
ORCID ID
0009-0000-6902-9731
Kendi kaderini tayin hakkı, “müstakil ve farklı bir kimliğe sahip olduğunu ileri süren bir grubun, kendisini yönetebilme ve yaşadığı toprakların siyasi ve yasal statüsünü belirlemeye yönelik hak veya arzusu” olarak ifade edilmektedir (Evans & Newnhan, 2007: 349). Kimi durumlarda bir “hak”, kimi durumlarda ise bir “ilke” olarak ifade edilen kavramın ne zaman ortaya çıktığına ilişkin uzlaşı söz konusu değildir. A. Cassese bu hakkın kökenlerini Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ne ve Fransız Devrimi’ne kadar götürmektedir (Cassese, 1995: 11, 23). Sonraki 150 yıl boyunca kendi kaderini tayin fikri büyük ölçüde siyasi bir teori olarak varlığını sürdürmüştür. Tüm halklar için öngörülen bir uluslararası hukuk ilkesi olarak kendi kaderini tayinden ise ilk kez, 1945 tarihli BM Anlaşması’nda söz edilmiştir (Aral, 1999: 109). Anlaşma’nın m.1(2) ve m.55 hükümleri, uluslararası toplumun üyeleri arasında barış ve dostça ilişkileri geliştirecek bir ilke olarak bu kavrama açıkça yer verirken sömürgelere ilişkin düzenlemeler içeren 73. ve 76. maddelerde ise kavram dolaylı olarak ele alınmıştır (Ayhan, 2017: 87, 90). Bunun yanı sıra BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi gibi insan hakları sözleşmelerinde ise kendi kaderini tayinin bir hak olarak tanındığı görülmektedir (ICCPR, 1966: m.1; ICESCR, 1966: m.1).Doktrinde kendi kaderini tayin kavramının bilhassa şu üç insan topluluğu için yerleşik bir hak olarak kabul edildiği ifade edilmektedir (Aral, 1999: 109): (1) Sömürge yönetiminde yaşayan halklar, (2) sistematik ırkçılığı bir yönetim biçimi haline getirmiş rejimlerin sultasında yaşayan halklar ve (3) İşgal altında yaşayan halklar (örn: Filistinliler).Filistin’in kendi kaderini tayin hakkının gündeme gelişi, BM’nin kuruluşunun ilk yıllarına tekabül etmektedir. Bu yıllarda Filistin topraklarında siyonizm propagandası ile gelen Yahudi göçmenlerle【1】 bu göçmenlerin gaspçı tavrına karşı mücadele eden Filistinliler arasındaki çatışmalar artmıştır. Bunun sonucunda BM Genel Kurulu, Filistin’in ikiye bölünmesini içeren 29 Kasım 1947 tarih ve 181 sayılı kararını (Taksim Planı) almıştır (Yadak, 2015: 82, 83). Bu kararla Genel Kurul, Filistin’in biri Arap diğeri Yahudi olmak üzere iki devlete bölünmesine ve Kudüs’ün özel bir uluslararası rejime tabi tutulmasına karar vermiştir (General Assembly Resolution 181, 1947: par. 3). Ardından 1949 tarihli ve 194 sayılı kararla, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakları【2】 teyit edilmiştir (General Assembly Resolution 194, 1948: par. 11). Bununla birlikte 181 sayılı karar gereği Filistin‘e bırakılan toprakların çoğu, daha sonra İsrail tarafından işgal edilmiştir【3】. Diğer bir ifadeyle taraflardan devletini kuran yalnızca İsrail olmuştur (Yadak, 2015: 83).Sonraki tarihlerde de BM Genel Kurulu, Filistin’in kendi kaderini tayin hakkını tanıyan çok sayıda karar almıştır. Son olarak 5 Nisan 2024 tarihinde kabul edilen kararla Filistin’in kendi kaderini tayin hakkı yeniden teyit edilmiştir (General Assembly, 2024). Genel Kurul, Filistin’in BM üyeliğinin Güvenlik Konseyi’nde tekrar görüşülmesini ve Filistin’e bazı ilave haklar tanınmasını talep eden 9 Mayıs 2024 tarihli kararında da Filistin halkının kendi kaderini tayin etme ve devlet kurma hakkının bulunduğunu yinelemiştir (General Assembly, 2024: 3). Görüldüğü üzere Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını elde etmelerinin önünde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Zira tüm uluslararası karar ve belgelerde söz konusu hak kabul edilmektedir. Ancak Uluslararası Adalet Divanı’nın 2004 tarihli kararında da vurguladığı üzere Filistinlilerin bu hakkı, İsrail’in çeşitli uygulamalarıyla engellenmektedir. Bu uygulamalardan biri, işgal altındaki Filistin topraklarındaki duvar inşasıdır (bkz. Apartheid Duvarı). Divan ayrıca, işgal edilen topraklarda yasa dışı yerleşim yerlerinin kurulmasını ve bu yerlerin genişletilmesini kendi kaderini tayin hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir (IJC, 2004).Okuma ÖnerileriBatır, K. & Aras, İ. (2012). “Self-Determinasyon Hakkı ve Filistin Devleti Bağlamında Filistin Sorunu”. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi, 1 (1), 146-164.Evren, Eren (2022). “Uluslararası Hukukta Filistin’in Self-Determinasyon Hakkı”. TUİC Akademi. Erişim Tarihi: 09.05.2024, https://www.tuicakademi.org/uluslararasai-hukukta-filistinin-self-determinasyon-hakki/#google_vignette.
