
ORCID ID
0000-0002-3975-6230
II. Abdülhamid devri (1876-1909), Osmanlı Devleti’nin Filistin’deki hâkimiyetini, hoşgörülü bir yönetim tarzı ve kalkınma odaklı politikalarla sürdürmeye çalıştığı bir dönemdir. Ancak bu süreçte imparatorluk coğrafyası uluslararası güçlerin ve bölgesel aktörlerin yoğun nüfuz mücadelelerine de sahne olmuştur. Filistin bağlamı düşünüldüğünde durum daha karmaşık bir hal alır. Zira bölgeye yapılan dış müdahaleler ve siyonist hareketin nihai amacı doğrultusundaki girişimleri oldukça can yakıcı toplumsal krizlere zemin oluşturmaktadır (Emiroğlu & Çelik, 2025: 144).Osmanlı için Filistin diğer taşra vilayetlerinden farklı bir konuma sahiptir. Bölgenin tarihi ve dini değerinin yanı sıra çok kültürlü yapısı emperyalist güçlerin buraya odaklanmasına neden olmaktadır. Onun için bu hassas bölgenin sosyal, ekonomik ve dini dengelerini koruyarak kalkınması ve belli dengelerin gözetilmesi devlet yönetimi için çok önemli olmuştur. Tarihte olduğu gibi Sultan Abdülhamid döneminde de burada yaşayan halklar dini ve etnik köken gözetilmeksizin Osmanlı olarak kabul edilmiş, ayrımcılık yapılmamıştır (BOA, HR.İD.1444/21, M-30.03.1896). Farklı dinlere mensup topluluklara hoşgörüyle yaklaşılmış; ibadethanelerin tamiri, inşası ve farklı dini gruplara ait imtiyazların korunması gibi politikalar yürütülmüştür【1】 (BOA, HR.SYS, 406/34, M-31.12.1877). Rum kiliselerine tanınan ayrıcalıkların devam ettirilmesi ve Kudüs’te Rum rahipler için bir hastane inşasına izin verilmesi bu hoşgörünün【2】 somut örnekleridir (Emiroğlu & Çelik, 2025: 146).II. Abdülhamid döneminde, Yafa ile Kudüs’ü bağlayan demiryolu hattı ile ulaşım hızlandırılmış ve kutsal toprakları ziyaret eden hacıların ulaşımı kolaylaştırılmıştır (BOA, HR.SFR.3, 254/95, M-29.10.1877). Tarım ve hayvancılığın daha verimli hale gelmesi için çalışmalar yürütülmüş; arpa, bakla, buğday, zeytin, pamuk gibi çeşitli ürünlere öncelik verilmiştir. Sanayi, büyük ölçüde el sanatlarına dayanmakla birlikte var olan sabun üretimi, dokumacılık ve zeytinyağı üretimi gibi alanlar geliştirilmiştir (Kaynar & Ak, 2018: 424).Yabancıların Filistin’e yoğun ilgisi ve siyonistlerin emellerin su yüzüne çıkması ile II. Abdülhamid, bölgenin kalkınmasının ötesinde bazı tedbirler alma gereğini duymuştur. Yahudilerin Filistin’e göç etmeleri ve bölgeden toprak edinme çabaları【3】 Abdülhamid’in öncelikli gündemlerinden biri olmuş (BOA, HR.İD.24/21, M-23.12.1876), Yahudilere toprak satışı karşılığında Duyun-u Umumiye borçlarının silinmesine karşı çıkmış ve bu bağlamda yapılan cazip tekliflere rağmen toprak satışını kesin bir dille reddetmiştir (Collecteurs, ts.; Herzl, 2023: 393; Kutluay; 2013: 91-92; Öke, 1990: 56). Diğer taraftan Sultan, Yahudilerin kanunlara uymaları ve Filistin dışına yerleştirilmeleri şartıyla göçlerini kabul edilebilir bulmuş, bölgede ayrıcalıklı bir statü tanınması veya toprak verilmesi önerilerini ise kabul etmemiştir (BAO, Y.A.RES, 5/58, H-29.05.1297). Bu tutumun başlıca nedeni, bölgede bir Yahudi devleti kurma arzusuna karşı Abdülhamid’in önlem almak istemesidir (Emiroğlu & Çelik, 2025: 146). Yanı sıra bölgedeki demografik dengeyi korumak için Müslüman unsurların yerleştirilmesini de teşvik etmiştir. Bu kapsamda özellikle Balkanlar ve Kafkasya’dan gelen Çerkes mülteciler Hauran bölgesine yerleştirilmiş, böylece hem yerel halkın güvenliği sağlanmaya hem de Filistin’de yabancı unsurların nüfuz kazanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır (Öke, 1982: 333)II. Abdülhamid döneminde Rum ve Rus Ortodoksları arasındaki güç çekişmeleri, Kudüs Ermeni Patriği’nin yerel yönetimlere yönelik şikâyetleri ve Beytüllahm’deki Nativite Mağarası’nda ayin yapan Latin rahiplerle yaşanan ve ölümle sonuçlanan vaka benzeri olaylar, Osmanlı yönetiminin bölgede barışı sağlama çabalarını zorlaştırmıştır (BOA, Y.PRK.AZN, 2/4, H-22.08.1300). Üstelik bu anlaşmazlıklar batılı hükümetler tarafında istismar edilmiş, Fransa, İngiltere ve Rusya gibi güçler Filistin’de yaşayan Hristiyan ve Yahudi toplulukların haklarını koruma bahanesiyle bölgeye müdahil olmuşlardır. Olaylara temkinli yaklaşan II. Abdülhamid, bu tür girişimleri Osmanlı egemenliğini zayıflatmaya yönelik adımlar olarak değerlendirmiştir (BOA, Y.PRK. AZN, 2/4, H-22.08.1300). Tüm bunlar olurken Osmanlı yönetimi Yahudi göçünü engellemeye yönelik olarak Avrupa konsolosluklarına vize verilmemesi talimatı göndermiş, sınır denetimlerini arttırmış ve Filistin’e Yahudilerin girişini yasaklayan kararlar almıştır (BOA, HR.İD., 46/126, M-13.10.1898).II. Abdülhamid döneminde Osmanlı’nın Yahudi göçüne ve toprak satışına karşı aldığı katı önlemlere rağmen, dış ülkelerin baskıları ve bazı yöneticiler ile memurların rüşvet karşılığında kuralları ihlal etmesi nedeniyle Yahudi göçü ve toprak edinimi tamamen engellenememiştir. Örneğin, Akka Mutasarrıfı Sadık Paşa ve Hayfa Belediye Reisi Mustafa Efendi gibi yöneticilerin Yahudilere arazi satışı yaptığı tespit edilmiştir (BOA, Y.PRK.AZJ., 27/39, H-02.02.1311). Bu durum, Osmanlı’nın merkezi otoritesinin taşrada tam olarak uygulanamadığını ve politikaların istenilen etkiyi yaratmakta yetersiz kaldığını göstermiştir. Nihayetinde Osmanlı’nın bölgedeki egemenliğinin zayıflaması, Yahudi nüfusu giderek artmasına yol açmıştır【4】 (Yasin, 2019: 320).II. Abdülhamid, Filistin bölgesinde geniş çaplı arazi mülkiyeti oluşturmuş, “Sultani Arazi” veya “Sultan Çiftlikleri” adı verilen bu mülkler onun adına kaydedilmiştir (Alamleh, 2018: 2828). Bu yöntem hem yerel halkı ekonomik zorluklardan korumak hem de yabancıların toprak satın alarak bölgede nüfuz kazanmalarının önüne geçmek için uygulanmıştır (Alamleh, 2018: 2828). İlcâ adı verilen bu sistemle çiftçiler, güvenlik ve himaye arayışıyla topraklarını sembolik bedeller karşılığında Sultan’ın mülkiyetine devretmiş, böylece üretim faaliyetlerini sürdürmeye devam etmişlerdir (Alamleh, 2018: 2827-2828). Abdülhamid ayrıca bayındırlık ve sulama projeleriyle âtıl arazilerin tarıma açılmasını teşvik etmiş, halkın bu topraklara köyler kurmasını sağlamıştır. Bu politikalar, özellikle Yahudi göçmenlerin【5】 toprak edinme girişimlerine karşı uzun vadeli bir savunma stratejisinin parçası olarak değerlendirilmiştir (Alamleh, 2018: 2830).Sonuç olarak II. Abdülhamid’in Filistin politikası, bir yandan bölgedeki dini ve etnik çeşitliliği【6】 hoşgörüyle yöneterek barış ve kalkınmayı hedeflemiş, diğer yandan ise uluslararası siyonist hareketler, dış güçlerin müdahaleleri ve iç yolsuzluklar gibi ciddi engellerle karşılaşmıştır. Sultan Hamid, Filistin’in Osmanlı topraklarına ait olduğunu savunmuş ve bölgedeki stratejik ve dini önemini koruma konusunda kararlı bir duruş sergileyerek bir Yahudi devletinin kurulmasına şiddetle karşı çıkmıştır. Ancak, dönemin emperyalist dinamikleri ve bölgesel zorluklar, bu politikaların tam anlamıyla başarılı olmasını güçleştirmiştir.
