nihai anlaşmanın bir parçası olarak, üzerinde mutabık kalınan bir takvime göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararları, tüm tek taraflı ABD yaptırımları, birincil ve ikincil yaptırımlar dahil olmak üzere kaldırmayı taahhüt eder. İran İslam Cumhuriyeti ve ABD, yukarıda bahsedilen yaptırımların kaldırılması konusunun kritik önemini kabul eder ve bu konularda karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu meseleleri derhal ele alma niyetlerini ifade ederler.
8- İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit etmektedir. ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, yedinci paragrafta belirtilen takvime uygun olarak karşılıklı olarak mutabık kalınacak bir mekanizma çerçevesinde, zenginleştirilmiş malzeme stoklarının imhasını, UAEA gözetimi altında yerinde seyreltme yoluyla gerçekleştirilecek asgari yöntemle çözüme kavuşturmak üzere anlaşmışlardır. Taraflar ayrıca, nihai anlaşmada üzerinde mutabık kalınacak tatmin edici bir çerçeve temelinde, zenginleştirme meselesini ve İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili diğer karşılıklı olarak kararlaştırılan konuları görüşmeyi kabul etmişlerdir. Nihai anlaşma, bu paragrafın hükümlerini teyit edecek ve İran İslam Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen nükleer meselelerin hayati önemini kabul edecektir. Taraflar, bu meseleler üzerinde karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu konuları derhal ele alma niyetlerini ifade etmektedirler.
9- Nihai anlaşma imzalanana kadar, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti mevcut durumu korumayı kabul ederler. İran İslam Cumhuriyeti nükleer programının mevcut durumunu koruyacak, ABD ise herhangi bir yeni yaptırım uygulamayacak ve bölgeye ilave asker konuşlandırmayacaktır.
10- ABD, bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların sona ermesine kadar, ABD Hazine Bakanlığının İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ile bankacılık işlemleri, sigortacılık, nakliye vb. dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.
11- ABD, bu mutabakat zaptının yürürlüğe girmesiyle birlikte İran İslam Cumhuriyeti'ne ait dondurulmuş veya kısıtlanmış fon ve varlıkların kullanımına tam olarak açılmasını taahhüt eder. ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, müzakereler sırasında bu fonların serbest bırakılmasına ilişkin usuller üzerinde karşılıklı olarak mutabık kalacaktır. Bu fonlar, ister asıl hesaptan ister havale yoluyla elde edilsin, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai lehtara yapılacak ödemeler için tam olarak kullanılabilir hale getirilecektir. ABD, buna uygun olarak gerekli tüm lisans ve izinleri vermeyi taahhüt eder.
12- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, bu mutabakat zaptının başarılı bir şekilde uygulanmasını ve nihai anlaşmaya gelecekte uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizmasının kurulacağı konusunda mutabık kalmışlardır.
13- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından, bu mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. paragraflarının uygulanmaya başlanması ve bu tedbirlerin uygulanmaya devam edilmesi koşuluyla, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, nihai anlaşma konusunda münhasıran diğer paragraflar üzerinde müzakerelere başlayacaktır.
14- Nihai anlaşma, bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanacaktır."
ABD’li yetkili, metni okuduktan sonra, İran’ın bu mutabakatla nükleer silaha sahip olmayacağını kabul ettiğini; Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını; nükleer stokların imhası ile İran’ın 300 milyar dolarlık dondurulmuş fonlarının serbest bırakılması süreçlerinin derhal müzakereye açılacağını ifade etmiştir.
Trump, Fransa’da Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmesinde, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmayacağını söyleyerek anlaşmayı “çok güçlü” olarak nitelendirmiş; piyasaların yükseldiğini ve petrol fiyatlarının düştüğünü belirtmiştir. ABD’nin İran’a para ödeyeceği iddialarına Trump, “Kimseye yatırım için izin verilmedi. Hayır, yatırım yapmıyoruz. Ortaya 10 cent bile koymuyoruz.” yanıtını vermiştir. Trump, mutabakata uymaması hâlinde İran için “Bunu beğenmezsem geri dönüp onları vurmaya, başlarına bomba atmaya devam ederim.” ifadesini kullanmıştır. Sisi ise İran ile varılan anlaşma için Trump’a teşekkür etmiştir.
Trump, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüşmesinde mutabakatın “iki paragraflık basit bir metin” olmadığını, İran’la gerilimin yıllar önce General Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle başladığını söylemiştir. Modi ise mutabakattan memnuniyet duyduğunu, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının küresel ekonomi için kritik olduğunu belirtmiş ve ABD’nin Umman açıklarındaki gemilere saldırılarında ölen Hint denizcileri anımsatmıştır.
Trump, G7 Zirvesi’nden ayrılmadan önceki basın toplantısında, mutabakatın yarın ya da ertesi gün imzalanacağını ve “Eğer 60 gün içinde sonuç alınmazsa, sorun değil, (İran’ı) bombalamaya geri döneriz.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükûmetini Lübnan’a yönelik saldırılar nedeniyle eleştirmiş; Netanyahu’nun “aslında iyi bir adam” olduğunu ancak “İki insansız hava aracı çöle doğru vurulup zararsız bir şekilde yere düştüğünde, Beyrut’taki binaları yıkmaya gerek yok.” diyerek İsrail’in Lübnan konusunda “iyi bir iş çıkarmadığını” ifade etmiştir. Trump, ABD’yi “büyük ortak”, İsrail’i ise “çok küçük bir ortak” olarak nitelendirmiştir.
Trump, İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun imhasına ilişkin teknik görüşmelere derhal başlanacağını; Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin kademeli olarak arttığını ve birkaç hafta içinde normale dönmesini beklediklerini söylemiştir. Trump ayrıca İran’ın 300 milyar dolarlık dondurulmuş fonlarına ilişkin “Bu fonlar, ancak onlar doğru şekilde hareket ederlerse serbest bırakılacak.” demiş; paranın İran’a ait olduğunu, “Sanırım parayı geri vermek zorunda kalacağız. Eğer geri vermezsek, kimse bir daha dolara yatırım yapmaz.” ifadesini kullanmıştır. Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, özellikle Çin’in süreçte İran’a silah göndermemesi dolayısıyla teşekkür etmiştir.
Trump, Paris’te havalimanında yaptığı açıklamada, imzanın 48 saat içinde tamamlanmasını öngördüğünü; İran’ın sınırlı sayıda balistik füzeye sahip olmasının kendisini rahatsız etmeyeceğini belirterek “Balistik füzeler, nükleer silahlarla aynı şey değil; Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler bunlara sahipse, nispi orantı içinde bakıldığında bunun (İran’da da olmasının) sorun olmadığını söyleyebilirim.” demiştir.
İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, devlet televizyonuna verdiği röportajda, ABD ve İsrail’in savaşın başında belirlediği dokuz hedefe ulaşmasına izin vermediklerini belirterek “ABD ve Siyonist rejimi yendik.” demiştir. Kalibaf, müzakereler sırasında Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan iki düşman fırkateyninin vurulduğunu ve düşman uçaklarının kalktığı havalimanlarının hedef alındığını öne sürmüş; “Benim işim diplomasi değil, ben bir savaşçıyım… Savaşı kazandık ve kazanımlar müzakerelerde şekillenecektir.” ifadesini kullanmıştır.
Kalibaf, ayrıca Hürmüz Boğazı’nın bundan böyle savaş öncesi statüsüne dönmeyeceğini, uluslararası kurallar çerçevesinde sunulacak hizmetler karşılığında gemilerden ücret alınacağını söylemiştir. Kalibaf, metinde İran’a ödenecek 300 milyar dolar savaş tazminatının “yeniden imar ve ekonomik kalkınma” ifadeleriyle yer aldığını belirterek, üstlenilen her yükümlülüğün “adım karşılığında adım” ilkesi temelinde kabul edildiğini ve 13. maddenin bu esasa göre düzenlendiğini; ABD yükümlülüklerini yerine getirmezse İran’ın da adım atmayacağını kaydetmiştir.
Bekayi, imzanın ardından İran’ın ABD’nin uyumunu “hiçbir hoşgörü göstermeden” izleyeceğini ve Washington yükümlülüklerinden kaçarsa İran’ın da taahhütlerini yerine getirmeyeceğini söylemiştir. Bekayi, 60 günlük süreçte İran’ın nükleer programı ile yaptırımların kaldırılmasının görüşüleceğini, ancak füze programının masada olmayacağını belirterek “İran’ın füzeleri yalnızca ateşlenmek içindir, müzakere için değil.” demiştir. Bekayi, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu yurt dışına göndermeyeceğini, seyreltmenin ise “diğer olasılıkların kapısını kapatmak için bir seçenek olarak” sunulduğunu ifade etmiştir.
Müzakere heyeti başkanı Kalibaf, yarı resmi Fars ajansına, ABD’nin İran’la hedeflerine ulaşamadığını belirterek “Anlaşma, ABD’nin başarısızlığının bir kaydıdır. İnsanlar bunu görecek ve yargılayacak.” demiştir.
İran’ın Press TV kanalına göre, Tahran ve Washington’ın mutabakat metnini pazar günü sonuçlandırmasından 18 Haziran 2026 sabahına kadar 11 İran gemisi ABD deniz ablukasını geçerek seyretmiştir. Bandar Abbas’tan haber veren bir Al Jazeera muhabiri, İran’ın boğaza ilişkin söyleminin değiştiğini; daha önce boğazın yalnızca dost ülkelere açık olduğunu söyleyen Tahran’ın, artık Umman ile koordineli yeni bir usul uygulanacağını ve “geçiş ücreti” yerine “hizmet ücreti” alınacağını ifade ettiğini aktarmıştır. Aynı kaynağa göre 60 günlük süre boyunca herhangi bir ücret alınmayacaktır.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Hürmüz Boğazı’nda olası bir mayın temizleme görevine hazırlık amacıyla Kızıldeniz’e iki gemi (mayın avlama gemisi Fulda ve ikmal gemisi Mosel) gönderdiklerini açıklamış; herhangi bir mayın temizleme operasyonuna katılım için İran ve Umman’ın onayının gerekeceğini belirtmiştir.
İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotriç, Kanal 14 televizyonuna, ABD-İran mutabakatına rağmen Tahran yönetimini devirmeye çalışacaklarını söylemiş; mutabakatın İsrail için “kötü” olduğunu belirterek “Lübnan’dan çekilme olmayacak. Ne cuma günü ne de ondan sonra. Hizbullah silahsızlandırılmadığı sürece… orada kalacağız.” ifadesini kullanmıştır. Smotriç ayrıca Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 70’ini kontrol ettiklerini ve bölgede yasa dışı yerleşimler kurmayı hedeflediklerini ileri sürmüştür.
İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon, mutabakatın İsrail, ABD ve Körfez ülkeleri için “çok kötü” olduğunu öne sürmüş; henüz kesinleşmiş bir karar bulunmadığını, yalnızca müzakerelerin devamı için bir taslak söz konusu olduğunu söylemiştir.
İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde mutabakat eleştirilmiştir. Yedioth Ahronot gazetesinde Boaz Haetzni imzasıyla çıkan görüş yazısında, ABD’nin İran’la mutabakata varmasına atıfla “80 yaşındaki çocuk (Trump) oyuncağına olan ilgisini kaybetti” ifadesi kullanılmış; ABD’nin bölge ülkeleri için artık güvenilir görülmeyeceği ve “yeni İbrahim Anlaşmaları”nın olmayacağı ileri sürülmüştür.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkesinin müzakerelerde bağımsız bir yol izlediğini belirterek “Ateşkesten yanayız, bu sürece katkı sağlayan her ülkeyi destekliyoruz; buna İran da dâhil.” demiş; İsrail ile müzakerelerin Lübnan tarafından yürütüldüğünü ve karar merciinin Lübnan devleti olduğunu vurgulamıştır.
Hizbullah lideri Naim Kasım, anlaşmayı “büyük bir zafer” olarak nitelendirmiş ve Lübnan’ın İsrail ile müzakerelerinin örgütün silahsızlandırılmasıyla değil “karşılıklı güvenlikle” sınırlı olması gerektiğini belirtmiştir.
Mutabakata rağmen İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik askerî faaliyetleri sürmüştür. İsrail İHA’ları Sur kentine bağlı Mansur ve El-Aziyye beldeleri ile Bint Cubeyl’e bağlı Beraşit beldesine saldırı düzenlemiş, Nebatiye’de topçu saldırısı gerçekleştirilmiştir. Lübnan’ın güneyindeki Kefr Tebnit yakınlarında bir araca düzenlenen İHA saldırısında bir kişi hayatını kaybetmiştir.
İsrail ordusu, 17 Haziran’da Lübnan’ın güneyinde bir askerinin (29 yaşındaki Alexander Filin) bir Hizbullah patlayıcısıyla öldüğünü ve yedi askerin yaralandığını açıklamıştır. Birleşmiş Milletler, UNIFIL barış gücünün bölgede yoğun İsrail askerî faaliyeti gözlemlediğini; 26 hava sahası ihlali, bir hava saldırısı ve Nakura açıklarında bir deniz sahası ihlali kaydedildiğini bildirmiştir.
Mutabakat zaptının metninin basına yansımasının ardından ABD Kongresi’nden hem Cumhuriyetçi hem Demokrat üyeler tepki göstermiştir. Cumhuriyetçi Louisiana Senatörü Bill Cassidy, “(Eski ABD Başkanı Ronald) Reagan mezarında ters döndü.” ifadesini kullanmış; İran’ın nükleer emellerinin önüne geçilmediğini ve Hürmüz Boğazı tehdidinin işe yaradığını öğrendiğini ileri sürmüştür. Cassidy, 13 Amerikan askerinin öldüğünü belirtmiştir. Cumhuriyetçi Teksas Senatörü Ted Cruz mutabakatı “sakıncalı” bulduğunu söylemiştir.
Senato Dış İlişkiler Komitesindeki Demokratların lideri Jeanne Shaheen, basına yansıyan metni “tam bir kapitülasyon” olarak nitelendirmiştir. Temsilciler Meclisi’nin Dış İlişkiler, Silahlı Hizmetler ve İstihbarat Komitelerinin Demokrat liderleri Gregory Meeks, Adam Smith ve Jim Himes, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya gönderdikleri mektupta mutabakat zaptının tam metnini ve uygulama stratejisine ilişkin ayrıntıları talep etmiş; yönetimin Kongre’yi “15 haftadan uzun süredir” karanlıkta bıraktığını ileri sürmüştür. Mektupta 14 askerin öldüğü, yüzlercesinin yaralandığı ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle küresel gıda ve petrol fiyatlarının yükseldiği belirtilmiştir.
Demokrat Temsilci Pramila Jayapal, “Hürmüz Boğazı 30 gün içinde açılacak ama savaş başlamadan önce zaten açıktı.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Buna karşılık Cumhuriyetçi Senatör Roger Marshall anlaşmayı “kazançlı bir anlaşma” olarak nitelendirmiş ve Obama döneminde müzakere edilen anlaşmadan daha iyi olduğunu savunmuştur.
Al Jazeera. “Iran War Live: Israel Continues Lebanon Attacks After US and Iran Sign Deal.” Al Jazeera Live Blog. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/18/iran-war-live-trump-pezeshkian-sign-mou-to-end-fighting-reopen-hormuz
Al Jazeera. “Iran War Updates: Trump, Pezeshkian Sign MoU to End Conflict.” Al Jazeera Live Blog. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/17/iran-war-live-israel-kills-four-in-lebanon-as-trump-criticises-netanyahu
Al Jazeera. “Iran, US Presidents Sign Deal to Extend Ceasefire, Reopen Strait of Hormuz.” Al Jazeera. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/6/17/iran-confirms-that-mou-has-been-signed-electronically-by-both-sides
Al Jazeera. “Read the US Account of Unreleased 14-Point Iran Ceasefire Memorandum.” Al Jazeera. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/6/17/read-the-us-account-of-unreleased-14-point-iran-ceasefire-memorandum
Al Jazeera. “Tehran Says Considering Plan for Iran, US Presidents to Sign Deal.” Al Jazeera. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/6/17/tehran-says-considering-plan-for-iran-us-presidents-to-sign-deal
Anadolu Ajansı. “ABD’li Yetkili, ABD ile İran Arasında Varılan 14 Maddelik Mutabakatı İlk Kez Paylaştı.” Anadolu Ajansı. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdli-yetkili-abd-ile-iran-arasinda-varilan-14-maddelik-mutabakati-ilk-kez-paylasti/3970173
Anadolu Ajansı. “Trump ve Pezeşkiyan İran-ABD Mutabakatını İmzaladı.” Anadolu Ajansı Canlı Blog. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/trump-ve-pezeskiyan-iran-abd-mutabakatini-imzaladi/4067
Anadolu Ajansı. “Trump, İran’ın Balistik Füzelere Sahip Olmasından Rahatsız Olmayacağını Söyledi.” Anadolu Ajansı. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trump-iranin-balistik-fuzelere-sahip-olmasindan-rahatsiz-olmayacagini-soyledi/3969982
BBC News. “Trump and Iran's Pezeshkian Sign Deal to End War with Further Talks Due in Next 60 Days.” BBC News Live. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.bbc.com/news/live/c8j2ewl0dpxt
BBC News. “What’s in the US-Iran Agreement?” BBC News. Erişim 18 Haziran 2026. https://www.bbc.com/news/articles/cvgmqzr6p9mo
Pakistan Başbakanlığı, 18 Haziran’da, Başbakan Şahbaz Şerif’in “İslamabad Mutabakat Zaptı’nı arabulucu olarak imzaladığını” ve imza anına ilişkin görüntüleri paylaşmıştır. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ABD Başkanı Donald Trump mutabakat zaptını hem fiziki olarak hem de dijital ortamda imzalamıştır.

Pakistan Başbakanı Şerif, ABD ve İran arasında imzalanan mutabakat zaptına imza atıyor, 18 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Pezeşkiyan, mutabakat zaptının kendisi, Trump ve arabulucu Şerif tarafından imzalanmış halini paylaşarak “Bu, güçlü İran’dan tarihî bir belge ve mesajdır. Barış, karşılıklı saygının gölgesinde gerçekleşecektir.” ifadelerini kullanmış; metnin “milli direnişin, siyasi akılcılığın ve sorumlu diplomasinin sonucu” olduğunu belirtmiştir.
Pakistan Başbakanlık Sözcüsü Müşerref Zaidi, mutabakat zaptı elektronik ortamda imzalanıp yürürlüğe girdiği için Şerif’in daha önce duyurduğu İsviçre ziyaretinin ertelendiğini açıklamıştır.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 18 Haziran’da, Başkan’ın talimatı doğrultusunda ABD kuvvetlerinin İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giren ve çıkan tüm deniz trafiğine uygulanan ablukayı kaldırdığını açıklamış; Amerikan ordu unsurlarının İran’ın mutabakat hükümlerini tam olarak yerine getirdiğinden emin olmak için bölgede bir süre daha kalacağını belirtmiştir.
Anadolu Ajansı’nın veri analitik şirketi Kpler verilerine dayandırdığı bilgilere göre, Suudi Arabistan’dan 2 milyon varil ham petrol yüklü Awtad isimli tanker Hürmüz Boğazı’nı geçerek Güney Kore’ye, İran’ın İmam Bender Humeyni limanından yaklaşık 27 bin 500 varil petrol ürünü yüklü Viraj isimli tanker ise Birleşik Arap Emirlikleri’ne doğru hareket etmiştir. Shaden ve Jaham isimli tankerlerin de boğazı sinyalleri kapalı şekilde geçtiği tahmin edilmiştir.

İsviçre'nin Nidwalden kantonuna bağlı Bürgenstock kasabasının tabelası, 18 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı kaynağa göre, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günde ortalama 130 gemi geçiş yaparken bu sayı savaş döneminde yüzde 90’dan fazla azalmış; savaşın 100 gününde boğazdan yaklaşık 1000 ticari gemi (günlük ortalama 10 gemi) geçmiştir. Boğazı geçen gemilerin çoğunun İran kara suları üzerindeki “İran rotasından” ilerlediği veya otomatik tanımlama sistemini kapattığı belirtilmiştir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 17 Haziran çarşamba günü geç saatlerde 12,5 milyon varil petrolün Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini ve bunun savaşın başlamasından bu yana gerçekleşen en yüksek miktar olduğunu belirtmiştir.
Al Jazeera muhabirine göre, İran’ın Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, mutabakat uyarınca boğazda 60 gün boyunca ücret alınmayacağını, ancak boğazdan geçmek isteyen her tankerin İran’ın denizcilik birimi “Basra Körfezi Boğaz İdaresi” ile koordinasyon sağlaması gerektiğini açıklamıştır. Aynı kaynak, İran’ın boğaz üzerindeki denetimi sürdürdüğünü ve geçişleri düzenleyen taraf olduğunu vurguladığını aktarmıştır.