Kendi kaderini tayin hakkı, “müstakil ve farklı bir kimliğe sahip olduğunu ileri süren bir grubun, kendisini yönetebilme ve yaşadığı toprakların siyasi ve yasal statüsünü belirlemeye yönelik hak veya arzusu” olarak ifade edilmektedir (Evans & Newnhan, 2007: 349). Kimi durumlarda bir “hak”, kimi durumlarda ise bir “ilke” olarak ifade edilen kavramın ne zaman ortaya çıktığına ilişkin uzlaşı söz konusu değildir. A. Cassese bu hakkın kökenlerini Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ne ve Fransız Devrimi’ne kadar götürmektedir (Cassese, 1995: 11, 23). Sonraki 150 yıl boyunca kendi kaderini tayin fikri büyük ölçüde siyasi bir teori olarak varlığını sürdürmüştür. Tüm halklar için öngörülen bir uluslararası hukuk ilkesi olarak kendi kaderini tayinden ise ilk kez, 1945 tarihli BM Anlaşması’nda söz edilmiştir (Aral, 1999: 109). Anlaşma’nın m.1(2) ve m.55 hükümleri, uluslararası toplumun üyeleri arasında barış ve dostça ilişkileri geliştirecek bir ilke olarak bu kavrama açıkça yer verirken sömürgelere ilişkin düzenlemeler içeren 73. ve 76. maddelerde ise kavram dolaylı olarak ele alınmıştır (Ayhan, 2017: 87, 90). Bunun yanı sıra BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi gibi insan hakları sözleşmelerinde ise kendi kaderini tayinin bir hak olarak tanındığı görülmektedir (ICCPR, 1966: m.1; ICESCR, 1966: m.1).
Doktrinde kendi kaderini tayin kavramının bilhassa şu üç insan topluluğu için yerleşik bir hak olarak kabul edildiği ifade edilmektedir (Aral, 1999: 109): (1) Sömürge yönetiminde yaşayan halklar, (2) sistematik ırkçılığı bir yönetim biçimi haline getirmiş rejimlerin sultasında yaşayan halklar ve (3) İşgal altında yaşayan halklar (örn: Filistinliler).
Filistin’in kendi kaderini tayin hakkının gündeme gelişi, BM’nin kuruluşunun ilk yıllarına tekabül etmektedir. Bu yıllarda Filistin topraklarında siyonizm propagandası ile gelen Yahudi göçmenlerle【1】 bu göçmenlerin gaspçı tavrına karşı mücadele eden Filistinliler arasındaki çatışmalar artmıştır. Bunun sonucunda BM Genel Kurulu, Filistin’in ikiye bölünmesini içeren 29 Kasım 1947 tarih ve 181 sayılı kararını (Taksim Planı) almıştır (Yadak, 2015: 82, 83). Bu kararla Genel Kurul, Filistin’in biri Arap diğeri Yahudi olmak üzere iki devlete bölünmesine ve Kudüs’ün özel bir uluslararası rejime tabi tutulmasına karar vermiştir (General Assembly Resolution 181, 1947: par. 3). Ardından 1949 tarihli ve 194 sayılı kararla, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakları【2】 teyit edilmiştir (General Assembly Resolution 194, 1948: par. 11). Bununla birlikte 181 sayılı karar gereği Filistin‘e bırakılan toprakların çoğu, daha sonra İsrail tarafından işgal edilmiştir【3】. Diğer bir ifadeyle taraflardan devletini kuran yalnızca İsrail olmuştur (Yadak, 2015: 83).