II. Abdülhamid devri (1876-1909), Osmanlı Devleti’nin Filistin’deki hâkimiyetini, hoşgörülü bir yönetim tarzı ve kalkınma odaklı politikalarla sürdürmeye çalıştığı bir dönemdir. Ancak bu süreçte imparatorluk coğrafyası uluslararası güçlerin ve bölgesel aktörlerin yoğun nüfuz mücadelelerine de sahne olmuştur. Filistin bağlamı düşünüldüğünde durum daha karmaşık bir hal alır. Zira bölgeye yapılan dış müdahaleler ve siyonist hareketin nihai amacı doğrultusundaki girişimleri oldukça can yakıcı toplumsal krizlere zemin oluşturmaktadır (Emiroğlu & Çelik, 2025: 144).
Osmanlı için Filistin diğer taşra vilayetlerinden farklı bir konuma sahiptir. Bölgenin tarihi ve dini değerinin yanı sıra çok kültürlü yapısı emperyalist güçlerin buraya odaklanmasına neden olmaktadır. Onun için bu hassas bölgenin sosyal, ekonomik ve dini dengelerini koruyarak kalkınması ve belli dengelerin gözetilmesi devlet yönetimi için çok önemli olmuştur. Tarihte olduğu gibi Sultan Abdülhamid döneminde de burada yaşayan halklar dini ve etnik köken gözetilmeksizin Osmanlı olarak kabul edilmiş, ayrımcılık yapılmamıştır (BOA, HR.İD.1444/21, M-30.03.1896). Farklı dinlere mensup topluluklara hoşgörüyle yaklaşılmış; ibadethanelerin tamiri, inşası ve farklı dini gruplara ait imtiyazların korunması gibi politikalar yürütülmüştür【1】 (BOA, HR.SYS, 406/34, M-31.12.1877). Rum kiliselerine tanınan ayrıcalıkların devam ettirilmesi ve Kudüs’te Rum rahipler için bir hastane inşasına izin verilmesi bu hoşgörünün【2】 somut örnekleridir (Emiroğlu & Çelik, 2025: 146).
II. Abdülhamid döneminde, Yafa ile Kudüs’ü bağlayan demiryolu hattı ile ulaşım hızlandırılmış ve kutsal toprakları ziyaret eden hacıların ulaşımı kolaylaştırılmıştır (BOA, HR.SFR.3, 254/95, M-29.10.1877). Tarım ve hayvancılığın daha verimli hale gelmesi için çalışmalar yürütülmüş; arpa, bakla, buğday, zeytin, pamuk gibi çeşitli ürünlere öncelik verilmiştir. Sanayi, büyük ölçüde el sanatlarına dayanmakla birlikte var olan sabun üretimi, dokumacılık ve zeytinyağı üretimi gibi alanlar geliştirilmiştir (Kaynar & Ak, 2018: 424).
