
ORCID ID
0009-0001-2288-5423
Akka, Filistin topraklarının kuzeyinde yer alan, günümüze kadar taşıdığı önemli tarihi kalıntıları sebebiyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer edinmiş önemli bir sahil kentidir. Akdeniz’e kıyısı olan şehrin güney ve batı kısımları denizle çevriliyken, kuzey ve doğu kısımları kara içinde yer almaktadır. Şehir, Kudüs’e 181 km, Güney Lübnan sınırına ise 20 km uzaklıktadır (Karaköse & Ulden, 2023). Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Akka’nın, MÖ 3. binyıl içerisinde kurulduğu tahmin edilmektedir (Emecen, 1989). Uzun bir tarihi geçmişe sahip olan ve yüzyıllar içerisinde farklı isimlerle anılan bu kent, ilk sakinleri tarafından Akka olarak bilinmekteydi (Karaköse & Ulden, 2023). Kentin adı, Yahudi ve Hristiyanlar için kutsal olan Eski Ahit’te (Hakimler 1:31) “Akkō” şeklinde zikredilmektedir. Bu sebeple İbranicede “Akkō”, Arapçada ise “/ عّكّا Akka” kullanımı yaygındır. Diğer bir taraftan Fransızlar kente “Acre” derken Yunanlılar ise Ptolemais’e ithafen “Ptolemais” demişlerdir (Emecen, 1989).Akka, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olması ve tarih boyunca önemini muhafaza etmesinden dolayı Mısır, Akad, Asur, Babil, Roma, Bizans, Emevîler, Abbâsîler ve Selçuklular gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Şehrin ilk sakinlerinin Kenanlılar olduğu sanılmaktadır (Karaköse & Ulden, 2023). Akka, coğrafi konumundan ötürü tarih boyunca askeri, ekonomik ve dini açıdan stratejik önemini korumuş ve bölgede hâkimiyet kurmak isteyen güçlerin sürekli savaştığı şehirlerden biri olmuştur (Yıldırım, 2020a). 7. yüzyılda İslamiyet’in gelmesiyle şehir ilk olarak Hz. Ömer döneminde Şürahbîl b. Hasene tarafından 636’da fethedilerek İslam topraklarına katılmıştır (Emecen, 1989). Şehir, deniz kıyısında yer aldığından bu süreçte Müslümanlar da denizciliğin gelişmesinde önemli katkı sağlamıştır. Akka Limanı, Müslümanların Akdeniz’deki ilk deniz seferleri için donanma üssü olarak kullanılmış ve Hz. Osman zamanında 649’da Kıbrıs’a, 654’te Rodos’a düzenlenen seferler Akka’dan başlatılmıştır. Daha sonra Emevîlerin hâkimiyeti altında giren Akka, bir liman kenti olarak önemini korumuş ve Müslümanlarca üs olarak kullanılmıştır. Emevîlerden sonra Abbâsîlerin, Tolunoğulları’nın ve İhşîdiler’in hâkimiyeti altına giren şehir, 969 yılından itibaren Fâtımîler’in hâkimiyeti altına girmiş, daha sonra 1074 yılında Selçuklular şehri fethetmiş, 1087’den sonra ise şehir yeniden Fatımiler’in idaresi altına girmiştir. Akka 1104 yılında, I. Haçlı Seferiyle birlikte Haçlılar tarafından ele geçirilerek Hristiyanların hareket üssü haline getirilmiş (Emecen, 1989: 266) ve bölge yeni bir döneme girmiştir. Bölgeye gelen Haçlılar şehrin Akdeniz kıyısında yer alması sayesinde ticari faaliyetleri ilerletmiş ve Ceneviz, Venedik gibi ticaret devletleri Akka’da ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır. Şehrin limanı ticari faaliyetler noktasında doğu ve batı arasında köprü vazifesi görmüş ve dönemin ekonomisini olumlu anlamda etkilemiştir (Yıldırım, 2020b). Uzak doğudan getirilen mallar Akka limanı aracılığıyla Avrupa’ya taşınmıştır. Ticari faaliyetler haricinde Haçlılar, şehrin Kudüs’e yakınlığı sebebiyle Kudüs’e deniz yoluyla gelecek olan hacıların, Akka limanı aracılığıyla bölgeye ulaşmasını sağlamışlardır (Yıldırım, 2020b).1187’de ise Selâhaddîn-i Eyyûbî Kudüs, Nablus, Yafa gibi şehirlerle beraber Akka’yı da fethetmiş ve yaklaşık 80 yıllık Haçlı hâkimiyetini sonlandırmıştır. Hıttin Savaşı ile Kudüs’ü kaybeden Haçlılar şehri geri almak için 3. Haçlı Seferi’nin hazırlığına başlamıştır. Akka, kısa bir süre Eyyûbîlerle birlikte Müslümanların hâkimiyeti altında kaldıktan sonra 1191’deki 3. Haçlı Seferi’nde yeniden Haçlıların eline geçmiştir. Ticaret noktasındaki önemi sebebiyle Akka, Haçlılar döneminde sahil şeridindeki en önemli şehirdir. Uzun süre Filistin’deki Kudüs Haçlı Krallığı’nın【1】 merkezi olan şehir, Memlük Devleti’nin bölge topraklarını 1291’de fethetmesine kadar bu özelliğini sürdürmüştür. Akka Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim döneminde 1517 yılında Osmanlı topraklarına katılmış ve yaklaşık 400 sene boyunca Osmanlı hâkimiyeti altında kalmıştır. Osmanlı hâkimiyetinde şehir, dönemin Safed sancağına bağlı bir nahiye merkeziydi. Bu dönemde de önemli bir ticaret merkezi olma özelliğini koruyan şehrin çevresinde özellikle pamuk ziraatı, bunun sonucu olarak da pamuk sanayii ve ticareti önem kazanmıştır (Emecen, 1989).1799’da Akka, Napolyon Bonapart’ın komutanlığını yaptığı Fransız ordusu tarafından ticaret kolonileri kurmak amacıyla kuşatılmıştır. Fakat şehrin idarecisi Cezzar Ahmed Paşa, iki ayı aşkın bir süre sonunda Napolyon’u ağır bir yenilgiye uğratmıştır. İngilizler, çıkarları gereği Mısır Seferi’nde Napolyon’a karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer almıştır (Şimşek, 2018). Napolyon’a karşı kazanılan zaferden sonra Cezzar Ahmed Paşa, Osmanlı tarihinin en dikkat çekici ve cesur devlet adamlarından biri olmuştur. Akka’yı yeniden inşa eden Cezzar Ahmed Paşa, biri kendi adını taşıyan altı cami, iki çarşı, çok sayıda han, hamam, çeşme yaptırmış ve şehrin surlarını onarmıştır (Emecen, 1993).Akka, 1918 yılında İngiliz birlikleri tarafından işgal edilmiştir【2】. Britanya Mandası döneminde 1922’deki nüfus sayımında şehrin nüfusu 6.420 ve 1931 sayımında 8.165 olarak belirlenmiştir. 1946 sayımında nüfus 13.560’a yükselmiş ve bunun 10.930’u Müslüman, 2.490’ı Hristiyan, 90’ı diğer mezheplerden ve 50’si Yahudiydi. Başka bir deyişle Akka neredeyse tamamen Arap’tı. Filistin’i bir Yahudi ve bir Arap devleti olarak ikiye bölen BM taksim planının 29 Kasım 1947’de kabul edilmesinden sonra Filistin’de çatışmalar başlamıştır. BM planında Akka, Filistin’in parçasıydı. 17 Mayıs 1948’de İsrail’in kurulmasından üç gün sonra Akka, Haganah ve Palmach güçlerinin saldırısına uğramış ve işgal edilmiştir (Abbasi, 2010: 6 vd.). Hala sürmekte olan işgal döneminde şehrin nüfus yapısı İsrail’in baskısı, yerinden etme uygulamaları ve Yahudi nüfus ithali【3】 ile oldukça değişmiştir. 1990’da yıkılan Sovyetler Birliği’nden gelen Yahudilerin büyük kısmı, Akka ve yakın bölgelere yerleştirilmiştir. 2011 verilerine göre şehrin nüfusu, 30.000’i Yahudi ve 14.000’i Arap olmak üzere yaklaşık 46.000’dir ve bugün sadece nüfusun yüzde 32’si Araplardan oluşmaktadır (Korach & Choshen, 2019: 18). 1922’den günümüze Akka nüfusundaki radikal değişim İsrail’in etnik temizlik ve soykırım politikalarını gözler önüne sermektedir.Okuma ÖnerileriElmusa, Sharif S. & Khalidi, Muhammad Ali (1992). All That Remains: The Palestine Villages Occopied and Depopulated by Israel in 1948. Walid Khalidi (Ed.). Washington D.C.: Institute for Palestine Studies. Morris, Benny (2008). 1948: A History of the First Arab-Israeli War. New Haven & London: Yale University Press.
Akka, Filistin topraklarının kuzeyinde yer alan, günümüze kadar taşıdığı önemli tarihi kalıntıları sebebiyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer edinmiş önemli bir sahil kentidir. Akdeniz’e kıyısı olan şehrin güney ve batı kısımları denizle çevriliyken, kuzey ve doğu kısımları kara içinde yer almaktadır. Şehir, Kudüs’e 181 km, Güney Lübnan sınırına ise 20 km uzaklıktadır (Karaköse & Ulden, 2023). Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Akka’nın, MÖ 3. binyıl içerisinde kurulduğu tahmin edilmektedir (Emecen, 1989). Uzun bir tarihi geçmişe sahip olan ve yüzyıllar içerisinde farklı isimlerle anılan bu kent, ilk sakinleri tarafından Akka olarak bilinmekteydi (Karaköse & Ulden, 2023). Kentin adı, Yahudi ve Hristiyanlar için kutsal olan Eski Ahit’te (Hakimler 1:31) “Akkō” şeklinde zikredilmektedir. Bu sebeple İbranicede “Akkō”, Arapçada ise “/ عّكّا Akka” kullanımı yaygındır. Diğer bir taraftan Fransızlar kente “Acre” derken Yunanlılar ise Ptolemais’e ithafen “Ptolemais” demişlerdir (Emecen, 1989).
Akka, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olması ve tarih boyunca önemini muhafaza etmesinden dolayı Mısır, Akad, Asur, Babil, Roma, Bizans, Emevîler, Abbâsîler ve Selçuklular gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Şehrin ilk sakinlerinin Kenanlılar olduğu sanılmaktadır (Karaköse & Ulden, 2023). Akka, coğrafi konumundan ötürü tarih boyunca askeri, ekonomik ve dini açıdan stratejik önemini korumuş ve bölgede hâkimiyet kurmak isteyen güçlerin sürekli savaştığı şehirlerden biri olmuştur (Yıldırım, 2020a). 7. yüzyılda İslamiyet’in gelmesiyle şehir ilk olarak Hz. Ömer döneminde Şürahbîl b. Hasene tarafından 636’da fethedilerek İslam topraklarına katılmıştır (Emecen, 1989). Şehir, deniz kıyısında yer aldığından bu süreçte Müslümanlar da denizciliğin gelişmesinde önemli katkı sağlamıştır. Akka Limanı, Müslümanların Akdeniz’deki ilk deniz seferleri için donanma üssü olarak kullanılmış ve Hz. Osman zamanında 649’da Kıbrıs’a, 654’te Rodos’a düzenlenen seferler Akka’dan başlatılmıştır. Daha sonra Emevîlerin hâkimiyeti altında giren Akka, bir liman kenti olarak önemini korumuş ve Müslümanlarca üs olarak kullanılmıştır. Emevîlerden sonra Abbâsîlerin, Tolunoğulları’nın ve İhşîdiler’in hâkimiyeti altına giren şehir, 969 yılından itibaren Fâtımîler’in hâkimiyeti altına girmiş, daha sonra 1074 yılında Selçuklular şehri fethetmiş, 1087’den sonra ise şehir yeniden Fatımiler’in idaresi altına girmiştir. Akka 1104 yılında, I. Haçlı Seferiyle birlikte Haçlılar tarafından ele geçirilerek Hristiyanların hareket üssü haline getirilmiş (Emecen, 1989: 266) ve bölge yeni bir döneme girmiştir. Bölgeye gelen Haçlılar şehrin Akdeniz kıyısında yer alması sayesinde ticari faaliyetleri ilerletmiş ve Ceneviz, Venedik gibi ticaret devletleri Akka’da ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır. Şehrin limanı ticari faaliyetler noktasında doğu ve batı arasında köprü vazifesi görmüş ve dönemin ekonomisini olumlu anlamda etkilemiştir (Yıldırım, 2020b). Uzak doğudan getirilen mallar Akka limanı aracılığıyla Avrupa’ya taşınmıştır. Ticari faaliyetler haricinde Haçlılar, şehrin Kudüs’e yakınlığı sebebiyle Kudüs’e deniz yoluyla gelecek olan hacıların, Akka limanı aracılığıyla bölgeye ulaşmasını sağlamışlardır (Yıldırım, 2020b).
1187’de ise Selâhaddîn-i Eyyûbî Kudüs, Nablus, Yafa gibi şehirlerle beraber Akka’yı da fethetmiş ve yaklaşık 80 yıllık Haçlı hâkimiyetini sonlandırmıştır. Hıttin Savaşı ile Kudüs’ü kaybeden Haçlılar şehri geri almak için 3. Haçlı Seferi’nin hazırlığına başlamıştır. Akka, kısa bir süre Eyyûbîlerle birlikte Müslümanların hâkimiyeti altında kaldıktan sonra 1191’deki 3. Haçlı Seferi’nde yeniden Haçlıların eline geçmiştir. Ticaret noktasındaki önemi sebebiyle Akka, Haçlılar döneminde sahil şeridindeki en önemli şehirdir. Uzun süre Filistin’deki Kudüs Haçlı Krallığı’nın【1】 merkezi olan şehir, Memlük Devleti’nin bölge topraklarını 1291’de fethetmesine kadar bu özelliğini sürdürmüştür. Akka Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim döneminde 1517 yılında Osmanlı topraklarına katılmış ve yaklaşık 400 sene boyunca Osmanlı hâkimiyeti altında kalmıştır. Osmanlı hâkimiyetinde şehir, dönemin Safed sancağına bağlı bir nahiye merkeziydi. Bu dönemde de önemli bir ticaret merkezi olma özelliğini koruyan şehrin çevresinde özellikle pamuk ziraatı, bunun sonucu olarak da pamuk sanayii ve ticareti önem kazanmıştır (Emecen, 1989).
1799’da Akka, Napolyon Bonapart’ın komutanlığını yaptığı Fransız ordusu tarafından ticaret kolonileri kurmak amacıyla kuşatılmıştır. Fakat şehrin idarecisi Cezzar Ahmed Paşa, iki ayı aşkın bir süre sonunda Napolyon’u ağır bir yenilgiye uğratmıştır. İngilizler, çıkarları gereği Mısır Seferi’nde Napolyon’a karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer almıştır (Şimşek, 2018). Napolyon’a karşı kazanılan zaferden sonra Cezzar Ahmed Paşa, Osmanlı tarihinin en dikkat çekici ve cesur devlet adamlarından biri olmuştur. Akka’yı yeniden inşa eden Cezzar Ahmed Paşa, biri kendi adını taşıyan altı cami, iki çarşı, çok sayıda han, hamam, çeşme yaptırmış ve şehrin surlarını onarmıştır (Emecen, 1993).
Akka, 1918 yılında İngiliz birlikleri tarafından işgal edilmiştir【2】. Britanya Mandası döneminde 1922’deki nüfus sayımında şehrin nüfusu 6.420 ve 1931 sayımında 8.165 olarak belirlenmiştir. 1946 sayımında nüfus 13.560’a yükselmiş ve bunun 10.930’u Müslüman, 2.490’ı Hristiyan, 90’ı diğer mezheplerden ve 50’si Yahudiydi. Başka bir deyişle Akka neredeyse tamamen Arap’tı. Filistin’i bir Yahudi ve bir Arap devleti olarak ikiye bölen BM taksim planının 29 Kasım 1947’de kabul edilmesinden sonra Filistin’de çatışmalar başlamıştır. BM planında Akka, Filistin’in parçasıydı. 17 Mayıs 1948’de İsrail’in kurulmasından üç gün sonra Akka, Haganah ve Palmach güçlerinin saldırısına uğramış ve işgal edilmiştir (Abbasi, 2010: 6 vd.). Hala sürmekte olan işgal döneminde şehrin nüfus yapısı İsrail’in baskısı, yerinden etme uygulamaları ve Yahudi nüfus ithali【3】 ile oldukça değişmiştir. 1990’da yıkılan Sovyetler Birliği’nden gelen Yahudilerin büyük kısmı, Akka ve yakın bölgelere yerleştirilmiştir. 2011 verilerine göre şehrin nüfusu, 30.000’i Yahudi ve 14.000’i Arap olmak üzere yaklaşık 46.000’dir ve bugün sadece nüfusun yüzde 32’si Araplardan oluşmaktadır (Korach & Choshen, 2019: 18). 1922’den günümüze Akka nüfusundaki radikal değişim İsrail’in etnik temizlik ve soykırım politikalarını gözler önüne sermektedir.

Akka (palestineremembered.com)
Elmusa, Sharif S. & Khalidi, Muhammad Ali (1992). All That Remains: The Palestine Villages Occopied and Depopulated by Israel in 1948. Walid Khalidi (Ed.). Washington D.C.: Institute for Palestine Studies. Morris, Benny (2008). 1948: A History of the First Arab-Israeli War. New Haven & London: Yale University Press.
Abbasi, Mustafa (2010). “The Fall of Acre in the 1948 Palestine War”. Journal of Palestine Studies, 39 (4), 6-27. Emecen, Feridun (1989). “Akkâ”. TDV İslâm Ansiklopedisi, 2, 265-267. Emecen, Feridun (1993). “Cezzâr Ahmed Paşa”. TDV İslâm Ansiklopedisi, 7, 516-518. Karaköse, Hasan & Ulden, Ahmed Ayad Emad (2023). “Osmanlı İdaresinde Akka Şehri”. Osmanlı Döneminde Filistin Kongresi, Filistin-Nablus. Korach, Michal & Choshen, Maya (2019). Jerusalem: Facts and Trends 2019: The State of the City and Changing Trends. Jerusalem: The Jerusalem Institute for Policy Research. Şimşek, Kamuran (2018). “Akka Müdafaasında İngilizlerin Rolü”. Doğan Karacoşkun & Osman Köse (Ed.), İlk Çağlardan Modern Döneme Tarihten İzler II, (s. 501-530). Ankara: Berikan Yayınevi. Yıldırım, Mustafa (2020a). XI. ve XII. Yüzyıllarda Akka Şehri [Doktora Tezi]. Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yıldırım, Mustafa (2020b). “XI. ve XII. Yüzyıllarda Akka’da İdari, Sosyal ve İktisadî Hayat”. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 20 (2), 361-372.
[1]
Bkz. Kudüs Krallığı
[2]
Bkz. İngiliz İşgali
[3]
Bkz. Demografik Manipülasyon ; İthal Vatandaş
| apa | Günlüoğlu, M. (2026). Akka. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 109-112) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Günlüoğlu, Merve. “Akka”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 109-112. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Okuma Önerileri