Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarAhsen Zehra BALA13 Temmuz 2026 13:51

ORCID ID

0000-0001-8578-6206

İlk kez 1890 yılında Nathan Birnbaum (1864- 1937) tarafından kullanılan “siyonizm” terimi, Kudüs’teki bir tepeye verilen İbranice “Sion” sözcüğünün Fransızca telaffuzundan türemiştir (Karaman, 2019: 329). Kavram zamanla, tüm Yahudilerin tarihî yurtlarına dönerek Kudüs merkezli bir devlet kurmasını hedefleyen siyasi bir ideolojiye dönüşmüştür (Gürkan, 2012: 312). Siyonistler, -her ne kadar ateist ya da agnostik olsalar da- bu bölgenin Tanrı tarafından kendilerine vadedildiğine【1】, kendilerinin Kenan diyarı için seçilmiş halk olduğuna inanmaktadır (Garaudy, 2011:43; 181). Siyonizm, Yahudilerden daha önce bir Hristiyan düşüncesi olarak ortaya çıkmıştır (Garaudy, 2011: 161vd.). Theodor Herzl’in girişimine verilen ilk tepki, onun dini bozduğunu ileri süren dindar Yahudilerin muhalefeti olmuştur (Garaudy, 2011: 225-226). Bugün dahi İsrail karşıtı eylemlere katılan bazı dindar Yahudiler bu gerekçeyi sıklıkla kullanmaktadır.Hristiyanlığın temel doktrinlerinden biri olan Mesih inancı, “Hristiyan siyonizmi” adı verilen ideolojik bir hattın doğmasına neden olmuştur. Mesih’in dönüşünü, Yahudilerin vadedilen topraklarda toplanmasına bağlayan bazı Hristiyan gruplar, bu sebeple siyonist projeyi desteklemişlerdir. Öte yandan, siyonistlerin planladıkları Yahudi devleti için İngiltere ile iş birliği yapmaları ve bu sürecin İsrail’in kurulmasını kolaylaştırması da siyonizmin Hristiyan yorumu kapsamında değerlendirilebilir (Karaman, 2019: 332). Ayrıca Hristiyan siyonizmi, Batılı devletlerin emperyal politikalarının bir aracı olarak da ele alınabilir. Özellikle İngiltere ve ABD, Orta Doğu’daki jeopolitik hedeflerine ulaşmak için siyonist hareketle ideolojik bir ittifak kurmuştur (Karaman, 2019: 332). Bu iş birliği yalnızca teolojik değil, aynı zamanda stratejiktir ve Filistin’in sömürgeleştirilmesini meşrulaştırmak için bir zemin olarak kullanılmıştır.Yahudiler için siyasi bir harekete dönüşmeden önce siyonizm, Judah Alkalai (1798-1878) ve Zevi Hirsch Kalischer (1795-1874) gibi din adamları tarafından dini bir bilinçlendirme amacıyla başlatılmıştı. Eski Ahit’e dayandırılmaya çalışılan bu inanç, Hz. Süleyman Tapınağı’nı yeniden inşa etme düşüncesiyle Yahudileri Kudüs’e dönüş konusunda ikna etmeye çalışan ve çok da etkili olmayan bir propaganda faaliyetidir. Böylece dini temelli siyonizmin zemini oluşturulmuştur. Ancak buradaki Mesih anlayışı, “dini siyonizmi daha pasif bir şekle sokmuştur, zira bu inanca göre bir gün Mesih Sion’a gelecek ve Yahudi halkını kurtuluşa ulaştıracaktır (Öke, 2023: 40-41). Dini siyonizm, pasif ve etkisi az olsa da daha sonra “siyasal siyonizm” ile birleşince dinsel meşruiyet açısından önemli bir açılım sağlamıştır. Tüm bu ön gelişmelere karşın bugün siyonizm denince daha çok İsrail’in ideolojik temellerini atan ve Theodor Herzl ile başlatılan “siyasi siyonizm” akla gelmektedir.Dünyanın çeşitli yerlerinde dağınık halde bulunan Yahudi grupların, Batıda gelişen liberal ve eşitlikçi yaklaşımdan faydalanarak bazı haklar elde etmeleri sebebiyle zenginleşmeleri ve siyasete atılma girişimleri Avrupalılar tarafından kabullenilememiştir. Avrupalı halkların zihninde olumsuz algılanan Yahudiler, Avrupa’da gelişen milliyetçilik ve sosyal Darwinizm etkisiyle ötekileştirilmiştir. Böylece antisemitizm ile Yahudi düşmanlığı örgütsel ve entelektüel bir boyut kazanmıştır. Yahudiler birçok bölgede katliama uğramıştır (Öke, 2023: 28- 37). Yaşanan olumsuz durumlar bazı Yahudi milliyetçilerinde devlet kurma fikrini oluşturmuştur. Tam da bu süreçte ortaya çıkan siyasal siyonizm, 1897’de Theodor Herzl’in öncülüğünde şekillenmiştir. Onu güdüleyen bir olay Dreyfus Davası olarak ünlenen ve Yahudilere haksızlık yapıldığını tartışmaya açan mahkeme sürecidir. Gazeteci olarak davayı takip eden Herzl, antisemitizmin ancak bir Yahudi devleti kurularak aşılabileceği sonucuna ulaşmıştır (Herzl, 2014: 24).Yahudiliği dinsel bir kimlik gibi değil de bir “ulus” olarak yorumlayan Herzl’in (Garaudy, 2011: 203) çağrısıyla toplanan I. Siyonist Kongre, bir devletin kurulması yönünde atılan ilk somut adımlardan biri olmuştur. Kongrede alınan kararlarla Filistin’e Yahudi göçünün hızlandığı görülmüştür. Bu süreçte Herzl, II. Abdülhamid’den toprak talep etmiş ancak olumsuz yanıt almasına (Öke, 2023: 66-70) rağmen emellerinden vaz geçmemiş ve sermayedar Yahudiler ile emperyalist güçlerin desteğini alarak göçlerin finansmanına ciddi kaynaklar sağlamıştır. Süreç İsrail’in kurulması ile sonuçlanmıştır.Yahudiler arasında İsrail’in kurulmasını kendine has amaçlarla destekleyen farklı siyonist gruplar bulunmaktaydı. Örneğin “kültürel siyonizm”, Herzl’ın aksine sayısal çoğunluk yerine nitelikli, Yahudi kimliğine bağlı bireylerin Filistin’e yerleştirilmesini savunmuştur. Onlara göre bu bilinçli Yahudiler, halkı içine düştüğü durumdan çıkaracaktır (Karahan, 2019: 102). İsrail’in kurulabilmesi ve Filistin’de kalıcılığının sağlanması için işçi sınıfının önemsenmesi gerektiğini savunan “sosyalist siyonizm” ise (toprağın gerçek sahibi olan Filistinlileri göz ardı ederek) Yahudiler kendi toprağını ekmeli ve özel mülkiyet ortadan kaldırılmalı (Karahan, 2019: 108- 111) düşüncesinden hareket ediyorlardı.Siyonist gruplar içinde en radikal grubu temsil edenlere “revizyonist siyonistler” denir. Bu görüşe göre “Eretz İsrael” sınırlarına ulaşmak için her yol mubahtır. Asıl işgalcilerin binlerce yıldır Filistin’de yaşayan yerli Araplar olduğunu savunmuşlardır. Onları ya bu fikre uydurmak ya da bölgeden çıkarmak gerektiğini öne sürmüşlerdir (Karahan, 2019: 105- 107). Böylece kadim yerli halka etnik temizlik ve soykırım uygulama konusunda bir düşünce zemini hazırlanmıştır. Sonradan Yahudiliği benimseyen ve Filistin ile tarihi hiçbir bağı olmayan bir sürü farklı grup Filistin’in gerçek sahibi gibi gösterilmiştir.Öte yandan İsrail toplumunda siyonizme karşı eleştirel yaklaşımlardan da söz edilebilir. Örneğin, “postsiyonizm” klasik siyonist anlatıya karşı çok kültürlülüğü ve barışçıl bir çözüm modelini önermektedir. Ayrıca kendini a-siyonist ya da antisiyonist olarak adlandıran Yahudilerin olduğu da bilinmektedir (Karaman, 2019: 334). Bu grupların İsrail resmi politikası üzerindeki etkisi her ne kadar sınırlı olsa da Filistin’de olup bitenler konusunda dünya kamuoyunu etkileme açısından önemli bir rol üstlendikleri görülmektedir.Siyonizm hedefleri doğrultusunda hareket eden İsrail, ırkçı ve köktenci karakteriyle uluslararası toplumda tartışma konusu olmaya devam etmekte; etnik temizlik ve soykırım suçlarına varan insanlık dışı uygulamaları nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Ancak siyonizm ile iş birliği içindeki emperyalist devletler, küresel sermaye çevreleri, etkili lobi grupları ve medya organları【2】, söz konusu sorunun doğru bir şekilde anlaşılmasını engelleyecek manipülatif stratejiler【3】 uygulamaktadırlar. Bu durum, BM başta olmak üzere uluslararası örgütlerin etkili kararlar almasını engellemekte ve İsrail üzerinde gereken küresel baskının oluşmasını sekteye uğratmaktadır. Ne var ki örgütlü siyonizm, yalnızca Filistin halkını değil, Yahudiler de dahil olmak üzere tüm insanlığı tehdit eden yapısal bir krize yol açmaktadır. Süregelen ihlaller, insan haklarına ve uluslararası hukuka duyulan güveni derinden sarsmakta, küresel barış ve adalet arayışını baltalamaktadır.Okuma ÖnerileriPappe, Ilan (2007). Modern Filistin Tarihi, çev.: N. Pulimer. Ankara: Phoenix. Halloum, Ribhi (1989). Belgelerle Filistin: Dün, Bugün, Yarın. İstanbul: Alan Yayıncılık. Karaman, M. Lutfullah (1991). Uluslararası İlişkiler Çıkmazında Filistin Sorunu. İstanbul: İz Yayınları. Said, Edward W. (2013). Şarkiyatçılık, çev.: B. Ülner. İstanbul: Metis Yayınları.

İlk kez 1890 yılında Nathan Birnbaum (1864- 1937) tarafından kullanılan “siyonizm” terimi, Kudüs’teki bir tepeye verilen İbranice “Sion” sözcüğünün Fransızca telaffuzundan türemiştir (Karaman, 2019: 329). Kavram zamanla, tüm Yahudilerin tarihî yurtlarına dönerek Kudüs merkezli bir devlet kurmasını hedefleyen siyasi bir ideolojiye dönüşmüştür (Gürkan, 2012: 312). Siyonistler, -her ne kadar ateist ya da agnostik olsalar da- bu bölgenin Tanrı tarafından kendilerine vadedildiğine【1】, kendilerinin Kenan diyarı için seçilmiş halk olduğuna inanmaktadır (Garaudy, 2011:43; 181). Siyonizm, Yahudilerden daha önce bir Hristiyan düşüncesi olarak ortaya çıkmıştır (Garaudy, 2011: 161vd.). Theodor Herzl’in girişimine verilen ilk tepki, onun dini bozduğunu ileri süren dindar Yahudilerin muhalefeti olmuştur (Garaudy, 2011: 225-226). Bugün dahi İsrail karşıtı eylemlere katılan bazı dindar Yahudiler bu gerekçeyi sıklıkla kullanmaktadır.


Hristiyanlığın temel doktrinlerinden biri olan Mesih inancı, “Hristiyan siyonizmi” adı verilen ideolojik bir hattın doğmasına neden olmuştur. Mesih’in dönüşünü, Yahudilerin vadedilen topraklarda toplanmasına bağlayan bazı Hristiyan gruplar, bu sebeple siyonist projeyi desteklemişlerdir. Öte yandan, siyonistlerin planladıkları Yahudi devleti için İngiltere ile iş birliği yapmaları ve bu sürecin İsrail’in kurulmasını kolaylaştırması da siyonizmin Hristiyan yorumu kapsamında değerlendirilebilir (Karaman, 2019: 332). Ayrıca Hristiyan siyonizmi, Batılı devletlerin emperyal politikalarının bir aracı olarak da ele alınabilir. Özellikle İngiltere ve ABD, Orta Doğu’daki jeopolitik hedeflerine ulaşmak için siyonist hareketle ideolojik bir ittifak kurmuştur (Karaman, 2019: 332). Bu iş birliği yalnızca teolojik değil, aynı zamanda stratejiktir ve Filistin’in sömürgeleştirilmesini meşrulaştırmak için bir zemin olarak kullanılmıştır.


Yahudiler için siyasi bir harekete dönüşmeden önce siyonizm, Judah Alkalai (1798-1878) ve Zevi Hirsch Kalischer (1795-1874) gibi din adamları tarafından dini bir bilinçlendirme amacıyla başlatılmıştı. Eski Ahit’e dayandırılmaya çalışılan bu inanç, Hz. Süleyman Tapınağı’nı yeniden inşa etme düşüncesiyle Yahudileri Kudüs’e dönüş konusunda ikna etmeye çalışan ve çok da etkili olmayan bir propaganda faaliyetidir. Böylece dini temelli siyonizmin zemini oluşturulmuştur. Ancak buradaki Mesih anlayışı, “dini siyonizmi daha pasif bir şekle sokmuştur, zira bu inanca göre bir gün Mesih Sion’a gelecek ve Yahudi halkını kurtuluşa ulaştıracaktır (Öke, 2023: 40-41). Dini siyonizm, pasif ve etkisi az olsa da daha sonra “siyasal siyonizm” ile birleşince dinsel meşruiyet açısından önemli bir açılım sağlamıştır. Tüm bu ön gelişmelere karşın bugün siyonizm denince daha çok İsrail’in ideolojik temellerini atan ve Theodor Herzl ile başlatılan “siyasi siyonizm” akla gelmektedir.


Dünyanın çeşitli yerlerinde dağınık halde bulunan Yahudi grupların, Batıda gelişen liberal ve eşitlikçi yaklaşımdan faydalanarak bazı haklar elde etmeleri sebebiyle zenginleşmeleri ve siyasete atılma girişimleri Avrupalılar tarafından kabullenilememiştir. Avrupalı halkların zihninde olumsuz algılanan Yahudiler, Avrupa’da gelişen milliyetçilik ve sosyal Darwinizm etkisiyle ötekileştirilmiştir. Böylece antisemitizm ile Yahudi düşmanlığı örgütsel ve entelektüel bir boyut kazanmıştır. Yahudiler birçok bölgede katliama uğramıştır (Öke, 2023: 28- 37). Yaşanan olumsuz durumlar bazı Yahudi milliyetçilerinde devlet kurma fikrini oluşturmuştur. Tam da bu süreçte ortaya çıkan siyasal siyonizm, 1897’de Theodor Herzl’in öncülüğünde şekillenmiştir. Onu güdüleyen bir olay Dreyfus Davası olarak ünlenen ve Yahudilere haksızlık yapıldığını tartışmaya açan mahkeme sürecidir. Gazeteci olarak davayı takip eden Herzl, antisemitizmin ancak bir Yahudi devleti kurularak aşılabileceği sonucuna ulaşmıştır (Herzl, 2014: 24).


Yahudiliği dinsel bir kimlik gibi değil de bir “ulus” olarak yorumlayan Herzl’in (Garaudy, 2011: 203) çağrısıyla toplanan I. Siyonist Kongre, bir devletin kurulması yönünde atılan ilk somut adımlardan biri olmuştur. Kongrede alınan kararlarla Filistin’e Yahudi göçünün hızlandığı görülmüştür. Bu süreçte Herzl, II. Abdülhamid’den toprak talep etmiş ancak olumsuz yanıt almasına (Öke, 2023: 66-70) rağmen emellerinden vaz geçmemiş ve sermayedar Yahudiler ile emperyalist güçlerin desteğini alarak göçlerin finansmanına ciddi kaynaklar sağlamıştır. Süreç İsrail’in kurulması ile sonuçlanmıştır.


Yahudiler arasında İsrail’in kurulmasını kendine has amaçlarla destekleyen farklı siyonist gruplar bulunmaktaydı. Örneğin “kültürel siyonizm”, Herzl’ın aksine sayısal çoğunluk yerine nitelikli, Yahudi kimliğine bağlı bireylerin Filistin’e yerleştirilmesini savunmuştur. Onlara göre bu bilinçli Yahudiler, halkı içine düştüğü durumdan çıkaracaktır (Karahan, 2019: 102). İsrail’in kurulabilmesi ve Filistin’de kalıcılığının sağlanması için işçi sınıfının önemsenmesi gerektiğini savunan “sosyalist siyonizm” ise (toprağın gerçek sahibi olan Filistinlileri göz ardı ederek) Yahudiler kendi toprağını ekmeli ve özel mülkiyet ortadan kaldırılmalı (Karahan, 2019: 108- 111) düşüncesinden hareket ediyorlardı.


Siyonist gruplar içinde en radikal grubu temsil edenlere “revizyonist siyonistler” denir. Bu görüşe göre “Eretz İsrael” sınırlarına ulaşmak için her yol mubahtır. Asıl işgalcilerin binlerce yıldır Filistin’de yaşayan yerli Araplar olduğunu savunmuşlardır. Onları ya bu fikre uydurmak ya da bölgeden çıkarmak gerektiğini öne sürmüşlerdir (Karahan, 2019: 105- 107). Böylece kadim yerli halka etnik temizlik ve soykırım uygulama konusunda bir düşünce zemini hazırlanmıştır. Sonradan Yahudiliği benimseyen ve Filistin ile tarihi hiçbir bağı olmayan bir sürü farklı grup Filistin’in gerçek sahibi gibi gösterilmiştir.


Öte yandan İsrail toplumunda siyonizme karşı eleştirel yaklaşımlardan da söz edilebilir. Örneğin, “postsiyonizm” klasik siyonist anlatıya karşı çok kültürlülüğü ve barışçıl bir çözüm modelini önermektedir. Ayrıca kendini a-siyonist ya da antisiyonist olarak adlandıran Yahudilerin olduğu da bilinmektedir (Karaman, 2019: 334). Bu grupların İsrail resmi politikası üzerindeki etkisi her ne kadar sınırlı olsa da Filistin’de olup bitenler konusunda dünya kamuoyunu etkileme açısından önemli bir rol üstlendikleri görülmektedir.


Siyonizm hedefleri doğrultusunda hareket eden İsrail, ırkçı ve köktenci karakteriyle uluslararası toplumda tartışma konusu olmaya devam etmekte; etnik temizlik ve soykırım suçlarına varan insanlık dışı uygulamaları nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Ancak siyonizm ile iş birliği içindeki emperyalist devletler, küresel sermaye çevreleri, etkili lobi grupları ve medya organları【2】, söz konusu sorunun doğru bir şekilde anlaşılmasını engelleyecek manipülatif stratejiler【3】 uygulamaktadırlar. Bu durum, BM başta olmak üzere uluslararası örgütlerin etkili kararlar almasını engellemekte ve İsrail üzerinde gereken küresel baskının oluşmasını sekteye uğratmaktadır. Ne var ki örgütlü siyonizm, yalnızca Filistin halkını değil, Yahudiler de dahil olmak üzere tüm insanlığı tehdit eden yapısal bir krize yol açmaktadır. Süregelen ihlaller, insan haklarına ve uluslararası hukuka duyulan güveni derinden sarsmakta, küresel barış ve adalet arayışını baltalamaktadır.

Okuma Önerileri

Pappe, Ilan (2007). Modern Filistin Tarihi, çev.: N. Pulimer. Ankara: Phoenix. Halloum, Ribhi (1989). Belgelerle Filistin: Dün, Bugün, Yarın. İstanbul: Alan Yayıncılık. Karaman, M. Lutfullah (1991). Uluslararası İlişkiler Çıkmazında Filistin Sorunu. İstanbul: İz Yayınları. Said, Edward W. (2013). Şarkiyatçılık, çev.: B. Ülner. İstanbul: Metis Yayınları.

Kaynakça

Garaudy, Roger (2011). İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin, çev.: C. Aydın. İstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları. Gürkan, Salime Leyla (2012). Yahudilik. İstanbul: İsam Yayınları. Herzl, Theodor (2014). Yahudi Devleti, çev.: S. Demir. İstanbul: Ataç. Karahan, Semiha (2019). Siyonizmin Teolojik Temelleri [Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi]. İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Karaman, M. Lutfullah (2019). “Siyonizm”. TDV İslam Ansiklopedisi, 37, 329-335. İstanbul: TDV Yayınları. Öke, Mim Kemal (2023). Siyonizm ve Filistin Sorunu. İstanbul: Timaş Yayınları.

Dipnotlar

  • [1]

    Bkz. Arz-ı Mev’ûd

  • [2]

    Ayrıca bkz. Dijital Sansür ; Medya İkiyüzlülüğü ; Medyanın Tekelleşmesi ; Sosyal Medya İzleme

  • [3]

    Ayrıca bkz. İsrail’in Filistin Tezviratı; Propaganda

Atıf İçin

apaBala, A. Z. (2026). Siyonizm. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1355-1357) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadBala, Ahsen Zehra. “Siyonizm”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1355-1357. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Siyonizm" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Okuma Önerileri

KÜRE'ye Sor