18 Haziran günü ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Brüksel’deki NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nın ardından, mutabakatın Amerikan gücünün ortaya koyduğu somut eylemler sayesinde hayata geçirildiğini, taraflar arasında güven ilişkisi bulunmadığını ve her adımın performansa bağlı olduğunu belirtmiştir. Hegseth, “Bu, Obama dönemindeki anlaşmalar gibi ‘güven ve doğrula’ yaklaşımı değildir. Burada güven yok.” demiş; İran’ın nükleer silahlardan vazgeçmemesi hâlinde Savunma Bakanlığının operasyonları yeniden başlatmaya hazır olduğunu ifade etmiştir.
Trump, sosyal medya paylaşımında “ABD’nin İran’a 300 milyar dolarlık bir ödeme yapması söz konusu değil.” diyerek bu iddiayı “yalan haber” olarak nitelendirmiştir. Trump, ayrı bir paylaşımında “Lübnan, Hizbullah ve İsrail dâhil olmak üzere, tüm cephelerde tam bir ateşkes bekliyoruz.” demiştir.
Trump, Axios haber portalına verdiği röportajda, İran savaşının ardından güç kullanma yetkisinin “sınırının olmadığını” savunmuş; mutabakatın Tahran’dan istenen “koşulsuz teslimiyet” anlamına gelip gelmediği sorulduğunda ise “Muhtemelen gerçekten de koşulsuz bir teslimiyet oldu.” yanıtını vermiştir.
Trump, İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine ABD’den bağımsız bir saldırı düzenlemesi durumunda, saldırının “küçük çaplı olması” şartıyla destek verebileceğini de belirtmiştir.
Vance, Beyaz Saray’daki basın brifinginde, 60 günlük müzakere sürecinin 18 Haziran itibarıyla resmen başladığını ve iki ülkenin mutabakat zaptındaki taahhütlerini yerine getirdiğini belirtmiştir. Vance, İran’ın üst üste ikinci gece de Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere ateş açmadığını, CENTCOM’un bir düzineden fazla geminin ablukayı geçmesine izin verdiğini söylemiş; ayrıca taraflar arasında 17 Haziran’da bir “centilmenlik anlaşması” imzalandığını aktarmıştır. Vance, İran’ın dondurulmuş 300 milyar dolarlık fonlarına ancak mutabakat şartlarına tam uyması hâlinde erişebileceğini, ABD’nin kendi kasasından İran’a tek dolar dahi vermeyeceğini vurgulamıştır.
Vance, mutabakatı eleştiren ve Trump’ı hedef alan İsrail kabinesindeki bazı bakanlara tepki göstererek “Eğer ben İsrail kabinesinde olsaydım, tüm dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım.” demiştir. Vance, son üç ayda İsrail’in savunma silahlarının üçte ikisinin Amerikan elleriyle üretildiğini ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildiğini belirterek “İsrail’in sorunu Donald Trump değildir.” ifadesini kullanmıştır.
Vance, The New York Times’a verdiği bir podcast mülakatında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Bezalel Smotriç’i isim vererek eleştirmiş; “9 milyonluk bir ülkesiniz. Karşılaştığınız her ulusal güvenlik sorununu çözmek için sadece öldürerek bir çıkış yolu bulamazsınız.” demiştir. Vance, mutabakatın İran’ın nükleer programını sona erdireceğini ve bunun İsrail için büyük bir kazanım olduğunu savunmuştur.
Vance, mutabakat kapsamında İsrail ile Hizbullah arasındaki saldırıların da sona ermesi gerektiğini; Hizbullah’ın İsrail’e saldırmamasını, İsrail’in de Lübnan’da “çılgın işler” yapmamasını beklediklerini belirtmiştir.
İran lideri Mücteba Hamaney, ABD ile varılan mutabakatı “çekincelere rağmen” onayladığını belirterek, ileride yüz yüze gerçekleştirilecek müzakerelerin “düşmanın görüşlerinin kabul edileceği anlamına gelmediğini” bildirmiştir.
Hamaney, mutabakata, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı sıfatıyla İran halkının ve “direniş cephesinin” haklarının korunacağına dair garanti vermesinin ardından onay verdiğini ifade etmiştir.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD ile mutabakat zaptını imzalıyor, 18 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile telefon görüşmesinde, ABD’nin Lübnan dâhil tüm cephelerde savaşı sona erdirmekle yükümlü olduğunu söylemiş; mutabakatın uygulanması için BM Güvenlik Konseyi dahil uluslararası kurumların kararlı desteğine ihtiyaç duyulduğunu belirtmiştir. İran’ın Tesnim Haber Ajansı, İranlı heyetin İsviçre’de planlanan görüşmelere katılımının henüz kesinleşmediğini aktarmıştır.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Batı Şeria’daki yasa dışı Guş Etzion yerleşiminde yaptığı konuşmada, mutabakatın yürürlüğe girmesine rağmen Lübnan’ın güneyinde işgal ettikleri alanlardan “güvenlik ihtiyaçları gerektirdiği müddetçe” çekilmeyeceklerini açıklamış; “Mücadele henüz bitmedi.” diyerek İran’ın nükleer silaha sahip olmayacağını yinelemiştir.
Mutabakat İsrail’de yetkililer ve siyasetçiler tarafından “kötü bir anlaşma” olarak nitelendirilmiştir. Mossad’ın eski İstihbarat ve Operasyonlar Başkanı Haim Tomer, anlaşmanın İsrail ve Körfez ülkeleri için kötü olduğunu, çünkü İran ve Umman’a Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini düzenleme hakkı tanıdığını belirtmiştir. İsrail ordusunun eski İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Hayman ise mutabakatın “Tahran rejiminin hayatta kalmasını garanti ettiğini ve ona cömert ekonomik destek sağladığını” ifade etmiştir. Likud Milletvekili Avichay Buaron, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki işgalinden vazgeçmeyeceğini savunmuştur.
İsrail’in dört askerinin Lübnan’ın güneyinde öldürülmesinin ardından, aşırı sağcı bakanlar misilleme çağrısında bulunmuştur. Maliye Bakanı Smotriç “cehennemin kapılarının açılması” gerektiğini, Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir ise “tüm Lübnan’ın yanması gerektiğini” ve “bir İsrailli annenin her gözyaşı için bin Lübnanlı annenin ağlaması gerektiğini” öne sürmüştür.
İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, Netanyahu, ABD yönetimiyle gerginliğin büyümemesi için kabine üyelerinin Trump’a yönelik eleştirilerinin kendi tutumunu yansıtmadığını aktarmaya çalışmıştır.
Mutabakata rağmen İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları yoğunlaşmıştır. İsrail savaş uçaklarının 19 Haziran gece saatlerinde Nebatiye vilayetindeki çok sayıda beldeyi hedef aldığı saldırılarda, Lübnan Sağlık Bakanlığının ilk belirlemelerine göre 18 kişi hayatını kaybetmiş, 33 kişi yaralanmıştır; ölenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu bildirilmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde dört askerinin çatışmada öldüğünü açıklamış; askerlerden birinin 52. Tabur ve 41. Tugay komutanı Teğmen Dor Gedalia Ben Simhon (32) olduğunu bildirmiştir. İsrail ordusu, saldırıların Hizbullah’ın ateşkes ihlalleri nedeniyle düzenlendiğini ileri sürmüş ve Bekaa Vadisi’nde de Hizbullah altyapısını hedef aldığını açıklamıştır.
Lübnan makamları savaşın başlamasından 19 Haziran’a kadar geçen sürede sivil ölü sayısının 3.912’ye, yaralı sayısının ise yaklaşık 12 bine ulaştığını bildirmiştir.
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, “İsrail’in tam ve kapsamlı bir şekilde uyması koşuluyla Lübnan ve Hizbullah’ın ateşkese bağlı kalacağını teyit ederim.” ifadesini kullanmıştır. Hizbullah’ın Meclis Grup Başkanı Muhammed Rad, Lübnanlı yetkilileri mutabakat metnini dikkatlice okumaya çağırmış; İsrail’in tamamen çekilmesi için iki aylık bir süre tanındığını, bu sürede saldırıların durması ve doğrudan müzakereye gerek kalmaksızın çekilmenin başlaması gerektiğini belirtmiştir. Rad’ın açıklaması, Lübnan ile İsrail arasında 22 Haziran’da ABD’de yapılması planlanan beşinci tur müzakereler öncesinde yapılmıştır
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD’nin İsrail’e Lübnan’daki saldırıları durdurması için baskı uygulaması gerektiğini söylemiş; Fransa’nın, İran’ın nükleer programına ilişkin görüşmeler beklentilerini karşılamadığı sürece BM Güvenlik Konseyi yaptırımlarının kaldırılmasını onaylamayacağını belirtmiştir.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, İran’ın yeniden imarı için Körfez destekli bir fon oluşturulacağı yönündeki iddialara ilişkin “Bu konuda bilgim yok.” demiş; İran ile herhangi bir ekonomik iş birliğinin görüşülebilmesi için öncelikle iki ülke arasında güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Mutabakat zaptının altıncı maddesinde, ABD’nin bölgesel ortaklarıyla birlikte İran’ın yeniden imarı için en az 300 milyar dolarlık bir plan hazırlamayı taahhüt ettiği; ancak metinde Körfez ülkelerinin doğrudan finansman sağlayacağına dair açık bir ifade bulunmadığı kaydedilmiştir.
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, 18 Haziran’da, ABD ve İran ile arabulucular Pakistan ve Katar’ın anlaşmanın uygulanmasına ilişkin ilk görüşmeler için 19 Haziran’da Bürgenstock kasabasında bir araya gelmesinin planlandığını doğrulamıştır.

İsviçre'nin Nidwalden kantonuna bağlı Bürgenstock kasabasında geniş güvenlik önlemleri alınıyor, 18 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Ancak bu açıklamadan kısa bir süre sonra Beyaz Saray, Başkan Yardımcısı Vance’in İsviçre seyahatinin ertelendiğini; teknik görüşmelere ilişkin planların henüz kesinleşmediğini ve “bu müzakerelerin lojistiğinin hiçbir zaman basit ya da öngörülebilir olmadığını” açıklamıştır.
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, 19 Haziran’da, Bürgenstock’taki toplantının iptal edildiğini duyurmuştur.
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, 18 Haziran'da, ABD ve İran ile arabulucular Pakistan ve Katar'ın yanı sıra diğer ilgili ülkelerin, anlaşmanın uygulanmasına yönelik ilk görüşmeler için 19 Haziran'da ülkenin Nidwalden kantonuna bağlı Bürgenstock kasabasında toplanmasının planlandığını doğrulamıştır.
Başkan Yardımcısı JD Vance, 18 Haziran'da Beyaz Saray'da düzenlediği basın brifinginde, teknik müzakerelerin hafta sonu başlamasının beklendiğini, görüşmeler için İsviçre'ye gitmeyi planladığın ancak zamanlamanın İranlı heyetin ulaşımına bağlı olarak değişebileceğini söylemiştir. Aynı gün İran'ın Tesnim Haber Ajansı, İranlı heyetin İsviçre'ye seyahati konusunda henüz kesinleşmiş bir durum bulunmadığını aktarmıştır.
Bu açıklamalardan kısa süre sonra Beyaz Saray, 19 Haziran gecesine doğru yaptığı açıklamada, Vance'in İsviçre seyahatinin şimdilik ertelendiğini; teknik görüşmelere ilişkin planların henüz kesinleşmediğini ve ABD heyetinin ilk uygun fırsatta yola çıkmaya hazır olduğunu belirtmiştir. Açıklamada, "bu müzakerelerin lojistiğinin hiçbir zaman basit ya da öngörülebilir olmadığı" ifade edilmiş; somut bir güncelleme yapıldığında bilgi verileceği ve teknik görüşmelere mümkün olan en kısa sürede başlanmasının beklendiği kaydedilmiştir.
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, 19 Haziran'da, "Bürgenstock'taki toplantılar planlandığı gibi bugün yapılmayacaktır." ifadesiyle bir gün önce duyurulan toplantının iptal edildiğini açıklamış; bununla birlikte görüşmelere yönelik hazırlıkların sürdüğünü bildirmiştir.
Al Jazeera. “Iran War Live: US-Iran Swiss Talks Delayed, as Israel Pounds Lebanon.” Al Jazeera Live Blog. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/19/iran-war-live-jd-vance-defends-iran-deal-as-us-says-naval-blockade-lifted
Anadolu Ajansı. “ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’la Mutabakatı Eleştiren İsrail Kabinesine Tepki Gösterdi.” Anadolu Ajansı. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskan-yardimcisi-jd-vance-iranla-mutabakati-elestiren-israil-kabinesine-tepki-gosterdi/3971260
Anadolu Ajansı. “ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ten İsrailli Bakanlar Ben-Gvir ve Smotrich’e Sert Tepki.” Anadolu Ajansı. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskan-yardimcisi-jd-vanceten-israilli-bakanlar-ben-gvir-ve-smotriche-sert-tepki/3971370
Anadolu Ajansı. “ABD Başkan Yardımcısı Vance, İsviçre Yolculuğunu Erteledi.” Anadolu Ajansı. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskan-yardimcisi-vance-isvicre-yolculugunu-erteledi/3971491
Anadolu Ajansı. “ABD Ordusu, İran’a Yönelik Deniz Ablukasını Kaldırdığını Açıkladı.” Anadolu Ajansı. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-ordusu-irana-yonelik-deniz-ablukasini-kaldirdigini-acikladi/3971340
Anadolu Ajansı. “ABD ve İran’ın İslamabad Mutabakat Zaptı.” Anadolu Ajansı Foto Galeri. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/abd-ve-iranin-islamabad-mutabakat-zapti/163421
Anadolu Ajansı. “Netanyahu, Lübnan’ın Güneyinde İşgal Ettikleri Bölgelerden Çekilmeyeceklerini Söyledi.” Anadolu Ajansı. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/netanyahu-lubnanin-guneyinde-isgal-ettikleri-bolgelerden-cekilmeyeceklerini-soyledi/3971073
Anadolu Ajansı. “Pakistan, ABD-İran Mutabakat Metninin İki Ülke Arasında Elektronik Olarak İmzalandığını Duyurdu.” Anadolu Ajansı. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/pakistan-abd-iran-mutabakat-metninin-iki-ulke-arasinda-elektronik-olarak-imzalandigini-duyurdu/3970428
Anadolu Ajansı. “Trump, İsrail’in İran’a Küçük Çaplı Saldırısına Karşı Çıkmayabileceğini Söyledi.” Anadolu Ajansı. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trump-israilin-irana-kucuk-capli-saldirisina-karsi-cikmayabilecegini-soyledi/3971377
Anadolu Ajansı. “İsrail Ordusunun ABD-İran Mutabakatına Rağmen Lübnan’a Düzenlediği Hava Saldırılarında 18 Kişi Öldü.” Anadolu Ajansı. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-ordusunun-abd-iran-mutabakatina-ragmen-lubnana-duzenledigi-hava-saldirilarinda-18-kisi-oldu/3971545
Anadolu Ajansı. “İsrailli Yetkililer, ABD ile İran Arasındaki Mutabakat Zaptını Kötü Bir Anlaşma Olarak Nitelendirdi.” Anadolu Ajansı. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilli-yetkililer-abd-ile-iran-arasindaki-mutabakat-zaptini-kotu-bir-anlasma-olarak-nitelendirdi/3970945
Anadolu Ajansı. “İsviçre: ABD-İran Arasında Bugün Planlanan Görüşmeler İptal Edildi.” Anadolu Ajansı Live Blog. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/isvicre-abd-iran-arasinda-bugun-planlanan-gorusmeler-iptal-edildi-/4146
BBC News. “US-Iran Talks Postponed as Vance Pulls Out of Switzerland Trip.” BBC News. Erişim 19 Haziran 2026. https://www.bbc.com/news/articles/c8r2eme2n5do
CNN. “June 18, 2026 - US and Iran Sign Initial Agreement.” CNN Live Updates. Erişim 19 Haziran 2026. https://edition.cnn.com/2026/06/18/world/live-news/iran-war-trump-israel-lebanon
18 Haziran günü, İran’ın kurduğu Basra Körfezi Su Yolu İdaresi (PGSA), mutabakat ve resmi direktifler doğrultusunda, geçiş talebinde bulunan gemilere 60 günlük süre boyunca Hürmüz Boğazı’ndan geçiş izni verileceğini duyurmuştur. Açıklamaya göre başvurular yalnızca “psga.ir” ve “[email protected]” üzerinden yapılacak; geçiş talepleri, boğaz bölgesine varmadan en az 48 saat önce gönderilecektir. 60 günlük süre boyunca güvenlik, emniyet ve çevre hizmetleri için gemi sahiplerinden ücret tahsil edilmeyecek ve bu ücretlerden İran hükûmeti sorumlu olacaktır. Her gemi için rotanın ve planlanan geçiş zamanının önceden koordine edilmesi şart koşulmuştur.
PGSA, ayrıca gemilerin boğazdaki Larak Adası yakınındaki sabit bir rotaya kesin biçimde uyması gerektiğini; aksi hâlde sorumluluğun gemi sahiplerine ait olacağını bildirmiştir. Bağımsız Tanker Sahipleri Uluslararası Birliği (INTERTANKO), İran’ın gece saatlerinde bazı gemilere geçiş izinleri bulunmadığı yönünde uyarı yaptığını aktarmıştır.
Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), Hürmüz Boğazı’ndaki tehdit seviyesini iki gün önce uyardığı “önemli” düzeyinden “orta” düzeye indirmiş; Umman’a yakın güney rotasının gece gündüz açık olduğunu, ancak mayın tehlikesine karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtmiştir.
Bekayi, 19 Haziran’da, Bürgenstock’ta yapılması planlanan İran-ABD müzakerelerinin “daha sonraki bir tarihe” ertelendiğini açıklamıştır. Bekayi, müzakerelerin başlaması için mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. maddelerinin uygulanması ve uygulamanın sürmesi gerektiğini; mutabakatın önceden imzalanmış olması nedeniyle İsviçre’deki görüşmelerin aciliyeti bulunmadığını vurgulamıştır.
Bir Al Jazeera muhabirine göre, Başkan Yardımcısı JD Vance’in uçağı Joint Base Andrews’ta hazır beklerken seyahat aniden ertelenmiş; İran’ın temsilcileri, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetleri sona ermeden Cenevre’ye gitmeyi reddetmiştir. Vance’in bu nedenle seyahatini iptal etmek yerine ertelediği iddia edilmiştir.
ABD’li bir yetkiliye göre, teknik görüşmeleri yürütmek üzere 20 Haziran’da ABD özel temsilcisi Steve Witkoff İsviçre’ye hareket etmiş; Başkan Trump’ın damadı Jared Kushner’ın da heyete katılması beklenmiştir. Witkoff ve Kushner’in, başlangıçtaki mutabakat zaptına götüren müzakereleri yürüten isimler olduğu belirtilmiştir. Görüşmelerin büyük olasılıkla yine Bürgenstock’ta yapılacağı; İsviçre Dışişleri Bakanlığının hazırlıkların sürdüğünü bildirdiği kaydedilmiştir.
Arabuluculuğu yürüten Pakistan’ın İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, müzakerelerin ilerleyişini takip etmek üzere Tahran’a giderek İçişleri Bakanı İskender Mümeni ve Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile görüşmek üzere temaslarda bulunmuştur. Pakistan hükûmeti kaynakları, ABD ile İran arasında İsviçre’de teknik düzeyde görüşmelerin “1-2 gün içinde” başlamasının beklendiğini öne sürmüştür.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatibzade, Al Jazeera’ye verdiği demeçte, Tahran’ın Washington ile diplomaside “ilerlemeye hazır” olduğunu, ancak ABD’nin İsrail’in anlaşma şartlarına uymasını sağlaması gerektiğini söylemiş; ABD’nin “taahhütlerini yerine getirebileceğini kanıtlaması” gerektiğini belirtmiştir.
Mutabakata rağmen İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları yoğunlaşmıştır. Lübnan Sağlık Bakanlığına göre 19 Haziran günü İsrail saldırılarında en az 47 kişi hayatını kaybetmiştir.
İsrail ile İran destekli Hizbullah, 19 Haziran öğleden sonra (yerel saatle yaklaşık 16.00) ateşkeslerini yenilemiştir; ancak ateşkes kısa sürede ihlal edilmiştir. Lübnan resmî ajansına göre, 20 Haziran’ın ilk saatlerinden itibaren İsrail saldırılarında en az 12 kişi daha hayatını kaybetmiştir; ölenler arasında Sur’a bağlı Bariş köyünde aynı aileden dördü (anne, baba ve iki çocuk), Kefr Reman köyünde bir Lübnan askeri ve Arab Salim köyünde üç kişi bulunmaktadır.
Lübnan ordusu, İsrail’in saldırılarının “ülkede istikrarın yeniden tesisini engellemeyi” amaçladığını açıklamış; saldırılarda ordu mensubu bir askerin de öldürüldüğünü bildirmiştir. İsrail ordusu ise saldırıların, Hizbullah’ın güneydeki İsrail kuvvetlerine “50’den fazla mermi” fırlatmasının ardından düzenlendiğini ileri sürmüştür.
İsrail ordu sözcüsü Effie Defrin, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde faaliyetlerini sürdüreceğini açıklarken, ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter, Hizbullah anlaşmaya uyduğu takdirde İsrail’in de ateşkese bağlı kalacağını söylemiştir. Hizbullah Milletvekili İbrahim el-Musavi, “İsrail uyduğu sürece biz de ateşkese uyacağız ve karşılık verme hakkımız var.” ifadesini kullanmış; bir diğer Hizbullah milletvekili Ali Fayyad ise İsrail kuvvetleri Lübnan topraklarında kaldığı sürece ateşkesin “anlamsız” olduğunu savunmuştur.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile yaptığı toplantının ardından, İsrail’in ülkenin kuzeyindeki toplulukları korumak amacıyla “gerekli olduğu sürece” Lübnan’ın güneyindeki güvenlik bölgesinde kalmaya devam edeceğini yinelemiştir.
Savunma Bakanı Yisrael Katz, Washington’a “Bize kimse ne yapacağımızı söyleyemez.” yanıtını vermiş; İran’ın saldırması hâlinde güçle karşılık vereceklerini, Lübnan, Suriye ve Gazze’deki işgali hiçbir koşulda terk etmeyeceklerini savunmuştur. Katz, Lübnan-İsrail sınırındaki belde ve köyleri yerle bir ettiklerini ve yaklaşık 200 bin Lübnanlının evlerine bir daha dönemeyeceğini öne sürmüştür.
İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran lideri Mücteba Hamaney’in mesajının ardından yaptığı açıklamada, belirlenen kırmızı çizgilerin ve şartların yerine getirilmesi ile İran halkının haklarının korunması konusunda kararlı olduklarını; mutabakat maddelerine değil İran’ın gücüne güvendiklerini belirtmiştir.
Bekayi, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını kınamış, bu saldırıların ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunmuş ve ABD’nin doğrudan sorumlu olduğunu söylemiştir. İran Dışişleri Bakanı Erakçi, İsrail’in Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir’in bir paylaşımını alıntılayarak, “merkezi Tel Aviv’de bulunan bu soykırımcı ölüm kültünün tüm insanlık için bir tehdit olduğunu” ifade etmiştir.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, “ABD’nin mutabakat zaptının ilk maddesine bağlı kalmaması, hâlâ İran halkının güvenini kazanma iradesine sahip olmadığını göstermektedir.” demiş; ihlallerin sürmesinin ağır bir bedeli olacağı uyarısında bulunmuştur.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani, Gazze’deki güçlerin İsrail’e büyük operasyonlar düzenleyebileceği uyarısında bulunarak İsrail’in “sel baskınına yakalanacağını” öne sürmüştür.
Trump, Truth Social paylaşımında “Biz çaresizlikten masaya oturmadık, İran oturdu. İşleri bitti.” ifadesini kullanmış; 60 günlük süreyi tamamlayacaklarını ve İran’a “tek bir kuruş bile verilmeyeceğini” söylemiştir.
Trump, NBC News’e verdiği demeçte, İsrail ile görüştüğünü ve Tel Aviv yönetiminden Hizbullah ile ateşkesi kabul etmesini istediğini söylemiş; ateşkesi “olumlu bir gelişme” ve “pastanın üzerindeki küçük bir krema” olarak nitelendirmiştir.Trump, Netanyahu ile ilişkisine dair “Bibi ile her zaman aram iyi oldu. Bazen sakinleşip aklını kullanman gerekiyor.” demiştir.
Eski ABD Başkanı Barack Obama, NBC’ye verdiği demeçte Trump yönetiminin İran’la anlaşmasını eleştirerek, “Bir savaş yaptık, milyarlarca dolar harcadık, ordumuza büyük yük bindirdik, birçok insan öldü ve sanki savaşa başlamadan önceki noktaya, hatta belki biraz daha kötüsüne döndük.” değerlendirmesinde bulunmuş; ateşkesten memnuniyet duyduğunu ve sürmesini umduğunu belirtmiştir.
Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, İsrailli Bakan Ben-Gvir’in “tüm Lübnan yanmalı” sözlerini “korkunç ve iğrenç” olarak nitelendirmiş; İsrail ve Hizbullah’ı ateşkese uymaya çağırmıştır.
Al Jazeera. “Iran War Live: Tehran Says US Must Ensure Israel Ends Attacks on Lebanon.” Al Jazeera Live Blog. Erişim 20 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/20/iran-war-live-tehran-says-us-must-ensure-israel-ends-attacks-on-lebanon
Anadolu Ajansı. “Pakistan İçişleri Bakanı, İran-ABD Müzakereleri İçin Tahran’a Gitti.” Anadolu Ajansı. Erişim 20 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/pakistan-icisleri-bakani-iran-abd-muzakereleri-icin-tahran-a-gitti/3972742
Anadolu Ajansı. “Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un İran’la Olası Görüşmeler İçin İsviçre’ye Gittiği İddiası.” Anadolu Ajansı. Erişim 20 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trumpin-ozel-temsilcisi-steve-witkoffun-iranla-olasi-gorusmeler-icin-isvicreye-gittigi-iddiasi/3972710
Anadolu Ajansı. “İran, 60 Günlük Süreçte Hürmüz’den Geçmek İsteyen Gemilerle İlgili Şartları Açıkladı.” Anadolu Ajansı Live Blog. Erişim 20 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/iran-60-gunluk-surecte-hurmuzden-gecmek-isteyen-gemilerle-ilgili-sartlari-acikladi/4146
Anadolu Ajansı. “İran: İsviçre’deki Görüşmeler Daha Sonraki Bir Tarihe Ertelendi.” Anadolu Ajansı. Erişim 20 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-isvicredeki-gorusmeler-daha-sonraki-bir-tarihe-ertelendi/3972302
Anadolu Ajansı. “İsrail Basını: İsrailli Yetkili, Hizbullah ile Yeni Ateşkesin Devreye Girdiğini Söyledi.” Anadolu Ajansı. Erişim 20 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-basini-israilli-yetkili-hizbullah-ile-yeni-ateskesin-devreye-girdigini-soyledi/3972185
CNN. “June 19, 2026 - Israel and Hezbollah Renew Truce.” CNN Live Updates. Erişim 20 Haziran 2026. https://edition.cnn.com/2026/06/19/world/live-news/iran-war-trump-israel-lebanon
CNN. “US Envoy Heading to Switzerland as Lebanon Fighting Tests Iran Agreement.” CNN Live Updates. Erişim 20 Haziran 2026. https://edition.cnn.com/2026/06/20/world/live-news/iran-war-trump-israel-lebanon
20 Haziran tarihinde İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaşı yürüten birimi Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı, ABD’nin mutabakat sorumluluklarını yerine getirmemesi ve İsrail’in Lübnan’a saldırılarını devam ettirmesi nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılacağını açıklamıştır. İran devlet televizyonunun yayımladığı açıklamada; ABD’nin imzalanan mutabakatın uygulanmasına yönelik yükümlülüğünü açıkça ihlal etmesi, İsrail’in Lübnan’ın güneyine saldırılarını sürdürerek ateşkesi aralıksız ihlal etmesi ve Lübnan’ın güneyinden çekilmemesi gerekçe gösterilmiştir.
Bunun ABD’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesine karşı atılan ilk adım olduğu belirtilen açıklamada şu ifadeye yer verilmiştir: "Saldırganlık devam ederse, düşmanı yükümlülüklerine uymaya zorlamak için daha ileri adımlar planlanacak ve atılacaktır."

Hürmüz Boğazı'ndaki gemi hareketliliği, 21 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı gün İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, mutabakat zaptının uygulanması ve İsrail’in Lübnan’a saldırılarının durdurulmasını ABD ile görüşmek üzere İran heyetinin İsviçre’ye hareket edeceğini açıklamıştır. Bekayi, nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin başlamasının mutabakat zaptının beş maddesinin yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtmiştir.
Mutabakat zaptının 13. maddesine göre nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin başlamasının, ABD’nin 1, 4, 5, 10 ve 11. maddelere dayalı yükümlülüklerinin yerine getirilmesine bağlı olduğunu söyleyen Bekayi, "Bu şartlar, karşı tarafça henüz yerine getirilmemiştir ve bu seyahat, bu yükümlülüklerin nasıl yerine getirileceğini açıklığa kavuşturmak amacıyla gerçekleştirilmektedir." demiştir.
Bekayi, mutabakat zaptının ilk maddesinin “Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşı sona erdirmek” olduğunu, bunun “karşılıklı yükümlülüklerin temel direği” olduğunu vurgulamış; ABD’nin İsrail’i Lübnan’da ateşkes ilan etmeye zorlamakla yükümlü olduğunu ancak bu konuda başarısız olarak mutabakatı açıkça ihlal ettiğini ifade etmiştir. İlk maddenin ihlalinin tüm anlaşmanın sorgulanması anlamına geldiğini kaydeden Bekayi, gerekli önlemler derhal alınmazsa tüm mutabakatın ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacağını belirtmiştir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 20 Haziran'da Amerikan Fox News kanalına yaptığı açıklamada, İsviçre’deki ABD-İran müzakerelerinin en erken ertesi gün başlayabileceğini ve kendisinin de birkaç gün içinde bu ülkeye gideceğini söylemiştir. Vance, İsviçre’ye İran, Katar ve Pakistanlı yetkililerin ulaşmasının beklendiğini belirtmiş, görüşmelerin başlama zamanına ilişkin “En erken yarın.” yanıtını vermiştir.
Vance, “stratejik uygulamadaki olası farklılıklara rağmen” Washington’un mevcut ateşkesi sürdürebileceğinden “çok emin” olduğunu ifade etmiştir. Hürmüz Boğazı’na ilişkin olarak ise İran’ın geçici kapatma açıklamasından önce verdiği röportajda, son 24 saatte Boğaz’dan 16 milyon varil petrolün geçtiğini ve bu rakamın savaş öncesi seviyeye neredeyse ulaştığını belirterek İran’ın Boğaz’ı kapatmaya devam ettiğine dair bir kanıt görmediklerini kaydetmiştir.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasındaki teknik seviyedeki görüşmelerin 21 Haziran’da İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında yapılacağını duyurmuştur. Açıklamada, görüşmelere ABD ve İran temsilcilerinin yanı sıra arabulucu sıfatıyla Pakistan ve Katar’dan yetkililerin katılacağı bildirilmiştir. Pakistan Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamalarda, görüşmelerde Pakistan’ı Başbakan Şahbaz Şerif ile Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in temsil edeceği teyit edilmiştir.
İran’ın açıklamasından kısa süre sonra ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı’nın açık olduğu mesajını paylaşmıştır. İran’ın son açıklamasına herhangi bir atıf yapılmayan açıklamada, 20 Haziran itibarıyla Boğaz’daki ticari gemi trafiğinin artarak sürdüğü belirtilmiş ve "Bugün, 55 ticari geminin geçişiyle uluslararası su yolundaki güvenli geçiş imkanı korunurken, bu gemiler küresel pazarlara büyük miktarda kargo ve 17 milyon varilden fazla petrol taşıdı." demiştir.
ABD Başkanı Donald Trump da aynı gün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 60 günlük ateşkes boyunca Hürmüz Boğazı’ndan herhangi bir geçiş ücreti alınmayacağını belirtmiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı’nın açıklamasının ardından gemilere Hürmüz Boğazı’ndan geçmemeleri uyarısında bulunmuştur. Yapılan uyarıda, gemilerin Boğaz’a yaklaşmaması gerektiği, yaklaştıkları takdirde güvenliklerinin tehlikeye gireceği belirtilmiştir.

Hürmüz Boğazı'ndaki gemi hareketliliği, 21 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran devlet televizyonu, mutabakat zaptının uygulanmasını ABD ile görüşmek üzere Zürih kentine giden ve “Minab 168” olarak adlandırılan İran heyetinde, İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin bulunduğunu duyurmuştur. Heyete; Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri, Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Sözcü Bekayi, Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ile Ulusal Petrol Şirketi Genel Müdürü Hamid Burd’un eşlik ettiği bildirilmiştir.
20 Haziran günü İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonu, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın İsrail ordusuna Lübnan’a saldırıları durdurması ancak işgal edilen bölgelerden çekilmemesi talimatını verdiğini aktarmıştır.[12] İsrail ordusu, gün içinde yaptığı açıklamada, Netanyahu’dan “ateşkes” talimatı aldığını, “güvenli bölge” olarak nitelendirdiği işgal alanları dışında Lübnan’a saldırıların durdurulduğunu, ancak işgal altındaki bölgeler ile Ali el-Tahir Tepesi’ne yönelik saldırı ve yıkımın süreceğini duyurmuştur.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile İran arasındaki müzakerelere arabuluculuk eden Pakistan’ın İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile Tahran’da bir araya gelmiştir. İran resmi ajansı IRNA’ya göre görüşmede iki ülke ilişkileri, sınır ticareti, bölgesel gelişmeler ve imzalanan mutabakat zaptı ele alınmıştır.
ABD Başkan Yardımcısı Vance, İsviçre’de başlaması planlanan İran müzakereleri için gece saatlerinde Washington’dan ayrılmıştır. İsviçre Dışişleri Bakanlığı ise İran heyetinin, imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasını görüşmek üzere Nidwalden kantonuna bağlı Bürgenstock kasabasına doğru yola çıktığını belirterek heyetin ülkeye gelişini memnuniyetle karşıladığını bildirmiştir.
Gün başında Vance, müzakerelere katılmak üzere uçağa binmeden önce yaptığı açıklamada, “Umuyorum ki nükleer meselede ve Lübnan’daki ateşkes konusunda ilerleme kaydedebiliriz.” ifadesini kullanmıştır. İsviçre’de yalnızca bir-iki gün kalabileceğini belirten Vance, ateşkesi sürdürülebilir kılmak için çatışmayı yeterince uzun süre durdurmak gerektiğini söylemiştir.
CENTCOM Sözcüsü Tim Hawkins, Axios’a yaptığı açıklamada, “İran, Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmiyor.” diyerek deniz trafiğinin devam ettiğini ve ABD güçlerinin durumu izlediğini bildirmiştir.
Öte yandan aynı gün Fars Haber Ajansı, ismi açıklanmayan askeri bir yetkiliye dayanarak, Hürmüz Boğazı’nın hâlâ kapalı olduğunu ve İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından yapılacak ikinci bir duyuruya kadar hiçbir geminin geçişine izin verilmeyeceğini bildirmiştir.
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, ABD ve Pakistan heyetlerinin mutabakat zaptının uygulanmasını görüşmek üzere Bürgenstock’a doğru yola çıktığını belirterek bu heyetlerin gelişini de memnuniyetle karşıladığını duyurmuştur.
İran’da Devletin Maslahatını Teşhis Konseyi Üyesi ve eski Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Muhsin Rızai, görüşmeler öncesi İran heyetini uyarmıştır. Washington’un “güç yoluyla barış” stratejisini savunan Rızai, “Düşman (ABD), anlaşma bozucu olduğunu göstermiştir. Dikkatli olunmalı, her türlü iyimserlik düşmanın suistimaline neden oluyor.” ifadelerini kullanmıştır.
İran Dışişleri Bakanı Erakçi, ABD ile gerçekleştirilecek görüşme öncesinde mutabakat zaptının uygulanma sürecine dair meseleleri İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis ile Bürgenstock’ta değerlendirmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü Bekayi, İran heyetinin ilk olarak Pakistan ve Katarlı arabulucularla bir araya geleceğini, öğleden sonra ise ABD-Pakistan-Katar’ın katılımıyla dörtlü toplantının gerçekleştirileceğini açıklamıştır. Görüşmelerin odak noktasının savaşın sonlandırılması ve mutabakat zaptının uygulanması olacağını belirten Bekayi, İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve petrol satışına izin verilmesi meselelerinin de gündeme geleceğini ifade etmiştir.
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Tahran’daki Merkez Bankası konferans salonunda düzenlenen 33’üncü Para ve Bankacılık Politikaları Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, ABD’yle varılan mutabakat metnindeki maddelerin ülkesinin lehine olduğunu belirtmiş ve “Müzakere sürecinin bugün başlamasıyla, Katar’da bloke edilen 6 milyar dolarımız geri dönecek.” demiştir.
ABD’nin tek talebinin “İran’ın nükleer bomba sahibi olmaması” olduğunu ifade eden Pezeşkiyan, ülkesinin nükleer faaliyetlerinin devam edeceğini vurgulayarak şunları kaydetmiştir: "Kesin olan şudur ki uranyum zenginleştirme hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz ve karşı taraf da bunu kabul etmek zorunda kalacaktır."
İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Kalibaf, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile İsviçre’de bir araya gelmiş; görüşmede mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin meseleler ele alınmıştır.
Sözcü Bekayi, mutabakat zaptının 13. maddesine göre nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin başlamasının ABD’nin 1, 4, 5, 10 ve 11. maddelere dayalı yükümlülüklerine bağlı olduğunu yinelemiş ve “Lübnan dahil bütün cephelerde savaşın sona erdirilmesi hükmü uygulanmadığı sürece nihai anlaşma için müzakerelerin başlaması mümkün değil.” demiştir. Bekayi, İsviçre’deki görüşmelerin odak noktasının savaşın tüm cephelerde sonlandırılması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve petrol ihracatına ilişkin düzenlemeler olduğunu belirtmiştir.
Fars Haber Ajansı’na konuşan ismi açıklanmayan İranlı kaynak ise İsviçre’deki toplantılarda İran’ın gündeminde nükleer konuların yer almadığını, nükleer müzakerelerin ancak 1, 4, 10 ve 11. maddelerin uygulanmaya başlanmasının ardından gündeme alınacağını ifade etmiştir.
Tesnim Haber Ajansı’na konuşan bir diğer kaynak, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının sürmesi ve Lübnan’ın toprak bütünlüğünün güvence altına alınmaması durumunda İran’ın başka hiçbir konuda müzakere yapmayacağını ve Hürmüz Boğazı’nı açmayacağını belirtmiştir.
ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin ilk teknik görüşmeler, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğunda Bürgenstock kasabasında başlamıştır. Resmî adıyla “Luzern Gölü Zirvesi” olarak düzenlenen görüşmelere; ABD Başkan Yardımcısı Vance, Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner, İran heyetinden Kalibaf ve Erakçi, Pakistan Başbakanı Şerif ve Genelkurmay Başkanı Munir ile Katar Başbakanı Al Sani katılmıştır.

Pakistan Başbakanı Muhammed Şehbaz Şerif, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Katar Devleti Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman bin Jassim bin Jaber Al Thani ile birlikte, İsviçre’nin Burgenstock kentinde, 21 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Tesnim Haber Ajansı’na konuşan müzakere heyetine yakın bir kaynağa göre, çok taraflı görüşmeler öncesinde planlanan İran-ABD heyetleri arasındaki tokalaşma ve ortak fotoğraf çekimine İran heyeti karşı çıkmış; bunun üzerine canlı yayın ve fotoğraf töreni İran heyeti olmadan gerçekleştirilmiştir.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid bin Muhammed el-Ensari, taraflar arasındaki mutabakat zaptının tüm yönlerini kapsayacak nihai anlaşma maddelerini müzakere etmek üzere uzman teknik grupların oluşturulduğunu açıklamış; süreçte arabulucu Pakistan’ın çabalarına teşekkür ederek, olumlu ortam yaratılmasına katkı sağlayan Türkiye’ye ve desteklerinden dolayı Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne teşekkür etmiştir.
Görüşmeler sürerken Trump, Fox News’e telefonla yaptığı açıklamada, İranlı yetkililerle Hürmüz Boğazı konusunda görüştüğünü belirterek “Boğaz’ı kapatırlarsa ellerinde bir ülke kalmayacağı” tehdidinde bulunmuştur.