Yabancıların Filistin’e yoğun ilgisi ve siyonistlerin emellerin su yüzüne çıkması ile II. Abdülhamid, bölgenin kalkınmasının ötesinde bazı tedbirler alma gereğini duymuştur. Yahudilerin Filistin’e göç etmeleri ve bölgeden toprak edinme çabaları【3】 Abdülhamid’in öncelikli gündemlerinden biri olmuş (BOA, HR.İD.24/21, M-23.12.1876), Yahudilere toprak satışı karşılığında Duyun-u Umumiye borçlarının silinmesine karşı çıkmış ve bu bağlamda yapılan cazip tekliflere rağmen toprak satışını kesin bir dille reddetmiştir (Collecteurs, ts.; Herzl, 2023: 393; Kutluay; 2013: 91-92; Öke, 1990: 56). Diğer taraftan Sultan, Yahudilerin kanunlara uymaları ve Filistin dışına yerleştirilmeleri şartıyla göçlerini kabul edilebilir bulmuş, bölgede ayrıcalıklı bir statü tanınması veya toprak verilmesi önerilerini ise kabul etmemiştir (BAO, Y.A.RES, 5/58, H-29.05.1297). Bu tutumun başlıca nedeni, bölgede bir Yahudi devleti kurma arzusuna karşı Abdülhamid’in önlem almak istemesidir (Emiroğlu & Çelik, 2025: 146). Yanı sıra bölgedeki demografik dengeyi korumak için Müslüman unsurların yerleştirilmesini de teşvik etmiştir. Bu kapsamda özellikle Balkanlar ve Kafkasya’dan gelen Çerkes mülteciler Hauran bölgesine yerleştirilmiş, böylece hem yerel halkın güvenliği sağlanmaya hem de Filistin’de yabancı unsurların nüfuz kazanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır (Öke, 1982: 333)
II. Abdülhamid döneminde Rum ve Rus Ortodoksları arasındaki güç çekişmeleri, Kudüs Ermeni Patriği’nin yerel yönetimlere yönelik şikâyetleri ve Beytüllahm’deki Nativite Mağarası’nda ayin yapan Latin rahiplerle yaşanan ve ölümle sonuçlanan vaka benzeri olaylar, Osmanlı yönetiminin bölgede barışı sağlama çabalarını zorlaştırmıştır (BOA, Y.PRK.AZN, 2/4, H-22.08.1300). Üstelik bu anlaşmazlıklar batılı hükümetler tarafında istismar edilmiş, Fransa, İngiltere ve Rusya gibi güçler Filistin’de yaşayan Hristiyan ve Yahudi toplulukların haklarını koruma bahanesiyle bölgeye müdahil olmuşlardır. Olaylara temkinli yaklaşan II. Abdülhamid, bu tür girişimleri Osmanlı egemenliğini zayıflatmaya yönelik adımlar olarak değerlendirmiştir (BOA, Y.PRK. AZN, 2/4, H-22.08.1300). Tüm bunlar olurken Osmanlı yönetimi Yahudi göçünü engellemeye yönelik olarak Avrupa konsolosluklarına vize verilmemesi talimatı göndermiş, sınır denetimlerini arttırmış ve Filistin’e Yahudilerin girişini yasaklayan kararlar almıştır (BOA, HR.İD., 46/126, M-13.10.1898).
II. Abdülhamid döneminde Osmanlı’nın Yahudi göçüne ve toprak satışına karşı aldığı katı önlemlere rağmen, dış ülkelerin baskıları ve bazı yöneticiler ile memurların rüşvet karşılığında kuralları ihlal etmesi nedeniyle Yahudi göçü ve toprak edinimi tamamen engellenememiştir. Örneğin, Akka Mutasarrıfı Sadık Paşa ve Hayfa Belediye Reisi Mustafa Efendi gibi yöneticilerin Yahudilere arazi satışı yaptığı tespit edilmiştir (BOA, Y.PRK.AZJ., 27/39, H-02.02.1311). Bu durum, Osmanlı’nın merkezi otoritesinin taşrada tam olarak uygulanamadığını ve politikaların istenilen etkiyi yaratmakta yetersiz kaldığını göstermiştir. Nihayetinde Osmanlı’nın bölgedeki egemenliğinin zayıflaması, Yahudi nüfusu giderek artmasına yol açmıştır【4】 (Yasin, 2019: 320).
II. Abdülhamid, Filistin bölgesinde geniş çaplı arazi mülkiyeti oluşturmuş, “Sultani Arazi” veya “Sultan Çiftlikleri” adı verilen bu mülkler onun adına kaydedilmiştir (Alamleh, 2018: 2828). Bu yöntem hem yerel halkı ekonomik zorluklardan korumak hem de yabancıların toprak satın alarak bölgede nüfuz kazanmalarının önüne geçmek için uygulanmıştır (Alamleh, 2018: 2828). İlcâ adı verilen bu sistemle çiftçiler, güvenlik ve himaye arayışıyla topraklarını sembolik bedeller karşılığında Sultan’ın mülkiyetine devretmiş, böylece üretim faaliyetlerini sürdürmeye devam etmişlerdir (Alamleh, 2018: 2827-2828). Abdülhamid ayrıca bayındırlık ve sulama projeleriyle âtıl arazilerin tarıma açılmasını teşvik etmiş, halkın bu topraklara köyler kurmasını sağlamıştır. Bu politikalar, özellikle Yahudi göçmenlerin【5】 toprak edinme girişimlerine karşı uzun vadeli bir savunma stratejisinin parçası olarak değerlendirilmiştir (Alamleh, 2018: 2830).
Sonuç olarak II. Abdülhamid’in Filistin politikası, bir yandan bölgedeki dini ve etnik çeşitliliği【6】 hoşgörüyle yöneterek barış ve kalkınmayı hedeflemiş, diğer yandan ise uluslararası siyonist hareketler, dış güçlerin müdahaleleri ve iç yolsuzluklar gibi ciddi engellerle karşılaşmıştır. Sultan Hamid, Filistin’in Osmanlı topraklarına ait olduğunu savunmuş ve bölgedeki stratejik ve dini önemini koruma konusunda kararlı bir duruş sergileyerek bir Yahudi devletinin kurulmasına şiddetle karşı çıkmıştır. Ancak, dönemin emperyalist dinamikleri ve bölgesel zorluklar, bu politikaların tam anlamıyla başarılı olmasını güçleştirmiştir.

Sultan II. Abdülhamit (AA)
BOA, Osmanlı Arşivi. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Yıldız Perakende Evrakı Arzuhal Jurnal. (Y.PRK.AZJ., Dosya No. 27 Gömlek No. 39). BOA, Osmanlı Arşivi. Hariciye Nezareti Belgeleri. (HR.İD. Dosya No. 1444 Gömlek No. 21). BOA, Osmanlı Arşivi. Hariciye Nezareti Belgeleri. (HR.İD. Dosya No. 46 Gömlek No. 126). BOA, Osmanlı Arşivi. Hariciye Nezareti Londra Sefareti Belgeleri (HR.SFR.3, Dosya No. 254 Gömlek No. 95). BOA, Osmanlı Arşivi. Yıldız Adliye ve Mezâhib Nezareti Maruzatı Evrakları. (Y.PRK.AZN, Dosya No. 2 Gömlek No. 4). Alamleh, Muhanad (2018). “II. Abdülhamit’in Mülkiyeti Filistin’de Osmanlı Çiftlikleri”. Social Sciences Studies Journal 4 (20), 2825-2845. Collectuers (t.y.) “Multiculturalism Before the West” Erişim Tarihi: 05.09.2025, https://www.collecteurs.com/article/chapter-i-multiculturalism-before-the-westEmiroğlu, Atiye & Çelik, Latif (2025). “Osmanlının Hoşgörü ve Kalkınma Politikaları: II. Abdülhamid (1842-1918)’in Filistin Yaklaşımı”. Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, 12 (1), 144-166. Herzl, Theodor (2023). Günlükler I, çev.: Ali Fahri Doğan. İstanbul: Runik Kitap. Kaynar, Mehmet Kaan & Ak, Gökhan (2018). “II. Abdülhamid Döneminde Filistin’de İdari Taksimat, Nüfus ve İktisat Siyasaları”. Journal of Academic Value Studies 4 (19), 412-428. Kutluay, Yaflar (2013). Siyonizm ve Türkiye. İstanbul: Bilge Karınca Yayınları. Öke, Mim Kemal (1982). “ The Ottoman Empire, Zionism, and the Question of Palestine (1908-1880)”. International Journal of Middle East Studies, 14 (3), 329-341.
Öke, M. Kemal (1990). Kutsal Topraklarda Siyonistler ve Masonlar; İhanetler, Komplolar, Aldanmalar. İstanbul: Çağ Yayınları. Yasin, Muhammed (2019). “XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Siyonistlerin Filistin’e Yerleşmelerinin Engellenmesi”. Journal of Islamic Jeruselem Studies, 19 (3), 317-334.
[1]
Bkz. Din ve İnanç Özgürlüğü
[2]
Ayrıca bkz. Kudüs Ermenileri
[3]
Bkz. Aliyah; Yahudi Göçü (Osmanlı Belgeleri)
[4]
Bkz. Demografik Hegemonya; Demografik Manipülasyon
[5]
Bkz. Gasp Birimleri ; Gasp Yerleşimleri ; İthal Vatandaş
[6]
Bkz. Kültürel Çeşitlilik
| apa | Düğeroğlu, M. (2026). Abdülhamid II. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 74-77) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Düğeroğlu, Muhsin. “Abdülhamid II”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 74-77. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Abdülhamid, II" maddesi için tartışma başlatın