Sonraki tarihlerde de BM Genel Kurulu, Filistin’in kendi kaderini tayin hakkını tanıyan çok sayıda karar almıştır. Son olarak 5 Nisan 2024 tarihinde kabul edilen kararla Filistin’in kendi kaderini tayin hakkı yeniden teyit edilmiştir (General Assembly, 2024). Genel Kurul, Filistin’in BM üyeliğinin Güvenlik Konseyi’nde tekrar görüşülmesini ve Filistin’e bazı ilave haklar tanınmasını talep eden 9 Mayıs 2024 tarihli kararında da Filistin halkının kendi kaderini tayin etme ve devlet kurma hakkının bulunduğunu yinelemiştir (General Assembly, 2024: 3). Görüldüğü üzere Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını elde etmelerinin önünde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Zira tüm uluslararası karar ve belgelerde söz konusu hak kabul edilmektedir. Ancak Uluslararası Adalet Divanı’nın 2004 tarihli kararında da vurguladığı üzere Filistinlilerin bu hakkı, İsrail’in çeşitli uygulamalarıyla engellenmektedir. Bu uygulamalardan biri, işgal altındaki Filistin topraklarındaki duvar inşasıdır (bkz. Apartheid Duvarı). Divan ayrıca, işgal edilen topraklarda yasa dışı yerleşim yerlerinin kurulmasını ve bu yerlerin genişletilmesini kendi kaderini tayin hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir (IJC, 2004).
Batır, K. & Aras, İ. (2012). “Self-Determinasyon Hakkı ve Filistin Devleti Bağlamında Filistin Sorunu”. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi, 1 (1), 146-164.
Evren, Eren (2022). “Uluslararası Hukukta Filistin’in Self-Determinasyon Hakkı”. TUİC Akademi. Erişim Tarihi: 09.05.2024, https://www.tuicakademi.org/uluslararasai-hukukta-filistinin-self-determinasyon-hakki/#google_vignette.
Aral, B. (1999). “Kollektif Bir İnsan Hakkı Olarak Halkların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı”. İnsan Hakları Yıllığı (1999-2000), 21-22.
Ayhan, H. (2017). Kendi Kaderini Tayin ve Kosova. Ankara: Adalet Yayınevi.
Cassese, A. (1995). Self-Determination of People- A Legal Reappraisal. Cambridge: Cambridge University Press.
Evans G. & Newnham, J. (2007). Uluslararası İlişkiler Sözlüğü, çev.: H. Ahsen Utku. İstanbul: Gökkubbe.
Human Rights Council (2024). Right of the Palestinian People to Self-Determination. Erişim Tarihi: 09.05.2024, https://documents.un.org/doc/undoc/gen/g24/065/75/pdf/g2406575.pdf?token=DM7v7eza5TYFReCzFF&fe=true.
ICCPR (1966). International Covenant on Civil and Political Rights. Erişim Tarihi: 09.05.2024, https://www.ohchr.org/en/instruments-mechanisms/instruments/international-covenant-civil-and-political-rights.
ICESCR (1966). International Covenant on Economic, Social and Cultural Rights. Erişim Tarihi: 09.05.2024, https://www.ohchr.org/en/instruments-mechanisms/instruments/international-covenant-economic-social-and-cultural-rights.
ICJ (2004). Legal Consequences of the Construction of a Wall in the Occupied Palestinian Territory. Erişim Tarihi: 09.05.2024, https://www.icj-cij.org/case/131.
UN General Assembly (1947). Resolution 181 (II). Future Government of Palestine. Erişim Tarihi: 09.05.2024, https://www.un.org/unispal/document/auto-insert-185393/.
UN General Assembly (1948). UN Mediator Report, Conciliation Commission to be Established, Jerusalem Status, Refugees – GA Resolution 194. Erişim Tarihi: 09.05.2024, https://www.un.org/unispal/document/auto-insert-177019/.
UN General Assembly (2024). Admission of New Members to the United Nations. Erişim Tarihi: 09.05.2024, https://documents.un.org/doc/undoc/ltd/n24/129/97/pdf/n2412997.pdf .
Yadak, A. (2015). Filistin Halkının Uluslararası Hukuk Kapsamında Bağımsız Bir Devlet Kurma ve Kendi Kaderini Tayin Etme Hakkı [Doktora Tezi]. Ankara: Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü.
[1]
Siyonizm’in Filistin’e kolektif Yahudi göçünü teşvik etmesi için yaptığı faaliyetler için bkz. Aliyah ve İsrail Sorunu
[2]
Geri dönüş hakkı talebiyle gerçekleştirilen barışçıl bir protestoya İsrail’in şiddet kullanarak yaptığı müdahale örneği için bkz. Büyük Dönüş Yürüyüşü
[3]
Detaylı bilgi için bkz. 242 Sayılı Karar , İsrail İşgalciliği , Kudüs’ün Statüsü
| apa | Cörgülüoğlu, H. F. (2026). Kendi Kaderini Tayin Hakkı. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 908-910) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Cörgülüoğlu, Hatice Feyzanur. “Kendi Kaderini Tayin Hakkı”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 908-910. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kendi Kaderini Tayin Hakkı" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri