Gündem
kure star outline

62. Münih Güvenlik Konferansı

fav gif
Kaydet
Almanya’nın Münih kentinde 13–15 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenecek 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC 2026), transatlantik ilişkiler, Ukrayna savaşı ve küresel güç dengelerindeki değişim konferansın ana gündem başlıkları kapsamaktadır.
62. Münih Güvenlik Konferansı image
Broadcast IconSon Eklenen:

13 Şubat 2026

62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC 2026), 13–15 Şubat 2026 tarihlerinde Almanya’nın Münih kentindeki Bayerischer Hof Oteli’nde düzenlenmiştir. Savunma ve dış politika alanında küresel ölçekte en önemli platformlardan biri olarak tanımlanan konferans, siyaset, ekonomi, askerî, diplomasi ve istihbarat alanlarının üst düzey temsilcilerini bir araya getirmiştir. Toplantının, uluslararası sistemde yaşanan dönüşümlerin yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleştirilmiş olması, gündem başlıklarının kapsamını doğrudan etkilemiştir.


Konferansa yaklaşık 50 hükümet ve devlet başkanı ile yaklaşık 100 dışişleri ve savunma bakanının katılması beklenmiştir. Bunun yanı sıra küresel düzeyde faaliyet gösteren şirketlerin üst düzey yöneticileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 500’ün üzerinde davetli toplantıda yer almıştır. Bu katılım profili, konferansın yalnızca devletler arası güvenlik meselelerini değil, ekonomik, teknolojik ve toplumsal boyutları da içeren çok katmanlı bir güvenlik anlayışı çerçevesinde yapılandırıldığını göstermiştir.


ABD’yi temsilen Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, bugüne kadar Münih’te ağırlanan en geniş ABD heyetine liderlik edeceği açıklanmıştır. Çin adına Dışişleri Bakanı Vang Yi’nin katılımı duyurulmuştur. Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’nin iki yıl aradan sonra konferansta yer alacağı bildirilmiştir. Konferansın yan etkinliği kapsamında, İran’ın devrik lideri Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi’nin 14 Şubat’ta basın toplantısı düzenlemesinin beklendiği ifade edilmiştir.

Küresel Düzen Tartışmaları ve Kavramsal Boyut

Konferans öncesinde yayımlanan Münih Güvenlik Raporu 2026’da, İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen uluslararası düzenin “yıkım sürecine” girdiği belirtilmiştir. Raporda, inşasına yaklaşık 80 yıl önce başlanan ABD öncülüğündeki savaş sonrası uluslararası düzenin, bizzat ABD eliyle yıkıldığı yönünde ifadelere yer verilmiştir. Bu tespit, konferansın kavramsal çerçevesini belirleyen temel referans noktalarından biri olmuştur.


Bu bağlamda konferans, transatlantik ittifakların sorgulandığı, Avrupa’nın savunma ve güvenlik mimarisini yeniden tanımlamaya çalıştığı ve Ukrayna başta olmak üzere bölgesel krizlerin sürdüğü bir dönemde gerçekleştirilmiştir. Uluslararası düzenin rekabetçi bir yapıya evrildiği, çok taraflılık ilkesinin yeniden canlandırılması gerekliliğinin tartışıldığı ve küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir atmosferde toplantının düzenlendiği aktarılmıştır.


Konferansta Grönland meselesi, Ukrayna’daki savaş, Orta Doğu’daki gelişmeler, Avrupa’nın güvenliği, transatlantik ilişkilerin geleceği ve savunma sanayisi gibi başlıkların ele alınacağı belirtilmiştir. Bu başlıklar, yalnızca bölgesel krizlere değil, aynı zamanda uluslararası sistemin normatif ve kurumsal temelindeki dönüşüme işaret eden kavramsal tartışmalara da zemin hazırlamıştır.

Transatlantik İlişkiler ve Siyasi Boyut

MSC 2026, ABD’nin uluslararası sistemdeki rolünün yeniden tanımlandığı bir döneme denk gelmiştir. ABD’nin geleneksel güvenlik garantörü rolünden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler, Avrupa’da yeni sorumluluk alanlarının doğduğu tartışmasını beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede ABD’nin statüko aktörü ve uluslararası düzenin garantörü konumuna geri dönüp dönmeyeceği sorusu, konferansın temel siyasi tartışma başlıklarından biri olarak ortaya konulmuştur.


Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, 10 Ocak 2026 tarihinde Helsinki’de düzenlediği basın toplantısında, Münih Güvenlik Konferansı’nın ilişkilerin iyileşmesine katkı sunmasını umduğunu ifade etmiştir. Stubb, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun, bir önceki yıl konferansta konuşan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’dan farklı bir konuşma yapacağını tahmin ettiğini belirtmiştir. Bu açıklama, 2025 yılında yaşanan tartışmaların 2026 gündemine taşındığını göstermiştir.


2025 yılında düzenlenen konferansta JD Vance, Avrupa’ya yönelik tehdit algısının dış aktörlerden ziyade içeriden gelen unsurlardan kaynaklandığını ifade etmiş ve Avrupa’da ifade özgürlüğünün geriye gittiğini savunmuştur. Bu açıklamalar başta Almanya olmak üzere Avrupalı siyasetçiler tarafından eleştirilmiştir. 2026 konferansının, bu gerilimlerin ardından gerçekleştirildiği ve transatlantik ilişkilerin seyrine dair yeni mesajların beklendiği bildirilmiştir.

Avrupa Güvenlik Mimarisi ve Askerî Boyut

Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsünden Dr. Matti Pesu, uluslararası düzende yaşanan “kopuşun” konferansın ana teması olacağını ifade etmiştir. Pesu’ya göre Avrupa, ekonomik bir güç olmasına rağmen askerî kapasite ve teknoloji açısından geride kalmıştır. Bu durumun Avrupa’yı büyük güçlerin saldırgan eylemlerine karşı savunmasız bıraktığı değerlendirilmiştir.


Pesu, ABD’nin güvenlik garantörü rolünden uzaklaşmasının Avrupa açısından yeni sorumluluklar doğurduğunu belirtmiştir. Avrupa’nın kıtanın konvansiyonel savunmasında lider rol üstlenmesi gerektiğini ve bunun Avrupa ulus devletlerinde bulunan gizil askerî gücün kullanılması anlamına geldiğini ifade etmiştir. Hedefin, Rusya’yı caydırabilecek bir Avrupa askerî gücü oluşturmak olması gerektiği belirtilmiş ve bunun en az on yıl sürebileceği kaydedilmiştir.

ABD merkezli German Marshall Fund’ın Başkan Yardımcısı Ian Lesser ise Avrupa’nın hedefleri ile gerçekleri arasında siyasi, stratejik, ekonomik ve askerî kapasite bakımından önemli bir uçurum bulunduğunu belirtmiştir. ABD’nin rolündeki değişimin caydırıcılık açısından riskler doğurduğu ifade edilmiş ve bu durumun devam etmesi halinde geleneksel müttefiklerin caydırıcılık açığı nedeniyle zor bir konuma düşebileceği değerlendirilmiştir.

NATO, Türkiye ve Stratejik Konumlanma

ABD’nin Avrupa sahnesinden geri çekilmesi durumunda oluşacak liderlik boşluğunun nasıl doldurulacağı sorusu, konferans bağlamında kilit bir mesele olarak tanımlanmıştır. Bu boşluğun doldurulması için siyasi irade gerekliliğine işaret edilmiştir. Avrupa güvenlik mimarisinin yeniden yapılandırılması sürecinde NATO’nun rolünün daha Avrupalı bir çerçeveye evrilebileceği değerlendirilmiştir.


Pesu, Türkiye’nin daha Avrupalı bir NATO’da potansiyel olarak önemli bir rol oynayabileceğini ifade etmiştir. Bu değerlendirme, Türkiye’nin askerî kapasitesi ve NATO içindeki konumu bağlamında yapılmıştır. Türkiye’nin, Avrupa merkezli bir savunma yapılanmasında etkin bir aktör olabileceği belirtilmiştir.


Ian Lesser de NATO’nun daha Avrupalı bir konuma gelmesi halinde Türkiye’nin önemli bir paya sahip olacağını ifade etmiştir. ABD’nin öngörülemezliği ve iddialı tavrının risk oluşturduğu belirtilmiş ve Grönland krizinin buna örnek teşkil ettiği dile getirilmiştir. Bu çerçevede, MSC 2026’nın NATO’nun dönüşümü ve Avrupa merkezli savunma yapılanmasının geleceği açısından kritik tartışmalara sahne olacağı bildirilmiştir.

Küresel Rekabet ve Bölgesel Krizler

Konferans gündeminde Ukrayna’daki savaşın merkezi bir yer tuttuğu belirtilmiştir. Bunun yanı sıra Grönland meselesi ve Orta Doğu’daki gelişmelerin de ele alınacağı bildirilmiştir. Bu başlıklar, küresel rekabetin bölgesel krizler üzerinden şekillendiği bir döneme işaret etmiştir.


MSC 2026, bu yönleriyle, savaş sonrası inşa edilen uluslararası düzenin sürdürülebilirliği, transatlantik bağların geleceği, Avrupa güvenlik mimarisinin yeniden yapılandırılması ve küresel rekabet dinamiklerinin askerî, siyasi ve kurumsal boyutları çerçevesinde yapılandırılmıştır.


Münih Güvenlik Konferansı (2026) Kapsamında Filistin, Gazze ve Bölgesel Diplomasi Gelişmeleri

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini’nin Açıklamaları

  1. Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Almanya’nın Münih kentinde temaslarda bulunan Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, Ajansa yönelik siyasi baskıların sürdüğünü açıklamıştır. Lazzarini, İsrail’in UNRWA’yı ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerinin devam ettiğini ifade etmiştir.

Lazzarini, Gazze’deki insani durumun ağır koşullar altında sürdüğünü, halkın gıda dışındaki temel ihtiyaçlardan büyük ölçüde yoksun olduğunu ve hayatta kalma mücadelesi verdiğini belirtmiştir. UNRWA’nın halk sağlığı ile ilk ve orta öğretim hizmetlerini sürdürmesinin önemine dikkat çekmiş, ancak bölgedeki çocukların iki yılı aşkın süredir okula gidemediğini vurgulamıştır. Eğitim hakkının Filistinliler için merkezi bir unsur olduğunu ifade etmiştir.


UNRWA’nın yoğun baskı altında bulunduğunu belirten Lazzarini, işgal altındaki Doğu Kudüs’te yer alan Ajans Genel Merkezi’nin yıkımına tanıklık edildiğini açıklamıştır. Bu gelişmelerin, Doğu Kudüs’teki Filistinli kimliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir eğilim olarak algılandığını ifade etmiştir. Aja

nsın ortadan kaldırılmasına yönelik siyasi baskıların Filistinlilerin mülteci statüsünün kaldırılması amacı taşıdığını belirtmiştir.

Lazzarini ayrıca Batı Şeria’yı “Gazze’nin gölgesinde kalan sessiz bir savaş alanı” olarak tanımlamış, yerleşimci şiddetinin ve toprak gasplarının arttığını ifade etmiştir. Batı Şeria’daki gelişmelerin iki devletli çözümün geleceğini etkileyebileceğini belirtmiştir.

14 Şubat 2026: Filistin Devleti’nin Tanınmasına Yönelik Diplomatik Girişimler

14 Şubat 2026 tarihinde Filistin Dışişleri Bakanı Varsen Ağabekyan, Münih Güvenlik Konferansı marjında Almanya ve Finlandiya’ya Filistin Devleti’ni tanıma çağrısında bulunmuştur. Ağabekyan, Almanya Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanı Reem Alabali-Radovan ile Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmiştir.


Görüşmelerde işgal altındaki Filistin topraklarındaki son gelişmeler ele alınmıştır. Ağabekyan, Filistin Devleti’nin tanınmasının uluslararası düzeni güçlendireceğini, iki devletli çözüm vizyonunun hayata geçirilmesine katkı sağlayacağını ve adil ile kalıcı barışın tesisini destekleyeceğini belirtmiştir. Berlin ve Helsinki yönetimlerine resmî tanıma çağrısında bulunmuştur.


Filistin Devleti’nin Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkeden 160’ı tarafından tanındığı ifade edilmiştir. Bu bilgi, Filistin’in uluslararası statüsüne ilişkin mevcut diplomatik tabloyu ortaya koymaktadır.

Gazze Süreci ve Filistin Yönetimi’nin Dahil Olma Talebi

Münih Güvenlik Konferansı çerçevesinde düzenlenen “Yıkım Altındaki Yaşam: Yeni Gazze’nin Yapı Taşları” başlıklı panelde Filistin Dışişleri Bakanı Varsen Ağabekyan Şahin konuşma yapmıştır. Şahin, Gazze Şeridi’nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtmiştir.


Şahin, Gazze’de yalnızca kısmi bir ateşkes bulunduğunu ve insani yardımın ihtiyaç duyulan ölçüde ulaşmadığını ifade etmiştir. Gazze’de yapılması gereken çok sayıda yeniden yapılandırma ve insani müdahale bulunduğunu belirtmiştir. Gazze ile Batı Şeria’nın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulamıştır.


Filistin Yönetimi’nin Gazze sürecine dahil edilmesi gerektiğini belirten Şahin, Arap Birliği, Müslüman dünyası ve uluslararası toplum tarafından onaylanan planların bulunduğunu ifade etmiştir. Filistin Yönetimi’ne sorumluluk üstlenebilmesi için yetki verilmesi gerektiğini dile getirmiştir. Filistin Yönetimi’nin marjinalleştirildiğini, ancak Gazze’deki gelişmelerin Batı Şeria ile doğrudan bağlantılı olduğunu belirtmiştir.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’in Münih Temasları

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 62. Münih Güvenlik Konferansı marjında çeşitli temaslarda bulunmuştur. Zelenskiy, Avrupalı liderlerle birlikte Berlin formatında gerçekleştirilen toplantıya katılmıştır.


Toplantının ardından Zelenskiy, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Hollanda Başbakanı Dick Schoof ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmiştir. Bu görüşmeler, konferans kapsamındaki ikili diplomatik temaslar çerçevesinde yürütülmüştür.


Görüşmelerin içeriğine ilişkin ayrıntılar paylaşılmamış olmakla birlikte, toplantılar çok taraflı güvenlik ve bölgesel meseleler çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.

Danimarka, Grönland ve ABD Arasındaki Görüşme

Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya gelmiştir. Görüşme, konferans çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.

Danimarka Başbakanlığı tarafından yapılan açıklamada, görüşmenin yapıcı geçtiği belirtilmiş ve yüksek düzeyli çalışma grubunun kararı doğrultusunda çalışmaların sürdürüleceği ifade edilmiştir. Grönland Başbakanı Nielsen de görüşmeyi ileriye dönük olumlu bir adım olarak tanımlamıştır.


Daha önce Danimarka ve Grönland dışişleri yetkilileri ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Washington’da bir araya geldiği ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ın ABD’ye bağlanması yönündeki talebinin görüşüldüğü belirtilmiştir. Münih’teki temas, bu sürecin devamı niteliğinde gerçekleşmiştir.


Uluslararası Düzen ve Jeopolitik Dönüşüm

Konferansın açılış konuşmasında Almanya Başbakanı Friedrich Merz, kurallara dayalı uluslararası düzenin artık mevcut haliyle var olmadığını belirtmiştir. Merz, sistemin en iyi dönemlerinde dahi kusurlu olduğunu, ancak günümüzde işlevselliğini kaybettiğini ifade etmiştir.


Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra ortaya çıkan tek kutuplu yapının sona erdiğini vurgulayan Merz, ABD’nin küresel liderlik iddiasının sorgulandığını ve bu liderliğin zayıfladığı yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu açıklamalar, konferansın genel atmosferinde hâkim olan “yeni çağ” ve “eski düzenin sonu” söylemleriyle örtüşmüştür.


ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise konuşmasında dünyanın hızla değiştiğini ve jeopolitik olarak yeni bir döneme girildiğini belirtmiştir. Rubio, Avrupa ile yalnızca askeri ve ekonomik değil, kültürel ve manevi bağların da güçlü olduğunu ifade etmiş ve Avrupa’nın dönüşüm sürecine dahil olması gerektiğini söylemiştir.


“Daha Avrupalı Bir NATO” Tartışmaları

Konferansta çok sayıda Avrupalı lider, NATO’nun yapısal dönüşümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. “Daha Avrupalı bir NATO” ifadesi, Avrupa’nın savunma kapasitesinin artırılması ve ittifak içinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi çağrısı olarak öne çıkmıştır.


İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, dünyanın giderek daha istikrarsız hale geldiğini belirtmiş ve Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini ifade etmiştir. Sanchez, nükleer silahlanma yarışının ise tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini vurgulamıştır.


Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin kurucu anlaşmasında yer alan karşılıklı savunma maddesinin uygulanma zamanının geldiğini ifade etmiştir. Bu madde, bir üye devlete yönelik silahlı saldırı durumunda diğer üye devletlerin yardım ve destek sağlama yükümlülüğünü içermektedir.


NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, AB ile NATO arasındaki işbirliğinin en güçlü dönemini yaşadığını belirtmiş ve ortak kuvvet komutanlıklarının zamanla Avrupalılar tarafından yönetilebileceğini ifade etmiştir. Rutte, NATO’nun Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bu yana en güçlü döneminde olduğunu dile getirmiştir.


Rusya-Ukrayna Savaşı ve Müzakere Süreci

Rusya-Ukrayna Savaşı, konferansın ana gündem başlıklarından biri olmuştur. Çok sayıda panel ve oturumda savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalar ele alınmıştır.


Liderler, Ukrayna’daki savaşın sonlandırılmasına yönelik müzakerelerde Avrupa’nın masada yer alması gerektiğini vurgulamıştır. Bu çerçevede, Avrupa’nın güvenlik mimarisine doğrudan etki eden bir savaşta dışlanmasının stratejik sonuçlar doğurabileceği ifade edilmiştir.


Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Avrupa’nın ABD, Rusya ve Ukrayna arasında yürütülecek müzakerelerde yer alması durumunda barış ihtimalinin daha yüksek olacağını belirtmiştir. Savaşın askeri ve diplomatik boyutları, konferans boyunca eş zamanlı olarak değerlendirilmiştir.


Türkiye’nin Katılımı ve Temaslar

Konferansa Türkiye’den Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ve Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılmıştır.


Güvenlik kaynaklarına göre Kalın, konferans kapsamında İran, Gazze, Suriye, Kuzey Afrika, terörle mücadele, yasa dışı göç, siber güvenlik ve istihbarat diplomasisi konularında çeşitli görüşmeler gerçekleştirmiştir. Bu temaslar, bölgesel güvenlik başlıklarının konferans gündemindeki yerini yansıtmıştır.


Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, Karadeniz güvenliği, NATO’nun güney komşuluk politikası ve yeni dünya düzeninde Avrupa’nın konumu başlıklı oturumlara konuşmacı olarak katılmıştır. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek ise “No Money for Terror” başlıklı oturumda organize suç ve terörün finansmanıyla mücadele konularında Türkiye’nin yaklaşımını aktarmıştır.


Kapanış Mesajları ve Yaptırım Tartışmaları

Münih Güvenlik Konferansı Vakfı Başkanı Wolfgang Ischinger, kapanış konuşmasında Rusya üzerindeki baskının artırılması gerektiğini ifade etmiştir. Ischinger, transatlantik ortakların Rusya üzerinde koordineli ve etkili bir baskı kurabileceğini belirtmiştir.


Ukrayna’nın özellikle hava savunma sistemleri başta olmak üzere savunma ihtiyaçlarının aciliyetine dikkat çekilmiş ve Rusya’ya yönelik yaptırımların genişletilmesi gerektiği ifade edilmiştir. ABD yaptırımlarına ek olarak Avrupa’nın da daha kapsamlı ve eş güdümlü yaptırım paketleri uygulaması gerektiği dile getirilmiştir.


Konferans, uluslararası sistemdeki dönüşüm, Avrupa’nın güvenlik sorumluluğu ve Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında yaptırım politikalarının geleceği üzerine yoğunlaşan tartışmaların ardından sona ermiştir.


Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarZeynep Gül13 Şubat 2026 07:47

Etiketler

Özet

Almanya’nın Münih kentinde 13–15 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenecek 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC 2026), İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin “yıkım sürecine” girdiği tartışmalarının gölgesinde toplanacak. Avrupa güvenlik mimarisinin geleceği, transatlantik ilişkiler, Ukrayna savaşı ve küresel güç dengelerindeki değişim konferansın ana gündem başlıkları arasında yer alacak.

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"62. Münih Güvenlik Konferansı" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • 13 Şubat 2026

    Küresel Düzen Tartışmaları ve Kavramsal Boyut

  • 13 Şubat 2026

    Transatlantik İlişkiler ve Siyasi Boyut

  • 13 Şubat 2026

    Avrupa Güvenlik Mimarisi ve Askerî Boyut

  • 13 Şubat 2026

    NATO, Türkiye ve Stratejik Konumlanma

  • 13 Şubat 2026

    Küresel Rekabet ve Bölgesel Krizler

  • 13 Şubat 2026

    UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini’nin Açıklamaları

  • 13 Şubat 2026

    14 Şubat 2026: Filistin Devleti’nin Tanınmasına Yönelik Diplomatik Girişimler

  • 13 Şubat 2026

    Gazze Süreci ve Filistin Yönetimi’nin Dahil Olma Talebi

  • 13 Şubat 2026

    Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’in Münih Temasları

  • 13 Şubat 2026

    Danimarka, Grönland ve ABD Arasındaki Görüşme

  • 13 Şubat 2026

    Uluslararası Düzen ve Jeopolitik Dönüşüm

  • 13 Şubat 2026

    “Daha Avrupalı Bir NATO” Tartışmaları

  • 13 Şubat 2026

    Rusya-Ukrayna Savaşı ve Müzakere Süreci

  • 13 Şubat 2026

    Türkiye’nin Katılımı ve Temaslar

  • 13 Şubat 2026

    Kapanış Mesajları ve Yaptırım Tartışmaları

KÜRE'ye Sor