Trump, gerekmesi halinde ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı ele geçirip geçiş ücreti alabileceğini, Boğaz’dan geçen petrolün yüzde 20’sini de alabileceklerini söylemiştir. Pezeşkiyan’ın uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceği yönündeki açıklamasına ise “Ağzından çıkanlara dikkat etse iyi olur, yoksa ülkenin geri kalanını da ele geçireceğiz.” karşılığını vermiştir. Ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ın Lübnan’daki “yüksek maaşlı vekil güçlerinin” sorun çıkarmasını engellemesi gerektiğini, aksi takdirde İran’a “yine çok sert bir darbe” indireceklerini ifade etmiştir.
ABD Başkan Yardımcısı Vance, dörtlü görüşme öncesinde, “sadece son birkaç saat içinde büyük ilerleme görüldüğünü” ve “daha fazla ilerleme” kaydedilmesinin beklendiğini söylemiştir. Vance, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ile İran’ın nükleer programının sona erdirilmesinin zaten gerçekleştirildiğini belirterek, amacın diplomasi ve işbirliği yoluyla Orta Doğu’yu dönüştürmek olduğunu ifade etmiştir.
Katar Başbakanı Al Sani de toplantının “hedeflere ulaşmanın sadece başlangıcı” olduğunu, asıl kutlamanın nihai anlaşmaya varıldığında yapılacağını dile getirmiştir.

Pakistan Başbakanı Muhammed Şehbaz Şerif, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Katar Devleti Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman bin Jassim bin Jaber Al Thani ile birlikte, İsviçre’nin Burgenstock kentinde, 21 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Fars Haber Ajansı’na göre dörtlü görüşmelerin başlamasından kısa süre sonra iç istişareler amacıyla ara verilmiştir. Bu sırada İsviçre Dışişleri Bakanı Cassis, Vance ve Şerif ile ayrı ayrı görüşerek mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin temaslarda bulunmuş; İsviçre’nin yaklaşık 50 yıldır İran’daki ABD çıkarlarının koruyucu gücü olduğunu hatırlatarak arabuluculuğa hazır olduğunu yinelemiştir.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Lübnan’ın güneyindeki işgali “ne kadar gerekirse o kadar” sürdüreceklerini ileri sürmüştür.[43] Netanyahu, Yahudi Haber Sendikasının (JNS) düzenlediği zirvede yaptığı konuşmada ise düzenledikleri saldırılarla İran’ın nükleer altyapısını tahrip ettiklerini ve Tahran yönetiminin “gelecekteki düşüşüne zemin hazırladıklarını” savunmuştur.
İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Kalibaf, Trump’ın saldırı tehdidine ilişkin “ABD’lilerin tehditlerini ciddiye almıyoruz.” karşılığını vermiştir.
Fars Haber Ajansı, İran heyetinin Trump’ın tehditlerinin ardından müzakere alanını terk ettiğini bildirmiştir. Ancak Axios muhabiri Barak Ravid’e konuşan bir diplomat, İran heyetinin alanı terk etmediğini ve görüşmelerin devam ettiğini öne sürmüştür.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail’e hareket serbestisi tanıyan bir ateşkesin “saldırıların devamı” anlamına geleceğini ve bunun kabul edilemez olduğunu belirtmiş; “İsrail, Lübnan’da kalmayacak.” diyerek İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
İran müzakere heyeti üyesi Hüseyin Kurbanzade, İran petrolüne ilişkin yaptırımların geçici olarak kaldırılmasıyla ilgili hazırlanan taslağın nihai hale getirildiğini söylemiş; dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması hususunda Katar heyetiyle görüşüldüğünü ve toplantıların en önemli konusunun mutabakat zaptının 13. maddesi olduğunu belirtmiştir.

Pakistan Başbakanı Muhammed Şehbaz Şerif, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Katar Devleti Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman bin Jassim bin Jaber Al Thani ile birlikte, İsviçre’nin Burgenstock kentinde, 21 Haziran 2026 - (Anadolu Ajansı)
Pakistan Başbakanı Şerif, İran yönetiminin Orta Doğu’da barışı destekleme konusunda “samimi” olduğunu söylemiş; Tahran yönetiminin krizi “onurlu bir tavır içinde” ele aldığını, Trump’ın da bir “barış adamı” olduğunu belirtmiştir.
Gece geç saatlerde Pakistanlı kaynaklar, İsviçre’de yürütülen müzakerelerin “sona ermediğini” ancak askıya alınan görüşmelerin aynı gün yeniden başlama ihtimalinin düşük olduğunu belirtmiştir. Kaynaklar, Pakistanlı ve Katarlı yetkililerin İranlı müzakerecilerle temas halinde olduğunu ve görüşmelerin yeniden başlaması için ikna çabası yürüttüğünü aktarmıştır.
Katar ve Pakistan Dışişleri Bakanlıkları, Bürgenstock kasabasında ABD ile İran arasında gerçekleştirdikleri dörtlü görüşmelerin birinci turunun “olumlu ve yapıcı bir atmosferde” tamamlandığını bildirmiştir. Ortak açıklamada, teknik müzakerelerin sürdürülmesi için bir mekanizma oluşturulması dahil çeşitli alanlarda ilerleme kaydedildiği belirtilmiştir.
Açıklamaya göre taraflar; arabuluculuk çabalarının siyasi yönlerini denetlemek üzere bir üst düzey komite kurulması, nihai anlaşmaya 60 gün içinde ulaşılmasını hedefleyen bir yol haritası üzerinde uzlaşmıştır. Baş müzakerecilerin, nükleer konu ile yaptırımlara ilişkin çalışma gruplarına liderlik edeceği ve komiteye düzenli rapor sunacağı belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişini sağlamak ve olası yanlış anlaşılmaların önüne geçmek amacıyla taraflar arasında bir iletişim kanalı oluşturulduğu kaydedilmiştir. Tarafların, Lübnan’daki askeri operasyonların durdurulmasını sağlamak amacıyla iki tarafın yanı sıra Lübnan’ı da kapsayan bir çatışmasızlık hücresi (de-confliction cell) kurma konusunda anlaştığı bildirilmiştir. Teknik görüşmelerin hafta boyunca Bürgenstock’ta devam etmesinin planlandığı vurgulanmıştır.
İran Dışişleri Bakanı Erakçi, görüşmelerin ilk turunun ardından yaptığı açıklamada, Lübnan savaşını sona erdirmeye yönelik önemli bir ilerleme sağlandığını belirtmiş; “Pakistan-Katar arabuluculuğunda Lübnan savaşını sonlandırmak için ilerleme kaydedildi.” ifadesini kullanmıştır.
Erakçi, ülkesine uygulanan petrol ihracatı kısıtlamalarının kaldırıldığını, ablukanın sona erdiğini ve dondurulmuş varlıkların bir kısmının serbest bırakıldığını vurgulamış; Lübnan’daki çatışmaları önlemek amacıyla kurulacak çatışmasızlık hücresinin “ilk gerçek test” olacağını ifade etmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi de müzakere heyetinin İsviçre’deki çalışmalarının “tamamlandığını”, teknik ekiplerin mutabakat zaptının etkili biçimde uygulanması için çalışmalarını sürdüreceğini belirtmiştir.
Al Jazeera. “Iran War Live: US-Tehran Agree Roadmap to Reach Final Deal in 60 Days.” Al Jazeera Live Blog. Erişim 22 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/22/iran-war-live-first-day-of-us-talks-covers-lebanon-hormuz-frozen-assets
Anadolu Ajansı. “ABD Başkan Yardımcısı Vance, İran ile Görüşmelerde Büyük İlerleme Kaydedildiğini Belirtti.” Anadolu Ajansı. Erişim 22 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskan-yardimcisi-vance-iran-ile-gorusmelerde-buyuk-ilerleme-kaydedildigini-belirtti/3973759
Anadolu Ajansı. “Katar ve Pakistan: İsviçre’deki ABD-İran Müzakerelerinin Birinci Turu Olumlu ve Yapıcı Atmosferde Tamamlandı.” Anadolu Ajansı. Erişim 22 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/katar-ve-pakistan-isvicredeki-abd-iran-muzakerelerinin-birinci-turu-olumlu-ve-yapici-atmosferde-tamamlandi/3974039
Anadolu Ajansı. “İran ve ABD Heyetleri Öğleden Sonra Görüşecek.” Anadolu Ajansı. Erişim 22 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-ve-abd-heyetleri-ogleden-sonra-gorusecek/3973492
Associated Press. “US-Iran Negotiations End, Technical Talks Will Continue After Trump Shakes Talks with Threats.” Associated Press. Erişim 22 Haziran 2026. https://apnews.com/article/iran-vance-trump-nuclear-negotiations-2edf9268aae550883252080014013963
BBC News. “First Round of US-Iran Talks Ends with ‘Encouraging Progress’, Mediators Say.” BBC News. Erişim 22 Haziran 2026. https://www.bbc.com/news/articles/cwy0q41v1lzo
CNN. “June 21, 2026 - Negotiations with Iran After Trump’s Threat Disrupts Talks.” CNN Live Updates. Erişim 22 Haziran 2026. https://edition.cnn.com/2026/06/21/world/live-news/iran-war-trump-israel-lebanon
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, 22 Haziran’da yaptığı yazılı açıklamada, arabulucu Katar ve Pakistan’ın aynı gün yayımladığı ortak bildiriye atıfla, “21-22 Haziran gecesi boyunca Bürgenstock’ta devam eden yoğun diplomatik görüşmelerde kaydedilen yapıcı ilerlemeyi” memnuniyetle karşıladığını duyurmuştur. Açıklamada, tarafların mutabakat zaptı temelinde yüksek düzeyli bir komite kurmasının memnuniyetle karşılandığı belirtilmiş; komitenin, siyasi ve teknik sürecin bir sonraki aşamasını yapılandırmaya yardımcı olacak olumlu bir adım olduğu vurgulanmıştır.
Özellikle 60 gün içinde nihai anlaşmaya varılmasını hedefleyen bir yol haritası üzerinde anlaşmaya varılmasının memnuniyetle karşılandığı aktarılan açıklamada, bu yol haritasının yeni teknik görüşmelerin derhal yeniden başlatılması için koşullar oluşturduğuna işaret edilmiş ve “İsviçre, iyi niyet girişimleri geleneğine uygun olarak bu süreci desteklemeye hazır. Amacımız, diplomasimizin gerilimin azaltılmasına, istikrara ve barışa katkıda bulunmasıdır.” denilmiştir.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 22 Haziran’da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Bürgenstock’ta düzenlenen ilk üst düzey komite toplantısının “başarıyla” sonlandığını ifade etmiştir. Görüşmelerin olumlu ve yapıcı ortamda düzenlendiğini aktaran Şerif, 60 gün içinde nihai anlaşmaya varılmasına yönelik bir yol haritası üzerinde mutabakat sağlanması ve siyasi denetim için üst düzey komite kurulması da dahil “cesaret verici ilerlemeler” kaydedildiğini vurgulamıştır.
Şerif, İran ve ABD’yi “yapıcı diyaloğa olan sürekli bağlılıkları” nedeniyle takdir ederek tüm “kardeş ve dost ülkelere” teşekkür etmiş; müzakerelerin ilerlemesi için gerekli koşulların oluşturulmasında hayati destek sağladığını belirttiği Katar’a ve görüşmelere ev sahipliği yapan İsviçre hükümetine ayrıca teşekkürlerini iletmiştir.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, 22 Haziran’da “Rum Katolik Birliği” heyetini kabulünde yaptığı konuşmada, ülkesinin egemen bir devlet olduğunu belirterek savaşın sona erdirilmesine yönelik her türlü desteği memnuniyetle karşıladıklarını, ancak iç işlerine müdahaleyi kabul etmediklerini ifade etmiştir. Avn, “Yardım ile iç işlerine müdahale arasında ayrım yapıyoruz. Biz egemen bir ülkeyiz ve bizim adımıza hiç kimse müzakere yürütemez.” demiştir.
Devletin tüm vatandaşların güvencesi olduğunu vurgulayan Avn, “mezheplerin değil devletin” herkesi koruduğunu savunmuş; tüm Lübnanlıları temsil eden güçlü ve tek bir devletin dışında başka bir seçenek bulunmadığını kaydetmiştir. Fikir ayrılığının demokratik bir hak olduğuna işaret eden Avn, özellikle ülkenin içinden geçtiği koşullarda Lübnanlılar arasında ayrışmaya izin verilmemesi gerektiğini belirtmiş; yolsuzlukla mücadelenin en etkili yolunun elektronik devlet uygulamalarının yaygınlaştırılması ile bağımsız bir yargı sisteminin oluşturulması olduğunu ifade etmiştir.
İran Yargı Erki Sözcüsü Asgar Cihangir, 22 Haziran günü Tahran’da düzenlediği haftalık basın toplantısında, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlattığı saldırılarda toplam 3 bin 519 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştır. Cihangir, hayatını kaybedenlerin 3 bin 2’sinin erkek, 517’sinin kadın olduğunu paylaşmış; patlamalara bağlı olarak ölenlerin birçoğunun vücut bütünlüğünün bozulduğunu ve yoğun çaba sarf edilerek cenazelerin ailelere teslim edildiğini dile getirmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 22 Haziran’da Tahran’daki Liderler Konferans Salonu’nda Ulusal Esnaf Günü münasebetiyle yaptığı konuşmada, bir gün önce İsviçre’de ABD ile yapılan müzakerelere taviz vermeden gittiklerini belirtmiştir. Ülke içinde müzakere sürecine yönelik eleştirilere işaretle Pezeşkiyan, “Ayrışma ve bölünmeye yol açacak her mesaj, düşmanın değirmenine su taşımaktır. Bugüne kadar böylesine bir uzlaşı ortamı hiç oluşmamıştı.” demiştir.
Müzakerelerde karşı tarafın İran’ın haklarını görmezden gelmesi durumunda geri adım atmayacaklarını dile getiren Pezeşkiyan, bu süreçte İran’ın isteği üzerine ABD’nin Lübnan’da geri adım attığını ve bazı olumlu gelişmelerin yaşandığını söylemiştir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 22 Haziran’da Bürgenstock’tan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, İran ile hafta sonu gerçekleştirilen müzakerelerde oldukça iyi ilerleme kaydettiklerini ve “başarılı nihai anlaşma” için iyi bir temel attıklarını ifade etmiştir. Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu savunan Vance, gaz ve petrol fiyatlarının düşmeye, milyonlarca varil ham petrol ile doğal gazın Boğaz’dan akmaya başladığını belirtmiş; Boğaz’ın mayınlardan arındırılması için bir koordinasyon merkezi kurmak istediklerini söylemiştir.
Bölgede bir “çatışma önleme mekanizması” kurmak istediklerini ve kurduklarını belirten Vance“Eğer ateş açılırsa, Hizbullah İsrail’e ateş açarsa veya İsrail karşılık verirse, bölgede başka çatışmalar ortaya çıkarsa, birbirimizle konuşup ateş açmayı nasıl durduracağımızı, bölgeyi nasıl daha güvenli hale getireceğimizi, müttefiklerimizi ve diğer herkesi nasıl koruyacağımızı bulabilelim.” demiştir.
İran tarafının Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerini yeniden davet etmeyi onayladığını öne süren Vance, bu durumu “Amerikalıları en çok heyecanlandıran ve büyük bir dönüm noktası” olarak nitelendirmiş; bunun “İran’daki nükleer silah programının kalıcı sona erdirilmesinin ilk adımı” olduğunu savunmuştur. Uluslararası kamuoyunda İran tarafının müzakerelerden çekileceğine dair iddiaların yer aldığının farkında olduklarını belirten Vance, İran heyetinin çekilmekle tehdit ettiğini ancak masadan kalkmadığını, görüşmelerin gece 01.00 sonrasına kadar sürdüğünü ve teknik ekiplerin çalışmaya devam ettiğini ifade etmiştir.
Lübnan’ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunacağını vurgulayan Vance, İsrail’in güvenliğinin sağlanacağı bir noktaya ulaşılmasının “çok fazla çalışma gerektireceğine” inandıklarını; bunun Lübnan silahlı kuvvetleriyle koordinasyon gerektireceğini ve İran’ın Hizbullah’ı dizginlemesi gerekeceğini belirtmiştir. İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasında ABD ve Katar’ın onayının bulunduğunu kaydeden Vance, paranın “Amerikan soya fasulyesi, Amerikan mısırı ve Amerikan buğdayı satın alınması için” kullanılacağını ileri sürmüş ve bunu “klasik bir Trump anlaşması” olarak nitelendirmiştir.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 22 Haziran’da Yahudi Haber Sendikasının (JNS) Uluslararası Politika Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, ABD-İran mutabakatının ardından İsrail’de ciddi endişeler oluştuğunu belirtmiştir. Lübnan’da ateşkes için Tahran yönetiminin de dahil olacağı bir mekanizma kurulması kararına değinen Herzog, “İran’ın alacağı iddia edilen fonların” savaş yatırımına dönüşmesini önleme konusunda endişe taşıdıklarını aktarmıştır.
İran’ın Lübnan’ın geleceğinde söz sahibi olmaması gerektiğini savunan Herzog, anlaşmazlığın İsrail ile Lübnan arasındaki müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini, sorunun İran konusuyla birlikte değerlendirilmesinin “Lübnanlıları zayıf bırakacağını” iddia etmiştir. Herzog, ertesi gün İsrail ile Lübnan arasında Washington’da yeni bir görüşmenin yapılacağını kaydetmiş; Trump’ı “İsrail’in güvenilir ortağı” olarak nitelendirerek yönetimdeki üst düzey yetkililere yönelik “her türlü aşağılayıcı açıklamayı” reddettiğini ifade etmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran-ABD müzakerelerinden Lübnan’da ateşkesi izlemek için yeni bir mekanizma kurulması kararının çıkmasının ardından 22 Haziran’da ilk kez konuşmuş; Başbakanlık Ofisi tarafından yayımlanan görüntülü açıklamada, kendisinin ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın İsrail ordusuna yönelik talimatlarının değişmediğini söylemiştir. Netanyahu, ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyindeki İsrail askerlerinin “tam hareket özgürlüğüne sahip olduğunu”, ordunun bu konuda bir kısıtlaması bulunmadığını ve işgal ettikleri bölgelerde kalacaklarını savunmuştur.
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Haziran’da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran ile devam eden müzakerelerdeki nükleer silah geliştirme konusuna değinerek “Herkes, İran’ın gelecekte uzun bir süre boyunca ‘nükleer dürüstlük’ sağlamak amacıyla kapsamlı silah denetimlerini kabul edeceğinin gayet iyi farkında.” demiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, 22 Haziran’da Vance’in, İran tarafının UAEA müfettişlerini yeniden davet etmeyi onayladığı ve UAEA’nın İran’da denetimlere başlayacağı yönündeki açıklamalarına yanıt vermiştir. Bekayi, ülkesinin UAEA ile ilişkilerinin denetim anlaşmaları kapsamındaki taahhütler ile İran Meclisi ve Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda süreceğini belirtmiştir.
Vance, 22 Haziran’da İsviçre’den ABD’ye dönüşü öncesi yaptığı bir diğer açıklamada, sürecin “dönüşmüş bir Orta Doğu’nun temelini atmakta olduğunu” ancak inşa sürecinin henüz tamamlanmadığını söylemiştir. Tahran yönetimini “verdiği sözler üzerinden değil, eylemleri üzerinden” değerlendirmek zorunda olduklarını belirten Vance, “Kimsenin sözüne güvenemezsiniz. Asıl yaptıklarına güvenmek zorundasınız. Müfettişlerin ülkeye alınması önemli bir adım. Ancak yine de ülkeye girdikten sonra müfettişlerin tam olarak ne yapmasına izin vereceklerini görmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullanmıştır.
Vance, İran’ın bir daha nükleer silaha sahip olmamasını garanti altına almak amacıyla denetim rejimini daha da güçlendireceklerini vurgulamıştır.
ABD Başkanı Trump, 22 Haziran’da Beyaz Saray’da Oval Ofis’te düzenlenen bir imza töreninde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, İran ile yürütülen sürecin olumlu ilerlediğini belirtmiş ve “Eğer İran anlaşmanın gereklerini yerine getirmez ya da uygun davranmazsa, yapmam gerekeni yaparım.” demiştir. İran’ın ciddi kayıplar verdiğini savunan Trump, “Donanmaları gitti, hava kuvvetleri gitti, liderleri öldü, ekonomileri çöktü.” ifadesini kullanmış; ülkenin füze, insansız hava aracı ve hava savunma sistemlerinin de ağır darbe aldığını iddia etmiştir.
Hürmüz Boğazı’nın açık tutulduğuna işaret eden Trump, “İki önemli sonuç elde ettik. Birincisi Boğaz açık ve açık kalacak. İkincisi ise İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmayacak.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Boğaz üzerinde “tam kontrole” sahip olduklarını öne süren Trump, İran’a yönelik deniz ablukasının hava saldırılarından daha etkili olduğunu düşündüğünü, gerektiğinde benzer bir uygulamanın yeniden hayata geçirilebileceğini söylemiş; “Bize saygı duydukları sürece sorun yaşamayacağız.” demiştir.
Netanyahu’nun İsrail ordusunun Lübnan’daki varlığını sürdüreceği yönündeki açıklamasının etkisine ilişkin soruya Trump, “Ben sorun çözen biriyim, sorunları çok hızlı çözerim.” yanıtını vermiş; doğrudan Netanyahu’yu eleştirmeyerek Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yürüttüğü diplomasiyi övmüştür. Trump ayrıca Yardımcısı Vance’in İsviçre’deki açıklamalarını da överek “Çok zeki bir adam, harika bir iş çıkardı.” demiştir.
23 Haziran’da, adı paylaşılmayan bir ABD’li yetkili, Lübnan’daki ateşkesi ve “çatışma” durumunu izlemek için ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) bir “izleme mekanizması” başlattığını, amaçlarının “şiddetin sona ermesi” olduğunu ifade etmiştir. Yetkili, bu adımın, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun İsrail Başbakanı Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Avn ile telefon görüşmeleri sonrası atıldığını kaydetmiş; “İsrail ve Lübnan’ın iki egemen devlet olarak görüşmesini ve barış ile güvenlik için bir yol bulmalarını sağlıyoruz.” demiştir. Yetkili, görüşmelerin iki ülke arasında kapsamlı bir barış ve güvenlik anlaşmasına doğru ilerlemeye devam edeceğini belirtmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 23 Haziran’da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin, tarafların imzaladığı mutabakat zaptındaki yükümlülüklerine bağlılığı ve maddelerin eksiksiz uygulanması halinde etkili olacağını vurgulamıştır. Tarafların üzerinde mutabık kalınan metin dışında açıklama yapmasının müzakereleri olumsuz etkileyeceğine atıf yapan Pezeşkiyan, müzakere sürecindeki ilerlemenin sorumlulukların fiili olarak yerine getirilmesiyle ölçüleceğini kaydetmiştir.
İsviçre’de ABD ile teknik müzakerelerde İran heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, 23 Haziran’da teknik görüşmelerin tamamlandığını dile getirmiş; tarafların “yaptırımların kaldırılması”, “nükleer konular”, “yeniden yapılanma ve ekonomik kalkınma” ile “izleme ve uygulama” başlıklarında dört çalışma grubu kurulmasına karar verdiğini, bu grupların teknik ayrıntıları ele alacağını belirtmiştir.
Garibabadi, mutabakata taraf ülkeler arasında Hürmüz Boğazı’ndan ticari gemilerin güvenli geçişini koordine edecek bir temas noktası ile Lübnan’da çatışmaların önlenmesine yönelik ortak bir koordinasyon biriminin kurulmasının da kararlaştırıldığını açıklamıştır. İranlı yetkili, bundan sonraki müzakerelerin; İran Meclis Başkanı ile Dışişleri Bakanı, ABD Başkan Yardımcısı, Pakistan ve Katar başbakanlarının gözetimindeki üst düzey komite çatısı altında yürütüleceğini, teknik heyet başkanlarının çalışma grupları ile koordinasyon birimlerinin faaliyetlerini denetleyerek komiteye düzenli rapor sunacağını ifade etmiştir.
Dondurulmuş fonların serbest bırakılmasına ilişkin imzalanan 12 milyar dolarlık (iki adet 6 milyar dolarlık) mutabakatların derhal uygulama aşamasına geçirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını dile getiren Garibabadi, teknik görüşmelerde İran’ın petrol ve petrokimya ürünleriyle ilgili tüm satışlarına ilişkin genel bir lisansın verilmesi ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasına ilişkin gerekli takiplerin yapıldığını; söz konusu genel lisansın ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi’nin (OFAC) internet sitesinde yayımlandığını hatırlatmıştır.
Sözcü Bekayi, 23 Haziran günü Tahran’da düzenlediği haftalık basın toplantısında, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasının ardından belirli ürünlerin satın alımında kullanılacağı yönündeki iddialar hakkında, “Dondurulmuş varlıklarla ilgili bir sınırlama söz konusu değil. Ülkenin faydasına nasıl olursa o yönde kullanılacak.” demiştir.
ABD’nin mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde ABD ile ekonomik ortaklık anlamında güven ilişkisi kurulup kurulamayacağı yönündeki soruya Bekayi, “Yarın ne olacağını yarın düşünürüz. Şu anda odak noktamız ABD’nin mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini yerine getirmesidir. Önümüzde uzun bir süreç var.” karşılığını vermiştir. İsviçre’deki görüşmelerde UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi ile bir araya gelmediklerini ve UAEA’nın zarar gören santrallerde denetim başlatması yönünde bir program bulunmadığını belirten Bekayi, “İran’ın savunma kapasitesi ve füze programı hiçbir şekilde görüşmelerde konuşulmadı ve hiçbir zaman müzakere konusu olmayacak.” demiştir.
Bekayi ayrıca, mutabakat zaptına göre ABD’nin müzakere süreci boyunca bölgedeki askeri varlığını artırmaması ve nihai anlaşmadan sonra İran’a yakın bölgelerden askeri unsurlarını çekmesi gerektiğini vurgulamış; bu konuyu dikkatle takip ettiklerini hatırlatmıştır. Rubio’nun Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn’e düzenleyeceği seyahate de değinen Bekayi, bölgede şekillenecek güvenlik mekanizmalarının yalnızca bölge ülkeleri arasındaki işbirliği temelinde gerçekleşmesi gerektiğini, ABD’nin bölgedeki askeri varlığının doğurduğu sonuçların ortada olduğunu kaydetmiştir.
Pakistan Başbakanı Şerif, 23 Haziran’da Ulusal Meclis’te yaptığı konuşmada, Pakistan’ın iki tarafı masaya getirmek için köprü görevi gördüğünü, pazar başlayan görüşmelerin pazartesi gece yarısından sonra sona erdiğini belirtmiştir. ABD ile İran arasındaki teknik görüşmelerin gelecek iki ay devam edeceğini aktaran Şerif, bu görüşmelerde İran’ın nükleer programı, balistik füze kapasitesi, yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması konularının ele alınacağını ifade etmiştir.
Şerif, “Eğer süregelen müzakereler başarıyla sonuçlanırsa, 60 gün içinde mutabakat zaptı kalıcı ve uzun vadeli bir anlaşmaya dönüşebilir.” demiş; İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın ikili ilişkiler ve ekonomik işbirliğini görüşmek üzere Pakistan’ı ziyaret edeceği bilgisini paylaşmıştır.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 23 Haziran’da, müzakere sürecinin arabulucusu Pakistan’ın Başbakanı Şerif ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir’in daveti üzerine Pakistan’a gitmiştir. Hareketinden önce açıklama yapan Pezeşkiyan, Pakistanlı yetkililerin ABD ile diplomasi sürecinde önemli rol oynadığını belirterek ziyaretin, mutabakat zaptının tüm maddelerinin uluslararası hukuk çerçevesinde ve İran halkının hak ve özgürlükleri çerçevesinde uygulanmasını amaçladığını ifade etmiştir.
Mutabakatın eksiksiz uygulanmasını istediklerini vurgulayan Pezeşkiyan, “Bu mutabakat zaptının uygulanmasıyla bölgedeki birçok sorun azalabilir.” demiştir. Pakistan ziyaretinde ticaret, ekonomi, kültür, güvenlik ve askeri alanların yanı sıra barış ve güvenlik konularında görüşmeler yapacaklarını aktaran Pezeşkiyan, İran’ın Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer İslam ülkeleriyle ilişkilerinin genişletilmesinin, İran lideri Mücteba Hamaney’in vurguladığı yaklaşıma uygun olarak hükümetin öncelikli gündeminde yer aldığını belirtmiştir.
Umman Sultanı Heysem bin Tarık, 23 Haziran’da, İsviçre’deki görüşmelerin ardından Maskat’a geçen İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başkanlığındaki İran heyetini kabul etmiştir. Umman resmi ajansı ONA’ya göre görüşmede İran-ABD müzakerelerindeki son gelişmeler ele alınmış; Sultan bin Tarık, İran heyetinden süreçle ilgili bilgi almıştır. Sultan, “Hürmüz Boğazı’nda güvenli seyrüseferin yeniden başlatılması ve nükleer mesele başta olmak üzere tüm konulara barışçıl ve nihai bir çözüm getirilmesi” yönündeki temennilerini dile getirmiştir.
İran Meclis Başkanı Kalibaf, 23 Haziran’da İsviçre dönüşünde yaptığı açıklamada, görüşmelerin özellikle Hürmüz Boğazı, Lübnan, petrol muafiyeti ve dondurulmuş fonların serbest bırakılması konularında “iyi kazanımlar” sağladığını belirtmiş; bununla birlikte sürecin henüz başında olduklarını ve çalışmalarını sürdürmeleri gerektiğini ifade etmiştir.
Kalibaf, mutabakat zaptının 11. maddesi kapsamında iki ayrı 6 milyar dolarlık dilimin serbest bırakılmasına ilişkin ön hazırlıkların Katar’a yapılan ziyarette tamamlandığını, nihai imzanın ise İsviçre ziyaretinde atıldığını söylemiştir. Ham petrol, petrokimya ve türevlerinin satışı ile bankacılık, sigorta ve taşımacılığa ilişkin 10. madde kapsamında ise nihai anlaşmaya kadar geçerli olmak üzere petrol yaptırımlarına muafiyet sağlandığını ve ilgili anlaşmaların imzalandığını belirtmiştir. Lübnan’a ilişkin olarak, çatışmaya dönüşü önlemek ve İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesini sağlamak amacıyla bir koordinasyon merkezi kurulması üzerinde anlaşıldığını aktaran Kalibaf, Hürmüz Boğazı için ise “boğazın yönetiminin savaş öncesindeki haline asla geri dönmeyeceğini”, bir acil iletişim hattı ve koordinasyon merkezi oluşturulması üzerinde uzlaşıldığını ifade etmiştir.
İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, 23 Haziran’da, Trump’ın serbest bırakılacak fonların Amerikan tarım ürünleri alımında kullanılacağı yönündeki açıklamasına karşılık, İran’ın ABD’den ürün alma “zorunluluğu olmadığını” belirtmiştir. Himmeti, taraflar arasındaki anlaşmaya göre ilk 6 milyar doların “temel mallar ve ilaç” alımında kullanılabileceğini, ancak Amerikan ürünlerinin fiyat ve kalitesi diğer ülkelere kıyasla uygunsa bu ülkeden alım yapmaya engel bulunmadığını ifade etmiştir. İkinci 6 milyar doların ise yaptırım kapsamı dışındaki diğer ürünlerin alımında değerlendirilebileceğini söylemiştir.
ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın ham petrol, petrokimya ve petrol ürünleri satışına ilişkin yaptırımları 21 Ağustos’a kadar muaf tutmuş; bu adımın İran’a onlarca yıl sonra ilk kez ABD doları üzerinden petrol satma imkânı tanıdığı belirtilmiştir. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ndeki Demokrat üyeler ise sosyal medya hesaplarından, yönetimin nükleer program ve vekil güçler gibi temel konularda ilerleme sağlanmadan İran’a kapsamlı yaptırım muafiyeti tanımasını eleştirmiş; bu adımların “yönetimin kendi söylemiyle tutarsız” olduğunu ileri sürmüştür.
İran Meclis Başkanı Kalibaf ile Umman Dışişleri Bakanı Bedr Albusaidi, 23 Haziran’da Maskat’taki görüşmenin ardından Hürmüz Boğazı’ndan “geçiş ücreti alınmaksızın seyrüsefer” ilkesine bağlılıklarını teyit etmiştir. Albusaidi, mutabakat zaptının Hürmüz Boğazı’na ilişkin maddesi başta olmak üzere yapıcı görüşmeler yürütüldüğünü belirtmiş; tarafların uluslararası hukuka ve ücretsiz geçişe bağlılığını vurgulamıştır. İran tarafı, Boğaz’ın yönetiminin savaş öncesindeki durumuna dönmeyeceğini yinelemekle birlikte, mevcut aşamada geçişlerin ücretsiz süreceğini ifade etmiştir.
Al Jazeera. “Iran War Live: US to Release Iran Funds; Israeli Fire Kills 2 in Lebanon.” Al Jazeera Live Blog. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/23/iran-war-live-tehran-to-access-billions-in-frozen-funds
Al Jazeera. “Iran War Updates: Trump Says Iran ‘Will Agree’ to Allow Weapons Inspections.” Al Jazeera Live Blog. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/22/iran-war-live-first-day-of-us-talks-covers-lebanon-hormuz-frozen-assets
Anadolu Ajansı. “ABD Başkanı Trump’tan ‘İran Uygun Davranmazsa Gerekeni Yaparım’ Uyarısı.” Anadolu Ajansı. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskani-trumptan-iran-uygun-davranmazsa-gerekeni-yaparim-uyarisi/3974989
Anadolu Ajansı. “Katar: ABD-İran Arasındaki Müzakereleri Sabote Etmek İsteyen Taraflar Var.” Anadolu Ajansı. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/katar-abd-iran-arasindaki-muzakereleri-sabote-etmek-isteyen-taraflar-var/3974698
Anadolu Ajansı. “Son Gelişmeler: ABD-İsrail-İran-Lübnan Savaşı ve Barış Müzakereleri.” Anadolu Ajansı Live Blog. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/son-gelismeler-abd-israil-iran-lubnan-savasi-ve-baris-muzakereleri/4281
Anadolu Ajansı. “Vance, İran ile Başarılı Nihai Anlaşma İçin İyi Bir Temel Attıklarını Söyledi.” Anadolu Ajansı. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/vance-iran-ile-basarili-nihai-anlasma-icin-iyi-bir-temel-attiklarini-soyledi/3974544
Anadolu Ajansı. “İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: ABD ile Mutabakatın Uygulanmasıyla Bölgedeki Birçok Sorun Azalabilir.” Anadolu Ajansı. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-abd-ile-mutabakatin-uygulanmasiyla-bolgedeki-bircok-sorun-azalabilir/3975195
Anadolu Ajansı. “İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Ayrışmaya Yol Açacak Her Mesaj Düşmanın Değirmenine Su Taşımaktır.” Anadolu Ajansı. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-ayrismaya-yol-acacak-her-mesaj-dusmanin-degirmenine-su-tasimaktir/3974552
Anadolu Ajansı. “İran, ABD’yle İsviçre’deki Teknik Görüşmelerin Çalışma Grupları Kurulması Uzlaşısıyla Sona Erdiğini Açıkladı.” Anadolu Ajansı. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-abdyle-isvicredeki-teknik-gorusmeler-calisma-gruplari-kurulmasi-uzlasisiyla-sona-erdi-/3975228
Anadolu Ajansı. “İran: ABD ile İsviçre’deki Teknik Görüşmeler, Çalışma Grupları Kurulması Uzlaşısıyla Sona Erdi.” Anadolu Ajansı Live Blog. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/iran-abd-ile-isvicredeki-teknik-gorusmeler-calisma-gruplari-kurulmasi-uzlasisiyla-sona-erdi/4323
BBC News. “Iran Says No New Commitments on Nuclear Sites After Vance Says Inspectors to Be Invited Back.” BBC News. Erişim 23 Haziran 2026. https://www.bbc.com/news/articles/c3vy3nr63gxo
CNN. “June 22, 2026 - Vance and Iranian State Media Issue Conflict Over UN Nuclear Inspector Access.” CNN Live Updates. Erişim 23 Haziran 2026. https://edition.cnn.com/2026/06/22/world/live-news/iran-war-trump-israel-lebanon-hnk
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 27 Haziran’da, “Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir ticari gemiye dün düzenlenen saldırıya güçlü bir yanıt olarak” İran’a hava saldırıları düzenlediğini duyurmuştur. Açıklamada, İran’ın 25 Haziran’da tek yönlü saldırı dronuyla M/V Ever Lovely gemisine saldırmasının ardından ABD uçaklarının İran’ın füze ve insansız hava aracı depolama alanları ile kıyı radar üslerini vurduğu belirtilmiştir. Singapur bayraklı geminin, saldırı sırasında Umman açıklarında Hürmüz Boğazı’ndan çıkmakta olduğu kaydedilmiştir.
İran güçlerinin ticari deniz taşımacılığına yönelik saldırısının ateşkesi açıkça ihlal ettiği ve “tehlikeli davranışının seyrüsefer özgürlüğüne zarar verdiği” savunulan açıklamada, ABD güçlerinin Boğaz’dan geçen ticari gemilere “güvenli geçiş koordinasyonu ve desteği sağlamaya devam ettiği” belirtilmiştir.
27 Haziran gecesi İran basınında, Devrim Muhafızları Ordusu’na atfen, ABD’nin ülkenin güneyindeki Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik kentine saldırısının “bertaraf edildiği” ve saldırıya “seçilecek zaman ve yerde” karşılık verileceği yönünde bir açıklama yer almıştır. ISNA ve Tabnak gibi kuruluşların paylaştığı açıklamada şu ifadeler kullanılmıştır: "Deniz ve hava kuvvetlerimiz bu saldırıyı bertaraf etmeyi başardı. Saldırgan güçleri geri çekilmeye zorladı ve böylece İran’ın toprak ve karasuları üzerindeki egemenliğini korudu. Bu saldırganlığın cevapsız kalmayacağını ve cevabımızın seçtiğimiz zaman ve yerde hızlı ve kararlı olacağını vurguluyoruz."
Ancak Fars Haber Ajansı, Devrim Muhafızları Ordusu Sözcülüğü’nden aldığı bilgiye dayanarak, son saatlerde ABD ile yaşanan çatışmaya ilişkin orduya atfedilen açıklamaların doğru olmadığını duyurmuş; bunun üzerine bazı haber ajansları ilgili haberlerini yayından kaldırmıştır.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "ABD, müzakerelerin ortasında İran’a bir kez daha saldırdı. Başarısız ABD Başkanı (Trump), müzakere ilkelerine veya ateşkese bağlılığı olmadığını gösterdi. Bu pervasız ateşkes ihlali, her zamanki gibi, onların geri adım atmasına ve pişmanlığa yol açacak. Suçlama oyunu artık işe yaramıyor." demiştir.
İran devlet televizyonu ise ABD’nin Sirik kentine saldırısında bir iletişim kulesi yakınına iki füzenin isabet ettiğini bildirmiştir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, CENTCOM’un açıklamasını alıntılayarak yaptığı paylaşımda, “İran bir ateşkes anlaşması imzaladı. Biz buna uyduk. Eğer mutabakat zaptının nasıl uygulandığı konusunda anlaşmazlıkları varsa, (İran) telefon açabilirler.” değerlendirmesinde bulunmuş; “Ancak şiddete, şiddetle karşılık verilecektir.” ifadesine yer vermiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, yazılı açıklamasında, ABD’nin Sirik kentine düzenlediği saldırılara karşılık ABD ordusunun bölgedeki konuşlanma noktalarını vurduğunu duyurmuştur. Açıklamada, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda yetkisiz bir rota izleyen gemiye İran tarafından müdahale edildiği bahanesiyle İran kıyılarına hava saldırısı düzenlediği ve Lübnan’da İsrail’in yaptığı gibi ateşkesi ihlal ettiği ifade edilmiştir.
Mutabakat Zaptı’nın 5. maddesine göre Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği İran’ın kontrol edeceğine dair düzenlemelere yer verildiği, ancak ABD’nin “çeşitli tarafları kışkırtarak” bu maddeyi ihlal etmeye çalıştığı savunulan açıklamada, “Buna gerekli yanıt verilmiştir ve bu durum devam edecektir. Tekrarlanan bir saldırganlık durumunda cevabımız bundan daha kapsamlı olacaktır.” ifadeleri kullanılmıştır.
İran Dışişleri Bakanlığı, 27 Haziran’da yayımladığı açıklamada, “terörist ABD ordusunun 27 Haziran 2026 Cuma akşamı İran’ın güney kıyılarındaki çeşitli noktalara düzenlediği hava saldırılarını” kınamıştır. Kıyı gözetleme tesislerini hedef alan saldırıların, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. Maddesi’nin 4. Fıkrası’nın açık ihlali olmasının yanı sıra 18 Haziran 2026 tarihli Dayatılan Savaşın Sona Erdirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı’nın birinci maddesinin de açık ihlali olduğu belirtilmiştir. Açıklamada, İran’ın ulusal egemenliği ile ulusal çıkarlarını koruma hakkı olduğu ve ABD unsurlarına yönelik karşı saldırıların meşru müdafaa hakkı doğrultusunda gerçekleştirildiği kaydedilmiştir.
Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, 27 Haziran sabahı topraklarının bir dizi insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını belirterek İran’ı "şiddetle" kınamıştır. İran’ın bu saldırılarla Bahreyn’in egemenliğini açıkça ihlal ettiği ve sivillerin hayatını tehlikeye attığı vurgulanan açıklamada, “Sivil yerleri hedef almayı yasaklayan uluslararası norm ve sözleşmelere aykırı bu saldırıları şiddetle kınıyoruz.” ifadelerine yer verilmiş; barış çabalarının baltalanmasından İran’ın tamamen sorumlu olacağı belirtilmiştir.
İran lideri Mücteba Hamaney’in danışmanı ve eski Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Muhsin Rezai, ABD’nin bölgedeki vekil güçlerine destek vererek Hürmüz Boğazı’nda gerginlik oluşturduğunu ve mutabakat zaptının 1 ve 5. maddesini ihlal ettiğini savunarak, “Mutabakat zaptının herhangi bir maddesinin ihlaline hızlı ve ezici karşılık verilecek.” demiştir.
28 Haziran günü Kuveyt ordusu, ülkenin hava savunma sistemlerinin füze ve “düşman İHA saldırılarını” engellemek üzere devreye girdiğini açıklamış; vatandaşların duyabileceği patlama seslerinin önleme faaliyetlerinden kaynaklandığını belirtmiştir. Bahreyn İçişleri Bakanlığı ise olası saldırı ihtimali nedeniyle sirenlerin çaldığını duyurarak vatandaşlardan sakin olmalarını, en yakın güvenli bölgeye gitmelerini ve gelişmeleri resmi kanallardan takip etmelerini istemiştir.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ilerleyen saatlerde, ABD’nin son saldırılarına karşılık Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD askeri üslerine füze ve İHA’larla saldırı düzenlediğini duyurmuştur. IRNA’ya göre yapılan açıklamada, DMO Deniz Kuvvetleri ile Hava-Uzay Kuvvetlerinin koordineli operasyonunda Kuveyt’teki Ali es-Salim Hava Üssü ile Bahreyn’deki Selman Limanı’nda bulunan ABD Beşinci Filosu dahil toplam 8 önemli ABD askeri tesisinin vurulduğu ifade edilmiştir.
Operasyonun, ABD’nin İran’ın Hürmüz Boğazı kıyısındaki 5 noktasına düzenlediği saldırılara misilleme niteliği taşıdığı belirtilen açıklamada, İran’ın İslamabad Mutabakat Zaptı uyarınca Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yönetiminden sorumlu olduğu savunulmuş; kuralları ihlal eden gemilere yönelik müdahalelerin daha da sertleşeceği uyarısında bulunulmuştur. Açıklamada ayrıca, gelecekte İran’a yönelik herhangi bir saldırının “ezici bir güçle” karşılık bulacağı, ateşkesin ihlal edilmesinin İslamabad Mutabakat Zaptı’nın birinci maddesine aykırı olduğu ve böyle bir durumun devam eden tüm süreçleri durduracağı vurgulanmıştır.
ABD Başkanı Trump, saldırıların ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD uçaklarının “ateşkesi yeniden ihlal ettiği” gerekçesiyle İran’a ait füze ve İHA depolama tesisleri ile kıyı radar tesislerini vurduğunu belirtmiş; İran’ın “ders çıkarmayacağını” savunarak "Artık makul olamayacağımız bir nokta gelebilir ve başarıyla başlattığımız işi askeri olarak tamamlamak zorunda kalabiliriz. Bu olursa artık İran var olmaz." demiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı, 28 Haziran’da yayımladığı açıklamada, “terörist ABD ordusunun 28 Haziran 2026 Pazar günü sabaha karşı” Keşm Adası ve Sirik başta olmak üzere güney kıyılarına düzenlediği saldırıları "şiddetle kınadıklarını" ifade etmiştir. Saldırıların BM Şartı’nın 2/4. fıkrası ile Mutabakat Zaptı’nın birinci maddesinin açık ihlali olduğu belirtilen açıklamada, bu durumun ABD’nin yükümlülüklerine değer vermediğini gösterdiği vurgulanmış; ABD unsurlarına yönelik karşı saldırıların meşru müdafaa hakkı doğrultusunda gerçekleştirildiği yinelenmiştir.
İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, Tesnim Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, “düşmanın” daha önce de “tecrübe edildiği üzere hilekar ve güvenilmez” olduğunu ve müzakere sürecinde dahi harekete geçtiğini belirterek, “Düşmanın tüm girişimlerine cevap verdik.” demiştir. Ülkesinin her türlü girişime karşılık vereceğini vurgulayan Muhibbi, “Düşman ateşkesi ihlal ettiğinde her defasında daha şiddetli karşılık alacak.” demiştir.
Bahreyn, İran’ın düzenlediği balistik füze ve İHA saldırılarını en sert şekilde kınayarak uluslararası topluma acil eylem çağrısında bulunmuştur. Saldırıların münferit bir olay olmadığı, Tahran yönetiminin Bahreyn’in egemenliğini ve vatandaşlarının güvenliğini hedef alan “sistematik ve kasıtlı bir saldırganlık politikasının” parçası olduğu belirtilen açıklamada, İran’ın BM Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararını ve uluslararası iradeyi hiçe saydığı vurgulanmıştır. Saldırılara son verilmesi için BMGK’ye acil oturum çağrısı yapan Bahreyn, Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) “bir üye devlete yapılan saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılır” ilkesine de dikkat çekmiştir.
Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud Abdulaziz el-Atvan, silahlı kuvvetlerin sabaha karşı "Kuveyt hava sahasında 2 düşman balistik füze tespit ederek" etkisiz hale getirdiğini, olayda herhangi bir hasar veya can kaybı yaşanmadığını açıklamış; Kuveyt Silahlı Kuvvetleri’nin görevlerini yüksek hazırlık seviyesiyle sürdürdüğünü vurgulamıştır.
Bahreyn Savunma Kuvvetleri, hava savunma sistemlerinin “bir dizi hava saldırısını” engellediğini, sivillerin ve özel mülklerin hedef alınmasının “uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali” olduğunu belirtmiştir. İçişleri Bakanlığı ise saldırı sonucu El-Muharrak bölgesinde bir konut binasının zarar gördüğünü, ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadığını açıklamıştır.
Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Ürdün, Umman ve Lübnan ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), İran’ın Kuveyt ve Bahreyn’e yönelik saldırılarını kınamıştır. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, saldırıların iki ülkenin egemenliğine açık ihlal teşkil ettiğini ve bölgesel güvenliğe ciddi tehdit oluşturduğunu belirterek Kuveyt ve Bahreyn ile “tam dayanışma” içinde olduğunu açıklamıştır.
Katar, BAE, Mısır ve Ürdün de saldırıları egemenliğin ve uluslararası hukukun açık ihlali ile bölgesel güvenliğe yönelik tehlikeli bir tırmanış olarak nitelendirmiş; Umman Dışişleri Bakanlığı gerginliğin düşürülmesi ve diyalog çağrısında bulunmuştur. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn saldırıları bölgesel istikrara yönelik tehlikeli bir tırmanış olarak değerlendirerek Kuveyt ve Bahreyn ile dayanışma mesajı vermiş; KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi ise saldırıların bölgesel barış ve güvenlik çabalarını baltaladığını ifade etmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Fars Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, İsrail’in Lübnan’dan koşulsuz çekilmesine ilişkin takvimin bir an önce belirlenmesi ve ABD’nin Tel Aviv’i saldırılarını durdurmaya ve Lübnan’dan çekilmeye zorlaması gerektiğini söylemiştir. Bekayi, “ABD’nin Siyonist rejimi Lübnan’ın tüm bölgelerine yönelik her türlü saldırı ve askeri operasyonu durdurmaya zorlamak için gerekli tüm tedbirleri almasının zorunlu olduğunu vurguluyoruz.” demiş; İran ile ABD arasındaki mutabakata göre Lübnan dahil tüm cephelerde savaş ve saldırıların durması gerektiğinin altını çizmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arağçi, Bağdat ziyaretinde Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Mutabakat zaptının 5. maddesine göre İran’ın, nihai anlaşmaya kadar geçecek 60 günlük müzakere süreci boyunca Boğaz’dan gemilerin serbest geçişini sağlamakla görevlendirildiğini ve hiçbir geminin İran ile koordinasyon olmadan geçemeyeceğini belirten Arağçi, İran makamlarına göre ABD’nin alternatif bir koridor oluşturmaya çalıştığını ifade etmiştir. İran ile Umman’ın, 60 günlük sürecin ardından Boğaz’ın yönetimini kalıcı biçimde koordine etmeyi görüştüğü; mevcut aşamada ise 5. maddenin Boğaz üzerindeki kontrolü tek başına İran’a verdiği kaydedilmiştir.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Lübnanlı mevkidaşı Nebih Berri ile telefonda görüşmüştür. Tesnim Haber Ajansı’na göre Kalibaf, mutabakatın birinci paragrafının Lübnan’da çatışmaların sona erdirilmesini ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını içerdiğini, İran’ın İsrail güçlerinin Lübnan’dan çekilmesini “ciddiyetle takip ettiğini” belirtmiştir. Berri ise İran’ın İsviçre’deki çabalarının Lübnan halkının çıkarına olduğunu kabul etmekle birlikte, ABD’nin Lübnan’ın egemenliği meselesini geçiştirmeye çalıştığını öne sürmüştür. İki isim, yeni kurulan çatışmasızlık biriminin İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını ele almak üzere acilen toplanması gerektiğini vurgulamıştır.
İran Dışişleri Bakanı Arağçi, Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Abudi ile yaptığı görüşmede, İran’ın bölgesel güvenlik konusunda Körfez ülkeleriyle ortaklığa hazır olduğunu belirtmiştir. Arağçi, Körfez ülkelerinin son aylarda yaşananlardan ders çıkarması ve bölgenin güvenlik mimarisine birlikte karar vermesi gerektiğini; oluşturulacak herhangi bir güvenlik paktının ekonomik konuları da kapsaması ve bölge dışındaki askeri güçlerin bu yapının dışında tutulması gerektiğini ifade etmiştir.
İran devlet medyası, haftalar önce İHA ve füzelerle BAE’deki hedeflerin vurulmasının ardından, Tahran ile Dubai arasındaki uçuşların pazartesi günü yeniden başlayacağını duyurmuştur. Tahran İmam Humeyni Havalimanı yetkilisi Ramin Kaşifazer, hattın yeniden açılması için gerekli düzenlemelerin yapıldığını bildirmiş; İranlı Sepehran havayolunun internet sitesinde pazartesi günkü uçuş için biletlerin satışa sunulduğu belirtilmiştir.
ABD merkezli Axios sitesi, ismi açıklanmayan üst düzey bir ABD’li yetkiliye dayanarak, ABD ile İran’ın birbirlerine yönelik saldırıları durdurma konusunda anlaşarak Hürmüz Boğazı’ndaki anlaşmazlıkları çözmek için 30 Haziran’da Katar’da görüşme planladığını iddia etmiştir. Bir başka ABD’li yetkili, her iki tarafın da “şimdilik” saldırılardan el çekeceğini ve teknik görüşmelerin devam edeceği için “gemilerin serbestçe hareket edebileceğini” söylemiştir.
Diğer yandan İran Devrim Lideri Eserlerini Koruma ve Yayma Ofisi Üyesi Mehdi Fezaili, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran’ın ABD ile teknik heyetler düzeyinde o gün gerçekleştirilmesi planlanan görüşmeye katılmadığını söylemiş; gerekçe olarak ABD’nin saldırılarını sürdürmesini ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasına yönelik somut adım atılmamasını göstermiştir.
Al Jazeera. “Iran War Day 121: Iran Attacks Bahrain, Kuwait as US Strikes Near Hormuz.” Al Jazeera. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/6/28/iran-war-day-121-iran-attacks-bahrain-kuwait-as-us-strikes-near-hormuz
Al Jazeera. “Iran War Updates: IRGC Says 8 US Military Sites Destroyed.” Al Jazeera. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/28/iran-war-live-trump-threatens-tehran-as-us-bombs-sirik-qeshm-for-2nd-day
Al Jazeera. “Iran and US Trade Blame for Attacks, Threatening Fragile Ceasefire.” Al Jazeera. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aljazeera.com/features/2026/6/28/in-lebanon-framework-agreement-signed-with-israel-spurs-protest-criticism
Al Jazeera. “US Launches Second Night of Strikes on Iran After Ship Hit by Drone.” Al Jazeera. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/6/27/us-launches-second-night-of-strikes-against-iran-after-ship-struck-by-drone
Anadolu Ajansı. “ABD Ordusu, ‘Ticari Taşımacılığa Yönelik Saldırıları’ Gerekçesiyle İran’da Bazı Hedeflere Saldırılar Düzenledi.” Anadolu Ajansı. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-ordusu-ticari-tasimaciliga-yonelik-saldirilari-gerekcesiyle-iran-da-bazi-hedeflere-saldirilar-duzenledi/3980136
29 Haziran günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Kum kentinde din adamı Ayetullah Şebiri Zencani ile yaptığı görüşmede ülkesinin dondurulmuş varlıklarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Pezeşkiyan, “Oluşturulan programa göre, Katar’da bulunan 12 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın 6 milyar doları ülkeye dönecek.” demiş; kalan 6 milyar doların da ülkeye dönmesi için gerekli çalışmaların yapıldığını belirtmiştir. Pezeşkiyan ayrıca, ABD ile imzalanan mutabakat zaptının İran halkı için bir kazanım olduğunu vurgulayarak, mutabakatla birlikte İran petrolüne yönelik yaptırımların kaldırıldığını hatırlatmıştır.
Aynı gün İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması konusunu takip etmek üzere Katar’ın başkenti Doha’ya uzman bir ekip göndereceğini açıklamıştır. Bekayi, müzakereler için ABD ile bir toplantı planlanmadığını, ancak ABD’nin İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması sürecini takip ettiğini belirtmiş; henüz nihai anlaşma için müzakere sürecine girilmediğini, müzakerelerin başlaması için mutabakat zaptındaki 1, 4, 5, 10 ve 11. maddelerin uygulamaya konması ve uygulamanın devam ettirilmesi gerektiğini kaydetmiştir.
29 Haziran günü Beyaz Saray, ABD ile İran arasında Katar’ın başkenti Doha’da yapılacak mutabakat zaptı görüşmelerine, Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner’ın katılacağını açıklamıştır. Fox News’e konuşan Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Özel Temsilci Witkoff ve Jared Kushner, mutabakat zaptı görüşmeleri için bu hafta Doha’ya uçacaklar. Bu üst düzey görüşmelerin yanı sıra teknik görüşmeler de yapılacak.” demiştir.
ABD’nin ateşkesin gereğini yerine getirdiğini ancak şiddete karşı şiddetle karşılık verileceğini savunan Leavitt, “Başkan’ın talimatıyla ABD ticari gemilere yönelik saldırılara karşılık verdi ve bu devam edecek ancak umarız bunu görmeyiz. Başkan açıkça barış sürecinin işlemesini istiyor.” ifadelerini kullanmıştır.
ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da otomobil üreticilerinin araç verilerini kilitlemesini ve belirli tamir araçlarını zorunlu kılmasını kısıtlayan başkanlık kararnamesinin imza töreninde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ertesi gün Doha’da yapılacak görüşmeye ilişkin “Doha’daki toplantı belki önemli olacak, belki de olmayacak. Bunu göreceğiz.” demiştir.
30 Haziran günü İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Hürmüz Boğazı’ndaki mayın temizleme faaliyetinin ilgili mutabakat zaptı hükümleriyle düzenlendiğini ve Tahran’ın üçüncü taraf müdahalesine ihtiyaç görmediğini belirtmiştir. Bekayi, İranlı ve Katarlı yetkililerin, ABD ile mutabakat anlaşmasının uygulanması ile dondurulmuş İran fonlarını görüşmek üzere Doha’da bir araya geleceğini teyit etmiş; ABD elçileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un Doha’da bulunduğunu ancak ilerleyen günlerde İranlı yetkililerle planlanmış bir görüşme bulunmadığını doğrulamıştır.
30 Haziran günü Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid bin Muhammed el-Ensari, Doha’da düzenlediği basın toplantısında, ABD Başkanı Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Witkoff ile damadı Kushner’in Katar’da İranlı temsilcilerle değil arabulucularla bir araya geleceğini bildirmiştir. ABD ile İran arasındaki teknik müzakerelerin durmadığının altını çizen Ensari, Katar olarak Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş ve mayınların temizlenmesine öncelik verdiklerini söylemiş; “ABD ile İran arasında üst düzey bir görüşme kararı yok.” demiştir. Dondurulmuş 6 milyar dolarlık İran fonunun henüz Tahran’a aktarılmadığına dikkati çeken Ensari, “Bu meblağ insani yardım malzemelerinin satın alınması için ayrılan 2023 anlaşmasına tabidir.” ifadesini kullanmış; fonun transferine her iki taraf arasındaki müzakereler sonucu karar verileceğini belirtmiştir.
Hürmüz Boğazı’nda gerilimi düşürmek için kurulan doğrudan iletişim hattının son dönemdeki çatışmaları yatıştırmak için kullanıldığını dile getiren Ensari, “Hürmüz Boğazı ve gemilerin güvenli geçişi konusunda Umman Sultanlığı ile koordinasyon halindeyiz. Hürmüz Boğazı’nın temizlenmesinde Fransa’nın da katılmasını takdir ediyoruz.” demiştir. Denizde seyir hürriyetinin tüm Körfez ülkeleri için garanti altına alınmış bir hak olduğunu vurgulayan Ensari, “Bunun kapatılması ya da tehdit edilmesi kabul edilemez.” ifadesini kullanmıştır.
Aynı gün yaptığı güncellenmiş açıklamada Ensari, teknik düzeydeki görüşmelerin “farklı formatlarda” devam ettiğini ve son gerginliklere rağmen hiç durmadığını vurgulamış; müzakerelerin yalnızca İran’ın nükleer programıyla sınırlı olmadığını, tarafların dondurulmuş varlıklar başta olmak üzere birçok başlığı birlikte ele aldığını belirtmiştir. Ensari, Fransa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki mayın temizleme çalışmalarına verdiği desteği memnuniyetle karşıladıklarını, krizin yalnızca bölge ülkelerini değil küresel ticareti ve enerji güvenliğini de ilgilendirdiğini, bu nedenle uluslararası bir çözüm gerektirdiğini kaydetmiştir.
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Doha’da Witkoff ve Kushner ile bir araya gelerek ABD-İran müzakerelerinin son durumunu, mutabakat zaptı çerçevesinde bölgede güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik çabaları ve Lübnan’daki ateşkesin korunmasının önemini ele almıştır. Al Sani, Katar’ın arabuluculuk girişimlerini sürdüreceğini belirterek kapsamlı ve kalıcı bir anlaşmaya ulaşılmasının bölgesel güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını kaydetmiş; Witkoff ve Kushner ise Katar’ın, Pakistan ile işbirliği içinde müzakere sürecinin kolaylaştırılmasında üstlendiği rolü takdir ettiklerini belirtmiştir.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Ghalibaf, Tahran’ın, mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. maddeleri uygulamaya konmadan nihai anlaşma için müzakerelere başlamayacağını belirtmiştir. Bu maddelerin; Lübnan’da düşmanlıkların sona erdirilmesini, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukasının kaldırılmasını, ticari gemilerin 60 gün boyunca ücretsiz ve güvenli geçişini, İran ham petrolü ile petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatına ilişkin muafiyetleri ve dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılmasını kapsadığı belirtilmiştir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol trafiğinin “savaş öncesi seviyesine” ulaştığını belirtmiştir. Vance, “Boğaz açık, çünkü daha fazla petrolün çıktığını görüyoruz. Bazı günler boğazdan savaş başlamadan önce olduğundan daha fazla petrol çıkıyor, yani dünya ekonomisi yeniden işlemeye başlıyor. Bu zaman alacak, ancak fiyatların ciddi biçimde düştüğünü zaten gördük.” demiştir. Vance ayrıca, Lübnan-İsrail barış anlaşması ile ABD-İran mutabakat zaptının uyumlaştırılması durumunda her iki belgenin de temelde Lübnan’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterileceğini söylediğini vurgulamıştır.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Pekin’de Suudi Arabistanlı mevkidaşıyla yaptığı görüşmede, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin ivmesinin sürdürülmesi çağrısında bulunmuştur. Wang Yi, “Mevcut ateşkes hâlâ kırılgan, ancak konuşmak savaşmaktan, diyalog çatışmadan daha iyidir.” demiş; Pekin’in bölgesel gerginliği azaltmak ve kalıcı barışı desteklemek için Suudi Arabistan ile birlikte çalışmaya hazır olduğunu belirtmiştir.
Al Jazeera. “Iran War Updates: Tehran Rejects Third-Party Intervention for Hormuz.” Al Jazeera. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/6/30/iran-war-live-tehran-denies-trumps-claims-of-meeting-in-doha
Al Jazeera. “US Envoys in Doha for Indirect Talks With Iranian Technical Delegation.” Al Jazeera. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/6/30/us-envoys-in-doha-for-indirect-talks-with-iranian-technical-delegation
Anadolu Ajansı. “ABD Başkan Yardımcısı Vance, İran'la Müzakere Süreci ve Lübnan ile İsrail İlişkileri Hakkında Konuştu.” Anadolu Ajansı. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskan-yardimcisi-vance-iranla-muzakere-sureci-ve-lubnan-ile-israil-iliskileri-hakkinda-konustu/3982769
Anadolu Ajansı. “ABD, İran ile Katar'da Yapılacak Görüşmelere Witkoff ile Kushner'in Katılacağını Duyurdu.” Anadolu Ajansı. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-iran-ile-katarda-yapilacak-gorusmelere-witkoff-ile-kushnerin-katilacagini-duyurdu/3981664
Anadolu Ajansı. “Katar: ABD Temsilcileri Doha'da İranlılarla Değil Arabulucularla Görüşecekler.” Anadolu Ajansı. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/katar-abd-temsilcileri-dohada-iranlilarla-degil-arabulucularla-gorusecekler/3982204
Anadolu Ajansı. “Qatar, US Push Diplomatic Efforts on Iran, Lebanon During Doha Talks.” Anadolu Ajansı. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/en/middle-east/qatar-us-push-diplomatic-efforts-on-iran-lebanon-during-doha-talks/3982862
Anadolu Ajansı. “Trump: Doha'daki Toplantı Belki Önemli Olacak, Belki de Olmayacak. Bunu Göreceğiz.” Anadolu Ajansı. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trump-dohadaki-toplanti-belki-onemli-olacak-belki-de-olmayacak-bunu-gorecegiz/3981721
Anadolu Ajansı. “Trump: İran, Toplantı Talebinde Bulundu.” Anadolu Ajansı Canlı Blog. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/trump-iran-toplanti-talebinde-bulundu/4440
Anadolu Ajansı. “İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Bazı Siyasi Akımlar Kazanımların Zayıflatılmasına Zemin Hazırlamaya Çalışmaktadır.” Anadolu Ajansı. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-bazi-siyasi-akimlar-kazanimlarin-zayiflatilmasina-zemin-hazirlamaya-calismaktadir/3981987
Anadolu Ajansı. “İran: Bu Hafta Uzman Ekip ‘Dondurulmuş Varlıklar’ Konusunun Takibi İçin Doha'ya Gidecek.” Anadolu Ajansı. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-bu-hafta-uzman-ekip-dondurulmus-varliklar-konusunun-takibi-icin-dohaya-gidecek/3981625
Anadolu Ajansı. “İran: Çalışma Ekiplerinin Teknik Toplantıları Bu Hafta İçin Planlanmamıştır.” Anadolu Ajansı. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-calisma-ekiplerinin-teknik-toplantilari-bu-hafta-icin-planlanmamistir/3981145
BBC News. “US Envoys in Doha to Meet Mediators but Not Iranians, Qatar Says.” BBC News. Erişim 1 Temmuz 2026. https://www.bbc.com/news/articles/cpd38x1dy4no
CNN. “Iran and Qatar to Hold Talks Today After US Envoys Met With Mediators About Iran.” CNN. Erişim 1 Temmuz 2026. https://edition.cnn.com/2026/07/01/world/live-news/iran-war-trump
1 Temmuz'da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Michael Knowles Show adlı çevrimiçi programda İran’la müzakere süreci ve Lübnan-İsrail ilişkileriyle ilgili değerlendirmelerde bulunmuştur. Tahran yönetiminin, ABD ile teknik görüşmeler sürerken “Hayır, hayır, devam eden bir barış görüşmesi yok” şeklinde açıklama yapmasını “hem etkileyici hem sinir bozucu” bulduğunu belirten Vance, “Bu benim tam olarak anlayamadığım bir İran müzakere taktiği ve retorik yöntemi.” demiştir. İran’ın “uygunsuz davranması” durumunda Washington’un hâlâ güçlü baskı araçlarına sahip olduğunu söyleyen Vance, ABD’nin İran’dan doğrulanabilir ve kalıcı nükleer taahhütler beklediğini vurgulamıştır.
İsrail ile Lübnan arasındaki görüşmelere ilişkin soruları da yanıtlayan Vance, iki ülke arasında artık aracısız görüşmeler yapıldığını belirterek, “Lübnan ve İsrail, birkaç ay öncesinde olmayan bir şekilde artık doğrudan görüşüyorlar. Her ikisi de genel hatlarıyla benzer bir çizgide buluşmuş durumda.” demiştir.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ensari, gazetecilere yaptığı açıklamada, görüşmelerin “Lübnan ve bölgedeki diğer dosyalar dahil olmak üzere, endişe konusu olan tüm bölgesel meseleler etrafında” döneceğini, dolayısıyla İranlılarla doğrudan müzakereler veya ilgili görüşmeler için burada olmadıklarını belirtmiştir. ABD Yönetimi’nden üst düzey bir yetkili, CBS News’e, Witkoff, Kushner ve bölge liderleri arasında “çok olumlu” görüşmeler yapıldığını ve teknik görüşmelerde iyi ilerleme kaydedilmeye devam edildiğini söylemiştir. Ensari, alt düzey yetkililer arasındaki teknik görüşmelerin devam edeceğini ve daha sonra üst düzeye taşınabileceğini teyit etmiştir.
1 Temmuz günü Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Doha’da bir araya gelerek ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerdeki son durumu ve bölgesel gelişmeleri ele almıştır. Katar Emirlik Divanından yapılan açıklamaya göre görüşmede, Lübnan’daki mevcut durum da ele alınmış; ülkenin birlik, egemenlik ve istikrarının korunması amacıyla ateşkesin kalıcı hale getirilmesinin önemine vurgu yapılmıştır.
Görüşmede Şeyh Temim, Katar’ın Pakistan ile ortaklaşa yürüttüğü arabuluculuk çabalarını sürdüreceğini belirterek mutabakat zaptı kapsamında devam eden tüm müzakere süreçlerini desteklemeye devam edeceklerini ifade etmiş; kapsamlı ve kalıcı bir uzlaşıya varılmasının bölgenin güvenliğini güçlendireceğini kaydetmiştir. ABD’li temsilciler Witkoff ile Kushner ise Katar’ın, Pakistan ile birlikte müzakere sürecine verdiği destek ve taraflar arasında yakınlaşmanın sağlanmasına yönelik çabalarını takdir ettiklerini belirterek ABD’nin diplomatik girişimlere bağlılığını yinelemiştir.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İran heyetinin Katar’da, özellikle Lübnan’la ilgili olarak mutabakat zaptının uygulanmasını ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını takip etmek amacıyla Katar ve Pakistan heyetleriyle üçlü görüşme yaptıklarını, ABD heyetiyle görüşmediklerini söylemiştir. İran devlet televizyonuna göre, Katar’a giden İran heyetinin başkanı olan Garibabadi, ABD Başkanı Trump’ın damadı ve danışmanı Kushner ile ABD Özel Temsilcisi Witkoff’un da bulunduğu Doha’da İran heyetinin yalnızca Pakistan ve Katar heyetleriyle görüşmeler gerçekleştirdiğini belirterek, “Doha’da Amerikan tarafıyla hiçbir görüşme yapılmadı.” demiştir.
Garibabadi, “İran heyetinin görüşmeleri, özellikle Lübnan ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması olmak üzere, İslamabad Mutabakat Zaptı hükümlerinin uygulanmasını takip etmek amacıyla Katar ve Pakistan heyetleriyle ortak ve üçlü olarak gerçekleştirildi.” diye konuşmuştur.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Virginia eyaletinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın “mecbur kalmadıkça” ve “açıkça tanımlanmış bir amaç olmadıkça” orduyu İran’a geri göndermeyeceğini söylemiştir. Hiçbir konuda kesin taahhütte bulunamayacağını, çünkü bunun İran’ın nihayetinde ne yapacağına bağlı olduğunu belirten Vance, Doha’daki görüşmelere ilişkin “Şu anda görüşmeler iyi gidiyor. Henüz çok erken bir aşamadayız ama görüşmeler iyi gidiyor.” demiştir.
Müzakerelerin başarılı olması için gerekenlerin yapılacağını belirten Vance, “Ama eğer nükleer programlarını yeniden kurmaya çalışırlarsa, denetimlere izin vermezlerse, birkaç gündür durdurdukları ticari gemilere ateş etmeye yeniden başlarlarsa o zaman elbette başkanın masada hâlâ birçok seçeneği olacaktır.” ifadelerini kullanmıştır.
Garibabadi, İran heyetinin Katar’da mutabakat zaptının uygulanmasını ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını takip etmek amacıyla Katar ve Pakistan heyetleriyle yaptığı üçlü görüşmeye ilişkin, “Katar’daki görüşmelerde ihtiyaçlar doğrultusunda gerekli malların satın alınarak İran’ın kullanımına sunulması kararlaştırıldı.” demiştir. Aralarında Merkez Bankası yetkililerinin de bulunduğu Katarlı heyetle yapılan görüşmelerde ilk aşamada 6 milyar dolarlık fonun bir bölümünün kullanımına ilişkin konuların ele alındığını belirten Garibabadi, ihtiyaçlar doğrultusunda gerekli malların satın alınarak İran’ın kullanımına sunulmasının kararlaştırıldığını ifade etmiştir. Garibabadi ayrıca, izleme grubuyla ilgili acil iletişim kanalının ertesi güne kadar kurulması ve mutabakata ilişkin eksikliklerin belgeli olarak bildirilmesine dair kararlar alındığını söylemiştir.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda Doha’da ABD ve İranlı müzakere heyetleriyle ayrı ayrı gerçekleştirilen görüşmelerde İslamabad Mutabakat Zaptı kapsamındaki konularda olumlu ilerleme kaydedildiğini belirtmiştir. Görüşmelerde, İsviçre’deki Luzern Gölü Zirvesi’nde elde edilen sonuçların temel alındığını ifade eden Ensari, tarafların müzakereleri önümüzdeki dönemde sürdürme konusunda mutabık kaldığını aktarmıştır.
Ensari, bir sonraki görüşmenin ise eski İran lideri Ali Hamaney’in cenaze töreninin tamamlanmasının ardından mümkün olan en kısa sürede yapılmasının kararlaştırıldığını belirtmiştir.
İran ile ABD, 1 Temmuz Çarşamba günü Doha’da bir tur dolaylı teknik görüşmeyi tamamlamış; ancak kalıcı bir barışa yönelik ilerleme kaydedildiğine dair bir işaret verilmemiştir. İki ülke, bunun yerine iki hafta önce açıklanan geçici anlaşmayla çözüldüğü belirtilen konulara odaklanmıştır. Görüşmelere, Doha’da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani’nin ABD özel temsilcisi Witkoff ve Trump’ın damadı Kushner ile bir araya gelmesiyle katılım sağlanmış; Katar’ın, Pakistan ile birlikte Orta Doğu’daki savaşı sona erdirme yönündeki arabuluculuk çabalarını sürdürdüğü teyit edilmiştir.
Garibabadi, İran basınına iki ayrı toplantı yapıldığını söylemiştir. İlk toplantıda ABD’nin “yükümlülüklerini ihlal etmesi” konusunun ele alındığını belirten Garibabadi, tarafların anlaşmazlıkları çözmek için bir iletişim kanalı kurulmasına karar verdiğini kaydetmiştir. İkinci toplantıda ise dondurulmuş 6 milyar dolarlık İran fonunun serbest bırakılması ele alınmıştır.
Garibabadi, “Merkez Bankası yetkilileri de dahil olmak üzere Katarlı yetkililerle yapılan görüşmelerde, ilk 6 milyar doların bir kısmının harcanmasına ilişkin bir dizi konu gözden geçirildi. Ülkemizin bildirdiği ihtiyaçlar doğrultusunda gerekli malların satın alınarak İran’ın kullanımına sunulması kararlaştırıldı.” demiştir.
ABD Başkan Yardımcısı Vance, görüşmelerde Hürmüz Boğazı konusunun ele alındığını belirtmiş; konuya vakıf kaynaklar ise Tahran’ın nükleer programı, dondurulmuş fonları ve Lübnan’daki çatışmanın da gündemde olduğunu ifade etmiştir. Sevkiyat verilerine göre boğazdaki ticari trafiğin toparlanma eğiliminde olduğu görülmüştür; Kpler şirketinin verilerine göre Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi hareketleri, 22-28 Haziran haftasında bir önceki haftaya kıyasla yüzde 50’den fazla artmıştır.
Al Jazeera. “US-Iran Talks in Doha: What Were the Outcomes and What’s Next?” Al Jazeera. Erişim 2 Temmuz 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/7/2/us-iran-talks-in-doha-what-were-the-outcomes-and-whats-next
Anadolu Ajansı. “ABD Başkan Yardımcısı Vance, İran'la Müzakere Süreci ve Lübnan ile İsrail İlişkileri Hakkında Konuştu.” Anadolu Ajansı. Erişim 2 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskan-yardimcisi-vance-iranla-muzakere-sureci-ve-lubnan-ile-israil-iliskileri-hakkinda-konustu/3982769
Anadolu Ajansı. “ABD Başkan Yardımcısı Vance: Trump'ın Mecbur Kalmadıkça İran'a Orduyu Göndermeyeceğini Belirtti.” Anadolu Ajansı. Erişim 2 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskan-yardimcisi-vance-trumpin-mecbur-kalmadikca-irana-orduyu-gondermeyecegini-belirtti/3983672
Anadolu Ajansı. “Katar Emiri, ABD'li Temsilciler Witkoff ve Kushner ile İran Müzakerelerini Görüştü.” Anadolu Ajansı. Erişim 2 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/katar-emiri-abd-li-temsilciler-witkoff-ve-kushner-ile-iran-muzakerelerini-gorustu/3983484
Anadolu Ajansı. “İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: Doha'da Amerikan Tarafıyla Hiçbir Görüşme Yapılmadı.” Anadolu Ajansı. Erişim 2 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-disisleri-bakan-yardimcisi-dohada-amerikan-tarafiyla-hicbir-gorusme-yapilmadi/3983627
Anadolu Ajansı. “İran: ABD ile Nihai Anlaşmaya Yönelik Müzakereler Henüz Başlamadı.” Anadolu Ajansı. Erişim 2 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-abd-ile-nihai-anlasmaya-yonelik-muzakereler-henuz-baslamadi-/3983334
3 Temmuz 2026 tarihinde İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran’ın eski lideri Ali Hamaney için düzenlenen devlet törenine katılmak üzere Tahran’a gelen Çin heyetiyle bir görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşmede İran ile Çin arasındaki stratejik iş birliğinin geliştirilmesi ve iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi ele alınmıştır.
Kalibaf, Çin’in savaş ve ateşkes süreci boyunca İran’a destek verdiğini belirterek, İran’ın da Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapacak Çin gemilerine kolaylık sağladığını ifade etmiştir. Ayrıca, "ABD’nin tek yönlü politikaları karşısında İran ile Çin arasında siyasi ve ekonomik alanlarda yakın ilişki oldukça önemlidir." demiştir.
Görüşmede Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ilişkin açıklamalarda bulunan Kalibaf, İran'ın bu konudaki tutumunu yineleyerek, "ABD'nin Hürmüz Boğazı'na herhangi bir müdahalesine izin vermeyeceğiz." ifadelerini kullanmıştır.
Kalibaf ayrıca, İsrail'in İran ile ABD arasında imzalanan mutabakat zaptını bozmak amacıyla faaliyet yürüttüğünü ileri sürmüş; İran'ın askeri gücünün caydırıcı nitelik taşıdığını belirtmiştir.
4 Temmuz 2026 tarihinde, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin 11 Temmuz'da Pakistan'da devam edeceği öne sürülmüştür. Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya televizyonunun kaynaklarına dayandırdığı haberde, tarafların yapılması planlanan görüşmelerde İran'a yönelik yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve nükleer programa ilişkin konuları ele alacağı iddia edilmiştir.
Haberde, İran heyetinde yer alacak isimlerin, eski İran lideri Ali Hamaney için düzenlenen ve 9 Temmuz'da sona ereceği belirtilen cenaze törenlerinin ardından netleşeceği de öne sürülmüştür.
4 Temmuz günü İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ülkesine yönelik tehditlerin devam etmesi halinde ABD ile nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin başlamayacağını açıklamıştır.
Eski İran lideri Ali Hamaney için düzenlenen cenaze törenine değinen Erakçi, milyonlarca İranlının tören kapsamında bir araya geldiğini belirtmiş; İran halkı ile silahlı kuvvetlerinin herhangi bir tehditten etkilenmediğini ifade etmiştir.
7 Temmuz 2026 tarihinde ABD'li yetkililer, İran ile varılan bir haftalık ateşkes anlaşmasının sona ermesinin hemen ardından İran ordusunun Hürmüz Boğazı'ndan geçen iki ticari gemiyi füzelerle vurduğunu ve gemilerde ağır hasar meydana geldiğini ileri sürmüştür. ABD merkezli Axios haber sitesine konuşan ABD'li yetkililer, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan ticari gemilere en az iki füze fırlattığını, her iki geminin de ciddi şekilde hasar gördüğünü ancak olayda can kaybı yaşanmadığını belirtmiştir.
İngiltere Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO) ise Hürmüz Boğazı'nda Umman kıyısı yakınlarında güneye doğru seyreden bir tankerden ihbar aldığını açıklamıştır. Açıklamada, tankerin kaynağı bilinmeyen bir mühimmatla vurulduğu ve gemide yangın çıktığı bildirilmiştir.
Axios, saldırının ardından ABD'nin bölgedeki İran hedeflerine askeri misillemede bulunabileceğini iddia etmiştir.
Aynı gün İran devlet televizyonu, ismi açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran donanmasının Hürmüz Boğazı yakınlarında "uyarıları dikkate almayan" bir petrol tankerini vurduğunu bildirmiştir.
Haberde, Katar'a ait Al-Rekayyat isimli geminin, "ABD Donanması desteğiyle Hürmüz Boğazı'ndaki Umman rotasından geçmeyi planladığını ancak tekrarlanan uyarıları görmezden geldikten sonra hedef alındığı" ileri sürülmüştür.
İlerleyen saatlerde Katar, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyir halindeki Er-Rukeyyat adlı petrol tankerinin vurulduğunu doğrulamıştır. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Er-Rukeyyat'ın Hürmüz Boğazı yakınlarından geçişi sırasında hedef alınması, uluslararası seyrüsefer ve küresel enerji arzı güvenliğine yönelik kabul edilemez bir saldırı, uluslararası hukukun ağır ve açık bir ihlalidir." ifadelerini kullanmıştır.
Ensari, İran'ı saldırının sorumlusu olarak göstererek, "İran İslam Cumhuriyeti'nden, bölge güvenliğini etkileyen veya uluslararası seyrüsefer güvenliğini tehdit eden tüm uygulamaları derhal durdurmasını; dar hesaplara hizmet etmek uğruna küresel enerji arzını ve bölge ülkelerinin kaynaklarını tehlikeye atmaktan vazgeçmesini talep ediyor ve bu saldırı ile bundan doğabilecek hukuki sonuçlardan İran'ı sorumlu tutuyoruz." açıklamasında bulunmuştur.
Katar, saldırının ardından İran'ın Doha Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhsin Muhammed Kanaani'yi Dışişleri Bakanlığına çağırarak protesto notası vermiştir. Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, söz konusu geminin hedef alınmasının şiddetle kınandığı ve olayın uluslararası deniz seyrüsefer güvenliği, küresel enerji arzı ile uluslararası hukuka yönelik ciddi bir ihlal olarak değerlendirildiği belirtilmiştir.
Açıklamaya göre, Katar Dışişleri Bakanlığı Protokol Dairesi Müdürü İbrahim bin Yusuf Fahru, Kanaani'ye Katar'ın protesto notasını iletmiştir. Fahru, Katar'ın saldırıyı kesin bir dille reddettiğini, olayın deniz taşımacılığı güvenliği ile bölgesel istikrarı tehdit eden kabul edilemez bir eylem olduğunu ifade etmiştir.
Fahru ayrıca İran'dan, deniz seyrüsefer güvenliğini ve küresel enerji tedarikini tehlikeye atan uygulamalara derhal son vermesini, olayla ilgili acil açıklama yapmasını ve benzer hadiselerin tekrarını önleyecek tedbirleri almasını talep etmiştir. Bunun yanında Katar'ın, uluslararası hukuk çerçevesinde ülkenin çıkarlarını ve haklarını korumak amacıyla uygun göreceği tüm adımları atma hakkını saklı tuttuğu belirtilmiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı, Katar'ın Hürmüz Boğazı'nda Katar ile bağlantılı olduğu belirtilen bir gemiye yönelik saldırı nedeniyle İran'ın Doha Büyükelçiliği Maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına çağırarak protesto notası vermesine tepki göstermiştir. Bakanlık Sözcüsü İsmail Bekayi, Katar'ın söz konusu saldırıdan İran'ı sorumlu tutmasının kabul edilemez olduğunu ve bunun komşuluk ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etmiştir.
Bekayi, İran'ın ABD ile imzalanan mutabakat zaptının 5. maddesi uyarınca Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ile seyrüsefer hizmetlerinin sağlanmasına yönelik gerekli tedbirleri alma taahhüdünde bulunduğunu belirtmiş; Katar'a ait denizcilik şirketlerinin mutabakat zaptına aykırı davranışlardan kaçınmalarını beklediklerini söylemiştir.
Bekayi ayrıca, bazı gemilerin İran tarafından belirlenen rota dışında, GPS izleme cihazlarını kapatarak Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalıştığını, bu durumun deniz kazalarına yol açabileceğini ve boğazdaki güvenli seyrüseferi tehlikeye atacağını ifade etmiştir.
7 Temmuz günü eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Muhsin Rezai, "ABD, kendi savaş gemilerini Hürmüz Boğazı'ndan geçirme peşinde." demiştir.
Rezai, ABD'nin İran ile imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasını zayıflattığını ileri sürmüş ve ABD'nin müzakerelerde de başarısız olacağını söylemiştir. Ayrıca, İran'da ABD ile yürütülen müzakerelere karşı çıkan kesimlere seslenerek, "Müzakerelere karşı olan dostlar sabretsin. ABD’nin kendisi bu müzakereleri ortadan kaldırıyor. 'ABD’ye ölüm', 'İsrail’e ölüm' sloganları ABD’nin askeri olarak bölgeden çekilmesinin zaruriyetini teyit ediyor." demiştir.
7 Temmuz gecesi İran devlet televizyonu, Hürmüz Boğazı yakınındaki Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik kentinde meydana gelen patlamaların ardından aynı eyalette bulunan Bender Abbas kentinde de altı patlama sesi duyulduğunu bildirmiştir.
Haberde, Sirik kentindeki patlamaların Tahiruyi köyü çevresinden geldiği ve bölgede o ana kadar toplam yedi patlama sesi duyulduğu belirtilmiştir.
7 Temmuz’u 8 Temmuz’a bağlayan gece ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerin hedef alındığını belirterek İran'a yönelik "bir dizi güçlü hava saldırısı" başlattığını duyurmuştur. CENTCOM'un açıklamasında, "ABD Merkez Komutanlığı güçleri, uluslararası deniz yolunda masum sivil mürettebatı taşıyan ticari gemileri hedef alıp saldırdığı için İran'a ağır bedeller ödetmek amacıyla bir dizi güçlü hava saldırısı başlattı." ifadelerine yer verilmiştir.
Açıklamada, saldırıların Hürmüz Boğazı'ndan geçen üç ticari gemiye yönelik İran saldırılarına karşılık gerçekleştirildiği belirtilmiş ve "İran'ın sergilediği saldırganlık yersiz, tehlikeli ve ateşkesin açık bir ihlalidir." denilmiştir.
Daha sonra CENTCOM açıklamasında, "CENTCOM güçleri, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere yönelik son saldırılarına anında karşılık vererek, hassas güdümlü mühimmatla İran'da 80'den fazla hedefi vurduğu yeni bir saldırı dalgası düzenledi." ifadeleri kullanılmıştır.
8 Temmuz günü Fars Haber Ajansı tarafından yayımlanan Devrim Muhafızları Ordusu açıklamasında, ABD'nin Hürmüzgan ve Mahşehr kıyılarındaki bazı sahil üsleri ile sivil noktalara yönelik hava saldırıları düzenleyerek ateşkesi ve mutabakat zaptını ihlal ettiği ileri sürülmüştür.
Açıklamada, ABD'nin saldırılarına verilen ilk karşılık kapsamında Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri ile Havacılık ve Uzay Kuvvetlerinin ortak füze ve İHA operasyonu düzenlediği belirtilmiştir.
Operasyonda Bahreyn'deki Selman Limanı ve ABD Beşinci Filo Karargahı ile Kuveyt'teki Ali el-Salem Hava Üssü dahil olmak üzere ABD'ye ait 85 askeri tesisin hedef alındığı bildirilmiştir. Ayrıca bir MQ-9 tipi insansız hava aracının düşürüldüğü açıklanmıştır.
Aynı gün Hatemü'l Enbiya Merkez Karargahı, ABD'nin İran'ın güneyine yönelik saldırılarının ardından yazılı bir açıklama yayımlamıştır.
Açıklamada, ABD'nin yükümlülüklerine bağlı kalmayarak eski İran lideri Ali Hamaney'in naaşının Irak'ta bulunduğu sırada İran'ın güneyindeki bazı noktaları hedef aldığı, bunun ateşkesi ve mutabakat zaptını ihlal ettiği ileri sürülmüştür. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın işleyişi ve yönetimine herhangi bir müdahaleye izin verilmeyeceği belirtilmiştir. Hürmüz Boğazı'ndan ticaret gemileri ile petrol tankerlerinin güvenli geçişi için tek emniyetli güzergahın İran tarafından belirlenen rota olduğu ifade edilmiştir.
Aynı gün İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi de Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Azizi, ABD'nin İran'a yönelik saldırıları ile İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun karşı operasyonuna ilişkin yaptığı paylaşımda, "Tek yol budur: Hürmüz Boğazı'nda yeni ve İran düzenini tanıyın." ifadelerini kullanmıştır.
Hatemü'l Enbiya Merkez Karargahı aynı gün yayımladığı bir diğer açıklamada ise "ABD ordusunun İran’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik saldırgan eylemlerine verilecek her türlü desteğin kaynağı silahlı kuvvetlerin meşru hedefi olacaktır." denilmiştir.
8 Temmuz 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, "ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını tekrarlaması ve ABD Hazine Bakanlığı’nın, İran’ın petrol satışına yönelik yaptırımların kaldırılması kararını iptal etmesi, Hürmüz Boğazı’na ilişkin İran’ın ortaya koymuş olduğu düzenlemelerin ihlal edilmesi ve Siyonist rejimin Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi mutabakat zaptının temel hükümlerini geçersiz hale getirmiştir." ifadelerine yer verilmiştir.
Açıklamada, gerilimin tırmandırılmasının doğuracağı sonuçlardan ABD'nin sorumlu olacağı belirtilmiş; İran'ın toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumak amacıyla meşru müdafaa hakkını kullanmaya devam edeceği ve saldırıların çıkış noktalarının hedef alınmasının sürdürüleceği ifade edilmiştir. Ayrıca Basra Körfezi'nin güneyindeki ülkelere, topraklarının ABD'nin İran'a yönelik saldırılarında kullanılmaması yönündeki uluslararası yükümlülükleri hatırlatılmıştır.
Aynı gün Buşehr Vali Yardımcısı İhsan Cihaniyan, ABD'nin İran'ın güneyine yönelik hava saldırılarında Buşehr eyaletindeki iki askeri karargahın vurulduğunu açıklamıştır. Fars Haber Ajansına göre Cihaniyan, ABD saldırılarının Deşti ve Çoğadek kentlerinde bulunan iki askeri karargahı hedef aldığını belirterek, "Buşehr eyaletinin Deşti ve Çoğadek kentlerindeki iki askeri karargah düşman füzesi ile vuruldu." ifadelerini kullanmıştır.
8 Temmuz 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı ortak basın açıklamasında "Bence bu iş bitti. Zaten onlarla uğraşmak istemiyorum ama onlar aşağılık mahluklar. Aşağılık mahluk nedir bilirsin? Onlar aşağılık mahluklar. Onlar hasta insanlar. Hasta insanlar tarafından yönetiliyorlar ve acımasız, şiddet yanlısı insanlar. Ve eğer nükleer bir silahları olsaydı, bunu kullanırlardı. Bana kalırsa, bu iş bitti." demiştir.
ABD'li müzakerecilerle görüşeceğini belirten Trump, "Bana kalırsa, onlarla uğraşmak sadece zaman kaybı, onlar yalancılar. Bir anlaşma yaparız ve eğer onunla bir anlaşma yaparsam, bir anlaşmamız olur." ifadelerini kullanmıştır.
8 Temmuz 2026 tarihinde Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, İran'ın ülkeye yönelik saldırılarını en sert ifadelerle kınamıştır. Bakanlık açıklamasında, saldırıların Kuveyt'in egemenliğinin açık ihlali olduğu, ülkenin güvenliği ve istikrarı ile vatandaşlarının ve ülkede yaşayanların emniyetine doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilmiştir. Ayrıca saldırıların Birleşmiş Milletler Şartı ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararını ihlal ettiği ve bölgesel ile uluslararası barış çabalarını olumsuz etkilediği ifade edilmiştir.
Aynı gün Kuveyt ordusu, İran'dan fırlatılan iki balistik füze ile 13 insansız hava aracının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurmuştur. Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Kurmay Suud Abdulaziz el-Atvan, olayda herhangi bir maddi hasar veya yaralanma meydana gelmediğini açıklamıştır. Ayrıca, 28 Şubat 2026'dan bu yana Kuveyt hava savunma sistemleri tarafından toplam 906 İHA, 383 balistik füze ve 15 seyir füzesinin imha edildiği bildirilmiştir.
Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi de 8 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 7 Temmuz'da Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında hedef alınan Vedyan isimli ham petrol tankerinin mürettebatı ile gemide bulunan yükün güvende olduğunu duyurmuştur.
Al Jazeera. “Iran War Live: Sirens in Bahrain, Kuwait as Tehran Responds to US Attacks.” Al Jazeera. Erişim 8 Temmuz 2026. https://www.aljazeera.com/news/liveblog/2026/7/8/iran-war-live-us-bombs-sirik-qeshm-bandar-abbas-over-hormuz-attacks
Al Jazeera. “Saudi, Qatari Tankers Hit as Strait of Hormuz Risks Worsen.” Al Jazeera. Erişim 8 Temmuz 2026. https://www.aljazeera.com/news/2026/7/7/tanker-on-fire-off-coast-of-oman-after-being-hit-by-projectile
Anadolu Ajansı. “ABD Basını: İran, Hürmüz Boğazı'nda 2 Ticari Gemiyi Füzelerle Vurdu.” Anadolu Ajansı. Erişim 8 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-basini-iran-hurmuz-bogazinda-2-ticari-gemiyi-fuzelerle-vurdu/3988063
Anadolu Ajansı. “ABD Başkanı Trump: İran'la Mutabakat Benim İçin Bitti.” Anadolu Ajansı. Erişim 8 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/abd-baskani-trump-iranla-mutabakat-benim-icin-bitti/3990379
Anadolu Ajansı. “Eski Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı: ABD, Kendi Savaş Gemilerini Hürmüz Boğazı'ndan Geçirme Peşinde.” Anadolu Ajansı. Erişim 8 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/eski-devrim-muhafizlari-ordusu-komutani-abd-kendi-savas-gemilerini-hurmuz-bogazindan-gecirme-pesinde/3989735
Anadolu Ajansı. “Katar, İran’ın Doha Maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına Çağırarak Protesto Notası Verdi.” Anadolu Ajansı. Erişim 8 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/katar-iran-in-doha-maslahatguzarini-disisleri-bakanligina-cagirarak-protesto-notasi-verdi/3989611
Anadolu Ajansı. “İran Dışişleri Bakanlığı: ABD Saldırıları Mutabakat Zaptının Temel Hükümlerini Geçersiz Kılmıştır.” Anadolu Ajansı Canlı Blog. Erişim 8 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/live-blog/iran-disisleri-bakanligi-abd-saldirilari-mutabakat-zaptinin-temel-hukumlerini-gecersiz-kilmistir/4672
Anadolu Ajansı. “İran Meclis Başkanı Kalibaf: ABD'nin Hürmüz Boğazı'na Herhangi Bir Müdahalesine İzin Vermeyeceğiz.” Anadolu Ajansı. Erişim 8 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-meclis-baskani-kalibaf-abdnin-hurmuz-bogazina-herhangi-bir-mudahalesine-izin-vermeyecegiz/3984991
Anadolu Ajansı. “İran ve ABD Arasındaki Müzakerelerin 11 Temmuz'da Pakistan'da Devam Edeceği İddia Edildi.” Anadolu Ajansı. Erişim 8 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-ve-abd-arasindaki-muzakerelerin-11-temmuzda-pakistanda-devam-edecegi-iddia-edildi/3986138
14 Haziran 2026'da ABD Başkanı Donald Trump ile İranlı yetkililer, savaşın sona erdirilmesine yönelik mutabakat zaptına varıldığını duyurdu. 15 Haziran'da mutabakat elektronik ortamda imzalanırken, taraflar 60 günlük müzakere sürecinde yaptırımlar, nükleer program ve ekonomik düzenlemeler konusunda nihai anlaşmaya ulaşmayı hedeflediklerini açıkladı. 17-18 Haziran'da mutabakatın 14 maddelik tam metni kamuoyuyla paylaşılırken, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, ABD'nin deniz ablukasını kaldırması ve İran'ın nükleer silah geliştirmeyeceği taahhüdü anlaşmanın temel unsurları arasında yer aldı. Anlaşma, Türkiye başta olmak üzere çok sayıda ülke ve uluslararası kuruluş tarafından memnuniyetle karşılandı; tarafların taahhütlerini eksiksiz uygulaması çağrısı yapıldı.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"2026 ABD-İran Mutabakat Zaptı" maddesi için tartışma başlatın
15 Haziran 2026
Anlaşmanın Duyurulması
15 Haziran 2026
Anlaşmanın İçeriği
15 Haziran 2026
Hürmüz Boğazı’na İlişkin Düzenlemeler
15 Haziran 2026
Nükleer Programa İlişkin Müzakereler
15 Haziran 2026
Uluslararası Tepkiler
16 Haziran 2026
Taslak Mutabakat Metnine İlişkin İddialar
16 Haziran 2026
Mutabakat Zaptının Elektronik Olarak İmzalanması
16 Haziran 2026
Yaptırımlar, Fonlar ve Ödeme İddialarına İlişkin Görüş Farklılıkları
16 Haziran 2026
Deniz Ablukasının Kaldırılması ve Boğazdan Geçişler
16 Haziran 2026
Nükleer Konular ve Yaptırımlara İlişkin Açıklamalar
16 Haziran 2026
İran’ın Tutumu ve İç Gelişmeler
16 Haziran 2026
Lübnan ve İsrail’in Tutumu
16 Haziran 2026
ABD’nin Bölgedeki Askeri Varlığı
16 Haziran 2026
Genişleyen Uluslararası Tepkiler
16 Haziran 2026
ABD Kongresi’nin Tutumu
16 Haziran 2026
G7 Liderler Zirvesi Ortak Bildirisi
18 Haziran 2026
Mutabakat Zaptının İmzalanması
18 Haziran 2026
Yayımlanan 14 Maddelik Mutabakat Metni
18 Haziran 2026
ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları
18 Haziran 2026
İran Tarafının Açıklamaları
18 Haziran 2026
Hürmüz Boğazı’ndaki Durum
18 Haziran 2026
Lübnan ve İsrail Taraflarının Tutumu
18 Haziran 2026
ABD’deki Tepkiler
19 Haziran 2026
Mutabakatın Yürürlüğe Girmesi ve Uygulama Süreci (18-19 Haziran 2026)
19 Haziran 2026
Pakistan’ın Arabulucu Sıfatıyla İmzası
19 Haziran 2026
Deniz Ablukasının Kaldırılması ve Boğaz Trafiği
19 Haziran 2026
ABD’nin Açıklamaları
19 Haziran 2026
Vance’in İsrail Kabinesine Tepkisi
19 Haziran 2026
İran’ın Tutumu
19 Haziran 2026
İsrail’in Tutumu
19 Haziran 2026
Lübnan Cephesi
19 Haziran 2026
Körfez Ülkeleri ve Yeniden İmar Fonu
19 Haziran 2026
İsviçre Görüşmelerinin Ertelenmesi ve İptali
20 Haziran 2026
Hürmüz Boğazı Geçiş Düzenlemeleri
20 Haziran 2026
İsviçre Müzakerelerinin Ertelenmesi ve ABD Heyetindeki Değişiklik
20 Haziran 2026
Lübnan’da Ateşkes ve Süren Saldırılar
20 Haziran 2026
Tarafların Açıklamaları (19-20 Haziran 2026)
22 Haziran 2026
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı Gemi Trafiğine Kapatma Açıklaması
22 Haziran 2026
İran Müzakere Heyetinin İsviçre’ye Gönderilmesi
22 Haziran 2026
Vance’in Müzakere Sürecine İlişkin Açıklamaları
22 Haziran 2026
Pakistan’ın Teknik Görüşme Duyurusu
22 Haziran 2026
ABD Ordusunun Hürmüz Boğazı Açıklaması
22 Haziran 2026
Devrim Muhafızları’nın Gemilere Uyarısı
22 Haziran 2026
İsviçre’ye Giden İran Heyetinin Bileşimi
22 Haziran 2026
Netanyahu’nun Lübnan’a Saldırıların Durdurulması Talimatı
22 Haziran 2026
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan - Muhsin Nakvi Görüşmesi
22 Haziran 2026
ABD Başkan Yardımcısı Vance’in Washington’dan Ayrılışı ve İsviçre’nin Heyeti Karşılaması
22 Haziran 2026
21 Haziran 2026 Tarihli Gelişmeler
22 Haziran 2026
Vance’in Müzakere Öncesi Açıklaması
22 Haziran 2026
CENTCOM’un Hürmüz Boğazı Açıklaması
22 Haziran 2026
İsviçre’nin ABD ve Pakistan Heyetlerini Karşılaması
22 Haziran 2026
İran Dışişleri Bakanı Erakçi - İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis Görüşmesi
22 Haziran 2026
Görüşme Formatına İlişkin Açıklamalar
22 Haziran 2026
Pezeşkiyan’ın Para ve Bankacılık Sempozyumu’ndaki Açıklamaları
22 Haziran 2026
İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Kalibaf - Katar Başbakanı Al Sani Görüşmesi
22 Haziran 2026
İran’ın Lübnan Şartına İlişkin Vurgusu
22 Haziran 2026
Görüşmelerin Başlaması: Luzern Gölü Zirvesi
22 Haziran 2026
22 Haziran 2026 Tarihli Gelişmeler
22 Haziran 2026
Katar ve Pakistan’ın Ortak Açıklaması ve Birinci Turun Tamamlanması
23 Haziran 2026
22 Haziran 2026 Tarihli Gelişmeler
23 Haziran 2026
23 Haziran 2026 Tarihli Gelişmeler
23 Haziran 2026
Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi’nin Teknik Görüşmelerin Sonucuna İlişkin Açıklaması
1 Temmuz 2026
27 Haziran 2026 Tarihli Gelişmeler
1 Temmuz 2026
İran'ın Kuveyt ve Bahreyn'e Yönelik Saldırıları (28 Haziran 2026)
1 Temmuz 2026
28 Haziran 2026 Tarihli Gelişmeler
1 Temmuz 2026
29 Haziran 2026 Tarihli Gelişmeler
1 Temmuz 2026
30 Haziran 2026 Tarihli Gelişmeler ve Doha Görüşmeleri
2 Temmuz 2026
1 Temmuz 2026 Tarihli Gelişmeler
2 Temmuz 2026
2 Temmuz 2026 Tarihli Gelişmeler
8 Temmuz 2026
3-7 Temmuz 2026 Tarihli Gelişmeler
8 Temmuz 2026
İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki Gemilere Yönelik Saldırısı (7 Temmuz 2026)
8 Temmuz 2026
ABD'nin İran'a Yönelik Hava Saldırıları ve Mutabakata İlişkin Açıklamalar (8 Temmuz 2026)