Britanya Mandası
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarEce Hanım SARIKAYA13 Temmuz 2026 13:48

ORCID ID

0000-0001-8676-1844

20. yüzyılın başlarında Orta Doğu siyasi haritasında oldukça önemli değişimler yaşanmış, Osmanlı’nın dağılması sürecinde bölge sömürgeci güçler tarafından yeniden şekillendirmiştir. Manda yönetimi de Avrupalı devletlerin ortaya attığı bir tür sömürgecilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Birinci Dünya savaşıyla değişen dünya siyaseti, emperyalist güçleri manda sistemi ile bazı yerleri yönetebilecekleri düşüncesine sevk etmiştir. Buna göre gelişmiş olduğunu iddia eden devletler, az geliştiği ileri sürülen devletleri belli bir süre kontrol ederek kendilerini yönetebilecek düzeye getirip bağımsızlıklarını kazanıncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetecektir. Tam da bu süreçte Filistin, uluslararası güçlerin ve özellikle siyonizmin hedefi olmuştur. Yaşanan gelişmelerle Filistin, 1920 San Remo Konferansı’nda Britanya mandası olarak kurgulanmıştır. Böylece manda, siyonist işgalin ortaya çıkışının en önemli araçlarından biri haline gelmiştir. (UN Geneva, 1919: mad.22). Britanya’nın Filistin’deki manda yönetimi, resmi olarak 1922 yılında başlamış ve 1948 yılına kadar sürmüştür. Manda yönetimi bölgede hem Arapların hem de Yahudilerin çıkarlarını gözetiyormuş gibi bir siyaset izlemiştir.19. yüzyılın sonlarında Avrupa’da doğan siyonizm, bağımsız bir Yahudi milli yurdu kurmayı özellikle tarihsel ve dinsel bağlamda Filistin’de kurmayı amaçlamıştır. Bu amaç, 1917 yılında Britanya Dışişleri Bakanı Arthur Balfour tarafından kaleme alınan mektupla meşruiyet kazanmıştır. Britanya, Balfour Mektubu ile Filistin’de Yahudi milli yurdunun kurulmasını desteklediğini ilan etmiştir【1】 (Garaudy, 2021: 64). Ancak vaat karşında Filistin’de yaşayan Arapların hakları muğlak bırakılmıştır. Bu durum aslında, Britanya’nın siyonizm için alan açma politikasını göstermektedir.1920’li yıllar siyonist hareketin hazırlık dönemidir. Britanya’da yürütülen diplomatik faaliyetler ve Chaim Weizmann’ın bireysel ilişkileri siyonizme bakışı olumlu yönde etkilemiştir. Filistinliler İngiliz işgalini, şiddetini ve siyonizm projesini reddederek ayaklanmalar başlatmışlardır. Araplar için giderek demografik ve siyasi bir tehdit haline gelen bu durum kanlı çatışmalara şahit olmuştur. 1920 Kudüs, 1921 Yafa, 1929 Burak ve 1933 Ekim Ayaklanması bunlardan bazılarıdır. 1930’larda Almanya’da Nazizm’in güç kazanması, Yahudi göçünün arttırılması konusunda İngilizler üzerinde baskıyı arttırmıştır. Filistin’e yapılan göçler, Filistin’de güç ve nüfus dengesini günden güne değiştirmiştir (Abdulkadir, 2023: 115).Avrupa’da antisemitizmin yükselişi gerekçe gösterilerek Cenevre’de Milletler Cemiyetine siyonist Victor Jacobson tarafından bir plan sunulmuştur. Plan aynı zamanda o tarihten itibaren bugüne kadar geçen süreci şekillendirecektir. Plana göre, Filistin’de Araplara ve Yahudilere ait iki ayrı devleti kurulacak ve Yahudi devletinin sınırlarında kalan 100 binden fazla Filistinli yerinden edilecekti. Ancak çok daha trajik olanı İngilizlerin yumuşak tutumunu fırsat bilen siyonistlerin 1932’de 9553, 1933’te 30.327, 1934’te 42.359, 1935’te ise 61.854 Yahudi’nin Filistin’e göç etmesini sağlamış olmalarıdır. Artan göç Araplar arasında iyice huzursuzluğa yol açmıştır. 1935 yılında İzzettin el-Kassam hem İngilizler hem de siyonizm karşısında cihat çağrısında bulunmuştur. Bu tarihlerde sıklıkla terör eylemleri geçekleştiren siyonist Haganah’ın gizli silah sevkiyatının ortaya çıkması da Araplar arasındaki örgütlenmeyi hızlandırmıştır. İlk harekete geçen isim İzzettin el-Kassam’dır. Onun fikri önderliği daha sonra Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) dönüşecektir (Filiu, 2016: 61-62). Diğer Arap devletlerinde de popülerlik kazanan bu direniş, 1936-1939 Büyük Arap Ayaklanması ile sonuçlanmıştır. Ayaklanmalar, Filistin kırsalında acımasızca bastırılmaya çalışılmış, direniş grupları dağıtılmıştır. Ayaklanmaya katılan Araplar işkence görmüş, sürgüne gönderilmiş veya idam edilmiştir. Filistin mücadelesindeki Arapların bu şekilde yok edilmesi 1947 yılında siyonistlerin kırsal kesimlerde rahatça ilerlemelerine yol açmıştır (Pappe, 2022: 38-39).1937 yılında ayaklanmalar başladığında, İngilizler Filistin’e bir heyet göndermiştir. “Peel Komisyonu” Arap ve siyonist liderlerle görüşme yaptıktan sonra bir toprak paylaşımı ve göç raporu sunmuş ancak uzlaşma sağlanamamıştır. Bu olay ayaklanmalara ivme kazandırmıştır. 1939 yılında “MacDonald Beyaz Raporu” yayınlanmış, Yahudi göçüne ve Yahudilerin toprak satın almasına sınırlama getirilerek Filistinlilerin gönlü alınmaya çalışılmıştır. Ancak ayaklanmaları bastırırken yapılan işkenceler, sürgünler ve idamlar, İngilizlerin Filistin’deki amaçlarını gözler önüne sermiştir. Sınırlamalar, siyonist örgütlerin İngilizlere karşı silahlı direnişe geçmesine de yol açmıştır. 1946 yılında İngilizlerin Filistin’deki yönetim merkezi King David Oteli, Irgun örgütü teröristleri tarafından bombalanmıştır【2】 (Pappe, 2007: 141, 163). Filistin, 1946-1947 İç Savaşı’na sürüklenince 1947 yılında Britanya, içinden çıkılmaz bir hal alan bu meseleyi BM’ye taşıma kararı almıştır.Filistin konusunun BM’ye taşınması kararı, siyonist işgal devletinin kurulmasındaki bir diğer önemli adımdır. Zira Filistin’in kaderi Filistin’in dışında çizilmiştir. BM organı olan Filistin Özel Komitesi (UNSCOP) raporu sonucunda, 29 Kasım 1947’de (181 sayılı taksim kararı) Filistin; Arap ve Yahudi devletleri ile Kudüs bölgesi olmak üzere paylaştırılmıştır. 1947 Aralık ayından itibaren de siyonistler Filistin’de etnik temizliğe başlamıştır. Siyonist saldırılar sonucunda binlerce Filistinli zorla yerinden edilmiştir【3】 (Pappe, 2022: 59, 70).Şubat 1948’de birçok Filistin köyü zorla boşatılmış, 10 Mart 1948’de Plan D (Plan Dalet) kabul edilmiştir. Plan D, 1937 yılından itibaren Plan A, B, C’nin devamı ve etnik temizlikten açıkça bahseden ilk plandır. 14 Mayıs 1948’e gelindiğinde Filistin’in yüzde 78’ini oluşturan alanda yüzlerce köy ve kasaba yıkılıp işgal edilmiş ve bu arazilerin üzerinde İsrail kurulmuştur. Sürgüne gönderilen ve kalmasına izin verilen Filistinlilerin mülklerine el koymak için yasalar çıkarılmıştır. Artık Filistin’den geriye sadece Batı Şeria ve Gazze’den oluşan yüzde 22’lik bir alan kalmıştı (Pappe, 2023: 39-41).Milletler Cemiyeti, manda dönemi sonrasında Filistinlilere kendi kaderini tayin hakkını (UN, t.y.) vermeyerek yine kendi ilke ve kararını ayaklar altına almıştır. Manda döneminde, siyonistlerin planı olan Yahudi göçü desteklenmiş ve bozulan demografik yapı【4】 sonucunda ortaya çıkan şiddete seyirci kalınmıştır. Böylece Britanya, kurulacak İsrail için zemin hazırlamış ve Filistinlilere reva görülecek etnik temizlik ve soykırımda pay sahibi olmuştur.

Britanya Mandası

20. yüzyılın başlarında Orta Doğu siyasi haritasında oldukça önemli değişimler yaşanmış, Osmanlı’nın dağılması sürecinde bölge sömürgeci güçler tarafından yeniden şekillendirmiştir. Manda yönetimi de Avrupalı devletlerin ortaya attığı bir tür sömürgecilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Birinci Dünya savaşıyla değişen dünya siyaseti, emperyalist güçleri manda sistemi ile bazı yerleri yönetebilecekleri düşüncesine sevk etmiştir. Buna göre gelişmiş olduğunu iddia eden devletler, az geliştiği ileri sürülen devletleri belli bir süre kontrol ederek kendilerini yönetebilecek düzeye getirip bağımsızlıklarını kazanıncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetecektir. Tam da bu süreçte Filistin, uluslararası güçlerin ve özellikle siyonizmin hedefi olmuştur. Yaşanan gelişmelerle Filistin, 1920 San Remo Konferansı’nda Britanya mandası olarak kurgulanmıştır. Böylece manda, siyonist işgalin ortaya çıkışının en önemli araçlarından biri haline gelmiştir. (UN Geneva, 1919: mad.22). Britanya’nın Filistin’deki manda yönetimi, resmi olarak 1922 yılında başlamış ve 1948 yılına kadar sürmüştür. Manda yönetimi bölgede hem Arapların hem de Yahudilerin çıkarlarını gözetiyormuş gibi bir siyaset izlemiştir.


19. yüzyılın sonlarında Avrupa’da doğan siyonizm, bağımsız bir Yahudi milli yurdu kurmayı özellikle tarihsel ve dinsel bağlamda Filistin’de kurmayı amaçlamıştır. Bu amaç, 1917 yılında Britanya Dışişleri Bakanı Arthur Balfour tarafından kaleme alınan mektupla meşruiyet kazanmıştır. Britanya, Balfour Mektubu ile Filistin’de Yahudi milli yurdunun kurulmasını desteklediğini ilan etmiştir【1】 (Garaudy, 2021: 64). Ancak vaat karşında Filistin’de yaşayan Arapların hakları muğlak bırakılmıştır. Bu durum aslında, Britanya’nın siyonizm için alan açma politikasını göstermektedir.


1920’li yıllar siyonist hareketin hazırlık dönemidir. Britanya’da yürütülen diplomatik faaliyetler ve Chaim Weizmann’ın bireysel ilişkileri siyonizme bakışı olumlu yönde etkilemiştir. Filistinliler İngiliz işgalini, şiddetini ve siyonizm projesini reddederek ayaklanmalar başlatmışlardır. Araplar için giderek demografik ve siyasi bir tehdit haline gelen bu durum kanlı çatışmalara şahit olmuştur. 1920 Kudüs, 1921 Yafa, 1929 Burak ve 1933 Ekim Ayaklanması bunlardan bazılarıdır. 1930’larda Almanya’da Nazizm’in güç kazanması, Yahudi göçünün arttırılması konusunda İngilizler üzerinde baskıyı arttırmıştır. Filistin’e yapılan göçler, Filistin’de güç ve nüfus dengesini günden güne değiştirmiştir (Abdulkadir, 2023: 115).


Avrupa’da antisemitizmin yükselişi gerekçe gösterilerek Cenevre’de Milletler Cemiyetine siyonist Victor Jacobson tarafından bir plan sunulmuştur. Plan aynı zamanda o tarihten itibaren bugüne kadar geçen süreci şekillendirecektir. Plana göre, Filistin’de Araplara ve Yahudilere ait iki ayrı devleti kurulacak ve Yahudi devletinin sınırlarında kalan 100 binden fazla Filistinli yerinden edilecekti. Ancak çok daha trajik olanı İngilizlerin yumuşak tutumunu fırsat bilen siyonistlerin 1932’de 9553, 1933’te 30.327, 1934’te 42.359, 1935’te ise 61.854 Yahudi’nin Filistin’e göç etmesini sağlamış olmalarıdır. Artan göç Araplar arasında iyice huzursuzluğa yol açmıştır. 1935 yılında İzzettin el-Kassam hem İngilizler hem de siyonizm karşısında cihat çağrısında bulunmuştur. Bu tarihlerde sıklıkla terör eylemleri geçekleştiren siyonist Haganah’ın gizli silah sevkiyatının ortaya çıkması da Araplar arasındaki örgütlenmeyi hızlandırmıştır. İlk harekete geçen isim İzzettin el-Kassam’dır. Onun fikri önderliği daha sonra Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) dönüşecektir (Filiu, 2016: 61-62). Diğer Arap devletlerinde de popülerlik kazanan bu direniş, 1936-1939 Büyük Arap Ayaklanması ile sonuçlanmıştır. Ayaklanmalar, Filistin kırsalında acımasızca bastırılmaya çalışılmış, direniş grupları dağıtılmıştır. Ayaklanmaya katılan Araplar işkence görmüş, sürgüne gönderilmiş veya idam edilmiştir. Filistin mücadelesindeki Arapların bu şekilde yok edilmesi 1947 yılında siyonistlerin kırsal kesimlerde rahatça ilerlemelerine yol açmıştır (Pappe, 2022: 38-39).


1937 yılında ayaklanmalar başladığında, İngilizler Filistin’e bir heyet göndermiştir. “Peel Komisyonu” Arap ve siyonist liderlerle görüşme yaptıktan sonra bir toprak paylaşımı ve göç raporu sunmuş ancak uzlaşma sağlanamamıştır. Bu olay ayaklanmalara ivme kazandırmıştır. 1939 yılında “MacDonald Beyaz Raporu” yayınlanmış, Yahudi göçüne ve Yahudilerin toprak satın almasına sınırlama getirilerek Filistinlilerin gönlü alınmaya çalışılmıştır. Ancak ayaklanmaları bastırırken yapılan işkenceler, sürgünler ve idamlar, İngilizlerin Filistin’deki amaçlarını gözler önüne sermiştir. Sınırlamalar, siyonist örgütlerin İngilizlere karşı silahlı direnişe geçmesine de yol açmıştır. 1946 yılında İngilizlerin Filistin’deki yönetim merkezi King David Oteli, Irgun örgütü teröristleri tarafından bombalanmıştır【2】 (Pappe, 2007: 141, 163). Filistin, 1946-1947 İç Savaşı’na sürüklenince 1947 yılında Britanya, içinden çıkılmaz bir hal alan bu meseleyi BM’ye taşıma kararı almıştır.


Filistin konusunun BM’ye taşınması kararı, siyonist işgal devletinin kurulmasındaki bir diğer önemli adımdır. Zira Filistin’in kaderi Filistin’in dışında çizilmiştir. BM organı olan Filistin Özel Komitesi (UNSCOP) raporu sonucunda, 29 Kasım 1947’de (181 sayılı taksim kararı) Filistin; Arap ve Yahudi devletleri ile Kudüs bölgesi olmak üzere paylaştırılmıştır. 1947 Aralık ayından itibaren de siyonistler Filistin’de etnik temizliğe başlamıştır. Siyonist saldırılar sonucunda binlerce Filistinli zorla yerinden edilmiştir【3】 (Pappe, 2022: 59, 70).


Şubat 1948’de birçok Filistin köyü zorla boşatılmış, 10 Mart 1948’de Plan D (Plan Dalet) kabul edilmiştir. Plan D, 1937 yılından itibaren Plan A, B, C’nin devamı ve etnik temizlikten açıkça bahseden ilk plandır. 14 Mayıs 1948’e gelindiğinde Filistin’in yüzde 78’ini oluşturan alanda yüzlerce köy ve kasaba yıkılıp işgal edilmiş ve bu arazilerin üzerinde İsrail kurulmuştur. Sürgüne gönderilen ve kalmasına izin verilen Filistinlilerin mülklerine el koymak için yasalar çıkarılmıştır. Artık Filistin’den geriye sadece Batı Şeria ve Gazze’den oluşan yüzde 22’lik bir alan kalmıştı (Pappe, 2023: 39-41).


Milletler Cemiyeti, manda dönemi sonrasında Filistinlilere kendi kaderini tayin hakkını (UN, t.y.) vermeyerek yine kendi ilke ve kararını ayaklar altına almıştır. Manda döneminde, siyonistlerin planı olan Yahudi göçü desteklenmiş ve bozulan demografik yapı【4】 sonucunda ortaya çıkan şiddete seyirci kalınmıştır. Böylece Britanya, kurulacak İsrail için zemin hazırlamış ve Filistinlilere reva görülecek etnik temizlik ve soykırımda pay sahibi olmuştur.

Kaynakça

Abdulkadir, Fethi (2023). Filistin Meselesine Giriş. İstanbul: Asalet Yayınları. Filiu, Jean-Pierre (2016). Gazze Tarihi, çev.: Eylem Alp. İstanbul: Bilgi Kültür Sanat. Garaudy, Roger (2021). İsrail Sorunu: Siyasi Siyonizm, çev.: Cemal Aydın. İstanbul: Timaş Yayınları. Pappe, Ilan (2007). Modern Filistin Tarihi, çev.: Nuri Plümer. Ankara: Phoenix Yayınevi. Pappe, Ilan (2022). Filistin’de Etnik Temizlik, çev.: Yankı Deniz Tan. İstanbul: İntifada Yayınları. Pappe, Ilan (2023). Yeryüzünün En büyük Hapishanesi, İşgal Altındaki Toprakların Tarihi, çev.: Tuğçe Ersoy Ceylan. İstanbul: Küre Yayınları. UN (T.Y). United Nations Charter (full text). Erişim Tarihi: 25.05.2025, https://www.un.org/en/aboutus/un-charter/full-text.UN Geneva (1919). The Covenant of the League of Nations. Erişim Tarihi: 25.05.2025, https://www.ungeneva.org/en/about/league-of-nations/covenant.

Dipnotlar

  • [1]

    Ayrıca bkz. İsrail Sorunu; Sapan ve Taş

  • [2]

    Ayrıca bkz. Siyonist Terör Örgütleri

  • [3]

    Ayrıca bkz. Deyr Yasin Katliamı; İsrailleşme; Mülksüzleştirme; Nekbe; Toplu Katliam ; Yerinden Etme

  • [4]

    Bkz. Demografik Hegemonya ; Demografik Manipülasyon

Atıf İçin

apaSarıkaya, E. H. (2026). Britanya Mandası. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 263-265) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadSarıkaya, Ece Hanım. “Britanya Mandası”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 263-265. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Britanya Mandası" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor